2007'den Bugüne 89,825 Tavsiye, 27,674 Uzman ve 19,687 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Çocuk ve Afet : Felaketlerin Çocuklar Üzerindeki Psikolojik Etkileri
MAKALE #921 © Yazan Psk.Nevin KÜÇÜK | Yayın Nisan 2008 | 10,128 Okuyucu
Çocuk ve Afet

Dünya üzerinde her yıl milyonlarca insan afetin doğrudan ya da dolaylı etkilerine maruz kalmakta, fiziksel, ekonomik ya da psikolojik kayıplar yaşamaktadır. Uluslararası Kızılay Kızılhaç Dernekleri Federasyonu’nun yayınlamış olduğu 2007 Dünya Afet Raporuna göre 2006 yılında meydana gelen afetler sonucu 33.733 kişi hayatını kaybetmiş, 142.801.015 kişi de afetlerden doğrudan etkilenmiştir. Çeşitlerine göre bakıldığında meteorolojik kaynaklı afetler ve depremler nedeniyle yaşanılan kayıplar ilk sıralarda yer almaktadır. İstatistiklere bakıldığında ise dünyanın deprem gerçeği hiç de azımsanacak boyutta değildir. Dünyadaki afet raporları incelendiğinde bir önemli nokta daha vardır ki; çeşidi ne olursa olsun hepsinin en önemli ortaklığı gerekli hazırlıklar yapıldığı takdirde zarar görebilirliğin azaltılabileceği gerçeğidir.

Özellikle son dönemlerde yaşanılan afetler sonucu afete hazırlık konusu kamuoyunu meşgul etmekte, afetlere nasıl hazırlıklı olacağız gerçeği sık sık gündeme gelmektedir. Ancak bütün bunlar konuşulurken de aslında çok önemli bir nokta göz ardı edilmektedir:

Çocuklar, çocuklarımız.

Dünyanın neresine giderseniz gidin afetin çocuklar üzerinde yarattığı ortak etkiyi değiştiremezsiniz. Şu bir gerçektir ki eğer çocuk afet öncesi afetler hakkında yeterince bilgilendirilmemişse afetin çocuk üzerinde yarattığı etki yetişkin üzerinde yarattığı etkiden çok daha kalıcı ve kaçınılmaz olacaktır. Çocukların dünyalarındaki güven ihtiyacı hazırlıksız yakalandığı bir afeti asla tanımlayacak konumda değildir. Bu da çocuğu travmatik yaşantının içerisine sokmaktadır. Çocuğun sadece kendisi değildir aslında bu etkiyi yaratan;ailesinin tepkisi, kültürü, yaşadığı kayıplar, yaşı, cinsiyeti, daha önceki travmatik yaşantıları gibi pek çok faktör bir arada çocuğun yaşadığı travmanın boyutlarını değiştirmekte, okul öncesi, okul çağında bir çocukla, bir ergenin afeti algısı ve afete verdiği tepkiler farklılaşmaktadır. Okul öncesi bir çocuk afet meydana geldiğinde ‘annem ve babamı üzdüğüm için oldu’ diyebiliyorken, okul çağında bir çocuk doğal olayları anlayabilir ancak bu olayları bir ceza olarak yorumlayabilmektedir. ‘Bütün bunlar neden oldu, acaba benim yüzümden mi, şimdi bana ve aileme ne olacak, nerde yaşayacağız, ne yiyeceğiz, zaten hep bizim başımıza geliyor’ gibi pek çok yorum yapabilmektedirler. Bir ergen içinse durum daha farklıdır. Ergenlerde tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi afetten dolayı bir öfke meydana gelebilmektedir.

