2007'den Bugüne 89,825 Tavsiye, 27,674 Uzman ve 19,687 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!


Mesleki Anılar Kütüphanesi

TavsiyeEdiyorum.com üyesi uzmanların paylaştığı mesleki anılar kütüphanemize hoşgeldiniz. Üyelerimizin mesleki anılarını tarih sırasına göre aşağıda bulabilirsiniz. Eğer siz de site üyemizseniz, bu sayfada ilginç bir mesleki anınızı yayınlamak için ÜYE SAYFANIZ içinden MESLEKİ ANILAR bağlantısını seçiniz. Bu sayfada yayınlanan anılar yazarının isteği üzerine isimle veya isimsiz olarak yayınlanmaktadır. Tıp doktoru üyelerimizin anıları ise mesleki etik kuralları gereği her zaman isimsiz olarak yayınlanmaktadır.

Site Ana Sayfamıza Dönün - Tanıdığınız Bir Profesyonel Hakkında Tavsiye Yazın


İ.Serdar SAYAR Fotoğraf
Vet.Hek.İ.Serdar SAYAR
Adana
Veteriner Hekim
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi75 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 42 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : BU NE SEVGİ AHH..(!) Yayın Tarihi : 31-03-2019 20:05
 
DOHAYKO hayvan barınağında insanlar farklı sebeblerle köpeklerini barınağa bırakmak isterlerler.Köpeklerin barınağa bırakılma nedenleri içeren bir kitap yazılabilir.Hani derler ya traji-komik ,böyle bir kitap...Psikologların ilgi alanına da girer sanırım.Toplumumuzun hayvana bakış açısını da yansıtır bu.Köpeğin barınağa bırakılma sebebi,bırakılma aşamasındaki o psişik haller,bırakıldıkdan sonraki ara sıra köpeği ziyaretler ,köpeğin davranışları,köpeğin psikolojik davranışları gibi.. Köpeğin barınağa bırakılma bahanelerini sıralıyacak olursak;annem-babam hasta,tüyünden kist geçer diyorlar,eşim hamile,eşim doğum yaptı,doktor oğlumda allerji olduğunu söyledi ,ev sahibi köpek var diye cart-curt ediyor,biz köpeğimizi aldığımızda minicikti koynumda yatıyordu şimdi eve sığmıyor,evi taşıyorum,bahçeli evdeydim daireye taşındım gibi bahaneler.Herkes HAKLIDIR,zavallı köpek dışında. Bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum.Süs köpeği olarak bilinen bir köpek yanılmıyorsam,kaza sonucu sol ayağı kırılmış olarak barınağa geldi.Kırık kötüydü.Açık bir kırık ayağı bir parça deri tutuyordu.Ampüte edildi, yani kesildi. Sahibi köpeğine çok düşkün izlenimi veren bir bayan.Yarası iyileşince geri alacağını bana söyledi,sevindim tabi.Tek başına el bebek gül bebek bakılan köpek için barınak-hapishane-işkencedir.En azından 20-25 köpekle birlikte toplu yemek yeme,ısırılma,hastalık riski gibi...Ayak iyileşti,yara tamamen kapanmadığı için dokunduğu yere kan bulaştırabiliyordu.Tam olarak iyileşsin diye tekrar barınağa bırakıldı.Eşyaları kirleniyormuş.Bir süre daha barınakta kaldı,tamamen iyileşti bu sefer.Bu arada köpeğin alnının tam ortasında kıl dökülmesi başladı.Mantar.Tedaviye başladım.Bayan ziyaretlere geliyor,gelirkende köpeğe 1.5 kişilik kuşbaşı kebab getiriyor.Sonunda köpeği barınaktan alıyor.On gün sonra köpek geri barınağa getiriyor.Aşı için götürdüğü veteriner alnındakinin mantar olduğunu hayvan sahibine de bulaşacağını söylemiş.Bir süre sonra, bir sabah onu bakıcıları ölü olarak kafesinde buldular .

