2007'den Bugüne 87,613 Tavsiye, 27,125 Uzman ve 19,366 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Psikoterapi Yolculuğum ve Ben(By Protokol Dergisi Röportajım)
YAZI #6450 © Yazan Uzm.Psk.Gülcem YILDIRIM | Yayın Nisan 2020
1) Gülcem Yıldırım kimdir kısaca okuyuculara kendinizden bahsedermisiniz?
Konya’da doğdum, ilk, orta ve lise eğitimlerimi Konya’da tamamladım. 2005 yılında Dokuz Eylül Üniversitesini kazanarak İzmir’e gittim. İzmir öğrenci açısından çok güzel bir şehir, her türlü imkan var, büyük şehir havasında küçük şehir tadında diyorum İzmir için. Benim en büyük hayalim İstanbul’du ama, o zamanlar da hep ilerde İstanbul’da yaşayacağımın hayalini kurardım. Lise ve üniversite yıllarımda çok kitap okurdum, özellikle şiir kitapları. Şairlerin, yazarların İstanbul’a olan sevgisi beni hep çok etkilemiştir. Şimdi hayalini kurduğum şehirde, hayalini kurduğum işi yapıyorum. İnsan sevdiği işi yaparsa çalışmış sayılmazmış.
İstanbul’a gelişimle birlikte Psikiyatrist Tahir Özakkaş’ın Bütüncül Psikoterapi Eğitimine başladım. Psikoterapiyi ondan öğrendim. Şimdi dönüp baktığımda kendimi çok şanslı görüyorum.

2) Gülcem Hanım bu uzmanlık alanını tercih etme sebebiniz nedir?
Yunus Emre şöyle diyor bir şiirinde;
İlim ilim bilmektir
İlim kendini bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Ya nice okumaktır
Benim kendime olan merakım çok fazla, dolayısıyla insana olan merakım da çok fazla, bu uzmanlık alanını tercih etmemin en önemli sebebi de budur aslında. Genellikle bu uzmanlık alanını tercih edenler için insana yardım etmenin en büyük motivasyon kaynağı olduğu zannedilir. Bu doğru bir bilgi olmakla beraber eksik bir bilgidir bence. İnsanların hayatına dokunmak, insanlara faydalı olmak için insanı merak etmek gerekir öncelikle. İç dünyasında ne oluyor da böyle davranıyor, neden böyle hissetti, bu düşüncenin kaynağı ne acaba. Bu soruların hepsinin cevabını danışanınızı merak ederseniz alırsınız. Danışanınızı merak ettiğinizde onun iç dünyasında çeşitli açılımlar oluyor. O da kendisini merak etmeye başlıyor. Hakikaten ya ben neden böyle hissettim, bu düşünceye kapılmama sebep olan neydi, aynı davranışı neden sürekli tekrar ediyorum demeye başlıyor. Danışan kendine sorduğu soruların cevabını buldukça iyileşiyor, değişiyor, özgürleşiyor. Orada işte ikinci kısım kendiliğinden devreye girmiş oluyor, danışana yardım ediyorsunuz.

3)Danışanlarınız en çok hangi şikayetle geliyor? Siz nasıl bir yöntem izliyorsunuz.
Danışanlar en çok ikili ilişkilerdeki anlaşmazlıklar, ayrılık ya da bir yakınını kaybetmeyle geliyor. Fakat son zamanlarda kendimi tanımak istiyorum, hayatımda yanlış giden bir şeyler var bunu değiştirmek istiyorum diyerek gelen danışan sayısı da artmaya başladı. Bu danışanlar bana umut veriyor. Türkiye’de psikoterapi kavramı çok yeni bir kavram. Belki 30 yıldır üniversitelerde, psikoloji bölümlerinde kullanılıyordur. Halk arasında kullanımı ise 10 yılı geçmez.
Psikoterapi kavramının kullanılmaya başlamasındaki en büyük etkense teknoloji. İnsanlar artık ruhsal olarak sıkıntı yaşadıklarında bunun bir uzmandan yardım alarak geçeceğinin bilgisiyle geliyor. Eskiden insanlar psikoloğa gitmeyi gereksiz olarak görüyordu. Ruhsal sıkıntıları kendi kendine geçecek, aslında kendi elinde olan bir rahatsızlık gibi algılıyordu. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte her yerde ruhsal sıkıntılarla ilgili makaleler, yazılar, paylaşımlar var, insanlar yaşadıkları sıkıntıları başkalarının da yaşadığını okuyup, izledikçe bunun kendisine has bir problem olmadığını fark ediyor. Hatta yaşadığı ruhsal sıkıntının bir adı olduğunu görüyor. Bazı danışanlar kendilerine teşhis koyarak gelmeye başladı. Bu uygun bir şey değil tabi. Teknoloji doğru kullanıldığında ve doğru bilgiye ulaşıldığında kişinin kendisini tanıması için çok faydalı bir araç bence.
Psikoterapide kullandığım teknik ise bütüncül psikoterapi tekniği. Yani danışanın ihtiyacına göre hangi tekniği kullanacağımı belirliyorum.

