2007'den Bugüne 87,633 Tavsiye, 27,131 Uzman ve 19,373 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!


Uzman Üyelerimizin Öykü ve Şiirleri

Site üyemiz uzmanlar tarafından yazılan şiir ve öyküleri tarih sırasında sırasına göre aşağıda bulabilirsiniz.

Rüya
ÖYKÜ | © Yazan Uveys Veysel BECERMAN | Yayın Temmuz 2021
Bu sabah, rüyamda onu görerek uyandım. Ne garip! İlaç da kullanmıyordum oysa. Meğer aradan üç yıl geçmiş. Hiç görüşmemişiz bu esnada. Evlenmiş. İyice çökmüş, Kilo alıp göbek yapmış. Saçları beyazlamış . Oldukça farklı görünüyordu. Annesine çok benzemişti.

Beni tekrar gördüğünde heyecanlandı. Yine görüştüğümüze sevinmiş gibiydi. Ben ise ona bir adım yakında ancak çok uzaktan bakar gibiydim. Duygularımın hala değişmediğini görmek hoşuma gitmemişti. Onu hala seviyor, hala gözlerine bakmaya çekiniyordum.

Ne garip... nedense mesafeli davrandım. O ise aksini umuyor gibiydi. Pek muhabbet etmeden aralarına karışacak başka arkadaşlar aradım. Sonra sessizce veda bile etmeden ayrıldım salondan. Bir rüyadan çok gelecekten bir kesit görmüş gibiydim. Kendimin fiziksel ve duygusal açıdan pek de değişmediğimi görmek ise beni uyandıktan sonra çok şaşırttı. Ne yalan söyleyeyim hoşuma da gitmişti. Bu rüyayı bir türlü anlamlandıramamıştım. Buna cesaretim mi yok yoksa umursamadım mi bilmiyorum.

(2014)
 
     Beğenin    
Çünkü
ŞİİR | © Yazan Mehmet Şirin AKÇA | Yayın Haziran 2021
doğdu
ve sonra
öldü.
başladı
ve sonra
bitti.
doğan her şey ölür çünkü
ve
başlayan her şey biter...
 
     1 Beğeni    
Kahve Falı
ÖYKÜ | © Yazan Uveys Veysel BECERMAN | Yayın Haziran 2021
- Peki kuş yok mu anne ?

- Aa evet kocaman bir kuş var hemde kocaman kanatlarını açmış ve yere iniyor gibi ,güzel haberler getirecek sana

-Balık yok mu anne ?

Diğer kız kardeşi hemen atıldı "kelebek yok mu anne " diye

-Var Bitanem bak fincanın her tarafında ,çok güzel kelebekler uçuşuyor .Melek gibiler, etrafınızda dönüp duruyorlar ,onlar sizi koruyorlar deyiverdi.

"Yeter artık haydi artık uyuyun bakayım ,gözlerinizi kapatın."deyip çocukları yataklarına yatırdı.

Mutluluk ve huzur dedi içinden...Onlara baktığında tek gördüğü şeyin tarifini yapmıştı.Öğleden sonra uyku saatleri olduğu için ikisi de hemencecik uyudular.Ne kadar da hızlı büyümüşlerdi diye düşünüp mutfağa yöneldi ve tabak raflarının arasına sakladığı sigara paketini aldı, paketin içinden bir tane alıp yaktı ve uzun bir nefes çekti...Saate baktı ve telaşla hazırlanmaya başladı.Çoçukarı yeni uyutmuştu ve saatlerce uyanmazlardı.mantosunu giyip evden çıktı, sağına soluna bakındı sonra durağa doğru yürüdü .Hemen ilk gelen dağkapı -ofis dolmuşunu durdurup bindi.15 dakika sonra şoföre ineceğini söyleyip mahalle başında indi.Pek uzak bir mahalleye gelmemişti.Dört blok ötedeki bir mahalleydi.Genelde perşembe günleri burada pazar kurulurdu ve pazar için çocuklarıyla buraya gelirlerdi.Etrafına tekrar bakındı tanınmamak ister gibi bir hali vardı.Dışarıdan çok sağlam ama bir o kadar da eski bir apartman olan tuna apartmanın önünde durdu.Apartmanın ikinci katına çıkıp hep olan heyecan ve tedirginlik yine üstündeydi. kapıyı çaldı...

