2007'den Bugüne 88,171 Tavsiye, 27,317 Uzman ve 19,454 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Yaygın Anksiyete Bozukluğu (Yab)
MAKALE #5664 © Yazan Psk.Ali GÜLNAR | Yayın Ekim 2010 | 9,527 Okuyucu
YAYGIN ANKİYETE BOZUKLUĞU
Yaygın,hoş olmayan belirsiz bir tehlike hissiyle kendini gösteren ve çoğunlukla fizyolojik belirtilerle birarada görülen bunaltı,herkesin zaman zaman hissettiği bir duygudur.Aynı zamanda ankisyete kişiye tehlikeyi haber veren ve bu tehlikeyle başa çıkması için önlem almaya iten önemli bir sinyaldir,uyarıcıdır.
Anksiyete aynı zamanda kişinin tehlike karşısında uyanık kalarak gereken önlemleri almasına yarar.

Ankisyete ile korkuyu birbirine karıştırmamak gerekir.Korkuda somut bir uyaran varken,anksiyetede bilinmeyen,karmaşık ve içten gelen bir tehdide karşı verilen tepkidir.KOrkuda kesin bilinen ve dıştan gelen bir tehdit vardır.

Korku ve anksiyeteyi bir örnekle açıklayacak olursak;süratle üzerimize gelen bir komyondan duyulan korku,yabancılarla dolu bir salonda konuşma yapma durumu ise anksiyetedir.

Anksiyete kişinin ruhsal ve bedensel bütünlüğünün tehlikede olması sonucu yaşanır.
Anksiyete kişiyi tehlikeye karşı daima uyanık tutarak gerekli önlemleri almasına yardımcı olur.

Kişinin sevdiği birinden ayrılması,çaresizlik,sosyal yada bedensel ihtiyaçlara ket vurulması,cezalandırılma olasılığı anksiyeteye yol açar.
Ankiyetenin iki önemli çarpanı vardır.Kişi anksiyete yaşadığının hem bişişsel hemde fizyolojik olarak farkına varır.Bilişsel olarak anksiyete kişide düşünme,algılama,öğrenmemyi etkiler.Konsantrasyon zorlukları,sağlık düşünememe ortaya çıkar.

Ankisyeteli bireylerde tehlike uyaranlarına sinyallerine karşı seçici gard alma ve tepki verme ortaya çıkabilir.
Ankisyeteli kişide bazı fizyolojik değişiklikler ortaya çıkar.Çarpıntı,nefes almada vermede güçlük,sersemlik,huzursuzluk,titreme terleme,yerinde duramama,hipertansiyon,sık idara yapma olarak sıralanabilir.
Icd-10'a göre tanı ölçütleri

Fizyolojik belirtiler

Çarpıntı
Terleme
Titreme
Ağız kuruluğu,
Nefes almada güçlük
Boğulma hissi
Göğüs ağrısı yada rahatsızlık
Bulantı

Ruhsal durumla ilgili belirtiler

Başta sersemlik hissi,bayılacakmış gibi olma durumu,
Ölüm korkusu
Çıldırma kontrolü yitirme korkusu
Obşeleri gerçek dışı gibi algılama,orada değilmiş gibi yada uzaktaymış gibi görme eğilimi vardır.

Anksiyetenin genel belirtilerinde ise ;

Sıcak yada soğuk basması
Bedenin belli yerlerinde karıncalanma
Kas ağrıları
Huzursuzluk
Yerinde duramama
Ani uyranlara tepki verme,irkilme
Boğazda düğümlenme hissi
Uykuya dalmada güçlük
Konsantrasyon güçlüğü
Endişe gelecekte kötü şeyler olacağı hissi

Dsm-4'e göre tanı ölçütleri

En az 6 ay boyunca günlerinin çoğunda belli sayıda olay yada faaliyetle ilgiliaşırı endişe-kötü bir şey olacakmış hissi-
Kişi endişelenmeyi konntrol etmede zorlanır,
Kolay yorulma
Kas gerginliği
Konsantre güçlüğü
Uyku bozukluğu,verimsiz huzursuz uyku hali

