TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



Veteriner İç Hastalıklarında Antibiyotiklerin Kullanımı

Betül APAYDIN Fotoğraf
Vet.Hek.Yrd.Doç.Dr. Betül APAYDIN
Erzurum
Veteriner Hekim
8 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 15 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
 
Veteriner İç Hastalıklarında Antibiyotiklerin Kullanımı

YYÜ Vet Fak Derg 2003, 14 (2):72-77 Akkan ve Karaca
Veteriner İç Hastalıklarında Antibiyotiklerin Kullanımı
Hasan Altan AKKAN Mehmet KARACA
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı. 65080 Van / Türkiye
ÖZET
Antibiyotikler, veteriner hekimlik alanında en sık kullanılan ilaç grubunu oluştururlar. Bu derlemede, antibiyotiklerin etki mekanizması, antibiyotiklerle yapılacak sağaltımda dikkat edilmesi gereken hususlar, antibiyotiklerin kullanılmasını etkileyen faktörler, gebelikte antibiyotik kullanımı ve antibiyotiklerin kombine kullanılmasında uyulması gereken noktalar irdelenmiştir.
Anahtar kelimeler: Evcil hayvanlar, antibiyotik.
Using of the Antibiotics in Veterinary Internal Medicine
SUMMARY
Antibiotics are most commonly used in the veterinary medicine. In this rewiev, the effect mechanism of antibiotics, the necessary precaution need to be taken in the antibiotics treatment, factors affecting antibiotic treatment, their usage in the pregnancy and stuations to comply with in the combine usage of the antibiotics were discussed.
Key words: Domestic animals, antibiotic.
GİRİŞ
Konakçıya zarar vermeksizin yada çok az zarar vererek, vücutta bulunan bakteri, virus, protozoa, iç ve dış parazitlerin gelişmelerini durduran veya onları öldüren kimyasal maddelerle yapılan sağaltım şekline kemoterapi denir. Bu terim, 19. yüzyılın sonlarında Paul Ehrlich tarafından kullanılmaya başlanmıştır (21).
Kemoterapide ilk kullanılan maddeler metal tuzları, iyot ve fenol olmuştur. Ancak bu maddeler, bakterilerin yanında canlı hücresi için de zararlı olduğundan sadece yüzeysel hastalıkların sağaltımında kullanılmıştır. 1871 yılında Pasteur çeşitli mikroorganizmaların sentezleyip kültür ortamına salıverdikleri maddelerle, diğer hastalık yapıcı mikroorganizmaların gelişmelerini durdurmaları veya onları öldürmelerini ifade eden antibiyoz terimine değinmiştir (17).
Kemoterapötiklerin sistemik kullanılması ile ilk başarılı sonuçlar 20. yüzyılın başlarında Paul Ehrlich tarafından elde edilmiştir. Ehrlich ilk sistemik ilaçlar olan metilen mavisi, atoksil, trimarsemid ve salvarsanı bulmuştur. Domagk tarafından 1932’de prontosilinin sıçanlardaki stafilokok enfeksiyonlarına karşı etkili olduğunun gösterilmesi ile hastalıkların sistemik ilaçlarla sağaltımı başlamıştır. 1929’da Alexander Fleming’in Penicillium notatum mantarının bazı stafilokoklara etkili olduğunu ortaya koyması ve Florey ve arkadaşlarının bu mantarın metaboliti olan penisilini bulmasıyla gerçek anlamda kemoterapi devri başlamıştır (17, 21).
Tanım
Antibiyotikler, bakteri, mantar ve aktinomisetler gibi canlı mikroorganizmalar tarafından meydana getirilen veya sentezle hazırlanan, düşük yoğunlukta bile bakterilerin gelişmesini etkileyen yada onları öldüren maddelerdir (8, 17, 21, 22).
Etki Mekanizması
Bütün bakterilerde yavaş gelişme, hızlı gelişme ve dinlenme dönemlerinden oluşan üç çoğalma devresi vardır. Antibiyotikler bakterilerin hızlı ve yavaş gelişme dönemlerinde etki gösterirler. Bu etkileşim ya bakterilerin öldürülmesi (bakterisid etki) veya bakterilerin gelişimi ve üremesinin durdurulması (bakteriostatik etki) şeklinde olur. Örneğin penisilinler, aminoglikozidler, sefalosporinler, vankomisin, florokinolonlar ve basitrasin bakterisid etkiye, tetrasiklinler, makrolidler ve sülfonamidler bakteriostatik etkiye sahiptirler (3, 17, 21)
Antibiyotikler, etki spektrumlarına göre ise dar ve geniş spektrumlu antibiyotikler olarak da sınıflandırılırlar. Bu sınıflandırmaya göre doğal penisilinler, izoniazid, nistatin ve polimiksin dar spektruma, sentetik ve semisentetik penisilinler, tetrasiklinler ve sülfonamidler ise geniş spektruma sahip antibiyotiklerdir. Bunlardan geniş spektrumlu antibiyotikler saha şartlarında çalışan veteriner hekimler tarafından daha çok tercih edilmesine rağmen bu grup antibiyotiklerin süper enfeksiyonlar gibi istenmeyen etkilere neden olabileceği de unutulmamalıdır (8, 9, 17, 21)