Devamını yazmadığım bir öykü
 
     2 Beğeni    
Kimseyi Yorganın Altında Gözyaşlarını Pijamanın Koluyla Silecek Kadar Sevme
ÖYKÜ | © Yazan Uveys Veysel BECERMAN | Yayın Haziran 2021
Herkes geçer diyor.Geçer mi ?.Herkes ne bilir acımı ?Her gün biraz daha acır, sonra, biraz daha ve biraz daha ve biraz daha... Ama en sonunda ne olur biliyor musun? O acı geçmez! Evet geçmez. Geçti sanırsın ama geçmez... Örneğin, alışverişe çıkarsın bir mağazaya girersin, Öyle bir şarkı çalmaya başlar ki hatırlatır ve dağılırsın. Geçer sanırsın ama geçmez. Daha az akla gelmeye başlar, alışıyorum galiba dersin. Arkadaşlardan biri görmüştür onu biriyle bir yerde bir şeyler içerken... Boğazın kurur, yutkunamazsın sadece su istersin ve geçmesini... Telefonun ekranında duvar kâğıdı değildir artık, kendinden bile sakladığın bir fotoğrafını görürsün aklındaki galeride. Gözüne çarpar, beynine dank diye vurur ve dağıtırsın ama geçmez. Rehberden adını silmişsindir, numara aklından geçip gitmez. Oturduğu semtin otobüsü önünden geçer sen durakta gözlerin dolmuş beklerken.
Defalarca doğru durakta inme telaşı yaşadığın o toplu taşıma faaliyeti gözden yaş taşırma hareketine döner. Binmezsin, binemezsin... Yine geçti sanırsın, unuttum dersin. Ama geçmez... Adına bir filmde rastlarsın, alelade bir radyo programının canlı bağlantı kısmında istek bir şarkı üzerine.“Sezen Aksu -Vazgeçtim” talep olunmuştur... Çalınır ama o şarkıdaki gibi asla geçilmez. Acır canın o kadar acır ki geçmesi için kendinin ya da başkasının canını yakmayı düşünürsün ama içindeki acı geçmez. Birilerini öpüşürken gördüğünde gözünüze çarpan ani bir düşünce ile sarsılır dudağın bir başka dudağa geçme eylemi ve ardından gelen... O da birini öpüyor mudur acaba sorusu ve muhtemeldir öpmesi... Canın acır için kanar, geçmez... Başka birini basmak istersin kanayan yarana. Saçı onun gibidir, gözleri onunkiler gibi kocaman... Sesi onunki gibi ince... Bakarsın, gördüğün kişiyi gerçekten görüp görmediğine, hayır o değildir... Hayal kırılır, parçalar esner. Dağılır, ama geçmez. Canın Acır ama geçmez... Ve sen... Lütfen kimseyi, yorganın altında gözyaşlarını pijamanın koluyla silecek kadar sevme... (2009)
 
     2 Beğeni    
Aşkım
ÖYKÜ | © Yazan Uveys Veysel BECERMAN | Yayın Haziran 2021
Biz aslında hiç sevgili olmayalım... İstanbul'un en işlek caddesinde sen benim sırtıma bin ve ben koşayım, sen de avazın çıktığı kadar 'Hayat Çoooook Guzel 'de. Vapura kaçak binelim ve ininceye kadar kıs kıs gülüşelim.

Biz hiç sevgili olmayalım, sen 'hadi kalk' de ben de hiç hiçbir şey söylemeden tamam diyip sana takılayım. İki bira alalım ve sahil kenarına gidelim. Sen omzumda uyu ve ben bu mutlulukla sabaha kadar uyanık kalayım. Biz hiç bağlanmayalım... Sen yol ortasında şapkamı alıp kaç, bende şapka bahanesiyle peşinden koşayım seni tutayım ve birlikte yere düşelim, gözlerimiz kitlensin ve sen omzuma vurup açıktım yemek yiyelim de. İki ekmek arası balık yiyelim. Bazen paramızı tükettiğimizde bir simit alalım üçe bölelim son kısmını da martılara atalım.

