2007'den Bugüne 87,973 Tavsiye, 27,247 Uzman ve 19,427 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Karar Verme Becerisi 2
MAKALE #6838 © Yazan Psk.Dnş.Ertuğrul AKBAŞ | Yayın Nisan 2011 | 7,862 Okuyucu
Karar kelimesi sözlüklerde “bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı” olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımdaki dikkat çekici nokta kararın bir “düşünme” süresi sonunda oluşmasıdır. Bir başka deyişle “düşünülmeden” hareket etme ya da konuşma karar almak değil, bir anlamda ezberlenmiş, otomatik tepkilerdir.


Karar almak/vermek becerisi bir yanıyla seçim yapmayı bir yanıyla da sorumluluk almayı içermektedir. Seçimdir çünkü kişi karar veriyorsa en az iki şeyden birini seçiyordur. Sorumluluktur çünkü kişi aldığı kararın ya da alınmasında ortak olduğu kararın sonuçlarıyla yüzleşmek durumundadır. Bu anlamda herkes bir karar verdiğinde, “bir davranış yapmayı tercih ettiğinde” kendisine etkisini merak eder, öğrenmek ister. Kısaca sağlıklı karar verebilmek için sorumluluk almak, alınan kararın sonuçlarını ve etkilerini tanımlayabilmek önemlidir.

Gençler için en büyük zorluklardan birisi gelişim dönemlerinin bir sonucu olarak herhangi bir durumda karar vermek, seçim yapmaktır. Dünyayla ve hayatla ilgili deneyimleri kısıtlı olduğu için al(acak)dıkları kararlar onları kaygılandırır. Zaman zaman tüm kararları kendi başlarına vermek isterler fakat bedellerini ödeme konusunda cimri davranabilirler. Zaman zaman ise -başarısız karar verme deneyimlerinin- de etkisiyle birebir kendileriyle ilgili konularda bile karar verme sorumluluğunu almaktan kaçarlar.

Aşağıdaki öykü karar verme becerisini desteklemeniz için size bir fikir verebilir:

Hayata nasıl bakmalı?Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikayet eden; her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı.Hayat, ona göre, çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına. Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi.Bir gün onu mutfağa götürdü. Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu. Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, bir cezveye bir patates, diğerinebir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu.Daha sonra kızına tek kelime etmeden, beklemeye başladı. Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu. Ama o kadarsabırsızdı ki, sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı.Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi. Yirmi dakika sonra adam, cezvelerin altındaki ateşi kapattı.Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu.İkincisinden yumurtayı çıkardı, onu da bir tabağa koydu.Daha sonra son cezvedeki kahveyi bir fincana boşalttı.Kızına dönerek sordu: - “Ne görüyorsun” ?- “Patates, yumurta ve kahve”, diye alaylı bir cevap verdi kızı.- “Daha yakından bak bir de” dedi baba, “patatese dokun.”Kız denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.- “Aynı şekilde, yumurtayı da incele.” Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.En sonunda, kızının kahveden bir yudum almasını söyledi. Söylenileni yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı. Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı: - “Bütün bunlar ne anlama geliyor baba ?”Babası patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de aynı sıkıntıyı yaşadıklarını, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlatti. Ama her biri bu sıkıntı karşısında farkli farklı tepkiler vermislerdi.Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düsmüstü. Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca, yumurtanın içi sertleşmiş katılaşmıştı. Ancak, kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı.- “Sen hangisisin ?” diye sordu kızına. “Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin ? Patates gibi yumuşayıp ezilecek misin? Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracaksın ? Yoksa, kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her olayın duygularınıolgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin ?

Ø “Bulunduğunuz ortamda (aile, okul, arkadaş çevresi) sizinle ilgili ve sizi etkileyen kararlarda ne kadar sorumluluk aldığınızı?” kendinize sorup etkinizi yetersiz buluyorsanız kararlarda daha fazla etki sahibi olmayı deneyebilirsiniz.

Hayatta pek çok seçenekle karşı karşıya kalıp farkında olarak veya olmayarak pek çok kez karar vermek zorunda kalabilirsiniz. Günlük hayatınızda ne yiyeceğiniz, nereden alışveriş yapacağınız, televizyonda hangi programı izleyeceğiniz gibi konularda verdiğiniz kararların yanı sıra eğitsel konularla ilgili kararlar da yer almaktadır. Verdiğiniz kararlar hayatınızın akışını olumlu veya olumsuz yönde de etkileyebilir. Karar verirken “ya o, ya da bu” şeklinde düşünmek yerine karar vermede sırasıyla yapılması gerekenleri uygulamak daha uygun olabilir. Karar verme aşağıdaki şekilde basamaklandırılabilir:
1.Verilecek kararı tanımlayın.
2. Karardan beklediğiniz sonucu belirleyin.
3. Bilgi toplayın.
4. Seçenekleri ve bu seçeneklerin her birinin avantaj ve dezavantajlarını belirleyin.
5. Kararı verin.

