2007'den Bugüne 87,623 Tavsiye, 27,126 Uzman ve 19,373 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Mutluluğun Reçetesi 3y de Saklı: Yaşamı Yaşama Yönteminde
MAKALE #6736 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Nisan 2011 | 6,254 Okuyucu
Kendi haline terkedilmiş bir araba bile hedefine varamıyorken nasıl olur da kendi akışına bırakılmış; neyin, nerede, ne zaman ve nasıl yapılacağının tamamen dış koşullar tarafından belirlendiği bir yaşam bizi sağlık ve mutluluk diyarına götürebilir?

Dünya üzerinde, şu hayatı yaşama hususunda belki de insan sayısınca yol ve yöntem, yaklaşım ve yaşayış biçimi mevcuttur! Ancak sağlığa ve mutluluğa ulaşmak ise maksat bu kadar şanslı değiliz. Çünkü bizi bu hedefe götürecek yol ve yöntemler son derece sınırlı. Tıpkı yer yüzünde milyonlarca yolun olması, ancak bizi bir vilayete ulaştırabilecek olanlarının üçle - dörtle, en fazla beşle sınırlı olması misali.

O halde, “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi farklıdır” sözünde kastedildiği üzere hayatı rast gele, içimizden geldiği, kafamız estiği, şartların zorladığı şekilde yaşamayı terk etmeli, hayatı olması gerektiği biçimde yaşamanın yollarını aramalı ve bulmalı, bulunca da ona göre yaşamalıyız. Tabi ki maksadımız yaşamış olmak için yaşamak değil de sağlığa ve mutluluğa ulaşmak ise.

BİZİ SAĞLIĞA VE MUTLULUĞA GÖTÜRECEK BİR YAŞAMA BİÇİMİ

Bu konudaki önerilerime geçmeden önce doğruluk kıymeti taşıması bakımından temelde iki tür bilgi olduğunu belirtmek istiyorum. (Oysa çoğu kişi sadece bilimsel bilginin doğru olduğunu zannederek yaşar gider) Birincisi belli koşullarla ispat edilen bilimsel bilgi, diğeri de doğruluğu asırlar içindeki güncel gözlemlerle ve tecrübelerle sabit olmuş bulunan gündelik yahut ampirik bilgidir. Bu önerilerim ikinci, yani ampirik bilgi hüviyetinde olup binlerce insanla yapılan klinik gözlem ve görüşmeler neticesinde elde edilmiştir.

SABAH ERKEN KALKMAK

Güne yanlışla değil, bu en temel doğru ile başlayın. O yüzden de sabahları erken kalkın. Üzerinize güneş doğarsa bilin ki ruhunuza kolay kolay huzur doğmaz. Doğsa bile bu çok uzun ömürlü olmaz. Sabah erken kalkmak kişileri bilinçaltı olarak huzurlu ve dirençli yapar. Huzur insanı mutlu, direnç de sorunlara karşı güçlü kılar. Yüreğinizde ferahlık, umutlarınızda tazelik, düşüncelerinizde berraklık, algılarınızda da keskinlik ve açıklık hasıl olur. "Ne alakası var" demeyin sakın...Şu yaşamda neyin ne ile alakası yok ki.

ILIK SUYLA DUŞ ALIN

Hepimiz çoğu şeye belirgin bir faydasını önceleyerek bakmayı alışkanlık edinmişiz. O nedenle yıkanmayı da sadece temizlenme ihtiyacı olarak algılayan bir toplumun fertleriyiz. Oysa yıkanmak sadece bedeni değil ruhu da temizler, arındırır. Temizlenen ve arınan ruh hafifler. Hafifleyen ruh da psikolojimiz üzerinde ağırlık oluşturmaktan kurtulur. Ancak her işin olduğu gibi yıkanmanın da bir yolu yordamı, yani usulü vardır. Temizlikte sıcak suyu, ruhsal arınmada ve hafiflemede ise ılık suyu tercih etmeliyiz.

KİTAP OKUMAK

Yıkanma işine olduğu gibi okumaya da tek bir boyutuyla bakıyor, sadece diploma almak yahut kültürlü olmak için edinilmesi gerektiği zannını taşıyoruz. Halbuki bilgi ruha besleyici gıda, akla da doğru çalışmayı mümkün kılan bir ilaçtır. Her gün düzenli olarak, en az bir saat olmak koşuluyla kitap okuyun.

