2007'den Bugüne 76,820 Tavsiye, 24,971 Uzman ve 17,174 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Alev Saçlı Çocuk,psikanalitik Açıdan, Öykü Analizi
YAZI #4483 © Yazan Uzm.Psk.Ferhat EKİNCİ | Yayın Şubat 2018
ALEV SAÇLI ÇOCUK ÖYKÜ ANALİZİ

ÖZET

FRİDA:alev saçlı çocuk çilli ve epeyce şişman bir kız çocuğu teyzesi ve kedisiyle birlikte bir evde en üst katta çatı katında yaşamaktadır.evleri uzun ve yorucu bir merdiven yolunun sonundadır.teyze anna da çok yaşlı ve kilolu olduğu için uzun zamandır neredeyse yıllardır evdeki kediyle birlikte dışarı çıkmamaktadır.bu nedenle frida sevmese de evin bütün alışverişini kendisi yapmaktadır.çünkü dışarı her çıktığında alev gibi kızıl saçları nedeniyle sözlü ve fiziksel şiddete maruz kalmaktadır.Frida dışarı çıktığında,çocuklar onu gördüklerinde ‘’alev alev frida geliyor,yangın var yangın,Frida’nın kafası yanıyor diye bağırırlardı.
Postacı Bruno , Frida’nın saçlarına gülmez,üzülürdü.ayda bir kez eve gelir anna teyzeye posta getirirdi.Bruno renk körüydü,bunu kimse bilmezdi.bir gün Frida postacı bruno ‘ya kendisi ile alay eden,dışlayan,şiddet uygulayan çocuklarda bahsetti.bunu duyan bruno çok üzülür,evden ayrılır ve eve gidene kadar sürekli olarak yazık çok yazık diye mırıldandı.eve döndüğünde bu durumu karısına anlatır.Bruno çiftinin çocukları yoktur.karısı da Bruno’ ya bundan sonra risk alarak bruno’nun güzergahı olmamasına rağmen Frida’yı okula götürüp getirmesini ister.bu sırada da sürekli okulda ve okul dışında kendisiyle alay edilip, dışlandığı için okulu bırakıp,aptal olarak kalmayı düşündüğünü ifade eder Frida uslu ve dersleri iyi olan çalışkan bir öğrencidir.öğretmen hemen hemen her gün onu övmektedir.postacı kendisini kula götürüp getirebileceğini söyleyince çok sevinir ve bu duruma itiraz etmez.birlikte okula gidip gelmeye başlarlar.bir gün alay eden çocuklardan birine Bruno tokat atar ve döver.dayak yiyen çocuk bunu ailesine söyler,aile bunun üzerine postacıyı müdürüne şikayet eder.müdür postacının izinsiz bir şekilde güzergahını değiştirdiğini öğrenince çok sinirlenir ve bruno’yu emekliliğine ayırır. Bruno bu duruma çok sevinir.
Frida ,anna teyzeye kendisinin de zamanında kızıl saçlı olduğunu kendisiyle dalga geçilip geçilmediğini sorar.o esnada şaşırtıcı bir şekilde kedi konuşmaya başlar.frida çok şaşırır.kedi fridaya ‘’kızıla kızıla,çıt çıt çıt,alev alev yakarık’’deyince yanmaya başladığını,’’alev alev yaktım,sen bir kızıla saçsın’’ deyince söndüğünü ifade eder.frida bunu test eder ve görür.kedi sonra da frida’ya uçabildiğini söyler. Frida bunu da test eder ve çok sevinir.frida o esnada Anna teyzenin sakladiği bir mektubu görür.mektup babasıdan gelmiştir.fridaya çok küçük olduğu için zamanında onu kendisiyle birlikte götüremediğini söyler.kendisinin yanına nasıl gelmesi gektiğini anna teyzedeki kitapta yazdığını belirtir.ancak anna teyze cok yaşlı olduğu için o kitabın dilini unutmuştur.Frida , Anna teyzesine mektubu sakladığı için çok kızmasına rağmen kedi ile birlikte Anna teyzeyi de alarak bir uçma planı yapmaya başlar.kilo verip rahat uçabilmek için kedi ile birlikte diyete ve spora başlarlar. Anna teyzeyi de yanlarında götürmek için yemeyip, içmeyip kilo verirler. Anna teyze Frida’nın ve kedinin kendisini yalnız bırakıp gideceğini düşündüğü için çok üzgündür.bu durumu, Bruno’ya esine ve profesor kuzenine anlatır,çözüm arar ve kuzeni ona çözümün nasıl olabileceğini, eskisi gibi uçabileceğini gösterir ve kitabın dilini anlatır. Frida, Bruno ve eşine ülkenin mükemmel bir yer olduğunu,kimsenin üzülmeyeceği, kardeşçe yaşadığı bir yer olarak anlatır. Postacı ve eşi de gelmeyi çok istediklerini ifade ederler. Bir festival günü, postacı, eşi, Frida, teyze ve kedi herkesin gözü önünde uçup, gözden kaybolurlar.