Patalojik anksiyete
anksiyete sürekli halde ve fizyolojik belirtileri ön plana çıkar.kişinin mesleki, sosyal işlevselliğini bozar,kişiler arasında ilişkilerde sorunlar yaşanma boyutunda olduğu zaman patalojik anksiyete diyebiliriz.
Sıklık ve yaygınlığı

Türkiye ruh sağlığı profili araştırmasında yaygın anksiyete bozukluğu %0,7 olarak görülmüştür.
Yaygın anksiyete tanısı alanların çoğunluğu kadın-%67-boşanmış,dul,işsiz,gelir durumu düşük kişilerde daha çok görülmüştür.
Yaygın anksiyete bozukluğunun ortaya çıkışıyla ilgili kesin etkenler saptanmamakla birlikte biyolojik ve psikolojik etkenlerin birlikte olduğu yolunda önemli saptamalar vardır.

Yaygın anksiyete bozukluğunda eştanı olarak depresyon ve panik atak sendromlarıda görülebilir.intihar riski gibi durumlar eştanıya yardımcı olabilir.

Hasta ve aileye yaklaşım biçimleri

Stres ve endişenin ruhsal ve bedensel yapı üzerinde önemli etkileri olduğunu kişiye ve aileye anlatmak gerekir.
Stresin kişi üzerindeki etkilerini azaltmak için bazı beceriler edinmesinin,bazen en uygun rahatlama yolu olduğunu söylemek gerekir
Hastaya günde en az bir kez nefes alma egzersizleri yapmasını önerilmeli
Aşırı endişeli ve karamsar düşünceleri saptamak gerekir
Aşır endişeleri saptarken karşıt düşünceler geliştrimesine yardımcı olun;örneğin çocuğu okuldan eve 10 dk geç kalmış kişinin endişelrine ,karşı düşünce geliştirmesini sağlayarak''arkadaşlarına takılmıştır,bakkala markete uğramıştır diyerek''endişelerden uzaklaşmak gerekir.
Düzenli fiziksel egzersizin faydalarını anlatmak gerekir.

Tedavi

Farmakolojik ve psikodinamik psikoterapiler ve bilişsel davranışçı terapiler hastanın içgörü kazanmasına,düzelmesinde önemli rolü vardır.

Sözkonusu tedaviler sağlık kuruluşlarında alanında uzmanlaşmış psikologlar ve psikyatri uzmanlarının eşgüdümünde olumlu sonuçlar vermiştir.

Sıkça sorulan sorular

Tedavi edilebilir bir hastalık mıdır?

Tedavisi mümkün olan bir ruhsal ve bedensel bozukluktur.

Tedavileri nerelerde yapılmaktadır?

Yaygın anksiyete bozukluğu tedavisi genelde sağlık kuruluşlarında devlet hastahaneleri,tıp fakülteleri ve özel sağlık kuruluşlarında alanında uzmanlaşmış psikologlar ve psikyatri uzmanlarının eşgüdümlü çalışmasıyla olumlu sonuçlar vermiştir.

Bu rahatsızlıkta ilaç tedavisi gerekli midir?

Yaygın anksiyete bozukluğunda fizyolojik göstergelerde olduğu için -uykusuzluk,gerginlik,iştahsızlık,huzursuzluk,sıcak soğuk basması,terleme-ilaç tedavisi kaçınılmazdır.

Yaygın anksiyete bozukluğuna hangi hastalıklar eşlik edebilir?

Genel olarak majör depresyon ve panik atak eşlik eder.alkol ve madde kullanan hastalarında olduğu görülmüştür.

Sadece farmakolojik tedavi yeterli midir?

Hastalığın seyrine göre sadece ilaç tedavisi yetmeyebilir.psikodinamik yaklaşımlı psikoterapiler ve bilişsel davranışçı psikoterapilerde hastalığın olumlu prognoz göstermesinde önemli etkiye sahiptir.

Yaygın anksiyete bozukluğu kimlerde daha çok görülür,türkiyede görülme sıklığı nedir?

