2007'den Bugüne 87,372 Tavsiye, 27,073 Uzman ve 19,322 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



İlişkide Gerçek Ayrıntıda Gizlidir
MAKALE #8878 © Yazan Dr.Mehmet TEKNECİ | Yayın Nisan 2012 | 4,611 Okuyucu
Beni etkileyen bir fotoğraf gördüm.İlk anda neden bu kadar etkilediğini fark edemesem de onda önemli bir şey vardı.Uçsuz bucaksız güzel bir deniz,sahilde bir çocuk ve çocuk dalgayı örtüyü kaldırır gibi kaldırıyor, insanoğlunun bütün atıkları ve kirlilikleri ortaya çıkıyor. Piaget’ye göre çocuğun zihinsel gelişiminde onikinci aylarda object permanance(1) (Nesne Süregenliği ) oluşur.Çocuklar bir eşyanın üzeri örtüldüğünde onikinci aydan önce onu yok sayarlar.Onikinci aydan sonra ise artık çocuk eşyanın kaybolmayacağını bilir ve örtünün altını açar. Sanki biz Erişkinler, çocuğun gelişimsel zihinsel sürecinde eşyanın artık kaybolmayacağını bilmeye doğru gittiği bir durumda iken daha aşağı bir yere geriliyoruz. Fakat bir fark var; bebek bu dönemde eşya örtünün altında kaldığında zihninde eşya algısı yok oluyor, olmayan bir şeyle ilgili bir şey yapamıyor. Hayvanlarla aynı seviyede bir nokta. Gelişim sürecini tamamlamış insanı hayvandan ayıran en önemli özellik; sembolizasyon yapabilmesi yani olay ve eşyaları zihninde tutabilmesi, gözle görülür olmasa da eşya,olay ve sorunlarla ilgili tasarım,düşünme ve çözüm üretebilme yetisi olmasıdır. Fotoğraftaki çocuk saf,meraklı ve ilgiliyle ‘tuh,kaka,pis gibi bir yargılama,iğrenme küçük görme durumunda’ değil.O sadece merakla atıklara (plastik şişelere, zifte,lastiğe,kuş ölüsüne ) bakıyor ve anlamaya çalışıyor. Bebek için önemli başka bir gelişimsel kavram ise; Mahler’in bebek gelişim evrelerinden biri olan ve nesne ilişkileri kuramında önemli yer tutan object constancy’ dir.(2).Bu kavramı şöyle açıklayabiliriz: Güvenli, mutlu, yatıştırabilen, hissedebilen bir annenin dokunmasını ,sevecen bakışlarını,sevgisini,sütünü verdiği gibi yavrusuna vermesiyle özellikle bebeğin örtülü ilişkisel belleğinde(5) oluşan seven,bakım veren,güvenliğini sağlayan,her zaman yanında olduğunu hissettiren bir anne tasarımı ve ayrıca her şekilde sevilen,güvende hisseden bir ben (kendilik )tasarımı meydana gelir. Bu empati kurabilen,hisseden,kendini ve bebeğini her koşulda yatıştırabilen (3),çocuğuna güvenli bağlanan(4) ,bu anne ,ister istemez hayatın realitesi gereği yavrusunun yanında her zaman olamayacak ve zaman zaman bebek bazı engellenmelerle,dürtülerle başbaşa kalacaktır.Örneğin,altının ıslak kalması, kulağının ağrıması,gaz sancısı ,çeşitli hastalıklar,annenin yorgunluğu ve hastalığı sebebiyle empatisinin ve ilgisinin yeterince olamaması gibi durumlarla normal olarak bebek karşı karşıya kalacaktır ve bu homeostazın(6) zaman zaman bozulmasıyla egonun gelişimi ve ego kapasitelerinin artması için ve ayrışma,bireyleşme dönemine adım atması için olması gereken de budur.Bebeğin gelişimsel süreçte yaşadıklarını bebek adına dillendirirsek: ‘aaaa anneme benzeyen biri var,ama annem gibi beni yatıştıramıyor,annem gibi yanında sıkıntısız hissetmiyorum,tam annem gibi de sevmiyor’ gibi kelimelere döktüğümüz hisleri yaşadığı örtülü ilişkisel bellekte(5) bir ikinci anne tasarımı oluşur ve buna bağlı da