2007'den Bugüne 88,770 Tavsiye, 27,435 Uzman ve 19,542 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Epilepside Özürlülük ve Sosyal Haklar
MAKALE #9428 © Yazan Prof.Dr.Hikmet YILMAZ | Yayın Ağustos 2012 | 67,090 Okuyucu ÇOK OKUNUYOR
EPİLEPSİDE ÖZÜRLÜLÜK VE SOSYAL HAKLAR İLE İLGİLİ GÜNCEL DÜZENLEMELER

Epilepsi klinik olarak geniş yelpazeli ve kronik seyirli heterojen bir hastalıktır. Yelpazenin en solunda ilaçlar ile tamamen kontrol altına alınabilen yada seyrek nöbet geçiren, basit veya kompleks parsiyel nöbet geçiren olgular varken, yelpazenin en sağında ilaç tedavisine rağmen ısrar eden, motor-mental retardasyonun eşlik ettiği, sık nöbetler ve kadastrofik epilepsi tabloları nedeni ile yakın ilgi ve bakıma gereksinim gösteren olgular vardır. Klinik yelpazenin bu kadar geniş olması bu grup hastalar arasında yakın ilgi ve desteğe gereksinim gösteren olguların saptanmasında sıkıntı oluşturmaktadır. ın özürlülüklerinin saptanmasında ve gerçekten O zaman ‘’epilepsi hastası ne zaman özürlü ne zaman sağlıklı kabul edilmeli?’’ sorusu gündeme geliyor. Bu sorunun yanıtını genel anlamda ‘’özürlü bireyin’’ tanımında aramak gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütüne göre "çesitli sağlık sorunları nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılamada güçlükleri olan birey" özürlüdür. O zaman iş gücü kaybına neden olacak ölçüde nöbet geçiren yada hastalığın olumsuz etkilerine maruz kalmış olan epilepsi hastaları da özürlüdür. Bu yazıda özürlülük kriterlerini sağlayan epilepsi hastaları için özürlülük kavramından, özürlülük raporlarının düzenlenmesinden, bu olguların güncel sosyal haklarından ve iş hukuklarından bahsedilecektir.

Tanım ve kavram olarak özürlülük

Bakanlar Kurulu’nun 16.7.2006 tarih ve 26230 sayılı resmi gazetede yayınlanan ‘’ ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ, SINIFLANDIRMASI VE ÖZÜRLÜLERE VERİLECEK SAĞLIK KURULU RAPORLARI HAKKINDA YÖNETMELİK’’ ile özürlülüğün tanımını ve özürlülere sağlık kurulu raporlarının nasıl alınması gerektiği ile ilgili mevzuatı düzenlemiştir. Bu yönetmeliğin birinci bölümü özürlülüğün kapsam, dayanak ve tanımlarını; ikinci bölümü özürlülük ile ilgili Yetkili Sağlık Kuruluşlarını ve Sağlık Kurullarını ve Rapor Düzenleme Usul ve Esaslarını açıklar.
Özürlülük Yönetmeliğinin amacı
Bu Yönetmelik; özürlü sağlık kurulu raporlarının alınışı, geçerliliği, değerlendirilmesi ve özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kuruluşlarının tespiti ile ilgili usul ve esasları belirlemek; özürlülerle ilgili derecelendirmelere, sınıflandırmalara ve tanımlamalara gereksinim duyulan sağlık, eğitim, rehabilitasyon gibi alanlarda ortak bir uygulama geliştirmek ve uluslararası sınıflandırma ve ölçütlerin kullanımının yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
Özürlülük Yönetmeliğinde yer alan temel tanımlar
Özürlü: Doğuştan veya sonradan; bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılamada güçlükleri olan ve korunma, bakım veya rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişiyi,
Ağır Özürlü: Özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %50 nin üzerinde olduğu tespit edilen özürlülerden; beslenme, giyinme, yıkanma ve tuvalet ihtiyacını giderme gibi öz bakım becerilerini yerine getirmede, kendi başına hareket etmede veya iletişim kurmada zorluk ya da yoksunluk yaşadığına ve bu becerileri başkalarının yardımı olmaksızın gerçekleştiremeyeceğine tıbbi olarak karar verilen kişileri,
Balthazard Formülü: Tüm vücut fonksiyon kaybı hesabında birden fazla özrü olanlar için kullanılan hesaplama şeklini,
Özürlülük Ölçütü: Uluslararası temel ölçütler esas alınarak hazırlanan, özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı yüzdesini,
Özürlü Sağlık Kurulu: Kişilerin hastalık ve özürleri hakkında karar vermeye yetkili olan ve bu Yönetmeliğin 6 ncı ve 7 nci maddelerinde belirtilen organları,
Özürlü Sağlık Kurulu Raporu: Özürlü sağlık kurulunca hazırlanan, kişilerin özür ve sağlık durumunu, yararlanabileceği sosyal hakları ve çalıştırılamayacağı iş alanlarını belirten belgeyi,
Sınıflandırma: Önemli bir sağlık öğesi olarak insan vücudunun fonksiyonu ve yetersizliğinin tanımı konusunda ortak ve standart bir dil ve çerçeve geliştirme çalışmasını ifade eder.
Özürlü sağlık kurulu nasıl oluşur? (Madde 6)
(1) Özürlü sağlık kurulu; iç hastalıkları, genel cerrahi, göz hastalıkları, kulak-burun-boğaz, nöroloji veya ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlarından oluşur.
(2) Değerlendirilecek özür, bu uzmanlık dallarının dışında ise ilgili dal uzmanının da kurulda bulunması şarttır. Kurulda bulunan hekimler birbirlerinin yerine karar veremezler.
(3) Eğitim ve araştırma hastanelerinde özürlü sağlık kuruluna şefler, bulunmadıkları zaman şef yardımcıları veya şeflerin görevlendirecekleri uzman hekimler girerler. Kurulun başkanı bu Yönetmeliğin 7 nci maddesinde belirtilen hastanelerin baştabibidir. Baştabibin bulunmadığı zaman kurulun başkanlığını baştabibin görevlendireceği bir üye yapar.
(4) Asker hastanelerinde, Baştabip yardımcısı veya baştabibten sonraki en kıdemli uzman hekim; asker eğitim hastanelerinde ise baştabip tarafından görevlendirilecek diğer üyelerden kıdemli bir öğretim üyesi kurula başkanlık eder.
(5) Özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşunda, fizik tedavi ve rehabilitasyon uzman hekiminin bulunması halinde, bu uzmanın özürlü sağlık kurulunda yer alması zorunludur.
Özürlü raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşları hangileridir? (Madde 7)
(1) Bu Yönetmelikte belirtilen özürlü sağlık kurulu raporlarını düzenlemeye her yıl yenilenen ve ek bir liste ile belirtilen sağlık kuruluşları yetkilidir.
(2) Özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler, isimlerinin değişmesi halinde yeni isimleriyle de özürlü sağlık kurulu raporu düzenleyebilirler. İsim değişikliği olan özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşları bu durumu, resmi bir yazı ile ilde bulunan sosyal güvenlik kuruluşlarının il müdürlüklerine, il defterdarlığına ve il milli eğitim müdürlüklerine bildirir.
