2007'den Bugüne 87,414 Tavsiye, 27,082 Uzman ve 19,338 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
İrrasyonel Hislerimizin Doğası ve Bir Vaka Üzerinden Önemli Analizler, Mühim Öneriler
MAKALE #4538 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Şubat 2010 | 7,500 Okuyucu
KONUYLA İLGİLİ KISA BİR VAKA ÖYKÜSÜ

"Yıllardır panik atakla başlayıp takıntı bozukluğuyla seyreden yoğun derecede sıkıntı veren bir durum içerisindeyim. 22 yaşında idealist başarılı ve sosyal yaşamında son derece eğlenceli bir insanım. Ancak içimde yaşadığım çatışmalar yüzünden inanılmaz derecede yıprandım. Yıllarca ilaç kullandım. Atarax, lustral,ludiomil,paxil.vb. Panik krizlerim geçmekle birlikte aklıma gelen boğucu düşüncelerden bir türlü kurtulamıyorum. Nerede kötü bişey okur ya da duyarsam sankı ben de yapacakmışım gibi hissediyorum. En son takıntım annemi öldürme korkusu. Hayatta en sevdığim insan olan annemi öldürmekten korkuyorum evet. İnternet üzerinden panik atak hastalıgının belirtilerini okurken gördüğüm bir yazıdan etkilendim ve kendime ''..... bunu da iki gün sonra kendınde çıkartırsın sen '' diye düşündüm, tam da öle oldu. Yaklaşık iki yıldır da bununla cebelleşiyorum. Ancak hiç bir ilacın yalnız başına faydası olmadığını düşünüyorum. (M.D.)

...

Bu sorun üzerinden konuyu ele almamıza, böylece benzer sorunlar yaşayan kişilerin de istifade edebilmesine imkan veren M.D'a öncelikle acil şifalar diliyorum. Şahsen ben herkese lazım olan temel bilgilerin artık birilerinin tekelinde kalmaması, insanların adeta sorunlardan kırıldığı şu buhranlar çağında herkesce pekala bilinebilmesi, böylece biz uzmanların bu bilgilerin çok daha ötesine geçebilmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Bu nedenle, filmin tam da can alıcı sahnesi başlarken reklam kuşağına geçen ya da "arkası yarın" diyen tv. kanalları misali sadece sorunlardan bahsedip sıra tam da çözüme gelince "bir uzmana başvurun" dememeye çalışıyor; uygulanabilirliği yüksek, pratik değeri olan yazılar kaleme almaya çalışıyorum. Bu konuda elimden geldiğince, para ile satılamayacak kadar kıymetli olan ve insanların en temel ihtiyacı olduğunu değerlendirdiğim "faydalı bilgiyi" esirgememeye gayret ediyorum.

Bir danışanım günün birinde, "Hocam ben anlayamıyorum, ruhun ilacı olabilir mi, görünmeyen şey (psişik süreçler) görünen bir şeyle nasıl iyileşebilir ki..." demişti! İlacın faydalı olduğu yerler ve durumlar elbetteki var. Ancak ilaç çoğu zaman psikiyatride tek başına yeterli değildir. İlaç haddizatında ruhsal tedavi kuşunun sadece bir kanadıdır. Oysaki hiç bir kuş tek kanatla uçmaz. Nitekim uçmamaktadır da. Tek kanat belki kişiyi biraz yükseğe çıkartabilir, lakin oradan düşmek daha da örseleyici olabilir. Çünkü kişi, "Yıllardır o kadar ilaç kullandım ama iyileşemedim, demekki hiç bir zaman iyileşemeyeceğim" düşüncesine kapılabilir ki bu türden bir inanç kaybı, motivasyon azalması, güven ve tedavi isteği eksiliği mevcut hastalığı daha da dirençli bir hale getirerek kronikleşmesine zemin hazırlayabilir.