İ.Serdar SAYAR Fotoğraf
Vet.Hek.İ.Serdar SAYAR
Adana
Veteriner Hekim
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi75 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 42 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : AT KANININ HİKMETİ Yayın Tarihi : 31-03-2019 20:05
 
Yaklaşık 20 sene önceydi,Konyanın Ilgın ilçesinde klinige bir grup insan garip bir istek ile geldiler.Bu istekleri oldukça tuhaftı.At kanı istiyorlardı.kendileriyle birlikte getirdikleri attan kan alıp alamayacagım sordular.Gelen kişiler Ilgının köyünden insanlardı.Yoksul görünümlü insanlardı.At kanını ne yapacaklarını düşündüm.Anadoluda farklı uygulamalar olduğunu duymuştum,okumuştum sağaltımlarla ilgili...Bitkisel tedaviler gibi.Attan kanı alacağımı söyledim köylülere ama bir şartla.Kanı ne yapacaklarını bana söyleyeceklerdi.Sordum.Yaşlı köylüden gelen yanıt hayli ilginç ve düşündürücü idi.Yaşlı köylü anlattı.Oğlunu evlendirmiş ancak gelini bir türlü hamile kalamıyormuş.Çare olarak bir hocaya gitmişler.Hocada at kanının gerekli olduğunu söylemiş.At kanı ile hoca efendi bir tür büyü yapıp gelinin hamile kalmasını sağlayacakmış.Ağzım açık kaldı.Ne kadar doktora gösterin desemde ikna edemedim.Cahalete bu denli yakın olmamıştım.Anadolu gerçeğinin canlı bir örneğini yaşadım.Mesleğin ilk günlerinde büyücüleğe de bulaşmış oldum.

Site Üyesi Bir Uzmanımız
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
 
Mesleki Anı : İlk hipnoz deneyimim Yayın Tarihi : 27-04-2010 14:49
 
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesindeki asistanlığım sırasında Acil Servis nöbetlerinden birinde sırasıyla ani görme kaybı (körlük), ani bel altı felç ve ani konuşma kaybı vakaları geldi. İlk gelen vakayla 30 dk. görüşme ve hipnoterapi uygulaması ardına hasta "yaşasın görüyorum" diyerek odadan fırladı, yakınları o ana kadar korku içinde iken bir anda yüz ifadelerinin şaşkınlığa dönüşmesini izlemek keyif vericiydi. Onun hemen ardına ikinci vaka geldi. Onunla da yaptığımız görüşme ve hipnoz sonrası odadan koşarak çıkması ve yine aynı yüz ifadesindeki değişiklikleri izlemenin keyfinden sonra gelen üçüncü vakanında odadan şaşkın bakışlar arasında çıkması, benim o gün hipnoterapinin ne kadar faydalı ve hızlı etki gösteren bir tedavi şekli olduğunu anlamamı sağladı. Toplamda 90 dakikada 3 hastanın ani gelişen fonksiyonel kayıplarını iyileştirdim, hissedilen ve gösterilen minnet duygusu inanılmaz mutluluk vermişti. Aslında sanki "Eski Türk Filmlerinden" fırlamış sahneler gibi yaşandı herşey, ama güzeldi. Aynı gece başka bir hastaneden bağırıp çağırdığı için gönderilen bir erkek hasta ile görüştüm. Hasta çok bağırıyor, ara sıra etrafa küfürler savuruyor ama yerinden kalkmaya cesaret edemiyordu. Hastaya neyi olduğunu sordum, öfke ve acıyla; "sol omuz ağrısı" olduğunu söyledi. Arkadaşları ile evde verdikleri bir partide 4 kişi şaka olsun diye kol ve bacaklarından çekiştirerek askıya alıp yere salmışlar ve sol tarafına düşmüş. Sol omuzunu muayene ettiğimde subluksasyon dediğimiz "yarı çıkık" durumunu gördüm. Gereken manuplasyonla hastanın omzunu yerine orturttum ve hasta bir anda rahatlayıp, kendine geldi. O gece kendimle gurur duydum, özellikle psikiyatrist olmama rağmen bir ortopedistin görmediği bir omuz çıkığını görüp tedavi etmiş olmak ayrı bir gurur verdi. Aslında hastane yönetimin beklentisi bu vakaların ilaç verilerek üst makamlara intikalini sağlamak olmasına rağmen, o gece acı çeken 4 kişinin çabucak iyileşmesini sağlamanın verdiği onur duygusu alacağım cezanın gücünü bastıracak kadar kuvvetliydi. Ertesi gün idare tarafından, benden beklenenden daha fazla bir özgüvenle hareket ettiğimi, bunun yanlış olduğunu, davranışlarıma dikkat etmem gerektiğini bildiren bir konuşma dinledim. Kısacası büyüklerim bana haddimi bildirmişlerdi, hastaları iyileştirdiğim için... Özellikle kavrayamadıkları şey, omuz çıkığını tedavi etme cesaretim olmuştu, aslında fakültede dersleri iyi dinleyen her HEKİM, her türlü çıkığı onarabileceğini bilir. Asıl olan HEKİM OLABİLMEKTİR
Site Yönetiminin Notu: Tıp Doktoru üyelerimizin anıları mesleki etik kurallarına saygı duyularak isimsiz olarak yayınlanmaktadır.

