TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



Atlarda Falanksların Radyografisi

M. Alper ÇETİNKAYA Fotoğraf
Vet.Hek.Doç.Dr.M. Alper ÇETİNKAYA
Ankara
Veteriner Hekim
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi46 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 32 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıMSN/ICQ/Skype Adresi VarTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 3400,

* Yayın Tarihi : 05-04-2009 - 20:59 (2028 gün önce),

* Ortalama Günde 1.68 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 44785 , Kelime Sayısı : 5559 , Boyut : 43.74 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Vet.Hek.Doç.Dr.M. Alper ÇETİNKAYA hakkında söyledikleri:
Bir Tıp Doktoru olarak gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki "Alper Çetinkaya gerçekten çok iyi bir hekimdir". Uzmanlık alanlarımız farklı olsa da değerlendirme yapabilecek birikimi olan bir kişi olarak ve kendisinden hizmet almış birisi olarak değerlendirdiğimde çok kabiliyetli işinde çok başarılı tüm canlılar için içi sevgi dolu olan ve şifa dağıtan birisi demem kendisini anlatmada ne kadar yeterli olur bilemem. Sizde tanıma fırsatı bulursanız göreceksiniz. Kesinlikle öneririm...
(Hakkı Kocabıyık, Müşteri, 18-08-2008)

Bundan birkaç ay önce 5 aylık Golden Retriever köpeğimizde kalça displazisi teşhisi konuldu. Aldığımız veteriner kliniği aldığımız günden itibaren bizi böyle bir hastalık olabileceği konusunda uyarmış ve periyodik olarak takip etmeleri gerektiğini köpeğimizin anne ve babasında da bu problemin olduğundan ve bizim köpeğimizde düşük bir ihtimalde olsa görülebileceğiden bahsetmişlerdi. Biz kızımıza kısa sürede alışmıştık kendisini kısa sürede sevdirdi ve ailemizin bir ferdi oldu. Aşısı ve kontrolleri için gittiğimiz gün bize kötü haberi verdiler ameliyet olması gerektiğini söylediler ve bununda ga... [DEVAMI..]
(Ahmet, Müşteri, 18-07-2009)

Alper Beyi fakültede olduğu zamanlardan tanıyorum. Kalça displazisi olan köpeğimiz için bize çok yardımcı olmuştu. Köpeğimiz hastalığı çok şiddetli geçiriyordu her iki ekleminde de sorun vardı. Alper bey iki hafta ara ile operasyonları yaptı zaten ilk operasyondan hemen sonra köpeğimiz ayağa kalkmıştı ikincisi de olduktan sonra hayatı tamamen normale döndü. Şimdi ise kızımız 2,5 yaşında herhangi bir şikayetimiz yok, herşey hiç bir şey olmamış gibi normal, tabi ki bunu Alper Beye borçluyuz. Bu ve buna benzer sorunları olan kişilere Alper beyi kesinlikle tavsiye ederim...
(betsy, Müşteri, 08-06-2009)

Alper Bey'i veteriner fakültesi aracılığı ile tanıdım. 5. kattan düşen kedimi bir gece acil kliniğine götürmüştüm, durumu çok kötüydü, bilinci kapalı zarzor nefes alabiliyordu. Acil klinikte soğuk kanlı bir şekilde işine hakim olarak kedime ilk müdehaleleri yaptı, durumunun 24-48 saat kritik olduğunu vücudunun birçok yerinde kırıkları olduğunu söyledi. Cansız durumda götürdüğüm kedim ilk müdehalelerden sonra kendine gelmeye bana cevap vermeye başladığında dünyalar benim oldu ama iş burada bitmiyordu. Daha sonra durumu daha iyi olduğunda röntgenleri çekildi ve kırıkları belirlendi. Çenesinde ve... [DEVAMI..]
(Atila Han, Müşteri, 18-07-2008)

Vet.Hek.Doç.Dr.M. Alper ÇETİNKAYA Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
Atlarda Falanksların Radyografisi

FALANKSLAR


Parmak kemiklerinin değerlendirilmesi için alınacak radyografiler ilgili bölgeye göre değişiklik gösterir. Üçüncü falanksın değerlendirilmesi için gerekli radyografik pozisyon ile birinci ve ikinci falankslar için gerekli olan pozisyonlar farklıdır.
Falankslar ile ilgili radyografilerde diğer radyografilerde olduğu gibi yön işaretlerinin doğru bir biçimde konulması önemlidir. Metacarpo- (metatarso) falangeal eklem ve distalindeki yapılar simetriktir ve yönünün belirlenmesinde farklı anatomik bir oluşum yoktur. Tüm ekstremite radyografilerinde olduğu gibi işaretleyiciler ekstremitenin ya lateral ya da cranial kısmına yerleştirilmelidir.

ÜÇÜNCÜ FALANKS
Üçüncü falanksın rutin değerlendirilmesi iki pozisyonda yapılır
  • Lateromedial (Lateral)
  • Dorsal 65-derece Proksimal-Palmarodistal Oblik (D65Pr-PaDiO) *Eğer arka bacakta ise palmar yerine plantar olarak adlandırılır.
Üçüncü falanksın değerlendirilmesinde kullanılabilecek diğer pozisyonlar;
  • Dorso 65-derece Proksimal 45-derece Lateral-Palmarodistal Medial Oblik (D65Pr45L-PaDiMO)*
  • Dorso 65-derece Proksimal 45-derece Medial-Palmarodistal Lateral Oblik (D65Pr45M-PaDiLO)*
  • Dorsopalmar (Horizontal yönde ışın)*
*Eğer arka bacakta ise bu pozisyonlarda palmar yerine plantar terimi kullanırılır.

LATEROMEDIAL VIEW
Lateromedial pozisyon (genellikle lateral pozisyon olarak adlandırılan) at ayağını tahta ya da plastik bir blok üzerine basarken elde edilir. X-ışını koroner bant seviyesinde ayağa doğru yönlendirilir.




Lateral radyografik pozisyon 1. falanksın çoğunun ve ikinci ve üçüncü falanksın tamamının değerlendirilmesini sağlar. Bu naviküler kemiğin değerlendirilmesi için alınan pozisyonla aynıdır.


DORSAL 65-DERECE PROKSİMAL-PALMARODİSTAL OBLİK POZİSYON (D65Pr-PaDiO)


At şekilde görüldüğü gibi koruyucu içine yerleştirilmiş kaset üzerine bastırılır. X-ısını dorsoproximal yönden palmarodistal yöne yere 65 derece açıyla gönderilir. X-ışını koroner bant seviyesinde ayağa doğru yönlendirilir. Yukarıda bahsi geçen isimler radyografik pozisyonların doğru yönlendirilmesini sağlar.



Bu naviküler kemiği değerlendirmekte kullanılan aynı dorspalmar pozisyon. Ancak 3. falanksın görüntülenebilmesi için burada doz daha düşük verilmelidir, bu sayede margo solearis’in daha net görüntülenmesi sağlanır.

Bu radyografide kullanılan teknik ile margo solearis bçlgesi rahatlıkla görülebilmekte ancak distal interfalangeal eklem belirsiz durumda. Bu eklemşn değerlendirilebilmesi için daha yüksek dozda ışın gönderilmelidir.

DORSO 65-DERECE PROKSİMAL 45-DERECE LATERAL-PALMARODİSTAL MEDIAL OBLIK (D65Pr45L-PaDiMO)

Diğer radyografik pozisyonlarda olduğu gibi bu pozisyonda ismini x-ışınının gönderilme doğrultusundan alır. At ayağını şekildeki gibi koruyucu içine alınmış kaset üzerine bastırılır. X-ışını dorsoproximal yönden palmarodistal yöne yere 65-derece açıyla ve dorsal yüzeye 45 derece açıyla lateralden mediale doğru yönlendirilir. Koroner bant hedef olarak alınır.