(4) Özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler ilgili kurum ve kuruluşlar ile Maliye Bakanlığından uygun görüş alınarak Sağlık Bakanlığınca değiştirilebilirler.
Özürlülük oranları nasıl belirlenir ve raporlar nasıl düzenlenir? (Madde 8)
(1) Özürlü sağlık kurulu raporu düzenlenebilmesi için, özürlülerin kamu kurum ve kuruluşlarınca resmi yazı ile birlikte gönderilmeleri veya doğrudan raporu verecek olan hastanenin baştabibliğine müracaat etmeleri gerekmektedir. Özürlü sağlık kurulu raporları, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan formla (şekil 1 ve 2) düzenlenen özürlü sağlık kurulu raporu şekline uygun olarak düzenlenir.
(2) Tüm vücut fonksiyon kaybı oranları, özürlü sağlık kurulunca bu Yönetmeliğin ekinde yer alan cetvelde (şekil 3 ve 4) bulunan tüm vücut fonksiyon kaybı oranlarına göre yüzde (%) olarak belirlenerek özürlü sağlık kurulu raporunun ilgili bölümünde rakam ve yazı ile belirtilir. Hastalığın kendisine ait belirti ve bulgular için ayrıca tüm vücut fonksiyon kaybı oranı puanı verilmez. Bu cetvelde adı geçmeyen hastalık ve özürler ile bunlara ait vücut fonksiyon kayıp oranları fonksiyon kayıplarına göre özürlü sağlık kurulunca değerlendirilerek belirlenir. 2006 yılında nöbet sayısı üzerinden değil hastalığın bireye etkisini temel alan yeni bir iş gücü kaybı cetveli hazırlandı (şekil 5).
Özürlülük nasıl derecelendirilir? (Madde 3 Değişik: 15.06.1981 - 8/3179 s. Kararname)
Birinci Derece Özürlülük: Çalışma gücünün % 80`inden fazlasını (% 80 dahil) kaybetmiş bulunan birey birinci derecede özürlü sayılır.
İkinci Derece Özürlülük: Çalışma gücünün % 60`ından fazlasını (% 60 dahil %
80`e kadar) kaybetmiş bulunan birey ikinci derecede özürlü sayılır.
Üçüncü Derece Özürlülük: Çalışma gücünün % 40`ından fazlasını (% 40 dahil %
60`e kadar fazlasını kaybetmiş bulunan birey üçüncü derecede özürlü
sayılır.
Özürlü sağlık kurulu raporu nasıl doldurulur? (Madde 9)
(1) Özürlü sağlık kurulu raporu formu eksiksiz olarak doldurulur. Özürlü sağlık kurulu raporu; poliklinik muayene tarihi, poliklinik kayıt numarası yazılmak suretiyle, bulgular ve teşhis ayrıntılı olarak yazılıp imza edilir. Yapılan muayene, tetkik ve laboratuvar bulgularına dair bilgiler özürlü sağlık kurulu raporu formuna eklenir. Özürlü sağlık kurulu, özürlü kişiyi bizzat görerek karar verir ve tüm vücut fonksiyon kaybı oranını bu Yönetmeliğin 8 inci maddesinde belirtilen esaslara göre belirler.
(2) Özre ilişkin klinik bulgular, radyolojik tetkikler ve laboratuvar bilgileri, raporun ön yüzündeki ilgili bölüme özetlenerek yazılır.
(3) Özürlü sağlık kurulu raporları ilgili kişilerce mutlaka imzalanır. Okunaklı bir şekilde kaşelenir ve mühürlenir. 7 yaşından büyük özürlülere düzenlenecek olan özürlü sağlık kurulu raporlarında, özürlünün fotoğrafının bulunması zorunludur.
(4) İstihdam amacıyla verilecek raporlarda, ayrıntılı teşhis ve özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının yazılmasıyla birlikte, kişinin sağlığına etkisi dikkate alınarak çalışamayacağı işlerin niteliği genel olarak belirtilir.
(5) Özürlü sağlık kurulu raporlarında, raporun kullanım amacı bölümüne; bireyin özür grubuna uygun hakları, özürlü sağlık kurulunca değerlendirilerek raporun arka yüzünde bulunan açıklamalar bölümü dikkate alınarak yazılır. Raporun kullanım amacı bölümüne, bireyin özür grubuna uygun hakları değerlendirilerek yapılan değerlendirmeler; sonuç bölümüne evet, hayır ya da değerlendirilmedi ibarelerinden birisi kullanılmak suretiyle yazılır ve bu bölüm hiçbir suretle boş bırakılmaz.
(6) Ağır özürlü olduğu tespit edilenler, Özürlü Sağlık Kurulu Raporunun Sonucu bölümünün Ağır Özürlü kısmında evet ya da hayır ifadesi yazılarak belirtilir ve bu bölüm hiçbir suretle boş bırakılmaz. Ağır özürlü olduğu Özürlü Sağlık Kurulu Raporu ile belgelendirilenler; bakım hizmeti alabilmek amacıyla Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu il müdürlüklerine başvurabilirler.
(7) Özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanmak isteyen kişiler için verilecek raporlarda; ayrıntılı teşhis ile tüm vücut fonksiyon kaybı oranı ve raporun sürekli olup olmadığı ile süreli raporlarda kontrol süresi mutlaka yazılır. Tüm vücut fonksiyon kaybı oranı % 40 ve üzerinde bulunanlar ve özel eğitim hizmetlerinden faydalanabilmek isteyen kişiler, kendilerine düzenlenen Özürlü Sağlık Kurulu Raporu ile il milli eğitim müdürlüklerine başvururlar.
Özürlü sağlık kurulu raporuna itiraz nasıl olur? (Madde 10)
(1) Özürlü sağlık kurulu raporuna; özürlü, velisi veya vasisi veyahut raporu isteyen kurum tarafından itiraz edilebilir. İlgililer itiraz dilekçesi ve ilk özürlü sağlık kurulu raporunun tasdikli bir örneği ile birlikte, bulunduğu ilin sağlık müdürlüğüne başvurur. İl sağlık müdürlüğünce, özürlü sağlık kurulu raporu alacak kişi en yakın farklı bir özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneye gönderilir. İtiraz edilen özürlü sağlık kurulu raporu ile itiraz üzerine verilen özürlü sağlık kurulu raporundaki kararlar aynı yönde ise özürlü sağlık kurulu raporu kesinleşir.
(2) Özürlü sağlık kurulu raporlarının farklı olması durumunda, listede belirtilen hakem hastanelerden, kişinin ikamet ettiği yere en yakın bir hakem hastaneye, kişi yeniden muayene edilmesi ve özürlü sağlık kurulu raporu tanzim edilmesi amacıyla yine il sağlık müdürlüğü kanalıyla gönderilir. Hakem hastanenin özürlü sağlık kurulunca verilen kararı kesindir.
(3) Milli Savunma Bakanlığına bağlı asker hastanelerince; Türk Silahlı Kuvvetleri personeline verilecek özürlü sağlık kurulu raporlarına itiraz esas ve usulleri Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilgili mevzuat hükümlerine tabidir. Türk Silahlı Kuvvetleri personeline verilecek özürlü sağlık kurulu raporlarına yapılan itirazlar, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Eğitim Hastanesi ile Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Eğitim Hastanelerince kesin olarak karara bağlanır.