Maalesef ülkemizde son yıllarda, "İlaç dışı psikolojik yardım eşittir terapi" yaygın anlayışının bir uzantısı olarak ortaya konulan "terapiyi herkes yapamaz" şeklinde sakat bir klişe ve yine sanki terapi yapılamayınca ilaç dışı başka hiç bir yardım da sunulamazmış gibi bir garip mantık türedi. Oysa ki bilgi - öneri eksenli danışmanlık ve birebir nitelikli psikolojik destek çoğu sorunda terapiden çok daha gereklidir ve etkilidir. İnsanları sadece ilaca ya da sınırlı bir kaç kişiye mahkum eden böylesi bir statükocu zihniyet yüzünden günümüzde bir çok kişi yanı başındaki uzmanı değil de ötelerde, uzaklarda sandığı; kenarda bucakta çok az sayıda olduğunu düşündüğü belli başlı kişileri arıyor, onlara da haliyle pek çok nedenle ulaşamıyor, sonuçta mağdur oluyor. (Bu konuda daha detaylı bilgi için "Terapi Nedir, Ne değildir? Terapide Mitler ve Gerçekler" adlı makaleme bkz.)

Şimdi sorunun cevabına geçelim. "Faydalı bilgi, şifadır" diye benim sıkça kullandığım bir tespit vardır, yazılarımı okuyanların iyi bildiği. Bakın yukarıdaki öyküde ilgili kişi "içimde şöyle bir his var..." diyor. Bir "his" olarak tanımlıyor yaşadıklarını.

Bu kişinin içinde olan nedir?

His...

"His" nedir peki?

Hisler, "içimize ansızın doğabilen, çoğunlukla mantığı olmayan, bu nedenle de her zaman gerçeği yansıtmayabilen bir duygu türüdür." Evet hisler kör ve çoğu zaman doğası irrasyosnel olan duygulardır.

O halde salt bu ve benzeri bir duyguya bakarak, "Böyle hissediyorum, o halde annemi öldürebilirim" şeklinde düz bir çıkarıma gidilmesi doğru olmaz. Doğru olmaz çünkü "his = davranış" demek değildir. Bu, her sevdiğimiz insanın peşinden sırf "seviyoruz" diye çekip gitmemeye benzer. Gitmemek için bu duygunuzdan illaki kurtulmanız şart değildir. Bunun için, gitmenin sadece duygularınıza bağlı olmadığını bilmeniz yeterlidir.

ÇOK ÖNEMLİ BİR BİLGİ

"Bir şeye yaklaşma biçimimiz o şeyi etkiler. Aynen ateşe yaklaşma biçimimiz gibi. Ateşe yaklaşma biçimimiz ya o ateşi söndürür ya da daha çok alevlendirir. Öyleki bu bizi evimizi yakmaya kadar bile götürebilir."

"Demekki bu duygunuza yaklaşma biçiminiz işin püf noktasıdır, bam telidir."

Bu ve benzeri bir hissin (duygunun) arzettiğim doğasını böyle tanımak yerine sadece görüntüsüne bakarak tehlikeli olarak kabul eder, sözgelimi anneyi öldürme davranışı ile arasında mutlak ve kaçınılmaz bir neden - sonuç ilişkisi varmış gibi bir zihinsel (sanal / hayali) bağ kurarsanız eğer, bu duygu işte o zaman size daha çok baskı kuracak, bu baskıyı siz yine yanlış ve daha tehlikeli olarak yorumlayacak, bu ise sorunuzu tersten besleyerek hem doğal ömrünü uzatabilecek hem de daha fazla derinleştirebilecektir.

Dikkat: Oysa ki hisler ne kadar kuvvetli olursa olsunlar davranışlarımızı tek başına yönlendirebilme ve yönetebilme gücüne sahip değildir. Hisler arkamızdan esen güçlü rüzgarlara benzer. Belki bir süre zorlar, ancak kişi buna pekala direnebilir. Rüzgar da bir süre sonra kendiliğinden kesilir zaten.

Size hemen söylemeliyim ki çok az bir teorik zemini olan bu türden sorunlar için gideceğiniz uzmanların bir bölümü sözü edilen hissinizi muhtemelen yok etmeye çalışacaktır. Yani beyninize bu hissin çok tehlikeli olduğu ve derhal yok edilmesi gerektiği mesajını verebilecektir. Bu ise bahsini ettiğimiz histen daha çok rahatsız olmanızı, bu duygunuzun daha çok direnç göstermesini sağlayabilecektir.

