2007'den Bugüne 88,462 Tavsiye, 27,379 Uzman ve 19,498 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocuklar Sebzeyi Neden Sevmezler?
MAKALE #7417 © Yazan Dyt.Hatice KARSLIOĞLU | Yayın Eylül 2011 | 7,114 Okuyucu
ÇOCUKLAR SEBZEYİ NEDEN SEVMEZLER?

Bazı çocuklar sebzeyi ağızlarına koymazken, bazıları sebzeyle son derece barışıktır. Sevmeyen niye sevmez, seven niye sever? İşte neden-sonuç ilişkisiyle sebze-çocuk arasındaki ilişkinin kökenleri…

Yapılan son çalışmalar gösteriyor ki, anne, gebelik döneminin 6. ayında hangi besinleri tüketirse, çocuk da ilerde o besinleri daha çok tüketiyor. Sebzelere yönelik çalışmalarda, gebeliğin 6. ayında çiğ ya da pişmiş sebze yiyen annelerin çocuklarında sebzeyi sevmeme gibi bir durum gözlenmemiş. Ancak gebeliğin 6. ayında sebze yemeyen annelerin çocuklarının da ilerde sebze tüketmediği gözlenmiş. Demek ki gebelik dönemindeki beslenme, ilerde çocuğun beslenmesini olumlu ya da olumsuz yönde etkiliyor.

Çocuğun, ek besinlere geçişte sebzeyle tanıştırılmaması da ilerde sebze yememesine yol açan nedenlerden biridir. Ayrıca aileden biri (anne, baba, kardeşler) sebzeyi sevmez ve tüketmezse, çocuk da ailenin o bireyini rol model olarak alır ve sebzeden uzak durur. Ancak bunların hiçbiri olmayabilir. Ailede herkes sebzeyi seviyordur; çocuk, bebeklik döneminde de sebzeyi tanımıştır fakat kreşte ya da okulda arkadaşları sebzeyi ağızlarına koymuyorsa, çocuk da aynı tavrı geliştirebilir. Anne çalışıyor ve çocuğuyla yalnızca yemek vakti daha çok ilgileniyorsa, çocuk bunu bir koz olarak kullanır ve sebze yemeğine karşı bir tepki geliştirebilir. Bunların yanı sıra karnanahar, brokoli, kereviz, lahana gibi bazı sebzelerin kokuları keskindir ve çocuklar da keskin kokulardan hoşlanmazlar. Yalnızca kokusu yüzünden tadını bilmedikleri hâlde o sebzeden nefret edebilirler.

Peki; çocuklara sebzeyi nasıl sevdirmeli? Neler yapmalı? Ailede sebze sevmeyen biri varsa, o kişinin çocuğun yanında sebze hakkında olumsuz konuşmaması tam tersi sebzenin ne denli lezzetli ve yararlı bir besin olduğunu anlatması ve yemesi gerekir. Sebzeyi çocuğunuzun ağzına zorla vermeyin; böyle bir davranış da çocuğu sebzeden soğutur. “Bunu yemek ister misin?”, “Yer misin?” gibi sorular, çocuğa sevmediği bir besini tatma konusunda seçme hakkı olduğu ve kararın kendisine ait olduğu fikrini verir; genelde de yanıtı “Hayır!” olur. Bu yüzden bu soruyu sormaktan kaçının. Sormayın ama yememeyi tercih etse bile sofranızdan sebze yemeklerini ve salatayı eksik etmeyin. “Çok güzel, biraz yer misin?” yerine “Yalnızca tadına bak’’ dendiğinde çocuklar o besinin tadına bakabiliyor.

