2007'den Bugüne 84,946 Tavsiye, 26,572 Uzman ve 18,921 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Hayvan Çene Kırıklarının Tedavisinde Uygulanan İnternal-Fiksasyon Teknikleri
MAKALE #1390 © Yazan Vet.Hek.Doç.Dr.M. Alper ÇETİNKAYA | Yayın Temmuz 2008 | 6,208 Okuyucu
1. İnterfragmental Pin ve Vida Uygulamaları

Kırık bölgesinde stabilite sağlamak için pin ya da kemik vidaları uygulanabilir. Bunlar,canin dişlerin hemen gerisinden ve orta foramen mentalenin anteriorundan transversal olarak yerleştirilir. Bu metot yeterli stabilite sağlar ve dokulara fazla zarar vermez.

2. İnterfragmental Serklaj Teli Uygulaması

İnterfragmental tel, transversal ya da oblik mandibula kırıklarının sağaltımında, özellikle diğer hemimandibula sağlam ve splint gibi görev görecekse kullanılabilir. Her ne kadar bu teknik ekstremite kemiklerinin kırıklarında tam fiksasyon sağlamasa da, unilateral kırıklarda diğer hemimandibulanın daha düzgün stabilite sağlaması nedeniyle mandibula kırıkları için etkili, kolayca uygulanabilir bir sağaltım seçeneğidir. Eğer kemikte önemli parçalanma varsa ya da kemik kaybı şekillenmişse gerekli redüksiyon zordur ve genellikle malokluzyonla sonuçlanır. Genellikle basit bir düğüm etkili bir gerginlik ve kırık fiksasyonu oluşturmada yeterlidir. İnterfragmental tel uygulaması doğru yapıldığında çok yönlü, ekonomik bir tekniktir. Bununla birlikte, diş kökünün anatomisinin doğru olarak bilinmesini gerektiren bir işlemdir ve uygulama hataları tolore edilemez.
İnterfragmental tel uygulamasının doğru yapılabilmesi için aşağıdaki uygulamalara dikkat edilmelidir:
· Delik açarken diş köklerinden kaçınılmalıdır,
· Tüm delikler açıldıktan sonra teller yerleştirilmelidir,
· Matkap delikleri kırık hattından 5-10 mm uzakta olmalı ve zayıflamış kemikten ve yumuşak alveoler kemikten kaçınılmalıdır,
· Matkap delikleri telin gerginliğini kolaylaştırmak için kırık hattına doğru açılandırılabilir,
· Canalis mandibularis’e doğru delik açarken, drill ucu kullanmaktansa Kirschner teli (0,045-0,062 inç) kullanmak neurovasculer yapılarda travma riskini azaltacaktır,
· Gerilme-bandı prensibini kullanarak, ilk tel alveoler sınıra yakın olarak yerleştirilir ve ilk olarak bu tel gerginleştirilir,
· Sabit kırıklar dışında, tüm kırıklarda birbirine açı yapan en az iki tel kullanılmalıdır. Bir tel kırık hattına dik, diğeri corpus mandibulae’nın uzun eksenine paralel yerleştirilmelidir. Rostral fragmentte bir delik ve caudal fragmentte iki delik bulunan üçgen biçiminde konfigürasyon oblik kırıklarda çok önemlidir,
· Tek tel kullanılırken, telin iatrojenik kesici etkilerini azaltmak için, tel kırık hattına dik olarak yerleştirilmelidir,
· Doğru büyüklükte tel kullanılmalıdır. Çok ince çaptaki tel kopabilir, çok kalın tel ise yeterli maniplasyona ve gerilmeye izin verecek esneklikte olmaz. Hastanın büyüklüğüne göre 18-22 gauge tel kullanılmalıdır,
· Telin kemiğe bitişik bir şekilde uzanmasına izin verecek biçimde, gingivanın kaldırılması gerekebilir. Aşırı yumuşak doku disseksiyonundan ve telin altındaki yumuşak dokuyu sıkmasından kaçınılmalıdır,
· Teller caudalden rostrale dikkatli bir şekilde gerilmelidir, symphysis kırıkları daha sonra tellenmelidir,
· Tel burulur, kısa kesilir ve mukozal irritasyonu azaltmak için aşağı bükülür.

