2007'den Bugüne 89,675 Tavsiye, 27,648 Uzman ve 19,669 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Orac Diyeti
MAKALE #667 © Yazan Dyt.Gökmen GÖK | Yayın Şubat 2008 | 5,885 Okuyucu
Vücudumuz tek kök hücreden özelleşmiş milyarlarca hücreden oluşmaktadır. Her hücremiz kendi içerisinde binlerce tepkimenin oluştuğu ve bu tepkimler sonucunda birçok ürünün başka ürünlere dönüştürüldüğü dev bir fabrikadır. Hücrelerimizde oluşan bu olaylar zincirinde pek çok ürün oluşmaktadır. Oluşan bu ürünlerin arasında istenmeyen ve hücrelerimize zarar verebilecek serbest radikallerde oluşmaktadır. Oluşan bu zararlı yapılar hücrelerimizin yapılarında bozulmalara, yıpranmalarına ve daha çabuk yaşlanmalarına neden olmaktadır.

Herkes sağlıklı ve uzun süre yaşamak ister. Vücudumuzun çevreden maruz kaldığı birçok etki sonucunda oluşan serbest radikaller hücrelerimizi hızla yıpratarak daha erken yaşlanmayı, hücrelerinin yapılarındaki bozulmalarla kanser gibi hastalıkların oluşmasına neden olmaktadır.

Yaşam kalitemizdeki artışla birçok kişi daha uzun ve sağlıklı yaşamanın yolarını aramaktadır. Günümüzde popüler olan anti-aging yani yaşlanmanın durdurulması ve gençleşmek olarak tanımlanabilir. Artan yaşam süresi nedeniyle pek çok kişi anti-aging konusunda gazete, tv, dergilerde yaşlanmayı geciktirme ve gençleşme konusunda birçok makaleler yayınlanmaktadır.

1900 yılların başında batıda oluşan uzun yaşam arayışları 1900 yılların ortasında hız kazanmış ve birçok değişik ürün geliştirilmiştir. SPA, çamur banyoları, aroma terapi, bitki banyoları, masajlar, talassotherapy gibi doğal tedavilerin yanında bitkisel ürünlerden oluşan kremler ve özel ürünler kullanılmaya başlandı.

GERÇEKTEN KAÇ YAŞINDASINIZ?

Bayanların yaşları hiçbir zaman artmaz. Sorduğunuzda hep 18 yaşındadırlar… Gerçekte kaç yaşındasınız? Bu sorunun cevabını vermek oldukça zordur. Bir kişinin Takvimsel, psikolojik, metabolik olmak üzere 3 değişik yaşı bulunmaktadır.

Takimsel yaşımız doğduğumuz andan itibaren başlayan ve geriye dönüşümsüz olarak çevrilemeyen yaştır. Takvimsel yaşla vücut kendisi için belirlenmiş evreleri tamamlar. Vücudumuz takvimsel yaşın ilerlemesiyle çocukluk, ergenlik, gençlik, yetişkinlik, yaşlılık dönemlerine doğru ilerler. Geri dönüşümsüz yaş olan takvim yaşımızı durdurmamız şu anki teknoloji ve bilgilerimizle imkansız durumdadır.

Psikolojik yaşımız bizim için belirli dönemlerde değişse de ortalama bir değerimiz bulunmaktadır. Yaşamın zorluklarına göğüs gerdiğimiz kendimizi iyi hissetmediğimiz zamanlarda genç olsak da yaşlanmış ve yorgun hissederiz. İşlerimizin başarılı gittiği kendimizi mutlu hissettiğimiz zamanlarda ise kendimizi genç hissederiz. Metabolik yaşımız ise vücudumuzun kendini hissettiği yaştır. Takvimsel yaşın değişik dönemlerinde vücudumuz o dönemlere göre kendini düzenler. Vücudumuzun işleyişindeki metabolizmalardaki düzensizlikler metabolik yaşımıza etki eder.