Yapılan çalışmalar gösteriyor ki, sofrada sürekli yeri olan bir besin (en az 8-10 kez konulan), bir süre sonra çocuk tarafından tadına bakma merakını uyandırıyor. Oysa aileler çocuk birkaç kere reddettiğinde, bir daha çocuğun karşısına o besini çıkarmıyor.
Burada önemli bir nokta da şu: Çocuklar sebzeyi tanımalı. Tanırlarsa sever ve tüketirler. Bahçeniz varsa, bahçede beraberce sebze fidanı dikebilir, sebze tohumu ekebilirsiniz. Balkonda saksıda da yapabilirsiniz bunu… Beraber manava gidip çocuğunuzun sebzelere dokunmasını, hissetmesini, koklamasını sağlayabilirsiniz. Evde sebze yemeği pişirirken ondan yardım isteyebilirsiniz; sebzelerin yıkanmasına, doğranmasına, güzel bir sunumla sofraya getirilmesine yardım edebilir. Baklaları ortadan ikiye bölebilir, bezelyeleri kılıfından çıkarabilir, domatesleri yıkayabilir, soğanı pempeleşinceye kadar kavurabilir, dolmalık biberin şapkasını kesebilir, salata malzemesini doğrayabilir, onları birbirine karıştırabilir, makarnanın üzerine sebzelerle süslemeler yapabilir.
Anne ve babaların sebat etmesi gerekiyor. Obezite giderek büyüyen bir sorun. Çocuğunuz normal ağırlıkta ya da çok zayıf olabilir. Ancak bu demek değildir ki ilerde obez olma riski yok! Hem obeziteye karşı bir önlem, hem de çocuğunuzun bağışıklık sisteminin gelişmesi için günlük posa ihtiyacını karşılayan, kansere ve diğer pek çok hastalığa karşı koruyucu olan sebzeyi, pişirerek ya da çiğ olarak, çocuğunuzun günlük beslenmesinden eksik etmeyin.

Çocuklar neden her sabah düzenli kahvaltı yapmak zorundadırlar? Kahvaltı alışkanlığını edinmedikleri takdirde, onları ilerde ne gibi sorunlar bekler?
Düzenli kahvaltı yapılmadığı takdirde, beynin gereksinimi olan enerji karşılanamaz. Bu durumda yorgunluk, baş ağrısı, dikkat eksikliği gibi sorunlar baş gösterir. Kahvaltı alışkanlığı edinmemiş çocukları, ilerde beklen en temel sorun, obezitedir. Ayrıca akşam yemeği ile kahvaltı arasında yaklaşık 10- 12 saat aralık vardır. Açlık durumunda beyne enerji sağlayan kan şekeri en alt düzeydedir. Deney hayvanları ve insanlar üzerinde yapılan çalışmalardan sağlanan veriler, kan şekerinin yeterli düzeyde olmasının, öğrenme ve anımsamayı içene alan birçok beyin ve davranış işlevlerini düzenlediğini gösteriyor. Genç kızlar üzerinde yapılan araştırmada kahvaltı edenlerin testlerden aldıkları puan, etmeyenlerden yüksek bulunmuştur. Başka bir çalışmada kahvaltı yapan gençlerin dikkat ve konsantrasyonunu geliştiği gözlenmiştir. Sürekli fast food tüketiminin zararları nelerdir?