Kitapla İlgili Görüşlerim: kitabı genel olarak, akıcı dili ve anlatımı, öykünün güzelliği bakımından iyi bulduğumu ifade edebilirim.kitabın resimlerini çizen 1959 istanbul doğumlu ve hala istanbulda yaşayan, Huban KOTMAN’ın da çizimleri, hikaye ile bütünlük içinde olmuş, hem de ayrı bir ufuk açarak, farklı yorumalamalar gereksinimi getirmiştir.kitabın özellikle saçların alev alev yanması, ve kahramanın uçabilme özellikleri, hünerli bir psikanalistin kaleminden ayrıca yorumlanmasının kitaba başka bir ufuk ve zenginlik katacağı kanaatindeyim. Bu bağlamda bakacak olursak, kitabın bu psikolojik faktörlerle yorumlanabilecek kısımlarına hiç değinilmemiş olması, yazarın bir tercihi olsa da , ben bu durumun bir eksiklik olduğunu düşünmekteyim.
Kitapta geçen kahramanımızın saçlarının yanabilmesi, kendisinin kanat çırpıp uçabilme özelliklerini, fantastik öğelerden çok, kahramanın hayal dünyası olarak değerlendireceğim.
Kitaptaki kahramanımız frida’nın kaç yaşında olduğu belirtilmemiştir. Okul çağında olduğu ve kitaptaki frida resimlerine bakacak olursak 6-7 yaşlarında olduğunu tahmin edebiliriz.bu bağlamda yapacağım çözümleme,analiz ve yorumları bu yaş eksenini baz alarak yapacağım.
Fridanın 6-7 yaş civarında olduğunu varsayarak. Gelişim dönemlerine çeşitli kuram ve kuramcılar tarafından incelemek istedim.
Freud’ un psikoseksüel gelişim dönemlerine baktğımızda frida’nın öyküdeki bilgilerin ışığında 7-12 yaş aralığını kapsayan latent(gizil) dönemde olduğunu söyleyebiliriz.
Latent (Gizil) Dönem 7-12 yaş: Bu dönemde çocuk önceki cinsel meraklarını ansızın unutur. Ruhsal ve cinsel alanda daha önceki yıllarda yaşanmış olan çalkantılar ve çatışmalar yatışır. Çocuğun ilk defa çevresinin oluşmaya başladığı dönemdir. Çocuk enerjisini okul, ders ve arkadaş gibi sosyal ortamlara yönlendirir. Bu dönemde çocuk üzerinde çevre ve arkadaş çok etkilidir. Çocuk yaptığı davranış için onaylanma, beğeni bekler. Bu karşılanmazsa çocukta aşağılık duygusu ortaya çıkabilir. Bu dönemde ilkokul öğretmenlerine çok rol önemli rol düşmektedir. Çocuğa yetenekleri ölçüsünde görev verilmelidir. Verilecek görev dilimlere ayrılarak verilmelidir. Çocuk görevi parçalara bölünce daha kolay yapabilir. İlkokul dönemindeki başarı, gelecekteki akademik başarı için çok önemlidir. Çocuk kimse ile kıyaslanmamalı, bireysel olarak değerlendirilmelidir. Çocuk için olumlu geri bildirimler önemlidir. İlkokul döneminde kişiliğin temelleri atılır, sorumluluk, planlama, işbirliği gibi yetiler bu dönemde kazanılır. Ayrıca Toplumsal kurallar benimsenir. Bu dönemde anne-baba ve aile bireylerine, öğretmen ve akranlar eklenmiştir. Çocuk artık annebabasının yanında başka kişilerle de özdeşim kurar. Bu dönemde cinsel roller sağlamlaşır ve pekişir. Kız ve erkek çocukların oyunlarının niteliği farklılaşır.
