2007'den Bugüne 85,899 Tavsiye, 26,753 Uzman ve 19,082 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Tedavi Paradoksu ve Ruhsal Yağmura Asit Muamelesi Çekmek
MAKALE #8667 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Mart 2012 | 3,980 Okuyucu
TEDAVİ PARADOKSU VE RUHSAL YAĞMURA GÖKTEN ASİT YAĞIYOR MUAMELESİ ÇEKMEK

Tedavi anlayışının altında düşman ve yok etme anlayışı yatar. Bu anlayışı tarihsel süreç içindeki yaygın düşman algısı ve savaşlar belirlemiş olabilir diye düşünüyorum. Pekala yanlış düşünüyor da olabilirim! Kişisel düşüncemin bilimsel veri olmadığının farkındayım! Aynı farkındalıkla ve gerçeğe ulaşmada doğru kadar yanlışın da büyük rolü bulunduğu gerçeğinden hareketle aşağıdaki tespitleri yapmayı, düşünen ve bilgi üreten beyinlerin istifadesine sunmayı görev telakki ediyorum.

TEDAVİ İÇİNDE SAKLI PARADOKSLAR

Tedavilerde kişileri hastalığından kurtararak iyileştirmek esastır. Tedavi özünde bir savaştır; çünkü bitirme, giderme, yok etme, kurtarma mantığına dayanır.

"Görünen çözüm tek çözüm değildir" sözüyle anlatılan hakikate bağlı olarak bu yöntem sorunların çözümündeki tek yaklaşım şekli değildir. İyileşmeyi kurtulmak, hastalığı da düşman olarak ele alacak olursak sözgelimi bir düşmandan sadece onu yok ederek değil; anlaşarak da, saklanarak da, kaçarak da kurtulmak mümkündür.

Tedavi aynı zamanda kişilerin sorunları üzerindeki rolünü hafife alan, inisiyatifini azaltan, onları pasif ve edilgen kılan, böylece kişilerin çözüm için çok gerekli olan katkısını zaafa uğratan bir tekniktir. Aynı zamanda tedavi hastadan çaldığı bu rolü tedavi ediciye yükleyen, böylece tedavi düzenleyicilerin mutlak otoritesini pekiştiren, sonra da bunun yol açtığı bir dizi komplikasyona açık hale gelen bir yaklaşım biçimidir.

Diğer yandan (ve kanaatimce en önemlisi) her tedavi içinde iyileşmeye karşı doğal bir direnç de barındırır. Her tedavi girişimi doğası gereği bu direnci öncelikle harekete geçirir, sonra da sunduğu imkanlarla kişileri iyileştirmeye çalışır. Kişiler sorunlarına hastalık adı konması neticesinde hızla ve yoğun bir biçimde tedavi almaları gerektiğini düşünmeye başlarlar. Böylece beyinlerini yaşamın genelinden soyutlamış, tamamen hastalıkları ve iyileşip iyileşemeyecekleri meselesi üzerine kilitlemiş olurlar. Çünkü mutlaka iyileşmeleri gerektiği, iyileşemedikleri takdirde yaşamlarının etkileneceği düşüncesine kapılırlar. Bu düşünsel esaret aynı zamanda psikolojik bir varlık olan insan için en az hastalığın bizatihi kendisi kadar tehlikelidir.

HEP DÜŞÜNMÜŞÜMDÜR

Kanser teşhisi alan pek çok kişi tanımışımdır, çoğu ilk altı ay içinde ölmüştür. Hatta halk arasında bu yönde, yani ilk altı ay ile ölüm arasındaki ilişkiye dair yaygın bir kanaat de vardır.

Sahi bu kişiler kanser olduklarını öğrenmemiş olsalardı da altı ay içinde ölecekler miydi?

Yoksa bunu öğrendikleri için mi bu süreç altı ay olmuştur?

“Kanserde moral çok önemli olabilir, lakin ben sana kanser olduğunu açık açık, adeta “dolapta kola var, alsana” dercesine bir üslupla söyleyeyim ama sen yine de moralli olmaya çalış” şeklindeki yaygın mantık ve anlayış kişileri kanser hücresinin hızla çoğalmasından çok daha önce ölüme götüren bir rol üstlenmiş olamaz mı?

Moral kanser hastasını bile iyileştirebilen bir güç ise -ki öyledir-, en önemlisi de ani bir “kansersin” yüklenmesi ile kısa sürede çöken / çöktürülen bir moral kişiyi altı ay içinde kanser hücresinden çok daha önce ölüme götürüyor olamaz mı?

Suça çöken moral de iştirak ediyor, kabahat sadece kanser hücrelerinin başına patlıyor olamaz mı gerçekten?

ŞİMDİ DE SIRA RUHSAL HASTALIKLAR VE DOĞASINDA

Ruhsal sorunlar (bence kanser de esasında diğer tüm bedensel hastalıklar gibi büyük ölçüde ruhsal bir hastalıktır) bedensel hastalıklara benzemez. Mesela kesinlikle öldürmez. (Depresyonu için intihar eden var denilebilir. Ona bakılırsa depresyona girmeden intihar eden de vardır).

Belki süründürür denilebilir. Aslında süründürmez de! Kişiler bu sorunları; algılama şekilleri ve akabinde içine düştükleri yaklaşım hatalarıyla kendilerini süründürür bir hale getirirler.

Bedensel hastalıklar gökten asit yağmasına benzer. Haliyle en doğru çözüm bu asit yağmurunu dindirmektir. Bunun adı tıbbi tedavidir. Söz konusu bedensel hastalıklar ise bu yaklaşım büyük ölçüde makul görülebilir.

