TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



Otizm: Otizm Nedir, Neden Olur, Nasıl Tanı Konur?

Aymen BALIKÇI Fotoğraf
Fzt.Aymen BALIKÇI
İstanbul
Fizyoterapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi30 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 14 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 13732,

* Yayın Tarihi : 03-02-2010 - 15:30 (1722 gün önce),

* Ortalama Günde 7.97 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 11106 , Kelime Sayısı : 1390 , Boyut : 10.85 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Fzt.Aymen BALIKÇI hakkında söyledikleri:
eymen beyi uzun yıllardan beri tanıyorum,mesleğine bağlılığı, mesleğini içtenlikle,severek yapması dikkatimi çekmekteydi.okulda bir öğrencimin rahatsızlığı (fiziksel gelişim geriliği nedeniyle yürümede,oturma ve kalkmada zorluk çekme,koşamama) gibi nedenler itibariyle kendisini eymen beye gönderdim,eymen beyin öğrencime yaklaşımı, diyaloğu,sabırlılığıyla,velimin memnuniyeti ve öğrencimin rahatsızlığındaki iyileşme gözle görülür seviyedeydi.eymen beye çok teşekkür ediyoruz.
(meryem, Danışan, 20-04-2010)

Aymen Balıkçı ile üniversite yıllarında tanışdık.Spor-egzersiz fizyolojisi yüksek lisans bölümünden de birlikte mezun olduk.Meslektaşız ve birlikte 2 yıl kadar petiadrik rehabilitasyon alanında aynı işyerinde çalıştık.
Birlikte çalıştığımız dönemde de sonrasında da kendisinin çocuklarla ; çok iyi bir iletişim geliştirdiğini, sabırla çalıştığını ,mesleki bilgi ve birikimini sonuna kadar kullandığını gördüm.
Aile bilgilendirme ve eğitimi konusunda da profesyonel bir tavra sahiptir.
Duyu bütünleme alanında da çocuklara ve ailelere... [DEVAMI..]

(Canan AYDIN, Arkadaş/Tanıdık, 19-04-2010)

Oğlumuz sp hastası.yaklaşık 1 senedir eymen beyle çalışmaktadır.Bu zaman zarfında oğlumuz arda eymen beyin dediği aşamaları gerçekten göstermiştir.İnşallah yürümesini de ümit ediyoruz.Biz elimizden geldiğince dediklerini yapıyoruz ama eksiklerimizi görünce bizi uyarır.Kendisi ile tanıştığımız ilk günden itibaren bize hep destek olmuştur.Oğlumuz arda'ya gereken tüm ilgiyi içtenlikle verdiğinin farkındayız ve onun bu sevecan yaklaşımı bizi de mutlu etmektedir.Gerektiğinde bizi psikolojik olarak desteklediği için de ayrıca teşekkür ediyoruz.Bu zorlu mücadelede hep yanımızda olması dileğiyle ihtiy... [DEVAMI..]
(m.yxx, Danışan, 17-04-2010)

Aymenle arkadaşlığımız kardeşi Dr. Kuzeymen Balıkçı dolayısıyla gelişti. İstanbulda Fizyoterapi merkezine ilk gittiğimde onu yakından tanıma fırsatı buldum. Hastalarıyna dönük ilgisi ve onlarla diyaloğu, çalışanlarıyla kurduğu ilişkinin derinliği onun vizyonu olan bir karakter olduğunu duyumsattı. bana anlattığı ve fizyoterapi alanında geliştirmeye çalıştığı bazı tekniklerinin olması, fizyoterapi alanında dünyada uygulanan teknikleri ilgiyle izlemesi ve bunları nasıl uygularım kaygısıyla bunları düşünmesi yaratıcı ve özverili karakterini ortaya koyuyor. uzun zamandan beri görmüyorum ama bu sit... [DEVAMI..]
(erhan berrak, Arkadaş/Tanıdık, 09-04-2010)

Fzt.Aymen BALIKÇI Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
Otizm: Otizm Nedir, Neden Olur, Nasıl Tanı Konur?

