Anoreksiya Nervoza
Anoreksiya Nervoza, yalnızca bir yeme bozukluğu değil, zihnin ve bedenin derinliklerinde yankılanan bir çığlıktır. Kişi, fiziken zayıf olsa da, aynaya baktığında kendini hâlâ 'fazla' görür. Bu durum sadece dış görünüşle ilgili değil; beynin, özellikle de parietal lobun algıyı nasıl yorumladığıyla doğrudan ilişkilidir.
Nörobilimsel araştırmalar, anoreksiya hastalarında beden algısını yöneten bölgelerde ciddi çarpıtmalar olduğunu gösteriyor. Beyin, kişinin gerçek kilosunu değil, tehdit algısını baz alarak 'fazlalık' görmeye başlar. Bu, tıpkı suya batırılmış bir kalemin kırılmış gibi görünmesi gibidir — algı, her zaman gerçekliği yansıtmaz.
Psikodinamik açıdan bakıldığında ise bu durum, erken çocuklukta hissedilen görülmeme, duyulmama ve değersizlik deneyimlerinin bir sonucudur. Yeterince sevilmediğini hisseden birey, zamanla şöyle düşünür: 'Eğer daha az yer kaplarsam, belki daha az yük olurum.' Beden küçülürken, duygular da bastırılır.
Bu bastırma hali, çoğu zaman kontrol duygusuyla karıştırılır. Bazı bireyler, açlık hissiyle duygularını dondurduklarını ve böylece güçlü hissettiklerini söyler. Ancak bu his, iyileşmenin değil, savunmanın bir parçasıdır. Açlık, zamanla duygusal donukluğa ve bedensel yıpranmaya yol açar.
Toplumsal olarak da anoreksiya, sadece estetik kaygıların değil; mükemmeliyetçilik, başarısızlık korkusu ve kadın bedeni üzerindeki baskıların da bir yansımasıdır. Özellikle genç kadınlarda sosyal medya etkisiyle bu algı daha da kırılgan hale gelmektedir.
Oysa iyileşme mümkündür. Terapi, bu algıyı dönüştürmek, geçmişin sesini bugünden ayırt etmek ve kişinin kendilik algısını yeniden kurmak için güçlü bir araçtır. Anoreksiya'nın dili çözülebilir ve kişi kendi bedeninde yeniden ev bulabilir.
Eğer sen de bedeninle değil, içindeki boşlukla savaştığını hissediyorsan; bu yalnız olmadığını bil. Terapide bu savaşı anlamaya ve dönüştürmeye birlikte başlayabiliriz.
konya psikolog, diyet, zayıflama
Nörobilimsel araştırmalar, anoreksiya hastalarında beden algısını yöneten bölgelerde ciddi çarpıtmalar olduğunu gösteriyor. Beyin, kişinin gerçek kilosunu değil, tehdit algısını baz alarak 'fazlalık' görmeye başlar. Bu, tıpkı suya batırılmış bir kalemin kırılmış gibi görünmesi gibidir — algı, her zaman gerçekliği yansıtmaz.
Psikodinamik açıdan bakıldığında ise bu durum, erken çocuklukta hissedilen görülmeme, duyulmama ve değersizlik deneyimlerinin bir sonucudur. Yeterince sevilmediğini hisseden birey, zamanla şöyle düşünür: 'Eğer daha az yer kaplarsam, belki daha az yük olurum.' Beden küçülürken, duygular da bastırılır.
Bu bastırma hali, çoğu zaman kontrol duygusuyla karıştırılır. Bazı bireyler, açlık hissiyle duygularını dondurduklarını ve böylece güçlü hissettiklerini söyler. Ancak bu his, iyileşmenin değil, savunmanın bir parçasıdır. Açlık, zamanla duygusal donukluğa ve bedensel yıpranmaya yol açar.
Toplumsal olarak da anoreksiya, sadece estetik kaygıların değil; mükemmeliyetçilik, başarısızlık korkusu ve kadın bedeni üzerindeki baskıların da bir yansımasıdır. Özellikle genç kadınlarda sosyal medya etkisiyle bu algı daha da kırılgan hale gelmektedir.
Oysa iyileşme mümkündür. Terapi, bu algıyı dönüştürmek, geçmişin sesini bugünden ayırt etmek ve kişinin kendilik algısını yeniden kurmak için güçlü bir araçtır. Anoreksiya'nın dili çözülebilir ve kişi kendi bedeninde yeniden ev bulabilir.
Eğer sen de bedeninle değil, içindeki boşlukla savaştığını hissediyorsan; bu yalnız olmadığını bil. Terapide bu savaşı anlamaya ve dönüştürmeye birlikte başlayabiliriz.
konya psikolog, diyet, zayıflama
Yazan Uzman
|
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak
hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir
yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.



