|
|
EVLİLİĞE HAZIR MIYIM: Evliliğe Psikolojik Açıdan Hazırlanmak
|
Evlilik kişiler için kriz dönemidir. Evlilikle kişiler yeni bir hayata merhaba demektedirler. Yepyeni bir hayat onları beklemektedir. Evliliğe uyum süreci kişiden kişiye göre değişmektedir. Bazı bireyler yeni düzene ayak uydurmakta zorlanırken, bazı bireyler için bu durum çok kolay olarak algılanmaktadır. Evlilik öncesinde ve sonrasında bireylerin yoğun anksiyete duygusuyla karşı karşıya oldukları görülmektedir. Evliliğin sorumluluğunu kaldırabilecek miyim, acaba mutlu olup mutlu edebilecek miyim, evliliğe hazır mıyım en çok duyduğumuz soruların başında gelmektedir. Evlilik psikolojisine hazır olmak, gerçekten doğru insanı bulduğundan emin olmak kişiler için çok önemli faktörlerdir. Evlenmeye hazırlanılan bireyle ortak yönlerin olup olmadığı mutlaka iyi bir şekilde irdelenmeli ve bu doğrultuda bir karar verilmelidir. Evlilik kararı çok iyi düşünülüp verilmelidir. Bir anlık hevesle asla verilmemelidir. Evlilik öncesinde iki tarafında zamana ihtiyacı olduğu, bu zaman süresinde kişilerin birbirlerini daha yakından tanımaya çalışacakları unutulmamalıdır. Özellikle ailesine çok bağlı olan bireylere evlilik kavramı daha zor gelmektedir. Aileden ayrılmak, onlarsız başka bir hayata başlamak anksiyete duygusunun artmasına yol açan bir faktördür. Yapılan araştırma sonuçları kadınların evlilikten daha çok korktuklarını göstermektedir. Kız çocuk erkek çocuğa göre aileye daha bağlı, aileyle daha çok vakit geçiren çocuktur. Dolayısıyla evlilik aşamasında aileden kopmak, bambaşka bir hayata merhaba demek kadınlar için daha zor olmaktadır. Ayrıca bir çok kadında kendine güven azlığından dolayı evlilikten kaçmakta, kendini evliliğe hazır hissetmemektedir. Evin ve evliliğin sorumluluğunu almak bazı bireyler için yoğun anksiyete duygusunun yaşanmasına yol açmaktadır. Evlilik korkusunun parçalanmış ailede yaşayan bireylerde daha çok olduğu görülmektedir. Çocukluk veya ergenliğinde mutsuz bir çocukluk geçiren, anne ve babasının sürekli kavgasına şahit olan ya da şiddet ortamına maruz kalan bir çocuğun genç yetişkinlik döneminde evlilik kararı alması daha zor olmaktadır. Ebeveyninde gördüğü mutsuz yaşantıya kendisinin de sahip olacağını düşüncesi evlilik korkusu geliştirmesine yol açmaktadır. Bu gibi durumlarda ise en çok kaçış yapılmaktadır. Yani birey ben evlenmek istemiyorum, hiçbir şeye vaktim yok vs. şekilde savunma mekanizmalarını gerçekleştirir ve bu savunma mekanizmalarının arkasına sığınır. Böylelikle evlilikten kaçar. Evlendikten sonra ise bu korkuyu yenememiş bireylerde bu durum evliliğe yansımaktadır. Bireyler sürekli evlenmeden önceki yaşantıları ile evlilik sonrası yaşantılarını karşılaştırmaktadırlar. Eğer ki bu karşılaştırma karşı tarafı eleştirici ve onurunu kırıcı bir biçimde olursa evlilikte çatışma durumu söz konusu olmaktadır. Evlilikte iletişimin önemi bu gibi durumlarda daha çok belli olmaktadır. Bir problem olduğunda veya çatışma anında suçlayıcı ve eleştirici olmak her zaman çatışmayı artıran faktörlerdendir. Genelleme yapmadan konuşmak, empati gücünü kullanmak çok önemlidir. Evlilik sonrasını kriz dönemi olarak adlandırmaktayızdır. Kriz dönemi genellikle 6 aylık bir süreçtir. Evlilik sonrası bireyler 6 aylık zaman diliminden sonra hala problem yaşıyorlarsa mutlaka bir uzmandan yardım almalıdırlar. PSİKOLOG MÜGE EMEKSİZ
|
||||||
|
Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek
diğer bazı makaleler:
|
||||||
|
|




