2007'den Bugüne 88,181 Tavsiye, 27,321 Uzman ve 19,457 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Mahkeme: Bir Kısım Psikiyatri. Yargıç: Bazı Kutsal Psikiyatristler. Suç: Gerçekleri İfşa Etmek. Fail: Bir Psikolog
MAKALE #7652 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Ekim 2011 | 4,001 Okuyucu
Yazılarıma uzun zamandan beri beklediğim agresif tepkiler gelmeye başladı nihayet. Bu cevapların ekseriyetle kişisel saldırı tarzında -maalesef ki- kirli, zaman zaman da hakaret boyutunda olduğu görülüyor. Oysa ben sadece bel altına vurulmasını değil; ciddi, bilimsel temelli ve mantıklı cevaplar bekliyordum.

ABD’de okuduğunu söyleyen bir hekim yazılarımdan oldukça rahatsız olmuş. Yazılarımı sitesinde yayınlayan ve ülkemizin en saygın, en tanınmış bilim adamlarından birisi olan bir Profesör bir hocamıza -güya- akıl vermeye kalkışıyor, “Hocam yalvarıyorum size o yazmasın sitenizde. Ben size yazacak birini bulurum. Hatta ben yazarım isterseniz” diyor,

Tüm bu “zavallı” çabalara sadece üzülüyorum. Yazılarımın, "Siteden kaldırın lütfen" şeklinde yansıyan bir hazım sorununa yol açacağını, içerdiği gerçeklere ancak psikolojik baskı ve kişisel saldırı ile karşı konulabileceğini (bu tıpkı evrim teorisi karşıtı görüşlerin okutulmasının kanunen yasaklanmasını isteme bağnazlığına benziyor. Bu yasak da belli mahvillerde bilim adına savunuluyor, malum. Sahi bilim özgürlük ve kuşkuculuk değil miydi!) biliyordum ancak birilerini yalvartacak derecede tesirli olacağını açıkçası tahmin etmiyordum.

Bu hekim kişisel saldırı ve narsistik unsurlarla dolu cevaplarında özetle şunları diyor:


1.Psikiyatrinin dahiliyeden farkı yoktur. İkisi de tıp dalıdır, dolayısı ile psikiyatride her sorun tıpkı dahiliyede olduğu gibi ilaçla tedavi edilir.


2.Terapi bir tedavi tekniği değildir.


3. Psikologlar sadece iknacıdır (Üfürükçüden esinlenerek bu tabiri bulmuş olmalı )


“Biyopsikososyal temel, multifaktöriyel yaklaşım, çok eksenlilik, psikolojik süreçler, ekip çalışması” gibi en temel gerçekleri bile bilmeyen (aslında bilmek istemeyen) bir kişinin bu iddialarına ülkemizde hiç kimsenin, hatta tek bir psikiyatrstin dahi “evet, doğru” diyebileceğini sanmıyorum. O yüzden bilgi, samimiyet ve iz’an yoksunu bu zırvalara buradan zaman ayıracak değilim.


Asıl dikatleri çekmek istediğim nokta şu: Bazıları uzman etiketi altında ve, “Kol kırılır yen içinde kalır” alışkanlığı içersinde bir kısım gerçeklerin ifşa edilmesinden nasıl da rahatsızlık duyuyorlar! Bu uğurda nasıl da en temel gerçekleri bile göz göre göre, gözümüzün içine baka baka çarpıtma yoluna başvurabiliyorlar!

Sizce bu öfke ve kin dolu yaklaşımın toplum kaygısından kaynaklandığı düşünülebilir mi?


İlaçları ve hastalıkları kastederek, “Tıp içindeki bir meseleden 4 yıl eğitimli bir psikolog ne anlar ki! Hem 10 yıl eğitim almış bir uzman olan bana cevap yetiştiremezsiniz” diyen bir "narsistik hastaya" sadece şu iki gerçeği hatırlatmakla yetiniyorum.

