2007'den Bugüne 83,108 Tavsiye, 26,204 Uzman ve 18,431 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Depresyonda Mısınız Yoksa İnsani Bir Sürecin İçinde Mi
MAKALE #8200 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Ocak 2012 | 4,946 Okuyucu
DEPRESYONDA MISINIZ YOKSA İNSANİ BİR SÜRECİN İÇİNDE Mİ

SADECE BELİRTİLER HASTALIK KRİTERİ OLAMAZ

En temel hastalık kriteri; bilimsel gelişmelerin değil, Amerikan kökenli bir psikiyatri lobisinin oylama usulüyle belirlediği 8 - 10 belirtinin bir arada olması değildir.

Psikiyatride en temel hastalık kriteri; yaşanılan sorunun başa gelen bir olumsuz yaşam olayına tepki olarak ortaya çıkmamış olmasıdır. Ancak bunu kimse artık dikkate almıyor. Sadece belirtilere bakılıyor. Çünkü böyle olunca her sorunu hastalık saymak mümkün!

Cenazede üzülmek beyinde kimyasal bozulma değildir. Boşanınca, borca girince, ayrılınca yaşanılanlar da böyledir. Bunları çıkın, geriye depresyon diye çok, çok nadir vakalar kalır. Bu ise psikiyatrinin popüler saltanatını sarsar. Etkinliğini zayıflatır, pek istenmez haliyle.

10 saat bilgisayar başında oturulunca ortaya çıkan ağrı “beyinde yapısal bir anomali var” olarak değerlendirilmez. Çok koşunca halsiz olmak bağışıklık sistemi çökmüş anlamına gelmez.

İŞTE SADECE BELİRTİLERE BAKMANIN SAKINCASI

Bir kişi düşünün ki çok terlemiş, halsiz, yüzü kıpkırmızı kesilmiş. Çok aşırı hızlı nefes alıp veriyor. Kalbi küt küt çarpıyor. Ayakta duramıyor adeta. Bakışları bitkin, vücudu titriyor vs.

Sizce en az 8 belirti saydığım bu kişinin hastalığı nedir?

Hayır, belirtilerin şiddetine de sayısına da kanmayın; bu kişi bir hasta değildir. Sadece, az önce birinci gelmiş dünyaca ünlü bir atlettir.

GÖSTERGELERİ ÇALIŞMAYAN HER MAKİNAYA BOZUK DENİLİYOR

Artık göstergeleri çalışmayan hemen her makinaya "Bozuk" muamelesi çekiliyor. (Ne enteresandır ki söz konusu vahameti doğuran mantığa ve anlayışa değil de bu vahameti sürekli dile getirenlere, “Kafası bozulmuş” deniliyor)

Oysa kimse elektrikler kesik mi değil mi, kabloda temas sorunu var mı yok mu, fiş ne alemde, ona bakmıyor.

Böylece her göstergesi yanmayan makineye "bozulmuş" deniliyor; derken "tamir ediyoruz" adı altında sağlam makine bozuluyor.

Derken başa gelen olumsuz olayla doğal olumsuz duygusal tepki arasındaki tabii bağ koparılıyor. Yani başa olumsuz olay gelmeli ama insan hiç yeis, kaygı, hüzün türünden tepkiler vermemeli, bu isteniyor! Böylece etki - tepki ilişkisi - mekanizması bozuluyor. Bunun sonucunda insan organizması her sıradan duruma sık sık olumsuz tepki verir hale getiriliyor.

SEROTONİN DÜŞÜYORMUŞ

Beyinde kimyasal denge bozulmuş ise, yani serotonin miktarı düşmüşse ve verilen ilaçta bu maddeyi yerine koyan serotonin etkeni varsa;

1. Niçin her "yüz" vakanın yüzünde de işe yaramıyor o halde? Bazılarının beyninde verilen serotonin buharlaşmaya mı uğruyor yoksa? Çoğu kişide işe yaramıyor; çünkü çoğu kişinin yaşadığı hastalık değil!

2. Niçin bu maddenin yerine konulabilmesi 6 ay, bazen 3 - 5 yıl gerektiriyor? Antibiyotik ilacı en ağır enfeksiyonu bile bir haftada yok ederken bu ilaçlar nasıl oluyor da üç - altı aydan önce bu eksilmiş maddeyi tamamlayamıyor?

3. Eski devirlerde ilaç yoktu, serotonini düşen insanlar bu maddeyi nasıl yerine koyuyordu peki? Yerine konulmayınca -veba salgını misali- toplu ruhsal kıyımlar mı yaşanıyordu yoksa?

