2007'den Bugüne 88,148 Tavsiye, 27,306 Uzman ve 19,454 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Kriz ve Krize Müdahele
MAKALE #8135 © Yazan Psk.İlkten ÇETİN | Yayın Ocak 2012 | 21,167 Okuyucu
KRİZ VE KRİZE MÜDAHELE

Hayatımız ve gelişimsel öykümüz içinde çok sayıda inişler ve çıkışlar yaşıyoruz. Bunlardan bazıları ile kolaylıkla baş edip yolumuza devam edebilirken; bazıları sınırlarımız zorluyor ve baş etme kapasitemizi aşarak dinamiklerimizi ve dengemizi yerinden oynatabiliyor. Zaman zaman birer kriz haline gelen bu zorlanmalar, sadece bireysel boyutta değil, toplumsal hatta küresel boyutta da karşımıza çıkabiliyor. En güncel krizlerden biri olan küresel ısınma, 1930’larda tüm dünya ülkelerini etkileyen büyük ekonomik depresyon (great depression),Türkiye’deki 1995 ekonomik krizi, 1999 Marmara depremi, 2003 terör patlamaları ve son aylarda yaşanan politik belirsizlikler ilk akla gelen kriz örneklerinden birkaçı sadece...

Kriz Nedir?

Günlük yaşam deneyimlerimizin ve kontrolümüzün dışında gelişen, çoğu zaman ani gelen ve şiddetli bir etkiye sahip olan, baş etme kapasitemizi aşan ve belirli bir gerilim, zorlanma, kaygı ya da çatışma yaratan olay ve durumlar genel anlamda “KRİZ” adı altında toplanır.

Tanımsal olarak kriz kavramı, hem tehlikeyi, tehditi, riski ve kaybı hem de firsatı, yeniliği, gelişimi ve değişimi barındırır içinde. Kriz, yaşandığı noktada önce bir dezorganizasyona, kaosa ve dengelerin bozulmasına neden olur; günlük yaşamı sekteye uğratır ve genel işlevsellik düzeyini düşürür. Ancak bireyin nasıl baş ettiğine bağlı olarak krizin sonuçlarının ne yönde olacağı şekillenir. Etkin bir krize müdahale ve etkili baş etme yöntemleri ile birey, öncekinden daha yüksek bir işlevsellik düzeyine bile kavuşabilir; yeniden yapılanarak, güçlenerek ve olgunlaşarak çıkabilir kriz durumundan...
İnsanı zorlayan, hırpalayan çeşitli durumların ve yaşam olaylarının ruh sağlığına olumsuz etkileri çok eskiden beri bilinmektedir. Yaşam birçok iniş ve çıkışlar ve yaşamı tehdit eden deneyimlerle doludur. Hepimizin sorunları ve bu sorunların bizi aştığı, kriz durumuna dönüştüğü zamanlar vardır. Sosyal bir varlık olarak insan, yaşam boyunca hastalık, boşanma, sevilen birinin ölümü gibi çeşitli fırtınalı dönemler yaşar.
“Kriz” sözcüğü günlük yaşantımızda sık kullanılan bir ifadedir. Kalp krizi, hipoglisemik kriz, ekonomik kriz, uluslar arası ilişkilerdeki krizler vb. pek çok konuda olağan üstü bir durumu belirtmek üzere kullanılmaktadır. Duygusal alanda kullanımı ise bir olay ya da duruma bağlı olarak ortaya çıkan, bireyin başa çıkma becerilerini geçici olarak yetersiz kılan, yoğun bir belirsizliğin yaşandığı karmaşık bir dönemi anlatır.

Kriz kesin karar anı yada dönüm noktasıdır. Olayları ve kararların değişmesinin sonuçlar yönünden kötü mü yoksa iyimi olacağının belirlendiği bir durumdur. Kriz bir meydan okumadır. Öğrenme ve gelişme için bir olanaktır. Eski bilinen iş görme yöntemlerinin başarıyı sağlamada ve yaşamı sürdürme açısından artık yeterli olmadığına ilişkin subjektif bir deneyimdir.