"İyileşme eşittir yok etmek, yok etmek ise hemen ve şimdi..." mantığına dayalı olan böyle bir metod kullanıldığını farkettiğinizde çok dikkatli olmanızı tavsiye ediyorum. Çünkü hislerin mantığına / doğasına aykırı olan bu tarz yaklaşlar birnevi havanda su dövme kabilindendir ki bu durumda ortaya konulacak çaba her ne kadar yoğun ve iyi niyetli olursa olsun, sadece sorun ateşinizi daha fazla yellemekten öte bir sonuç vermeyebilecektir.

Bu arada irrasyonel ve zorlayıcı hisleriniz konusunda sizlere bazı önerilerim de olacak tabiki. Lakin bunları kendiniz için titizlikle uygulayın. Dünyanın en etkili ilacı bile kullanılmadığı sürece hiç bir işe yaramaz, bunu sakın olaki unutmayın. Evet, bihakkın uygulayın ki böylece arzu edilen iyileşmeyi gerçekten haketmiş olabilesiniz. Ve yine unutmayın: "İyileşmek, haketmektir."

İRRASYONEL HİSLERİNİZLE MÜCADELEDE BAZI ÖNERİLER

1. Bu ve benzeri hislerinizi yukarıda bahsettiğim temel bilgi ışığında evvela doğru tanıyın, tanımlayın. Bu kısa bilgiyi en az yirmi kere okuyun ve üzerinde biraz oslun duru düşünün. Durun ve düşünün ki ki bugüne kadar tersine şartlanan beyniniz artık bu yeni bilgiye inanabilsin, onu alıp içselleştirebilsin, böylece olumsuz nitelikli duyguların dönüşümü için kullanabilsin.

2. Bu ve benzeri hislerinizi size sürekli yanlış haber getiren meşhur bir "yalancı" gibi düşünün. Evet son günlerde hisleriniz size ısrarla bir haber getiriyor belki, tamam. Hatta, "Sen en yakınını, anneni öldüreceksin" diyor, o da doğru. Ancak siz sırf bu haberin kiminle alakalı ve ne kadar tehlikeli olduğundan hareketle sadece bu habere değil; asıl bu haberi verene odaklanın, onun ispatlı bir yalancı olduğunu hatırlayın. Böylece ona asla itibar etmeyin, üzerinde durmayın. Üzerinde durdukça bu istemdışı otomatik düşünceyi beslersiniz, besleyince de büyütür, sonra da kendi elinizle büyüttüğünüz canavarın onlarca ton ağırlığındaki yükünün altında kalırsınız.

Bir müddet işinize gücünüze içinizdeki bu hisle devam edin. Ona odaklanarak / takılıp kalarak (savaşmak da aynıdır) hemen hayatınızın merkezine oturtmayın. Kanseri yenenlerin bu illetle gece gündüz savaştıkları için değil; onu yok saydıkları, yokmuş gibi yaşadıkları, bunu başarabildikleri için muzaffer olduklarını anımsayın.

3. Mesela bu türden irrasyonel hisleriniz üzerinde şöyle bir çalışma yapabilirsiniz: Sözkonusu yalancı çoban (his) her geldiğinde hemen tebessüm edin, bu hali üzerinizde en az 1, 2 dakika tutmaya, taşımaya çalışın. Derin derin nefesler alın, tutun, en sonunda ise ağızdan birden bırakın. Böylece suni yoldan bedeni gevşeterek beyninize, "Bak ben bu düşünceye artık eskisi gibi itibar etmiyorum, etseydim bu duygu bütün bedenimi kuşatırdı ama bak öyle olmadı. Üstelik de tam tersi gerçekleşti. Zihnimde sorun olduğu halde bedenim son derece rahat..." mesajını vermiş olun. Amacı sizi korkutmak, ürkütmek ve esir almak olan yalancı çoban sizin bu umursamazlığın karşısında geldiği gibi geri gitsin böylece.

Dikkat: Yalancı inandırdığı sürece bu işe devam eder. Dilenci aldıkça sürdürür dilenme işini. Dilencilik davranışı sonucundan, alma davranışından pekişerek beslenir.