Fridanın gelişim öyküsüne bu bilgiler ışığında bakacak olursak, öncelikli olarak önceki döenmlerin( oral, anal, fallik) bilgisi yeterince elimizde olmadığı için bu dönemdeki belirtilerle ilgili kesin yorumlar yapamayacağım. Ancak frida’nın anne ve babasının kendisiyle birlikte yaşamadığı bilgisinden yola çıkarak bir takım yorumlarda bulunulabilir. Burada frida’nın önceki dönemleri evebeyn yokluğundan dolayı bir takım özellikleri tamamlayamdığı , içselleştiremediğini bu anlamda önceki dnemlere fikse olabiliceğini ifade edebiliriz. frida’nın ebevyn yokluğu ve kendisine rol model olabileceği ve özdeşim kuarabileceği tek kişi olan yaşlı teyzenin de yeterince ilgisiz olduğu, aşırı kilolu olduğu evden dışarı alışveriş için bile çıkmadğı, sürekli kedinin yanındaki koltukta oturduğunu ,ya örgü ördüğünü, ya da uyuduğunu geriye kalan zamanlarda da kitap okuduğunu, okumadığı zamanlarda bile kitabın önünde açık durduğunu( syf 11) bilmekteyiz. Bu açıdan bakarsak fallik dönemin temel özelliklerinden olan, elektra kompleksi( temel anlamda kız çocuğunun babaya duyduğu saf cinsellik, aşk) duygularını yaşayacak ortamının olmadığı, bu babaya duyduğu aşk sonucu yaşadığı çatışmayı ve anneye duyduğu öfkenin, anneyle kurulan özdeşim kurma ve böylece annenin kurallarını ,ailenin kurallarını içselleştirecek bir süreç yaşamadığı görülmektedir. Özdeşim kuracağı tek figürün teyzenin de oldukça ilgisiz olmasından dolayı, frida’nın bir olayla karşılaştığında bir kız çocuğu olarak neyi referans alıp , olaylara nasıl yaklaşacağı insanlarla nasıl iletişim kurulacağı , bir problemle karşılaştığında ne yapması gerektiği konularındaki yetersizliğin gerekli özdeşim kurmanın vce içselleştirme sürecinin sağlıklı bir biçimde yaşanmamış olmasına bağlayabiliriz.sağlıklı Özdeşim kurma durumunun sonradan gelişecek olan sosyalleşme durumuna zemin hazırladığını düşünürsek Frida’nın sosyalleşme ortamındaki okulda ve dışarıda yaşadığı sıkıntılarıda yine özdeşim mekanizmasının sağlıklı kurulalamamasının da payı olabileceğini ifade edebiliriz. Özdeşim kurma gelecek dönemdeki yetişkin ilişkilere yansıma durumunu ileriki bölümlerde daha detaylı değineceğim.
Latent dönemin yukarıda belirttiğimiz diğer gelişim dönemi özelliklerine bakmaya devam ederek, Frida’nın okulda yaşadığı sıkıntılar, arkadaşları tarafından sürekli alaya ve dışlanmaya maruz kalması , fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmasından dolayı, bu döenmin özelliği olan yeteri düzeyde akademik başarı kazanma, görevleri başarıyla tamalama, sorumluluk alma öğretmenle kurulan ilişki gibi alanlar da da bir takım sıkıntılarla karşılaştığı görülmüştür. Her ne kadar derslerinde başarılı olsa da bunu ifade edemyişi, öğretmeninin sürekli olarak frida’ ya üzülmesi ve ona acıma duygusunu hissettirmesinin frida’ya olumsuz olarak yansıdığını, Frida’nın kendini , güçsüz, zayıf ve çaresiz hissetmesine neden olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca Frida’nın derslerinde başarılı bir çocuk olmasına rağmen hiç övgü almaması, akranları tarafından onaylanmaması da Frida da bir takım yetersizlik duygularının gelişimine yol açtığı, bu anlamda özgüven problemleri doğurduğu söylenebilir.
Erikson’un gelişim teorisi açısından bakacak olursak;
4-) Başarıya karşı aşağılık duygusu(7-11yaş): Çocuğun başarıyı tattığı dönemdir. Bu başarı sadece okul başarısından ibaret değildir. Herhangi bir alanda olabilir.(örn: sanat,spor…) Çocuğa verilecek görev, çocuğun yeteneklerine uygun olmalı, gerekirse parçalara bölünerek verilmelidir. Anne- baba çocuğa olumlu geri bildirimlerde bulunmalıdır. Çocuğun kendi varlığını hissedebileceği alan oluşturulmalıdır. Çocuk başkalarıyla kıyaslanmamalıdır. Akademik öz güven bu dönemde gelişir. Plan yapma, ekip ruhu bu dönemde gelişir.