Kriz bireyin alışılageldiği savunma ve sorun çözümleme yöntemleri ile çözümleyemediği kendine ve yakınlarına ilişkin beklentilerinde, günlerce sürebilen, ani bir değişme yaratan herhangi bir durum olarak da tanımlanabilir.

Kişi yaşamı boyunca, çözümlenmesi gereken çeşitli sorunlarla karşılaşır. Bunları daha önceki deneyimlerine dayanarak çözmeye çalışır. Yaşamın günlük sorunlarını çözümlemesi için her zaman kullandığı çözüm yolları yetersiz kalabilir. Bu durumda iç gerilim artar, kaygı belirtileri görülür ve mevcut duygusal denge bozulabilir ve huzursuzluk sonucu uyum bozukluğu ortaya çıkar. Kişi normalde olduğundan daha az etkindir. İşlevlerinde aksama görülür. Böylesi durumlara “yaşamın kriz dönemleri” denir. Kişi büyük korku içindedir, kendini çaresiz hisseder. Artık hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünür. İşte bu durum “kriz” durumudur. Bu anda uygulanan terapötik girişim modeli de “krize müdahale”dir.

Kriz kavramı ve krize müdahale olgusu İkinci Dünya Savaşını izleyen yıllarda gündeme gelen bir konudur. Ancak “kriz” teriminin bugünkü anlamı ile yerleşik kazanması oldukça yeni sayılır. Freud’dan beri insanı zorlayan yaşam olaylarının ruh sağlığına olumsuz etkileri çeşitli biçimlerde ifade edilmiştir. Ancak bugünkü anlamı ile ele alınışının Eric Lindemann toplumun önemli bir bölümünde duygusal huzursuzluklara yo açabilecek durumlara ve oysal olaylara, örneğin ölüm olayına gösterilen tepkileri tanımlamıştır.

Krizin türleri


Varoluşsal Krizler;
yaşamsal sorgulamalar, hayatın anlamına, evrenin düzenine dair sorgulamalar, kendini gerçekleştirme arzusu etrafındaki hayal kırıklıkları ile gelen krizler...2. Gelişimsel Krizler; ergenlik, menapoz, emeklilik, mezuniyet, evlilik, anne-baba olma gibi yaşamsal değişikliklerle gelebilen krizler...
Durumsal Krizler
; Ayrılık, boşanma, iflas, iş değişimi, taşınma, kaza gibi durumlar...
Komplike Krizler;
fiziksel ya da ruhsal hastalık, bir yakının ölümü gibi kayıp içeren ağır ve sarsıcı durumlar, taciz, tecavüz, gasp ya da terör gibi insan eliyle olan felaketler, deprem, sel, fırtına ve benzeri doğal afetler gibi katman katman kayıp ve zorluk taşıyan olay ve durumlar... Sosyal, ekonomik ve politik krizler; sadece bireyleri ya da belirli bir grubu değil, toplumu ve nesilleri etkileme potansiyelindeki krizler...
Kriz, göreceli bir olgudur;

Çünkü krizi kriz yapan; olayın kendisi değil, o olayın kişinin hayatında ne anlama geldiği ve kişinin olay karşısında verdiği tepkidir.

Krize verilen tepkiler, krizi meydana getiren olayın şiddeti, büyüklüğü ve maddi-manevi maliyeti kadar, kişinin yaşına, sosyo-ekonomik özelliklerine, gelişimsel öyküsüne, baş etme ve problem çözme becerilerine ve destek sistemlerine göre de farklılık gösterir...

Kriz içindeki kişiler tipik psikolojik ve fizyolojik tepkiler gösterir.

Kritik bir soruna ilk tepkileri korku, anksiyete, kızgınlık, panik, harekete geçme güdüsü, artan gerilim olarak ortaya çıkabilir. Tüm bu tepkiler acil niteliktedir ve tehdit altındaki kişiyi savaşmaya yada kaçmaya (fight or flight) zorlar. Kriz sonrası birkaç saatten, birkaç güne kadar ki sürede kişi şaşkın, deprese, hareket ve karar yeteneğini yitirmiş durumda olabilir. Bu reaksiyonla sorunun başarılı biçimde çözümünü engelleyici niteliktedir.