4. Çoğumuzun yaptığı üzere bu hissi beyninize hiç getirmemeye ve/veya geldikten sonra anında uzaklaştırmaya asla çalışmayın. Çalıştıkça, uğraştıkça daha tazyikli geldiğini hissedeceksiniz. Çünkü bu türden sorunlar bazılarımız gibi çok inatçıdırlar. Mücadelenizi, enerjinizi boş yere heba etme pahasına bu tarz bir yolla verdikçe kaygılarınız, korkularınız daha da güçlenecektir ve işte o zaman sorun size bir gol daha atmış olacaktır. Ardından da siz daha hızlı hücüma kalkmak, böylece daha çok açık vererek daha fazla gol yemek zorunda kalacaksınız (işte futbolun bir faydası).

5. Bu konuyu bir kağıda oyun oynar edasıyla ve farklı varyasyonlarda, içine şakavari figürler de katarak, çizimlerle de destekleyerek yazın. "Ben annemi öldürceğim demek... Vay be! Ben ve annem... Bu saçma bi düşünce, bu bir şaka olmalı, evet evet şaka..." gibi cümlelerle bu konu hakkında onu basit, önemsiz ve çocukça bulduğunuza dair iç konuşmalar yapın. Bu tarzda ifadeler kullanın, şekiller ve resimler çizin... Yani beyninize, "Ben bu düşünceye itibar etmiyorum, ciddiye bile almıyorum, alsaydım bunları yapabilir miydim. Bu mümkün mü. Hatta kaçardım, kaçınırdım, ama bak bunu yapmadım..." mesajını verin.

(Olumsuz nitelikli irrasyonel hislere yaklaşımımızı rüyalaramıza yaklaşımımıza benzetiyorum ben. Rüyada başımıza kötü bir şey geldiğini gördüğümüzde bunu çoğunlukla kötüye yorarız, böylece akşama kadar etkileniriz. Ama rüyamızda başımıza iyi işler geldiğinde, mesela rüyada zengin olduğumuzu gördüğümüzde bunu hiç kale bile almayız. "Zengin oldum" diye düşünüp de gidip ev, araba, arsa almaya kalkmayız. İçerik kötü olduğunda sanki rüya değil de gerçek; konu iyi ve güzel olunca ise aynı rüyaya gerçekten rüya gözüyle yaklaşırız. Hislerimize yakalaşımımız da tıpkı buna benziyor. Yani bir çifte standart var sanki.)

Ne demiştim:

"Bir soruna yaklaşma biçiminiz o sorunu etkiler. Çözüm aslında tam da bu noktada yatar."

O halde çözüm soruna yaklaşma biçiminizde yatıyor. Yoksa, her cacığım var diyene tuz alıp koşanlar misali, hemen ve düz bir mantıkla üzerine atlamaya, onu derhal yok etmeye çalışmakta değil... Böyle yapılırsa zaten söz konusu sorun kısa sürede yok olur. (Hemen yok olmasa bile bir süre sonra etkisiz kalır, etkisiz kalınca beslenemez, beslenmeyince de kısa sürede söner, gider.)

Bu tür sorunlarda "sacayağı" mantığı gereklidir. Güvendiğiniz bir uzmandan danışmanlık, yine ilgili uzmandan bireysel nitelikli periyodik / psikolojik destek (danışmanlık bir işin teorisidir, psikolojik destek ise pratiği) ve doğru bir teşhise dayalı ilaç başlanabilmesi ve bunun belli bir süre takibi için uzman hekim (psikiyatrist) gözetimi önemlidir.

İnşallah böylece iyileşme sacının ayaklarının üçünün de sağlam olarak yere bastığı, üzerinde ise sağlık ve mutluluk ekmeğinin piştiği; bu sıcacık ve mis gibi ekmeği ise ailecek paylaşabileceğiniz güzel günler, sıhhatli yarınlar diliyorum.

Psk. İzzet Güllü
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İrrasyonel Hislerimizin Doğası ve Bir Vaka Üzerinden Önemli Analizler, Mühim Öneriler" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     31 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► İrrasyonel (Mantıksız) Düşünceler Psk.Nilüfer ŞİŞMAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,338 uzman makalesi arasında 'İrrasyonel Hislerimizin Doğası ve Bir Vaka Üzerinden Önemli Analizler, Mühim Öneriler' başlığıyla benzeşen toplam 55 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:49
Top