Biz aslında hiç kıskanmayalım birbirimizi... Caddede bir banka oturup sen erkeklere laf at ben kıskandığımı belli etmemek için kızlara laf atayım ve sen ,"bu kıza mı laf attın "diyip omzuma vur bense vurduğun yeri ovayım. Aslında biz birbirimizi hiç düşünmeyelim... Gecenin bir vakti beni aradığında endişeli bir şeklide "ne oldu iyi misin" diyeyim, sen sevdiğini sandığın erkek arkadaşını anlatmaya başla bende üzüldüğümü, kırıldığımı belli etmeden seni teselli edeyim. Sen uyu bense o gece hep seni düşüneyim.

Aslında biz hiç ellerimizi tutmayalım... Sen sevgili sandığın kişi için ağlayıp bana gel omzumda ağla bense içim titreyerek geçecek diyip ellerini tutayım ve hiç bırakmayayım. Aslında biz hiç yalan söylemeyelim... Sen hep bana neden bir kız arkadaşın yok de bende yalana sığınıp yanımda senin gibi çirkin biri olduğu müddetçe kızlar asla bakmaz bana diyeyim. Sen yine omzuma vurup gül.

Biz aslında hiç aşık olmayalım... Sen beni bir sığınacağın liman olarak gör ve bir sorun olduğunda sığın bu limana, unutma bu limanda her zaman sana ait bir omuz seni bekleyecek. Çünkü biz hiç sevgili gibi olamayacağız, düşünmeyeceğiz birbirimizi, hiç yalan söylemeyeceğiz, sevgililerimizi anlatacağız hep birbirimize, biz birbirimize hiç aşık olmayacağız... ya da sen hep Aşkım kalacaksın. (2008)
 
     2 Beğeni    
Taş Olduğu İçin Dedim Kaldırım Taşları Erimediyse.
ŞİİR | © Yazan Uveys Veysel BECERMAN | Yayın Haziran 2021
Kibritim ıslak sigaram yanmıyor ne olur bir ateş...
Tenimin ilk aldanışı değil bu ilk değil sönüşü umutlarımın.
Ben bu denizin son kıyısıyım bir gemi gibi bir iskele arayışındayım halen.
İlk defa bu yürek kırılmıyor ilk kez yalnız kalmıyorum koca dünyada
Ve ilk defa dolaptaki süt kutusunu kendim açmıyorum…
Bir yağmur mevsimi sevişmelere hasretim
Biraz ıslak ve titrek bir yürekle Delinmiş gök kubbenin altında…
Umulmadık sonların özlemi içindeyim
Burgu burgu sancısı özlemlerin sonu gelecek diye bekleyişlerdeyim.
Bir ucu görülmeyen yoldu ayıran onları
O, yolun ortasında, ben ise yolun neresindeydim
Şimdi unuttum yüzünü ama benim gözlerim aklımda.
Uzun kirpikler ıslak ve dertli ağlamaklı bir yüz
O yorgun o seviyordu o sanırım ağlıyordu
Eğer ki kederse gidilen yol taş olduğu içindir dedim
Kaldırım taşları erimediyse
Derken kalabalık içinde kayboldu ansızın korkunç yalnızlığıyla baş başa
Yol ortasında bir adam kaldı sadece.
(2000)
 
     2 Beğeni    
Yelkovan Er Geç Mutlaka Yine Gelecektir.
ÖYKÜ | © Yazan Uveys Veysel BECERMAN | Yayın Haziran 2021
Tam karşımdaki masada oturuyordun. Yanındakiler durmaksızın bir şeyler anlatıyorlardı sana. İlgini toplayıp onları dinleyemiyor gibiydin… Gözlerin sağa sola kayıyor, ara sıra şöyle derin bir nefes alıp içini çekiyordun. O gün bambaşkaydın. Bambaşka bir hava esiyordu etrafında. Bambaşka, tarifsiz bir sihirle çepeçevre kuşatılmış gibiydin. İşte o an, gözlerin benden yana çevrildiler. Bakışlarımız buluşup kenetlenmişti. Bu çekim alanından kendimi kurtarmak istiyor ama tutsak gözlerime sözümü geçiremiyordum. Bir hipnoz, bir büyü ya da daha öte bir gizli güç sonrası sonsuzluk…


Kiliseden yükselen çan sesi, bir yıldırım düşmesi ya da bir lisenin teneffüs zili, fark eder mi, bir tanesi sonlandırmıştı bu yoğunluğu. Kalkıp ayrı kapılara yönelmiştik bizim seçimimizdi farklı yolları seçmek, bizim seçimimizdi konuşmadan anlaşmak. Böyle olması gerektiğine inanıyorduk. Böyle olmalıydı, yalana ne gerek. Buna mecburduk! Belki farklı zamanlarda göz açışımızdan hayata, belki yanlış bir yerde bakışlarımızın kesişmesinden, belki diğerlerinin bizden güçlü olduğunu bilmektendi vuslatsızlık. Düpedüz korkuyorduk, ondandı benim kekeleyişlerim, ondandı senin her daim mahcup edan.