Turgay KÖSE Fotoğraf
Uzm.Dyt.Turgay KÖSE
Muğla
Diyetisyen
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi15 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 144 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Portakalı da mı kabuklu yiyeceğiz? Yayın Tarihi : 23-12-2021 16:36
 
Sene 2002, Ankara'da Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nda Yedek Subay Diyetisyen olarak vatani görevimi gerçekleştirmekteyim. Mesai sonrası Türk - İngiliz Kültür Derneği'nde gerçekleştirilen bilimsel toplantılara sıklıkla dinleyici olarak katılmakta idim. Asteğmen olduğum için malesef konuşmacı olarak sahnede yer alamasam da, bir gün mesleğim icabı bana söz hakkı doğdu. Düzen Laboratuvarları'nın sahibi Prof. Dr. Yahya Laleli'nin "Yaşlanma ve Antioksidanlar" konulu seminerine katıldım. Çok keyifli bir konferans sonunda sayın hocamıza birtakım sorular yöneltildi. Sayın Laleli bu sorulara da gereken cevapları verdi. Sorulardan birinde Yahya Bey uzmanlığı ile ilgili olarak gereken yanıtı verdi,fakat bir yerde; "ben beslenme uzmanı değilim, bu konuda fazla yorum yapmam yanlış olur" diyerek cümlesini sürdürdü. Bu esnada ben söz hakkı aldım ve kendimi tanıttım. Soruya gereken yanıtı verdim. Posa yani liflerin beslenmemizdeki öneminden bahsettim. Kurubaklagillerin, kepekli tahılların ve sebze - meyvelerin lif içeriğinin yüksek olduğundan, diyetimizde bu besinlere sık sık yer verilmesinden vs bahsettim. Veee son söz olarak şu cümleyi kullandım: "SOYULMADAN YENİLEBİLEN sebze ve meyveleri, kabukları ile birlikte yemeyi tercih ediniz." O esnada arkamda oturan Ahmet Bey (sonraki toplantılarda kendisi ile çok keyifli sohbetlerimiz oldu) omzuma 2 kez peşpeşe vurarak; "PORTAKALI DA MI KABUKLU YİYECEĞİZ?" şeklinde bir soru yöneltti. Gülmemek için kendimi zor tutarak, "hayır efendim, kabukları ile birlikte yenilebilenleri soymadan yemeyi kastettim" dedim.

Şahin UÇAR Fotoğraf
Uzm.Psk.Şahin UÇAR
Bursa
Psikolog - Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Özel ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com Üyesi158 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 36 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Huzursuz ( Yorgun ) Bacak Sendromu Yayın Tarihi : 05-08-2007 01:53
 