Birden fazla özür durumunun bulunması durumunda özürlülük nasıl hesaplanır? (Madde 11)
(1) Birden fazla hastalığı veya özrü bulunanların, özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranlarından, en fazla kayba sebep olan hastalığın vücut fonksiyon kayıp oranı esas alınır. Diğer rahatsızlıklara ait vücut fonksiyon kayıp oranları Balthazard Formülü ile toplanarak genel vücut fonksiyon kayıp oranı hesaplanır.
(2) Balthazard Formülü aşağıdaki şekilde uygulanır:
a) Tüm vücut fonksiyon kaybı oranları ayrı ayrı tespit edilir.
b) Bu oranlar en yükseğinden başlanarak sıraya konulur.
c) En yüksek oran özürlünün tüm vücut fonksiyonunun tümünü gösteren % 100'den çıkarılır.
ç) Bu çıkarmada kalan miktar, sırada ikinci gelen tüm vücut fonksiyon kaybı oranı ile çarpılır. Çarpımın 100'e bölünmesinden çıkan rakam en yüksek tüm vücut fonksiyon kaybı oranına eklenir; böylece, birinci ve ikinci arızaların tüm vücut fonksiyon kaybı oranı bulunmuş olur.
d) Özür ikiden fazla ise, birinci ve ikinci arızaların kayıp oranı birinci sıraya ve üçüncü sıradaki oran ikinci sıraya alınarak işlem tekrarlanır.
e) 60 yaşın üzerindekilerde; genel vücut fonksiyon kayıp oranına Balthazard Formülü ile % 10 eklenir.
(3) Balthazard formülünün uygulanmasına ilişkin olarak bu Yönetmeliğin ekinde yer alan Birleşik Değerler Tablosu da kullanılabilir (şekil 6).
Kurul kararlarının kaydı nasıl yapılır? (Madde 12)
(1) Kurul kararlarının kaydı için özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili her hastanede ayrı bir özürlü sağlık kurulu defteri tutulur. Kurul üyeleri, deftere kaydedilen özürlü sağlık kurulu raporlarının suretlerini de imza ederler. Kararlara muhalefet edenler, raporun kurumda kalan nüshasına ve bu deftere gerekçeli olarak muhalefet şerhini yazarak imza ederler. İlgiliye verilecek veya kurumuna gönderilecek rapor nüshaları kurula katılan bütün üyeler tarafından muhalefet gerekçesi yazılmaksızın imzalanır. Kararın oy birliği veya oy çokluğu ile verildiği, raporların karar bölümüne mutlaka yazılır.
(2) Özürlü sağlık kurulu kararları oy çokluğu ile alınır. Oyların eşit olması halinde, kurul başkanının kullandığı oy yönünde karar alınmış sayılır.

Özürlü sağlık kurulu raporunun geçerlilik süresi ne kadardır? (Madde 13)

(1) Özürlü sağlık kurulu raporunun sürekli olup olmadığı ile süreli raporlarda kontrol süresi mutlaka belirtilir.
(2) Özürlü sağlık kurulunca kişinin özür durumunun sürekli olduğuna karar verilmesi durumunda, özürlü sağlık kurulu raporunun ilgili bölümünde bu durum belirtilir. Ancak özür durumunun değişmesi halinde, rapor ve buna bağlı tüm vücut fonksiyon kaybı oranı yeniden belirlenir.
(3) Özürlü sağlık kurulunca özürlünün özür durumunun sürekli olmadığına karar verilmesi halinde de bu husus ilgili bölümde belirlenerek Özürlü Sağlık Kurulu Raporunun geçerlilik süresi belirtilir. Zaman içinde değişebilen veya kontrolü gerektiren hastalıklar, hastanın önceki özürlü sağlık kurulu raporu da kurula sunularak, özürlü sağlık kurulunun belirleyeceği süre içinde yeniden görüşülür ve karara bağlanır.
(4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre alınmış olan sürekli raporlar ile süreli raporların geçerlilik süresi dolmadan tekrar rapor istenmesi durumunda, mükerrer rapor tanzimini önlemek maksadıyla, ilgililerin daha önce Özürlü Sağlık Kurulu Raporu alıp almadıklarına ilişkin beyanı istenir. İlgilinin beyanı üzerine veya bir başka şekilde, evvelce Özürlü Sağlık Kurulu Raporu verilmiş olduğunun tespiti halinde tekrar rapor verilmez.
Özürlü sağlık kurulu raporunun tasdiki ve verilişi (Madde 14)
(1) Raporların usulüne uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği, formdaki bilgilerin tam olarak doldurulup doldurulmadığı kontrol edilerek, gerekiyorsa eksik ve yanlışlıklar düzeltildikten sonra raporlar; kurum müracaatı ise üç nüsha, kişisel müracaatlarda ise iki nüsha olarak düzenlenir ve baştabip tarafından tasdik edilir.
(2) Özürlü Sağlık Kurulu Raporunun bir nüshası ilgili kişiye verilir. İlgilinin talebi üzerine hazırlanmış olan özürlü sağlık kurulu raporlarından; özürlünün kullanabileceği hakları sayısınca çoğaltılarak imza edilir, onaylanır ve mühürlenerek ilgiliye verilir. Kurum müracaatlarında ise raporun bir nüshası raporu isteyen kuruma gönderilir.
(3) Raporun bir nüshası, gerektiğinde belgelendirilmesi amacıyla raporu veren sağlık kuruluşunda saklanır. Raporların saklanma usul ve esasları; sağlık kuruluşlarının bağlı bulunduğu kurumların ilgili mevzuatına tabidir.
(4) Özürlü Sağlık Kurulu Raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşları, özürlü sağlık kurulu raporlarına ait bilgileri ulusal özürlüler veritabanında yer alması amacıyla Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığının belirleyeceği veri yapısında her ayın ilk haftası Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığına elektronik ortamda gönderir. Özürlü sağlık kurulu raporlarına ait bilgilerin ulusal özürlüler veritabanına aktarılması ile ilgili teknik yöntem ve veri aktarma periyoduna ilişkin usul ve esaslar gerekli görüldüğünde Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından değiştirilir.
Vergi indiriminden yararlanmak isteyen özürlü nasıl başvuru yapmalı?
İndirimden yararlanmak isteyen özürlü birey, nüfus kağıdının örneği ve çalıştığı işyerinden alacağı hizmet erbabı olduğunu gösterir belge ile birlikte illerde Defterdarlık Gelir Müdürlüğüne, bağımsız Vergi Dairesi bulunan İlçelerde Vergi Dairesi Müdürlüğüne, diğer ilçelerde Malmüdürlüğü`ne bir dilekçe ile başvuracaktır. Defterdarlık Gelir Müdürlükleri, Vergi Dairesi Müdürlükleri ve Malmüdürlükleri özürlülük indiriminden yararlanmak için kendilerine başvuran bireyin adı ve soyadını, baba adını, doğum yeri ve tarihi ile çalıştığı işyerini, Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin eki rapor formlarının üç nüshasının ilgili yerlerine yazacaklar ve bu formları bir yazıya ekleyerek bireyi Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen hastanelerden en yakın olanına sevk edeceklerdir.