Çocukların afete vermiş olduğu tepkiler ailenin tepkisinden hiçbir zaman bağımsız değildir. Çocuğa ailesinden ve çevresinden verilen sosyal destek, çocukların stresle başa çıkmalarında önemli bir unsur olduğu gibi, afet sonrası psikososyal çalışmalarda da önemli bir başlangıç noktasıdır. Model alarak ve gözlemleyerek öğrenme teorilerine göre aile üyelerinin denetim ve başa çıkma mekanizmaları ailenin diğer üyelerinin de başa çıkma yollarını doğrudan etkilemektedir. Ebeveynlerin afeti algısı ve yorumlayış şekli de son derece önemlidir. Örneğin aile afetle ilgili gerekli açıklamayı çocuğuna yapamaz ise bu çocuğun yaşamış olduğu afeti ve kayıpları çok daha farklı yorumlamasına neden olacaktır. Her şeyden önce ebeveynler çok iyi birer dinleyici olmalıdırlar. Çocuğa doğa olaylarını anlatırken yaşına uygun açıklamalar yapmak son derece önemlidir. Bu açıklamalar ebeveynler tarafından yeterince ve zamanında yapılmaz ise çocuğun hem ailesine hem de dış dünyaya yönelik ciddi bir güven problemi yaşamasına neden olabileceği gibi, çevresinden duyduğu yanlış bilgileri de doğru olarak algılayacak, zaten anlamlandırmaya güçlük çektiği afet yaşantısı daha da karmaşık hale gelecektir.

Aile bireylerinin afetle ilgili yaşamış oldukları kaygı ve korkuyu da çocukla paylaşması, bu kaygı ve korkunun dozunu ayarlaması son derece önemlidir. Özellikle okul çağındaki çocuklarda ders çalışmalarını sağlayabilecek kendilerine ait bir yerin olmaması bile çocuğun olayları çok çözümsüz bir şekilde yorumlamasına neden olabilmektedir.

Bunların yanı sıra çocuk bir kayıp yaşadıysa, özellikle bu aile bireylerinden birinin kaybıysa, bu durum yeni yaşamına adapte olmasını da çok zorlaştırmaktadır. Böyle bir durumda çocuğun güven duygusu sarsılmakta, yaşadığı kaygı ve korku daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Yaşanan kayıp diğer aile üyelerini de doğrudan etkilediğinden aileler de başa çıkmada güçlük çekmektedir. Bu durumdaki bir çocuğa ve ailesine uzmanlarca verilecek olan destek oldukça önemli olmakta, iyileşme süreci içinse sabır göstermek gerekmektedir.

Çocukların yaşadığı travmayı etkileyen bir önemli nokta daha vardır. Anne babası boşanmış, aile içi şiddete maruz kalmış ya da tanık olmuş, cinsel istismara uğramış, fiziksel ya da psikolojik ihmale uğramış, savaş ya da çatışma ortamlarında büyümüş vb durumdaki çocuklar afet dönemlerinde farklı riskler taşımaktadırlar. Daha önce tanık olduğu yaşantılar üzerine eklenen böylesine karmaşık bir olay, hayata olan inanç ve bağlılığını ciddi düzeyde sarsmaktadır.

Ayrıca afet kavramı çoğu çocuk bunu yaşamasa bile medya aracılığıyla çocuğun hayatına girmekte, düşünmeden başlatılan deprem söylentileri bile çocuğun gündelik yaşamını bozabilmekte, yazılı ve görsel basın aracılığıyla yapılan haberler de strese neden olmaktadır. Özellikle televizyon kanallarında gösterilen görüntülerin kesinlikle çocukları düşünerek yayınlanması, anne babaların da çocuklara izletecekleri görüntü ve programlar karşısında çok dikkatli olması gerekmektedir.

Afet sonrası çocukların oynadığı oyunlar ve çizdiği resimler de çok önemlidir. Hem çocuk için çok önemli bir rahatlama aracı olmakta, hem de ebeveynler için önemli ipuçları sağlamaktadır. Gerek Düzce örneği gerekse Tsunami çocuklarıyla yapılan rahatlama egzersizleri ve resim çalışmaları da göstermiştir ki dünyanın neresine giderseniz gidin çocuk dili evrensel ve size her şeyi tüm çıplaklığıyla anlatabilecek cesareti olan tek dil.