Huzursuz Bacak Sendromu olan kişiler genellikle yatağa girip hareketsiz kaldıklarında bacaklarında farkettikleri ancak tam olarak da tarif edemedikleri rahatsız edici hislerden yakınırlar. Bu hisler kişiler tarafından “baldırlarım ağrıyor”, “bacaklarıma derinden bir şeyler batıyor”, “yanıyor”, “uyuşuyor”, “bacaklarımla böcekler yürüyor”, “ Küçük Bıçaklar Saplanıyor” gibi çok farklı şekillerde tarif edilir. Hissedilen rahatsızlığı tam olarak tarif edemediklerinden yakınırlar. Yorgun yada huzursuz bacak sendromu olarak bilinen bu rahatsızlığa sahip olan 42 yaşındaki danışanım M, yoğunlukla uykuya dalma esnasında yaşadığı bu sorununu yaklaşık 20 yıldır yaşadığını belirtti. Analitik hipnoz ile Age Regresyon ( yaş geriletmesi ) yaptığımda şu ilginç olaylarla karşılaştım. Benliğin Savunma Aracı Olarak Uyku M 4 yaşındadır. Ve arkadaşının evine oyun oynanmak üzere annesi tarafından bırakılır. Ancak M’ nin arkadaşı uyuduğu için M salonda beklemek zorunda kalır. Arkadaşının annesi hamama gitmek üzeredir ve soyunup üzerini değiştirirken eşi ona yaklaşır ve sevişmeye başlarlar. Bu durumda M olan bitenleri bir saldırı gibi algılamakta ve korkmaktadır. M' nin arkadaşının babası M' yi Kucağına alır M'yi sever şımartır. ileri geri sallıyor gibi yapar ama pijama giyinen adamın penisi sertleşmiştir ve kucağındaki çocuğa sürttürmeye çalışmaktadır. M ‘ canı yandığı için ağlamaya başlar. Zaten korkmuş durumda olan M daha da korkar çığlık çığlığa ağlar. Bu olan bitenler karşısında M; uyumak istememektedir çünkü , eğer bende arkadaşım gibi uyursam arkadaşımın babası arkadaşımın annesine zarar verdiği gibi babam da anneme zarar verebilir ! diye düşünmektedir.Ardından arkadaşının babası M' yi kucağına aldığında ve sertleşen penisi ile sürttürerek zevk alma çabası içine girdiğinde ise eğer uyursam bu adam bana zarar verecek diye endişelenmektedir. Çünkü canı yanmaktadır. “ Yani uyumamalıyım !!! uyursam başıma kötü bişeyler gelebilir.” M 17 yaşında ve doğum yapan ablasının evinde ablasına destek olmak üzere bulunmaktadır. Bir gece ablası yeğenini emzirmek üzere uyanmış ama o an için banyoya gitmiştir. M uyurken M nin Ablasının eşi (eniştesi) eğilmiş ve tam M’ yi dudaklarından öpmek üzereyken M uyanır. Eniştesinin içki kokan yüzünü aniden ittirir ve bu alan bitenleri de ablasına anlatmaz. O gece sabaha kadar uyuyamaz. “ Yani, Eğer uyursam başıma kötü bir şey gelebilir. ! “ M 30 yaşındayken henüz 1.5 yaşındaki bebeği, bir önceki gece hiç ağlamadığı için şaşkınlıkla yanına gidip baktığında bebeğinin yüzünü donuk ve tepkisiz olduğunu görür. Bebeğinin Ateşinin de olduğunu farkeder. Hemen bebeği hastaneye götürür. Hasatanede bebeğinin havale geçirdiğini öğrenir. Anne M bu olanlardan dolayı kendini sorumlu tutuyor, kendini suçluyor ve uyumaması (önceki gece için) gerektiğine inanıyordu. '' Eğer gece uyanıp çocuğu kontrol etseydim,çocuğunun havale geçirdiğini anlayabilir ve daha önce hastaneye götürebilirdim'' inancındadır. Havale geçirdiği için Dört gün yoğun bakımda kalan bebek hastaneden çıkartıldığında sürekli ilaç kullanmaya başlar. Ve havalenin beyinde etki bırakmış olabileceği söylenir. M ‘ nin annesi ve çevresindeki yakınları M’ yi suçlarlar. Çocuğa iyi bakamadın. Eğer çocuğuna iyi baksaydın, iyi bir anne olabilseydin çocuğun böyle olmazdı ! ! ! . . . gibi. Böylece danışan M' nin suçluluk hisleri çevresindeki yakınları tarafından da pekiştirilmiştir. ve bayan M' suçlu olduğuna inanmış inandırılmıştır. Danışanımız bayan M ve onun yakınları şunu göz ardı ediyorlar ki; Anne M, çocuğunun havale geçireceğini bilseydi bırakın uyumamayı, hastanenin içinde hatta Dr' un yanında beklerdi. çocuğunun havale geçireceğini bilen hangi anne evinde gönül rahatlığıyla uyuyabilir ki ? “ ve bayan