Antibiyotikler
1. Hücre duvarı sentezini engelleyerek
2. Sitoplazmik zarın geçirgenliğini değiştirerek
3. Nükleik asit sentezini önleyerek
4. Ara metabolizmayı bozarak
5. Protein sentezini engelleyerek bakteri hücresi üzerinde etkilerini gösterirler (3, 8, 17, 21, 22).
Penisilinler, sefalosporinler ve basitrasin hücre duvarının sentezini engelleyerek etki gösteren antibiyotiklere örnek olarak gösterilebilir. Bu antibiyotikler bakteri çeperi için zorunlu olan mukopeptid sentezini inhibe ederler (21).
Polipeptidler (polimiksin, kolistin), basitrasin, antiseptik ve dezenfektanlar bakteri membranında
7 2
Akkan ve Karaca YYÜ Vet Fak Derg 2003, 14 (2):72-77
permiabilite değişikliği ve yıkımlamaya neden olarak antibakteriyel etkilerini gösterirler (22).
Ara metabolizmanın bozulmasına neden olan ilaçlar; bakteriler için gerekli bazı maddelerin (folik asit gibi) sentezini engellerler. Bu grup ilaçlara örnek olarak sülfonamidler, kinolonlar, sülfonlar, trimetoprim, p-aminosalisalik asit ve izoniazid gösterilebilir (21, 22).
Protein sentezinin engellenmesine yol açan ilaçlar bakterilerde ribozomlarla birleşerek mRNA ile yönetilen protein sentezini bozarlar. Memeli hücrelerinin ribozomları 80s, bakteri hücrelerininki ise 70s özellikte olduğundan, memelilerde protein sentezini engellemezler. Bu sınıfta yer alan antibiyotiklere tetrasiklinler, makrolidler, aminoglikozidler ve linkozamidler örnek olarak gösterilebilirler (21).
Antibiyotiklere Direnç (Rezistans)
Rezistans; bakteri ve diğer mikroorganizmaların bir özelliği olup, genel anlamıyla bakterilerin kemoterapötik ilaçlardan etkilenmemesi demektir (8, 17, 21, 22).
Günümüzde hayvanlarda verim gücünün artırılması, hastalıkların sağaltımı ve önlenmesinde antibiyotikler önemli bir yer tutar. Ancak 1950’lerden sonra hayvanlarda gelişmenin hızlandırılması amacıyla yem katkı maddesi halinde antibiyotiklerin yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmasıyla duyarlı bakterilerde dirençli suşların ortaya çıkması kaçınılmaz olmuştur (1, 14, 15, 16, 20)
Bazı bakteri türleri, belirli bir antibakteriyel ilaca doğal olarak dirençlidirler. Buna doğal rezistans denir. Bir ilaca dirençli olan bir bakteri türü benzer kimyasal yapı ve etki şekline sahip diğer bir ilaca da direnç gösterir. Buna da çapraz direnç denir. Örneğin; B laktam halkasına sahip olan penisiline dirençli bir bakteri türü aynı halkayı taşıyan sefalosporinlere de dirençlidir. Aynı durum tetrasiklinler ile benzimidazoller için de söz konusudur (17, 21).
Bakterilerde tek aşamalı mutasyon, ilaçla bir veya daha fazla temas sonucu hızlı ve ileri dereceli direnç şeklinde ortaya çıkar. Bu durum streptomisin tipi direnç olarak adlandırılır. Bakterilerde çok aşamalı mutasyonla dirençlilik durumu yavaş ama derecesi artan şiddette ortaya çıkarsa buna da penisilin tipi direnç adı verilir. Bazı bakterilerin penisilinlere karşı penisilinaz salgılaması, kloramfenikole karşı asetil transferaz salgılaması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bakterilerin bu şekilde direnç kazanmalarını önlemek için ilaçların yeterli doz ve sıklıkta ve mümkün olduğunca kısa süre verilmesi önerilmektedir. Yine antibiyotiklerin birlikte kullanılmaları bakteriler arasında direncin ortaya çıkış hızı ve sıklığını azaltır. Örneğin; tüberküloz sağaltımında kullanılan streptomisine ek olarak rifampin, izoniazid yada etombutol gibi antibiyotikler birlikte kullanılabilir (21).
