2007'den Bugüne 80,591 Tavsiye, 25,680 Uzman ve 17,970 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Sağlıklı Bir Ödül - Ceza Uygulamasının Anotomisi (Uzman Ebeveyn Yazıları)
MAKALE #4979 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Mayıs 2010 | 4,440 Okuyucu
Dayak ve şiddet gibi olumsuz bir - iki ceza yöntemine duydukları aşırı öfke ile bir genellemeye giden, böylece sağlıklı ödül / ceza yöntemine de tavır alan bazı uzmanlar hariç pekçok kişi / uzman ödül ve ceza yönteminin çocuk yetiştirmedeki yadsınamaz rolü ve önemi konusunda fikir birliği içersindedir. Ancak yaptığım kaba bir araştırmaya göre hiçbir kimsenin (hatta uzmanın) sözü edilen ödül / ceza uygulamasının "nasıl olması" gerektiği hususunda fazla birşey söylediğini görmüş ve duymuş değilim. Daha ötesine geçmeyen bir "Ödül ver, ceza uygula" klişesinin "Eczaneye git, ilaç al" demekle (oysa prospektüs ilacın kendisi kadar önemlidir) aynı sonucu verdiğini gözlemlemiş bir psikolog olarak kliniğimizde, zaman içinde sistematiğini oluşturduğumuz ödül / ceza prosedürünü aşağıda ebeveynlerimizin ve uzmanlarımızın istifadesine sunmayı bir görev biliyorum.

Kıymetli anne - babalar;

"Komşumuz ilaç kullanmış, fayda görmüş" der, kulaktan dolma bir bilgiyle eczaneye gider, oradan rastgele bir ilaç alır ve bu ilacı kafanıza göre kullanırsanız, sonra da "ilaç fayda etmedi" hükmüne varıp şifayı bu sefer de sağda solda, ilaç dışı başka yollarda ararsanız hiçbir fayda elde edemezsiniz. Bu şekilde yaparsanız hem hastalık ilerlemiş olur, hem de istenilen iyileşme hiçbir zaman gerçekleşmez. Malesef ki bir çok ailenin ceza uygulaması konusunda burada anlatılan örnektekine benzer bir hataya düştükleri görülmektedir.

Ceza uygulamasının istenilen sonucu sağlayabilmesi için şu 7 noktaya azami derecede özen gösterilmelidir:

1) Öncelikle uygun bir cezanın seçilmesi. Çünkü her ceza uygun bir ceza demek değildir. Tıpkı her ilacın uygun bir ilaç olmayışı gibi.

2) Sonra, yerinde ve tam zamanında, istenmeyen davranışın hemen akabinde, yani sıcağı sıcağına uygulanması. Birnevi yılan soktuğunda, vücuda zehir girdiğinde anında panzehir enjekte edilmesi gibi. Aradan sekiz - on saat geçtikten sonra bu panzehirin o zehire hiç bir faydası olmayacaktır.

3.Cezayı henüz kızmadan, sakin ruh halindeyken ve çok kısa bir uyarının hemen akabinden vermek!

Dikkat!
Burası Çok önemli!

Sabahları sizi evinizin önünden alan iki ayrı servis düşünün. Birisi var ki gelir gelmez çok kısa bir korna çalıyor ve hemen akabinde beklemeden gidiyor. Bu sürekli böyle devam ediyor. Diğeri ise gelir gelmez önce çok kısa bir korna çalıyor ama gitmiyor. Beklemeye devam ediyor. Bir süre sonra yine korna çalıyor. Daha sonra bu kornayı biraz daha şiddetli ve uzunca çalıyor, yine sizi beklemeye devam ediyor. Ancak dayanamayacağı en son noktada çok çok daha uzun bir korna çalıyor ve o zaman sizi almadan çekip gidiyor. Böyle bir durumda sizin bu iki servis şoförüne göstereceğiniz reaksiyon birbirinden farklı olurdu, değil mi! Mesela birincisi geldiğinde ilk kornayı duyduğunuz anda hemen aşağıya inerdiniz. Çünkü bu düşük sesli ilk kornanın hemen akabinden servisin sizi almadan gideceğini, dolayısı ile işe geç kalabileceğinizi (ceza) iyi bilirdiniz. Böylece ne şoförü ne de kendinizi boşyere yormak istemezdiniz.