Özürlü Raporu üzerinde tahrifat yapmanın yada sahteciliğin bir cezası var mı? (Madde 16)
(1) Üzerinde tahrifat, silinti ve kazıntı olan raporlar geçersizdir.
(2) Gerçeğe uygun olmayan raporları kasten düzenleyenler ve kullananlar ile raporlar üzerinde tahrifat, silinti ve kazıntı yaparak kullanan ve kullanmak isteyenler hakkında genel hükümlere göre işlem yapılır.
Örnek:
Şahsın jeneralize yılda 2 den fazla epileptik nöbeti varsa 2022 sayılı Kanuna göre %65 iş gücü kaybı vardır kararı verilebilmektedir. Ancak, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yapılacak incelemede, bilimsel kriterlerin, klinik, laboratuvar ve radyolojik bulguların, kan, ilaç düzeylerinin belirtildikten sonra çalışarak hayatını kazanıp kazanamıyacağı kararının verilip yazılması gerekmektedir. Bir çok hastane 5434 sayılı T,C. Emekli Sandığı Kanunu çerçevesinde yaptığı inceleme sonucunda "Çalışarak hayatını kazanamaz.", "malulen emekli olur", "babasının veya annesinin sosyal haklarından faydalanır" derken başka bir raporun¬da aynı kişi için "her türlü taşıt kullanması, yüksek yerlerde çalışması, tehlikeli işlerde çalışması sakıncalıdır, bunların dışında çalışabilir" kararı vermektedir.
ÖZÜRLÜ KABUL EDİLEN EPİLEPSİ HASTALARININ SOSYAL HAKLARI VE BUNLARLA İLGİLİ GÜNCEL DÜZENLEMELER
Türkiye, Birleşmiş Milletler tarafından 30 Mart’ta imzaya açılan “Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme”ye taraf olan ilk ülkelerden biri olmuştur. On üç aralık 2006 tarihinde BM Genel Kurulu’nda oylamasız kabul edilen “Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme”nin 30 Mart’ta Birleşmiş Milletler’e üye ülkelerin imzasına açılmış ve Türkiye’nin, bu Sözleşme’yi imzalayan ilk ülkeler arasında yer almıştır. Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme, genel ilkeler, genel yükümlülükler, ayırımcılık yasağı, erişilebilirlik, eğitim, sağlık, çalışma ve istihdam, siyasi ve kamusal yaşama katılım gibi çeşitli başlıklar altında engellilerin haklarını ve taraf devletlerin yükümlülüklerini düzenlemektedir.
Özürlülerin hak ve hukukları ile ilgili olarak anayasamıda da koruyucu hükümler vardır. Bu hükümler, özürlü bireylerin örgütleri, özürlü bireylerin sağlık, eğitim, bakım, rehabilitasyon, istihdam, sosyal güvenlik ve ulaşılabilir fiziksel çevre gibi haklarına ilişkin çeşitli düzenlemeleri savunmaktadır. Bu amaçla hazırlanmış olan Özürlüler kanunu 30 Ekim 2005 tarih ve 25981 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Özürlülüğün önlenmesi, özürlülerin sağlık, eğitim, rehabilitasyon, istihdam, bakım ve sosyal güvenliğine ilişkin sorunlarının çözümü ile her bakımdan gelişmelerini ve önlerindeki engelleri kaldırmayı sağlayacak tedbirleri alarak topluma katılımlarını sağlamak ve bu hizmetlerin koordinasyonunu amaçlamayan bu kanun doğuştan veya sonradan epilepsi hastalığı nedeni ile meydana gelen bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini yüzde kırk (%40) ve üstünde bir oranda kaybedenlerin haklarını düzenlemektedir. Kanun, özürlülerin karşılaştıkları ayrımcılıkla mücadele edilmesi, alınacak karar ve verilecek hizmetlerde özürlünün, ailesinin ve gönüllü kuruluşların katılımcı olmasının sağlanması ve özürlüye sunulacak hizmetlerde aile bütünlüğünün korunması ilkelerini esas almaktadır. Ancak bu kanundan yararlanabilmek için epilepsi hastalarının tedaviye rağmen nöbetlerinin devam etmesi gerekmekte, bu kanun remisyonda epilepsi hastalarının haklarını koruyamamakta ve bu kişilerin önyargılarla işe alınmamaları sorununu çözmemektedir (59).
1. İsteğe bağlı özürlü kimlik kartı
Bir Temmuz tarihinde Özürlüler Yasası’nın TBMM’de kabulünden sonra yasanın aktif bir şekilde uygulanması için çalışmalar hızla sürerken yeni bir çalışma da engellilerin seçimine bırakıldı. Buna göre isteyen kimliğinde engellilik oranını belirten yazıyı yazdırabilecek yada istemeyen eski kimliğini kullanabilecek. Ve özürlüler veritabanı oluşturulmasına ve özürlülük bilgisinin nüfus cüzdanında yer almasına dair yönetmelik 30 Ekim 2005 tarih ve 25981 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu Yönetmelik, doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle meydana gelen bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini yüzde kırk (%40) ve üstünde bir oranda kaybedenlerin özürlülük bilgisinin nüfus cüzdanlarında yer almasına ilişkin usul ve esasları kapsar. Özürlü bireyler, ikamet ettikleri ilin il müdürlüğüne, sağlık kurulu raporu aslı veya onaylı örneği ve nüfus cüzdanı aslı ve fotokopisi ile müracaat eder. Formdaki bilgiler, il müdürlüğündeki meslek elemanları tarafından, özürlünün beyanına ve ibraz ettiği belgelere göre kimlik uygulama yazılımı kullanılarak veri tabanına aktarılır. Bu bilgiler belge ortamında ilgili meslek elemanınca onaylanır. Bilgilerin kontrolü il müdürlüğü tarafından yapılır. Bu özürlü bilgileri Kurum tarafından, Başkanlığın belirlediği veri yapısında ulusal özürlüler veri tabanına aktarılmak üzere her ayın ilk haftası Başkanlığa elektronik ve belge ortamında gönderilir. Özürlülük bilgilerinin ulusal özürlüler veritabanına aktarılması ile ilgili teknik yöntem ve veri aktarma periyoduna ilişkin usul ve eseslar gerekli görüldüğünde Başkanlık tarafından değiştirilir. İl müdürlükleri, meslek elemanınca onaylanan formların aslını, sağlık kurulu raporunun aslı veya onaylı örneğini, nüfus cüzdanı fotokopisi ile birlikte muhafaza eder. Formdaki bilgiler, gerekli görüldüğünde Kurumun görüşü alınarak Başkanlık tarafından değiştirilir. İl müdürlüklerince sağlık kurulu raporu ve nüfus cüzdanı örneği incelenir ve bilgisayar ortamında değerlendirilir. Özürlülere ait kimlik bilgileri ve özür oranı bilgisi Kurum tarafından elektronik ve belge ortamında Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilir. Gönderilen bilgiler MERNİS veritabanında tutulur. Elektronik ve belge ortamındaki bilgi farklılığının hukuki sorumluluğu bilgiyi gönderen Kuruma aittir. Nüfus cüzdanında özürlülüğüne ilişkin bilgi yer alan her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, ilgili mevzuatta münhasıran özürlülere tanınan hak ve hizmetlerden yararlanır. Nüfus cüzdanlarında özürlülükle ilgili bilgiler yer almayan ve almasını istemeyen özürlüler, ilgili mevzuatla tanınan haklardan “Özürlüler İçin Sağlık Kurulu Raporu”nu ibraz ederek faydalanabilirler. Özürlü olduğunu istenen belgelerle beyan eden ve il müdürlüklerine başvuran Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının nüfus cüzdanlarının arka yüzünde, “% … oranında özürlüdür” ifadesi yer alır. Özür oranı, rakamsal olarak % işaretinin sağına yazılır. Özürlülük bilgilerinin nüfus cüzdanına yazılması özürlünün isteğine bağlıdır.
