Arama : | Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Pektus Ekskavatum & Pektus Karinatum (Kunduracı Göğsü & Güvercin Göğsü)
MAKALE #3483 © Yazan Yrd.Doç.Op.Dr. Erkan YILDIRIM | Yayın Ağustos 2009 | 21,950 Okuyucu
GÖĞÜS DUVARI DEFORMİTELERİ (Yapı Bozuklukları)

Göğüs duvarı yapı bozukluğu içinde yer alan göğüs kafesinin içeri doğru çökük olmasına kunduracı göğsü ,çökük göğüs olarak ta bilinen pektus ekskavatum denir. Bu grup anomaliler içinde en sık görülenidir, canlı doğumlarda 1/300-400 oranında görülmektedir. Sanıldığı kadar az rastlanılan durum değildir. Bu çocukların çok tipik görüntüleri vardır: dar ve ince göğüs, kanca omuz, dışa dönük kaburgalar ve zayıf postür.

Kunduracı göğsü genellikle doğumda veya yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkar, anne ve yakınlar tarafından fark edilir. Çok ender olarak gerilese de, ergenlik de büyük olasılıkla çöküntü kötüleşecektir. Yaklaşık dörtte birinde skolyoz (omurgaların kayması) nedeniyle bu durum araştırmalıdır. Olguların % 5’inde Astım Hastalığı birlikte olabilir.
Erkeklerde kadınlara göre 4 kat daha sık görülmektedir. Çöküklüğün nedeni kıkırdak kaburgaların fazla büyümesi de olsa etiyoloji kesin olarak bilinmemektedir.Düzensiz büyüyen kıkırdak kaburga göğüs kemiğini arkaya doğru iter. Artmış bir ailesel yatkınlık söz konusudur. % 37’sinde ailesinde göğüs çöküklüğü (kunduracı göğsü) öyküsü vardır.
Çocukluk çağında bu deformite tolere edilir. Yaş büyüdükçe efor sonrası deforme kıkırdak kaburgada ağrı ve sol meme bölgesinde ağrı olabilir. Efor sonrasında çarpıntı ve kalp de ritim bozuklukları izlenebilir. Kıssa egzersiz sonrasında kalp de üfürüm duyulabilir. Kalbin yer değiştirmesine bağlı olarak Elektro Kardiyografik değişiklikler oluşabilmektedir.Göğüs duvarındaki deformite düzeltildiğinde akciğer fonksiyonlarında düzelme izlenmektedir.
Gecikmiş düzeltmelerde bu iyileşmenin olması biraz zordur ( 40 yaşından sonra iyileşme olmaz). Marfan sendromlu olgularda daha şiddetli çöküklük izlenmektedir. Göğüs duvarı arkaya doğru yer değiştirmesi ile özelikle sağ kalp karıncığın ön duvarında çukurlaşmaya neden olmaktadır. Çöküklüğünün düzeltilmesi ile kalp karıncığında çukurlaşma da düzelmektedir. En basit değimi ile çukurluk kadar hacim kalp ve akciğerden yer çalmaktadır.

Pektus ekskavatum deformitesinin şiddetinin doğru olarak değerlendirilmesinin yapılacak ve postoperatif sonuçların iyiliği açısından büyük önemi vardır. Çöküntünün şiddetinin derecelendirilmesi için çeşitli yöntemler düzenlenmiştir. Bu yöntemlerin tümü primer olarak sternumun en çökük yeri ve omurga arasındaki mesafeyi kullanır.

Ameliyat sonrasında solunumsal ve kalp problemleri büyük olasılıkla, eğer çöküklük ne kadar fazla ise o kadar fazla düzelme beklenmelidir. Pekçok çalışmacı, pektus ekskavatumdaki semptomatik bozukluğugöğüs boşluğundaki hacim azalmasına bağlamışlardır. Normal bireylerde bile, kardiyopulmoner fonksiyon sınırları arasında geniş bir aralık olduğu için bu ilişkiyi ispatlamak zordur. Bu, tamamen fiziksel çalışma ve vücut alışkanlıklarına bağlıdır. Yukarda anlatmaya çalıştığım kunduracı ( çökük) göğüs anormalliğinin bundan sonra tedavisini anlatmaya çalışacağım.