Antibiyotiklerle yapılacak sağaltımda göz önünde bulundurulması gereken temel kurallar
1. Tanı erken konup en uygun ilaçla sağaltıma başlanmalıdır. Mümkünse antibiyogram yaptırılmalı bu olanak yoksa geniş spektrumlu antibiyotikler kullanılmalıdır.
2.Tedaviye hücum dozda başlanmalıdır. Ancak penisilinler ve polimisinler bakteri sayısından pek etkilenmediği için bu kuralın dışında tutulabilirler.
3. Hasta 2-3 gün içinde iyileşme belirtisi göstermezse kullanılan antibiyotik yararsızdır diye düşünülüp başka bir gruptan ve farklı bir mekanizma ile etki gösteren antibiyotik kullanılmalıdır.
4. Hastada ateşin düşmesi ve durumun düzelmesinden sonra en az iki gün daha antibiyotik tedavisine devam edilmelidir.
5. Sistemik akut hastalıklarda ilk ilaç uygulaması kolay çözünebilen ve dokulara hızlı yayılabilen bir ilaçla yapılmalıdır.
6. Şiddetli hastalık olgularında eğer kusma ve ishal gibi semptomlar varsa ilacın parenteral verilmesi tercih edilmelidir.
7. İn vitro şartlarda hastalık etkenine karşı etkinlik gösteren bir antibiyotiğin in vivo olarak etkisiz olabileceği veya yeterince etkili olamayabileceği de unutulmamalıdır (9, 17, 21).
Antibiyotiklerin kontrendike olduğu bazı durumlar
Enfeksiyöz hastalıkların tedavisinde antibiyotik kullanırken; hayvanın türü, yaşı, herhangi bir enzim, organ yada sistem hastalığına sahip olup olmadığının bilinmesi de kullanılacak antibiyotiğin seçiminde önem arz eder.
Kanamisin, gentamisin, streptomisin, polimiksin B, kolistin, sülfamidler, nitrofurantoin, enjektabl tetrasiklinler, sefaloridin, amfoterisin B ve vankomisin böbrekten atıldıkları için bu organ hastalıklarında tercih edilmemelidir. Eğer bu ilaçların kullanımı zorunlu ise ilaçların dozu azaltılmalı yada doz aralığı uzatılmalıdır. Tetrasiklinler, eritromisin, oleandomisin, izoniazid, sülfamidler, kloramfenikol, linkozamidler, rifampisin, sefalotin, doksisiklin ve kloksasilin safra yolu ile atıldıkları için karaciğer hastalıklarında kullanılmamalıdır. Penisilinler, sefalosporinler, sülfamidler ve streptomisin alerjik reaksiyonlara neden olabileceği için duyarlı hayvanlarda kullanılmamalıdır (17, 21).
İzoniazid, kloramfenikol, nitrofuranlar, sülfonamid ve sülfonamid-trimetoprim karışımları glukoz 6 fosfat dehidrojenaz eksikliği olan hastalarda hemolitik anemiye neden olur (3, 8, 17, 21) Bu yüzden bu enzim noksanlığı riski olanlarda bu antibakteriyellerin kullanımından kaçınılmalıdır.
Kinolonlar, izoniazid ve sikloserin epilepsi geçirmiş hastalarda kontrendike antibiyotiklerdir. Anestezi sırasında streptomisin, kanamisin, neomisin ve kolistin tehlike doğurabileceğinden kullanımı sakıncalı olan antibiyotiklerdir (21).
Tetrasiklinler atlarda hangi yolla kullanılırsa kullanılsın sekum mikroflorasında meydana gelen değişikliklerden kaynaklanan ve ölüme neden olabilen sindirim sistemi bozukluklarına yol açabilmektedir.
73
YYÜ Vet Fak Derg 2003, 14 (2):72-77 Akkan ve Karaca
Ayrıca kullanım süresi dolmuş tetrasiklinler böbrekler için zararlı olabilen parçalanma ürünleri içerebileceklerinden evcil hayvanlarda kullanılmamalıdır (21).
Tetrasiklinler, dişlerde hipoplazi ve uzun kemiklerde gelişim bozukluklarına neden olur. Bunun yanı sıra yavruda karaciğerde nekroz, pankreasta yangı, böbrek dokusunun yıkımlanması ve protein sentezini durdurarak anti-anabolik etkiye neden olurlar (3, 18) Kedilerde tetrasiklinler tavsiye edilen dozlarda kullanıldığında yüksek ateş, kusma, ishal, depresyon gibi belirtilerin oluşmasına yol açabilir. Sağaltımın kesilmesiyle birlikte bu belirtiler ortadan kalkar (25).
Kloramfenikol, kemik iliğini doza bağımlı bir şekilde direk etkisiyle, demir-şelataz aktiviteyi inhibe etmek suretiyle, idiyosenkratik yada alerjik bir olay sonucu deprese edebilir ve agranülositoza yol açar (17, 21). Kedilerde kloramfenikol metabolizması enzimleri yetersiz olduğundan kloramfenikolün hematopoietik yan etkilerine kediler daha duyarlıdır (5, 24).