Bağlanmıştık ama günahtı birleşmemiz, bağlanmıştık ama gölgesi olamıyorduk birbirimizin. Teğet geçiyordu siluetlerimiz. Yasaktı. İmkanszdı
Nasıl ki akreple yelkovan el ele verip uzaklaşamazlarsa bu diyarlardan, mecburiyet varsa, canlarının bir köşesi mızrakla delinmiş ve bağlanmışken birbirlerine, yine de kavuşamıyorlarsa; öyle bir şeydi yaşadığımız…
Karanlık gecelerde yalnızca seslerimiz buluşabiliyordu kuytularda, biz refakat edemiyorduk onlara. Ben umudun şarkısını mırıldanıyordum, sen imkânsızlığın…
Cesur olan bendim galiba. Sen söndürdükçe, ben küllerinden doğuruyordum ümit kıvılcımlarını. Sen yine söndürüyordun sonra onları…


Ateşten korkuyordun. Ateşimden korkuyordun! Ortaçağdaki hapishanelerin yahut mahzenlerdeki zindanların duvarlarını süsleyen, görkemli lakin ürkütücü meşalelere benzetiyordun ateşimi. Ateşi içinde hissetmenin, prangalara vurulmak, dahası linç edilmek anlamına geldiğini biliyordun. Oysa prangalara da vurulsak, umudu var edebilirdik doğan yeni günlerde.

Sevmenin suç olmadığı, esaret gerektirmediği ülkeleri de yazıyordu kitaplar. Kitaplar ki sayfalarca okuduğum, adındaki harflerin mükemmelliğini ve tılsımını çözmeye çalıştığım yegâne kaynakçam. Razıydım ben prangalara da, tutsaklığa da, giyotine de…
Ya da bir ömür boyu kaçak hayatı sürmeye razıydım; her daim o diğerlerinin baskısını ve soluğunu hissetmek pahasına omzumda.
Kaçsak, belki bulabilirdik cenneti belki takip etsek o beyaz kuşları, erebilirdik huzura.


Uykusuzluğu, şarkıları, şairin bahsettiği mecburluğu, acı kahveleri, mimozaları, “yeşili” ya da rüyaları paylaşabilirdik, buna benim kadar inansan ama yenememiştin bir türlü gelecek kaygısını, gölgelerimizin uymadığını söyleyenlerin sözlerine kulak tıkayamamıştın ve vazgeçememiştin parmaklarını kütürdetmekten.

Ben seni hiç özleyememiştim yahut çıldırmıştım özlemekten, sen, bir elinde uzak diyarlara seyahat belgen ya da kaçışın, dikildiğin vakit karşıma, fark ettiysen “elveda” dememiştim sana. Çünkü yelkovanla akrep ayrılamazdı birbirinden. Yelkovan uzaklaştığını sana dursun, volta atmaktan ötesini yapamazdı akrebin etrafında.
Ve sevgi, geçmişe ışık tutmaktansa, gelecekle ilgilenirdi. Yelkovan bir bunu bilemedi, oysa akrebin tek istediği, yelkovanın “belki yine gelirim” demeyeceği bir gelecekti.
Çünkü yelkovan, er geç gelecekti.
 
