2007'den Bugüne 87,973 Tavsiye, 27,247 Uzman ve 19,427 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
'bilgi' Beş Harflidir, Beşte Dördü 'ilgi'dir
YAZI #2752 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Zeynep ANAFOROĞLU BIKMAZ | Yayın Aralık 2015
ÖĞRENME BOZUKLUKLARI

v Okuma Bozukluğu (Disleksi)

v Matematik Bozukluğu

v Yazılı Anlatım Bozukluğu
Okuma bozukluğu olan çocuklar kelime tanıma, okuduğunu anlama ve tipik olarak da yazarken harf karıştırırlar.
Bir yazıyı sözlü olarak okuduklarında yaşıtlarından farklı olarak kelimeleri çarpıtma, ekleme ve eksiklikler yaparlar. Erişkinlikte ise, akıcı sözlü okuma, anlama ve yazarken harf karıştırma sorunları devam eder. Bu bozukluk okul çağı cocukları arasında %2,8 oranında görülmektedir.Ancak bu bozukluk büyük başarıların oluşumunu engellemez.
Matematik bozukluğu olan çocuklar sayısal sembolleri tanımada eldeki sayılarda hatırlamakta, nesneleri saymakta, güçlük çekerler. Matematikteki düşük başarı en az düşük okuma ve heceleme başarısı kadar olağandır ve sıklıkla insanlarda bu üçünün tümü vardır(okuma,matematik,yazılı anlatım bozuklukları).
DSM-IV tani ölçütlerine göre:
v Okuma / matematik bozukluğu bireysel olarak uygulanan standart doğru okuma ya da kavrama testleri ile ölcüm yapılır, kişinin kronolojik yaşı, ölçülen zeka düzeyi ve yaşına uygun olarak aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda okuma başarısı beklenenin önemli ölçüde altında olması gerekmektedir.
v A Tanı Ölçütündeki bozukluk okul başarısını ya da okuma becerileri gerektiren günlük yaşam etkinliklerini önemli ölçüde bozmaktadır.
v Duyusal bir bozukluk varsa bile okuma/matematik zorlugu genellikle buna eşlik edenden çok daha fazladır.
v Öğrenme yetersizliği terimi DSM-IV’te kullanılmaz bunun yerine öğrenme bozukluğu, iletişim bozukluğu ve motor beceri bozukluğu birlikte kodlanır.
Yazılı anlatım bozukluğu yazılı kelimeleri bütünleştirme yeteneğindeki bozulma ile tanımlanır. Bu yazma becerisi gerektiren günlük işleri yada akademik başarıyı olumsuz etkilemektedir.
Bireysel olarak uygulanan standart testler ile ölçüldüğü üzere (yada yazma becerilerinin işlevsel değerlendirilmeleri), kişinin kronolojik yaşı, ölçülen zeka düzeyi ve yaşına uygun olarak aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda yazma becerileri beklenenin önemli ölçüde altındadır.
v A tanı ölçütündeki bozukluk okul başarısını yada yazılı metin derlemeyi gerektiren günlük yaşam etkinliklerini (Örn. Dil bilgisi kuralları yönünden doğru cümleler ve iyi düzenlenmiş paragraflar yazma) önemli ölçüde bozmaktadır.
Duygusal bir bozukluk varsa bile yazma becerisi sorunları genellikle buna eşlik edenden çok daha fazladır.
İLETİŞİM BOZUKLUĞU
Dilin anlatım bozuklukları olan çocuklar kendini konuşurken ifade etmekte güçlük çeker. Örnek: Sokaktan geçen bir arabayı gösterirken “araba” kelimesini çıkaramazlar. 4 yaşlarındayken bu çocuklar sadece kısa cümleler kurarlar, yani kelimeler öğrendiğinde eskileri unuturlar ve imla yapıları yaş düzeylerinin altındadır.
Bireysel olarak uygulanan standart sözel anlatım gelişimi ölçümlerinden elde edilen puanlar standart sözel olmayan entelektüel yeterlilik ve dili algılama gelişimi ölçümlerinden ele edilen puanların önemli ölçüde altındadır. Bu bozukluk kullanılan sözcük sayısının çok sınırlı olması, Dil bilgisi yönünden zaman seçiminde hatalar yapma sözcükleri anımsamakta yada gelişimine göre uygun uzunlukta ve karmaşıklıkta cümle kurmakta güçlük çekme gibi semptomlarla klinik olarak kendini gösterebilir.
v Sözel anlatım zorlukları okul başarısını, mesleki başarıyı yada toplumsal iletişimi bozmaktadır.
v Karışık, Dili Algılama-Sözel Anlatım Bozukluğu yada bir Yaygın gelişimsel bozukluk için tanı ölçütleri karşılanmamaktadır.