ŞİDDETİ FAZLA DİYE MUSON YAĞMURUNA ASİT MUAMELESİ ÇEKMEK

Ancak ruhsal sorunlar gökten yağan bahar yahut bazen -şiddeti fazla olabildiği için- muson yağmurlarıdır. En fazla ıslatır. Hem ıslanılsa bile zararı yoktur hem de ıslanıp ıslanmamak sadece yağan yağmura değil kişilere, mesela şemsiye kullanıp kullanmadıklarına bağlıdır.

O yüzden yağmur yüklü bulutlarla savaşılmaz. Sadece kişilere her yağmurun eninde sonunda dineceği hatırlatılır, yağmurun nezle veya grip türünden son derece sıradan sonuçları anlatılır. Böylece nezleye zatürre, gribe kansermiş gibi tepki vermelerinin manasızlığı öğretilir. En fazla şemsiye kullanmaları sağlanır. Yani doğayı yok etme mantığı üzerine kurulu olan tedavi yaklaşımı yerine destek hizmeti sunulur, kişilere zaten bir süreç olan bu geçici dönemde destek olunur!

Ancak asit yağıyor zannıyla (bunun altındaki esas amil kanaatimce beden sağlığı alanındakiler asit ise bizimkiler niye yağmur olsun ki mantığıdır), dolayısı ile boş yere hava ile, bulutlarla, gökyüzüyle, mevsimlerle verdikleri kimyasal savaşa kesinlikle müsaade edilmez, edilmemelidir. Ancak günümüzde yaygın olarak yapılan maalesef ki budur! Bu mantık ve bilimsel bilgi yoksunu işgüzarlığın adı da çok şıktır:

Ruhsal tedavi!

RUHSAL SORUNLAR BARDAKTAKİ ZEHİRDİR. OYSA BARDAKTAKİ ZEHİR DEĞİL, İÇİLEN ZEHİR ZARAR VERİR.

Diğer yandan ruhsal bir sorunumuzun olmasını bardakta zehir olmasına da benzetiyorum ben. Ancak bu, zehirlenmek ve ölmek demek değildir. Zehirlenmeyi (etkilenmeyi) zehrin bardakta olup olmaması değil; o bardağı alıp içmek yahut içmemek belirler. Sorunlara hatalı yaklaşmak o bardakta duran ve durduğu sürece de zararsız olan zehri kendi elimizle alıp içmek demektir.

Tabulaştırılan ve olmazsa, alınmazsa, alınsa bile uygun görüldüğü sürece sürdürülmezse (yani bir bakıma köle haline gelinmezse) adeta yaşayamazmışız türünde verilen mesajlarla bize bardaktaki zehre içmişiz gibi tepki verdiriyorlar. Kimse, “İlla ki bardağın boş olması şart değil! Bardakta zehir olsun, içmedikten sonra zararı yok. Ha boş bardak, ha içilmemiş bardak…” demiyor. Böylece bizler bardakta (bedenimizde, ruhumuzda) gördüğümüz her zehre sanki zehirlenmişiz ve acilen midemizin yıkanması gerekiyormuş gibi tepki verdiriliyoruz.

İSTER YAĞMURLA SAVAŞ İSTER ŞEMSİYE KULLAN

Ruhsal tedavi yağmura asit muamelesi çekmek, dolayısı ile bulutlarla ve iklimle savaşmaktır. Psikolojik destek ise gökten yağan her şeyin asit olmadığını kavramak, ne kadar şiddetli yağarsa yağsın yağmurun aslında rahmet olduğunu, bir süre sonra zaten dineceğini, bu süreçte en fazla şemsiye kullanılması gerektiğini öğretme faaliyetidir. Birini psikiyatrist yapar; diğerini psikolog. Tabi ki “yüce” makamdan icazet çıktığı kadar!

Tercih sizin. İster ruhsal kışınızı vaktinden önce dindirmeye çalışın, o nedenle yağmur yüklü bulutlarla, sisle, soğukla savaşın! Sonunda sadece ıslanmakla yetinmeyin, bir de üstüne kan - ter içinde kalın; nezle ile savaşırken zatürre olun mesela!

Ya da ruhun, psikolojinin, sorunların, hastalıkların felsefesini doğru kavramış, psikiyatrinin körüklediği azgın nehrin önünden odun kapmak için pusuda beklemeyen ehil ellerde psikolojik destek görün!

Lakin seçiminiz her ne olursa olsun, bunun kararını sadece ve kesinlikle siz verin!

Ruhunuzu kimsenin esaretine, hele hele daha ruhu bile kabul etmeyenlerin esaretine asla vermeyin; yaşamınız üzerindeki özgürlüğün tek sahibi siz olun!

(Not: Organik temeli olan, öneğin şizofreni vb. türdeki gerçek ruhsal hastalık durumları -ki bunlar çok nadirdir- hariçtir. Yazımda asıl kast edilen bunlar değil; daha çok depresyon, anksiyete türünden olan, organik kökeni bir türlü bulunamamış ancak buna rağmen yıllardır hastalık muamelesi gören duygu durum sorunlarıdır)

Psikolog
İzzet Güllü
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Tedavi Paradoksu ve Ruhsal Yağmura Asit Muamelesi Çekmek" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Sosyal Fobi Paradoksu Psk.Canan SAYIOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,082 uzman makalesi arasında 'Tedavi Paradoksu ve Ruhsal Yağmura Asit Muamelesi Çekmek' başlığıyla benzeşen toplam 38 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:31
Top