4)Peki neden en çok ikili ilişkilerde yaşanan anlaşmazlıklar ilk sırada? Bununla ilgili görüşünüz nedir?
Yakın ilişkiler kişinin iç dünyasında bir hareketlenme yaratıyor. Bizim çocukluk döneminde yakın ilişki kurduğumuz kişiler anne, baba, teyze, dayı gibi ailenin içinden, çocuğa bakım veren, çocuğun sürekli gördüğü kişiler. Biriyle sevgili olduğunuzda, evlendiğinizde o kişi çocukluktaki ebeveynlerle kurulan ilişkideki anıları ateşliyor. Dolayısıyla ayrılık çok sancılı bir süreç oluyor. Kişi bir arkadaşı onunla görüşmek istemediğinde ya da uzaklaştığında buna üzülüyor bir süre sonra o duygusunu yatıştırabiliyor. Fakat bu kişi sevgili, eş, ya da parter olduğunda bu duyguya dayanamıyor. Yapılan araştırmalar da bunu kanıtlar nitelikte. Aşk acısı beyinde bağımlılık yapan bir maddenin eksikliğine benzer bir duygu yaratıyor. Yani uyuşturucu bağımlısı bir kişi nasıl ki uyuşturucu eksikliğinde acı çekiyorsa aşk acısı da aynı şekilde acı veriyor. Danışanlar bu duyguya dayanamayıp bununla ilgili bir destek alma yoluna gidiyor.

5) Psikoterapiden sonra hep mutlu mu olacağız? Psikoterapi bize bunu mu vadediyor?
Logoterapinin kurucusu Rollo May bir kitabında şöyle diyor ‘Sıkıntı insan olmanın meslek hastalığıdır’. Rollo May’in bu sözünü sık sık kullanırım danışanlarıma. Hep mutlu olacağız diye bir şey yok. Her zaman mutlu olmak, mutluluk peşinde koşmak çağımızın en büyük rahatsızlıklarından biri. İnsanlara sürekli mutlu olması gerektiğini dayatan bir reklam furyası var. Çikolata yiyerek mutluluk vadediyor, komik video izleterek mutluluk vadediliyor, bilgisayar oyunu oynatarak mutluluk vadediliyor. Dolayısyla insanlar hep mutluluk peşinde koşması gerektiğine inandırılıyor. Mutluluk veren malzemeler tükendiğinde ya da azaldığında ise kişi kaygıya kapılıyor. Bu defa da kötü hissetmemek için yemeye başlıyor. Yani durum tam tersine dönüyor.
Sürekli mutlu olmak beynimizin de istediği bir şey değildir aslında. Bizim beynimiz çoğunlukla dingin olmak ister. Huzur dediğimiz, içinde yüksek duyguların olmadığı durumda kalmak ister. Olumlu duyguda da olumsuz duyguda da uzun süre kalmak istemez. Çünkü her iki duygu da amigdalada yüksek ateşlenme yaratır.
Danışanlar süreçte elbette kötü hissedecek. Dışarıda olup bitenleri kontrol edemeyiz, fakat onları nasıl göğüsleyeceğimiz bizim elimizdedir. Yani yaşanan olumsuz bir olaya üzülmek kadar daha insani bir şey yoktur hayatta. Buradaki önemli nokta şudur, yetişkin bir insan olarak üzülmek, yetişkin bir insan olarak kırılmak, yani yetişkin bir insanın davranışına sahip olmak.

5) Gülcem hanım son olarak okuyuculara söylemek istedikleriniz nelerdir ?
İnsanların çoğu potansiyelinin altında işlerde çalışıyor, potansiyelinin altında bir kazanca sahip. Bunun en önemli sebebi ise çocukluk döneminde yaşanan sıkıntılar, aileden yeterince ilgi, sevgi, anlayış ve destek görmemek. İnsanlar bunun kader olduğunu zannediyor. Çocuklukta yaşanan hiçbir şeyden sorumlu değiliz ancak bugün yetişkin olarak kendi hayatımızdan sorumluyuz. Herkesin bir kez yaşama hakkı var, dolayısıyla yaşadıkları sıkıntıları hayat boyu sürdürmelerine gerek yok. Çok güzel psikoloji kitapları var, internette çok faydalı makaleler var. Kendileriyle tanışsınlar. Kendi hayatlarının sorumluluğu alıp, gerekirse bir uzmandan destek alsınlar.

Psikoterapist Gülcem Yıldırım
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Gülcem YILDIRIM Fotoğraf
Uzm.Psk.Gülcem YILDIRIM
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog - Psikolojik Danışman
Uzman Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi47 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Gülcem YILDIRIM'ın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,366 uzman makalesi arasında 'Psikoterapi Yolculuğum ve Ben(By Protokol Dergisi Röportajım)' başlığıyla benzeşen toplam 14 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Aşkta Ara Olur mu? Mayıs 2019
► İşsizlik Psikolojisi Nisan 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


11:31
Top