Eğer kriz durumu primer olarak bir tehdit şeklinde yaşanıyorsa yüksek oranda anksiyete ile seyreder. Eğer primer olarak kayıp duygusu ile yaşanıyorsa, depresif belirtiler ve yas buna eşlik edecektir. Belli bir süreyle ki bu süre bireysel farklılıklar gösterir, bu durum devam eder ve bir çözüme ulaşır, yada rasyonel olmayan bir davranışa, aşırı yıkıcı davranışlara dönüşür.

Kriz sonrası oluşan tepkiler

Duygusal tepkiler : Korku, kaygı, panik, kızgınlık, öfke, üzüntü, suçluluk ve çaresizlik...
Düşünsel tepkiler: Şok, inkar ve umutsuzlukla “bu gerçek olamaz”, “yapabileceğim hiçbir şey yok”, “ne yapsam işe yaramayacak”, “yetersizim”, “çaresizim”, “hiçbir şey değişmeyecek” şeklindeki düşünceler... İsyan ve sorgulama ile “bu neden bizim başımaz geldi” tarzı düşünceler...
Davranışsal tepkiler: Sessizleşme, geri çekilme ve içe kapanma ya da tam tersine aşırı hareketlenme, yerinde duramama ve saldırganlaşma, sigara, alkol ya da madde kullanımına yönelme...
Fizyolojik tepkiler : İştahsızlık, uykusuzluk, gerginlik, nefes darlığı, çarpıntı, mide ağrısı ve bulantısı, baş ağrısı, halsizlik ve isteksizlik...

KRİZİN EVRELERİ


Krizin türüne bakılmaksızın, krizde bireyler benzer belli davranış kalıpları gösterirler. Bu evreler; şok, savunma için geri çekilme, kabullenme evresi ve adaptasyon evresidir.
Şok Evresi:
Bireyin olayla karşılaşma anında ortaya çıkar. Kanser tanısı alma, eşinin boşanma isteği, emekliliği gelme gibi. Birey olayın doğasını algılar ama onun etkilerinin tam olarak farkına varmaz. Bu gerçek dışı duygular, her zaman ve her yerde olabilir ve bir kaç dakika ile bir kaç saat sürebilir. Olayın gerçek etkileri tam olarak algılandığında ise, birey ezilir ve kendini çaresiz hisseder. Genelde anksiyete panik seviyesine kadar yükselir. Birey konfüzyon halindedir, hangi davranışı sergileyeceğini kestiremez. Birey problem çözümünde her zamanki baş etme mekanizmalarının etkisiz kaldığını fark eder. Bu evrede birey diğerlerinin yardım ve önerilerine açıktır.

Savunmak İçin Geri Çekilme:
Bu evre “savaş yada kaç” tepkisini temsil eder. Burada bireyin asıl amacı yaşadığı stresi azaltmaktır. Bu evrenin özelliği kaçış evresinde olan bireyin inkar durumunu yaşamasıdır. Örneğin yeni doğan bir bebeğin mental retardasyonlu olduğunu öğrendiklerinde ailenin inkar etmesi yada konuşulduğu halde erkeğin, eşinin kendisini boşayamayacağına inanması gibi. Savaşma tepkisinin tipik özelliği ise, bireyin başkalarını suçlaması ve onlara kızgınlık duymasıdır. İşini kaybeden bireyin amirini suçlaması, evi yanan bireyin itfaiyeye kızgınlık duyması gibi. Bu kaçınma mekanizmaları denge sağlanması için gereklidir. Buna rağmen inkarın, kızgınlığın uzun süre alması sonucunda da sağlıksız bir hal alıp, fiziksel ve emosyonel rahatsızlığa yol açabilir.