Frida’nın gelişim dönemini erikson açısından bakacak olursak, akademik anlamda başarılı olduğu , ancak bu başarıyı sergileyip ifade edecek ortamın olmamasından dolayı, olumlu geribildirim alamadığı, başarısının takdir edilmediği, onaylanmadığı görülmüştür. Frida ayrıca okul dışında hiçbir alana karşı da ilgi göstermemektedir. Kendi varlığını hissedebileceği, bu benim eserim, ya da bu benim sayemde oldu, diyebileceği bir alanda söz konusu değildir. Bu bağlamda erikson kuramı açısından Frida’nın bu dönemi sağlıksız olarak geçirdiği ifade edilebilir.
Bowlby bağlanma kuramına göre değerlendirecek olursak;
Bağlanma Kuramı'na göre, çocuk bebeklikten itibaren annesi ile yaşadığı deneyimleri ve onunla geliştirdiği ilişkisini ilerleyen yaşlarda her türle yakın ilişkisinde model olarak kullanır; kişinin benlik modeli ile başkaları modeli bu sayede gelişir. Benlik modeli, kişinin ne ölçüde kendini sevgiye layık, değerli bir birey olarak gördüğüdür. Başkaları modeli ise kişinin diğer insanları ne ölçüde güvenilir, ilgi ve sevgi sunmaya hazır bireyler olarak algıladığıdır. Bebekliklerinde annelerine her ihtiyaç duyduklarında gecikmeden annelerinden ilgi gören ve bu sayede güvenli bağlanan bireyler, olumlu birer benlik ve başkaları modeli geliştirirler. Duygu ve düşüncelerini başkalarına açmaktan, ihtiyaçlarını ifade etmekten çekinmezler, kolaylıkla yakın ilişkiler kurabilirler. Öte yandan, bireylerin benlik ve başkaları modellerinden birisinin ya da her ikisinin birden olumsuz olması mümkündür. Dört farklı yetişkin bağlanma modeli vardır. Bunlar; güvenli bağlanma, kayıtsız bağlanma, saplantılı bağlanma ve korkulu/kaygılı bağlanmadır. frida’nın yaşadıklarına bakınca, annenin olmayışı, bakım veren ilgisiz bir teyze tarafından büyütülmesi, dışarıda sürekli olarak arkadaşları tarafından dışlanması fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalması sebebiyle kayıtsız bağlanma figürüne sahip olduğunu düşünmekteyim.
Kayıtsız Bağlanma: Bu bağlanma tarzına sahip bireyler, kendilerini vede başkalarını olumsuz görme eğilimindedirler. Kimse ile kolay kolay yakın ilişki geliştirmezler. Başkalarına duydukları gereksinimi ve yakın ilişkilerin önemini reddederler. Bu yapı çocukluk yıllarında gelişir. Çocuk ihtiyaç duyduğu güven, sığınak ve de şevkati anneden göremeyince, bu ihtiyaç duygusunu içinde en düşük dereceye indirmeyi başarır. Bu nedenle bu çocuklar sonraki yıllarda kimsenin ilgisine güvenemez ve de kimse ile kolay yakin ilişki geliştirmezler. Ne bağlanırlar ne de birilerinin kendilerine bağlanmalara tahammül ederler.
Yukarıda kalın italikle belirtilen kısım frida’nın gelişim öyküsünün bir parçası olarak değerlendirebiliriz.
Piaget’in gelişim kuramına göre değerlendirecek olursak;
Piaget, bilişsel gelişimi, biyolojik ilkelerle açıklamıştır. Piaget’ye göre gelişim, Kalıtım ve çevrenin etkileşiminin bir sonucudur. Bilişsel gelişimi etkileyen ilkeleri de şöyle belirlemektedir; olgunlaşma, yaşantı, uyum , örgütlenme, dengelemedir.
Bilişsel gelişimi 4 döneme ayırır. Bunlar; Duyusal Motor (0 – 2), İşlem Öncesi Dönem(2 – 6) , Somut İşlemler (6 – 11) , Soyut İşlemler (11 – 18)
Frida!nın somut işlem dönemi(6-11) olduğu görülmektedir. Nesne ve olaylar hakkında mantıklı düşünebildiği, Sayı, kütle ve ağırlık korunumu kavramı edindiği, Nesneleri birden çok özelliğe göre sınıflar ve onları tek bir boyuta göre sıraya koyabilmeye başladığı görülmektedir. Bu anlamda frida’nın ,6-7 yaşlarında olduğunu unutmayarak bu dönemi edindiği beceriler ekseninde sağlıklı geçirdiği söylenebilir.