Bu pozisyon ile üçüncü falanksın lateral kısmı ve processus palmaris’inin değerlendirilmesi sağlanır. Burada ayrıca distal interfalangeal eklemin (coffin joint) lateral kısmının iyi bir şekilde görülebildiğine dikkat edin.
Bu pozisyon çoğunlukla P3’deki olası kırıkların değerlendirilmesi için kullanılır – bu radyografide de bir kırık görülmekte.
Dorso 65-derece proksimal 45-derece medial-palmarodistal lateral oblik (D65Pr45M-PaDiLO) P3’ün medial kısmının aynı pozisyonudur. Bu pozisyonda sadece x-ışını medialden laterale dorsal yüzeye 45 derece açı ile gönderilir.

DORSOPALMAR (HORIZONTAL IŞIN)

X-ışınının koroner bant seviyesinden gönderilebilmesi için atın ayağı resimdeki gibi bir blok üzerine bastırtılır. Kaset ekstremitenin gerisinde yere ve x-ışınına dik açıda yerleştirilir.
Her ne kadar bu pozisyonu ayağa vermek ön ekstremitelerde daha kolay olsa da arka ekstremitenin blok üzerine yerleştirilmesinde zorlanılabilir.


Bu pozisyon proksimal ve distal interphalangeal ve metacarpophalanageal eklem aralıklarının iyi bir şekilde değerlendirilmesini sağlar.
Ayrıca bu pozisyon ile P3’ün simetrisinin değerlendirilmesi sağlanır. Zayıf tırnak bakımı zamanla “tırnak dengesizliği” ile sonuçlanır. Bu tırnağın kendisinde görülebilecek bir durum olsa da P3’de asimetrik görünüm şeklinde de kendini belli eder.
Distal interfalangeal eklemin her iki kenarı boyunca görülen kemik oluşumu ossifiye olan cartilago ungulae’lerdir. Sağ taraftaki ossifikasyon daha şiddetli. Bu durum genellikle “side bone” olarak tanımlanır. Her iki tarafta ossifiye olan kıkırdak ve kemiği birbirinden ayıran lineer yapıdaki radyolusentlik kırık değil; henüz kalsifiye olmamış kıkırdak bölgeleridir.


PROKSİMAL İNTERFALANGEAL EKLEM
P2 - P3 ve proksimal interfalangeal eklemin rutin değerlendirmeleri iki pozisyondan oluşur:
  • Lateromedial (Lateral)
  • Dorsopalmar (Horizontal ışın)*
Bu pozisyonlar, yukarıda P3 için tanımlananlarla aynıdır.
Proksimal interfalangeal eklemin değerlendirilmesinde kullanılabilecek diğer pozisyonlar;
  • Dorsolateral-Palmaromedial Oblik*
  • Dorsomedial-Palmarolateral Oblik*
*Eğer arka bacakta ise bu pozisyonlarda palmar yerine plantar terimi kullanırılır.


DORSOLATERAL-PALMAROMEDİAL OBLİK

Bu pozisyonda x-ışını, ekstremitenin dorsolateral kısmından (dorsal yüzeyden yaklaşık 45 derece lateral) kasete doğru ekstremitenin palmaromedial kısmına doğru geçer. Kasetin bukağılık bölgesine paralel konumda olduğuna ve x-ışınının kasete dik olduğuna dikkat edin. X-ışını proksimal interfalangeal ekeme doğru hedef alınır. Distal interfalangeal eklem ve P3’ün görüntüye dahil edilebilmesi için at, ayağı blok üzerinde duracak şekilde pozisyonlandırılır. Resimde görüleceği gibi blok kaseti tutabilecek şekilde tasarlanmış – bu şekilde personelin radyasyona maruz kalması sınırlandırılmış.


Bu pozisyon falanksların dorsomedial ve palmarolateral kenarlarının ve interfalangeal eklamin değerlendirilmesine olanak sağlar. Eklemle ilgili değişikliklerin olduğu durumlarda ve P1 – P2’deki kırık hattının belirlenmesinde bu uygulama kullanışlı olabilir.
Zıt şekilde alınan (dorsomedial - palmarolateral) oblik pozisyon görünüm olaral oldukça benzerdir. İşaretleyicilerin doğru olarak yerleştirilmesi röntgenin daha sonra değerlendirilmesi açısından önemlidir.



KAYNAKLAR
· Morgan JP. Techniques of Veterinary Radiography 5th ed. Iowa State University Press. 1993
· Smallwood JE et al. A standardized nomenclature for radiographic projections used in veterinary medicine. Veterinary Radiology 26(1), 1985;pp 2-9.
· Shively MJ. Synonym equivalence among names used for oblique radiographic views of distal limbs. Veterinary Radiology 29(6), 1988;pp 282-284.




FALANKSLARIN RADYOGRAFİK ANATOMİSİ

Dorsal 65-derece proximal - palmarodistal oblik pozisyondaki normal anatomik görünümün tanımlanması ile başlayacak olursak:


· A = Proksimal falanks (P1)
· B = Orta falanks (P2)
· C = Naviküler kemik
· D = Distal falanks (P3)
· 1 = Ökçe ve çatalın kesişme noktası
· 2 = Distal interfalangeal eklemin palmar kenarı
· 3 = Distal interfalangeal eklemin dorsal kenarı
· 4 = Margo solearis
· 5 = Damar kanalları
· 6 = Distal interfalangeal eklem
· 7 = Processus palmaris
· 8 = P3’ün ossifiye olmuş cartilago ungulae’si
· 9 = Canalis solaris

Distal interfalangeal eklem ve naviküler kemiğin yapılarının radyografide diyagramdaki kadar belirgin olmadığına dikkat edin. Daha önceden bahsedildiği gibi, P3’de margo solearis’in görüntülenmesi için uygulanan doz, distal interfalangeal eklem ve naviküler kemik gibi kalın bölgelerde belirsizlikle sonuçlanır. Distal interfalangeal eklem için doğru bir şekilde doz kullanılması, margo solearis’de aşırı doz nedeniyle önemli derecede görüntü kaybı oluşturacaktır.
Yumuşak dokuların görünümü radyografide normal. P3’ün sol tarafı boyunca ince şerit şeklinde görülen mineral opasitesi ayağın tabanında opak materyallerdir. Ayak radyografilerinde oldukça sık karşılaşılan bir durumdur ve yanlışlıkla patalojik bir durum olarak yorumlanmamalıdır. Oyun hamuru çatal olukları içine yerleştirilir – bu uygulama yapılmazsa çatal içindeki hava çizgisel radyolosent şeritler şeklinde belirir. Bu tar macunlar genellikle yumuşak doku opasitesindedir ve P3 üzerinde süperpoze şekilde görülebilir ve yalışlıkla patolojik bir durum olarak değerlendirilmemelidir.
Cartilago ungulae değişik derecelerde ossifikasyon gösterir. Yukarıdaki radyografide proc. palmaris’ler arasındaki asimetriye dikkat edin (7). Sol tafradaki proc. palmaris normal; sağ tarafta proc. palmaris’de abaksiyal yönde ve prosesin palmar yönünde ilerleyen geniş bir kemik üremesi bölgesi tarafından kuşatılmıştır. Bu ossifiye olmuş kartilago ungulae’dir.
Damar kanalları (5) canalis solaris’den köken alır (9) ve P3’ün margo solearis’ine doğru uzanır (4). Bu yapılar aslında damar kanallarıdır (naviküler kemiktekilerden farklı olarak) ve kemiğe kan akımını sağlar. Vasküer kanallar kırık hattı olarak yanlış yorumlanabilir. Genellikle, kırık çizgileri daha düz yapıda ve belirgindir, kemiğin merkezine doğru uzanma eğilimi göstermez. P3’de yangısel bir durum söz konusu ise vasküler kanalar genişlemiş ve düzensiz yapıda görülebilir. Ancak, bu değişiklik oldukca güç fark edilebilir. Yangısel durumun nedeni laminitis, pedal osteitis ve osteomiyelitis olabilir.
Distal interfalangeal eklemin hem palmar (2) hem de dorsal (3) kenarlarının radyografilerde belirgin olduğuna dikkat edin. Bu x-ışınının eklemle kesiştiği yerdeki açı nedeniyledir.


Aşağıdaki diyagram ve radyografi lateromedial görünüme aittir.