1. Özetle, “10 yıllık tıp eğitimi olmadan ilaçlardan ve hastalıklardan kimse anlayamaz” deniyor. Peki ilgili hekim ilaç firması mümessillerinden ilaçları öğrenirken, etki mekaznizmasını, komplikasyonlarını, hangi dozda başlanacağını vs. bu tıbbi mümessillerden öğrenirken ne düşünüyor? "Sen ne anlarsın" diyerek buna karşı çıkıyor mu?


2. 4 yıl eğitimli bir eczacının ilaç verebilmesini nasıl buluyor peki? Madem hekimden başka kimse ilaçtan anlamaz, öyleyse eczacılar anlamadıkları bir işi mi yapıyorlar? İlaçtan sadece hekimler anlıyorsa ilaç satma yetkisi neden hekimlere değil de eczacılara verilmiştir? “Yazıktır, onlar da ekmek yesinler” diye mi?


İlaç dokunulmazlığı olan kutsal bir kase / madde değildir. Bu anlayış, “Dini kiliseden başkası bilmez” denilen ortaçağ tutucu anlayışının bir devamıdır. Sadece kilisenin anladığı bir din sonunda hangi noktalara geldi, toplumu da beraberinde nerelere götürdü, bunu tarih okuyan herkes bilir. İlacı hekimler başta olmak üzere eğitimini alan herkes, mesela tıbbi mümessiller (hatta psikiyatristlere yarım saatte öğretecek kadar), eczacılar, farmokoloji dersi gören biz psikologlar gibi bir çok meslek elemanı tanır, bilir. Dolayısı ile de görüş beyan edebilir. Sadece ilgili kanunlarımıza göre ilaçla tedavi yetkisi hekime verilmiştir. Bu, iddia edildiği gibi, “Hekimden başkası ilaçtan anlamaz” demek değildir. Görüldüğü üzere mümessiller ve eczacılar da anlıyorlar ki biri hekime ilaç eğitimi, diğeri de hastalara ilaç verebiliyor. (Kaldı ki Türkiye’nin ilk farmokologlarından birisi kendisinden üniversitede bir dönem ders de aldığımız bir hocamızdı ve kendisi psikolog idi).

Eğitimi ve öğrenmeyi sadece üniversite ile, hatta tek bir fakülte ile özdeşleştiren, onun dışındaki tüm yolları kapalı zanneden (hele de şu hızlı erişim asrında) bu tür kişilere bu kadar cevap yeter diye düşünüyor, yazıma devam ediyorum.


Yazılarımda -alanım olmadığı için- tıp biliminin içeriğinden değil; psikiyatrinin uygulama sahasındaki yanlışlarından söz ediyorum. Birilerinin dediği gibi bunun için 4 ya da 10 yıl eğitimli olmak değil; vicdanlı olmak, ahlaklı olmak, etik olmak, toplum çıkarını kişisel ve mesleki çıkar kaygılarından önde tutabilmek gibi kişisel meziyetler gerekiyor. Yani yazdıklarım bir eğitim süresi ve niteliği meselesi değil; kişisel duruş ve erdem meselesidir.


Bunu mesleki ego ve kişisel hırs gibi duygularla gözü dönmemiş, zaman içinde vicdanı sönmemiş, basiret gözü körelmemiş herkes anlar. O bakımdan hakkımdaki, “Eğitimi ne ki” türü kaba, saygısız ve gerçeklik kaygısı gütmeyen şahsi polemiklere itibar etmiyorum. Sadece, “İnşallah çok az hekim böyledir” diye temenni ediyorum. Yoksa, “Vah halimize” diye ekleyerek tabi ki.


ŞİMDİ DE BİLİMSEL OLARAK SORUYORUM


1. Tüm bilimsel kaynaklarda ve literatür çalışmalarında geçer: "Psikiyatride tanılama ve tedavi görüşmesi asgari 40 - 45 dakikadır."