• Mental Retardasyon, Konuşmayla ilgili devinsel (motor) yada duygusal bir bozukluk yada çevre yoksunluğu varsa bile sözel anlatım sorunları genellikle bunlara eşlik edenlerden çok daha fazladır.
Fonolojik bozukluğu olan gençler ise, kelimeleri bulamayan çocukların aksine önemli bir kelime dağarcığını anlayabilir ve kullanabilirler ancak konuşmaları bebek konuşmasını andırır. Örnek: “su”, “şu” gibi çıkar. Konuşma terapisiyle tümüyle iyileşme görülür daha hafif vak’aralarda 8 yaşlarında kendiliğinden düzelebilir.
Kekeleme konuşma örüntülerinin bir yada birden fazlasıyla karakterize edilmiş söz akıcılığındaki kesintilerdir.
Konuşma örüntüleri: Seslerin sık tekrarı yada uzatılması, kelimeler arasında uzun duraklamalar telafuzu zor kelimelerin yerine kolaylarını koymak.
Bazen vücut ve göz tikleri de akıcı olmayan bu konuşmaya eşlik eder.
Kekemelik akademik, sosyal ve mesleki işlevlere zarar verebilir ve yetkin insanların potansiyellerinden doyum sağlamalarını engelleyebilir.
Kekemelik kişi sinirli olduğunda daha kötüleşir öte yandan kişi şarkı söylediğinde düzelir ve hatta kaybolur.
Kekemelik erkeklerde kadınlara oranla üç kat daha fazla görülür ve bu sorun genellikle 5 yaşlarında ve her zaman 10 yaşından önce ortaya çıkar.
Aşağıdakilerden birinin yada birden fazlasının sık ortaya çıkması ile belirli konuşmanın olağan akıcılığında ve zamanlama örtüsünde bozukluk olması
1. Ses ve hece yinelemeleri
2. Sesleri uzatma
3. Ünlemeler
4. Sözcüklerin parçalanması (Bir Sözcük içinde ara vermeler)
5. Duyulabilir yada sessiz bloklar (Konuşma sıranda doldurulan yada doldurulamayan ara vermeler)
6. Dolambaçlı yoldan konuşma
7. Sözlükleri aşırı bir fiziksel gerginlikle söyleme
8. Tek heceli sözcük yinelemeleri
v Konuşma akıcılığı bozukluğu okul başarısını mesleki başarıyı yada toplumsal iletişimi bozmaktadır.
v Konuşma ile ilgili (motor) yada duyusal bir bozukluk yada çevre yoksunluğu varsa bile konuşma zorlukları genellikle bunlara eşlik edenlerden çok daha fazladır.
MOTOR BECERİ BOZUKLUKLARI
• Motor beceri bozukluğu olan çocukların motor koordinasyonunda, zeka geriliği ya da serebral palsi gibi bilinen bir fiziksel bozuklukla açıklanamayan belirgin bir bozukluk gözlenir.
• Çocuk ayakkabılarını bağlamakta, düğmelerini iliklemekte ve büyüdüğünde maket yapmak, top oynamak gibi zorluklar çekebilir.
• Bu bozukluğun tanısı ancak akademik başarıyı ya da günlük yaşamdaki işlerin önemli derecede etkilediğinde konulur
Mağdur Çocukla ve Ergenlerle Görüşme Teknikleri
• İstismar şüphesi ile çocuk ve ergenlerle görüşme yapmak, klinik deneyim ve uzmanlık gerektiren özel bir alan olmakla beraber çocuk ve ergenlerle çalışan hekimler, sosyal hizmet uzmanları, psikologlar, psikolojik danışmanlar/rehber öğretmenler ve emniyet görevlileri temel prensipler üzerinden hareketle ön değerlendirme düzeyinde gerçekleştirilebilecekleri bir iştir.
• Temel bilgiler ışığında çocuklarla mülakatın iki hedefi olmalıdır:
• 1.olası istismara dair en güvenilir ifadeye ulaşmak,
• 2. çocuğun yaşı, bilişsel, zihinsel ve duygusal gelişimi ile sosyodemografik özellikleri ve kültürel faktörler ile ilgili derinlemesine bilgiyi edinmek.