· A = Proksimal falanks (P1)
· B = Orta falanks (P2)
· C = Distal falanks (P3)
· D = Naviküler kemik
· 1 = Proc. extensorius
· 2 = Dorsal yüzey
· 3 = Canalis solearis
· 4 = Margo solearis
· 5 = Proc. palmaris (süperpoze)
· 6 = Distal interfalangeal eklem (coffin)
· 7 = Proksimal interfalangeal eklem (pastern)

Lateral radyografik görünüm proksimal interfalangeal eklem (7) ve distal interfalangeal eklemin (6) sınırlarının iyi bir şekilde değerlendirilmesine olanak sağlar. Eklem boşluğunun genişliği lateral pozisyonda değerlendirilebilir - ancak, bu boşluk görünümü büyük oranda hayvanın ayağının duruşundan ve x-ışınının açısından etkilenir, su nedenle üzerinde fazla durulmamalıdır.
Lateral pozisyonun değerlendirilmesi falanksların değerlendirilmesinde kullanılan diğer pozisyonların bazılarından daha güvenilirdir. Ancak bu pozisyonda ossifiye cartilago ungulae’ler ve naviküler kemik süperpoze olmaktadır. Bu durum naviküler kemiğin fleksor yüzeyi boyunca (kırmızı oklar) kemik üremesi izlenimi verebilir. Naviküler kemik üzerinde bu derece kemik üremesi çok çok nadirdir ve eğer gerçekten bir kemik üremesiyse naviküler kemiğin palmaroproximal-palmarodistal pozisyonunda (fleksor skyline pozisyonu) görülüyor olması gerekir.
Ökçelerin yumuşak doku yapıları belirgindir ve sık olarak yumuşak doku şişkinliği ile karıştırılır. Atın ayağının muayenesi, bu bölgede büyük miktarda yumuşak dokunun normal olduğunu doğrulamada kullanışlı olmalıdır.


P3’ün oblik pozisyonları (D65Pr45L-PaDiMO ve D65PrM-PaDiLO) P3’ün proc.palmaris’i ve distal interfalangeal eklemin sınırlarını değerlendirmede kullanılır. Bu pozisyonlar, özellikle kırıktan şüphelenildiği durumlarda, P3’ün tam radyografik değerlendirilmesi sırasında kullanılır.
Bu radyografide proc. palmaris (siyah ok başı) açık bir şekilde görülmekte. Proc. palmaris’e yakın radyolusent alan ayağın oluklarındaki gazdır. P3’ün eklem yüzeyi siyah ok ile gösterilmektedir.
Birçok vasküler kanal kemiğin eklem yüzeyinden gelip margo solearis’e doğru yayılan şeklinde (beyaz oklar) belirgindir. Deneyim kazanarak kırık hattının vasküler kanallardan ayırt edilmesi kolaylaşacaktır.
P3’ün margo solearis’inin uygun olarak dozlanması sonucunda kemiğin orta bölgeleri (genellikle distal interfalangeal eklem) için doz az kalacaktır.

Horizontal ışın - dorsopalmar pozisyonar falanksların rutin radyografik değerlendirilmesinin bir parçası olarak düşünülmemelidir. Ancak, bu pozisyon distal interfalangeal eklemin tam değerlendirilmesi düşünüldüğünde kullanılabilir.

· A = Proksimal falanks (P1)
· B = Orta falanks (P2)
· C = Distal falanks (P3)
· D = Naviküler kemik
· 1 = Proksimal interfalangeal eklem (pastern)
· 2 = P3’ün foramen nutricium’u
· 3 = Distal interfalangeal eklem (coffin)
· 4 = Canalis solearis
· 5 = P3’ün sulcus parietalis’i
· a ve b = P3’ün distal sınırı ile yer arasındaki yükseklik.

Distal interfalangeal, proksimal interfalangeal ve metacarpofalangeal eklemler dorsopalmar horizontal ışın pozisyonunda belirgindir (metacarpofalangeal eklem imajdan kesilmiş). Eklem aralıkları distalden proksimale doğru azalır – örneğin; distal interfalangeal eklem en geniş ve metacarpofalangeal eklem en dardır.
Her iki eklemde tüm yüzeyleri boyunca eşit genişliğe sahip olmalıdır. Eklem aralığının simetrik olarak genişlemesi synovial sıvıda artış olduğunu, simetrik olarak daralması ise kıkırdak kaybı olduğunu gösterir.
Eklem aralığının asimetrisi pozisyondan yada patolojik bir durum nedeniyle olabilir. Pozisyondan kaynaklanıyorsa her üç eklemde de eklem aralığı aynı asimetriyi gösterir. Patolojik bir durumdan kaynaklanıyorsa sadece etkilenmiş olan eklem aralığında asimetri olacaktır.
Dorsopalmar horizontal ışına uygun bir şekilde pozisyon verilirse, tırnağın dengesini değerlendirmede kullanılabilir. Tırnağın dengesi doğruysa P3’ün distal sınırı ile yer arasındaki mesafe kemiği simetrik olarak keser (yukarıdaki "a" ve "b" eşit olacaktır). Tırnak dengesizliği tanısı genellikle ayağın görünümünden temel alınaraktan yapılır ama radyografilerle de doğrulanabilir.

Proksimal interfalangealeklemin rutin pozisyonları dorsopalmar ve lateral pozisyonlardır. Oblik pozisyonlar (DLPMO / DMPLO) eklem sınırları ve kemik yüzeyleri ile ilgili ilave bilgi sağlamak için eklenebilir.
Kemiğin lateral ve medial kısımlarını ayırt edebileceğimiz anatomik bir oluşum bulunmadığından bu radyografilerin doğru bir şekilde işaretlenmesi gereklidir.



P2’nin dorsomedial ve dorsolateral kısımlarında kemikte ufak pürüzlü alanlar bulunmakta. Bunlar naviküler kemiğin kollateral ligamentlerinin (= suspensor ligament) yapışma yerleridir. P2’nin dosolateral kısmının büyütülmüş görüntüsü bahsi geçen alanı göstermekte (kırmızı ok). Bu normal görünüm proliferatif periosteal yanıt alanları olarak yanlış değerlendirilebilir.





FALANKSLARDAKİ RADYOGRAFİK ANORMALLİKLER


DEJENERATİF EKLEM HASTALIĞI
Dejeneratif eklem hastalığı (DJD) atlarda topallığa neden olan en yaygın nedendir. Primer (aşınma yırtılma) ya da sekonder (eklem instabilitesi, kırık fragmenti varlığı gibi nedenler) kaynaklı olabilir. DJD’nin radyografik görünümünedeni ne olursa olsun aynıdır.
Erken ve/veya ılımlı DJD’de radyografik değişiklikler aşağıdaki gibidir;
· İntrakapsüler yumuşak dokuda artış (effusion ve/veya synovial kalınlaşma)
· Osteofit oluşumu (eklem kıkırdağı ile kemik birleşme yerlerinde kemik üremesi)
· Entesiofit oluşumu (eklem kapsülü, tendon ve ligament yapışma yerlerinde kemik üremesi)
Geç ve/veya şiddetli DJD’de ayrıca aşağıdaki bulgular da görülür;
· Eklem aralığının azalması
· Subkondral demineralizasyona bağlı kistik alanlar
· Ankiloz

İNTERFALANGEAL EKLEMLERDE DJD
Meslekten olmayan kişiler için interfalangeal eklemlerdeki DJD “ring bone (halkavari kemik!)” olarak tanımlanır – aşağı “ring bone” distal interfalangeal eklemde, yukarı “ring bone” ise proksimal interfalangeal eklemde şekillenir.

Lateral radyografide distal interfalangeal eklemde herhangi bir anormallik belirlemek zordur. Ancak, eklemin dorsal kısmı yakından incelendiğinde P3’ün proc. extensorius’u ve P2’nin eklem yüzeyinin kenarı üzerinde ufak, sivri osteofitik üremeler görülmekte (oklar). Proc. extensorius üzerindeki osteofitlerin komşu kemikten daha radyolusent olduğuna dikkat edin – bunlar gelişim aşamasındaki tipik osteofitlerdir. Radyografik değişiklikler oldukça az. Ancak, distal interfalangeal eklem DJD’yi iyi tolere edemez ve oldukça az eklem değişikliği bulunabilir.