2. Bakım hizmeti
Bu yeni Özürlülük kanunu ile, sosyal güvencesi bulunmayan ve ailesi ekonomik yoksunluk içinde bulunan bakıma muhtaç özürlü kabul edilen epilepsi hastalarına evlerinde veya kurumda bakım hizmeti verilecektir. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu dışında bakılanların iki aylık net asgari ücret tutarına kadar olan masrafları Kurumca karşılanacaktır (Madde 9-30). Bakım hizmetini, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünden ruhsat alan gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşları verecektir.
3. Mesleki Rehabilitasyon
Toplumsal hayata katılım ve eşitlik temelinde özürlülerin bireysel ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak rehabilitasyon hizmetleri verilmesi planlanmıştır. Bu alanda eksikliği bilinen personelin yetiştirilmesine ve istihdamına yönelik tedbirler alınacaktır (Madde 10). Özürlü kabul edilen epilepsi hastalarının yetenekleri doğrultusunda yapabilecekleri bir işte eğitilmesi, meslek kazandırılması, verimli kılınarak ekonomik ve sosyal refahının sağlanması amacıyla mesleki rehabilitasyon hizmetleri yaygınlaştırılacaktır. Bu hizmet belediyeler tarafından da verilecektir. Verilememesi halinde, özürlü hizmeti en yakın merkezden alacak ve bütçe uygulama talimatında belirlenen miktarı belediye tarafından karşılanacaktır. Günün şartlarına uygun olarak, özür türlerini dikkate alan iş ve meslek analizleri yapılacak, bu analizlerin ışığında, özürlülerin durumlarına uygun mesleki rehabilitasyon ve eğitim programları geliştirilecektir.
4. Özürlü çalıştırma kotası
Yeni İş Yasası 50 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinin %3 oranlarında özürlü çalıştırmalarını hükme bağlamıştır. Ayrıca özürlünün işini yapabilmesine yönelik tedbirlerin alınması, fiziki çevre düzenlemelerinin yapılması ve iş ortamında ayırımcılığın önlenmesi yaptırım altına alınmıştır. İş Yasasının ilgili hükmü gereği özürlü işçi istihdam etmeyen işyerlerine uygulanan para cezalarının tahsilinde yaşanan sıkıntıları giderebilmek amacıyla, sözkonusu cezaların Türkiye İş Kurumu İl Müdürünce verilmesi sağlanmıştır.
5. Özel eğitim
Özel eğitim alması gereken özürlü çocuklardan sadece Emekli Sandığı ve SSK mensuplarının özel eğitim ve rehabilitasyona ilişkin giderleri kurumlarınca karşılanmaktaydı. Adil olmayan bu uygulama kaldırılarak özel eğitime ihtiyacı olduğu özel eğitim değerlendirme kurulu tarafından tespit edilen tüm özürlü çocukların bu hizmeti alabilmeleri sağlanmıştır. Ayrıca, bu merkezlerin denetimi ve ruhsatlandırılmalarıyla, merkezlerden alınan hizmetin ücretinin ödenmesi yetkileri Milli Eğitim Bakanlığına devredilmiştir.
6. Özürlü üniversite öğrencilerine destek
Kanunla, özürlü üniversite öğrencilerinin araç-gereç temini, özel ders materyallerinin hazırlanması, özürlülere uygun eğitim, araştırma ve barındırma ortamlarının hazırlanmasının temini gibi konularda çalışma yapmak üzere Yükseköğretim Kurumu bünyesinde Özürlüler Danışma ve Koordinasyon Merkezi kurulmuştur.
7. Özürlülerin yaşadıkları hanelerin uygun hale getirilmesi
Özürlü vatandaşlarımız yaşamlarını kolaylaştırabilmek için konutlarında bazı tadilatlar yapmak zorunda kalabilmektedir. (Merdivenlere rampa, korkuluk, giriş kapısının genişletilmesi, bahçe katına açılan kapı vb.). Ancak, bir kat maliki bile onay vermezse bu düzenlemeler yapılamıyordu. Kanunla, özürlünün yaşamı için zorunluluk gösteren proje tadili, oluşturulacak bir komisyonda değerlendirilecek ve uygun görülmesi halinde gerçekleştirilebilecektir.
8. Kariyer mesleği olan özürlülerin mesleklerine uygun kadroya atanması
Mesleği olan özürlü devlet memurları mesleklerine uygun münhal kadrolara atanacak ve mesleklerini icra ederken kullanacakları yardımcı araç ve gereçler kurumlarınca karşılanacaktır. Ayrıca, memurun eşi, çocukları ve kardeşlerinden özürlü bulunan ve özel eğitim alması gerekenlerin tayinleri okulun bulunduğu il veya ilçeye yapılacaktır.
9. Özürlülere kredi desteği
Halkbank bu sene ilk kez mal ve hizmet üretimi, serbest meslek yada ticari faaliyete yönelik işyeri açmak isteyen, elinde yapacağı işle ilgili geçerli bir belgeye veya işle ilgili bilgi ve deneyime sahip olan 35 yaşını aşmamış özürlü erkek ve kadın girişimcilere 5 bin YTL (Ortaklık halinde her ortağa 5 Bin YTL olmak üzere toplam 25 Bin YTL) kredi desteği verdi. Bu destek, işi ile ilgili ihtiyaç duyacağı makina, tesis demirbaş,vb. alımında ve işletme giderlerinin finansmanında, ham ve yardımcı madde alımında herhangi bir fatura zorunluğu olmaksızın işletme kredisi şeklinde kullandırılmaktadır.
10. Özürlülere gelir vergisi indirimi
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan özürlülük indirimi tutarları, Bakanlar Kurulu Kararı ile yeniden belirlendi. 19.12.2005 tarihli ve 2005/9826 sayılı kararnamenin eki ile Çalışma gücünün %80’ini kaybetmiş birinci derece sakatlar için 440 YTL olan indirim 530 YTL, çalışma gücünün % 60’ını kaybetmiş ikinci derece sakatlar için 220 YTL olan indirim 265 YTL, çalışma gücünün % 40’ını kaybetmiş üçüncü derece sakatlar için 110 YTL olan indirim 133 YTL olarak tespit edildi.