Peki hastaların gerek tanılama gerekse tedavi müdahaleleri yıllardır neden en fazla 5 dakikada yapılıyor? Yazılarıma “toplum sağlığı adına” diyerek tepki gösterenlerin sağlık gibi son derece hayati bir sahadaki bu vahim soruna yine “toplum namına” bir kez olsun gösterdikleri bir tepkileri veya sergiledikleri bir çabaları olmuş mudur? Olmadıysa (ki olmamıştır) bu çelişkiyi nasıl izah edeceklerdir?


2. Tüm psikiyatri kaynaklarında geçer: "Bu alanda doğru tedavi “ilaç artı terapi” dir."

O halde “toplum adına” diyerek yazılarımdan deliye dönenlere, “O yazmasın, biz size yazacak başka birini buluruz” diyenlere, yani karanlık ve loş odalarına ışığın girmesinin getireceği aydınlıktan korkanlara sormak lazımdır:

Bu en temel gerçeğe rağmen yıllardır ruhsal tedavileri niçin sadece ilaca indirgeyerek eksik bıraktınız?

Salt ilaçla yürütülen bir tedavi eksik, eksik bir tedavi ise sağaltımdaki başarı olasılığının düşmesi demek değil midir? Tedavi etkinliğini düşürmek iyileşmeleri geciktirmek hatta imkansız bir hale getirmek, böylece hastaları mağdur etmek, ilaç tüketimini artırmak suretiyle devleti zarara sokmak değil midir? Tüm bunlar ise sadece bilimsel yahut etik bir ihlal değil, aynı zamanda suç değil midir? Bu vahim sorunlar bir çift yazısı yahut itirazı olan tek bir kişi çıkmış mıdır?


3. Yine literatürde geçer: "Ruhsal yardım bir ekip çalışmasını gerektirir."

Peki ruhsal yardım bir ekip işi olduğu halde ruhsal yardımı yıllardır neden tek başınıza sundunuz? Bunun yol açtığı vahim sorunlara bir kez olsun tepki koyabildiniz mi?

Toplum adına hareket etmek bunu gerektirmezmiydi? Yazılarıma "toplum namına..." bu denli duyarlı olanların bu çok daha vahim sorunlara da aynı oranda duyarlı ve tepkili olmaları gerekmez miydi?


4. Bu saydıklarımdan hangisi bilime ve gerçeklere aykırıdır?


Bunları ve çok daha fazlasını tespit etmek için uzun tıp eğitimi değil; insanlık eğitimi ve onuru gerekir.


Bunu zamanında gösteremeyenlerin, yukarıda saydığım gerçeklere sadık davranamayanların yazılarıma bilim, etik, toplum namına diyecek hiç bir sözleri olamaz!


Yazılarımı bir ışık hüzmesi yapıp, “Bilim, tıp, 10 yıl, sen kimsin, ne anlarsın, dünya, camia” vb hücumlarla dışardan kimsenin sokulmadığı bu tıbbın karanlık odasını aydınlatmaya, toplumu bu aydınlığın ferahına kavuşturmaya devam edeceğim.

Tabi ki bunu elimden geldiğince yapacağım. Ve elimi vicdanıma koyarak, ağzımdan çıkanı kulağım duyarak, yaptığım işin ahlaki sorumluluğunu taşıyarak tabi ki!


Psikolog
İzzet Güllü
MDH
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Mahkeme: Bir Kısım Psikiyatri. Yargıç: Bazı Kutsal Psikiyatristler. Suç: Gerçekleri İfşa Etmek. Fail: Bir Psikolog" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     7 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Psikiyatri ile Savaşmak Psk.İzzet GÜLLÜ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,457 uzman makalesi arasında 'Mahkeme: Bir Kısım Psikiyatri. Yargıç: Bazı Kutsal Psikiyatristler. Suç: Gerçekleri İfşa Etmek. Fail: Bir Psikolog' başlığıyla benzeşen toplam 23 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:10
Top