Göğüs Çöküklüğünün tedavisi cerrahidir. Yani ameliyat dışında tedavisi yoktur. Ben size en sık uygulanan iki yöntemden söz edeceğim ve özelikle de Nuss (MIRPE) anlatacağım avantajlarından söz edeceğim. Ravitch göğüs boydan boya açılır ve şekil bozukluğu olan kıkırdak kaburgalar 2. haricinde çıkarılır. Daha sonra göğüs kemiğinin en çökük yerinin arka kısmından kama şeklinde bir parça çıkarılır ve tel sütürle dikilir. Göğüs kemiğinin arkasına bir tel konularak işlem sonlandırılır. Bu işlem ne yazık ki anlattığımız kadar kıssa değildir, yaklaşık 3 saat sürmektedir ve kanama olmakta ayrıca kanı dışarı almak için 2 adet dren yarleştirilmektedir. Tel yaklaşık 10 gün sonra çıkarılmaktadır. hastanın hastanede kalış süresi ve aktüel yaşama dönüş süresi uzundur. En az 6 ay spor yapamamaktadır.

Göğüs kemiği arkasından barla elevasyonu yöntemi de bildirilmiştir (Nuss yöntemi). Minimal invaziv olan ve şu anda Nuss Prosedürü olarak bilinen prosedür yıllar içerisinde geliştirilmiş ve mükemmelleştirilmiştir. Bu minimal invaziv girişimin komplikasyonları oldukça nadirdir. Pnömotoraks en sık komplikasyondur ancak genellikle tüp torakostomiye gereksinim duymaz. Barın yanlış yerleştirilmesi bazen yeniden yerleştirme gerektirebilir ve tüm cerrahilerde olduğu gibi enfeksiyon riski vardır ancak şu ana kadar bu oran %1’den daha az bildirilmiştir. Metal alerjisi tanımlanmıştır ama çok az oranda görülmektedir. Ağrı hissedilir, buda epidural kateter ve ağrı kesicilerle kontrol altına alınıbilir. İyileşme dönemi ortalama 4-5 gündür. Operasyon sonrası ağrı kontrolü, solunum fizyoterapisi, hasta/ebeveyn eğitimine dikkat edilir. Pektus barı yerleştirildikten iki ila dört yıl arasında çıkarılır. Prosedür genel anestezi altında yapılır. Şu ana kadar barların çıkarılması sırasında önemli bir komplikasyon bildirilmemiştir. Bar çıkarıldıktan bir iki saat sonra hastalar taburcu olabilirler.Uzun dönem sonuçlarına bakıldığında rekürrens ortalama %5in altındadır. MIRPE 2 cm soldan 1.5 cm sağdan olmak üzere iki adet ameliyat ve bir adet endoskop deliği mevcuttur.