METABOLİK YAŞIMIZ NASIL DEĞİŞİR?

Metabolik yaşımız takvimsel yaşımızdan çok daha fazla çıkabilir. Bu bizim bazı noktalarda vücudumuzla iyi geçinemediğimizi ona istediklerini vermediğimizi gösterir. Metabolik yaşın yüksek çıkmasının birçok nedeni bulunmaktadır. Metabolik yaşı yüksek çıkan kişilerde ilk hedef yaşın takvim yaşına getirilmesi sonradan 5 yıllık hedeflerle daha aşağılara indirilmesidir.

Vücut ağırlığı

Artan vücut ağırlığı nedeniyle depolanan yağlar vücudumuza birçok yük getirerek metabolik yaşımızın artmasına neden olur. Artan vücut ağırlığının normal sınırlar altına getirilmesi metabolik yaşta belirli bir oranda düşüşe neden olmaktadır.

Artan vücut yağı

Hatalı beslenme sonucunda tüketilen fazla kaloriler vücudumuzda yağ olarak birikmektedir. Artan yağ miktarı vücut ağırlığında artışa neden olur. Erkeklerde göbek kısmında, bayanlarda kalça ve basenlerde biriken yağlar görünür yağlardır. Görünürde olamayan karın içerisindeki organların etrafını saran yağlanma, damarların dış çevresini ve içerisinde birikirler. Vücutta biriken fazla yağ metabolik yaşın armasına neden olur.
Hastalıklar

Yaşam kalitemizi azaltan pek çok hastalık metabolik yaşın artmasına neden olmaktadır. Şeker hastalığı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, kalp ve arter hastalıkların bir yada bir kaçının oluşması metabolizma üzerinde olumsuz etkilere neden olarak metabolik yaşın artmasına neden olur.

Düzensiz hormonlar

Vücutta belirli bir düzende salgılanan birçok hormonun salgılanan miktarının azalması, artması ya da hiç salgılanması nedeniyle metabolik yaşta artış gözlenir.

• Tiroit hormonlarının düzensiz salgılanması matabolik hızımızın düzensizleşmesine neden olur.
• Büyüme hormonun salgılanmasının azalması yaşlanma belirtilerinin artması, halsizlik, kronik hastalık oluşumunu arttırır.
• İnsülin miktarında azalmayla şeker metabolizmasındaki düzensizlikler sonucunda şeker hastalığının oluşması
• Menopoz sonrasında bayanlarda östrojen salgılanmaması sonucunda kemiklerden kalsiyum kaybı, kemik kırılmaları, vücut yağ miktarında artış, kan yağlarında artışa neden olur.

Sosyal çevre

Kişilerin yaşadıkları sosyal çevre ile kazanılan olumlu olumsuz davranışlar nedeniyle metabolik yaş değişebilir. Düzensiz bir sosyal çevreye sahip kişilerde geceleri dışarıda geçirme alışkanlığı olan bireylerde metabolik yaşta artış gözlenir.


Sigara içmek, alkol tüketmek

Sigara yapısında bulunan bir sürü zehirli maddeyi dumanıyla akciğerlerimiz aracılığıyla vücudumuza alırız. Alınan bu yavancı maddeler hücre yapılarının bozulmasına ve hücrenin hızla yaşlanarak metabolik yaşımızın artmasına neden olur. Sık tüketilen alkol hücrelere zararı vardır. Tüketilen alkolün zararsızlaştırılması için karaciğerimizin normalden daha fazla çalışması gerekir.

Ekonomik nedenler

Ekonomik nedenlerle düzenli beslenememe, tek tip beslenme nedeniyle vücudun ihtiyacı olan vitamin ve minerallerin düzensiz alınması vücudun hızlı yıpranmasına neden olur. Düzenli alınamayan vitamin ve mineraller metabolik yaşın artmasına neden olur.