tam güvende hissetmeyen,tam olarak yatışmayan,biraz aciz hisseden bir başka ben (kendilik)tasarımı oluşur.Annenin güvenli bağlanan bir yapısının olması,sıkıntısını yatıştırabilme kapasitesinin olması,hayatın getirdiği olumlu-olumsuz olaylara karşı siyah ve beyaz gibi değişen bir karakter yapısı olmayan,olayları ve insanları bir bütün olarak gerçeklikte algılayan,duygularını hissedip yatıştırabilen,kendini ve ötekini (diğer insanı) yaşanan olumlu-olumsuzluklara göre değil de dünüyle bugünüyle bir bütün halinde artısıyla ve eksisiyle değerlendiren,dingin bir anne sayesinde bebek otuzaltıncı ay civarında örtülü ilişkisel belleğinde oluşmuş her iki anne ve her iki ben tasarımlarını birleştirir.Bu aylarda bebeği dillendirdiğimizde bebekten şunları duyardık: ‘ güvende hissettiğim,sevildiğimi hissettiğim,mutlu hissettiğim,özgürce herşeyi yapabileceğimi bildiğini hissettiğim,ama bazen de bu hissettiklerimi tamamen hissedemediğim bir annem var.Genelde kendime güvendiğim,sevilen ve seven olduğum özgürce istediklerimi yapabileceğimi hissettiğim ama bazen biraz güvensiz,bazı şeylerde yetersiz de hissettiğim bir ben varım,her koşulda ve her durumda annem yanımda ve ben de bazı olumsuzluklarda kendimi yatıştırabilirim diye kelimelere dökülebilecek içsel,duygusal kendilik(ben) ve nesne (anne, baba ,sevgili,insan,canlı-cansız dünya)tasarımları oluşur ve insanlar hayatlarına ya (hatırlayamadıkları) bu güzel mirasla ya da borçla başlarlar.Yani bebeğin gelişimsel süreçlerinde otuzaltı aylıkken object constancy sağlanamamış,ayrılma ve bireyleşme oluşmamışsa sonrası hayatımızda bu gelişimsel kusurlar onarılmadığında gizli ve açık karakter zaaflarıyla hayatımız devam edip gitmektedir. Maalesef geçmişin hem bebekteki çocukluk hem de sonrasında ki dönemlerde yaşanan gelişimsel kusurlar, duygusal olarak can acıtıcı atıklarımız olduğunda hep üstünü örttüğümüz, ve kaçarak güzel deniz manzarasını yaşamaya çalıştığımız bir döngüde gider.Fakat yaşadığımız kaçınma döngülerinin hiçbiri denizin içindeki plastik şişeleri,ölü martıları,ölü deniz analarını,ölü balıkları ortadan kaldırmıyor. Bakımlı,genç,güzel bir bayan doktor, tavsiye üzerine eczacı bir akrabası ile geldi.Seansta : ‘kocam boşanacağını söyledi,evi terk etti,sanıyorum başka biriyle ilişkisi de var,hiç gündemde yoktu,şimdi boşanacağım diyor,çok kötüyüm,gitti ama zaman zaman da eve geliyor,’ Bir çocuğuyla yalnız kalan bu kadın,evliliğiyle ilgili konuştuğumuzda şunları dillendiriyor: ‘ Evlenmeden önce herşey çok güzeldi, eşim çok sosyal,espri dolu bir insandı.Beni çok iyi ve çok mutlu hissettiriyordu,yanında kendimi güvende ve sevilmiş hissediyordum.Ne olduysa evlendikten sonra oldu,her şeyime kusur bulur oldu. ’Sen arkadaşlarımın yanında sessiz kalıyorsun,daha konuşkan ol’.’Sen biraz kilo mu aldın,dikkatli ol!’, hiçbir şeyimi beğenmez oldu. ‘Sen neden bir enstrüman çalmıyorsun? Sen bir müzik aleti çal,’ benle ilgili herşeye karışıyordu,ben de beğenilmek ve onun istediği mükemmellikte olmak için uğraşıyordum.Kendime olan güvenimi iyice yitirmeye başladım,hep onun istediği gibi olmakla uğraşmakla geçti yıllarım Ama,bir türlü beğendiremiyordum.Mutlaka söyleyecek bir şeyleri oluyordu. Sonra