Otizm
Otizm, duygusal ve sosyal ilişkilerde kısıtlılık ve zorluk, dilin gelişiminde gecikme ve problemler, kısıtlı ilgi alanı ve garip tekrarlayıcı davranışlarla karakterize bir hastalıktır. Belirtilerin çeşidi ve şiddetindeki değişiklik nedeni ile bir yelpaze hastalığıdır. Otizmin pek çok alt tipi vardır. Özellikle atipik denilen tam otistik olmayan kişilerde tanı zor olmaktadır.
Nedenleri
Otistiklerde duygusal ve sosyal gelişmedeki kısıtlılık ve problemler, göz temasından kaçınma, seslenince bakmama, yüz ifadelerinde beklenen duyguyu yakalayamama, taklide dayalı öğrenmenin azlığı, (by-by, ce oyunu öğrenememe) arkadaş ilişkisi geliştirememe, duygularını başkaları ile paylaşamama, başkalarının gösterdiği duygulara karşılık verememe şeklinde görülmektedir.
Dil gelişimindeki gecikmeler, bu çocuklar için doktora başvurmanın temel gerekçesi olmaktadır. Otistiklerin büyük bir kesiminde konuşma hiç gelişmezken, bir kısmında gelişmektedir. Ancak bu, söyleneni tekrarlama, anlamsız tekrarlar, zamirleri ters kullanma ve ses tonunun tekdüzeliği şeklindedir. En sık karşılaşılan tekrarlayıcı davranışlar ise, kendi çevrelerinde dönme, sallanma, parmak ucunda yürüme, el kol çırpma, dönen eşyaya ilgi, kafa vurma ve garip el hareketleridir. Kısıtlı ve diğer insanlara anlamsız gelen ilgi alanları söz konusudur. Bu temel belirtilere ayrıca onların hayatını kötü etkileyen aşırı hareketlilik, hırçınlık, uyku sorunu da sıklıkla eşlik etmektedir.
Tanı Nasıl Konur
Otizmin kesin tanısı için kullanılan belirli bir yöntem yoktur. Gözleme dayanarak ve aileden alınan bilgilere göre tanı konur. Otistik çocuklar aşağıdaki belirtileri gösterebilirler. Belirtilerin tamamının bir çocukta görülmesi şart değildir. Otistik çocuklar bu davranışları hafiften ağıra değişen ölçülerde ve değişik kombinasyonlarda sergileyebilirler. Belirtilerin bazıları zaman içinde kaybolup, bazıları da yine zaman içinde ortaya çıkabilirler.
  • İlgisizdir.
  • Gereksinimlerini bir yetişkinin elini kullanarak ifade eder.
  • Ekolalisi vardır. (kendisine söylenenleri papağan gibi yineler)
  • Uygunsuz gülme ve kıkırdamaları vardır.
  • Göz teması yoktur veya kısıtlıdır.
  • Oyunlara bir yetişkinin yardımı ve ısrarı ile katılır.
  • Başka çocuklarla oynamaz.
  • Hayal gücüne dayanan, yaratıcı oyunlar oynamaz.
  • Tek bir konu hakkında durmadan konuşur.
  • Nesneleri çevirir veya döndürür.
  • Bazıları sosyal beceri gerektirmeyen faaliyetlerde çok başarılıdır. (müzik, boz-yap oyunları gibi)
  • Değişiklikten hoşlanmaz.
Nedenleri neler?
Otizm genetik yatkınlık temelinde ortaya çıkar. Pek çok çevresel, fiziksel ve kimyasal etken de rol oynar. Bu etkenler otizmle ilgili genlerin ne düzeyde ve nasıl ifade edileceğini belirlemektedir. Bu çevresel etkenler arasında, doğum öncesi alınan ilaçlar, annenin gebeyken geçirdiği enfeksiyonlar, doğum sırasında ortaya çıkan olumsuz hadiselerdir. Çevresel pekçok etken araştırılmakla birlikte otizmin nedeni olarak ne diyet ne de aşılar için hiçbir sağlam dayanak yoktur. Otistik çocukların bağışıklık sistemlerinin zayıf olduğu, allerjik bünyeli oldukları ve hastalıklara sık yakalandıkları söylenmektedir. Bugün için uzmanlar, otizmin temelde birden fazla gene bağlı bir hastalık olduğunu düşünmektedirler. Erkek çocuklarda, kızlardakinden 3-4 kat daha sık görülür. Bunun tam nedeni bilinmemekle birlikte yine genetik ve hormonal etkiler söz konusudur.
Otizmin seyrini etkileyen faktörler:
Zeka düzeyi en önemli etkenlerden biridir. Otistik çocukların önemli bir kısmında zeka problemleri varken, bir kısmı normal, az bir kısmı üstün zekalıdır. Son grupta hastalık daha hafif ve daha iyi seyredebilir, ikinci önemli etken, konuşmaya başlama yaşıdır. Genellikle 5 yaş dolaylarında konuşmaya başlamış olmaları olumludur. Bunlar dışında olumlu çevre koşulları, aile içi etkileşimin iyi olması, erken tanı ve özel eğitimin erken başlaması önemlidir. Otizm bulguları özellikle ilerleyen yaşla birlikte dalgalanma gösterir. Bazen kısmi düzelmeler ve kötüleşmeler izlenir. Bazen otizm, 1-2 yaşları arasında tamamen normal bir çocukta sonradan ortaya çıkabilir. Otizm tümüyle düzelmez. Ama özellikle atipik formlarında iyiye gidişler vardır.
Beyin ve otizm arasındaki ilişki:
Henüz tam bir kesinlik kazanmasa da araştırmacılar otizmde, beynin değişik bölgelerinde sorunlar bulunduğunu bildiriyor. Yapılan çalışmalar, otizme neden olan beyin anormalliğinin anne karnında 2-6 aylar arasında ortaya çıktığını göstermektedir. Pek çok beyin bölgesinde mikroskopik bozukluklar saptanmıştır. Bunlar beynin değişik bölgelerinde yer aldığı için de belirtiler çocuktan çocuğa çok değişkenlik göstermektedir.
Otizmin Çeşitleri:
Otizm ile ilgili birçok bozukluk, "Yaygın Gelişimsel Bozukluk" adı altında toplanmıştır. Bu gruba giren ve otizmle benzerlik taşıyan bazı rahatsızlıkların özellikleri aşağıda özetlenmiştir.
Otistik Bozukluk: Sosyal ilişki, iletişim ve hayali oyunlar kurma konularındaki bozukluklar, ilk üç yaş içinde ortaya çıkar. Basmakalıp davranışlar, ilgiler ve aktiviteler görülür.
Asperger Sendromu: Sosyal iletişimde bozukluklar, kısıtlı ilgi alanları ve faaliyetler/ses tonları monoton ve mekanik olmakla beraber dil gelişiminde gecikme olmaması, test edildiği zaman ortalamadan yükseğe kadar uzanabilen zeka düzeyi bulguları ile karakterize edilir.
Başka Şekilde Adlandırılamayan Yaygın Gelişimsel Bozukluk: Bu tanı çocuk belli bir teşhis alamadığı, fakat pekçok alanda gelişim bozukluğu gösterdiği zaman sözkonusudur.
Rett Sendromu: İlerleyen bir bozukluktur. Çocuk ilk yıllarda normal bir gelişim gösterir. 1-4 yaşlarından itibaren kazandığı pek çok beceri geriler, ellerinin amacına uygun kullanımı giderek yerini tekrarlayan el hareketlerine bırakır. Bugüne kadar yalnızca kız çocuklarda görülmüştür.
Tedavi:
Bugün için otizmin kesin bir tedavisi yoktur. Hastalık hayat boyu süren kalıcı bir rahatsızlıktır. Ancak gerek yaşla, gerek erken müdahale ile belirtilerin sıklığında ve şiddetinde değişiklikler görülür. Belirtilerin bir kısmı kaybolur, bazı yeni belirtiler açığa çıkabilir. Bugün için en temel tedavi şekli özel eğitimdir. Gelişmiş ülkelerde otistik çocuklar için hazırlanmış özel eğitim programları mevcuttur. Ülkemiz henüz bu açıdan hazırlık aşamasındadır. Eğitim programlarının esasını davranış ve konuşma terapileri oluşturur. Son zamanlarda her bir otistik çocuğun özelliklerine ve gereksinimlerine uygun bireysel terapiler geliştirilmektedir. Tüm bu tedavilerde amaçlanan çocuğun özbakımını kendi kendine gerçekleştirmesi, öğrendiklerini karşılaştığı yeni durumlarda da kullanmayı öğrenerek sosyal yaşama uyumunun artmasıdır. Son çalışmalar göstermiştir ki, son 10 yılda tanı konan otistik çocuklar öncekilere oranla daha iyi durumdadır, çünkü bunlara daha erken yaşta eğitim tedavisi başlamıştır. Bu nedenle otizmin erken yaşta tanısı önemlidir. Özellikle küçük çocuklarda kesin bir tanı koymak her zaman olanaklı değildir, normal çocukların dahi bazen gelişimleri sırasında geçici olarak otistik belirtiler gösterebildikleri bilinmektedir. Dolayısı ile bazen tanı konmadan da eğitim açısından hazırlıklı olmak, bu tip çocukları kısa aralıklarla izlemek ve değişik disiplinlerden gelen uzmanların birarada değerlendirilmeleri gerekebilir.