NOT

İntihar girişiminde bulunanların çoğuna artık hastanelerde, adeta gözü kapalı olarak, "Major, kronik depresyon" vs. deniliyor. Böylece ilerde (kanaatimce), "İntihar vakalarında depresyon oranı yüksek, o halde ilaç şart" demenin, yani korku umacılığı yapmanın alt yapısı hazırlanıyor.

Aynı konularda gazeteci Metin Münir depresyon seri yazısına devam ediyor. Bu günlerde kaleme aldığı ve mutlaka okunmasını tavsiye ettiğim yazılarında özetle diyor ki:

“Büyük çoğunluğu hasta değil”

"Depresyon teşhisi konan insanların büyük çoğunluğu hasta değildir. Bunların yaşadığı klinik depresyon değil üzüntü, yeis, keder gibi insanlık halleridir. Bu haller patolojik bir bozukluktan kaynaklanmıyor. Kayıp, düşüş, düş kırıklığı gibi normal insanlık hallerinden kaynaklanıyor.

İlaç şirketleri ve psikiyatristler, para kazanmak saikı ile, bu tepkileri hastalık sınıfına soktu. Bu yüzden, çocuk - büyük milyonlarca insan, hasta olmadığı halde, hasta muamelesi görüyor. Damgalanıyor. Hasta gibi tedavi ediliyor, antidepresan ilaçların ağır yan etkilerine maruz kalıyor.

Bu kargaşanın nedeni depresyon teşhisinde neredeyse 2500 yıldır başarı ile kullanan anlayışının terk edilmesidir.

Bu anlayışa göre, depresyon aynı emareleri gösteren iki değişik ruh halidir. Bunlardan biri normal hüzün veya “nedeni olan” hüzündür. Bu, insanın günlük yaşamda uğradığı bir kayba veya karşılaştığı derin hüzün veren duruma verdiği tepkiden kaynaklanır. Kötü bir hastalığa yakalanma, karşılıksız aşk, sınıfta kalma, iflas etme, eşi tarafından aldatılma, terfi edememe bazı örneklerdir.

Bunlara verilen tepki kendini derin ve acı veren bir hüzün olarak açığa vursa da insan doğasının gereğidir. Hastalık değil. Hemen hemen her zaman bir süre sonra, kendiliğinden geçer." (“Depresyon: Üzüntü Nasıl Hastalık Haline Getirildi” adlı makalesinden)

“Depresyonda kimyasal dengesizlik efsanesi”

"Yaygın kanaate göre depresyonun nedeni beyindeki kimyasal dengenin bozulmasıdır.

Bu bir efsanedir. Kimyasal dengesizlik teorisini kanıtlayacak bilimsel bulgu yoktur. Aksine, tersini doğrulayan birçok araştırma mevcuttur.

Psikiyatrinin ecza yanı ile ilgilenenler “kimyasal denge” teorisini çoktan terk etti. Bu efsanenin hâlâ, doğru imiş gibi tedavülde dolaşmasının nedeni psikiyatrlardır. Onlar için bu, bugün değilse yarın kanıtlanacak kutsal bir doğrudur. Psikiyatrlar için, “Kimyasal denge olayı yoktur,” demek, Kabe’de “Allah yoktur” diye bağırmaktan farksızdır.

Psikiyatrlar bu teoriye neredeyse inanmak zorundadır. Aksi takdirde hastalarını ilaç almaya ikna edemezler. Eğer beyindeki kimyasallarda bir dengesizlik, yoksa bu dengesizliği normalleştirdiği iddia edilen antidepresanlara ne gerek var?

Depresyon için tanı koydurucu herhangi bir laboratuar bulgusu yoktur. Röntgen, emar, termometre, tahlil gibi diğer doktorların emrinde bulunan araçlarla tespit edilmesi de mümkün değildir.

Bu bilimsel yetersizlik psikiyatride teşhis koymanın tarif üzerine yapılmasını zorunlu kıldı. Psikiyatride hastalık kıstaslarına, tarifine uyan hastadır, uymayan değildir. (Aynı yazarın, “Depresyonda kimyasal dengesizlik efsanesi” adlı makalesinden)

”Yaygın hastalık türü”