Kabul Etme Evresi:
Krizin üçüncü evresinde birey durumun gerçekliğini kabul eder. Normal büyüme ve gelişmenin devamı için birey gerçeklerle yüzleşmeli, inkarı uzun süre yaşamamalıdır. Birey yaşamında meydana gelen değişmeyi kabul etmek durumundadır. Bu durumda stres tekrar yükselmeye başlar. Depresyon ve konfüzyon ile beraber kayıp hissedilir. Birey düşünce ve algılarını yeniden organize etmeye ve gelecek hedefleri için plan yapmaya başlar. Bu faaliyetler birkaç boyutta olabilir. Eğer birey geri çekilmiş ve aşırı deprese ise, intihar ortaya çıkabilir. Eğer birey apatik ise geri çekilme ve bırakma baskın olabilir. En yapıcı davranış ise, durumla baş edebilme için baş etme yeteneklerinin ve kişisel sistemlerinin farkına varmasıdır. Bu evrede intihar veya psikotik depresyon gelişirse birey krizin son evresine geçemez.

Adaptasyon ve Değişiklik Evresi:
Son evrede adaptasyon gerçekleşir. Adaptasyon evresinde dış kaynaklar daha özgürce kullanılır. Birey kendi benliğini yeniden kazanır, her şeye rağmen hayatın yaşamaya değer olduğunu anlar ve gelecek için umut taşımaya başlar. Anksiyete ve gerilim azalmaya başlar, birey probleme karşı daha gerçekçidir ve kriz olayı hakkında konuşmaya açıktır. Birey öz değerini ve gücünü fark etmeye başlar. Kriz çözümlendikten sonra birey daha güçlü hale gelir. Baş etme ile ilgili yeni yeteneklerini keşfetmiştir. Bu bireye, ilerideki yeni krizler için yarar sağlar ve onu yeni durumlara hazırlar.

Krize müdahale

Krize müdahale iki ana yönde faaliyet gösterir; biri koruma ve önleme, diğeri ise destek ve iyileştirmedir. Amaçları; kişinin günlük hayatına ve işlevselliğine geri dönebilmesini sağlamak, baş etme ve problem çözme becerilerini geliştirerek kaygıyı ve paniği hafifletmek, semptomları azaltmak ve kriz deneyiminden öğrenerek, gelişerek ve güçlenerek çıkabilmelerine destek olabilmektir.

Bunu yaparken, en önemli noktalardan biri krize maruz kalan kişiyi, grubu ya da toplumu öncelikle doğru bilgilendirmek ve belirsizlikleri en aza indirgemek yoluyla kaygıyı ve güvensizliği azaltmaktır. Baş etme ve problem çözme becerilerini geliştirme, yaratıcılık ve esneklik kazandırma, destek sistemlerini harekete geçirme ve koordine etme, ve de hayatı ve yaşanan krizi yeniden anlamlandırma ve yapılandırma krize müdahalenin temel işlevleri arasındadır...

Koruyucu ve önleyici nitelikte çalışmalar, yatırımlar, gerekli teknik, sosyal ve psikolojik eğitimler ile yaşanacak olası krizlere hazırlıklı olmak ve gerek bireysel gerekse toplumsal boyutta kriz ve afet bilincine sahip olmak hayati derecede önemlidir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kriz ve Krize Müdahele" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İlkten ÇETİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İlkten ÇETİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     12 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
İlkten ÇETİN Fotoğraf
Psk.İlkten ÇETİN
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi253 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İlkten ÇETİN'in Makaleleri
► Çocuklarda Krize Müdahale Psk.Tuğçe ŞAHİN
► Karne Krize Dönüşmesin Psk.Saadet ELEVLİ
► Aile ve Kriz Psk.Arzu GÜNEŞ
► 2 Yaş Sizin İçin Kriz mi? Psk.Reyhan UZUN
► Kriz Döneminde Hamilelik Psk.Serap DUYGULU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,454 uzman makalesi arasında 'Kriz ve Krize Müdahele' başlığıyla benzeşen toplam 13 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► İletişimde Kendini İfade Etmenin Yolları ÇOK OKUNUYOR Temmuz 2013
► Kendini Önemsiz ve Değersiz Hissetme ÇOK OKUNUYOR Mart 2013
► Beyin ve Psikoloji Ekim 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:47
Top