11. Özürlülere ÖTV ve KDV indirimi
4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununda 5228 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, özürlülere motorlu taşıt araçlarının yurt içinden satın alınması veya ithal edilmesi sırasında sağlanan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) istisnasının kapsamı 31.07.2004 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere genişletilmiştir. Anılan kanunun “Diğer İstisnalar” başlıklı 7.inci maddesinin 2.inci bendi uyarınca; motor silindir hacmi 1600 cm3 ü aşmayan binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtları (steyşın vagon,arazi taşıtı ve jeepler dahil), motor silidir hacmi 2800 cm3’ü aşmayan eşya taşımaya mahsus taşıtları, motosikletler, mopedler ve bir yardımcı motoru bulunan tekerlekli taşıtların özürlülük derecesi % 90 veya daha fazla olan özürlüler tarafından ÖTV ödemeksizin satın alınabilmeleri olanağı sağlanmıştır. ÖTV Kanununun 15. maddesinin 2 numaralı fıkrası uyarınca, motorlu taşıtlardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabında ÖTV istisnasından yararlananların, bu taşıtı aradan kaç yıl geçerse geçsin istisnadan yararlanma imkanı olmayan bir kişi veya kuruma devretmeleri halinde, bu devir dolayısıyla adına kayıt ve tescil işlemi yapılandan, ilk iktisaptaki matrah üzerinden (taşıtın satın alındığı tarihteki ÖTV’ye tabi bedelden), istisnadan yararlanamayan kişi adına kayıt ve tescil tarihindeki orana göre, bu tarihte tarh ve tahakkuku yapılacak olan ÖTV tahsil edilmektedir. Burada 5 yıllık sınırın önemi yoktur. ÖTV ödenmeden alınana araç kaç yıl geçerse geçsin özürülü şartlarını taşımayanlara satılırsa daha önce alınmayan ÖTV tahsil edilir.Veraset yoluyla intikallerde bir ayrıcalık sağlanmış olup, yeni olarak satın alınırken özürlülük istisnası dolaysıyla ÖTV ödenmeyen söz konusu taşıt araçlarının veraset yoluyla intikallerinde, ÖTV’nin sonradan tahsili yoluna gidilmemektedir. ÖTV istisnasından yararlanarak yeni taşıt alan özürlülerin aradan kaç yıl geçerse geçsin bu aracı istisnadan yararlanma imkanı olmayan bir kişi veya kuruma devretmeleri halinde daha önce tahsil edilmeyen ÖTV nin alınması, bu istisnanın kötüye kullanılarak vergiden kaçınmanın bir yöntemi haline getirilmesini önlemeye yönelik olmasına karşılık iyi niyetli engelli vatandaşlar için önemli bir sorun oluşturmaktadır. Özellikle eskiyen ve sık sık arızalan aracını (eskiyen aracın benzer şekilde engeli olan birisinin işine yaramaması nedeniyle) engelli olmayan birisine satarak günlük yaşantısını daha rahat yürütebilmesine imkan sağlayacak yeni bir araç alma düşüncesinde olan engelli, satış sırasında daha önce alınmayan ÖTV’nin tahsili nedeniyle bu amacına ulaşamamaktadır.
Örnek vermek gerekirse, Günümüz fiyatlarıyla 32.000 YTL değerindeki bir aracı alırken yaklaşık 8.000 YTL tutarındaki ÖTV avantajından yararlanan bir engelli, aracını 7 yıl sonra satmak istediğinde aracın yaklaşık değeri 12.000 YTL olmasına rağmen daha önce ödenmeyen ÖTV nin ödenmesi zorunluluğu nedeniyle elinde 4.000 YTL para kalacaktır. Özürlülerin içinde bulundukları ekonomik imkanlar düşünüldüğünde bu şartlarda araç yenilenmesi mümkün değildir.Bu durumda ÖTV avantajı değil sadece ÖTV ‘nin ertelenmesi söz konusu olmaktadır. Özürlü biri tarafından bir süre kullanılarak teknik açıdan eskiyen bir aracın özürlü birisine satılma olasılığının hemen hemen hiç olmadığı göz önüne alınarak, ÖTV Kanununun 15. maddesinin 2 numaralı fıkrası değiştirilmelidir. ÖTV istisnasının özürlüleri ekonomik açıdan destekleme fonksiyonu da göz önünde bulundurularak, taşıtlar için genellikle geçerli olan 2 yıllık garanti süresi içersinde satışı yapılan araçlardan daha önce alınmayan ÖTV nin tahsili yoluna gidilmelidir. Böylece, kullanmak amacıyla satın aldığı aracın eskimesi dolaysıyla yenisine ihtiyaç duyan özürlüye, eski aracını uygun bir fiyata satıp eline geçen paranın üzerine(ÖTV ödemeyeceğinden) biraz daha koyup yeni araç alabilme imkanı yaratılmış olunacaktır.
ÖTV Kanunu’nun 7.inci maddesi uyarınca, İstisnadan yaralanarak yeni taşıt alımında ÖTV ödemeyen özürlüler, özürlülük derecelerine bakılmaksızın 5 yıl süre ile ikinci bir defa bu istisnadan yararlanamamaktadır. İstisnadan yararlanarak adlarına bir taşıt aracı tescil edilenlerin tescil tarihinden itibaren 5 yıl süresince ÖTV ödemeden taşıt aracı satın almaları veya ithal etmeleri mümkün değildir.
ÖTV istisnasından yararlanmada getirilen 5 yıllık sürenin de fazla olduğunu düşünüyoruz. Teknolojide yaşanan baş döndürücü gelişmeler sürücüler için çok daha rahat ve güvenli araçların üretilmesine yol açmaktadır. Bir taşıt aracına sahip olan özürlünün, kendisi için daha işlevli olan bir aracı satın almak için 5 yıl beklemesi gereğini anlamak zor. Bu nedenle, ikince defa istisnadan yararlanmada getirilen 5 yıllık sürenin uzun olduğunu ve bu sürenin bir önceki madde ile uyumlu olması düşüncesi ile 2 yıla indirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Burada esas olarak başka bir çelişkiden söz etmek istiyoruz. Özürlü adına ÖTV ödenmeden kayıt edilen taşıtın özürlünün elinde olmayan bir nedenle çalınması veya kaza, doğal afet v.b sebeplerle hurdaya çıkması (pert olması) durumunda da 5 yıllık süre geçerli olmaktadır. Özel tertibatı bulunan veya %90 ve üzeri özürlü adına kayıtlı olan aracın çalınması veya pert olması durumunda bu araç yerine 5 yıl geçmeden alınacak araç için özürlü tarafından ÖTV ödenmekte, özürlü kendi kusuru olmaksızın ortaya çıkan bir durum dolaysıyla günlük hayatını kolaylaştıran ve bireysel gelişimine katkı sağlayan bir imkandan yoksun bırakılmaktadır. ÖTV Kanunu’nda yapılacak bir değişiklik ile çalınma, kaza, doğal afet v.b mücbir sebeplerin varlığı halinde (bu durumların kanıtlanması şartı ile) 5 yıllık süre beklenmeksizin, özürlüler tarafından iktisap edilecek taşıt araçlarına da ÖTV istisnası sağlanmalıdır.
