2007'den Bugüne 89,843 Tavsiye, 27,674 Uzman ve 19,689 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Reaktif Hipoglisemi ile Kilo Artışı Arasındaki İlişki
MAKALE #7655 © Yazan Dyt.Hatice KARSLIOĞLU | Yayın Ekim 2011 | 35,619 Okuyucu
REAKTİF HİPOGLİSEMİ İLE KİLO ARTIŞI ARASINDAKİ İLİŞKİ

Bazılarımız, yemek yedikten sonra kendini bitkin ve hâlsiz hisseder. Oysa yemek yemek insanı canlandırır diye düşünebilirsiniz. Hipoglisemi hastalığının pençesinde olanlar için durum böyle değildir. Hipoglisemi, kan şekerinin normal değerlerin altına düşmesidir. Karbonhidrat alımı pankreastan aşırı insülin salınımını uyarırır. Yemekten 2 ilâ 4 saat sonra oluşan hipoglisemi ise “reaktif hipoglisemi” adını alır.

Doğuştan kimi metabolizma hastalıkları, hipotroid (tiroid bezinin az çalışması) ve haşimato (tiroid bezi iltihaplarının en yaygını) gibi rahatsızlıklarda görülen, ancak nedeni veya kökeni bilinmeyen “reaktif hipoglisemi”, çağın hastalığı olmasına karşın ne yazık ki çok da dikkate alınmıyor. Bu hastalığı en basit anlatımla dürtüsel şeker düşmesi olarak tanımlayabiliriz.


Türk Diyabet Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık, reaktif hipoglisemi hastalığının, Türkiye'nin yeni kronik hastalığı olduğu görüşünde… Bağrıaçık, “Cemiyetimize müracaat eden her 100 hastanın 8'inde hipoglisemi buluyoruz. Özellikle 20-35 yaş arasındaki genç kadınlarda… Diyabet Cemiyeti'nde 3 bine yakın hasta var” diyerek, hastalığın önemine dikkat çekiyor.

Başkan Bağrıaçık, reaktif hipoglisemiye yakalanan hastalarda genelde açlık şekerlerinin 70 miligramın altında olduğunu kaydediyor ve ekliyor: “Hastalara tatlı veya karbonhidratlı bir gıda verirseniz, 2 saat sonra bu şeker 40'a, 50'ye düşüyor. Halbuki normal insana tatlı yedirseniz şekeri 130- 140'a çıkar.”

Bir sabah uyandınız. Güne, zayıflamak konusunda çok kararlı bir şekilde başladınız. Diyet reçetenize uyarak kahvaltınızı yaptınız, öğle yemeğinizi yediniz. Ancak saat 16.00’dan sonra mideniz hafiften kazınmaya başladı. Biraz meyve ya da su içerek açlığınızı bastırdınız. Sıra akşam yemeğine geldiğinde ise işler kontrolden çıktı. Ne kadar yeseniz de bir türlü doymuyorsunuz. Yemeğin ardından tatlınızı da aldınız. Sırada suçluluk duygusu var!

Uzun süreli açlıklara dayanamayız. Hâlsizliğin yanı sıra hafif ya da şiddetli bir baş ağrısı teslim alıverir bizi… Bir parça tatlı ya da çikolatayla ise hemen kendimize geliriz. O gün pirinç pilavı ya da hamur işi yediysek, ya daha çok yemek yeme isteği duyarız, ya da bir uyku ve yorgunluk hâli çöker üzerimize… Buna bir türlü anlam vermeyiz. Öykü, hep kendimize yüklenmeyle son bulur: Tatlıdan uzak kalamayacağımızı, diyet yapmayı başaramayacağımızı, asla kilo veremeyeceğimizi düşünürüz. Bu ruh hâli, depresyona kadar gider. Çünkü bunun kaderimiz olduğuna inanmaya başlamışızdır.

Tıkınırcasına yemeler, uzun açlıklarda baş ağrısı, ellerin titremesi, yorgunluk, terleme, huzursuzluk, depresif hâl, diyet yapmakta güçlük gibi şikâyetleriniz varsa, kilo vermeye başlamadan önce mutlaka bir Endokrinoloji ve Metabolizma İç Hastalıkları Uzmanı’na başvurun.