• Çocuklarla yapılacak görüşmelerin başarılı olabilmesi ve hedeflenen bilgilerin elde edilebilmesi için öncelikle çocuğun gelişim basamaklarını çok iyi tanıma ve uygun görüşme tekniklerini bilme gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
• Mülakatın, sınırları birbirinden açık bir şeklide ayrıştırılmasa da üç aşaması vardır:
• *Ortamın hazırlanması ve çocukla tanışma (veya tanınan bir çocukla görüşmeye ısınma)
• *İstismara dair alanların taranması.
• *Görüşmeyi sonlandırma
İstismar Şüphesi bulunan çocuklarla ve genel mülakat prensipleri
• İstismar mağduru olan çocuklar görüşme teknikleri bakımından, okul öncesi, ilköğretim çağı ve ergenler farklı özelliklere sahip üç grup olarak ele alınabilir. Genel olarak, okul öncesi, ilköğretim çağı çocuklarında doğru bilgiyi almayı engelleyen bazı gelişimsel özellikleri vardır.
• *Çocuklar tanımadıkları yetişkinlerden genellikle uzak dururlar.
• *yetişkinlerin onlara cevabını bildikleri soruları sormalarına alışkındır, bilgi kaynağı olmak onlara yabancı bir roldür.
• *Kelime hazneleri kimi zaman olanları anlatmakta yetersiz kalmaktadır.
• *Hafıza kapasiteleri yetişkinlerden farklı olduğu için yaş büyüdükçe, yaşananları doğru olarak hatırlama yetisi artar.
• *Özellikle okul öncesi çocuklar telkine çok yatkındır, anlattıklarının yaşadıklarının mı yoksa olaydan sonra yapılan yorumlar mı olduğunu ayırt etmek mümkün olmayabilir.
• Prensip olarak;
• Çocuktan mümkün olduğu kadar ayrıntılı öykü alınmalıdır. Görüşme sırasında şunlara dikkat edilmelidir:
• Çocuktan öykü alırken çocuk veya ergenle yalnız bulununuz, dostça ilişkili kurunuz ve destekleyici olunuz.
• Tanışma sonrasında neden görüştüğünüzü anlatınız ve görüşmenin amacını açıklayınız.
• Çocuk veya ergen ile aynı düzeyde oturunuz. Görüşmeye arkadaşları, okulu veya ilgileri hakkında yumuşatıcı konuları sorarak başlayınız.
• Ses tonunuzun ve yüz ifadenizin yargılayıcı olmasından kaçınınız.
• Onu tehdit edici konuşmalar yapmayınız. Onun güvenini kazanınız ve konuştuklarınızın ikinizin arasında kalacağına güvence veriniz.
• Görüşme sırasında çocuğun davranışlarını gözlemleyiniz ve kaydediniz. Kayıtlarınızı çocuğun ifade ettiği tarzda yazınız.
• Dolaylı üstü kapalı ifadelerin netleşmesine zaman tanımak gerekir. İlk başta verilen bilgi hemen arkasından inkar edilebilir, genellikle çocuğun “en kötüsü” olarak gördüğü ifadede en son açıklanır.
• Genellikle cinsel istismar, çocuğa yönelik korkutma ve tehdit içerir. Çoğunlukla çocuğa sessiz kalmaya iten de bu tarz tehdit ve telkinlerdir. Örneğin “anlatırsan inanmazlar, sonra ben gelir deni bulurum vb.” Bundan dolayı, çocuğun sessiz kaldığı durumlarda bu tehditlerden başlamak yardımcı olabilir “bana anlatmadığın şeyleri anlatsan ne olur” gibi.
• Çocukları susmaya iten neden, korkuları kadar onlar hakkında ne düşüneceğinizdir. Rahatsız olduklarında durmalarına izin verin, “biraz ara verebiliriz istersen” gibi, sonra onları görüşme ortamına geri getirin.
• Verilen bilgi yalanlandığında bunun nedenini ve doğruluğunu değerlendirmek gerekir.

• Genelden özele sorular sorulmalıdır. Yönlendirici sorular özele doğru yaklaştıkça, problem odaklı olarak kullanılmalı, yedi yaş altı çocuklarda ise kullanamamalıdır.