Özürlülük derecesi % 90’ın altında olan özürlülerin ÖTV istisnasından yararlanabilmeleri için satın alacakları araçlarda özel tertibat yapılması gereği bulunmaktadır. ÖTV istisnası için gerekli olan “H” sürücü belgesi 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca, özel tertibatlı olarak, imal, tadil veya teçhiz edilmiş motosiklet veya otomobil türünden araçları kullanacak özürlülere verilmektedir. Görüldüğü üzere, ÖTV istisnasından yararlanmak için H sürücü belgesi gerekli olduğundan, bir aracı tadil veya özel tertibat yapmaksızın kullanabilen özürlüler bu imkândan yararlanamamaktadır. Söz gelişi, sol ayağındaki sakatlığa rağmen otomatik vitesli bir aracı herhangi bir tadilat yapılmaksızın kullanabilecek olan özürlü, kendisine A veya B sınıfı ehliyet verilmesi nedeniyle satın alacağı yeni araç için ÖTV ödeyecektir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 41 inci maddesinde, H sürücü belgesi alacakların 17 yaşını bitirmiş olmaları yanında ilkokul muzunu olmaları şartı getirilmiştir. Buna göre, özürlülük derecesi %90’ın altında olup özel tertibatlı bir taşıt aracını bizzat kendisi kullanmak üzere satın alan özürlülerin yukarıda belirtilen yaş ve eğitim şartını yerine getirmeleri gerekmektedir.
Özürlülük derecesi %90’nın altında olan özürlülerin ÖTV istisnasından yararlanabilmeleri için satın alacakları araçlarda yapılması gereken özel tertibatın biçimi ve özelliği de uygulamada sıkıntı yaratan bir husustur. Gelir İdaresi, ÖTV Kanununda yer alan “özürlüğüne uygun hareket ettirici özel tertibat” ifadesinden yola çıkarak aracın hareket ettirici bölümleri ile ilgisi bulunmayan, elin kavrayacağı şekilde direksiyon simidine direksiyon topuzu eklenmesi, silecek kolunun sağ taraftan sol tarafa alınması veya vites kolunun yükseltilmesini gibi değişiklikleri özel tertibat olarak kabul etmediğinden bu tür değişiklikler yapılan taşıt araçlarının ÖTV ödenmeden alınması mümkün olmamaktadır.
Diğer taraftan, sakatlığa uygun hareket ettirici başka özel bir tertibat yapılmadığı sürece otomatik vitesli araçlar da özel tertibatlı araç sayılmadığından bu araçların özürlüler tarafından satın alınmasında ÖTV istisnası söz konusu olamamaktadır.
Bir kısım özürlünün aracın hareket ettirici bölümleriyle ilgili olmayan vites ve silecek gibi parçalarında değişiklik yapılmadan aracı verimli bir şekilde kullanamayacağı göz önüne alınarak özürlülük derecesi %90’nın altında olan engellilerin ÖTV istisnasından yararlanabilmeleri için satın alacakları araçlarda yapılması gereken tertibatın (verilen sağlık raporunda da belirtilmek şartı ile) “aracın hareket ettirici” bölümü ile ilgili olma şartı kaldırılmalıdır.
KDV Kanunu’nun 17.inci maddesinin 4.üncü paragrafına, 5378 Sayılı Kanunun 32.inci maddesi ile eklenen (s) bendi ile, 01.07.2005 tarihinden itibaren “Özürlülerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç ve özel bilgisayar programları”nın teslimi katma değer vergisinden istisna edilmiştir.
Özürlüler ile ilgili olarak getirilen bu yeni KDV istisnasının kapsamı ve uygulama şekline ilişkin olarak bu güne kadar herhangi bir tebliğ veya sirkülerin yayınlanmamış olması uygulamada bazı sorunlara yol açmakta, bu boşluk Vergi Dairesi Başkanlıklarınca verilen Özelgelerle kapatılmaya çalışılmaktadır. Özürlülerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için gerekli olan ve bu amaçla özel olarak üretilmiş bulunan araç-gereç ve özel bilgisayar programlarının teslimi istisna kapsamı içinde olduğundan, özel tertibatlı olsun veya olmasın engelliler tarafından edinilen Taşıt Araçlarının KDV Kanunu’nun 17/4-(s) maddesi kapsamında katma değer vergisiz tesliminin mümkün olmadığı ifade edilmektedir.
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa göre, özürlülük dereceleri % 90 ve daha fazla olan özürlüler tarafından edinilecek olan taşıtlar yanında özürlülük dereceleri % 90 dan az olan özürlüler tarafından özürlülük durumuna uygun olarak özel tertibatlı hale getirilmiş taşıtların yurt içinde edinilmeleri durumunda genel oranda(%18) katma değer vergisi uygulanmaktadır. Özürlüler tarafından yurt içinden edinilmiş taşıtlar için genel KDV oranı (%18) uygulanırken ithal edilen taşıtlara KDV açısından bir ayrıcalık sağlanmıştır.
Bakanlar Kurulunun 2004/7889 Sayılı Kararı ile 2000/53 sayılı “Bakanlar Kurulu Kararı eki Gümrük Vergilerinden Muafiyet ve İstisna Tanınacak Haller Hakkında Karar” uyarınca;
özürlüler tarafından kullanılmak üzere özel surette imal edilmiş hareket ettirici tertibatı bulunan ve bunlar tarafından ithal edilen motorlu veya motorsuz koltuklar, bisiklet, motosiklet ve motor silindir hacmi 1600 (dahil) cc'ye kadar olan binek otomobilleri (arazi taşıtları hariç), el ve ayak fonksiyonlarını tamamen yitirmiş olmaları nedeniyle bizzat özürlü kişi tarafından kullanılamayan, özürlü kişinin araca binip inmesiyle taşınmasını kolaylaştırıcı tertibatı bulunan ve özürlü kişinin üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarından bir sürücü veya özürlü kişi tarafından iş akdine bağlı olarak istihdam edilen bir sürücü tarafından kullanılan motor silindir hacmi 2500 (dahil) cc'ye kadar olan taşıtlar (arazi taşıtları hariç), gümrük vergilerinden muaftır.
KDV Kanununun 16.ıncı maddesinin b bendine göre, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 167.inci maddesi kapsamında gümrük vergisinden muaf olan eşyaların ithali katma değer vergisi açısından istisna kapsamına alınmıştır. Gümrük Kanunu’nun 167.inci maddesinin 12.inci bendi uyarınca özürlülerin kullanımına mahsus eşya gümrük vergisinden muaf olduğundan bu kapsamda ithal edilen taşıt araçlarından ithalatta KDV alınmamaktadır.
12. Emlak vergisinden muafiyet
Yeniden düzenlenen Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesi gereğince; brüt 200 m2’yi aşmayan tek bir konuta sahip olan özürlü bu konutu için emlak vergisi ödemeyecektir. Özürlünün sahip olduğu tek konut eğer belirli zamanlarda dinlenme amacıyla kullanılan yazlık vb. türden ise emlak vergisi ödenecektir. Bu nitelikte olan konutlar için istisna yoktur. Birden fazla konuta sahip olan veya kışlık konutu yanında bir de yazlığı bulunan özürlü bu imkândan yararlanamayacak, sahip olduğu iki konut içinde emlak vergisi ödeyecektir.