Reaktif hipoglisemi tanısı konmuş birinin, şok diyet adıyla sunulan diyetlerden, meyve diyeti, lahana diyeti gibi çok düşük kalorili diyetlerden kaçınması gerekir. Çünkü bu hem şekerinin düşmesini tetikler, hem de kişinin psikolojisini daha çok bozar.

Reaktif hipoglisemi tıbbi beslenme tedavisinde, öğünler 3 ana ve 3 ara öğünden oluşmak zorundadır. Ana öğünler arasında 5 saat, ara öğün araları ise 2 ilâ 3 saat olmalıdır. Ancak güne sabah 11.00’de başlayan veya gece geç saatlere kadar çalışan ya da eve çok geç saatte gelen birine aynı beslenme tedavisi uygulanamaz. Sonuç almak için, tedavi, kişinin yaşam koşullarına (iş yaşamı, sosyal yaşam) uygun olmak zorundadır.
Reaktif hipoglisemi için uygulanan tıbbi beslenme tedavisinde Glisemik İndeksi yüksek besinlerin tüketilmemesi gerekir. Glisemik İndeks (Gİ), karbonhidratların kandaki glikoz düzeylerine olan etkisini ölçme sistemidir. Bu tedavide karbonhidrat alımı sınırlandırılmaz, ancak Gİ düşük besinler (bulgur, kepek, tam buğday, çavdar, sebze, salata) tavsiye edilir. Ancak günlük yaşam koşullarında, bu besinleri her an bulmak kolay olmayabilir. Çünkü restoran, kafe ve pastaneler ile düğün, parti, davet ve kokteyllerde, ayrıca iş yeri menülerinde, Gİ yüksek besinlerle (beyaz undan yapılmış, poğaça, tatlı, bisküvi, kurabiye, meyve suyu, pirinç pilavı, patates…) daha çok karşılaşmaktayız. Bu da kişinin beslenme tedavisine uyumunu zorlaştıran bir etkendir. Bunun için hastaya, beslenme tedavisini kolaylaştıran, besinlerdeki porsiyonlara göre belirlenen glisemik yük uygulanmalıdır.

Reaktif hipoglisemide, bir diğer önemli başlık alkoldür. Alkolün özellikle aç karnına alınması ya da fazla miktarda tüketilmesi, şeker düşmesini tetikler.

Hayvansal kaynaklı protein içeren tavuk, et, balık ve yumurta tüketimi, reaktif hipoglisemi tedavisinde önemli yer tutar. Yine sütün içindeki whey proteinleri, badem, elmada bulunan pektin ve sebzede bulunan posa, yemekten sonra şekerin düşmesini engeller. Ancak bu gıdaların alınma miktarı; kişinin kolesterol düzeyi, kansızlık problemi, hipotiroid hastalığı, eklem rahatsızlığı, kalp hastalığı gibi tıbbi geçmişine bağlı olarak değişir. Çünkü günlük olarak alınması gereken karbonhidrat miktarı, kişinin enerji ihtiyacı ile orantılıdır. Günlük enerji alımı ise cinsiyete, yaşa, boya, kiloya ve aktivite durumuna göre belirlenir.

Reaktif Hipoglisemi Tanısı Almış Kişiler Kilo verebilirler mi?


Diyetisyeni tarafından hazırlanan kişiye özgü beslenme programı ile kilo verebilirler.Ancek program çok dikkatli yapılmalı glisemik indeksi yüksek besinler tüketilmemelidir.Günlük yaptığınız aktivitenin türü ve şiddeti de kilo vermenizi etkileyen bir durumdur.

Glisemik İndeksi Düşük Besinlerden Başka Bir Şey Yemediğim Şikayetlerim devam ediyor.Neden?

Glisemik indeksi düşük besinler yediğiniz halde şikayetleriniz devam ediyorsa ölçülerde bir hata yapıyorsunuz demektir.Glisemik indeksi düşük besinleri ölçüsüz yediğiniz de glisemik indeksi yüksek besinler gibi etki alırsınız.Yani fazla miktarda bulgur pilavı yerseniz pirinç pilavı yemiş gibi kan şekerinizi etkiler.Yada çavdar veya tam buğday ekmeğini fazla yerseniz beyaz ekmek yemiş gibi kan şekerinizi etkiler.Bu yüzden glisemik indeksi düşük besinleri tercih ederken porsiyon miktarı önem kazanır.