İnterfragmental tel uygulaması rekonstrüksiyonu mümkün olmayan parçalı kırıkların sağaltımı için uygun değildir.

3. Circumferential Serklaj Teli Uygulaması

Symphysis mandibulae’nın kırıklarının sağaltımının en basit ve en yaygın metodu circumferentialserklaj teli uygulamalarıdır. Tel (köpekler için 18-20 gauge, kediler için 20-22 gauge), çenenin ventral orta noktasından deri altından mandibulanın lateral yüzü boyunca sokulan, canin dişin hemen gerisinde gingivadan geçen eğri hipodermik iğne ya da büyük dikiş iğnesi kullanılarak yerleştirilir. Sonra tel, geri çekilen iğne içinden geçirilir ve işlem deride aynı delik kullanılarak diğer tarafta tekrarlanır.Hemimandibulalar karşılıklı olarak redüksiyonda tutulur ve çene doğru okluzyonun kontrolü için karşı karşıya getirilir. Stabilite sağlanana kadar telin iki ucu burularak tel gerginleştirilir. Sonra tel kesilerek kısa ucu aşağı bükülür.Serklaj teli müköz membran altına gömülme eğilimindedir ve doku içinde bırakılabilir. 4-6 hafta sonratel hala görülebiliyorsa ve yumuşak dokuda reaksiyona neden oluyorsa, iyileşme dönemi sonunda, hafif bir anestezialtındacanin dişler arasında intraoral segmentten kesilip burgunun ventrale doğru çekilmesiyle uzaklaştırılır.Bu tel fiksasyonu, büyük ırk köpeklerde ya da lezyon incisive bölgenin kırığını da kapsıyorsa intrafragmenal çapraz pin ya da vidalama ile veya canin dişlere “8” şeklinde tel uygulaması ile desteklenebilir.

4. İnterdental Tel Uygulaması

İnterdental tel uygulaması basit transversal corpus mandibulae kırıklarının sağaltımında tek başına kullanılabildiği gibi, çok karmaşık çene kırıklarının sağaltımı için diğer tekniklere yardımcı olarak da kullanılabilir. İnterdental aralığın geniş oluşu ve dişlerin supragingival boyun kısmının yetersizliği nedeniyle, köpek ve kedilerin dental anatomisi bu tekniğe uygun değildir ve tellerin yerleştirilmesini zorlaştırır. İnterdental tel uygulamasının prensibi, diş ve kemiğin birbirine sıkı bir şekilde bağlı olmasına dayanır ve eğer dişlerde gevşeme varsa uygulanamaz. Teknik sadece tam ve sağlıklı dişlere sahip hastalarda uygulanabilir. Kırıkların stabilizasyonu için interdental metotların avantajları; diş köklerine ve canalis mandibularis’deki neurovasculer yapılara iatrojenik travma yapmaması, kırık fragmentlerinin vasküler desteğini çok az olumsuz etkilemesi, okluzyonun düzeltilmesi ve çene fonksiyonlarının kısa sürede kazandırmasıdır.
Genellikle kırıklar bitişik dişlerin köklerinin en az birini kapsar, bu nedenle tel kırık hattının her iki kısmında normal olarak en az iki dişi içine almalıdır. İnterdental tel uygulamasının birçok şekli vardır ama çoğu zaman basit bir düğüm veya “8” şeklindeki tel uygulaması, kolay ve yeterli stabilizasyon sağlar. Bunun dışında, Essig tekniği, Risdon tekniği, Ivy düğümü, Stout düğümü ve bunların modifiye şekilleri gibi özel teknikler de vardır. İnterdental tel tek başına kullanılacaksa tel, küçük Kirschner teli ya da hipodermik iğne kullanılarak dişin boyun seviyesinde gingivada açılan delikler içinden geçirilir. Tel yerine yerleştirilip kırık redüksiyonda tutulduktan sonra, kırığın alveoler sınırını kapalı tutmak ve stabilizasyonu için burularak gerilir. Ventral yönlü kuvvet incisive bölgeye uygulandığında dinamik kompresyona ve yüklenmeyle kırığın stabilitesinin artması ile sonuçlanır. Tel düğümlerin hem rostral hem de caudal uçları düzenli bir gerginlik sağlamak için teker teker burulur. Telin aşırı gerilmesinden kaçınılmalıdır, çünkü kırığın ventral hattının açılmasına neden olur. Dental matkapla dişin boyun kısmının oyulması telin gerildiğinde kaymasını önler, ancak bu uygulama periodontal hastalıklara neden olabilir ve gerekli ise yapılmalıdır.