a-) PEKTUS EKSKAVATUM (Kunduracı göğsü)
En sık rastlanılan göğüs on duvarı yapi bozuklugudur. Iman tahtasi (sternum) ve alttaki kaburgalarin kikirdak kisimlarinin arkaya doğru çökme vardır. İman tahtasının genellikle alt yarısı veya üçte ikisi etkilenmiştir. Bu yapı bozukluğunun lateral (yan) kısımları üst ve alt kısmından daha keskin bir köşelenme yapar. Bu yapı bozukluğuna bağlı karında ``şişman karın görünümü`` ortaya çıkar.
Pektus ekskavatum, hastaların çoğunda (%86) ya doğumda vardır ya da hayatın ilk yılı içerisinde ortaya çıkar. Sıklığı 400 canlı doğumda birdir. Erkeklerde kızlardan 3 kat daha fazla sıklıkta görülür.
Etiyolojisi bilinmemektedir. Teorik olarak anne karninda bası, raşitizm (
kemiklerde kalsiyum depolanmasının yetersiz olmasına bağlı olarak ortaya çıkan şekil bozukluklarına verilen ad) ve diyafram bozukluklarinin sternumda arkaya cekilmesiyle sonuçlandığı ileri sürülmüştür. Ayrıca, genetik faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Hastaların %37'sinin ailesinde, göğüs duvarı yapi bozuklugu öyküsü vardır. Hastaların %15 kadarında (omurganin yan egriligi) vardır ve %11'inde ise ailede bu öykü vardır.
Yapi bozuklugunun, kaburga kemiginin kikirdak kismindaki bölgede dengesiz büyüme sonucu ortaya çıktığı ileri surulmustur. Tutulan kıkırdaklar sıklıkla kaynaşmıştır, düzensiz şekillidir veya dönüktür. Cerrahi ile cikarilan kıkırdaklar incelendiğinde kıkırdak hücrelerinde düzensizlik, iltihaplanma ve iltihapsiz hasar alanları görülmüştür.
Pektus ekskavatum, Marfan sendromu ile beraber daha şiddetli derecelerde görülür. Bu yapi bozukluguna sahip hastalarda Marfan sendromu olma ihtimali mutlaka düşünülmelidir. Özellikle, skolyozu olan erkek çocuklarda bu göz önünde tutulmalıdır. Marfan sendromu düşünüldüğünde ekokardiyografi yapılır. Ekoda aort kökünde (ana atar damar) genislemesi ve aort veya mitral kapakta (kalbin sol karincik ve sol kulakcik arasinda var olan kapak) kanin geri kacisinin görülmesi Marfan sendromu tanısını destekler.
Semptomlar nadiren erken çocukluk döneminde görülür. Erken adölesan döneminde spor yapmaya başlayınca kolay yorulma, dayanıksızlık ortaya çıkar. Yapi bozuklugu orta derecede veya şiddetli olduğunda kalp epeyce sola doğru yer degistirir. Nefes alma sırasındaki akcigerin genislemesi (nefes alarak hava dolmasi) orta derecede sınırlanır. Bu hastaların çoğu astenik yapıdadır(ince ve uzun), kötü postüre (vucut durusu) sahiptir. Gevşek çıkıntılı bir karınları vardır. Ksifoid bifid (iman tahtasinin alt ucu ikiye bolunmus-catalli), büküntülü veya yana doğru yerleşmiş olabilir.
Pektus ekskavatumlu hastaların %2 'sinde dogumsal kalp hastalığı vardır. Çoğunda, kalp problemlerinin onarımı sut cocuklugu döneminde, göğüs duvarı onarımı için uygun olan dönemden önce yapılır.
Pektus ekskavatum ve pektus karinatumu olan hastalarda astım sıklıkla saptanan bir rahatsızlıktır (%5.2). Astımın bu sikligi, genel cocuk hasta grubundaki siklikla benzerdir. Burdan da astımın göğüs duvarı deformitelerini başlatıcı rol oynamadığı veya göğüs duvarı bozukluklarinin astımın klinik gidişatını kötüleştirmediği sonucu çıkartılabilir.

Pektus ekskavatum yapi bozuklugunun şiddetinin doğru olarak değerlendirilmesinin yapılacak cerrahi işlemin haklı gösterilmesi ve ameliyat sonrasi sonuçların iyiliği açısından büyük önemi vardır. Çöküntünün şiddetinin derecelendirilmesi için çeşitli yöntemler düzenlenmiştir. Bu yöntemlerin tümü temel olarak sternumun en çökük yeri ve omurga arasındaki mesafeyi kullanır.