Peki ya diğeri geldiğinde!

Diğer servis geldiğinde ilk sesi çok önemsemezdiniz. Çünkü bu şoförün sizi ilk korna sesiyle birlikte bırakıp gitmeyeceğini, bırakıp gitmesi için daha bir çok aşamanın olduğunu, dolayısı ile biraz daha gecikmenin ceza ile sonuçlanmayacağını düşünürdünüz ve her seferinde de bu sınırı / obsiyonu sonuna kadar kullanırdınız.

Yine meseleyi güncel bir örnekle açıklayalım: Eskiden Kışla (Malatya'da bir cadde) caddesine araç parkedildiğinde şoförler bunun hemen ceza ile sonuçlanmayacağını iyi bilirlerdi. Dolayısı ile de araçlarını saatlerce buralara parketmekte bir sakınca görmezlerdi. Çünkü arabayı parkettiklerinde önce polis memuru gelir nazikçe bir uyarırdı. Uzunca bir süre sonra tekrar gelir yine rica ederdi. Saatlerce sonra, bu iyi niyet halen suistimal edilmeye devam ediyorsa şayet, belki ancak ondan sonra bir ceza kesilirdi. Bu yaklaşım haliyle kışla caddesinin sağının ve solunun araçlarla dolmasına mani olamazdı. Çünkü şoförler anılan cezanın çok uzunca bir süre sonra gelebileceğini (hatta bazen hiç gelmeyebileceğini) defarlarca yaşayarak öğrenmişlerdi. Ancak yeni yürürlükte olan "parkettiğiniz andan itibaren anında ceza kesilmesi" uygulaması araç sahiplerinde ciddi bir duyarlılığa neden oldu! Çünkü artık herkes parkettiği andan itibaren bunun bir bedeli olduğunu biliyor ve ona göre davranıyor. (Cezayı göze alıyorsa yine parkediyor, o ayrı mesele)

Aynı şekilde ceza sabredip sabredip de zaman iyice geçtikten, iyice kızdıktan sonra değil; çocuk kuralları ihlal ettiği andan itibaren, sakin bir ses tonundan ve bir defalık kısa bir uyarının hemen ardından gelmelidir. Örneğin; "Hadi oğlum uyku saatin..." dediğinizde çocuk henüz kalkmamışsa anında televizyonun fişini çekmek gibi. Ya da diyelim ki kardeşinin azıcık dahi olsa saçlarını çektiğinde "Bugünkü market gezimiz iptal edilmiştir" veya "Yarın sabahki harçlığın kesilmiştir" demek gibi... Böylece çocuk ceza göreceğini anlamak için sürekli sizin kızma aşamasına gelmenizi beklemeyecek, sakince ağzınızdan çıkacak olan bir "yapma" sözünün bile cezanın ön işareti olabileceğini anlayabilecektir. Böylece ne sizi ne de kendini boşu boşuna yormayacak, hemen bu ilk noktada duracak, daha ileriye gidip sınırları her defasında sonuna kadar zorlamaya kalkışmayacaktır.

Bir psikoloji ilkesine göre zamanda yakın olarak kullanılan kelimeler bir zaman sonra birbirini çağrıştırmaya başlar. Mesela önce "Ahmet" deyip hemen akabinde tokat atsanız bir süre sonra Ahmet sözü -velevki ardından tokat gelmeyecek bile olsa- kişide tokat geliyormuş hissine / tepkisine neden olmaya başlar. Çünkü bir müddet sonra Ahmet’in zihninde Ahmet sözü ile hemen akabinden gelen tokat arasında çağrışımsal bir bağ kurulur. Bu ceza uygulamasında sözkonusu psikoloji yasası baz alınmaktadır.