5. Eksternal Fiksatörler

Eksternal fiksatör, kemiğe internal olarak sokulan ve eksternal olarak bağlanan perkutanöz yolla uygulanmış fiksasyon pinleri ile stabilizasyon sağlayan bir metottur. Eksternal fiksatör portatif bir dış iskelet gibi görev yapar ve bu metotla hareket sistemi fonksiyoneldir.

Eksternal fiksatörler, bilateral, komleks, çok parçalı ve açık kırıkların sağaltımında mükemmel bir uygulamadır. Çünkü bu, açık kırık yaralarında bölgede implant olmadan gerekli rijit stabiliteyi sağlayabilir. Bunlardan başka sabit fiksasyon, kemik veya diş kaybı olan kırıklarda da yapılabilir. Yumuşak doku yıkımı olan kırıklarda, yumuşak doku sağaltımı yapılacaksa rahatlıkla kullanılabilir. Ayrıca eksternal fiksatör kullanımı kemik defekti varlığında uzunluğu korumayı sağlar, erken ya da ertelenmiş kemik grefti uygulama işlemini kolaylaştırır.

Genellikle eksternal fiksatör sistemi üç kısmdan oluşur: Bunlar, bağlayıcılar (fiksasyon pinleri ya da vidaları), bağlantı aygıtları (pin tutucuları ya da pin clampleri) ve toplayıcılardır (toplayıcı barlar ya da sütunlar). Bağlantı aygıtları ve toplayıcılar gövdeyi oluşturur.

Toplayıcı demir çubuğu ve clamplarıyla standart Kirschner-Ehmer splint’i, mandibula ve maksilla kırıklarının fiksasyonu için kullanılabilir. Bu gibi splintler ağır, hantal ve uygulaması zordur ama bu sorunlar akrilik pin splinti kullanımıyla giderilebilir. Akrilik pin splintleri, hem toplayıcı hem de bağlantı aygıtı olarak akrilik kullanılan, eksternal fiksatörleridir. Ayrıca akrilik pin splinti uygulaması, eksternal fiksatör pinlerinin uygulamasında esneklik sağlar. Bu fiksasyon metodu, ya toplama materyaller ya da ticari amaçlı üretilmiş setler kullanılarak birçok şekilde meydana getirilebilir. Toplama materyallerden oluşturulan splintler, ya tırnak onarıcı akrilik (Technovit Hoof Acrylic) ya da dental akrilik (Orthodontic Resin) gibi elde edilebilir methylmethacrylat’dan oluşur. Toplama materyallerden oluşturulan akrilik pin splintinin kullanımının avantajları, operatörün farklı kaynaklardan özel ihtiyaç duyduğu parçaları kolayca bulabilmesidir. Akrilik gövde serbestçe şekillendirilir ya da kalıp işini görmesi için tüp (esnek tüp, silastik tüp,oluklu plastik anestezi solunum şebekesi tüpü (ufak beden için ½-inç ve iri beden için ¾-inç) veya ticari setlerdeki tüpler) içine enjekte edilebilir. Serbestçe şekillendirilecekse, akrilik gereken şekli vermek için el ile biçimlendirilir. Serbestçe şekillendirme metodu, özellikle küçük köpek ve kedilerde daha kullanışlıdır. Tüp metodu, daha büyük köpekler için daha iyi olabilir. Ticari set tüp metodunu kullanır. Ticari setler uygulama kolaylığı sağlar, çünkü bunlar tek pakette tüm materyalleri bulundurur. 2cm çaplı (¾-inç) akrilik gövde, ortaboy (3/16 inç) Kirschner-Ehmer splintinden daha sert ve kuvvetlidir. Ayrıca büyük ırk köpekler için bile yeterlidir.