Kalp-damar ve Akciğere Etkileri




Bazı araştırmacılar, pektus ekskavatumun kalp damar veya akcger bozukluklarina neden olmadığını savunmaktadırlar. Bunun tersine, genel klinik izlenimler cerrahi onarım sonrası birçok hastada dayanıklılık halinde artma olduğunu göstermiştir.



Pekçok çalışmacı, pektus ekskavatumdaki sikayetlerin gogus kafesi icindeki hacmin azalmasına bağlamışlardır. Normal bireylerde bile, kalp akciger fonksiyon sınırları arasında geniş bir aralık olduğu için bu ilişkiyi ispatlamak zordur. Bu, tamamen fiziksel çalışma ve vücut alışkanlıklarına bağlıdır.


Bir calismada, yedi pektus ekskavatumu olan hasta değerlendirilmistir ve hastaların beşinin egzersiz sırasında semptomatik oldugu bulunmuştur. Bu hastalarda oksijen alımı artmıştır. Bu artış, her ne kadar hayati kapasitede hafif derecede azalmış veya normal kalmış olsa bile, soluma olayının arttığını düşündürtür.


Diger bir calisma: pektus ekskavatumu olan 14 hastada, onarımdan önce ve sonra akciger fonksiyonlari ve egzersiz toleransı değerlendirilmiştir. Onarım sonrası, istemli maksimum akcigerin havalanmasi ve egzersiz toleransı anlamlı olarak düzelmiştir. Oksijen tüketiminde değişiklik olmamakla birlikte kalp atım sayısında da azalma ve kalp atim volumunde artis saptanmıştır. Anjiyoda sağ karıncık çıkışında bası görülmüştür. Bu bası konstriktif perikarditte (kalp zarinin buzucu iltihabinda) görülen sağ kalp kateterizasyon basınçları ve basınç dalgaları ile benzer bir görünümü yansıtır.


Her ne kadar pektus ekskavatum yapi bozuklugu kozmetik olarak kötüyse de asıl cerrahi endikasyonu fizyolojiktir.




Tedavi



Pektus ekskavatumun cerrahi onarımı, ilk defa 1911 ve 1913'te Meyer ve Sauerbruch tarafından yapılmıştır. 1949'da Ravitch hala modifiye olarak kullanılmakta olan tekniği tanımlamıştır. Bu teknik:
1. Tüm yapisi bozulmus kaburga kikirdaklarinin kilifiyla ile beraber cikarilmasi,
2. Ksifoidin (sternumun alt ucu) sternumdan kesilerek ayrılması,
3. Kaburgalar arasi bandlların sternumdan kesilerek ayrılması,
4. Enine sternumun kesilmesidir
Bu teknik Kirschner teli ile sternumun öne doğru yer değiştirmesine izin verir.
1957 ve 1958'de sırasıyla Baronofsky ve Welch bir teknik bildirmişlerdir. Bu teknikte, kaburga kikirdaklarinin cevre kılıflarının korunması ve üst kaburgalar arasi bandların korunması, sternumun kesisi, sternumun ipek dikislerle one dogru sabitlenmesi ana işlemlerdir. Bu teknikle mükemmel sonuçlar alındığı bildirilmiştir.
Ayrıca 1957'de Haller tripod sabitleme yöntemini tanımlanmıştır. Bu yöntem, arka yuz sternum kesisi, alt yapisi bozulmus kikirdaklarin kilif altindan kesilerek cikarilmasi ve normal ikinci ve üçüncü kaburga kikirdaklarinin arkadan-disa dogru egik olarak bölünmesini içerir. Kirkbes hastalık bir grupta %100 başarı sağlanmıştır.

Sternumun ters cevrilmesi tekniği de tanımlanmıştır (sternal turnover). İlk defa Japonya'da kullanılmıştır. Sternum, serbest olarak olarak 180° döndürülmüş ve tekrar kaburga kikirdaklarina dikilerek bağlanmıştır. Bu radikal yaklaşım, yüksek komplikasyon (yan etki) olasılığı nedeniyle pektus ekskavatumlu çocuklar için sınırlı kabul görmüştür.