Yüksek Stres

Vücudun maruz kaldığı yüksek stres nedeniyle metabolik yaşta artış gözlenir. Üniversite sınavına hazırlanan bir kişinin maruz kaldığı stres nedeniyle vücut ağırlığında yaklaşık olarak 20 kg kadar artış gözlenir.

Hatalı ilaç kullanımı

Doktor kontrolünde kullanılması gerenken ilaçların doktora danışılmadan kişiler tarafından hatalı kullanımları, doğru ilaçların hatalı dozlarda kullanılması vücudumuz üzerine stres oluşturmaktadır. Hatalı kullanılan ilaçların etkisiz hale getirilmesi için karaciğerimizin daha çok çalışmasına ve kullanılan ilaçların karaciğere zarar vermesine neden olunabilinir.

Düzenli spor yapmama

Düzenli yapılan spor vücut ağırlığının, vücut yağının korunması vücudun zorlanarak kas miktarının korunmasına neden olur. Artan kas miktarıyla daha çok enerji harcanması ve metabolizma hızında artışa neden olur. Düzenli yapılmayan spor metabolik yaşın artışına neden olur.


Agresif spor yapma

Bir spor dalıyla uğraşma ya da normalden daha fazla uzun süre spor yapan kişilerin bir anda yaptıkları agresif sporu uzun süre yapmadıklarında vücudun alıştığı yüksek temponun düşmesi metabolik yaşta artışa neden olur.

Yaşam şartlarının değişmesi

Alışılan yaşam şartlarının bir anda değişmesi metabolik yaşın armasına neden olur. Öğrenci olan bir kişinin iş hayatına geçmesiyle alıştığı düzenin değişmesi ya da bekâr olan bir kişinin evlenmesiyle yaşam şartlarının değişmesi metabolik yaşın artışına neden olur.

METABOLİK YAŞINIZ NASIL HESAPLANIR?

Metabolik yaşınızı hesaplayan çok özel testler ve formülasyonlar bulunmaktadır. Bu formülasyonları kullanarak metabolik yaşınızı belirleyen özel cihazlarda bulunmaktadır.

HÜCRELERİMİZ NEDEN YAŞLANIR

Hücrelerin yaşlanmasında en büyük etken olarak görülen serbest radikallerin zararsızlaştırılması üzerine daha çok yoğunlaşırdı. Oluşan bu serbest radikallerin oluşum nedenleri ve zararsızlaştırılması üzerine birçok teorem geliştirildi. Bu teoremlerin başında; Hatalı beslenme gelmektedir. Hatalı beslenme sonucunda alınan fazla miktardaki yağ vücuda zararlı maddelerin girişini arttırır. Artan zararlı maddeler serbest radikal oluşumunu arttırır. Hatalı tüketilen karbonhidratlar düzensiz insülin sakınımında ve kan şekeri düzeyindeki dalgalanmalar nedeniyle hücrelerin yaşlanmaları artar.

Birçok nedenle ortaya çıkan şeker hastalığı, kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, böbrek hastalıkları, eklem hastalıkları gibi birçok hastalık yaşam kalitenizin düşmesine neden olur. Bu tür hastalıkların bir ya da birçok değişik nedenle bir birlerini tetiklemeleri yaşam kalitesini ve yaşlanma belirtilerinin daha hızlı oluşmasına neden olurlar.

Yaşamımızda sık karşılaştığımız stres nedeniyle yaşamımız alt üst olur. Artan stres başta beslenme bozuklukları, hastalıkların oluşmasına ve yaşam biçimimizde bozulmalara neden olur. Yaşadığımız çevre ve iş ortamımız nedeniyle maruz kaldığımız yüksek stres psikolojik olarak da kendimizi daha halsiz ve yaşlı hissetmemize neden olur.

