2007'den Bugüne 88,417 Tavsiye, 27,372 Uzman ve 19,489 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Yeme Bozukluğu: Anoreksiya Nervoza
MAKALE #817 © Yazan Psk.Emir Emre DOĞAN | Yayın Mart 2008 | 5,235 Okuyucu
Anoreksiya Nervoza hastalarının yaklaşık %95’i kadındır ve 100 ergen kızdan 1’i bu hastalıktan muzdariptir. Bozukluk en çok, yüksek sosyal sınıftan gelen ergen kadınlarda görülür. Bu kişiler genellikle düşük özsaygı ve kişisel yetersizlik hissi içindedirler. İçsel duygularına karşı güvensizdirler. Hastalar, kendileri için olağan sayılan en az kiloda olmaktan dahi rahatsızlık duyarlar. Beklenen kilonun çok altında olmalarına rağmen, kilo almaktan ve şişman biri olmaktan aşırı derecede korkarlar. Vücut ağırlıklarını ya da biçimlerini algılamaları oldukça çarpıktır. Çok düşük kiloda olduklarını şiddetle inkar ederler.

Anoreksiya Nervoza sadece biyolojik faktörlerle meydana gelen bir bozukluk gibi görünmemektedir. 1900’lü yılların başlarında anoreksiyanın hipofiz bezi bozukluğunun bir ürünü olduğuna inanılıyordu. Bugün, anoreksiya hastalarında görülen hastalığın inkarı, beden imgesindeki bozulmalar, döngüsel diyetler gibi özelliklerin hipofiz bezi bozukluğunda yer almadığı bilinmektedir. Yeme davranışlarının düzenlenmesinde çok önemli bir rol oynayan hipotalamusun da hastalığın üzerindeki olası etkileri araştırılmıştır. Hipotalamik düzensizlikler anoreksik hastalarda gözlenmektedir, ancak bu düzensizlikler, yeme bozukluğunun nedeninden çok sonucu olma olasılığının daha yüksek olduğunu düşündürmektedir.

Hastalık genellikle ergenlik döneminde başlar. Hastaların önlerine aileleri tarafından yüksek standartlar konulmuştur. Onlar da her zaman doğru olanı yapmaya ve mükemmel bir çocuk olmaya çalışmışlardır. Aileler, çocuklarının bağımsızlık kazanma isteklerine karşı güçlü bir direnç göstermişlerdir. Çocuklarına karşı aşırı koruyucu ve düşkün olmuşlardır. Çocuklar bağımsız bir yetişkin olmakta güçlük çekmişlerdir. Aileleri aşırı koruyucu oldukları için, etkili değildirler ve yetersizlik duyguları içindedirler. Anoreksiklerde tek bir kişiliğin olmadığı görülse de, genelde aşırı itaatkar, duygusal açıdan tutuk, kompülsif ve bağımlıdırlar.

Çevre ve kültür bu hastalığın gelişiminde önemli bir rol oynar. Kültür, kadınların önüne “ideal bir beden şekli” koyar. İdeal beden ölçüleri, “başarı”, “güzellik”, “saygınlık” gibi anlamlar kazanır. Oysa kadınların beden ağırlığı, sağlık ve beslenme koşulları geliştikçe artmaktadır. Dolayısıyla ideal bir beden şekli ile kadınların gerçek görünümü arasında ciddi bir çatışma başlar. Sosyokültürel baskıların sonucunda kişi, acımasızca diyete başlar. Bu tür bir diyet, daha önce saydığımız faktörlerle birleşince, Anoreksiya Nervoza’nın ortaya çıkmasına yol açabilir.

Hastada aşırı kilo kaybının ve intihar düşüncelerinin olduğu, hastanın hastalığını inkar ettiği ve daha önceki yatısız terapinin etkisiz olduğu durumlarda, tedavideki ilk adım hastayı hastaneye yatırmak olacaktır. Psikolojik tedaviye başlamadan önce, hastanın kilosunun yeniden düzenlenmesi gerekir. Bu aşamada hasta ile “bir hedef kilo” belirlenir. Bu hedef kilo, genellikle belirli bir yaşa ve boya özgü ortalama kilonun % 90’ıdır. Bu sırada hasta ile tam bir dayanışma içinde olunur ve hastanın kaygılarına duyarlı olmaya özen gösterilir.

Bilişsel-davranışçı terapi ve psikodinamik tekniklerin birleşimi ile yürütülen terapide, kişinin davranışsal ve duygusal sorunları birlikte ele alınır. Hastanın kilosu normal bir düzeye getirildikten sonra bile, yeme ve beden şekline yönelik işlevsel olmayan tutumları devam edebilir. Hasta tedaviye direnç gösterse de, hasta ile terapist arasında kurulacak olan güvenli bir ilişkide, hasta düşünce ve inançlarının farkına varmayı öğrenir, işlevsel olmayan inançları ile uyumsuzlukları arasındaki bağlantıyı keşfetmeye başlar. Bu inançların doğruluğunu terapistinin yardımı ile inceler ve böylece işlevsel olmayan inançlarını daha gerçekçi olanlarla değiştirme gücünü kendinde bulur. Hastalar artık kişilikleri daha güçlü, kendilerine güvenen ve başkaları tarafından anlaşılabildiklerini düşünen sağlıklı bireyler olarak yaşamlarına devam ederler.


KAYNAKLAR
Oltmanns, T.F., Neale, J.M., Davidson, G.C. (2003). Anormal Davranışlar Psikolojisinde Vak’a Çalışmaları (Çev. Ed. İ. Dağ). Ankara: Türk Psikologlar Derneği Yayınları

Psk. Emir Emre Doğan
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yeme Bozukluğu: Anoreksiya Nervoza" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Emir Emre DOĞAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Emir Emre DOĞAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Emir Emre DOĞAN'ın Makaleleri
► Yeme Bozukluğu: Bulimia Nervoza Psk.Emir Emre DOĞAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,489 uzman makalesi arasında 'Yeme Bozukluğu: Anoreksiya Nervoza' başlığıyla benzeşen toplam 36 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Görünmeyen Zincirler Temmuz 2013
► Sizi Daha Mutsuz Yapan Kim? Aralık 2008
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


18:47
Top