M' nin bilinçaltına şunlar yerleşmiştir. Eğer uyumasaydım gece bebeği kontrol etseydim bunlar olmayacaktı. Uyumazsam bana ve bize olabilecek kötü olayları engelleyebilirim !!! “ uyumamalıyım. Dikkat edilirse tüm bu olayların ortak noktası, danışan M’ nin uyku ile ve uykuya dalma ile ilgili geçmişte yaşadığı olaylara dayanmaktadır. M ile 7 seans yaptım. Her bir seansta birbirinden ilginç bu ve benzer olaylarla karşılaştım. Bilinçaltı mekanizması negatif yönde de olsa öyle muhteşem çalışmaktadır ki uyku onu tüm tehlikelere karşı ( geçmişte yaşadıkları nedeniyle ) koruyucu bir işlev görmektedir. Evet, uyku M için, ona yöneltilebilecek tehditlere karşı bir savunma aracı olmuştur. Uyursam başıma bir şey gelir eğilimi ve korkusu daha 4 yaşında talihsiz bir olayla onun bilinçaltı’na kazınmıştır. Söz konusu olay yaşamının ilerleyen aşamalarında da benzer şekillerde tekrar etmiştir. Böylece bilinçaltı için işleyen bir mekanizmaya dönüşmüştür.Tıpkı isviçre saatlerinin çarkı gibi sürekli işlemektedir. Bayan M ise bilinçli yaşamında uyumaya çalışmakta ama bacaklarında hissettiği tarifsiz bir rahatsızlık hissi yaşamaktadır. Bayan M' nin de bilinçli olarak farkında olmadığı bilinçdışı ( bilinçaltı ) bir süreç işlemektedir. Bu olaylar danışanımız bayan M' nin zaten unutmadığı olaylardı. hipnozdan çıktıktan sonra '' ben bunları hatırlıyordum'' şeklinde bunu kendisi de açıklamıştır. Bu noktada sorunu oluşturan olay değil; olayın M' de yarattığı duygudur, his' tir. Bilinçaltına yerleşen, olayların bizde yarattığı olumsuz ya da negatif duygulardır. Bu olumsuz duygular ruhsal dünya için yük gibidir. Hipnoz altında bilinçaltından çıkan olay, durum veya olgular danışanların günlük yaşamlarında, bilinçli hallerinde unuttuğu olaylar olmayabilir. Çünkü zaten mutlak unutma sözkonusu değildir. Bilinçaltı veya bilinçdışı dediğimiz bu alanda varlığımızın en küçük ayrıntıları dahi gizlidir. Dolayısıyla hipnoz esnasında bilinçaltından çıkan olay,duygu veya olgular sizin bilinçliyken hatırladığınız veya hatırlamadığınız olaylar olabilir. Ama sorun hatırlanıp hatırlanmaması değil; sorun bu olay veya olaylarda '' Ne hissedildiğidir ''. Bu olay veya olayların sizde yarattığı duygulardır. Ruhsal dünyada yaşanan ama fark edilmeyen bu duygulara bilinçdışı denmesinin nedeni kişinin onların ayırdında olmamasındandır. Bu nedenle bir insanın bilinçdışı bir duygusu olduğunu söylemesi ya da böyle bir duygusu olduğunu yadsıması mantıksızdır. Eğer var olduğunu bilseydi o duygu zaten artık bilinçdışı olmazdı. Bu olgu bilinç için saçma gelebilir. Dışarıdan bakan birçok insan için de saçma gelebilir. Ama Bilinçaltı ( bilinçdışı) için hala sürmekte olan bir tehlike algısı vardır. Tam uykuya dalma esnasında başlayan rahatsızlığın, bilinçaltı için anlamlı bir iyi niyeti vardır. Danışanımızı uyutmamaktadır. Çünkü bilinçaltının en temel işlevlerinden biri de kişiyi korumaktır. Ve bilinçaltı kişiyi korumaya çalışmaktadır aslında. Yıllar önce oluşan bir ( olumsuz da olsa) çark işlemektedir. Bu çark '' uyumamalıyım. eğer uyursam başıma kötü birşey gelebilir. Ben uyumazsam olabilicek tüm kötü olayların önüne geçebilirim ''dir. Bacaklarda hissedilen o tuhaf ağrı hissi ile bu mekanizma desteklenmektedir. Tam uykuya geçmek üzereyken bu mekanizma işlemektedir. Analitik hipnoz işte tam da bu noktada devreye girer. Bu noktada Analitik hipnozun işlevi ; Bilinçaltı’na tehlikenin artık bittiğini öğretmek yada bilinçaltına yerleşmiş olan hatalı algıları, olumsuz öğrenmeleri yeniden düzenlemektir. Danışanımız Bayan M için, bu mekanizmayı düzenlemek yeterli oldu. Bilinçaltına hatalı algılarını yeniden öğretmek onun gerçek bir iyileşmeyi yaşamasını sağladı. 20 yıldır yaşanan Huzursuz (yorgun)bacak sendromu artık iyileşti.