• Başlangıçta açık-uçlu sorular sorunuz. Açık uçlu sorular şu şekilde olabilir: "Birileri sana hoşlanmadığın bir tarzda dokundu mu?", "Birileri senin özel bölgelerine dokundu mu?", " Nasıl oldu?", "Konuyu biraz daha açar mısın?", "Hatırladığın başka bir şeyler daha var mı?", "En son olan olayı bana anlatabilir misin?".
• Açık uçlu soruların sorulması bitmiş ve hala cinsel taciz olayı açığa kavuşmamışsa, daha özel sorular sorunuz.
• Taciz olayından sonra ağrı, kanama veya idrar yaparken yanma olup olmadığını sorunuz. Taciz yapanın ismini ve tacizin nerede olduğunu öğreniniz.
• Tekrarlayıcı sorulardan kaçınınız.
• Çocukla basit ve kısa cümlelerle konuşunuz. Anlatmasını istediğiniz olayı bilmediğinizi baştan ifade etmek doğru olur.
• Özellikle küçük çocuklarla görüşürken cevabı evet ya da hayır olacak soruları kullanmak daha verimli olur.
• Görüşme sonlanırken çocuğa olan şeyleri anlatmasının doğru bir davranış olduğu söyleyiniz.
• Anne baba ile görüşme: Anne baba ile konuşurken çocuğu oyun odasına alınız. Anne baba ile görüşme aile öyküsünü ve gelişimsel tıbbi öyküsünü içermelidir.
İstismar Şüphesi bulunan gençlerle genel mülakat prensipleri
• Ergenlerle görüşmede de teknik ve yaklaşımlar, çocuklarla uygulanması önerilerden farklı bir örüntü göstermemektedir. Ergenlerin güvenini kazanmak çocuklardan daha zor olduğu için görüşmenin ilişki kurma ve giriş aşamasına yeterince zaman ayrılmalıdır. Öncelikle gencin ilgisi olan bir alandan örneğin, okul, spor, güncel bir olaydan kısaca bahsederek başlamak faydalı olur.
• Ergenlerle görüşülürken önerilen birkaç yaklaşım vardır;
• Samimi bir ilgi göstermek ve yapaylıktan uzak durmak,
• Sınırlara saygılı olmak,
• Tutulamayacak sözler vermemek ve
• Gizliliğin sınırlarını baştan çizmek,
• Görüşmede alınan notların neden alındığını baştan açıklamak,
• Ergenlerle çalışırken de açık uçlu sorularla başlanmalı, olayın teyidinden sonra netleştirici kapalı uçlu sorulara geçilmelidir.
• Olayları netleştirme aşamasında olayı zihninde tekrar canlandırarak anlatmasını istemek verimli olabilir: “ neler olduğunu sanki bir resim veya film anlatır gibi anlatır mısın?. Önemli önemsiz her şeyi baştan sona anlat”.
• Sonlandırma aşamasında, paylaştığın bilgileri için ve “konuşma” için teşekkür edilmelidir.


Cinsel istismar sonrası yapılması gerekenler:
• Olay dışı insanların gereksiz şekilde olaya dahil olmalarına izin verilmemeli, ilgisiz insanlarla olayın yorumu yapılmamalı.
• Olaya karşı aşırı umursamaz davranılmamalı ya da olay dramatize edilmeli.
• Çocuk suçlanmamalı, eleştirilmemeli, cezalandırılmamalı.
• Çocuk, istimarcı ile karşı karşıya getirilmemeli.
• Çocuğa sırrının saklanacağı konusunda söz verilmemeli, çünkü olayın başka insanlara, özellikle ilgili makamlara anlatılması gerekecektir.
• Çocuğa olanları unutması konusunda baskıcı olunmamalı, onu yaşam için destekleme ve cesaretlendirme dışında yönlendirici davranılmamalıdır
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Uzm.Psk.Dnş.Zeynep ANAFOROĞLU BIKMAZ
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi26 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Zeynep ANAFOROĞLU BIKMAZ'ın Makaleleri
► Malumat Mı, Bilgi mi? Psk.Dnş.Metin KILIÇ
► Bilgi Krallığı Psk.Dnş.Metin KILIÇ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,427 uzman makalesi arasında ''bilgi' Beş Harflidir, Beşte Dördü 'ilgi'dir' başlığıyla benzeşen toplam 17 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Ayrışma-Bireyleşme Aralık 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:13
Top