Köpek ve kedilerde sülfonamidlerin yüksek dozlarda ve uzun süre kullanımı folik asit yetersizliğine bağlı anemiye yol açabilir (3, 4). Nitrofuranlar ve sülfonamidler, yeni doğanlarda hemoliz ve böbrekte patolojik bozukluklara neden olurlar (3, 6, 19, 23).
Aminoglikozidler, kedilerde güvenli şekilde kullanılmakla birlikte nefrotoksikoz ve kulakta ototoksikloza önderlik edebilir (3, 10, 11) Bu durumdan etkilenmemek için aminoglikozidlerin uygun dozlarda (12) ve kedilerde deri altı verilmesi tavsiye edilmektedir (13).
Eritromisin kedi ve köpeklere ağızdan yüksek dozlarda verildiğinde ara sıra kusma, ishal ve iştahsızlığa neden olabilir (7).
Florokinolonlar kemik gelişimini olumsuz etkilediği için genç hayvanlarda, kloramfenikol ise kemik iliğini baskıladığından 2 haftalıktan küçük hayvanlarda kullanılmamalıdır (21).
Penisilinler, florokinolonlar, nalidiksik asit ve sikloserinin çırpınmalara aminoglikozidlerin işitme ve denge kaybına, izoniazid ve etambutolun ise çevre sinirlerin yangısı ile görme bozukluklarına yol açabileceği göz önünde bulundurulmalıdır (17, 21). Ayrıca kobay ve hamsterlerde penisilin, tetrasiklin, kloramfenikol ve linkomisin ölüme yol açabilecek barsak hastalıklarına neden olabilmektedir (21).
Kloramfenikol, tetrasiklinler, sülfonamidler, sefalosporinler, ampisilin, florokinolonlar ve izoniazid hayvanlarda bulantı, kusma ve ishale neden olabilir, vitamin K ve B sentezini engelleyebilirler (17, 19, 21).
Antibiyotiklerin kullanılmasını etkileyen bazı faktörler
Antibakteriyel etkinlik sağlamak amacıyla kullanılan antibiyotikler; vücuda verilme yolları, vücutta meydana
gelen atık maddeler, fizyolojik durum ve canlıda bulunan doğal engellerden etkilenebilir. İstenen antibakteriyel etkinin sağlanması için antibiyotiklerin seçiminde bu önemli koşullara dikkat edilmesi yerinde olur.
Doku döküntüleri ve irin; aminoglikozidler, sülfonamidler ve polimiksinlerin etkisini azaltırlar. Penisilinler ise irin varlığından etkilenmezler. Bakterilerle bulaşık hematomlarda fazla miktarda hemoglobinin varlığı penisilin ve tetrasiklinlerin etkinliğini azaltır. Oral kullanılan tetrasiklinler mide-barsak içeriğinin kalsiyumdan zengin olması durumunda gerekli antibakteriyel etkilerini gösteremezler. İki değerli mineraller ise florokinolonların etkisini önemli ölçüde azaltırlar (21).
Vücutta bulunan doğal bariyerler antibiyotiklerin kullanımını önemli ölçüde kısıtlayabilirler. Seroz zarlar; penisilinlerin geçişine izin vermezken, tetrasiklinler ve florokinolonlar bu zarları kolayca aşabilirler. Plasenta, antibiyotiklerin geçişinde önemli bir engel oluşturmaz. Çoğu antibiyotikler plasentadan kolayca penetre olurlar. Sülfonamid-trimetoprim karışımları, florokinolonlar ve ampisilin göz sıvısına yüksek oranda geçebilir. Kan-beyin bariyerini florokinolonlar, sülfonamidler, rifampin, izoniazid ve metronidazol kolayca geçerken penisilinler, sefalosporin, tetrasiklinler ve kanamisin yangılı durumlarda geçebilir. Streptomisin, gentamisin ve eritromisin ise kan-beyin bariyerini geçemez (21).
Gebelikte antibiyotik kullanımı
Antibiyotiklerin kullanımını zorunlu kılan durumlarda hayvanın gebeliği hekim açısından önemli bir sorun teşkil edebilir. Özellikle fötusu ilgilendiren bu durumda antibiyotik seçiminde dikkatli olmak gerekir.
Penisilinler, sefalosporinler ve makrolidler (eritromisin estolat hariç) gibi sık kullanılan antibakteriyel ilaçların gebeler tarafından kullanılması sakıncalı değildir (17).
