2007'den Bugüne 88,387 Tavsiye, 27,365 Uzman ve 19,483 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Psikopati
MAKALE #816 © Yazan Psk.Emir Emre DOĞAN | Yayın Mart 2008 | 12,747 Okuyucu
Antisosyal kişilik bozukluğu kavramı iki temel bileşeni içermektedir. Bunlardan birincisi, 15 yaşından önce bir davranış bozukluğunun varlığına işaret eder. Ölçütleri; evden kaçma, sıkça yalan söyleme, hırsızlık, kundakçılık ve mallara zarar verilmesini içerir. İkinci bileşen ise bu antisosyal davranışların yetişkinlikte de devamını içerir. Yetişkin bir antisosyal düzenli çalışmaz, kanunları çiğner, sinirli tavırlar ortaya koyar, fiziksel saldırganlıklarda bulunabilir. Dürtüsel davranır ve planlı davranmayı beceremez. Gerçeğe saygı göstermez, kötü davranışlarından dolayı vicdan azabı duymaz.

Günümüzde antisosyal kişilik ve psikopati terimleri sık sık dönüşümlü olarak kullanılmaktadır, ancak bu ikisi arasında önemli farklılıklar vardır. Psikopati ölçütleri, antisosyal kişilik bozukluğu ölçütlerinden farklı olarak, psikopatın antisosyal davranışlarından çok, onun psikolojisini ele alır. Psikopatlar olumlu ya da olumsuz tüm duygular yönünden zayıflardır. Utanç duygusu yaşamazlar. Başkalarına karşı hissediyor gibi göründükleri tüm duygular yalnızca bir oyundur. Başkalarını kişisel kazançları için manipule ederler. Psikopatlar, bazı olumsuz duyguların yokluğundan dolayı, hatalarından öğrenemezler. Olumlu duyguların yokluğu ise başkalarına karşı sorumsuzca davranmalarına neden olur. Psikopatların antisosyal davranışları, para ya da benzeri şeylere duyulan ihtiyaçtan değil; büyük bir heyecan için ortaya konmaktadır.

Psikopatinin nedenleri, hem fizyolojik hem de psikolojik değişkenler dikkate alınarak açıklanmıştır. Sevgi yoksunluğunun ve şiddetli ana baba reddinin, psikopatik davranışların temel sebebi olduğu düşünülmüştür. Psikopatik davranış, ana babanın tutarsız disiplin anlayışına ve çocuklarına, başkalarına karşı taşıdıkları sorumlulukları öğretmemelerine de bağlanmıştır.

Psikopatlarda görülen kaçınmayı öğrenme kusurunun, otonom sinir sistemindeki bazı sorunlardan kaynaklandığı düşünülmüştür. Otonom sinir sistemininin, duygu durumları ile ilgili temel bir role sahip olduğu varsayılmaktadır. Bazı araştırmacılar, psikopatların hem dinlenme sırasındaki otonom etkinliklerini, hem de çeşitli uyaran sınıflarına verdikleri otonomik tepkiselliklerini incelemişlerdir. Araştırmalar, psikopatların dinlenme sırasında normalden daha düşük bir deri elektrik geçirgenliğine sahip olduğunu göstermiştir. Ayrıca, yoğun ya da itici uyarıcılar verildiğinde, psikopatların daha az tepkisel oldukları anlaşılmıştır. Ancak, psikopatların kalp atışları incelendiğinde farklı bir tablo ortaya çıkmıştır. Psikopatların kalp atışlarının, dinlenmekte olan normallerinkine benzer olduğu anlaşılmıştır. Psikopatlar, sadece stres verici bir uyaranın beklendiği durumlarda normalden daha yüksek bir kalp atışı göstermişlerdir. Bu durumda, psikopatların normalden daha az uyarıldığı sonucuna hemen varmamız olanaksızdır. Böyle bir sonuca varabilmek için hem elektrodermal (deri elektrik geçirgenliği) hem de kalp atışı ölçümleri verileri arasında tutarlılık olması gerekmektedir. Yine de psikopatların normal bireylere göre daha düşük bir kaygı düzeyine sahip olmalarının ve antisosyal davranışta bulunmakla ilgili çok az bir engellenme yaşamalarının, psikopatik davranışların ortaya çıkmasında etkili olabileceği gözardı edilmemelidir.

Psikopatik olmayı hazırlayan sebeplerin, muhtemelen otonom sinir sistemi de dahil olmak üzere, kalıtsal olabileceği düşünülmektedir. Hem çevresel hem de genetik etkenlerin birlikte rol oynadığı durumların, her bir etkenin tek başına rol oynadığı durumlardan daha fazla antisosyal davranış ortaya çıkardığı görülmüştür. Gen-çevre etkileşiminin, antisosyal davranışın gelişiminde önemli etkisi olduğu anlaşılmaktadır.

Psikopatlarda yürütülen psikanalitik, çevre ve grup terapilerinin başarısız olduğu anlaşılmıştır. Psikopatların, terapistle dürüst ve güvenilir bir ilişki kurma yeteneğinden yoksun olmaları, psikoterapinin etkisiz olmasının temel nedeni olabilir. Psikocerrahinin, elektro konvülsif terapinin ve çeşitli ilaç tedavilerinin de psikoterapiden daha etkili sonuçlar vermediği bilinmektedir.



KAYNAKLAR

Oltmanns, T.F., Neale, J.M., Davidson, G.C. (2003). Anormal Davranışlar Psikolojisinde Vak’a Çalışmaları (Çev. Ed. İ. Dağ). Ankara: Türk Psikologlar Derneği Yayınları.


Psk. Emir Emre Doğan
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Psikopati" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Emir Emre DOĞAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Emir Emre DOĞAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Emir Emre DOĞAN'ın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,483 uzman makalesi arasında 'Psikopati' başlığıyla eşleşen başka makale bulunamadı.
► Görünmeyen Zincirler Temmuz 2013
► Sizi Daha Mutsuz Yapan Kim? Aralık 2008
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:10
Top