Bu radyografide, P3’de proc. extensorius’da daha belirgin osteofit oluşumu görülmekte. Belirgin derecede periosteal üreme P2’nin dorsodistal kısmında da görülmekte. Bu değişiklikler daha ileri düzeydeki DJD belirtileridir.
Proksimal interfalangeal eklemde DJD’nin radyografik bulguları yukarıda distal interfalangeal eklemde görünenler gibi güç fark edilir ya da belki biraz daha belirgindir.

Aşağıdaki radyografiler sağ ön ayağında topallık bulunan 13 yaşındaki Appaloosa’ya ait. Radyografik değişiklikler proksimal interfalangeal eklemin şiddetli DJD’sinin belirtisidir.


DORSOPALMAR POZİSYON
Proksimal interfalangeal eklemde darlık (kırmızı oklar) görülmekte. Darlaşma şiddetli ve asimetrik. Dikkatli bir şekilde muayene ile subkondral radyolusentlikler P1’in distal yüzeyinde görülebilir.

LATERAL POZİSYON

Proksimal interfalangeal eklemindorsal kenarları üzerinde şiddetli derecede periosteal yanıt görülmekte (beyaz oklar). Periosteal yanıtın eklem sınırlarından oldukça ileriye uzandığına dikkat edin; bu durum genellikle ekstraartiküler “ring bone” olarak adlandırılır. Bu terim oldukça yanıltıcıdır çünkü süresi boyunca hastalığın eklemi kapsamadığı anlamına gelir.
Proksimal interfalangeal eklem aralığının daralması bu pozisyonda da belirgindir ama şiddetini kavrayabilmek dorsopalmar radyografidekinden daha zordur.


DMPLO VIEW
Oblik pozisyonlar, proksimal interfalangeal eklemin dorsolateral ve dorsomedial kenarlarındaki periosteal tepkinin yaygınlığını (beyaz oklar) göstermede kullanışlıdır. Periosteal yanıt sıklıkla eklemin tüm dorsal yüzeyini çevreler; bu nedenle kullanılan terim “ring bone” dir.
Proksimal interfalangeal eklem aralığının darlaşması da belirgindir (kırmızı ok başları).

KIRIKLAR
Falanksların kırıkları oldukça yaygındır, genellikle atletik aktiviteler sırasında şekillenir. P3 kırıkları arada sırada, atın sabit bir objeyi (duvar vb.) tekmelemesi ile şekillenir.
P3 kırıkları lokalizasyonuna göre sınıflandırılır. Aşağıdaki şekil kırıkların yaygın tiplerini göstermektedir.


· I = Nonartiküler oblik proc. palmaris/plantaris (wing=kanat) kırığı
· II = Artiküler oblik proc. palmaris/plantaris (wing=kanat) kırığı
· III = Sagittal artiküler kırık
· IV = Parçalı kırık - artiküler ya da nonartiküler
· V = Margo solearis kırığı
· VI = Proc. extensorius kırığı (farklı büyüklüklerde)
Bu sınıflandırma şeması is from Adams'ın “Lameness in Horses” kitabındandır ama diğer araştırıcılar farklı sınıflandırma sistemi kullanır. Örneğin;Thrall'ın “Veterinary Diagnostic Radiology” aşağıdaki sistemi kullanır:
· I = Nonartiküler oblik proc. palmaris (wing=kanat) kırığı
· II = Artiküler oblik proc. palmaris (wing=kanat) kırığı
· III = Sagittal artiküler kırık
· IV = Proc. extensorius kırığı (farklı büyüklüklerde)
· V = Corpus’un parçalı kırığı ya da yabancı cisim penetrasyonu veya osteomyelitise bağlı kırık
· VI = Margo solearis kırığı
Bu çeşitlilikten dolayı kırığı tanımlarken numaralı sistem yerine sadece kırığın yerini tanımlamak daha uygun olacaktır.
Proc. palmaris kırıkları en yaygın tiplarinden biridir – artiküler kırıklar non artiküler kırıklardan daha yaygındır. Bu kırıklar dorsopalmar pozisyonda görülebilir ama kırığın eklem ile iştiraki söz konusu ise oblik pozisyonlar tanıda hemen hemen her zaman gereklidir. Kırığın eklemi kapsaması prognoz ve distal falangeal kırıkların sonucu üzerinde önemli bir etkiye sahiptir bu nedenle radyografik değerlendirmelerle belirlenmesi önemli bir unsurdur.

Non-artiküler proc. palmaris kırıkları:

Yukarıdaki radyografilerde (ok başları) P3’ün proc. palmaris’lerinin birinde kırık hattı belirgin. Bu olgu kırık hattının lateral pozisyonda oldukça iyi bir şekilde görülmesi ile oldukça sıra dışı. Ancak, sadece bu pozisyonlarla kırığın eklemi de kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi zor.
DLPMO pozisyon lateral proc. palmaris’in daha iyi görüntülenebilmesi için kullanılır. Kırık hattı daha deniş ve görülmesi kolay (beyaz oklar ve ok başları). Kırık hattı eklem yüzeyinin hemen yakınından proc. palmaris’in yüzeyine uzanıyor (kırmızı çizgi ile gösterilmiş). Bu non-artiküler bir kırık ama neredeyse!

Artiküler proc. palmaris kırığı:

Bu örnekteki artiküler proc. palmaris kırığında, kırık hattı dorsopalmar pozisyonda belirgin (beyaz ok başları). Kırk hattı eklem yüzeyine doğru uzanıyor (siyah okbaşları) bu nedenle büyük ihtimalle kırık eklemi kapsamakta.
Kırık hattının lateral pozisyonda belirgin olduğuna dikkat edin. Bu tipik bir artiküler kırık – kırık hattı non-artiküler bir kırığa gçre daha dorsalde yer almakta ve P3 süperpoze olması nedeniyle anlaşılması güç.
Non-artiküler kırıklarda olduğu gibi oblik radyografi kırık hattının tam yerinin belirlenmesi açısından gerekli. Kırık hattının (ok başları) eklem yüzeyine kadar uzandığı görülmekte. Eklem yüzeyinin bu noktada kesintiye uğradığı görülmekte (“step=basamak lezyonu”) – siyah çizgiler eklem yüzeyindeki kemik sınırlarını belirtmekte.


Proc. extensorius kırığı
Proc. extensorius kırıkları rastlantısal bulgular ya da topallık nedeni olarak görülebilir. Proc. extensorius kırığının radyografik bulguları, bunun topallığın ana nedeni olduğu anlamına gelemez. Bu nedenle radyografik sonuçlar, topallık muayenesi ve eklem içi enjeksiyon bulgularıyla birlikte değerlendirilmelidir.


Proc. extensorius’dan kaynaklanan ufak kırık fragmenti görülmekte. Kırık fragmenti hemen hemen yuvarlak ve düzgün, DJD ile ilgili herhangi bir bulgu da yok. Bu bulgular kırığın kronik olduğu anlamına gelebilir bu nedenle tesadüfi olarak rastlanabilir.

Bu radyografi kronik proc. extensorius kırığı bulunan bir ata ait. Orijinal kırık hattı belli belirsiz görülmekte (okbaşı). Olağan olmayan şey, proc. extensorius’un yeniden yapılanmaya çalışması nedeniyle genişlemiş yapısı. Kırık fragmentinin büyüklüğü ve aşırı yeniden yapılanmaya rağmen DJD bulgusu çok az (ayrıca bu kırık rastlantısal bir bulgu – topallık naviküler hastalık nedeniyle!)
P3’ün dorsal yüzeyi üzerinde düzgün görünümde periosteal tepki bulunmakta (ok). Bu genellikle P3’ün önceki yangısının göstergesidir ve kırık ile ilgili olarak oluşmuş olabilir.

P2 kırıkları:
P2 kırığı en yaygın olarak arka tarafları üzerinde kayma ve dönme hareketi yapması gereken (atın ağırlığı arka ayaklardadır) aktivite uygulayan atlarda görülür. Polo ponileri, Western performans atları (cutting ve reining atları) ve jumpers atletik aktiviteleri sırasında bu kemiğin kırığından dolayı sıkıntı çekme durumları daha fazladır. Bunlar ayrıca serbest zamanları (lunging, light riding, serbest padok egzersizi) sırasında da şekillenebilir. Bu kırıklar tipik olarak parçalıdır, ve proximal ve distal interfalangeal eklemin eklem yüzeyini kapsarlar.