Buraya kadar frida!nın yaşını baz alarak gelişim kuramları açısından değerlendirmeye çalıştım. Şimdi de sahip olabileceği psikopatolojik bulgular, başa çıkma tarzları , kullandığı savunma mekanizmaları, kişilik örgütlenmeleri ve gelecek projeksiyonu açısından değerlendirmeye çalışacağım.

PSİKOPATOLOJİK BULGULAR, BAŞA ÇIKMA YOLLARI, SAVUNMA MEKANİZMALARI, GELECEK PROJEKSİYONU

Frida’nın çocukluk depresyonu geçirdiğini düşündüğüm için dsm v depresyon belirtilerini yazmak istedim.daha sonrasında frida özelinde depresyonun nasıl gerçekleştiğini açıklayacağım.
DSM-V TANI KRİTERLERİ

A. Aynı iki haftalık dönem boyunca, aşağıdaki belirtilerin 5’i ( yada daha fazlası ) bulunmuştur ve önceki işlevsellik düzeyinde bir değişiklik olmuştur; bu belirtilerden en az biri ya çökkün duygudurum ya da ilgisini yitirme ya da zevk alamamadır. Not: Açıkça başka bir sağlık durumuna bağlı belirtileri kapsamayan.
Çökkün duygudurum neredeyse her gün, günün büyük bir bölümünde bulunur ve bu durumu ya kişinin kendisi bildirir ya da bu durum başkalarınca gözlemlenir.(Örneğin; ağlamaklı görünür.) Not: Çocuklarda ve ergenlerde daha kolay kızan bir duygudurum olabilir. başkalarınca gözlediği üzere, çökkün duygudurum vardır. Not: Çocuklarda ve ergenlerde şizofreni açılımı kapsamında ve psikozla giden tanımlanmış ya da tanımlanmamış diğer bozukluklarla daha iyi açıklanamaz.
2. Hemen hemen bütün etkinliklere karşı ilgide belirgin azalma ya da bunlardan zevk alamama durumu, neredeyse her gün, günün büyük bir bölümünde bulunur.
3. Kilo vermeye çalışmıyorken çok kilo verme yada kilo alma (örn. Bir ay içerisinde ağırlığının %5 inden daha çok olan bir değişiklik ) yada neredeyse her gün yeme isteğinde azalma ya da artma. Not: Çocuklarda beklenen kilo alımını sağlayamama göz önünde bulundurulmalıdır.
4. Neredeyse her gün uykusuzluk çekme ya da aşırı uyuma.
5. Neredeyse her gün, bitkinlik ya da içsel gücün kalmaması ( enerji düşüklüğü)
6. Neredeyse her gün motor ajitasyon ya da yavaşlama
7. Neredeyse her gün değersizlik yada aşırı ya da
uygunsuz suçluluk duyguları

8. Neredeyse her gün, düşünmekte ya da odaklanmakta
güçlük çekme ya da kararsızlık yaşama

8. Yineleyici ölüm düşünceleri, öznel eylem
tasarlamaksızın yineleyici kendini öldürme düşünceleri
ya da kendini öldürme girişimi ya da kendini öldürmekle
ilgili öznel bir eylem tasarlama.
B. Bu belirtiler klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olur.
C. Bu dönem, bir maddenin ya da başka bir sağlık durumunun fizyolojiyle ilgili etkilerine bağlanmaz.
D. Yeğin depresyon döneminin ortaya çıkışı şizoduygulanımsal bozukluk, şizofreni, şizofrenimsi bozukluk, sanrısal bozukluk ya da şizofreni açılımı kapsamında ve psikozla giden tanımlanmış yada tanımlanmamış diğer bozukluklarla daha iyi açıklanamaz.
E. Hiçbir zaman bir mani dönemi ya da hipomani dönemi geçirilmemiştir. Not: Mani benzeri ya da hipomani benzeri dönemler maddenin yol açtığı dönemlerse ya da başka bir sağlık durumunun fizyolojisiyle ilgili etkilerine bağlanabiliyorsa bu dışlanma uygulanmaz.