Tüm methylmethacrylat ürünleri iki kısımdan oluşur; sıvı (monomer) ve pudra (polimer). Bu iki madde hamur haline gelene kadar karıştırılır (3-4 dakika). Akriliğin, önceden yerleştirilmiş bütün bağlayıcı pinleri içine alması için yeterince uzun, ayrıca hayvanın büyüklüğüne göre dayanıklı bir gövde elde etmek için yeterince kalın olmasını sağlamak için akrilik ya elle biçimlendirilir ya da uygun büyüklükteki tüp içine enjekte edilir. Tüp metodunda, plastik tüp, bağlayıcı pinlerin uçları üzerine bastırılarak geçirilir ve deriden 1-2 cm uzakta yerleştirilir. Tüplerin açık kısımları, tüp-bağlayıcı birleşme yerleri, aşırı akrilik sızıntısını önlemek için kapatılır. Akriliğin pudra ve sıvı kısımları karıştırılır ve plastik tüpün bir ucundan enjekte edilir. Akrilik tüpe tamamen doldurulmalıdır ve akrilik gövdeyi zayıflatacak hiçbir hava kabarcığı bulunmamalıdır. Eğer büyük hava kabarcıklarının olduğu görülürse, plastik tüpte delikler açılıp, akrilik sertleşmesinden önce veya sonra bu boşluklar içine ilave olarak akrilik enjekte edilebilir. Sonra doğru okluzyon sağlanır ve kırık redüksiyonu yapılıp geçici olarak bu pozisyonda tutulur. Akrilik karıştırıldıktan sonra 8-12 dakika içinde tamamen sertleşir ve bundan sonra operatörün akrilik sertleşene kadar geçici olarak eliyle tutarak sağladığı okluzyon ve redüksiyonu bırakabilmesini olanaklı kılar.

Akrilik pin splintinin uygulamasını kolaylaştırmak için bifaz tekniği kullanılabilir. Bu teknikle operatör, akrilik gövdeden ayrı ve dıştan gelen Kirschner-Ehmer splintini (faz 1), okluzyonal hizayı ve kırık redüksiyonunu geçici olarak tutması için kullanır. Akrilik karıştırılır ve tüm bağlayıcıların üzerine el ile biçimlendirilip akrilik gövde oluşturulması tamamlanır (faz 2), sonra Kirschner-Ehmer splinti uzaklaştırılır. Akrilik sertleştiğinde uzun pinler kısa olarak kesilir. Alternatif olarak, uzun pinler akrilik gövde ile aynı düzeyde akrilik üzerine bükülebilir ve kalan akrilik karıştırılıp bükülmüş pinleri içine alması için gövde üzerine eklenir.

