1997'den Bugüne 73,098 Tavsiye, 24,339 Uzman ve 16,569 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Ergenlik Döneminde Depresyon Üzerine
MAKALE #18527 © Yazan Psk.Gül Billur GENÇER | Yayın Haziran 2017 | 348 Okuyucu
Ergenlik (puberte), 10 yaşından 21 yaşına kadar uzanabilen fiziksel ve ruhsal alanda önemli değişimlerin olduğu, yetişkinliğe ilk adımın atıldığı dönemdir. Ergenlikte kız ve erkekler arasında farklılıklar olduğu gibi bireyler arası farklılıklar da bulunmaktadır.

Ön ergenlik genelde kızlarda 10-12, erkeklerde 11-13 yaşlarında, ergenlik ise kızlarda 13-15 yaşlarında erkeklerde 14-15 yaşlarında başlar. Ortaokulun başlarına denk gelen ön ergenlik döneminde (10-13 yaş), ilkokulda gayet uyumlu olan çocuğunuzun yerine duygusal dalgalanmalar yaşayan, gittikçe istekleri artan, kurallara uymayı reddeden, ailenin otoritesini test eden, ters cevaplar verebilen, görselliğinden yakınan, saatlerce odasında kapısı kilitli durabilen, cinsel dürtüleri güçlü, sizinle paylaşacağı konuları seçmeye başlayan (eskisi gibi her olup biteni sizinle paylaşmayan), kimlik ve aitlik konularını gündeme getiren, çabuk öfkelenebilen, eleştirilmekten hoşlanmayan fakat çevresindekileri eleştirmekten zevk alan, alıngan tutum sergileyen, daha çok kendi cinsiyetinden arkadaş grubu oluşturan, kendi “tarzını” yaratmaya çalışan, kıyafetlerini kendi seçmeye başlayan adeta bir “yabancı” ile karşılaşırsınız. Kısacası ön ergenlik dönemini bireyler arası değişiklik gösterse de ergenliğin en sancılı dönemi olarak görebiliriz.

Orta ergenlik döneminde (14-17 yaş) ise; genç bu değişime alışmaya başlar. Hızla artan cinsel dürtülerini kontrol altına almaya çalışır. Entelektüel uğraşları artar, idealler geliştirip rol modellerini seçer (genelde bu rol model ebeveynlerden seçilmez), karşı cins ve grup ilişkilerine yönelim gösterir, aşk ve tutku hislerinin yanı sıra cinsel çekicilikle ilgili kaygılar baş gösterir. Bu dönemde genç her şeye muhalifmiş gibi görünebilir.

Geç ergenlik döneminde (17-19) ise; genç duygularını davranışlarıyla ifade etmektense sözel olarak ifade etmeye başlar, kimlik yapısı sağlamlaşır, kendisine ve başkalarına olan saygısı artar, geleceğe ilgisi artar ve hedefler belirlemeye başlar. Büyüme ve gelişme bu dönemde yavaşlar. Aşk ve tutku hisleri gelişmeye devam eder, karşı cins akranlarla cinsel deneyimler başlar. Genç, kendi sınırlarını ve yeteneklerini keşfetmeye başlar.

Fiziksel, ruhsal, zihinsel ve sosyal alanda birçok değişimin yaşandığı bu zor süreçte her birey iniş ve çıkışa uyum sağlayamaz ve depresyon meydana gelebilir. Ayrıca bir yakının kaybı, ebeveynlerin boşanması, çocukluk döneminde fiziksel, cinsel veya sözel tacize maruz kalma, kronik hastalıklar, aile bireylerinin depresyon hikayesinin olması, sosyal çevrede kabul görmeme durumu, bireyin kendine ilişkin olumsuz algıları, anne, baba-çocuk ilişkisindeki bozukluklar da bireyi depresyona sürükleyebilmektedir.

Peki çocuğunuzun depresyonda olduğunu nasıl anlarsınız?