Yukarıdaki radyografilerin kalitesi iyi değil ama bu durum atın universite hastanesine taşınması sırasında kırığın sabitlenmesi distal ekstremitede uygulanan alçıdan dolayı. Bu uygun düzeyde bir önlemdir ve kırığın başarılı bir şekilde onarılma şansını önemli derecede etkileyecektir.
Dorsopalmar pozisyonda proksimal interfalangeal eklemden başlayıp P2 üzerinden oblik olarak ilerleyerek distal interfalangeal ekleme kadar uzanan kırık hattı görülmekte (oklar). Lateral pozisyonda 2 kırık hattı görülmekte (ok başları her kırık hattının proksimal ve distal kısımlarında).
Bu kırıkların kompleks yapısından dolayı, radyografiler kırık hattının sayısını (ayrıca kırık fragmentleri) belirlemede yetersiz kalır. Kırık şekli oblik pozisyonlarla daha iyi bir şekilde belirlenebilir. Mümkünse, bilgisayarlı tomografi bu kırıkların değerlendirilmesinde çok faydalı olabilir ve tam bir cerrahi planlama yapılmasına olanak sağlayabilir.

Proksimal Falanks Kırıkları
Bu bölümde, P1’in gövde kısmını kapsayan kırıklar ile ilgili örnekler gösterilecektir – sadece proksimal eklem sınırını kapsayan bu kırıklar art. metacarpo(tarso)phalangea ile birlikte tartışılacaktır. P1 gövde kırıklarının biçimleri oldukça farklıdır ve tam olmayan sagittal kırıklardan parçalı kırıklara farklılık gösterir.
P1’in tam olmayan kırıkları sagittal oluk içinde proksimal artiküler yüzeyden başlar. Bu kırıklar proksimal falanksda sagittal düzlem boyunca farklı uzunluklarda seyreder ama kemiği tamamen kat etmez (aksi halde tam kırık olur). Standardbred yarış atlarında bu kırıklar yaygındır.
Bu kırıklar genellikle sadece dorsopalmar (ya da dorsoplantar) radyografilerde görülebilir. Akut aşamada kırık hattının belirlenmesi zor hatta imkansız olabilir. 7-10 gün içinde kırık kenarları boyunca kemik rezorpsionu şekillenecektir ve kırık hattı genişler. Çevre kemik dokunun sklerozu nedeniyle kırık çevresinde opasite artışı şekillenebilir. Bu değişiklikler sayesinde krık hattı kolaylıkla görülebilir (kırmızı ok).
Lateral pozisyonun dikkatlice değerlendirilmesi ile kemiğin dorsoproksimal kenarı bayunca görülebilecek zayıf bir periosteal reaksiyon oluşumu belirlenebilir. Bu akut aşamada görülmez çünkü periosteal yeni kemik oluşumunun radyografik olarak görünür hale gelmesi 2-3 hafta alır.
Her ne kadar bu olguda teşhis kolay olsa da, tam olmayan akut bir kırığın belirlenmesi hemen hemen imkansız olabilir. Klinik anamnezde tam olmayan kırıktan şüpheleniliyorsa, konservatif yaklaşım önerilmektedir; yani at dinlendirilir ve 7-10. günde radyografi tekrarlanır. Muhtemel tam olmayan bir kırığı değerlendirmek için eklemin dorsopalmar pozisyonda farklı açılardan ve farklı teknikler kullanarak birden fazla röntgenini almak önemlidir. Dorsopalmar pozisyonda dozun hafif yükseltilmesi kırık hattının daha kolay görülebilmesini sağlayacaktır. Diğer yandan, lateral pozisyonda dozun hafif azaltılması görülmesi güç olan periosteal yanıtın görülmesini kolaylaştıracaktır. Hasta sahipleri tekrarlayan filimler için beklemek istemezlerse nükleer sintigrafi kemik aktivitesinin varlığını değerlendirmede uygulanabilir. Eğer kırık varsa P1’in dorsalinde fokal, yoğun isotop birikim alanları belirlenecektir (aslında yukarıdaki radyografideki kırık da ilk olarak bu şekilde belirlenmiştir).
P1’in tam olmayan kırıkları ilerleyebilir ve tam kırığa dönüşebilir. Tam kırıklar sagittal düzlemde kalabilir ve distal eklem yüzeyinin merkezinden ya da kemiğin lateral veya medial yüzünden kemiği terk edebilir. Her ne kadar bu görüntüde sadece soluk olarak görülebilse de, oblik pozisyonlar bu olguda kırık hattının distal ucunun eklemin hemen proksimalinde kemiğin lateral yüzünde (beyaz okbaşı) sonlandığını göstermektedir. Kırmızı oklar ise kırık hattını belirtmekte. Her ne kadar tek bir kırık olsa da iki kırık çizgisi görülmekte, çünkü kırık hattı kemiğin dorsal ve palmar korteksleri üzerinde farklı düzlemlerde seyretmekte. Ayrıca kırık hattının distal metacarpal kemik içinde ilerliyormuş gibi bir görünümü var (siyah ok). Kırık sadece P1’de – bu görünüm ise P1’in eklem yüzeyinin metacarpus’un distal kısmı ile süperpoze olması sonucudur (kesik çizgiler eklem yüzeyinin palmar kısmını belirtmekte).

Kırık prognozu, özellikle atletik bir atta, kırığın eklem ile iştiraki olup olmadığına göre değişir. Bu olguda kırık sadece proksimal interfalangeal eklemle ilişkili. Bu kırığın prognozu, her iki distal ve proksimal eklemle iştiraki olan bir kırıktan daha olumlu.
Bu kırığın lag vidalama yöntemi ile fiksasyonu tercih edilen sağaltım yöntemidir. Bu sayede kırık sabitlenir ve eklem yüzeyinin daha da travmatize olması önlenir. Eğer kırığın rekonstrüksiyonu düzgün yapılmış ve rijit bir fiksasyonla yeterli kompresyon sağlanmış ise eklemde çok az bir dejeneratif değişiklik gelişmelidir.
Distal vida P1’in lateral kısmından kemiğe girer. İki proksimal vida başı kemiğin içine gömülmüş gibi görülmekte ama aslında kemiğin dorsolateral yüzeyinde. Kırık hattının hafif “spiral” şekilde seyretmesinden dolayı vidalar bu şekilde yerleştirilmiştir. Kırık hattı yine de az çok belirgin ama arası çok daha darlaşmış durumda ki bu iyi bir kompresyon sağlandığını göstermekte.
Bu örnekte olduğu gibi "daha kötü bir olgu" senaryosuna baktığımızda, tam olmayan bir kırığın çok parçalı bir kırığa dönüşebileceğini görmekteyiz. Böyle bir durumda sağaltımda cerrahi bir seçenek de yok. Eğer at ekonomik olarak değerliyse ve üretim amaçlı kullanılma ihtimali mevcutsa kırığın alçılı bandaj ya da eksternal fikzatör gibi uygulamalarla sağaltımı yapılabilir. İyileşme süresi uzundur ve genellikle kırık iyileşmesi süresince atta şiddetli bir ağrı mevcuttur. Kırık iyileşse bile, gelişen şiddetli eklem içi değişiklikler nedeni ile at genellikle topal kalır.
Bu tip bir kırığı olan at çoğunlukla insani bir şekilde uyutulur ki, mantıken bu hem daha insani hem de daha ekonomiktir.