Site Üyesi Bir Uzmanımız
Doktor "Kadın Hastalıkları ve Doğum - Jinekoloji"
 
Mesleki Anı : HEYECANDAN EŞİNİ KARIŞTIRAN YENİ BABA Yayın Tarihi : 06-09-2011 20:41
 
Aynı anda 2 ameliyathanede ben ve başka bir doktor arkadaşım 2 sezaryen ameliyatı yaptık.Diğer ameliyat daha evel bitti ve o hasta ameliyathaneden sedyeyle alınıp götürüldü.Daha sonra benim ameliyatım da bitti,ben de ameliyat notlarını yazdım, üstümü değiştirdim ve artık benim hastam da odasına götürülmüştür diye düşünüp geçmiş olsun demek için aşağıya indim.Odaya girdiğimde anneanne ve babaanne bebeği giydirmekle meşgullerdi,hastanın beyi de karısının elini tutarak,"tamam hayatım kurtuldun,bebeğimiz de, sen de çok iyisin" gibi sözlerle eşini avutuyordu.Geçmiş olsun dedim, adam elim sıktı,ben hastanın yanına yaklaştım,fakat ne göreyim;hasta benim hastam değil,tanımadığım bir kadın.Tabii ki adamın da eşi değil doğal olarak.Adamın yüzüne baktım,hiç farkında değil.Kadın narkozdan zaten tam ayılmadığından o hiç farkında değil.Yavaşça adamı çektim,söyledim.Adam çok utandı.Meğer ameliyathaneden ilk getirilen diğer hastayı kendi eşi zannederek,sedyeyi kendi odalarına yöneltmiş,bizim hastabakıcılar da hastayı yatağa indirmişler.Hemşire hanım da serum, sonda vs işlerini yapıp gidince adamcağız o heyecanla karısı zannederek elini tutarak avuturken ben gelmişim odaya.Sordum nasıl farketmediniz,yüzüne de bakmadınız mı diye? " Baktım doktor bey,ama narkoz nedeniyle yüzü şişmiş diye düşündüm" demez mi.Tabii hiç bozmadım artık.Yeni baba olmanın heyecanı böyle oluyormuş demek diye içimden geçirdim...
Site Yönetiminin Notu: Tıp Doktoru üyelerimizin anıları mesleki etik kurallarına saygı duyularak isimsiz olarak yayınlanmaktadır.

Şahin UÇAR Fotoğraf
Uzm.Psk.Şahin UÇAR
Bursa
Psikolog - Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Özel ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com Üyesi158 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 36 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Korku ve Fobilerde Hipnoz Yayın Tarihi : 05-08-2007 01:53
 
Otomobil Kullanma Korkusu Otomobil kullanmaktan korkuyorum. Direksiyona dokunduğum anda tüm vücudum kasılıyor, geriliyor. Herkes artık benimle dalga geçmeye başladı. Bu durum çok zoruma gidiyor. Herkes araba kullanırken, üstelik çoğu insan bunu zevkle yaparken ben neden korkuyorum, ben neden kasılıyorum bunu anlamıyorum. Bu sözler 31 yaşındaki danışanımız bay R’ nin yıllardır yaşadığı bir sorundu. Sosyal ve ekonomik durumu son derece iyi olan bay R, otomobil kullanmaktan korkmaktadır. Otomobil de almamaktadır. Şoför koltuğuna oturmak bile tüm vücudunu gergin hissetmesine yol açmaktadır. Analitik hipnoz uygulaması esnasında Age Regresyon uygulaması olarak adlandırdığımız yaş geriletmesi uyguladığımızda bay R nin otomobilden korkmasına neden olan olay bulundu. Bu olaylar esnasında bay R nin hissettiği korku kaygı ve endişeler nötralize edildi. Bilinçaltına yerleşen korku kaygı ve hissedişlerin yaşamımızı ne denli olumsuz etkileyeceğine dair ilginç bir örnek. KAZANIN TRAVMATİK ETKİLERİ Age Regresyon ( yaş geriletmesi ) sırasında danışanım bay R, 15 yaşında olduğu sırada babası ve amcası kaza yaparlar. Danışanımız bay R’ nin amcası sürekli ve düzenli alkol almaktadır. O gece de alkol alır ve danışanımın babasını da arabaya alarak şehir turu atarlar. Alkolün de etkisiyle kaza olur. Amca, bu kazayı ufak tefek sıyrıklarla atlatırken baba, bir bacağını kullanamaz duruma gelir. Danışanım bay R nin evinde kaza anı ile ilgili konuşmalar olur. Bu konuşmaların özünde şunlar vardır. - Alkol kötü - Arabayı alkollü kullanmak kötü - Araba satın alma dediğimiz halde araba aldı. Eğer araba olmasaydı bu kazada olmazdı. - O hep hızlı gider zaten. Acele giden ecele gider - Adam gibi adam olsa söz dinler bir daha arabaya binmez . . . Bu konuşmalar 15 yaşındaki evin büyük oğlu bay R için ikincil travma etkisi görür. Alkolden korkar ve hiç alkol kullanmaz. Arabasını alkollü kullananların aracına binmez. Kendiside araç kullanmaktan özenle kaçınır. Görüldüğü gibi bu kazanın ardından evdeki konuşmalar danışanımızı alkol ve otomobil korkusu gelişmesini sağlamıştır. Kazanın ardından yıllar geçmesine rağmen bilinçaltına yerleşen korku, yıllar sonra bile işlemektedir. Geçmişte yaşanan bu olayın ardından, sohbet ortamında kullanılan birkaç cümlenin bilinçaltında yıllar sonra bile etkisini gösteriyor olması son derece ilginçtir. Psk Dnş Şahin UÇAR -Bursa www.hipnozterapisi.com 0505 5006809