Otizmde ilaç tedavisi, bazı durumlarda değişik nedenlerden ötürü uygulanabilir. Özellikle epilepsi (sara) nöbetleri otistiklerde sık görülür ve tedavi edilmezse olumsuz sonuçlar doğurabilir. Ayrıca hiperaktivite, depresyon, düzen bozucu davranış, saldırganlık, uyku ve yeme sorunları bazı otistiklerde ilaç kullanımını zorunlu kılacak ölçüde şiddetli olabilir. İlaçlar otizmi tedavi etmez, ancak eğitimi olanaksız kılan durumlarda veya sorunlar ailenin başedemeyeceği boyutlara vardığında gerekli olabilir. Gelişigüzel ve belli bir amaca yönelik olmaksızın ilaç kullanılması sakıncalı olup, otizm konusunda uzmanlaşmış hekimlerin ilaç önermesi daha uygundur.
Bilimsel olarak destek görmese de, özellikle A.B.D.'de otistik çocuklarda yüksek doz vitamin ve diyet uygulamaları çok yaygındır. Yararı tartışmalıdır. Eğitim ve ilaç tedavilerinin yanısıra daha pek çok yardımcı teknik vardır. Bunların bir kısmı çok tepki görmektedir, (örn. facilitated communication) bazıları ise çok günceldir (örn. Auditory integration therapy, Duyu bütünleme terapisi,DIR/Floortime).
Otizm, Asperger ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk sendromu teşhisli çocuklarda duyu bütünleme bozukluğu var mıdır?
Otizm, Asperger ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk teşhisli olan çocuklar olağandışı duysal reaksiyonlar ve yetersiz duysal işleyiş gösterirler.Bununla birlikte duysal işlemlerdeki defisitler bu teşhis gurubunu tanımlayan kesin özelliklerden değildir.
Eğer bir çocuk atipik duysal reaksiyonlar gösteriyorsa “bazı duyulara karşı zayıf farkındalık/cevaplar –hiposensitif ise (ağrıya tolerans…), hipersensitif reaksiyonlar gösteriyorsa(ses veya dokunmada…) ya da yavaş veya tam olmayan duysal bilgi ilerleyiş gösteriyorsa(özellikle vücut farkındalığında ve uzamsal farkındalıkta)” duyu bütünleme terapisinden fayda görecektir.
Bu teşhise sahip çocuklar sadece duyu bütünle bozukluğu ile izah edilemez. Böyle çocuklar multidisipliner bir tedavi ekibinden daha çok fayda görecektir.Bunun ekip ve çalışmaların içinde nörologlar(ilaçlar ve prognozun takibi için), psikologlar, özel eğitim uzmanları, ergoterapistler/fizyoterapistler(duyu bütünleme terapistleri), dil ve konuşma terapistleri, sosyal beceri çalışmaları bulunmaktadır.
Erken Tanının önemi:
Erken tanı eğitimin biran önce başlatılması açısından önemlidir. Çünkü, küçük çocuklar öğrenme çağlarında büyük potansiyel taşırlar ve verilen eğitimden büyük yaştaki çocuklara kıyasla daha fazla yarar görürler. Uzmanlar ve araştırmacılar, çocuk gelişimindeki erken kritik yaşlardan sonra fazla bir gelişme olmayacağını saptamışlardır. Hatta bu çocukların diğer çocuklar gibi kendilerine özgü bir öğrenme teknikleri olmadığı için, bir süre sonra mevcut potansiyellerini de kaybettikleri, düzeltilmesi zor bazı durumlara gelebildikleri de bilinmektedir. Birçok araştırma göstermiştir ki, erken yaşta tanı konan ve eğitimine başlanan pek çok otistik çocuğa bazı becerileri kazandırmak ve onları üretken, kendine yeterli hale getirmek mümkün olabilmiştir.
Genetik Faktörlerin Etkisi:
Son 10 yıldır genetiğin otizmdeki payı önem kazanmıştır. Ancak her ne kadar genetik faktörlerin rolü kabul edilmiş olsa da hangi genetik mekanizmaların otizme yol açtığı henüz anlaşılmamıştır. Son yıllarda otizmle ilgili genetik alanda yapılan araştırmalar ışığında otizmin teşhisinde bazı yenilikler olmuş, ailelere genetik danışmanlık önem kazanmıştır. Aileler otizmin ailede tekrarlanma olasılığı üzerine bilgilendirilmeye başlanmıştır. Bilim adamları genetiğin otizmdeki etkisini kabul etseler de henüz otizme yol açan belli genler bulunmuş değildir. Çoğu genetik araştırma 7. ve 2. kromozom üzerinde yoğunlaşmıştır. Genetik faktörlerin otizmle ilişkisini bulmayı hedefleyen araştırmalar otizmin birçok faktöre bağlı bir bozukluk olduğunu göstermektedir. Birden fazla gen ve çevresel faktörlerin bir arada otizme yol açtığı düşünülmektedir.