Reaktif Hipoglisemi Tanısı Aldım .Diyetisyenim programımı düzenledi ancak kilo veremiyorum.Neden?

Reaktif hipoglisemi tanısı almış kişiler kesinlikle diyetisyenin verdiği ölçüden daha az tüketim yapmamalıdır.Bu durum hem şekeri etkiler hem de kilo vermeyi yavaşlatır.Eğer verilenden eksik yediğiniz takdirde kilo veremezsiniz.Ölçü ve porsiyonlar da bir sıkıntı yoksa tekrar endokrin uzmanınız ile görüşmeniz gerekir.Başka hormanal sorunlarınız olabilir.

Reaktif Hipoglisemi de Saatler Önemlimidir?

Reaktif hipoglisemi de sık sık ve azar azar beslenmek çok önemlidir.Ancak bunun için saat aralıkları önemlidir.Her 2 saat de bir pankreasdan insülin hormonu salgılanır ve hücre içine glikoz almalı ki enerji olarak kullanabilirsin eğer almaz sa daha fazla insülin hormonu salgılar ve kan şekerinin düşmesine olur.Bu yüzden en az 5 saat ana öğün olmalı en fazla 6 saati geçmemlidir.Ara saatlerde 2-3 saat aralığında olmalıdır.

Reaktif Hipoglisemi Beslenme Programında Saatlere Uyamıyorum ne önerirseniz?

Saatler de sıkıntı yaşıyorsanız bu konuyu uzmanınız ile tekrar görüşmeniz gerekir.Bunun için tekrar ikinci ara saat ayarlama yapması gerekir.6 öğün den daha fazla 8 öğün beslenmenilmelidir.

Glisemik İndeksi Düşük Besinler Kullanmaya Başladığımdan Beri Kansızlık Sorunum Çıktı.Ne önerirsiniz?


Kepek ekmek glisemik indeksi düşük bir besindir ancak çok fazla tüketilmesi ile birlikte içinde bulunan fitik asit kandan çinko,demir ve bakır gibi yararlı vitamin ve minerallerin dışarı atılmasına neden olur.Bu yüzden kansızlık ,saç dökülmesi,unutkanlık gibi şikayetler oluşur.Kepek ekmek yerine tam buğday veya çavdar ekmek öneririm.Günlük çay tüketimi özellikle yemeklerle birlikte koyu içilen çay besinlerin demir emilimini etkiler.Yemeklerden en az 45 dk sonra tüketilmeli mümkün olduğu kadar açık çay tercih edilmelidir.Yeşil çay günde 3 fincanı geçmeden tercih edilebilir.Yemeklerle birlikte alınan C vitamini besinin demir emilimini artırır.Ancak günlük et veya tavuk veya yumurta gibi hayvansal kaynaklı besinler tüketmediğiniz takdirde diğer önerilerim yetersiz kalır.Eğer kan değerleiniz çok düşük ise doktor kontrolünde demir preparatları almanız gerekir.
Şunu hiç unutmayalım: Tıbbi beslenme tedavisi kişiye özgüdür ve bu tedaviyi yalnızca diyetisyenler uygulayabilir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Reaktif Hipoglisemi ile Kilo Artışı Arasındaki İlişki" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dyt.Hatice KARSLIOĞLU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dyt.Hatice KARSLIOĞLU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     13 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dyt.Hatice KARSLIOĞLU'nun Makaleleri
► Reaktif Hipoglisemide Diyet Tedavisi Dyt.Halide Elif ÖZKELEŞ
► Sinsi Düşman: Hipoglisemi Dyt.Atilla ZEYREK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,689 uzman makalesi arasında 'Reaktif Hipoglisemi ile Kilo Artışı Arasındaki İlişki' başlığıyla benzeşen toplam 85 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► D Vitamini ve Obezite Kasım 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:59
Top