Karar verme sürecinde basamaklar kadar stratejiler de önemlidir. Bu stratejiler:
  • İç Tepkisel karar Verme: Seçenekler üzerinde yeterince düşünmeden, içten geldiği gibi karar verme
  • Mantıklı Karar Verme: Karar verirken seçenekler hakkında bilgi toplama, seçenekleri dikkatlice inceleme ve her birinin olumlu ve olumsuz yanlarını değerlendirerek karar verme
  • Bağımsız Kara Verme: Kendi başına karar verme
  • Karasız: Verdiği kararları sık sık değiştirme isteği ve hiçbir karardan hoşnut olmama
Yazdıklarımın daha akılda kalıcı olması için sizi aşağıdaki öyküyü okumaya ve anlamaya davet etmek isityorum.

KARAR VERMENİN BİLGELİĞİ

Bir köyde, yaslı bir adam varmıs.. Çok fakir.. Ama, Kral bile onu kıskanırmıs.. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmıs ki... Kral, at içinihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmis ama, adam satmaya yanasmamıs..

"Bu at, bir at degil benim için.. Bir dost.. İnsan dostunu satar mı?" dermis hep...
Bir sabah kalkmıslar ki, at yok.. Köylü ihtiyarın basına toplanmıs.."Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi.Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yasardın. Simdi ne paran var, ne de atın" demisler..
İhtiyar "Karar vermek için acele etmeyin" demis.. Sadece 'At kayıp'deyin. Çünkü gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiginiz karar.Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir sans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir baslangıç. Arkasının nasıl gelecegini
kimse bilemez.."
Köylüler ihtiyar bunaga kahkahalarla gülmüsler.Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüs.. Meger çalınmamıs, dağlara gitmis kendi kendine.. Dönerken de, vadideki 12 vahsi atı pesine takıp getirmis. Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemisler.. "Babalık" demisler.. "Sen haklı çıktın.. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kusu oldu senin için.. Simdi bir at sürün var.."
"Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar.. Sadece atın geri döndügünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getirecegini henüz bilmiyoruz. Bu daha baslangıç.. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz, kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?.."
Köylüler bu defa ihtiyarla açıkça dalga geçmemisler ama, içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmisler.. Bir hafta geçmeden, vahsi atlari terbiye etmeye çalısan ihtiyarın tek oglu attan düsmüs ve ayagını kırmıs. Evin geçimini temin eden ogul, simdi uzun zaman yatakta kalacakmıs. Köylüler gene gelmisler ihtiyara.. "Bir kez daha haklı çıktın" demisler. "Bu atlar yüzünden tek oglun bacagını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak baskası da yok.. Simdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demisler..
İhtiyar "Siz, erken karar verme hastalıgına tutulmussunuz" diye cevap vermiş. "O kadar acele etmeyin. Oglum bacagını kırdı. Gerçek bu.. Ötesi sizin verdiginiz karar.. Ama acaba ne kadar dogru.. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacagi size asla bildirilmez.." Birkaç hafta sonra, ülke, büyük bir savaşa girmek zorunda kalmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çagırmıs. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oglu dısında bütün gençleri askere almıslar. Köyü matem sarmıs. Çünkü savasın kazanılmasına imkan yokmus, giden gençlerin ya ölecegini ya da esir düsüp köle olarak satılacagını herkes biliyormuş.
Köylüler, gene ihtiyara gelmisler..
"Gene haklı oldugun kanıtlandı" demisler. "Oglunun bacagı kırık, ama hiç degilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oglunun bacagının kırılması, talihsizlik değil, Şansmış meğer.."
"Siz erken karar vermeye devam edin" demis, ihtiyar.. Oysa ne olacagını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oglum yanımda, sizinkiler askerde.. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin sanssızlıkolduğunu sadece Tanrı biliyor."
Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamıs : "Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklın durması halidir. Akıl, insanı daima karara zorlar ve gezi asla sona ermez. Bir yol biterken, bir yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, bir baskası açılır.
Bir hedefe ulasırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta oldugunu görürsünüz."

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Karar Verme Becerisi 2" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Ertuğrul AKBAŞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Ertuğrul AKBAŞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     3 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ertuğrul AKBAŞ Fotoğraf
Psk.Dnş.Ertuğrul AKBAŞ
Bursa (Online hizmet de veriyor)
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi14 kez tavsiye edildi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Ertuğrul AKBAŞ'ın Yazıları
► Karar Verme Becerisi Psk.Dnş.Ertuğrul AKBAŞ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,427 uzman makalesi arasında 'Karar Verme Becerisi 2' başlığıyla benzeşen toplam 31 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Konsantrasyon Sanatı Kasım 2010
► Sınav Taktikleri Kasım 2010
► Motivasyon ve Özgüven Şubat 2010
► Takım Çalışması Aralık 2009
► İletişim Kurma Yöntemi Aralık 2009
◊ Farkında Mısınız? Aralık 2009
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


09:20
Top