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Otizm: Otizm Nedir, Neden Olur, Nasıl Tanı Konur?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Fzt.Aymen BALIKÇI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Gelişim Çağındaki Çocuklarda Görülebilecek Ortopedik Problemler , Fzt.Mehmet DURAY
  • Fiziksel Aktivite Ve Yararları , Fzt.Mehmet DURAY
  • Bel Fıtığı Ve Bel Sağlığı İçin Öneriler , Fzt.Halil İbrahim KURMAZ
  • Ağrılarda Kinesio Tape Bantları , Fzt.Halil İbrahim KURMAZ
  • Felç(İnme), Sizi Hayata Küstürmesin , Fzt.Halil İbrahim KURMAZ
  • Hamilelik Dönemi Egzersizleri , Fzt.Halil İbrahim KURMAZ
  • Bazı Fizik Tedavi Önerileri , Fzt.Halil İbrahim KURMAZ
  • İnme (Serebrovaskuler Olay, Stroke) , Fzt.Mehmet DURAY
  • İşyerinde Ergonomi , Fzt.Dursun SUMER
  • Vücudum Konuşuyor: Osteopati Tedavisi , Fzt.Dursun SUMER
  • Huzursuz Bacak Sendromu , Fzt.Kaan AKIN
  • Lenf Ödem , Fzt.Gökhan AYGÜL
  • Propriyosepsiyon , Fzt.Selin CİNNİOĞLU
  • Dorn Terapi & Breuss Masajı , Fzt.Kaan AKIN
  • Serebrovasküler Olay (Svo-Cva-Svh) , Fzt.Selin CİNNİOĞLU
  • Robotik Yürüme Tedavisi , Fzt.Emin YILMAZ
  • Yaşlılarda Fiziksel Aktivite İle Uyku Kalitesi Arasındaki İlişki , Fzt.İsmail ÇALIK
  • Muskuloskeletal , Fzt.Mahsum EREN
  • Bel Cerrahisi Sonrası Dikkat Edilmesi Gereken Konular , Fzt.Dilek ÜNSAL
  • Boyun Cerrahisi Sonrası Dikkat Edilmesi Gereken Konular , Fzt.Dilek ÜNSAL
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    12:23
    Top