LAMİNİTİS (ARPALAMA)

Laminitis, ayağın laminalarının yangısı olarak tanımlanır. Laminitisin başlamasını tetikleyebilecek faktörler, endotoksemi, aşırı gıda alımı, lokal travma ve kortikosteroid uygulamalarını kapsamaktadır. Bunlar ve diğer birçok faktörün ayakta periferal vasküler yanıtı tetikleyebileceği araştırmalarda belirtilmiştir. Vasküler değişiklikler, azalan kapillar perfüzyon ve laminaların iskemik nekrozuna neden olacak şiddetli arteriovenöz şant oluşumunu içermektedir.
Hasta atlar klinik olarak topaldır ve ayaklarla lokalize ağrı vardır. Ayakta ısı artışı vardır ve palpe edilebilir digital arterlerde pulzasyon artmıştır. Laminitis en yaygın olarak ön ayaklarda görülse de tüm 4 ayakta da şekillenebilir. Ayrıca eğer at diğer ayağına ağarlığını vermiyorsa, hastalık tek bir ayakta da görülebilir. Laminitis’li atların çoğu ön ayakları üzerinde ekstremiteleri öne doğru uzatmış şekilde yere basar, böylece ağarlığın çoğu ökçeler üzerine aktarılır. Genellikle yürümekte oldukça isteksizdirler ve çoğu zamanını yerde yatarak geçirebilir.
Laminitis’de radyografik değişiklikler canlı laminaların ödemi ve canlı lamina ile tırnağın cansız laminaları arasındaki bağlantıların gevşekliği sonucudur.

Laminitis’in radyografik değerlendirilmesi
Ayağın lateromedial pozisyonları laminitisi değerlendirmede gerekli tek pozisyondur. Dorsal 65-derece proksimal-palmarodistal oblik pozisyonlar P3’ün damarsal yapısını değerlendirmede ve kemik rezorpsiyonunu belirlemede kullanılabilir, ancak genellikle muayenelerin çoğunda gerekli değildir.
Laminitis’li atların radyografilerini değerlendirirken tırnak duvarının dorsal yüzeyini ve koroner bandın yerini belirleyebilmek önemlidir. Bu sayede, hastalık durumunun şiddetini ve atın prognozunu belirlemeye yardımcı olacak ölçümlerin yapılmasına olanak sağlar. Tırnak duvarının dorsal yüzeyine coroner bandın proksimalinden itibaren metal bir işaretleyici (çivi, mıh, vb.) yerleştirilmesi, bu yapıların kolay bir şekilde belirlenmesini sağlar.
Bu atta işaretleyici olarak mıh kullanıldı. Mıhın başı koroner bandın üzerinde. Her ne kadar uygulanan radyografik teknik nedeni ile tırnağın dorsal yumuşak dokuları fazla ışın nedeni ile belirgin olmasa da, dorsal sınır işaretleyici ile belirlenebilir.
Bu normal bir at, işaretleyicinin tırnak duvarının dorsal yüzeyine paralel olduğuna dikkat edin. Tırnak bu atta aşırı uzun ama kemik yapısı normal.

Laminar Ödem
Laminitis bulunan bazı atlarda sadece laminar ödem vardır. Bu durum dorsal tırnak duvarı ile P3’ün dorsal yüzeyi arasındaki mesafenin artması şeklinde kendini belli eden laminalarda artan bir kalınlaşmaya neden olur.
Radyografik olarak, bu durum dorsal yumuşak dokuların kalınlığının artması şeklinde görülür. İşaretleyici ile P3’ün dorsal yüzeyi arasındaki mesafe tırnak duvarına dik olarak üç bölgede ölçülür.

· Proksimal - processus extensorius ve P3’ün dorsal korteksinin birleşme yerinin 2mm distal kısmı
· Distal - P3’ün uç kısmının 6 mm proksimali
· Orta - proksimal ve distal noktaların ortası
Normal atlarda her üç mesafe de aynıdır. Thoroughbred yarış atları ile ilgili bir çelışmada dorsal yumuşak dokuların kalınlığı yaklaşık 15mm olarak hesaplanmıştır. Hafifi atlarda 18mm ve altı değerler normal olarak değerlendirilir.
Dorsal yumuşak dokuların kalınlığı atın iriliğinden ve ayrıca radyografik olarak görüntünün büyütülmesinden etkilenir. Bu faktörlerin oluşturduğu ikilemi dengelemek için dorsal yumuşak dokuların kalınlığı ile P3’ün palmar kortikal uzunluğunu kıyaslayan başka bir metot kullanılmaktadır. Kullanılan bu orantı sayesinde atın iriliği ve radyografik görüntünün büyütülmesi gibi durumların yarattığı ikilem ortadan kalkar çünkü oransal olarak her iki faktörde bu durumlardan eşit bir şekilde etkilenir.
Orta (2) ve distal (3) alanların yumuşak doku kalınlığı P3’ün palmar kortikal uzunluğunu (1) ile kıyaslanır. Palmar korteks P3’ün dorsal ucundan eklem sınırına kadar uzanır (beyaz çizgi ile belirtilir). Bu örnekte orijinal radyografiler üzerinde dorsal yumuşak dokular 11mm olarak palmar korteks 59mm olarak ölçüldü. Bu yüzden oran %19’dur.
Thoroughbred yarış atlarında yapılan bir çalışmada normal yumuşak dokular: palmar kortikal uzunluk oranı orta bölgede %23, distalde %23,5. oranın %28 ve daha yukarısı olması laminalarda kalınlaşma olduğunu gösterir.

Distal Falanks’ın Palmar Deviasyonu
Laminalarda ödem canlı ve canlı olmayan laminalar arasındaki interdigital bağlantıların, özellikle P3’ün dorsal yüzeyinde seyredenlerin, gevşemesine neden olur. At ayağına yüklenirken, P3 tırnak kapsülü içinde aşağı doğru hareket eder ve laminaların ayrılmasına neden olur. Ek olarak, m.flexor digitalis profundus’un tendosu P3’ün uç kısmını palmar yönde çeker. Bu iki gücün etkisiyle P3’ün ucu palmar yönde deviye olur. P3’ün ucunun palmar yönde hareketi nedeniyle, tırnak kapsülü içinde kemik rotasyona uğramış olarak görülür ve “P3’ün rotasyonu” olarak adlandırılır.


P3’ün palmar rotasyonunun derecesini belirlemede iki metot kullanılabilir.
· Metot 1 – Tırnak duvarının ve P3’ün dorsal yüzü boyunca çizgiler çizilir (kırmızı çizgiler). Metal işaretleyicinin tırnak duvarı üzerine konulmasının işleme ne derecede yardımcı olduğuna dikkat edin. Bu iki çizgiyi kesecek şekilde tırnağın yere bakan yüzeyine (solea ungulae) paralel bir çizgi daha çizilir. Oluşan açılar (1) ve (2) karşılaştırılır ve normal bir at ise yaklaşık olarak eşittir. Rotasyon mevcut ise 2. açı 1. açıdan büyük olacaktır. Burada değerlendirilen örnekte, 1. açı 58 derece 2. açı 60 derece olarak ölçüldü.
· Metot 2 - Tırnak duvarının ve P3’ün dorsal yüzü arasındaki mesafe yukarıda bahsedildiği gibi üç bölgeden ölçülür (proksimal, orta ve distal). Bu üç ölçümün de yaklaşık olarak eşit olması gereklidir. Rotasyon mevcut ise distal ve/veya orta bölgedeki ölçümler proksimaldekinden büyük çıkacaktır. Burada değerlendirilen örnekte proksimal = 25 mm, orta = 25 mm ve distal = 28 mm olarak ölçülmüş.
Metot 1 değerlendirme için tercih edilen yöntemdir çünkü rotasyon derecesinin belirlenmesini sağlar ve bu rotasyon derecesi ters orantılı olarak atın atletik hayatına geri dönebilme durumunu gösterilir.
· Olumlu prognoz - 5.5 derece ya da daha altı rotasyon
· Şüpheli prognoz - 6.8 ila 11.5 derece rotasyon
· Olumsuz prognoz - 11.5 derece ya da daha üstü rotasyon


bu klinik bir olgudan örnek. Her ne kadar P3’ün rotasyonu açık bir şekilde belli ise de, tırnağın ve P3’ün dorsal yüzeyleri boyunca yerleştirilen çizgiler rotasyon derecesinin belirlenmesini sağlar. Bu olguda yaklaşık olarak 10 derece rotasyon bulunmakta. Dorsal laminar doku içinde radyolusent alan gazdır ve laminalardaki ayrılmanın belirtisidir.