Tüm eksternal fiksatörlerde bağlayıcı amaçlı olarak vidalar, standart intramedüller pinler, vidalı pinler veya Kirschner telleri kullanılabilir ve bunlar, yarım pinler (tip I fiksatör) ya da tam pinler (tip II fiksatör) halinde uygulanabilir. Fiksasyonda vida ya da vidalı pinler önerilir, çünkü bunlar kemiğin uzun eksenine dik yerleştirilebilir, kemiği daha sıkı kavrar ve pin-kemik temas yüzeyinin stabilitesini arttırır. Kemik vidaları hastanın büyüklüğüne göre uygun büyüklükte kullanılır ve vidanın başı, açıktaki vida yivleri akrilik gövdeye sağlam bağlantı sağlar. Vida dişi çapı gövde çapından daha büyük olan, ucu-vidalı pozitif profilli pinlerin (bağlayıcı) kullanılması daha avantajlıdır. Küçük hayvanlarda ufak çaplı (0,9 – 2,4mm) ucu-vidalı positif profilli pinler kullanılır. Mandibula iyi bir şekilde ayrılmış yoğun iki korteksi olmayan oldukça düz bir kemiktir. Mandibulanın bu yapısı, mandibula kırıklarının fiksasyonunda, vidasız pinleri erken gevşemeye yatkın hale getirerek iyileşme gecikmesine neden olabilir. Bu nedenle, stabilizasyonun vidalamayla sağlanması daha avantajlıdır.Tamamen yivli Steinmann pinlerinin ya da negatif profilli yivli pinlerin akrilik pin splinti ile kullanılması sakıncalı olabilir, çünkü bunlar mekanik olarak zayıftır ve gevşeme ya da kırılmaya yatkındır. Ekstremitelerde ağırlık taşıyan kemiklerin kırıklarının onarımından sonra gelişebilecek pin kırılması çene kırıklarının onarımından sonra daha az oluşan bir sorundur. Çünkü çene üstündeki kuvvetler daha azdır ve uygun postoperatif bakımla kolayca kontrol edilebilir. Gevşek pinler periosteumdaki ve çevre dokulardaki ağrı reseptörlerini uyarır ve ağrı reseptörleri bu uyarıma adapte olamaz, bu nedenle sabit olmayan pin varlığında hayvan ağrı duyacaktır. Bu durum, pin hareketi çok az olsa bile meydana gelir. Buna ek olarak, gevşek pinler sık sık depresyon gibi davranış değişikliklerine, letarjiye, sinirliliğe, oynama isteğinde azalmaya ya da yeme alışkanlıklarında değişikliklere neden olabilir.

Rijit fiksasyon sağlamak için her ana fragmentte doğru çapta en az iki veya tercihen üç pin kullanılmalıdır. Pinler deride açılmış küçük deliklerden sokulur. Pinler asla açık redüksiyon ensizyonundan sokulmamalıdır. Mümkünse, pinler kas penetrasyonunu ve neurovasculer yapılara teması sınırlandırarak yerleştirmelidir (canalis mandibularis’in ventraline ya da diş kökleri arasına).Pinler kemik içine düşük hızlı matkap (300rpm), el matkabı ya da el drili ile yerleştirilmelidir. Hızlı matkapla delik açma nedeniyle şekillenen ısı kemik nekrozuna neden olabilir ve pin gevşemesine predispozisyon yaratır. Pinlerden biraz daha ufak kılavuz deliklerin açılması genelde kullanışlıdır. Bu bağlayıcı-kemik temas yüzeyinde maksimum sabitlik sağlar. Yani, ilk olarak keskin matkap ucuyla veya başka bir pinle, bağlayıcı pinin gövde çapına uygun delik açtıktan sonra uygulanmalıdır. Vidalı pinlerde, vida yivlerini baştan başa kemiğe tutturmak için, vidalı pinin ucu tamamen karşı korteksten çıkmalıdır.Pinler diş kökleri arasına uygulanmalı ve dişlere doğru saplanmamalıdır. Pinler, pin-akrilik temas yüzeyinin dayanıklılığını arttırmak için ve deriye paralel hale getirmek için bükülebilir. Akrilik gövde yerine yerleştirildikten sonra, akrilik gövde ve deri arasında 1-2cm aralık bulunmalıdır. Bu mesafe, akrilik polimerize olurken yumuşak dokularda ve kemikte oluşabilecek termal nekrozu önlemek için gereklidir. Islak gazlı bezden tamponlar deriyi korumak ve pinleri soğutarak bu sayede kemiğe aşırı ısı taşınmasını önlemek için yerleştirilebilir.
Vidalı ve vidasız pinler genelde birlikte kullanılabilir. Bu uygulamada, kırığın her iki tarafına en azından birer vidalı bağlayıcı pin yerleştirilmelidir. Düz ve yivli bağlayıcıların birlikte kullanılmasıyla, hem stabilite hem de uygulama kolaylığı elde edilir (özellikle bifaz tekniği kullanılırken). Açık redüksiyon tekniği kullanılırken, bağlayıcıları uygularken, kırık maniplasyonu ve yumuşak dokuların kapatılması süresince, her zaman aseptik operatif teknik kullanılmalıdır. Yaranın kapatılmasından sonra akrilik uygulanırken aseptik operatif teknik gerekli değildir. Ramus mandibulae, sağlam sıkı bir bağlayıcı pin yerleştirmek için zayıftır, çünkü bunun ince olan kemik yapısı bağlayıcıyı iyi tutamaz. Bu sınırlama nedeniyle, caudal mandibula kırıkları akrilik pin splinti ile fiksasyon için uygun değildir.