Fridan’nın sürekli olarak dışlanması, arkadaşları tarafından fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalması, yaşadığı şiddeti uzun bir dönem postacı kendisine sorana kadar kimseye anlatamaması, saçının rengi nedeniyle öteki olduğu, ayrı bir canlı olduğu duygusunun hissettirilmesi, ebeveyn yokluğu, kendisiyle ilgilenecek kimsenin uzun yıllar olmayışı, bu anlamda yaşadığı yoğun yalnızlık ve güçsüzlük duygusu, teyzenin yoğun ilgisizliği, alışverişe bile frida’yı göndermesi , bu bağlamda frida’nın yaşına göre ağır bir sorumluluk üstlenmesi, frida’nın aşırı kilolu olması, evden dışarı çıkmaya gönülsüz olması, okula gitmedeki isteksizlik ve okulu bırakmak istediğini söylemesi (syf18) saçlarının kızıl olmasından dolayı suçluluk hissetmesi;(syf 18) , saçlarını kesmek istemesi ve sonunda kesip ağlaması (syf13),gibi durumların depresyon belirtileri olduğunu düşünmekteyim. okula gitmedeki isteksizlikle ilgili’’çocuklardan korkuyorum aptal kalsam olmaz mı’’ ifadesi depresyon durumunda görülebilen öfkenin kendine dönmesi, öfkenin içealımı olarak değerlendirebiliriz. Burada frida’nın okulda arkadaşlarının kendisiyle sürekli olarak dalga geçip dışlaması nedeniyle onlara yoğun bir öfke duyduğu, bu yoğun öfke duygusu katlanılamaz hale geldiğinde, bu yoğun duyguyla başa çıkmak için bir savunma mekanizması olarak bastırmayı kullanarak öfkeyi kendine yönelttiği açıkça görülmektedir. Bir diğer durumda kendine zarar verme durumudur. Burada Frida kendisinin başına bela olduğunu düşündüğü, sürekli olarak dışlanmasına neden olan saçlarını keserek onlardan kurtulmaya çalışmıştır. Ama saçları beş saat sonra saçlarının tamamen geri geldiğini görmüştür. burada anlatılmak istenen. Frida’nın saçlarını kesmeyi istemesi ve bundan korkmasıdır, yani çelişik bir arzudan bahsedilmektedir. Frida saçlarının kesildiğinde tekrar çıkacağını bildiği için, aslında çok yapmak istediği eylemi yapamamanın çelişkisi anlatılmaktadır. Frida burada yaşı gereği,( bu yaş döneminde hayal kurma ve hayali oyunlar olabilmektedir.) saçlarını kesip, saçlarından kurtulmayı hayal etmiştir.
Burada yapılabilecek diğer bir yorumda psikotik özellikli depresyondur. Depresyon belirtilerine ek olarak, psikoz belirtileri( varsanı, sanrı gibi) belirtilerin eşlik etmesidir. Frida’nın saçlarını kesmesi ve beş saat sonra saçlarının eski haline dönmesi, depresyon döneminde olan Frida’nın hezeyan yaşadığı düşünülebilir. Ama ben , her ne kadar 6- 7 yaşlarının hayal kurma dönemi için biraz fazla bir yaş olsa da, Frida’nın gelişim özelliklerini de düşünürsek daha çok dönemsel özelliğine bağlı olduğunu, psikotik özellikli depresyonun ağır ve uç bir yargı olacağı kanaatindeyim.
Diğer bir depresyon belirtisi olarak değerlendirebileceğimiz bir durum da Frida’nın aşırı kilolu oluşudur. Bu noktada Frida’nın yaşadığı içsel çatışmaları bastırmanın bir aracı olarak yemek yemeyi tercih etmiş olabilir. Bu şekilde yaşadığı stres ve kaygıyla baş edebilmek için psikanaltik bir terimle yatırımı bedenine yaptığını ifade edebiliriz.
Frida’nın isteksizliğini, okula gitmek istemeyişini, alışveriş için bile zorunlu olmadıkça çıkmak istememesi durumunu, da depresyon belirtisi olarak ele alabiliriz. Burada yaşanan kaygı ve stres düzeyi o kadar yoğundur ki, bedenimizn başka bir şey yapmaya libidinal anlamda gücü ve enerjisi kalmaz. Beck depresyonun altta yatan bilişi için şu ifadeyi vurgulamaktadır.’’ Depresyondaki insanın bilişi hareket edemeyecek kadar kendimi yorgun ve çaresiz hissediyorumdur’’ demektedir. Bu anlamda Frida’nın isteksizliğini bu şekilde açıklayabiliriz.