Yine Düşünün:

Çocuklar niçin ancak kendilerine çok kızıldıktan sonra korkarlar? Niçin ancak çok kızma tepkisi sonrası yaptıkları yanlıştan vazgeçerler? Çünkü kendilerine yönelik bütün cezalar (dayak vb.) genellikle çok kızıldıktan sonra gelir de ondan. Bunun her defasında böyle olduğunu zaman içinde yaşayarak öğrenmişlerdir. Dolayısı ile de yine böyle olacağını düşünürler. Bunu onlara farkında olmadan, "gizil öğrenme" yaşantısı sonucu siz öğretmişsinizdir. Şimdi de bunun tam tersini öğretmelisiniz. Evet çocuğunuza, çok kızmanıza gerek kalmadan da, sakin bir ses tonunun sonrasında da, hatta basit bir ilk uyarının hemen akabinden de ceza gelebileceğini öğretmelisiniz. Bu bir öğretme ve öğrenme işi. Aksi takdirde bir hastanın psikiyatrik hastalığının şifasını üfürükçü hocada araması misali siz de çözümü doktorda, ilaçta, terapide aramak zorunda kalırsınız. Bunu yapmalısınız. Yapanlar var, pekala siz de yapabilirsiniz.

Unutmayın:

Yeryüzünde herhangi bir iş, en az bir kişi tarafından bir defa yapılabilmiş ise bu iş herkes tarafından her zaman yapılabilir!

Evetbunu yapabilir, ağzınızdan sakince çıkacak bir "Yapma yavrum" sözünün hemen akabinden tutarlı bir yaptırım ortaya koyabilirseniz şayet kısa bir süre sonra çocuğun zihninde "yapma yavrum" sözüyle "ceza" arasında çağrışımsal bir bağ kurulacaktır. İşte sözkonusu ceza tam bu noktadan itibaren caydırıcı bir işlev görmeye başlayacaktır.

Unutmayın, ilacı ilaç yapan sadece içindeki maddeler değil, aynı zamanda dozajıdır. Dozajına dikkat edilmeyen bir ilaç zehir tesiri meydana getirebilir. Ceza da öyle.

Belki tam bu noktada bazı ebeveynlerin aklına haklı olarak, "Hhocam, bu iş hep ceza ile mi olacak, peki bu ne zamana kadar böyle sürecek" diye bir soru gelebilir. Cevap olarak derim ki: Araba çalışana kadar! Evet, araba çalışıncaya kadar onu itekleyeceğiz. Çalışınca zaten kendisi gider, hiç meraketmeyin. Oysa çoğu veli hiç de böyle yapmıyor. Oturuyor bir kenara, "Hadi çalış, çalışsana..." demekle arabanın kendiliğinden çalışıvermesini bekliyor.

Birçok ailenin gözden kaçırdığı en önemli noktalardan birisi işte budur: Sözlerinin, uyarılarının, hatta kızmalarının ardından bir ceza gelmeyeceği ya da geç geleceği (unutmayın ki geciken adalet, adalet değildir. Aynı şekilde geciken ceza da ceza sayılmaz) konusunda çocuklarını farkında olmadan duyarsızlaştırmaları.