Gelişen endüstri ve besin sanayisi her geçen gün birçok yeni ürün geliştirmektedir. Geliştirilen bu ürünlerde memnuniyeti arttırmak için yeni geliştirilen maddeler kullanılmaktadır. Günlük beslenme düzenimizde yer almayan bu maddelerin birçoğunu vücudumuz tanımamaktadır. Yapılan iddialara göre vücut tarafından tanınmayan bu maddeler bağırsaklarımızdan emilemedikleri için vücudumuza alınamamaktadır. Ancak yapılan araştırmaların azlığı, yenilen diğer besin maddeleriyle yapılan değişik bileşiklerle vücuda girmesi olasıdır. Vücudumuz yılda yeni 6000 maddeyle tanışmaktadır. Bu maddelerden bazıları vücutta serbest radikal oluşumunu arttırmaktadır.

Hatalı kullanılan ilaçlar nedeniyle birçok defa vücudumuza gereksiz etken maddelerin alımı ve bilinçsiz kullanıcılar tarafından kendi ilaç dozlarını kendilerinin ayarlamaları nedeniyle fazla miktarda alınan ilaçlar ve hormonlar hücrelerin hızlı yaşlanmasına neden olmaktadırlar.


SERBEST RADİKALLER NASIL OLUŞUR

Serbest radikaller bazı moleküllerin oksijenli tepkimeler sonucunda hücre içerisinde fagositler tarafından hücre dışında oluşmaktadır. Genelde boşta gezen tek oksijen molekülü, hidrojen peroksit, hidroksi bileşikleri serbest radikalleri oluşturmaktadır. Moleküller arasındaki bağların kuvvetliliğini sağlayan çift elektronların bağların kopmasıyla yüksek enerjili kararsız yapılar oluştururlar. Oksijen molekülünün oluşturduğu bu yüksek kararsız yapılara Reaktif Oksijen Türleri (ROS) denir. Bu yüksek kararsız yapılar, daha kararlı olan yapıların çalışma düzenlerini oluşturarak kararlı ancak vücuda zarar verecek yapıların oluşmasına neden olurlar. Elektron kaybederek kararsız hale geçene moleküller hücre zarından elektron çalarak kararlı hale geçerler, yapısından elektron kaybeden hücre zarı yapısı bozularak hücreye zarar verirler. Bir günde hücrede 10.000 üzerinde serbest radikal oluşumu gözlenir. Oluşan bu serbest radikaller antioksidan maddelerle zararsız yapılara dönüştürülürler. Bu dönüşümlerin oluşması için vücudumuzda serbest radikalleri nötralize edebilecek yeteneğe sahip enzimlerin bulunmasıyla zararlı yapılar nötralize edilirler. Nötralize edilemeyen serbest radikaller hücre zarı yapısının bozulması, genetik bilgileri taşıyan DNA üzerinde değişiklikler oluşmasına neden olarak hücrelerin ölmesine ya da hastalık yapıcı kontrolsüz çoğalmasına neden olmaktadır.

Serbest radikaller diğer etmenlerle genelde aşağıdaki nedenlerden dolayı oluşurlar.

• Anabolik ve Katabolik Tepkimeler: vücudun yaşamını sürdürmesi için gerekli birçok ürünü yıkıp yerine yeni ürünler yapması sırasında serbest radikaller oluşturur.

• Hatalı Beslenme: yağlı diyetler, sağlıksız beslenme, alkol tüketimi

• İlaçlar: Aminotriazol, asetaminofen, bleomisin, doksorubisin, hiperbarik oksijen, klonazin, klosapin, 3,4-metilendioksimetamfetamin, nitrofurantoin, siprofloksasin, siklosporin, trisiklik antideprezanlar, troglitazon.

• Metal iyonları: Demir, bakır, kadmiyum, nikel, krom, civa

• Doğal kirleticiler: Asbest lifleri, mineral tozlar, ozon, karbon monoksit, nitrik oksit, nitrojen dioksit, silika, bazı solventler, toksinler, hipoklorit, kükürt dioksit, yangın, PCB, parakuat, dikuat, plumbagin, juglone.