Diğer bir nokta da Frida’nın yalnızlık, güçsüzlük duygusu, bakım veren kişinin teyzenin kendisiyle ilgilenmeyişidir. Yaşadığı sıkıntıları anlatacak( postacıyla tanışana kadar) kimsenin olmayışıdır. Yetişkin bir insanın bile çoğu zaman yanında olan ona destek veren birilerinin olması ona güç verirken, bu yaştaki bir çocuğun kimsesinin olmayışı , yaşına göre oldukça ağır bir yüktür.
Frida’nın depresyon olgusunun, gelecekte nasıl bir oluşum gösterebileceğini değinirsek; depresyonun bilişsel şemalarının erken yaşlarda oluşmaya başlaması, yetişkinlik durumunda yaşayacağı herhangi bir stresli yaşam olayında, olayı değerlendirme şekillerinde bu edindiği olumsuz şemaların rol alabileceğini söyleyebiliriz. Frida’nın sevilmeme, terk edilme, onaylanmama, şemalarının olabileceğini ifade edebiliriz. Bu bağlamda Frida’nın yetişkinlikte kuracağı ilişkilerde bu olumsuz şemaların etkisi görülecektir. Şemaların işleme bilişlerini örneklendirmeye çalışalım. Örn; frida yetişkinlik döneminde bir flörtöz ilişki edinmiş olsun, ilişkisinde yaşadığı bir tartışma durumunda şu bilişler işleyebilir; zaten sevilmiyorum, benim hatamdı, ben onu kızdırmasam bana hakaret etmeyecekti, benim suçum her şeyi mahvediyorum, acaba bunu şöyle mi yapsam daha çok beğenir, buguün güzel olmadım beni hiç beğenmedi, ona karşı çok saygılı olmalıyım hata yapmamam lazım gibi. Bilişlerin bu şekilde işleyebileceğini yorumlayabiliriz.
Frida ,çoğu zaman arkadaşları tarafından duygusal şiddete maruz kalmış, dışlanmıştır. Bir kez fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Bir kez postacının onu kovalayan çocuklardan birine tokat attığını görmüştür. bu bağlamda frida hem travmatik yaşantıya maruz kalmış hem de tanığı olmuştur. Bu noktada Frida’nın tssb semptomları sergilediğine dair elimizde yeterince veri yoktur. Ancak uzun dönemde erken dönem travmatik yaşantıların olumsuz etkileri olacağını ifade edebiliriz. Frida’nın tssb yaşadığını gösteren bir veri olarak şunu sunabiliriz. Frida bir gün okul çıkışında, kendisine zarar vermeye çalışan çocuklara, saçlarını yakarak karşılık vermiş, çocuklarda morarma ve yanık izleri oluştuğu kitapta geçmektedir. Bu noktada içe atım savunma mekanizmasının işlediğini yorumlayabiliriz.
İçe Atım: İçe atım dışarıdaki bir nesnenin veya nesnenin bir parçasının ya da nesnenin bir özelliğinin pozitif veya negatif anlamda içe alınarak zihinsel anlamda onun yaşatılmasıdır.
Bu durum genelde zayıf bir ego'nun, kendisini daha güçlü hissetmek için başvurduğu bir çözüm yoludur. Cesaretsizliği ve fiziksel zayıflığından ötürü yetersizlik hisleri duyan bir birey mahallenin kabadayısını içsel olarak içe atıp, kötü duygularıyla baş edebilir.
İçe atım sadece bu bağlamda olmaz. Sevilen bir nesne içe alınarak her an onunla iletişim ve özdeşim kurulabilmekte, ondan ayrı kalmanın acısı telafi edilebilmektedir.
İçe atım bazen negatif yönde değerlendirilir. Öfke duyulan ya da nefret edilen bir nesne içe atılarak bu nesneye karşı deşarj sağlanabilir.
Frida’nın anlattığı kendini savunmak için, arkadaşlarına zarar verdiği olayda bu mekanizmanın etkisinden bahsedebiliriz. . Frida’nın olaylar karşısında yaşadığı zayıflığı ve çaresizliği, fizksel zayıflığını içe attığını, bu şekilde olayın olumsuz yönleriyle bu şekilde başa çıktığını ifade edebiliriz.