Bugün hala 1999 Düzce Depreminin izleri sürmekte olup, o dönem çocuk olanlar şimdi ergen bir birey olarak hayatlarına devam etmektedir. Afetin etkilerinin can ve mal kaybı dışında, çocukların eğitiminde ve yeni yaşama uyumda çok büyük değişikliklere neden olduğu da aşikârdır. Örneğin Düzce Valiliği tarafından 2003 yılında yapılan kent kurultayında depremin neden olduğu çok önemli bir diğer sorun olarak kentte eğitim sisteminin çökmüş olması gösterilmiştir. Depremden sonra çadırlarda ya da prefabrik konutlarda yaşam hem aile bireylerini hem de çocukları aniden içine düştükleri zorlu koşullar nedeniyle görünenden çok daha fazla etkilemiştir. Ailelerde devam eden kaygı ve rahatsızlıklar çocukları da etkilemekte ve üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen uyku bozuklukları, parmak emme ya da yalnızlıktan korkma gibi şikâyetlerle bizlere başvurmaktadırlar. Bu da gösteriyor ki afet sonrası yapılan çalışmalar çok özenle ve dikkatle yapılmalı ve en önemlisi de sürdürülmelidir.

Çocuklarımızın afetlerden en az hasar görerek çıkmalarını istiyorsak ebeveynler olarak öncelikle afetler karşısında gerekli tutum ve davranışları öğrenmeli ve hazırlıklarımızı yapmalıyız. Afetlere her insan farklı psikolojik tepkiler gösterebilir, bu tepkiler tamamen normaldir. Bu tepkiler olağanüstü durumlara verdiğimiz olağan tepkilerdir. Bu nedenle afet sonrası kendimizde ve çocuğumuzda birtakım davranış değişiklikleri olduğunda paniğe kapılmamalı, bu tepkilerin geçici olduğunu unutmamalıyız. Ancak tepkilerin şiddeti devam eder ise bir uzmandan da mutlak destek almalıyız. Afet sırasında afetin şekline göre güvenli davranış hareketlerini mutlaka öğrenmeli, çocuklarımıza da öğretmeliyiz. Aile bireyleri olarak aile afet planımız hazır olmalı, bir afet olduğunda nasıl davranacağımızı bilmeli, evimizin güvenli yerlerinin belirlenmesi, evdeki eşyalarımızın özellikle sarsıntı sırasında bize zarar vermemesi için sabitlenmesi ya da yerlerinin değiştirilmesi gibi küçük ama hayat kurtarıcı önlemleri mutlaka almalıyız. Bu hazırlıkları yapmamız afetlerden korkmamıza engel olacak ve korkularımızın yerini güven alacaktır.(Çocuğunuzla Birlikte Okuyun; Kızılay İle Güvenli Yaşamı Öğreniyorum, 4.sınıf ve üzeri için)

Afet deneyiminiz olsa da olmasa da çocuklarınızın afetle ilgili korkularını yenmekte zorlanıyorsanız, lütfen konu ile ilgili uzmanlardan destek alın. Afetlerin hem çocuklarımızın hem de kendimizin ruh sağlığı üzerinde yaratacağı etkiler düşündüğümüzden çok daha büyük olabilir. Çocuğunuzla birlikte yaptığınız/yapacağınız tüm hazırlıklar çocuğunuzun daha güvenli bir yaşam sürmesine katkı sağlayacaktır.

Çocuğunuzla birlikte bütün bu hazırlıkları yaptıysanız şöyle bir arkanıza yaslanıp, cesaretiniz, gücünüz, dayanıklılığınız ve sabrınız için kendinizi ve ailenizi tebrik etmeyi lütfen unutmayın.

Afetsiz bir yaşam dileğiyle…

Nevin KÜÇÜK
Psikolog

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuk ve Afet : Felaketlerin Çocuklar Üzerindeki Psikolojik Etkileri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Nevin KÜÇÜK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Nevin KÜÇÜK'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Nevin KÜÇÜK'ün Yazıları
► Boşanmanın Çocuklar Üzerindeki Etkileri Psk.Dnş.Seval Ulviye AKYOL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,687 uzman makalesi arasında 'Çocuk ve Afet : Felaketlerin Çocuklar Üzerindeki Psikolojik Etkileri' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:13
Top