Akrilik pin splintinin kullanımı standart metal eksternal fiksatörlere göre birçok avantaja sahiptir. Bunlar :
· Akrilik pin splint hafif, radyolusent ve çok kullanışlıdır,
· Çok değişik kırık şekillerinde uygulaması kolaydır,
· Minimal olarak invasiv bir tekniktir,
· Kırık fragmentleri ve ilgili yumuşak dokularda kan dolaşımına olumsuz etkisi yoktur,
· Fiksasyon pinleri diş köklerinden ve neurovasculer yapılardan kaçınmak için her yönde açılandırılabilir,
· Kırık alanında enfeksiyon doğuracak implant bulunmaz,
· Çeşitli büyüklüklerdeki pinleri tek bir gövdede birleştirme olanağı sağlar,
· Akrilik pin splint mandibulanın şekline kolayca uydurulabilir ve splint çenenin ön kısmında bilateral pinlerin birleştirilmesi için diğer tarafa doğru bükülebilir.
Eksternal fiksatör uygulamasıyla ilgili oluşabilecekkomplikasyonlar;halka (ring) sekesteri oluşumu, pin gevşemesi, pin yolu enfeksiyonu, yumuşak doku enfeksiyonu, fokal osteomyelitis, hastanın fiksatöre tahammülsüzlüğü ve evde kullanılan eşyaların zarar görmesidir. Genellikle, uygun postoperatif yara bakımı, lokal yara enfeksiyonunun insidensini ya da olumsuz etkilerini azaltacaktır. Fokal osteomyelitis ya da osteitis bu çabalara rağmen oluşabilir, bununla birlikte bu komplikasyonların farkına varıldığında kırık genellikle iyileşmiş durumdadır.

Kırık iyileştiğinde fiksatör uzaklaştırılır. Bunun için her pin akrilik ve deri arasından kesilip bar uzaklaştırılır ve sonra pinler teker teker çekilip alınır. Alternatif olarak, akrilik bar pinler arasından demir testeresi veya elektrikli alçı testeresi ile kesilebilir ve her pin akrilik bar segmenti ile beraber teker teker uzaklaştırılır.

6. İntraoral Splintler

Bu splintler, ağız içinde uygulanarak kırık fiksasyonu sağlarlar. Akrilik splint, Erich ark barı, interdental tel düğümlerle birleştirilmiş akrilik, Erich ark barı ile birleştirilmiş akrilik gibi çeşitli tiplerde intraoral splintler oluşturulabilir. Dişlerin fosforik asit jeli ile muamelesinden sonra mine tabakasına direkt olarak yapıştırılan akrilik veya dental kompozit de intraoral splint olarak kullanılabilir. İntraoral splintler, interdental teller gibi, kırığın her iki kısmında da bozulmamış sağlam dişler gerektirir. Çünkü bunlar dişlerde kron yüzeyine direkt olarak tellenir veya yapıştırılır. Erich ark barı, dişlerin etrafından geçirilen interdental tel kullanılarak, dişlerin lingual yüzeyine uygulanır. İnterdental teller akrilik splintlerle birleştirilerek, akriliğin tutunacağı yüzey alanı ve splintin mekanik dayanıklılığı arttırılabilir. Ayrıca akrilik, Erich ark barı gibi intraoral metal splintlerle de takviye edilebilir. Metal takviyeli akrilik kombinasyonu, bunların tek başına kullanımından, önemli derecede daha güçlü ve serttir. Teknik çabuk, ekonomik, uygulaması kolaydır ayrıca diş köklerini ve canalis mandibularis’in neurovasculer yapılarını iatrojenik travma riskinden korur.

Splintler mandibulada Pm1-3 dişler arasında buccal ve lingual yüzeylerde oluşturulur. Pm 4 ve molar dişler arasında ise, carnassial dişlerin yaptığı makaslama ısırığı önlememesi için sadece lingual yüzeye uygulanır.