Beyin boş durmayı sevmez. Sürekli meşgul olmak ister. Siz ona meşgul olacağı şeyleri her gün taze taze vermez iseniz o uğraşacağı bir şeyleri mutlaka bulur. Bunlar da genellikle geçmişte kalan yanlışlar, olumsuzluklar ve "keşkeler" olur. Boş bırakılan, bu nedenle sürekli geçmişe (yeni gıda yok, bari eski besinleri kullanayım adına) kayan, oradan da ha bire olumsuz anıları deşip çıkaran bir beynin ürettiği mahsüller de haliyle pek olumlu olmaz.

Tekrar ediyorum: Bilgi ruhun gıdası, aklın ilacıdır. Gıdasız kalan beden misali bilgisiz kalan ruh da hastalanır. Ruhun bilgisiz kalması nedeniyle düçar olduğu hastalığın adı akut yahut kronik huzursuzluk ve mutsuzluktur. Kronik mutsuzluk ise hastalık üreten bir bataklıktır.

İNANIYORSAN NAMAZ, İNANMIYORSAN YOGA

Allah’a inanıyorsanız namaz kılın, tabiat anaya iman ediyorsanız da yoga yapın. Tercih sizin. (Sırf bu dünyevi yönü için namaz kılmanın uhrevi olarak bir önemi, kıymeti olmayacaktır, onu da bu tercihinizde göz önünde bulundurun tabi ki.) Bu kişisel ve inançsal seçiminiz bir psikolog olarak beni çok ilgilendirmiyor haliyle. Bu tarz bir “ruhen yoğunlaşma, zihnen uzaklaşma, bedenen arınma” uygulamasının çok faydalı olduğu ortada. Yani derin bir konsantrasyon sağlayan, beyni boşa alarak boşaltan, ruhu disipline eden, beyne sık sık dinlenme olanağı tanıyan bu türden bir aktivite mutlaka edinin.

DÜZENLİ EGZERSİZ YAP

Herhangi bir şey yapısına ve maksadına uygun kullanılırsa sağlıklı bir işlev görebilir. Egzersiz, hareket etmeleri için yaratılan eklemlerin ve dokuların yaratılışına / yapısına uygun bir kullanım biçimidir. Diğer bir anlatımla hareket eklemleri maksadına uygun, hareketsizlik de aykırı kullanmak demektir. Maksadına uygun kullanılmayan her şey ya bizzat bozulur ya da –en azından- sizin moralinizi bozar. Atı kedi olarak kullanmaya kalkışır, kediye de yük taşıtmaya çalışırsanız ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınızdır.

YORUCU YÜRÜMELER

Günlük düzenli olarak yürüyüş yapın. Lakin bu yürüme yorucu olmalıdır. Yorulduğunuzun ölçüsü ise oturduğunuzda bacaklarınızda derin bir yorgunluk, hatta ağrı hissetmenizdir. Alelade bir yürüme ile yorucu olan sağlıklı yürüme arasındaki farkı ayaküstü yemek atıştırma ile tam bir doyma arasındaki ayrıma benzeterek daha iyi anlayabilirsiniz. Unutmayın: Her yeme belki yemedir ancak her yeme doyma demek değildir. (Doyma olmayınca da beslenme olmaz. Yiyince değil, doyunca besleniriz.)

RUTİN ZİYARETLER

Artık mezarlıklar şehir dışında, huzurevleri ise çok uzaklarda kaldı. Bilerek ve isteyerek gitmezseniz buralara, hayatın olağan akışının yolunuzu bu yerler ile kesiştirme şansı yok denecek derecede azaldı. Her yiyeceğin bir olmaması misali her yerin ve olayın da değeri aynı değildir. Bazı yiyecekler gibi bazı yerlerin ruhumuzu besleyici değeri fazladır. Bu yerler hayatı ve içindeki olayları doğru algılamamız için dayanmamız gereken en uygun köşe taşlarıdır.

Bir ölçüm işinde (algı da bir ölçme işidir sonuçta) metrenizin ucunu doğru yere (zemine) koymazsanız şayet, çıkan sonuç yanlış olur. Eğer yaşamı ve içindekileri doğru anlama – anlamlandırma işinde algı metrenizin ucunu bu yerlere dayamazsanız çıkan duygusal sonuçlar hatalı olacaktır. (Not: Her ölçmede metreyi sürekli aynı zeminde sabit / çakılı tutmak da hatalı sonuç verir. O yüzden her ölçmede metrenin ucunu sürekli doğru zeminde hareket ettirmek gerekir.).

O halde yaşamı doğru ölçerek doğru anlayabilmek maksadıyla algı metremizin bir ucunu yaşama, ama diğer ucunu mutlaka ölüm zeminine dayamak gerekir. Bir ucu bu zeminden kaydığında, sadece diğer ucu hayat tavanına uzatılsa dahi çıkan duygusal sonuçlar hep sıkıntılı olacaktır.