Gebelik sırasında bakterilerin nükleik asit veya protein sentezini bozan antibiyotikler mümkün olduğunca kullanılmamalıdır. Bu grup antibiyotikler olarak; aminoglikozitler, eritromisin, tetrasiklinler, kloramfenikol, linkozamidler, rifamisin ve florokinolonlar sayılabilir (21).
Tetrasiklinler yavrunun süt dişleri ve kemiklerinde renklenme, gelişme ve şekil bozukluklarına yol açabileceği için, gebeliğin dördüncü ayından sonra kullanılmalıdır. Tikarsilin, sülfobromometazin, aminoglikozitler ve tetrasiklinler teratojenik etkiye sahip olduklarından gebe hayvanlarda kullanılmamalıdır (21).
Kloramfenikol erken dönemde fötusun ölümüne yol açar, nitrofurantoin fötuste hemolize neden olur. Amoksisilin, ampisilin, sefaleksin, sefaloridin, sefalotin, klindamisin, doksisiklin, eritromisin, gentamisin, kanamisin, linkomisin, neomisin, penisilin ve sülfonamidler gebelik süresince kullanımı sakıncalı olmayan antibiyotiklerdir (23).
Antibakteriyel ilaçlar arasında etkileşme tipleri
Ülkemizde özellikle saha şartlarında çalışan veteriner hekimlerin antibiyogram yapma imkanlarının kısıtlı olması nedeniyle enfeksiyöz hastalıkların tedavisinde gelişigüzel antibiyotik kullanmalarına neden olmaktadır.
Başarılı bir tedavi için antibiyotiklerin kombine kullanımı ise hem tıp (17) hem de veteriner hekimlikte sıklıkla başvurulan bir yöntemdir. Antibiyotiklerin etki 7 4
Akkan ve Karaca YYÜ Vet Fak Derg 2003, 14 (2):72-77
spektrumu ve etki gücünün kısıtlı olması, öte yandan enfeksiyonlu bir hasta ile karşılaşan hekimin hastalık etkenini klinik veya bakteriyolojik olarak teşhis etmekte güçlükle karşılaşması; tedavide antibiyotiklerin kombine olarak kullanılmasını teşvik eden ana nedenleri oluşturur (21). Ancak bu durum antibakteriyeller açısından geçim sorununu da beraberinde getirmektedir.
Antibakteriyel ilaç kombinasyonlarının bakteri üremesini inhibe edici yada bakterileri öldürücü etkisinin derecesini, bunların tek başlarına gösterdikleri etkinin derecesi ile karşılaştırmak suretiyle söz konusu ilaçlar arasındaki etkileşmenin üç şekilde olabildiği saptanmıştır.
1. Additif etki ve sinerjizma: iki antibakteriyel ilacın bir arada uygulanması durumunda elde edilen etki, bu ilaçların tek başına uygulanmaları halinde elde edilen bireysel etkilerin toplamına eşitse bu şekilde etkileşim additif etkileşim yada sumasyon olarak adlandırılır. Eğer ilaçların kombinasyonu bu ilaçların tek başlarına kullanımından daha fazla antibakteriyel etki gösteriyorsa bu tip etkileşmeye de sinerjizma yada sinerjistik etkileşme adı verilir.
2. Antagonizma: antibakteriyel ilaç kombinasyonunun etki gücü, ilaçların en güçlüsünün tek başına gösterdiği etkiden daha düşük ise ortaya çıkan etkileşim antagonizma yada antagonistik etkileşme şeklinde kendini gösterir.
3. Aldırmazlık: Güçlü bir antibakteriyel ilaca daha az güçlü bir diğerinin ilavesi birincinin antibakteriyel etki gücüne belirgin artma veya azalma katkısı sağlamıyorsa buna da aldırmazlık adı verilir (17, 21).
Bazı antibiyotik gruplarının diğer antibiyotiklerle kombinasyonları durumunda ortaya çıkabilecek sinerjik yada antagonistik etkileri Tablo 1’de verilmiştir.
Çeşitli organ hastalıklarında kullanılabilecek antibiyotikler:
Antibiyogram yapma/yaptırma olanaklarının kısıtlı olduğu durumlarda, antibiyotiklerin hangi organlara daha iyi dağılım gösterdiğinin bilinmesi tedavideki başarı oranını yükseltebilir. Tablo 2’de çeşitli organ hastalıklarında, bu organlara en iyi dağılım gösteren antibiyotikler verilmiştir.
Diğer antibiyotikler olarak da tiamulin, novobiosin, flavomisin, virjinyamisin, vankomisin, karbadoks, flumekuin, metenamin, fusidik asit ve akrazoksasin sayılabilir.
Tablo 1. Bazı antibiyotik gruplarının diğer antibiyotiklerle kombinasyonu durumunda ortaya çıkabilecek sinerjik yada antagonistik etkiler (21, 22).