4) Tutarlı ve istikrarlı olunması, benzer bütün sorun durumlarında aynı şekilde, sabırla, makul bir süre boyunca uygulanmaya devam edilmesi. Cezanın bırakın kendisini, kelimesinin bile yüzü soğuktur. Çünkü bu kelime yüzyıllardan beri kapalı odalara hapsetme, acı çektirme, aç bırakma, şiddet uygulama gibi negatif anlamlarla yüklenmiştir. Oysa bizim önerdiğimiz cezanın bunlarla olan tek benzerliği sadece adından ibarettir. O yüzden bazı ebeveynler, içlerinde otomatik olarak uyanacak olan rahatsızlık hissinden ve aşırı şefkat duygularından dolayı bu işe uzun süre sıcak bakamayabilirler. Böyle bir sıkıntı yaşadığınızı hissettiğinizde öncelikle kötü bir iş yapmadığınızı, bütün bunların çocuğunuzun iyiliği için olduğunu düşünün. Sonra da, çocuğunun ağlamasını istemediği, buna dayanamadığı için "aşı" yaptırmayan, böylece de çocuğuna iyilik değil, aslında kötülük yapan bir kimsenin hatasına düşmemeniz gerektiğini anımsayın.

5. Cezanın tıpkı bir ilacın kullanılmasında olduğu gibi günlük dozlar halinde uygulanması... Mesela bir gün içindeki davranışlarına karşılık bir günlük cezanın verilmesi... Ceza, bir gün ders çalışmadı diye bir hafta boyunca televizyonu yasaklamak gibi ölçüsüzce olmamalıdır.

6. Ceza ile ödülün arasının açık olmaması, genellikle de peşpeşe seyretmesi. İstenmeyen bir davranış bir taraftan günlük olarak cezalandırılırken istenilen davranış ortaya konulduğunda bu davranışın olumlu pekiştireçlerle hemen ödüllendirilmesi de gerekmektedir. Çocuk istenmeyen davranışına karşılık herhangi bir gün herhangi bir ceza görmüşse hemen ertesi gün olumlu bir davranış gösterirse bu sefer muhatap olduğu cezadan kurtulabileceğini, üstelik de ödül alabileceğini bilmeli, buna inanmalı, dahası bunu bizzat yaşamalıdır. Çocuğun ödülün ve cezanın kendi elinde olduğunu, bunun kontrolünün kendisine bağlı olduğunu defalarca yaşayarak anlayabilmesi çok önemlidir.

7. Hastalık artarken ilaç azaltılmaz. Dolayısı ile eğer seçtiğiniz ceza soruna çözüm olmamış ise bu durumda yapılacak şey mevcut cezayı ortadan kaldırmak ve meydanı büsbütün boş bırakmak değil; bu reçeteye ikinci, gerekiyorsa üçüncü, hatta dördüncü bir kalem cezanın daha eklenmesidir. Aynen bir hekimin makul bir süre geçtiği halde faydası ortaya çıkmayan bir ilaca ikinci, üçüncü, dördüncü kalem ilaçları da dahil etmesi gibi. Buna göre takip edilmesi gerekli sıralamanın "varsa evvela bilgisayar kısıtlaması, bu kafi gelmediğinde üzerine günlük harçlık kesme uygulaması, bunlar da işe yaramadığında artı televizyon izleme yasağı, bütün bunlara rağmen cevap alamadıysanız çocuğa istediği şeyleri almamak" şeklinde olmasında fayda vardır.

Dikkat:

Burada, herhangi bir cezanın işe yaramadığı hükmüne varmak için her bir ceza için asgari 1 ay beklenmesi, ancak ondan sonra diğer cezalara geçilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Yine olumlu sonucun nihai anlamda alınabilmesi için gerekli olan süre asgari 1 - 2, azami ise 4 - 5 aydır.

Psk. İzzet Güllü
("Uzman Ebeveyn: Kendi Çocuğunuzun Uzmanı Olun" adlı Kitabımdan)
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sağlıklı Bir Ödül - Ceza Uygulamasının Anotomisi (Uzman Ebeveyn Yazıları)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,970 uzman makalesi arasında 'Sağlıklı Bir Ödül - Ceza Uygulamasının Anotomisi (Uzman Ebeveyn Yazıları)' başlığıyla benzeşen toplam 21 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Metafizik Gevşeme: Gidişatın Analizi ÇOK OKUNUYOR Ocak 2018
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:59
Top