Aynı şekilde, varlığı ölçeceksek bir ucunu yokluk, rahatı ölçeceksek diğer ucunu sıkıntı ve zorluk, gündüzü kıymetlendireceksek öteki ucunu karanlık zeminine mutlaka koymamız gerekir. Yani 20 yaşın kıymetini doğru takdir edebilmek için 20 yaşında ölmüş bir kişinin bu gerçeğine koymamız gerekir, her şeyi ölçüp kıymetlendirdiğimiz algı metremizin ucunu.

(Oysa çoğumuz “ürkütüyor” diye metrenin bir ucunu sürekli bu zeminden kaçırma derdindeyizdir. Metrenin bir ucu cebimizde, sadece öteki ucu elimizde ölçmeye çabalıyoruz her şeyi. Sonra da bu hatalı ölçümlerle inşa ettiğimiz hayat evi tepemize çöküyor haliyle)

ÇALIŞMAK

Günümüz insanı her şeyin olduğu gibi bu işin de sadece dış yüzüne baktı, hatalı bir seçim yaptı, rahatı yorulmaya tercih etti. Bu aslında sıkıntıyı huzura tercih etmek demektir bir bakıma. Çünkü yorgunluk içinde huzur, rahatlık da can sıkıntısı ve bunalım barındırır. “Allah zalim kuluna adaletsizlik yapmaz, o yüzden iki güzelliği bir arada vermez” derler. (O nedenle huzur ve mutluluk ise aradığınız yorgunluğu çoğaltın; yok sadece bedenen rahatlıksa aradığınız meşguliyetten kaçının, serin bir köşede buz gibi ayran içerek oturmaya devam edin derim ben.)

FAYDALI OLUN

“Kimse kıymet bilmiyor ki” deyip şu değerler işini de alımı satımı yapılan bir ticaret metaı haline getirmeyin. Kıymeti bilinen bir faydadan ekstradan bir de içsel mutluluk bekleyemezsiniz ki. Çünkü bu durumda siz yaptığınız ticaretin bedelini zaten almışsınızdır. Fazlasına hakkınız yoktur. Bu fazlaya ancak karşılık beklemeden verenler ile doymak bilmeyen bir hırsla iyilik yapmaya devam edenler sahip olabilirler ancak.

UZAK DURULMASI GEREKENLER

Kinden, dedikodudan, önyargıdan, kıskançlıktan, kibirden, salt haz odaklı bir yaşam sürmekten uzak durun. Bunlar ruh tarlasındaki dört yandan boğucu, batıcı, acıtıcı, kanatıcı, yakıcı dikenlerdir. Bu her yandan sarmış, kuşatmış dikenli ortamda gül ve çiçek yetişmez.

Bunlar ve dahası olmadan, sadece hayata pozitif bakmakla mutlu olmayı beklemek ağlayan dertli bir adamı topuklarını gıdıklamaya çalışmak suretiyle güldürmeye çalışmakla aynı sonucu verecektir.

(Ununmayın, kaşınmak ancak uyuzluğu artırır. Bu gıdıklama güldürmediği gibi adamın iyice asabını da bozacaktır. Günümüzdeki, halihazırdaki, "Her kaşıntıya anında tarak olma" derdindeki bir çok psikolojik yardıma bir de bu gözle bakmanızı öneririm.)

Unutmayın:

Uygun olmayan akdeniz havzasında sırf elinizde olta ve takım var diye karadeniz hamsisi avlanmaz. Çünkü bir şey bulunmadığı yerde aranmaz. Önce bulunacak, sonra aranacak…

Denemesi bedava, buyrun isterseniz!

Ama uzmanlar öyle mi diyor.

Desinler… Uzmanlar neleri demiyor ki...

Onların işi demek...

PSİKOLOG
İzzet Güllü

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Mutluluğun Reçetesi 3y de Saklı: Yaşamı Yaşama Yönteminde" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     13 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Mutluluğun Sırrı Sol Cebinizde Psk.Dnş.İsa Özgür ÖZER
► Mutluluğun Gerçek Formulü Psk.İzzet GÜLLÜ
► Evlilikte Mutluluğun Devamı Psk.Dnş.Bülent BUDAK
► Aşk Acısı Reçetesi Psk.Gizem HÜNERLİ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,373 uzman makalesi arasında 'Mutluluğun Reçetesi 3y de Saklı: Yaşamı Yaşama Yönteminde' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:43
Top