Antibiyotik Grubu
Sinerjik Etki
Antagonist Etki
Penisilin
sefalosporinler, kinolonlar ve aminoglikozidler
tetrasiklinler, kloramfenikol ve makrolidler
Sefalosporin
penisilinler, kinolonlar
tetrasiklinler, kloramfenikol ve makrolidler
Aminoglikozid
penisilinler, karbenisilin, tikarsilin ve deksamisin
polimiksinler
Makrolid
sülfonamidler, tetrasiklin.
sefalosporinler, penisilinler.
Kinolon
aminoglikozidler, beta laktamlar, novobiosin ve sülfonamidler
eritromisin, kloramfenikol, rifampin, polimiksin ve nitrofurantoin
Tetrasiklin
tilozin, polipeptid, makrolidler
penisilin, sefalosporin
Sülfonamid
trimetoprim, makrolidler, polipeptidler ve kinolonlar
Polipeptid
tetrasiklin, sülfonamid, trimetoprim ve kloramfenikol
kinolonlar
Tablo 2. Çeşitli organ hastalıklarında tercih edilebilecek antibiyotikler (8).
Etkilediği Doku-Organ
Dağılımı iyi olan antibiyotikler
Akciğer
Penisilin-G, Ampisilin, Tetrasiklinler, Eritromisin-Spiramisin, Florokinolonlar
Kemik
Metisilin, Sefalozin, Pristinamisin, Linkomisin-Klindamisin
İntestinal mukozadan absorbe edilmeyen ve mide sıvısında parçalanmayan
Kanamisin, Neomisin, Paranomisin, Kolistin, Polimiksin B, Vankomisin
Kolayca aşabilenler: Fluorokinolonlar, 3. kuşak Sefalosporinler, Kloramfenikol, Ko-trimoksazol
Kan-beyin bariyerini aşabilen
Yüksek dozlarda aşabilenler: Penisilinler, Ampisilin, Gentamisin
İdrardan aktif şekilde elimine edilen
Ampisilin, Sefalosporinler, Aminosidler, Kolistin, Polimiksin B, Sülfometoksozol+Trimetoprim, Kinolonlar
Safradan aktif şekilde elimine edilen
Ampisilin, Tetrasiklinler, Tiamfenikoller, Makrolidler, Linkomisin
İntraselüler penetrasyon
Tetrasiklinler, Makrolidler, Etambutol, Kloramfenikol, Rifamisinler, Fluorokinolonlar, Klindamisin, Trimetoprim
75
YYÜ Vet Fak Derg 2003, 14 (2):72-77 Akkan ve Karaca
Sığır ve Atlarda kullanılan başlıca antibiyotikler, doz ve verilme şekilleri (2)
Etken madde adı Sığır At
Ampicillin 4-10 mg/kg İM-İV 10-20 mg/kg İM-İV
Amoksisilin 7.5-10 mg/kg İM 7.5-10 mg/kg İM
Cephalotin Na 11-18 mg/kg İM-İV 11-18 mg/kg İM-İV
Kloramfenikol 10-20 mg/kg İM-İV 10-20 mg/kg İM-İV
Cloxacillin 10 mg/kg İM 10 mg/kg İM
Dihidrostreptomisin 10-20 mg/kg İM 5-15 mg/kg İM
Eritromisin 2-5 mg/kg İM-İV 10 mg/kg İM-İV
Gentamisin 4 mg/kg İM-SC 1-3 mg/kg İM
Kanamisin 5-10 mg/kg İM 5-10 mg/kg İM
Neomisin 7-12 mg/kg PO 5-12 mg/kg
Nitrofurantoin 2.5-5 mg/kg PO 2.5-5 mg/kg PO
Oksitetrasiklin 5-10 mg/kg İM-İV 5-10 mg/kg İM-İV
Penisilin G prokain 10.000-20.000 İÜ/kg İM 10.000-20.000 İÜ/kg İM
Streptomisin 5-15 mg/kg İM 5-15 mg/kg İM
Sülfomezatin 100-200 mg/kg PO 100-200 mg/kg PO
Tetrasiklin HCl 11 mg/kg İM-PO 11 mg/kg İM-PO
Sülfonamid+Trimetoprim 25-30 mg/kg PO 25-30 mg/kg PO
Köpek ve kedilerde kullanılan başlıca antibiyotikler, doz ve verilme şekilleri (2)
Etken madde adı Köpek Kedi
Amoksisilin 22 mg/kg PO 22 mg/kg PO
Ampisilin 5-10 mg/kg İM-İV-SC 5-10 mg/kg İM-İV-SC
Karbenisilin 15 mg/kg İV 15 mg/kg İV
Sefazolin 11-22 mg/kg İM-İV 11-22 mg/kg İM-İV
Sefaleksin 22 mg/kg PO 22 mg/kg PO
Kloramfenikol 50 mg/kg İM-İV-SC-PO 50 mg/kg İM-İV-SC-PO
Cloxacillin 10 mg/kg İV-PO 10 mg/kg İV-PO
Kolistin 1 mg/kg İM 1 mg/kg İM
Dihidrostreptomisin 10 mg/kg İM-SC 10 mg/kg İM-SC
Enrofloksasin 2.5 mg/kg İM 2.5-20 mg/kg PO, SC
Eritromisin 10 mg/kg PO 10 mg/kg PO
Gentamisin 2 mg/kg İM 2 mg/kg İM
Kanamisin 7-10 mg/kg İM-İV-PO 7-10 mg/kg İM-İV-PO
Neomisin 3.5 mg/kg İM 3.5 mg/kg İM
Oksitetrasiklin 7 mg/kg İM-İV 7 mg/kg İM-İV
Penisilin G prokain 20.000 İÜ/kg İM-SC 20.000 İÜ/kg İM-SC
Penisilin G benzatin 40.000 İÜ/kg İM 40.000 İÜ/kg İM
Streptomisin 5.5-11 mg/kg İM 5.5-11 mg/kg İM
Sülfamezatin 50 mg/kg PO 50 mg/kg PO
Tetrasiklin 7 mg/kg İM-İV 7 mg/kg İM-İV
Tablo 3. Bazı grup antibiyotikler ve etken maddeler.