"Depresyon tedavisinde, olağanüstü bir tutarlıkla, 2500 yıl boyunca bu ayrım kullanıldı. Ta 1980’e gelinceye kadar. Bu tarihte, dünyadaki bütün psikiyatristler tarafından izlenen Amerikan Psikiyatri Derneği, iki değişik depresyon arasındaki ayrımı keyfi bir şekilde kaldırdı. Belirli belirtileri gösteren herkesi, depresyonun nedeni bilinsin, bilinmesin, hasta saydı. Normal insanlık hallerinden dolayı derin yeis içine düşenler, gerçek klinik depresifler gibi hasta muamelesi görmeye başladı. Çok zaman geçmeden depresyon kalp hastalıklarından sonra dünyadaki en yaygın hastalık ilan edildi. Psikiyatristler, insan olmaktan başka sorunu olmayan milyonlarca insanı hasta muamelesi yapmaya başladılar, ağır yan etkileri olan ilaçlara abone etiler. Bu değişiklik bilime mi dayanıyor? Yoksa sırf psikiyatristler ve ilaç şirketleri daha çok para kazansın diye mi yapıldı? Bilimsel araştırmalar neye işaret ediyor? Klinik depresyonun nedeni biliniyor mu? Depresyonun nedeni beyindeki kimyasalların dengesinin bozulması mı? Beyin nasıl çalışır? Depresyona en iyi gelen şey nedir?" (Metin Münir: “Hasta mıyım, İnsan Mıyım” adlı makalesinden)

"Hüzünlü iseniz normalsiniz"

Bozukluk bir organın normal biyolojik görevini yerine getirememesidir. Kalp normal bir biçimde kan pompalayamazsa, böbrekler süzemezse, ak ciğerler normal iyi nefes alıp veremezse bozulmuş sayılırlar. Beynimizin çevrede meydana gelen olaylara verdiği reaksiyon olan duygusal tepkilerimiz de aynıdır.
Normal bir beynin kayıp karşısında verdiği tepki hüzün, yeis, kederdir. İnsanın neden hüzün duyduğu, bunun biyolojik fonksiyonunun veya faydasının ne olduğu bilinmemektedir. Bilinen, her insanın kayıp olaylarına hüzün duyarak tepki verdiğidir.

Parasını batıran tüccar, işsiz kalan bankacı, sevgilisini kaybeden liseli, seçimi kaybeden politikacı, artık başrol teklifi almayan yaşlanmaya yüz tutmuş aktör, üzüntü duyar. Bu ve benzeri kayıp durumlarına verilen hüzün tepkisi beynin fonksiyonunu yerine getirdiği, normal olduğunu gösterir.

Normal olmayan, kayıp veya herhangi bir başka neden olmadan meydana gelen hüzün veya, psikiyatrideki adı ile, majör depresif epizoddur. Bu beynin normal fonksiyonunu yerine getirmede başarısızlığa uğradığını, bir sorunu olduğunu gösterir.

Ancak modern psikiyatrinin depresyon tarifi normal hüznü depresyondan ayırt etmeyi zorlaştırarak - hatta gereksizleştirerek - insanlara zarar vermektedir. Tedaviye ihtiyacı olmayan milyonlar ilaca mahkum edilmektedir. İstisnalar dışında, uygulama psikologların her depresyon olayını bir beyin hastalığı olarak görmesi, ilaçla tedavi etmeye çalışmasıdır.

Bunun sonucunda antidepresanlar dünyada en çok satılan ilaçlar arasında girdi. Türkiye’de antidepresan kullanımında rekor artışlar var. Psikiyatristlerin müşterisi olmayı veya çocuklarını psikiyatristlerin müşterisi yapmayı düşünenlerin depresyon teşhisinde kullanılan yöntemin zaaflarının farkında olmalarında yarar var. Eğer tedavi yerine hastalık satın almak istemiyorlarsa.
(Metin Münir: "Hüzünlü iseniz normalsiniz" adlı makalesinden)

Psikolog
İzzet Güllü
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Depresyonda Mısınız Yoksa İnsani Bir Sürecin İçinde Mi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     4 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Depresyonda Mısınız? Psk.Dnş.Beril PAPUÇÇUER CEYLAN
► Depresyonda Mıyım Yoksa Tükendim mi? Uzm.Psk.M. Emin BAYRAKTAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,431 uzman makalesi arasında 'Depresyonda Mısınız Yoksa İnsani Bir Sürecin İçinde Mi' başlığıyla benzeşen toplam 38 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Bir Psikiyatrist de Katıldı Kervana ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Rüya Otogalerisinin Terbiyesizliği ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Getir Duyguyu, Götür Fiziksel Semptomları ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Psikiyatri Nasıl Hastalık Üretti ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:12
Top
TavsiyeEdiyorum.com sitede listelenen hiçbir uzmanla bağlantısı olmayan tarafsız ve objektif bir portaldır. Sitenin tüm hakları saklıdır. Site içindeki hiçbir öğe (tavsiye yazıları dahil) izinsiz başka bir ortamda yayınlanamaz.