bir gün geldi :’ Ben evden ayrılıyorum,ben boşanıyorum ‘ dedi. Bu ilişkide hep güzel bir deniz manzarası görülmek istenmiş, atıklar hep yok sayılmak istenmiş, acı da olsa sonunda atıkları görmenin yolunu açabilecek bir ayrılık yaşanmış. İnsan olarak üç şey yapabiliriz:Birinci olarak ‘neden baştan beri bu normal davranmayan, senin kimliğini yok sayan,eşine bir şey demedin diyen,ya bu atıkları niye görmedin diyen eleştirisel bir bakış açısıyla yaklaşmak olabilir’; ikincisi ‘ ya arkadaş, şerefsizin tekiymiş,vah vah sana neler yaşatmış,ah bir de gül gibi kadını bırakmış gitmiş diyen bakış açısı’; üçüncüsü ‘ne terkeden kocayı ne de bu bayan arkadaşı yargılamadan, hissederek, meraklı, ilgili,anlamaya çalışan bir bakış açısıyla bu gerçekleri görmeye çalışabiliriz.Atıklarımıza bakıp,onları toplayıp geri dönüşüm kutularına atabiliriz. Bakıldığında neler görülüyordu oradaki atıklarda? Yaptığımız çalışmada görüyoruz ki gelişimsel bir eksiklikle hayata başlayıp böyle devam eden, ayrılma ve bireyleşme süreçlerini sağlıklı bir şekilde bitiremediği object constancy’i sağlayamadığı ,güvenli, her koşulda seven ve sevilen, hisseden bir yapıda olmadığını görmekteyiz. Bir şeyleri yapabilmek için güvensiz hissettiği için hep destek arayışı ve yaslanma ihtiyacı hisseden, hep ötekinin gözünde sevilmeyi ve onaylanmayı bekleyen,(çocukluk bebeklikte anneye göre yanlış veya doğru da yapsa sadece ve sadece kendi varlığıyla sevildiğini hissedememiş, değerli olduğunu hissedememiş olması sebebiyle) yapıda hayatı diğerlerinin sevgisine muhtaç bir şekilde yürüttüğü bir hayat yaşamış. Önce anne ve baba için, sonra arkadaşları için, sonrasında eşi için. Sevgiyle bakılmak, güçlü, sosyal birinin ihtiyacını hissetmek, sanki hep farkında olmadan ihtiyacını sağlayamadığı anne eksikliğini tamamlamak adına sevildiğini ve güçlü ve güvenli hissettiren erkek arkadaşını ,gerçeklikte sorgulamanın önüne geçmiştir. Ve böylece bilinçdışı örtülü ilişkisel bir şekilde bir sevilmemişlik hisleri, atığının üzerini örtmüştür.

DR.MEHMET TEKNECİ
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İlişkide Gerçek Ayrıntıda Gizlidir" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Mehmet TEKNECİ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Mehmet TEKNECİ'nin izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Mehmet TEKNECİ Fotoğraf
Dr.Mehmet TEKNECİ
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikoterapist
Bireysel Terapist /Çift terapisti /Aile terapisti/Uzman Aile Danışmanı/Öğretim Görevlisi
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi157 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Mehmet TEKNECİ'nin Makaleleri
► İlişkide Kim Dur Diyecek? Psk.Ceren TATAR
► İlişkide Zor Dönemler Psk.Enise AKGÜL
► İlişkide Huzuru Bulmak Psk.Dnş.İsa Ozan GÜN
► İlişkide Sorunları Çözmek Psk.Duygu YÜKSEL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,322 uzman makalesi arasında 'İlişkide Gerçek Ayrıntıda Gizlidir' başlığıyla benzeşen toplam 26 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Aktarım Karşı Aktarım Aralık 2019
► Grup Psikoterapisi Ekim 2019
► Depresyonu Anlamak Eylül 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


22:10
Top