β LAKTAM ANTİBİYOTİKLER
AMİNOGLİKOZİTLER
MAKROLİDLER
TETRASİKLİNLER
PENİSİLİNLER
SEFALOSPORİNLER
Streptomisin
Eritromisin
Oksitetrasiklin
Penisilin G
Sefradin
Dihidrostreptomisin
Oleandomisin
Klortetrasiklin
Penisilin V
Sefaleksin
Neomisin
Spiramisin
Tetrasiklin
Fenetisilin
Sefaloglisin
Kanamisin
Tilozin
Azidosilin
Sefadroksil
Gentamisin
Josamisin
NİTROFURANLAR
Ampisilin
Sefaklor
Tobramisin
Tilmikosin
Nitrofurazon
Amoksisilin
Sefatrazin
Amikasin
Karbomisin
Furazolidon
Hetasilin
Sefalotin
Paromomisin
Nitrofurantoin
Pivampisilin
Sefalozin
Lividomisin
FLOROKİNOLONLAR
Furaltadon
Bakampisilin
Sefapirin
Spektinomisin
Ofloksasin
Nifuraldazon
Talampisilin
Sefasetril
Apramisin
Norfloksasin
Episilin
Sefamandol
Netimisin
Siprofloksasin
SÜLFONAMİDLER
Siklasilin
Sefoksitin
Sisomisin
Pefloksasin
Sülfatiyazol
Mezlosilin
Sefuroksim
Viyomisin
Amifloksasin
Sülfadiazin
Azlosilin
Sefaloridin
Framisetin
Enrofloksasin
Sülfadimidin
Piperasilin
Sefotetan
Danofloksasin
Sülfomerazin
Karbenisilin
Sefotaksim
LİNKOZAMİDLER
Nalidiksik asit
Sülfobromometazin
Karindasilin
Sefoperazon
Linkomisin
Enoksasin
Sülfometaksazol
Karfenisilin
Seftazidim
Klindamisin
Sinoksasin
Sülfasitin
Tikarsilin
Seftriakson
Oksolinik asit
Sülfakloropridazin
Oksasilin
Seftizoksim
KLORAMFENİKOL
Sülfakloropirazin
Kloksasilin
Sefaksazol
POLİPEPTİDLER
Sülfadimetoksin
Dikloksasilin
Sefalonium
RİFAMİSİNLER
Polimiksin
Sülfametoksidiazin
Nafsilin
Moksalaktam
Rifampisin
Basitrasin
Sülfafenazol
Metisilin
Rifamisin
Tirotrisin
Sülfasomizol 76
Akkan ve Karaca YYÜ Vet Fak Derg 2003, 14 (2):72-77
Rifamid
Avoparsin
KAYNAKLAR
1. Acet, A. (1989): Hayvansal gıdalarda antimikrobiyal ilaç rezidüleri. Türk Veteriner Hekimliği Derg. 3: 32-36.
2. Aytuğ, N., Batmaz, H. (1992): Veteriner İç Hastalıkları. Ekin Kitabevi. S. 337-345.
3. Başoğlu, A. (2000): Veteriner İç Hastalıklarında Genel Tedavi. Selçuk Üniv. Basımevi, Konya. 109-160.
4. Bewil, R.F. (1982): Sulfonamides. In: Booth, N.H., Donald, L.E., Eds. Veterinary Pharmacology and Therapeutics. 5th ed. Ames. Iowa State Univ. Pres. 717-727.