Ergenlik döneminde depresyon tanısı koymanın çok kolay olmamasıyla beraber, bireyde belirgin düzeyde dikkat ve konsantrasyon bozukluğu (dolayısıyla okul başarısında düşüş), uyku bozukluğu, unutkanlık, öfke patlamaları, içe kapanma, iştahlılık veya iştah eksikliği (aşırı kilo alma veya kaybetme), isteksizlik, yalnızlık hissi, umutsuzluk, özgüven eksikliği, arkadaşlıkta problemler, bedensel yakınmalar, yorgunluk, mutsuzluk hali, ağlama nöbetleri, madde kullanımı ( sigara, alkol, uyuşturucu vs.), ölümü düşünme, kendine zarar verme düşünceleri /intihar eğilimi gözlemlenirse depresyon düşünülür.

Bu belirtiler gözlemlendiğinde mutlaka ergenlerle çalışan bir uzmandan yardım alınmalıdır. Kişi bu dönemi bir şekilde atlatmış gibi görünebilir ancak depresyon tedavi edilmediği takdirde ilerleyen dönemlerde tekrarlayabilmekte veya daha farklı rahatsızlıkları beraberinde getirebilmektedir. Bu nedenle sorunlar derinleşmeden en kısa zamanda tedavi sürecine başlamak faydalı olacaktır.

Depresyon tedavisinde kullanılan iki temel tedavi yöntemi; ilaç ve psikoterapidir. İlaç depresyonun semptomlarını azaltmakta etkilidir ancak birey farkındalık kazanmadığından, stresli durumlarla nasıl başa çıkacağını öğrenmediğinden sadece ilaç tedavisiyle depresyonu tedavi etmeye çalışmak pek de mümkün değildir. Bu nedenle genellikle bu iki tedavi yöntemi bir arada kullanılır. Özellikle “Bilişsel Davranışçı Terapi” tedavisi ergenlerde depresyonun tedavi edilmesi konusunda oldukça faydalı olduğu bilinmektedir.

Psikoterapide asıl amaç bireyin olumsuz, gerçek olmayan (irrasyonel) düşüncelerinin farkına varmasını sağlamak ve bu düşünceleri olumlu, gerçekliği olan (rasyonel) düşüncelerle dönüştürmesini sağlamaktır. Aynı zamanda birey sorunlarla başa çıkmak için uygun problem çözme becerilerini kazanabilir, sosyal becerilerini geliştirebilir, yeteneklerinin farkına varabilir ve özgüven sahibi bir birey haline gelir. Böylelikle kişi artık yetişkinlik dönemine hazırdır.

Tüm bunların yanı sıra tedavi sürecinde ebeveynlere de oldukça önemli görevler düşmektedir.

Eğer çocuğunuz yardıma ihtiyacı olduğunu kabul etmiyor, terapi almak istemiyorsa çocuğunuza destek olmalı, onu teşvik etmeli , gerekirse terapistle görüşüp bu süreçle ilgili siz yardım almalısınız.

Etrafınızda stres unsurları varsa olabildiğince hafifletmeye çalışmalısınız.

Çocuğunuza sevginizin koşulsuz olduğunu göstermelisiniz

Çocuğunuzun duygu ve düşüncelerini dinleyip, neler hissettiğini anlamaya çalışmalısınız.

Unutmayın, hiç birimiz kusursuz değiliz. Çocuğunuzun olumsuz yanlarına odaklanmaktan çok, olumlu yanlarını görüp, çabasını takdir etmelisiniz.

Onun yanında olduğunuzu hissettirdiğinizde sürecin çok daha güzel neticelerle işlediğini göreceksiniz.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ergenlik Döneminde Depresyon Üzerine" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Gül Billur GENÇER'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Gül Billur GENÇER'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Gül Billur GENÇER'in Makaleleri
► Ergenlik Döneminde Depresyon Psk.Eda GÖKDUMAN
► Ergenlik Döneminde İntihar Psk.Dnş.Melis AKDEMİR
► Ergenlik Döneminde Aile ile İlişkiler Psk.Dnş.Banu BEKÇİ
► Ergenlik Döneminde Ebeveyn Çatışmaları Psk.Dnş.Meral YÜNCÜLER
► Ergenlik Döneminde Cinsel Gelişim Psk.Dnş.Barışcan ÖZTÜRK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,569 uzman makalesi arasında 'Ergenlik Döneminde Depresyon Üzerine' başlığıyla benzeşen toplam 51 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Psikolojik Destek Üzerine Haziran 2017
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


18:54
Top