Fast food besinler; ucuz, hızlı, kolay ulaşılabilir ve lezzetli olmaları nedeniyle, çocukların v e ebeveynlerin daha fazla tercih ettiği bir besin türüdür. Normalden daha fazla yağ içerirler. Bu besinlerin yapımında, uzun süre dayanıklılık için, ayrıca görünümünde bir değişiklik oluşmaması için katkı maddeleri kullanılır. Pişirirken kullanılan yöntemler de kanserojen madde oluşumuna neden oldukları için tehlikelidir. Besin değeri olarak da yeterli ve dengeli beslenme için gerekli ölçütleri taşımazlar; vitamin ve mineral açısından zengin değildirler. Kişinin ihtiyacından daha fazla yağ ve şeker içerirler. Bundan en çok zarar gören çocuklardır. Büyüme ve gelişme döneminde çocuklar, canlarını çektiği besine değil; sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebileceği besinlere yönlendirilmelidir.
Süt içmek neden çocukluk çağında edinilmesi gereken bir alışkanlıktır?
Süt, vücudun ihtiyacı olan 3 temel besin ögesini taşıyan tek besin grubudur: Karbonhidrat, protein ve yağ. Kalsiyum yönünden en zengin besin kaynağıdır. Birçok besinin içinde kalsiyum vardır. Örneğin sebze, meyve, ekmek, peynir de kalsiyum içerir. Ancak kişinin günlük 800 mg kalsiyum ihtiyacını karşılamak için en az 3 kg elma yemesi gerekir. Oysa günde 3 bardak sütle kalsiyum ihtiyacı karşılandığı gibi çok fazla kalori de alınmamış olur. Öte yandan, peynir de kalsiyum yönünden zengindir. Ancak 100 gr peynirdeki kalsiyum, 1 bardak sütteki kalsiyumuna denktir. Bu durumda kişinin günlük kalsiyum ihtiyacını karşılamak için 300 gr peynir yemesi gerekir. 1 bardak tam yağlı sütte 114 kalori vardır ama 100 gr tam yağlı peynir 280 kaloridir. Ayrıca, bu miktarda peynirde doymuş yağ oranı çok yüksek olduğundan, bu da kolesterolün yükselmesi anlamına gelir. Çocukların -yaşa göre değişmekle birlikte- ergenlik döneminde 1.200 mg kadar kalsiyum tüketmeleri gerekir. Çünkü kemik ve diş gelişimi için kalsiyuma ihtiyaç vardır. Aynı zamanda 30 yaşına kadar yeterli kalsiyum alınmış ise, bu, ileriki yaşlarda kemik erime olasılığını düşürür ya da tamamen ortadan kaldırır. Süt, glisemik indeksi düşük besin olmasından dolayı tokluk hissi verir. Bu da daha fazla besin tüketimini engeller. Ancak günde 1-2 litre süt tüketimi de kansızlığa neden olur.

Sebze tüketiminin çocuklara yararı nedir? Çocuklara sebzeyi nasıl sevdirebiliriz?

Çocukların sebzeyle ne zaman ve nasıl tanıştıkları, sevmelerinde önemli bir unsurdur. Aile fertlerinden birinin sebze sevmemesi çocuğun da sevmemesine neden olabilir. Ailenin çocuğa bu yönde örnek olması gerekir. Pazardan, manavdan alış veriş yaparken, çocuğun besinlerle tanıştırılmasında yarar vardır. Çocuğun sebzelere dokunması, onları koklaması ve hatta seçerek alış verişi yapması, çocuğu sebzeye yaklaştıracaktır. Keskin kokulu sebzeler, çocuğun hoşuna gitmeyebilir. Üzerine gitmemek gerekir. Aynı şekilde sevmediği sebzeleri tüketmesi konusunda da ısrar etmemek gerekir. Sevmediği sebzeler, etli yemeklerin, böreğin ya da markanın içinde sunulabilir. Sebzeden oluşan bir akşam yemeği, zevkli bir masa düzeni ve sebzelerden oluşturulmuş figürlerle ilgi çekici, eğlendirici ve iştah açıcı bir hâle getirilebilir. Sebzelerin yetiştiği yerler -ağaçta mı, yerde mi- ve hangi yöreye ait oldukları gibi bilgilerle merak uyandırılabilir. Ebeveyn, çocuğuyla birlikte sebzeler konusunda araştırma yapabilir. Evde saksıda yetiştirebilecek sebzelerle, bitkinini gelişimi izlenebilir. Sebzelerin vücuda yararlarını ve etkilerini anlatmak, çocuğun ilgisinin ve tüketim isteğinin artmasına neden olacaktır.

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklar Sebzeyi Neden Sevmezler?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dyt.Hatice KARSLIOĞLU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dyt.Hatice KARSLIOĞLU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dyt.Hatice KARSLIOĞLU'nun Makaleleri
► Çocuklar Nasıl Beslenmeli ? Dyt.Meltem YAMAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,498 uzman makalesi arasında 'Çocuklar Sebzeyi Neden Sevmezler?' başlığıyla benzeşen toplam 92 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► D Vitamini ve Obezite Kasım 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


01:27
Top