NUSS YÖNTEMİ


Minimal invazif bir yontemdir;

hastaya daha az islem gerektiren, işlem süresi daha kısa olan, ameliyat sonrası toparlanmanın daha çabuk olduğu, uzun dönem sonuçların oldukça yüz güldürücü olduğu bir cerrahi yöntemdir ve günümüzde yaygınlaşarak kullanılmaktadır.

Sternumun arkasını barla destekleyerek kaburga ve kıkırdakların kesilmesinin ya da bölünmesi işleminin yapılmadan kaldırılması yöntemidir (Nuss yöntemi). Minimal invaziv olan ve şu anda Nuss Prosedürü olarak bilinen prosedür yıllar içerisinde geliştirilmiş ve tekniğin kullanımı yayginlasmistir.
Bu minimal invaziv girişimin komplikasyonları oldukça nadirdir. Pnömotoraks (göğüs boşluğunda hava olması) en sık komplikasyondur ancak genellikle girişim gereği yoktur. Barın yanlış yerleştirilmesi bazen yeniden yerleştirmeyi gerektirebilir ve tüm cerrahilerde olduğu gibi enfeksiyon riski vardır ancak şu ana kadar bu oran %1’den daha az bildirilmiştir. En ciddi problem kalp yırtılması ya da delinmesidir ancak bu komplikasyon da çok nadir bildirilmiştir.
İyileşme dönemi ortalama 4-5 gündür. Ameliyat sonrası ağrı kontrolü, solunum fizyoterapisi, hasta/ebeveyn eğitimine dikkat edilmelidir. Ameliyat sonrası ağrı hastalar için en rahatsız edici durumdur. Ağrı kontrolü için yerleştirilen epidural kateter bu dönemde önem kazanır ve hastanın durumuna göre 2-4 gün arası kateter yerinde tutulur daha sonrasında ağızdan ve/veya damardan agrı kesici kullanımına geçilir.
Taburcu edildikten sonra hastanın yavaşça normal, ancak kısıtlı, aktivitelerine dönmesi beklenir. Çoğu hasta, 6 haftalık egzersiz kısıtlamaları (fiziksel antrenman, ağırlık kaldırma, vs) ile birlikte iki ila üç hafta arasında okula dönmektedir.
Pektus barı yerleştirildikten 2 ila 4 yıl sonrasında çıkarılır. Prosedür genel anestezi altında yapılır. Şu ana kadar barların çıkarılması sırasında önemli bir komplikasyon bildirilmemiştir. Bar çıkarıldıktan bir iki saat sonra hasta taburcu olabilirler. Uzun dönem sonuçlarına bakıldığında nüks ortalama %5'in altındadır. SONRA






b-) PEKTUS KARİNATUM (güvercin göğsü)



Pektus karinatum, göğüs duvarının disa cikinti gosteren yapi bozuklugudur. Pektus ekskavatumdan daha az sıklıkta gorulur. Pektus karinatum, kaburga kikirdaklarinin tek taraflı veya çift taraflı tutulumu ve sternumun üst veya alt çıkıntısında yapi bozuklugu seklinde meydana gelir. Karma yapi bozuklugu da görülebilir. Kikirdak kaburgalarin bir tarafta ice cokuklugu, diğer tarafta disa cikikligi ve sternumun donmesinden oluşabilir. Bu yapi bozuklugunun, en sık görülen klinik görünümü sternum cisminin disa cikikligi ve alt kaburga kikirdaklarinin simetrik disa cikikligidir. Daha az sıklıkta da kaburga kikirdaklarinin tek tarafli cikikligi ile oluşan asimetrik yapi bozuklugu ve daha az olarak da karma tip yapi bozuklugu görülür. Nadiren de üst (kondromanubrium) yapi bozuklugu gorulebilir. Burada, manubriumun tumseginin ve üst kaburga kikidaklari tutulur ve sternum cisminin nispi olarak cokmesi görülür.