Splint içine alınacak dişler ilk olarak cilalanır, yıkanır, kurulanır. Ortoposforik asit (%37-40) jeli ya da macunu ile dişlerin asitle muamlesi diş yüzeyini demineralize eder ve akriliğin yapışmasını arttırır. Egzotermik bir reaksiyon olan polimerizasyonun ağız boşluğundaki dokularda termal nekroz oluşturma riski vardır. Bu nedenle karışım polimerize olurken soğuk su uygulayarak soğutulabilir. Akrilik polimerleşirken, kırık doğru okluzyon ile redüksiyonda tutulur. Akrilik sertleştiğinde, splint dental matkapla biçimlendirilebilir ve düzeltilebilir. Yumuşak dokuyu irrite edebilecek pürüzlü kenarlar bulunmaması ve karşı arcus dentalisi engelleyecek hiçbir şeyin olmaması için özen gösterilmelidir.

Evdeki bakım ağız antiseptiği ile bölgenin günlük olarak temizlenmesini kapsar. Fırçalama da, splint altında biriken gıdayı uzaklaştırmaya yardımcı olur. Kırık iyileştiği zaman (genelde 4-6 hafta), dental matkapla akriliği parçalara ayırarak ve serbest parçaları kaldırarak splint uzaklaştırılır. Splint uzaklaştırıldıktan sonra dişler cilalanmalı ve topikal fluorid ile muamele edilmelidir.

Bu tekniğin dezavantajları; yumuşak doku müdahalelerine engel olması, stomatitis gelişmesi ve cihaz ile gingiva arasında gıda birikimi sonucu sekonder gingivitis gelişmesidir. Splint oluşturulması esnasında kırık kısım içine akriliğin girmesini önlemek için özen gösterilmelidir, çünkü bu iyileşmede gecikme riskini arttırır.

7. İntramedüller Pin Uygulaması

İntramedüller pin uygulaması mandibula kırıklarının stabilizasyonunda kullanılabilir, ama fazla önerilmez. Teknik zordur ve sonuçları genellikle tatmin edici değildir. Pin kaçınılmaz bir şekilde canalis mandibularis’deki neurovasculer yapıların bozulmasına, diş kökü apekslerinde ve ilgili yumuşak dokuda travmaya neden olur. Mandibula kırıklarında intramedüller pin uygulaması, diğer fiksasyon metotlarından daha fazla komplikasyona neden olur. Canalis mandibularis, canin diş kökünden birinci molar diş köküne kadar düzdür ama sonra ramus mandibulae’nın medial yüzüne foramen mandibulae’ya açılana kadar yukarı doğru kavislenir. Büyük pin, kemik pin şekline uymaya çalışacağı için malokluzyona neden olmaya eğilimlidir, oysa küçük pinler yetersiz instabilite sağlar. Klinik olarak intramedüller pin uygulaması ile sağaltılan mandibula kırıkları yüksek oranda (%58) malokluzyona ya da kırık hattındaki hareketlilik nedeniyle kaynama yokluğuna sebep olurlar. Pin, kısa olan segmentten başlayarak genelde retrograd olarak uygulanır. Pm 2 ve M 1 dişler arasında ki mandibula segmentindeki kırıklar pin fiksasyonu için en uygun yerdir ama söz konusu dezavantajları nedeniyle alternatif fiksasyon metotları önerilir.