Şahin UÇAR Fotoğraf
Uzm.Psk.Şahin UÇAR
Bursa
Psikolog - Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Özel ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com Üyesi158 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 36 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : AĞRI VE HİPNOZ Yayın Tarihi : 05-08-2007 01:53
 
Ağrı ve Hipnoz En zor ağrılarda bile etkinliği kabul edilen hipnozun, ağrıları iyileştirmede son derece başarıyla kullanılmaktadır. a- Migren ağrılarında b- Ağrısız doğumda c- Trigeminal Nevraljide d- Anestezide e) fibromiyalji Baş Ağrısı Olgusu Danışanımız 28 yaşındadır. Yaklaşık beş yıldan bu yana düzenli olarak ve hemen hergün baş ağrısı sorunu yaşamaktadır. Danışan, konunun uzmanı doktorlarla görüştüğünü gerekli incelemelerin yapıldığını sonuç olarak doktorların kendisine “Gerilim Tipi Baş Ağrısı” tanısı koyduklarını ama ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar kullanmaktan öteye gidilemediğini söyledi. Danışanımız Bayan A sorununa kalıcı bir çözüm bulma arayışı içine girdiğini belirterek tarafımıza müracaat etti. Bayan A ile yaklaşık 3 saat süren seansta öncelikle anamnezi alındı. Danışanımız Bayan A’ ya uygulamış olduğumuz Analitik Hipnoz ve 5 PATH sistemi anlatılarak yaşadığı baş ağrısı sorunu için analitik hipnoz uygulaması önerildi. Bastırılan Kızgınlık Ve Öfke Danışan Bayan A hipnoza alınarak, baş ağrısına neden olan geçmişteki olay/olaylara duygusal köprü ( age Regresyon) kuruldu. Age Regresyon ile Bayan A 22 yaşına geriledi. Regresyon sırasında Bayan A; üniversiteden mezun olduktan sonra özel bir kurumda çalışmaya başladığını, bir süre sonra patronun kız kardeşi ile kişisel nedenlerle sorunlar yaşamaya başladığını, zamanla bu sorunların yoğunlaşarak adeta soğuk savaşa dönüştüğünü anlattı. Bu süreç içerisinde Bayan A, patronun kız kardeşi Bayan B’ ye olan öfke ve kızgınlığını içine atarak, öfke ve kızgınlık duygularının adresini değiştirmiştir. Böylece hesabı kesilmemiş olay/olaylar sonucunda hissedilen olumsuz duygular bilinçaltına alınmıştır. Danışanımız Bayan A’ nın Bayan B’ ye karşı bu olaylar esnasında hissettiği öfke ve kızgınlık duyguları boşaltılmıştır. Sonuç tam anlamıyla muhteşemdi. Danışanımız Bayan A son yıllarda yaşadığı baş ağrısı sorunundan kurtulmuştur. Danışanımız Bayan A’ nın geçmişte iş yerinde yaşamış olduğu sorunlar, yaşandığı sırada halledilememiş ve yaşandığı anda öfke ve kızgınlık ifade edilemediği için bu duygular içe yöneltilmiştir. Bayan A’nın içinde fırtınalar koparken bunu dışarıya vuramamıştır. Bu olaylar karşısında hissettiği duygular bastırılmıştır. Hissedilen bu duygular öyle yoğun ve güçlüdür ki, somatize(bedenileştirilerek) edilerek vücutta kendini ortaya koymuştur. Bu durumda baş ağrısı ruhsal dünyada yaşanan sıkıntının bir belirtisi olarak su yüzeyine çıkmış olmaktadır. Seans öncesi tedavi sürecinde kullanılan ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar, asıl sorunun semptomu olan baş ağrısını geçici sürelerle gidermesine rağmen, baş ağrısının asıl nedeni olan duygular hala bilinçaltında işlemekte olduğundan baş ağrıları farklı zamanlarda tekrarlamaktadır. Analitik hipnoz ile Bayan A’nın baş ağrısına neden olan yukarıdaki yaşantı bulunmuş, bu yaşantıda onu rahatsız eden bilinçaltına baskılanmış öfke ve kızgınlık duyguları af seansı ile nötralize edilerek yaşadığı sorun ortadan kaldırılmıştır Psk Dnş Şahin UÇAR -Bursa www.hipnozterapisi.com