Pektus karinatumun etiyolojisi bilinmemektedir. Erkelerde kızlardan üç kat daha fazla görülür. Genellikle pektus ekskavatumdan farklı olarak, çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıkar.

Pektus karinatum sadece üç hastada doğumda saptanmıştır. Hastaların hemen hemen yarısı ergenlik doneminde büyümenin başladığı dönemde ortaya çıkar. Pektus karinatumlu hastaların %26'sı göğüs duvarı yapi bozuklugu olan aile öyküsüne sahiptir. Hastaların %15'inde skolyoz da eşlik eder, %12'sinde ise skolyoza sahip aile öyküsü vardır. Beraberinde skolyoz olan veya oldukça şiddetli yapi bozukluguna sahip hastalarda Marfan sendromundan şüphelenilmelidir.


Kalp akciğer etkileri;
Bazı kaynaklara göre, pektus karinatumla direk ilişkili bir kalp akciger bozuklugu gösterilmemiştir. Başka kaynaklarda ise, pektus karinatumda, pektus ekskavatumdan daha fazla akciger sikayetleri olduğu bildirilmiştir. Lees ve Caldicort da erken sternal kapanma olan pektus karinatumlu çocuklarda %20 oranında dogumsal kalp hastalığı sikligi bildirmiştir. Yine de bu lezyonların onarımı için göz önünde tutulması gereken tek kriter yapi bozuklugunun şiddetidir. Hastalar, sık lokal travmanın sonucu olarak cikinti bölgesindeki duyarlılıklarından yakınabilir.


Tedavi
Pektus karinatum onarım yöntemleri yavaş yavaş gelişmektedir. İlk onarım dört dekad (dekad: On yil) önce yapılmıştır. Ravitch 1952'de kondromanubrial çıkıntı onarımını bildirmiştir. Bunu, coklu bozuk kaburga kikirdaklarini kesip sternumda çift kesi yaparak başarmıştır.
Sonraki çabalar, sternumun ön kısmının kesilmsi ve hatta tüm sternumun kilifinin altindan kesilip cikarilmasini içeriyordu. Bunlar bu yapi bozuklugunun düzeltilmesinde genellikle iyimser ve başarısız denemelerdi.
Modern teknikler ilk 1963'te uygulanmaya başlandı. Bu yöntem, kaburga kikirdaklarinin kilifinin altindan yapilan rezeksiyonu ve sternumun alt kısmının cikarilmasi ve karin kasi ile sternumun kalan kısmının guclendirilmesini içeriyordu. Takiben 1973'te çıkıntı yapan kaburga kikirdaklarinin kikirdak kilifi altindan cikarilmasi ve sternumun tüm uzunluğu boyunca korunması teknigi kullanildı.
Günümüzde hala kullanılmaya devam eden teknikte ise, sternumun ön korteksi aracılığı ile bir yan kemik kesisi yaparak ve arka korteksin kirilmasi sayesinde, sternumun arkaya yer değiştirmesi sağlanmış ve öne cikiklik düzeltilmiştir.

a-) İnvazif yöntem: Pektus karinatum onarım yöntemleri yavaş yavaş gelişmektedir. İlk onarım 40 yıl önce yapılmıştır. Ravitch 1952'de kondromanubrial çıkıntı onarımını bildirmiştir. Bunu, çoklu bozuk kaburga kıkırdaklarını kesip sternumda çift kesi yaparak başarmıştır.

Pektus karinatum onarım yöntemleri yavaş yavaş gelişmektedir. İlk onarım dört dekad (dekad: On yil) önce yapılmıştır. Ravitch 1952'de kondromanubrial çıkıntı onarımını bildirmiştir. Bunu, coklu bozuk kaburga kikirdaklarini kesip sternumda çift kesi yaparak başarmıştır.