8. Kemik Plağı Uygulamaları

Doğru bir şekilde uygulanan plak fiksasyonu, kompleks hatta bilateral corpus mandibulae kırıklarında mükemmel bir stabilizasyon, ayrıca rijit fiksasyon, normal fonksiyonları hızlı bir şekilde ağrısız olarak yeniden kazanma ve primer kemik iyileşmesi için de fırsat sağlar. Tüm bu avantajlara rağmen, bu teknik çene kırıklarının sağaltımı için kullanıldığında birçok dezavantaja da sahiptir. Uygulamalar, yumuşak dokuların ve kırık fragmentlerin vasküler desteğinin önemli derecede bozulmasına neden olabilir. Kemiğin kompleks yapıda olması, diş köklerinin varlığı plak ve vida yerleştirilmesini sınırlandırır. Ayrıca vida yerleştirilmesi sırasında diş köklerinde ve neurovasculer yapılarda travma hemen hemen kaçınılmazdır ve endodontik hastalıklarla sonuçlanabilir. Vidalar sıkıştırıldığında eğer malokluzyon oluşumu engellenmek isteniyorsa, plağın doğru yerleştirilmesi gerekir. Margo alveolaris yakınında kemiğin gerilme-bandı kısmına plak uygulaması en iyi fiksasyonu sağlar, ama bu vidaların diş kökleri ile çakışması olasılığından ve implantın gingival erozyona neden olma riski yüzünden önerilmez.
Bu olumsuzluklardan bazıları, operatörün vidaları diş köklerinden sakınarak uzağa açılandırabilmesini kolaylaştıracak ASIF-stili plaklar kullanılarak üstesinden gelinebilir. Rekonstrüksiyon plakları daha hassas üç boyutlu şekillendirmeye ve düzgün bir kemik redüksiyonuyla plağın kemiğe daha iyi uyumuna izin verir. Üstelik bu plak, her birim uzunlukta daha fazla deliğe sahiptir ve arzu edilebilen uzunlukta kesilebilir. Ayrıca, diş köklerinden ve canalis mandibularis’den kaçınarak iatrojenik travmaları azaltmak için vidalar, sadece plakla temas eden korteksi tutsun diye monokortikal tarzda uygulanabilir. Standart kemik plakları, sabit olmayan unilateral ya da bilateral corpus mandibulae kırığı olan büyük veya dev ırk köpekler için en kullanışlı olanlardır. Her ne kadar mandibulanın gerilme-bandı margo alveolaris olsada, plaklar genellikle diş köklerinden ve nervus mandibularis’den kaçınmak için mandibulanın lateral yüzeyinin ventral 1/3’ü üzerine yerleştirilir. Tüm bunlara 3-4 hafta postoperatif olarak interdental fiksasyon veya ağızlık ilave edilebilir.

Maksillofasial kırığı olan insanların sağaltımı için özel olarak dizayn edilmiş miniplakların ve vidaların kullanımı, kedi ve köpeklerde mandibula kırıklarının sağaltımı için de kullanılır. Miniplakların, hassas üç boyutlu biçimlendirilebilme özelliği ve bunların ufak ölçüleri, bunları standart plakların elverişsiz olduğu ya da uygulamasının zor olabileceği kırıklar için kullanışlı yapar. Miniplaklar özellikle ayrılmış parçalı kırıkların ya da boşluklar bulunan bu yüzden interfragmenyal tel kullanımını engelleyen kırıkların sağaltımında da kullanılabilir.

Veteriner Hekim
Uz.Dr.M.Alper ÇETİNKAYA
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Hayvan Çene Kırıklarının Tedavisinde Uygulanan İnternal-Fiksasyon Teknikleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Vet.Hek.Doç.Dr.M. Alper ÇETİNKAYA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Vet.Hek.Doç.Dr.M. Alper ÇETİNKAYA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Vet.Hek.Doç.Dr.M. Alper ÇETİNKAYA'nın Makaleleri
► Hayvan Refahı ve Veteriner Hekimlik Vet.Hek.Dr.Mustafa ALTUNTAŞ
► Hayvan Haklarına Genel Bir Bakış Vet.Hek.Cemal KURT
► Hayvansever Olmadan Hayvan Sahibi Olmak Vet.Hek.Kemal ŞİMŞEK
► Hayvan Aşıları Hakkında Merak Edilenler Vet.Hek.Ozan Ezgi BERBEROĞLU
► Evlerde Evcil Hayvan Beslenmesi ve Guinea Pig Vet.Hek.A.Kutlu DAYIOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,921 uzman makalesi arasında 'Hayvan Çene Kırıklarının Tedavisinde Uygulanan İnternal-Fiksasyon Teknikleri' başlığıyla benzeşen toplam 85 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:11
Top