Özürlünün emlak vergisi ödememe imkânından yararlanması için sahip olduğu tek konutta bizzat oturması şart değildir. Konutunu kiraya verip, kendisi kirada oturan özürlü de sahip olduğu konut için emlak vergisi ödemeyecektir.
13. Özürlülere ait yerlere park edenlere cezai yaptırım
Özürlülerin kullandıkları araçlar için ayrılmış park yerlerini işgal edenlerin cezaları iki kat artırılmıştır. Bu durumda Ocak 2007 yılından itibaren özürlülere ait yerlere park edenler'e 105 ytl ceza verilmektedir.
14. Özürlü mükellefe beyan kolaylığı
Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, özürlü mükelleflerin, (Alo Maliye 189) numaralı telefona ismini ve adresini bildirmeleri halinde, bu mükelleflerin adreslerine gidilerek beyannameleri alınacak ve işlemleri yapılacaktır. Ayrıca, kira geliri elde eden özürlü mükelleflere, yıllık gelir vergisi beyannamelerini herhangi bir zorunluluk olmadan, isteğe bağlı olarak serbest muhasebeci veya serbest muhasebeci mali müşavir aracılığıyla elektronik beyanname yoluyla verebilme imkanı da getirildi. Beyannamelerini bu şekilde vermek isteyen özürlü mükellefler, elde edilen kira geliri tek konuttan ibaret ise herhangi bir ücret ödemeyecek, birden fazla konuttan gelir sağlamaları durumunda 10 YTL, elde edilen gelirin iş yeri kira geliri olması durumunda gayri safi iradın 100 bin YTL'ye kadar olması halinde 30 YTL, 100 bin YTL'yi aşması halinde ise 50 YTL ücret ödeyeceklerdir.
15. Özürlü maaşı
Hiçbir geliri ve mülkü olmayan özürlü vatandaşlarımız, 2022 sayılı Kanuna göre 63 YTL aylık almaktadır. Bu kanunla iş gücü kaybı %70 ve üzeri olan özürlüler ayda 189 YTL; iş gücü kaybı %40-69 arası olan özürlüler ayda 126 YTL özürlü maaşı almaktadırlar. Ayrıca, Kanunla ilk defa bu sene 18 yaşın altındaki özürlülere de 126 YTL aylık bağlanacaktır. Söz konusu aylıktan yararlanan her ikisi de özürlü olan çiftlere, ayrı ayrı aylık bağlanmamakta, sadece bir aylık %50 artırılarak bağlanmaktaydı. Bu sene yapılan bir düzenleme ile bu adaletsizlik giderilmiş ve çiftlerin her birine aynı miktarda aylık bağlanması sağlanmıştır. Yine ilk defa, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yetim aylığı alan özürlülere, gelirleri, 2022 sayılı Kanunda durumlarına göre ödenecek aylıktan az olması halinde aradaki fark ödenecektir. Mevcut uygulamada özürlü erkeklerin aylıkları evlenmeleri halinde de devam ederken, özürlü kadınların aylıkları kesilmekteydi. Yeni düzenleme ile bu haksız uygulamaya da son verilmiştir.
16. Artık özürlü bağkurlular da erken emekli olabilecekler
Mevcut durumda, SSK'lılar ve Emekli Sandığı iştirakçilerinden en az yüzde 40 oranında özürlü olduklarına dair rapor veya vergi indirim belgesiyle yaşlarına bakılmaksızın 15 yıllık sigortalılık süresi ile emekli olabiliyorlar. Ancak, Bağ-Kur'lu olan özürlüler bu haktan yararlanamıyordu. Yeni düzenleme ile, özürlü olan Bağ-Kur'lular da erken emekli olma avantajından yararlanacaklar.
17. Özürlüler ile ilgili yardımcı araç gereç üretimine denetim
Ülkemizde özürlülerin tıbbi rehabilitasyon amaçlı kullandıkları ortez, protez vb. yardımcı araç, gereçleri üreten kuruluşlar denetime tabi değildi. Bu da kalitesizliğe ve istismara yol açmaktaydı. Kanunla bu kuruluşların Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılmaları sağlanmıştır. Ayrıca, Sağlık Bakanlığı özürlülüğe yol açan kalıtsal hastalıklarla koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında mücadele etmesi planlanmıştır.
18. Medya disiplini
Radyo ve televizyonlarda özürlülere karşı şiddetin ve ayrımcılığın teşvik edildiği programlar yapılamayacaktır.
19. Özürlülerin velayet alamaması sorunu çözüldü
Türk Medeni Kanununda yer alan ve ana-babadan birinin özürlü olmasının, çocuğun velayetinin alınmasına yeterli gerekçe oluşturmasına ilişkin hüküm iptal edilmiştir.
20. Büyükşehir belediyelerinde özürlü hizmet birimleri açılıyor
Büyükşehir belediyelerinde özürlülerle ilgili bilgilendirme, bilinçlendirme, yönlendirme, danışmanlık, sosyal ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri vermek özürlü hizmet birimleri oluşturuldu.
21. Özürlü insanlar için turizm olanaklarının iyileştirilmesi
Bu yıl yapılan düzenlemeler ile turizm literatüründe ve diğer tanıtım araçlarında özürlülerin elde edebileceği hizmet ve olanaklar açık bir şekilde, tercihen kolay anlaşılır sembollerle belirtilmesi, Turizm işletmelerinde ve turizmle ilgili hizmetlerde görev yapan personelin özürlülük konularında eğitilmesi, özürlü insanların araçları için özel park yerleri ayrılması, ulaşım, haberleşme ve diğer gereksinimlerin özürlülerin de yararlanmalarını kolaylaştıracak şekilde düzenlenmesi planlanmıştır.
22. Özürlülere ayrımcılık yapanların cezalandırılması
Henüz yasalaşmamış olan yasa tasarısı ile Türk Ceza Kanunu'nun "ayrımcılık"la ilgili düzenlemesine "özürlü" tanımı ekleniyor. Böylece, özürlülere ayrımcılık yapanlar da 6 aydan bir yıla kadar hapis ile cezalandırılacak. Özürlü müşteriyi kabul etmeyen otel veya restoranlara, özürlü müşteriye ev kiralamayan ev sahiplerine bu düzenleme ile yaptırım uygulanıyor.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Epilepside Özürlülük ve Sosyal Haklar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Prof.Dr.Hikmet YILMAZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Prof.Dr.Hikmet YILMAZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     7 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Hikmet YILMAZ Fotoğraf
Prof.Dr.Hikmet YILMAZ
Manisa
Doktor "Nöroloji"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Prof.Dr.Hikmet YILMAZ'ın Makaleleri
► Sosyal Fobi Dr.Zengibar ÖZARSLAN
► Sosyal Fobi Nedir? Dr.Mehmet Levent SOYLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,542 uzman makalesi arasında 'Epilepside Özürlülük ve Sosyal Haklar' başlığıyla benzeşen toplam 93 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Nöroinfeksiyonlar Ekim 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:32
Top