Sonraki çabalar, sternumun ön kısmının kesilmsi ve hatta tüm sternumun kilifinin altindan kesilip cikarilmasini içeriyordu. Bunlar bu yapi bozuklugunun düzeltilmesinde genellikle iyimser ve başarısız denemelerdi. Modern teknikler ilk 1963'te uygulanmaya başlandı. Bu yöntem, kaburga kikirdaklarinin kilifinin altindan yapilan rezeksiyonu ve sternumun alt
kısmının cikarilmasi ve karin kasi ile sternumun kalan kısmının guclendirilmesini içeriyordu. Takiben 1973'te çıkıntı yapan kaburga kikirdaklarinin kikirdak kilifi altindan cikarilmasi ve sternumun tüm uzunluğu boyunca korunması teknigi kullanildı.
Günümüzde hala kullanılmaya devam eden teknikte ise, sternumun ön korteksi aracılığı ile bir yan kemik kesisi yaparak ve arka korteksin kirilmasi sayesinde, sternumun arkaya yer değiştirmesi sağlanmış ve öne cikiklik düzeltilmiştir.

Sonuçlar ve komplikasyonlar

Son bahsedilen yöntemle genellikle başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Kan transfüzyonu nadiren gerekir. Pnömotoraks nadirdir ve genellikle sadece kanin bosaltilmasini gerektirir. Tam olgun döneme girmeden ameliyat olmuş hastalarda yineleme nadirdir. Yapi bozuklugunun uygunsuz mudahalesi ile kalıcı yapi bozuklugu da nadiren görülebilir.

b-) Minimal invazif yöntem: "*Abramson tekniği"* (Arch Bronconeumol.
2005;41:349-51)

Bu orijinal prosedür minimal invaziv bir girişimdir. Bu teknikte, göğüs duvarının kontürünün düzeltilmesi ve eşzamanlı olarak çökük kıkırdak kaburgaların kavsinin yana doğru genişlemesi ve çıkık olan ön göğüs duvarının arkaya doğru komprese edilmesi ile sağlanır.

Göğüs duvarı komprese edilebilir. Bu teknikte bu amaçla sternokondral bölgenin kompresyonu için iman tahtasının önüne metal bir bar yerleştirilerek her iki yan göğüs duvarında kaburga kavislerinin arka-yan kısımlarına tespit edildi. Bu bar göğüs duvarı yeni şeklini alana kadar (remolding) yerinde tutulur (2-4 yıl) sonra genel anestezi altında
çıkartılır.

İmplantın (barın) toleransı çok iyidir. Yüzeyel fasyaya implantın yapışmasını, cilt hiperpigmentasyonunu ve seroma gelişimini önlemek için impalntın üzerindeki cilde masaj yapılması önerilmektedir. Bu minimal invazif tekniğin ilk izlenimleri oldukça olumludur.
Elde edilen düzeltme (koreksiyon) tatmin edicidir. İmplant yeterli süre yerinde tutulmalıdır ve her hastanın (eğer çocuksa) büyüme süreci de göz önünde bulundurulmalıdır.





Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Pektus Ekskavatum & Pektus Karinatum (Kunduracı Göğsü & Güvercin Göğsü)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Yrd.Doç.Op.Dr. Erkan YILDIRIM'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Yrd.Doç.Op.Dr. Erkan YILDIRIM'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Erkan YILDIRIM Fotoğraf
Yrd.Doç.Op.Dr. Erkan YILDIRIM
İstanbul
Doktor "Göğüs Cerrahisi"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Yrd.Doç.Op.Dr. Erkan YILDIRIM'ın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,481 uzman makalesi arasında 'Pektus Ekskavatum & Pektus Karinatum (Kunduracı Göğsü & Güvercin Göğsü)' başlığıyla benzeşen toplam 4 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Akciğer Kanserleri Eylül 2011
► Akciğer Kanserleri Ağustos 2009
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


22:56
Top