Bu rahatsızlık genel olarak kadınlarda %67 oranında görülmektedir.daha çok boşanmış,dul,çaresiz,yalnız yaşayan ,terkedilmiş,sosyo-ekonomik düzeyi düşük kesimlerde görülebiliyor.


ÜLKEMİZDE YAYGINLIĞI %0,7 ORANINDADIR.

BİLİŞSEL VE DAVRANIŞÇI PSİKOTERAPİLER NEDİR?

Bilişsel terapi 1960’lı yıllarda Aaron back tarafından geliştirilen psikolojik tedavi kuramı ve uygulamasının genel adıdır.Başlangıçta depresyon tedavisi için geliştirilen bilişsel terapi daha sonra back’in ardından gelen diğer terapistlerinde katkısıyla birçok ruhsal problem için uygulanmış ve tedavi açısından son derece olumlu sonuçlar alınmıştır.
literatürde bilişsel terapi günlük yaşamın stres yaratan birçok durumunu en hafif biçimde atlatma, kısaca stresle başa çıkma, öfke kontrolü, sinirlilik ,aile ve evlilik terapileri, iletişim becerilerini artırmaktan ruhsal sorunların tedavisine kadar geniş bir uygulama alanı bulmuş ve bunda da çok başarılı olmuş bir yöntem.Yine bilişsel terapinin etkili olduğu ruhsal sorunlar arasında depresyon, Anksiyete(kaygı) sorunları, Panik bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk (saplantı zorlantı), yeme bozuklukları, Cinsel işlev bozuklukları , Psikotik bozukluklar , sosyal fobi, Kişilik bozukluklarını sayabiliriz.

Bilişsel terapi sürekli pozitif düşünme alışkanlığı yaratmak değil-nitekim bu bilişsel terapi için çok hafif bir dildir - gerçekçi düşünme alışkanlığını kazandırmaktır.Biz bu tür gerçekçi olamayan düşüncelere öylesine alışmışızdır ki aslında bunu gerçek düşünce zannederiz.İşte bilişsel terapinin bize kazandırdığı en önemli özelik bireyin alışmış olduğumuz zihinsel (bilişsel) çarpıtmaları bir kenara koyup gerçekçi ve işlevsel düşünme alışkanlığını yaratmaktır.bu terapi ilk aşamada bireyin çeşitli olaylar ve durumlar hakkında zihninden geçen otomatik düşünceleri yakalamasıyla başlanıyor.Birey bu noktada başarılı oldukça bu düşünceler yeniden sorgulanarak terapi ilerliyor.Otomatik düşünceler dedikte, bu otomatik düşünceleri üreten bazı düşünme biçimlerimiz var bunu bilişsel terapinin diliyle söylersek bunlar aslında bilişsel çarpıtmalar yani alışkanlıklarımız gereği farkına varmadan yaptığımız akıl yürütmelerdir.

BU OTOMATİK DÜŞÜNCELER MELİ-MALI YADA YA HEP YA HİÇ TARZINDAN DÜŞÜNCELERDİR.

PSİKOLOG ALİ GÜLNAR
EKİM 2010
MERSİN
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yaygın Anksiyete Bozukluğu (Yab)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Ali GÜLNAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Ali GÜLNAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ali GÜLNAR Fotoğraf
Psk.Ali GÜLNAR
İçel (Mersin)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi22 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Ali GÜLNAR'ın Yazıları
► Yaygın Anksiyete Bozukluğu Psk.Büşra SEZİKLİ
► Yaygın Anksiyete Bozukluğu Psk.Semiha KARADAĞ
► Yaygın Anksiyete Bozukluğu Psk.Özlem AKKEL
► Yaygın Anksiyete Bozukluğu Psk.Çağlayan TUNA
► Yaygın Anksiyete Bozukluğu Psk.Emir Emre DOĞAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,454 uzman makalesi arasında 'Yaygın Anksiyete Bozukluğu (Yab)' başlığıyla benzeşen toplam 26 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Enürezis Nocturna Kasım 2008
◊ Depresyonda Psikoterapi Kasım 2008
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:57
Top