5. Boothe, D.M. (1990): Drug therapy in cats. A therapeutic category approach. JAVMA. 196: 1659-1669.
6. Brandler, G.C., Pugh, D.M., Bywate, R.J. (1982): Veterinary Applied Pharmacology and Therapeutics. Bailliere Tindall, London, 35-36, 356-422.
7. Doğan, A., Liman, B.C., Yavuz, H., Akar, F., Filazi, A. (1990): Tavşan dokularında eritromisin kalıntı düzeylerinin araştırılması. A.Ü. Vet. Fak. Derg. 37(2): 323-329.
8. Dökmeci, İ., Akçasu, A., Banoğlu, N., Berkarda, Ş., ve ark. (1992): Farmakoloji. İlaç Uygulamalarında Temel Kavramlar. Editör: İsmet Dökmeci. Nobel Tıp Kitabevleri. s. 705-785.
9. Evans, R.J. (1991): Clinical Pharmacology: The Rational Basis of Drug Therapy. In: Canine Medicine and Therapeutics. Eds. Chandler, E.A., Thompson, D.J., Sutton, J.B., Price, C.J. 3th ed. Blackwell Science, London, 829-856.
10. Hardy, M.L. (1985): The nephrotoxic potential of gentamicine in the cats enzymuria and alterations in urine concentrating capability. J. Vet. Pharmacol. Therap. 8: 382-419.
11. Huber, W.G. (1982): Antifungal and antiviral agents. In: Booth, N.H., Donald, L.E., Eds. Veterinary Pharmacology and Therapeutics. 5th ed. Ames. Iowa State Univ. Pres. 772-783.
12. Huber, W.G. (1982): Aminoglycosides, macrolides, polymixins, chlorampehenicol and other antibacterial drugs. In: Booth, N.H., Donald, L.E., Eds. Veterinary Pharmacology and Therapeutics. 5th ed. Ames. Iowa State Univ. Pres.
13. Jernigan, A.D. (1988): Pharmacokinetics of amicacin in cats. Am. Vet. Res. 49: 355-358.
14. Kaya, S. (1984): Hayvansal üretimde gelişmeyi hızlandırıcı maddeler ve sakıncaları. A.Ü. Vet. Fak. Derg. 31(3): 410-423.
15. Kaya, S., Şahal, M. (1989): Besinlerimizdeki ilaç kalıntıları, bunlara ilişkin tolerans düzeyleri, ilaç verilmiş hayvanlarda uyulması gereken kesim öncesi bekletme veya sütün kullanılmama süreleri. A.Ü. Vet. Fak. Derg. 36(2): 390-403.
16. Kaya, S., Yavuz, H., B.C., Akar, F., Liman, B.C., Filazi, A. (1993): Mezbahadan sağlanan sığır et, karaciğer ve böbrek örneklerinde antibiyotik kalıntıları. A.Ü. Vet. Fak. Derg. 39:(1-2). 13-29.
17. Kayaalp, O. (1991): Rasyonel Tedavi Yönünden Tıbbi Farmakoloji. 6. Baskı. Feryal Matbaacılık. Ankara 826-863.
18. Morrow, D.A. (1986): Current Therapy Theriogenology 2. Saunders Company, Philadelphia, 23-29, 177-199.
19. Nizamlıoğlu, F. (1992): Sülfonamid-trimetoprim kombinasyonu uygulanan broyler piliçlerin plazma, kırmızı kas ve karaciğer ilaç düzeyleri ve atılma sürelerinin araştırılması. Selçuk Ü. Sağ. Bil. Ens. Derg. Doktora tezi. Konya.
20. Sağmanlıgil, H. (1989): Antibiyorezistans oluşumu ve sağlık yönünden getirdiği sorunlar. U. Ü. Vet. Fak. Derg. 8-9: 249-256.
21. Şanlı, Y., Kaya, S. (1994) Veteriner Farmakoloji ve İlaçla Sağıtım Seçenekleri. Medisan Yayınevi, Ankara, 571-650.
22. Şener, S. (1990): Veteriner Klinik Farmakoloji ve Formüller. Pethask Veteriner Hekimliği Yayınları. S. 83-91.
23. Vural, M.R. (1991): Gebelik süresince ilaç etkileşmeleri ve ilaçla tedavi. A.Ü. Vet. Fak. Derg. 38(3): 257-265.
24. Watson, A.D., Middleton, D.J (1978): Chloramphenicol toxicosis in cats. Am. J. Vet. Res. 39: 1199-1203.
25. Wilkinson, G.T. (1968): A review of drug toxicity in the cat. Small. Anim. Prac. 9: 21-23.
77

Uzmanın Sayfasına Dönün
Uzmana Eposta Gönderin

Yazarından izin alınmadan başka platformlarda yayınlanmamalıdır.

Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.

04:03
Top