• Radyasyon: Ultraviyole ışık, x-ray, gamma radyasyon


SERBEST RADİKALLER NASIL ETKİSİZLEŞTİRİLİR?

Oluşan serbest radikaller vitamin, mineral ve bazı maddelerle etkisiz hale getirilir. Serbest radikalleri etkisiz hale getiren maddelere antioksidan denir. Antioksidanlar hücrelerde oluşan serbest radikallerle birleşerek yapılarındaki kararsız elektronları kararlı hale getirerek vücudumuza zarar vermesini engeller. Doğal antioksidanlar arasında enzimler (superoksit dismutaz-SOD, katalaz-CAT, glutation peroksidaz-GP, glutation redüktaz, sitokrom-C-oksidaz, hidroksiperoksidaz), makromoleküller (seruloplazmin, transferrin, ferritin, myoglobin, haptoglobilin) ve mikromoleküller (β-karoten, A-vitamini, C-vitamini, E-vitamini, tokoferoller, thiol içerenler, glutation (GSH), N-asetil sistein, metionin, kaptopril, ubiguinon) yer alır.

Antioksidanlar serbest radikalleri dört yolla etkisiz hale getirirler;

1. Süpürme etkisi (Scavenging): Oksidanları daha zayıf yeni bir moleküle dönüştürerek etkisizleştirir. Antioksidan enzimler ve mikromoleküller bu yolla etki eder.
2. Söndürme etkisi (Quenching): Oksidanlara bir hidrojen aktararak inaktive etmesine denir. Vitaminler, flavanoidler, timetazidin ve mannitol bu şekide etki eder.
3. Zincir reaksiyonlarını kırma etkisi (Chain Breaking): Hemoglobin, serüloplazmin ve ağır mineraller oksidanları kendilerine bağlar ve inaktive eder.
4. Onarma etkisi (Repair): Oksidatif hasar görmüş biyomolekülü onarırlar.

ORAC NEDİR?

Besinlerin yapısında bulunan antioksidanların serbest radikalleri nötralize etme özelliği Amerikanda bulunan Tufts Üniversitesinde “Yaşlanmaya Karşı Beslenme Araştırma Merkez”’i tarafından besinlerin anti oksidanları yok etme kapasiteleri (ORAC) saptanmıştır. Her besinin ORAC düzeyleri farklılıklar gösterirken her besinin tüketilebilinen formlarında da farklı ORAC düzeyleri bulunmaktadır.


GÜNLÜK ORAC DÜZEYİMİZ NE OLMALIDIR?

Yapılan çalışmalarda günlük tüketilen besinlerle 3 porsiyon sebze ve 3 porsiyon meyveyle ancak 1200 ORAC düzeyinde antioksidanlar alınmaktadır. Günlük almamız gereken 3000-5000 ORAC antioksidan alınması gereklidir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Orac Diyeti" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dyt.Gökmen GÖK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dyt.Gökmen GÖK'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dyt.Gökmen GÖK'ün Makaleleri
► Kış Diyeti Dyt.Zehra GÖKTAŞ
► Flexitarian Diyeti Dyt.Meltem YAMAN
► Sdm Diyeti Nedir? Dyt.Zülal YALÇIN
► Dukan Diyeti Dyt.Yusuf YAŞAR
► Selülit Diyeti Dyt.Neslihan AKTEPE
► Kan Grubu Diyeti Dyt.Turgay KÖSE
► Dukan Diyeti Dyt.Nilgün AYDIN
► Akdeniz Diyeti Nedir? Dyt.Gökhan ÇELİK
► "İki Can" Diyeti: Gebelikte Beslenme Dyt.Ayşenur ŞAHİN
► Diyeti Bıraktıran Bahaneler Dyt.Hatice KARSLIOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,669 uzman makalesi arasında 'Orac Diyeti' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Mısır Şurubu Şubat 2008
► Posa ve Sağlığımız Şubat 2008
► Lightlar Ne Kadar Light Şubat 2008
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:41
Top