Ebeveyn yokluğu ve ilgisizilik yaşayan çocukların bir kısmının sevgi ve şefkate karşı kapılarını kapadığı, insanlara karşı güvensiz olduğu , bir kısmının da aşırı hassasiyet göstererek neredeyse suistimale açık bırakacak şekilde yakınlık ihtiyacı güttüğünü söyleyebiliriz. Daha başka bir ifadeyle sınır problemleri yaşayabileceklerini söyleyebiliriz. Frida’nın postacıya ve eşine olan ilgisi, yakınlık ihtiyacı bağlamında değerlendirebilir. Frida, Bruno’ da özlediği, aradığı ‘baba’ figürünü bulmuş ve bu nedenle kendisine kısa zamanda yakınlık gösterip alışmıştır. Aynı şekilde çocukları olmayan Bruno ailesi de Frida’yı çocukları yerine koymuştur.Frida’yı işi pahasına okula götürüp getirmesi, alev gibi saçlarına üzülmeleri, Frida için çözüm aramaları bu duruma birer örnektir. Burada büyük bir rol karmaşasının olduğu açıktır. İlerleyen dönemlerde bu rol karmaşasının, çatışmaya dönme ihtimali yüksektir.ancak kitapta buna dair bir bilgi yoktur.yine Frida’nın özdeşim kurabileceği ebevyn eksikliğinin olmaması, kendisinde ileriki dönemlerde bir takım cinsiyet rolleri açısından problem oluşturabileceğini belirtebiliriz.
Frida bir gün teyzesinde bir mektup görür. ve o mektupta babasının kendisi için ‘’henüz bizimle yola çıkamayacak kadar küçüktün, bu nedenle seni götüremedik, bu mektubu okuyunca buraya gelecek kadar büyümüş olacaksın’’ ifadesi yer almaktadır. Frida’nın bu mektubu okuduktan sonra teyzeye olan kızgınlığı dışında, ne hiseetiği bu büyük travmayı nasıl karşıladığına dair bir bilgi yoktur. Frida’nın mektubu okuyarak büyük bir travma yaşadığını söyleyebiliriz. Mektupta yer alan küçük olduğun için seni götüremedik ifadesinin, demek büyük olsaymışım annem babam beni götürürmüş algısına yol açacağı ,yaşı gereği ben merkezci bir yorumlamayla, kendi hatasıymış gibi algılamasına ve dolayısıyla suçululuk ve kendine dönük öfke duygusuna yol açacağını söyleyebiliriz.erken dönem travmatik yaşantıların, ileri dönemlerdeki travmalara karşı kişileri daha savunmasız ve dayanıksız bırakabileceğini söyleyebiliriz.
Frida’nın babasının yanına giderken, teyzeyi kediyi ve Bruno ailesini de kendisiyle birlikte götürerek uçmak ister ve öyle de yapar. Burada anlatılan ülke cennet kadar güzel bir yer olarak tarif edilir. Böyle bir ülkenin varlığı gerçekten olabileceği gibi(mektupta yazdığı şekliyle) Frida’nın hayal dünyası da olabilir. Frida burada yaşadığı sıkıntılardan kurtularak, sevdikleriyle ve özlemini duyduğu ailesiyle birlikte mutlu bir şekilde yaşamanın hayalini kurmuş olabilir. Yaşadığı sıkıntılardan geçici de olsa imajinasyon kurarak , kurtulamaya çalışmıştır diyebiliriz. Böyle bir mekanın gerçekliğini varsayacak olursak, sevdği herkesi birlikte götürmek istemesini, ayrılık anksiyetesi olarak değerlendirebilir miyiz? Sorusu benim için muğlak bir nokta olarak kalmıştır. Burada Frida hiç bilmediği bir yere gideceği için korkmuş mudur. Ya da gerçekten ayrılacağı için anskiyete mi yaşamaktadır. Ben her iki durumun da birlikte varolduğu kanaatindeyim.
Frida’nın, sevdiği herkesi yanına alarak herkesin içinde uçması ve gözden kaybolması durumunu da içe atım mekanizması olarak değerlendirebiliriz. Frida babasının bıraktığı mektubu okuduktan sonra yaşadığı travmayı bu şekilde atlatmaya çalışmıştır diyebiliriz.
Sevilen bir nesne veya kişi (baba )içe alınarak her an onunla iletişim ve özdeşim kurulabilmekte, ondan ayrı kalmanın acısı telafi edilebilmektedir. Bu şekilde Frida’nın, travmatik olayın etkisinden uçarak babayla iletişim kurarak kurtulmaya çalıştığını ifade edebiliriz.

Kaynakça;
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ferhat EKİNCİ Fotoğraf
Uzm.Psk.Ferhat EKİNCİ
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi4 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Ferhat EKİNCİ'nin Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,174 uzman makalesi arasında 'Alev Saçlı Çocuk,psikanalitik Açıdan, Öykü Analizi' başlığıyla benzeşen toplam 28 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
--
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


13:54
Top