"Sinking"
Tüm distal falaksın tırnak kapsülü içine battığı bir laminitis çeşiti de, genellikle “sinking” olarak adlandırılır (at “sinker” olarak adlandırılır). Bu atlarda tırnaktaki laminaların hepsi (dorsal laminalar hariç) gevşer ve atın ağarlığı P3’ü tırnak kapsülü içinde distale doğru ilerletir.
Klinik olarak bu atlar ön ayaklarını vücutlarının altın doğrultusunda tutma eğilimindedir (kalsik laminitisden farklı olarak). Bu hastalarda aşırı derecede ağrı vardır ve yürümede isteksizlik vardır. P3 tırnaktan ayrılıp distal yünde hareket ederken, koroner bant üzerinde belirgin bir depresyon palpe edilebilir.
Radyografik olarak, “sinker’lar” dorsal yumuşak doku kalınlaşması ve dorsal yumuşak doku kalınlaşması ile palmar kortikal uzunluk oranında yükselme belirtisi gösterir (bazı araştırıcılar bu orandaki artışın “sinking” in belirtisi olduğunu düşünmektedir). Ek olarak, P3’ün proc. extensorius’u coroner bant ile kıyaslandığında distal yönde hareket eder. Coroner bant, genellikle radyografilerde belirgin bir yapı olarak görülmez – bu nedenle pozisyonunun işaretlenmesi önemlidir. Tüm P3 distale hareket ettiğinden tırnak kapsülünün ve P3’ün dorsal yüzeyleri paralel olarak kalır.
Coroner bant ve proc. extensorius arasındaki esas vertikal mesafe atlar arasında oldukça farklılık gösterir, böylece sadece bir film çekerek atın “sinker” olduğunu belirlemek zordur. Coroner bant ve proc. extensorius arasındaki vertikal mesafedeki değişiklikler bir dizi film ile karşılaştırılabilir. Bu mesafedeki artış “sinking” belirtisi olarak düşünülebilir.
Bir ön çalışma ile normal atlarda bu yapılar arasındaki mesafe tanımlanabilir ama tüm atlar için referans sayıları henüz mevcut değildir. Ayrıca, bu mesafenin belirlenmesinde kullanılan metot nispeten karışıktır.

Coroner bant ve proc. extensorius arasındaki vertikal mesafe “D” olarak belirtilir. Doğru mesafe aşağıdaki formülün kullanımıyla ölçülebilir.

D’nin esas uzunluğu


=


Radyografide ölçülen D uzunluğu x İşaretleyicinin gerçek uzunluğu


İşaretleyicinin radyografideki uzunluğu


Chronic Laminitis
Eğer bir at kronik (> 3-4 hafta) laminar yangılanmaya sahipse, radyografik olarak P3’ün belirlenebilir bir yeniden yapılanması şekillenecektir.

P3’ün dorsal taban sınırının patlak vermesi kronik laminitisin karakteristik değişikliğidir. P3’ün ucu belirgin olarak "ski-tip (kaya-ucu)" görünümüne sahip olabilir (üstte soldaki resim) ya da bu durum bulanık ve hayal meyal görülebilir. P3’ün dorsal korteksinin kalınlaması şekillenebilir (sağ resimdeki oklar). Eğer değişiklikler aktif ise korteksin sınırları hafif bulanık görülebilir; inaktif ise sınırlar daha düzgün görünecektir. Bu radyografik değişiklikler laminitis iyileşirse genellikle gerilemez – bu yüzden, laminitis ile ilgili belirgin bir klinik bulgu bulunmayan hayvanlarda da görülebilir.

Eğer şiddetli ve uzun süren laminitis mevcutsa, P3’ün büyük bir kısmının rezorpsiyonu şekillenebilir. Bu radyografi şiddetli, kronik laminitisli bir poniye ait. Tırnağın şekli bozuk ve P3’ün distal yarımı artık görülebilir yapıda değil. Proksimal susam kemikleri oldukça radyolusent – bu değişiklik ekstremitenin kullanılmamasına bağlı oluşan osteopeni ile tutarlı bulgulara sahip. Açık bir nedenden dolayı bu poni ekstremitesine çok az yüklenmekte.


Osteomyelitis
Osteomyelitis falankların herhengi birinde, genellikle delici cisim yaralanmaları ya da operasyon sonrasında şekillenebilir.
P3’ün osteomyelitisi keskin bir objeye bağlı tabanın penetrasyonunu takiben sık olarak şekillenir (çivi, mıh, keskin metal, vb). P3’de osteomyelitisin radyografik görünümü diğer kemikler ile karşılaştırıldığında oldukça farklıdır. Çünkü P3 farklılaşmış bir periosta sahip olduğıundan, periosteal proliferasyon bulgusu hemen hemen yoktur. P3’de osteomyelitis olduğunun en belirgin bulgusu kemik erimesidir. Kemik erimesi yaralanmayı takip eden 10-14 gün radyografik olarak belirgin olmayabilir ve erken dönemde kemik erimesi oldukça zor belirlenir. Bu nedenledir ki, eğer at ayağı penetre eden yaralanmayı takiben uygulanan sağaltıma yanıt vermiyorsa, P3’ün radyografilerinin yinelenmesi önemlidir.
P3’ün dorsopalmar ve dorsopalmar oblik pozisyonları osteomyelitisin değerlendirilmesi açısından gereklidir. Bu radyografide, kemik erime bölgeri P3’ün margo solearis’i boyunca belirgin (oklar). P3 etrafında doku içindeki opasite gösteren bölgeler tırnak içindeki pisliklerdir.

Kemik Kistleri
Bazen, kemik kistleri (syn. - subchondral kemik kisti) bir sonucu olarak falankslarda şekillenir - gelişimsel ortopedik hastalık. Kistler her hangi bir ekleme yakın şekillenebilir ama P1’in distal eklem yüzeyi, P2’nin proksimal eklem yüzeyi ve P3’ün eklem yüzeyinde daha tipik olarak görülür.
Osteochondrosis’in enchondral ossifikasyon’da hataya bağlı şekillendiğini hatırlayınız. Kist, eklem yüzeyinin hemen yakınında kemik içinde kıkırdağın retensiyonu (tutulması) ile oluşur. Bu kalınlaşan kıkırdak alanı nekroza uğrar ve subkondral kemik içinde dairesel yapıda radyolusent alan olarak görülür. İlk olarak, kist üzerindeki eklem kıkırdağının bütünlüğü sağlam olabilir. Eklem kıkırdağı içinde defekt gelişirse, kist içindeki nekrotik materyal eklem içine direne olur ve synovial enflamasyona neden olur. Bu DJD sürecini başlatır.
Bu dorsopalmar pozisyon P3 merkezinde oldukça büyük bir kisti gösterir (oklar). Bu radyografide kist ile distal interfalangeal eklem arasında belirgin bir bağlantı yok. Dorsopalmar horizontal ışın pozisyonu da lezyonu ve ekleme muhtemel bağlantıyı belirler (bununla birlikte her zaman radyografilerde görülmeyebilir).


Keratoma
Keratoma tırnağın laminalarının keratin içeren hücrelerinden kaynaklanan benign karakterde tümörlerdir ve oldukça nadirdir. Tümörler tırnak kapsülü içinde yumuşak doku kitleleri olarak gelişirler. Çünkü kitlenin genişlemesi için ufak bir alan vardır, ayrıca basınç nekrozunun sonucu olarak şekillenen P3’ün artan boyutlarda rezorbsiyonu vardır. Klinik olarak, atlar kronik olarak topallarlar. Bazı olgularda, yumuşak doku kitlesi coroner bandın üzerinden palpe edilebilir.

Radyografik olarak, kemik rezorbsiyon bölgesi P3’de görülecektir. Bu resorbsiyon bölgesi nispeten geniş olma eğilimindedir ve P3’ün her hangi bir yerinde şekillenebilir.
Yukarıdaki radyografiler tipik olarak keratomayı göstermektedir. Kemik resorbsiyon bölgesi lateral pozisyonda (siyah oklar) belirgindir ancak dorsopalmar pozisyonda (beyaz oklar) dikkate değer oranda daha belirgin görülür. Her ne kadar burada osteomyelitisde olduğu gibi kemik yıkımlanması bulunsa da, lezyonun geniş yapıda ve sınırlarının belirgin olması osteomyelitis olasılığını ortadan kaldırır. Bu olguda ayırıcı tanıda diğer bir anahtar nokta da hastanın anamnez bilgileri olabilir – hastada herhangi bir penetrasyon yarası geçmişi olmadan topallığın aşamalı olarak başlaması (keratoma), ayağın penetrasyon yarasını takiben nisbeten daha şiddetli ve akut gelişen bir topallık (osteomyelitis).
Çok nadiren, laminar dokudan köken alan diğer yumuşak doku tümör tipleri bu radyografik görünümü yaratacaktır. Literatürlerde bildirilen tümör tipleri hemangioma, squamoz cell carcinoma ve intraossös mast hücreli tümörü içermektedir.