Şahin UÇAR Fotoğraf
Uzm.Psk.Şahin UÇAR
Bursa
Psikolog - Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Özel ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com Üyesi158 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 36 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Çocuklarda Hırsızlık ve Hipnoz Yayın Tarihi : 05-08-2007 01:53
 
Hırsızlık Olgusu Danışan 12 yaşında 3 kardeşin en büyüğü. Anne ev hanımı baba kendi x işini yapmaktadır. Ailesinin ekonomik durumu son derece iyi olmasına rağmen J sürekli olarak çalmaktadır. Okulun kütüphanesinden kitap, arkadaşını çantasından kalemtraş, defter, kalem, kırtasiyeden bloknot, kalem, annenin çantasından para . . . gibi J’ nin annesi bayan Y, odasında gizli gizli işler yapan J nin davranışlarından şüphe eder. O olmadığı zaman J’ nin odasına girer ve çocuğunun odasını biraz karıştırır. Anne gözlerine inanamaz. Çocuğunun odasında 80 kadar satın alınmayan kitap, fazla miktarda kalem . . . vb vardır. Anne baba Çocuklarına bu durumu sorduklarında J kızarır ama yalan söylemeyi tercih eder. Bir süre sonra çocuklarının hırsızlık yaptığından iyice emin olurlar. Çocuklarının bir nevi kleptoman ( hırsızlık hastalığı ) olduğunu düşünürler. Bir müddet J’ ye bu yaptığının çok yanlış olduğu açıklanır ama fayda etmez. Hipnozun sorunlarına iyi bir çözüm olacağına inanan anne baba, hipnoterapi için tarafımıza müracaat ettiler. Danışan J ile 4 seans yapıldı. Bu seanslar sonunda danışan bu olumsuz alışkanlığından kolaylıkla kurtuldu. Söz konusu gelişmeye en çok da danışan J’ nin anne ve babası sevindi. Danışan J’ nin seansında, J hipnoza alınarak, başkasına ait olan bir eşyanın izinsiz olarak alınması durumuna hırsızlık denileceğini, toplumsal normların hırsıza bakış açısının nasıl olduğunu, bir hırsız olarak toplumda nasıl algılanacağı, arkadaşları arasında nasıl bir yere sahip olacağı ona imajine ettirildi. Bunun yanı sıra amca, dayı, teyze gibi aile yakınları tarafından nasıl görüleceği de ona imajine ettirilerek başkasına ait olan eşyaları almanın ona kazandırdıkları ve kaybettirdikleri imajine ettirildi. Sonuç itibariyle çocuğun ve ailenin yaşadığı bu sorun ortadan kalktı. Çocuklarda görülen hırsızlık olayına farklı açılardan bakmak mümkündür. 12 yaşındaki bir çocuğun başkasına ait olanı “ kendi malı ” haline getirmesine belki de hırsızlık olarak bakmamak gerekebilir. Nedeni her ne olursa olsun ortadaki davranış hoş olmayan ve ana baba’ yı tedirgin eden bir olaydır. Ve bu sorun ortadan kalkmalıdır. Hipnoz ve hipnoterapi ile bu sorunu ortadan kaldırmak mümkündür. Yeter ki birey istekle gelsin. Psk Dnş Şahin UÇAR - Bursa www.hipnozterapisi.com 0505 5006809


23:12
Top