Cartilago Ungulae Ossifikasyonu (Sidebone)
P3’de cartilago ungulae ossifikasyonu birçok atta farklı derecelerde oluşmaktadır. Klinik olarak problem sadece ossifikasyonun yaygın olduğu durumlarda şekillenebilir. Radyografik olarak kıkırdaklarda ossifikasyon belirlenen çoğu at bu durumla alakalı olarak topallık göstermeyebilir.
Yaygın olarak şekillenen ossifikasyonun, kıkırdaklara gelen travmalarla alakalı olduğu düşünülmektedir. Bu bölgeye olan şiddetli darbelerin yarattığı kuvvet zayıf olan atlarda, zatıf nallama ya da sert zemin üzerinde çalıştırılması nedeniyle, daha kötü olabilir. Arnavut kaldırımlı sokaklarda çalıştırılan atlarda topallığın en yaygın nedeni cartilago ungulae ossifikasyonudur.

Dorsopalmar pozisyonda cartilago ungulae proksimale uzanan mineralize olmuş yapılar şeklinde görülür. Lateral kıkırdak (ok) büyük ve oldukça mineralize. Ossifiye olmuş cartilago ungulae ile geri kalan P3 arasındaki radyolusent çizgi kırık hattı değil, kemik ve ossifiye olmuş cartilago ungulae arasındaki henüz ossifiye olmamış kıkırdak alanlarıdır. Medial cartilago ungulae ise daha az mineralize yapıda görülmekte (ok başı).
Lateral pozisyonda P2’nin palmar kısmında belli belirsiz yapıda görülen mineral opasitesi (oklar) ossifiye olmuş lateral cartilago ungulae’nin süperpoze olmasıdır.

KAYNAKLAR
· Morgan JP. Techniques of Veterinary Radiography 5th ed. Iowa State University Press. 1993.
· Butler JA et al. Clinical Radiology of the Horse. Blackwell Scientific Publications. 1993
· Stashak TS. Adams' Lameness in Horses 4th ed. Lea & Febiger. 1987
· Thrall DE. Textbook of Diagnostic Veterinary Radiology 4th ed. Saunders. 2002
· Linford Rl, O'Brien T, Trout DR. Qualitative and morphometric radiographic findings in the distal phalanx and digital soft tissues of sound Thoroughbred racehorses. AJVR 54(1),1993.
· Stick JA et al. Pedal bone rotation as a prognostic sign in laminitis of horses. JAVMA 180(3),1982.
· Cripps P, Eustace RA. Radiological measurements from the feet of normal horses with relevance to laminitis. Eq Vet J 31(5),1999.

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Atlarda Falanksların Radyografisi ile İlgili Kavramlar : at ayak hastalıkları, phalanx, at ayak kırıkları, arpalama, laminitis
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Atlarda Falanksların Radyografisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Vet.Hek.Doç.Dr.M. Alper ÇETİNKAYA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Vet.Hek.Doç.Dr.M. Alper ÇETİNKAYA Tarafından Yazılan Diğer Makaleler:
  • Köpeklerde Kalça Displazisinde (Kalça Çıkığında) Uygulanan Tedavi Yöntemleri
  • Köpeklerde Kalça Displazisi (Köpeklerde Gelişimsel Kalça Çıkıklığı)
  • Atlarda Gastrik Ülser (Mide Ülseri) Ve Gastritis
  • Atlarda Mandibula Kırıkları, Tedavinin Amaç Ve Yöntemi
  • Atlarda Koşu Bandında Faringoskopi Ve Laringoskopi
  • Endoskopik Aksesuarlar Ve Endoskopun Bakım Ve Temizliğinde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
  • Veteriner Tıpta Endoskopi
  • Veteriner Ortopedide Biyoseramikler
  • Kedilerde Beslenmede Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Ve Dönemlere Göre Beslenme
  • Köpekler İçin Yeni Geliştirilmiş Sementsiz Vidalı Kalça İçi Protez İle İlgili İlk Deneyimler
  • Köpeklerde Kemik Çimentosu (Bone Cement) İle Uygulanan Total Kalça Eklemi Protezlerinde Karşılaşılabilecek Komplikasyonlar
  • Köpeklerde Total Kalça Eklemi Protezi
  • Atlarda Carpal Eklemdeki (Diz Eklemindeki) Radyografik Anormallikler
  • Atlarda Carpal Eklemin (Diz Eklemi) Radyografik Değerlendirilmesi Ve Radyografik Anatomisi
  • Atlarda Articulatio Genu’nun Radyografik Değerlendirilmesi Ve Olası Ortopedik Hastalıkları
  • Atlarda Naviküler Kemik Radyografisi
  • Köpeklerde Glaukom
  • Atlarda Karaciğer Hastalıkları Ve Sarılığa Neden Olan Bazı Hastalıklar
  • Köpeklerde Topallığa Neden Olan Ve Nadir Karşılaşılan Bazı Ortopedik Hastalıklar
  • Atlarda Topallığın Değerlendirilmesinde Tanısal Analjezi
  • Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Hayvanlarda Aşılamanın Önemi , Vet.Hek.Somer ÖZÖNER
  • Kedilerin Enfeksiyöz Peritonitisi (Fıp) , Vet.Hek.Somer ÖZÖNER
  • Hamilelik Ve Evcil Hayvanlar , Vet.Hek.Mine Çağlar KONDU
  • Evcil Hayvanlarda Şeker Hastalığı , Vet.Hek.Mine Çağlar KONDU
  • Evcil Hayvanlarda İlk Yardım , Vet.Hek.Mine Çağlar KONDU
  • Kedide İdrar Sorunu ;sık Sık İdrara Çıkma,idrar Kaçırma,kanlı İdrar. , Vet.Hek.İ.Serdar SAYAR
  • Yavru Köpek Bakımı , Vet.Hek.Bora BİLGİN
  • Kalça Displazili Köpeklerde Altın İmplantasyon , Vet.Hek.Gamze ŞEKERCİ
  • Kedi Ve Köpeklerde Polisitemi , Vet.Hek.Alper BAYRAKAL
  • Köpek - Kedilerde Epileptoik Nöbetler , Vet.Hek.Alper BAYRAKAL
  • Parvo Viral Enteritis ( Kanlı İshal ) , Vet.Hek.Alp KILIÇ
  • Köpeklerde Dışkı Yeme ( Kaprofaji ) , Vet.Hek.Dr.Mahir KAYA
  • Ameliyat Öncesi Ve Sonrası Bakım Prosedürleri , Vet.Hek.Hakkı Seçkin ÇETİN
  • Hayvanlarda Hyperadrenokortisizm (Cushıng Hastalığı) , Vet.Hek.Ümit ÖRS
  • Guinea Piglerde Follikülar Kistler ( Ovaryum Kistleri ) , Vet.Hek.Işıl KARATAN
  • Guinea Piglerde C Vitamini İhtiyacı , Vet.Hek.Işıl KARATAN
  • Kedi/Köpek Almak İstiyorum Bakabilir Miyim? Alırken Nelere Dikkat Etmeliyim?Evde Köpek Beslenir Mi? , Vet.Hek.Kemal ŞİMŞEK
  • Köpeklerin Tarihçesi , Vet.Hek.Bora BİLGİN
  • Kedi Ve Köpeklerde Kan Ürünleri Ve Bunların Nakilleri İle Kan Grupları Ve Nakil Uygulama Esasları , Vet.Hek.Kemal ŞİMŞEK
  • Kedi Yavrularında Süt Anne Bulunması Durumunda Dikkat Edilmesi Gereken Ayrıntılar , Vet.Hek.A.Kutlu DAYIOĞLU
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    21:01
    Top