     2 Beğeni    
Seni Bulayım Derken Annemin Beni Aradığı Yeri Kaybettim.
ŞİİR | © Yazan Uveys Veysel BECERMAN | Yayın Haziran 2021
Bütün yollar, bir yolunu bulup sana çıkar.. .
Sen tüm yol ayrımlarında, benim olmadığım yollara saparsın..
Bir şekilde sen varsın aklımda, ruhumda, beynimde, çantamda, önlüğümde...
Örselenmemiş aşk gezginiyim, diyar diyar gözlerini ararım ve sen bütün diyarları ben geldiğim gün terk edip gidersin.
Bir şarkı söylendiği gibi ''kum gibi, kum gibi ezip de geçme'' diye ve sen her defasında bana inat kum gibi ezip geçersin.
En olmaz anda karşıma çıkıp yine yaparsın yapacağını!
Senden ayrı yollarda giderken bende bıraktığın kara gözlerine vuruldum.
Günlerce gecelerce adını sayıkladım.. aradım.. aradım.. aradım.. yoktun.
İnadına saklandın, inadına yoktun, seni bulamadım.
Seni bulayım derken annemin beni aradığı yeri kaybettim.
Üşüyorum bak ellerini tutabilsem, sıcacık sarılabilsem üşümezdim ama tutacak ellerin yok, Sıcacık sarılabileceğim bedenin yasak.
Bir bana yasak, bir benden uzak,
Payıma halden bilmez, sevdadan, aşktan anlamaz bir kurşun düşer.
Eskimiş ceplerimde, resminin yanında taşırım
Gözlerin kapkara gözlerin çöker üstüme darmadağın olurum
Gözlerini anımsatan, karadan daha kara karanlık geceler devrilir üstüme
Yığılır kalırım…

Yıldızlar takarsın saçlarına bakışların intihar kokar
Boşluğa bırakırım bedenimi, yüreğin çok uzak tutunamam yüreğine
Neşe dolu kahkahalar saçarsın dört bir yanına içimde faili belli depremler olur
Yüreğim senden kalan enkazın en ıssız yerinde can pazarında
Susup öylece gözlerimin içine ta içine bakarsın
Gözlerin kirlenmemiş bir deniz gözlerin sabah meltemi
Gözlerin hava, gözlerin su, gözlerin umut, gözlerin işlenmemiş bir suç.
Ama sen bilmezsin gözlerinin bendeki anlamını, kimseler bilmez..
En bakir duygularla severim seni.
İşine gelmez. çirkinliğimi yüzüme vurur arkana bakmadan çekip gidişin.,
Gidersin beni ne hale koyduğunu bilmeden…
Gidersin payıma düşen kurşunu cebimde taşıdığımı bilmeden
Ve biter bu hüzün dolu hikaye
Mutlu son olmaz,
Mutlu sonlar aslında hiç bir hikayede olmaz bunu da bilesin.
( Çok fenaymışım 2005)
 
     2 Beğeni    
Hastalık
ŞİİR | © Yazan Uveys Veysel BECERMAN | Yayın Haziran 2021
Bana kalsa cezam hemen şimdi olsun derim...
Size yalvarmayacağım ve yaptığınız çok aptalca.
Süründürüp işkence etmenize
köle yapmanıza bile razıyım
ama ona asla....
Haksızlık bu neden ben
ve nedir farkım ki bu işkence...
Sonra sıkıca bağladılar ellerini ve ayaklarını
ve zehiri bir şırınga yardımıyla
vucuduna enjekte ettiler...
Evet dünyada bir insanoğlu daha
adı AŞK olan
zehirden tattırılıp köleler sınıfında
yerini almıştı.
(2003)
 
     2 Beğeni    
Çıldırma
ŞİİR | © Yazan Uveys Veysel BECERMAN | Yayın Haziran 2021
Küçük bir akvaryum içinde nefes almak için uğraşan çitlendik balığı gibiyim. Yetmiyordu okyanuslar yetmiyordu artık üzerime giydiğim beden... ya da belki her şey birazcık eksikti ve yetmiyordu hiçbir şey. Bir şeyler doğruydu ama hayıtımda hep yanlışlar kol geziyordu. Sevmek bile yetmiyordu bu şehirdeki insanlara birazcık aldatılmak ruhlarında vardı. Yorulmuştum ve artık uğraşmaktan nefes nefese kalmaktan hep hayatımdan birilerinin gelip bedenimden, beynimden parça kopartmalarından sıkılmış sadece biraz sessizlik arıyordum.(2002)
 
     2 Beğeni    
Anlamsızlık
ŞİİR | © Yazan Uveys Veysel BECERMAN | Yayın Haziran 2021
Okuduğum romanın son sayfasında olduğum halde okuduğum masaldan anladığım tekşey her aşkın küçük şeytanı bir cücenin kesesindeki sihiriyle bittiği. Sihiri çözmek için uğraşırken birden kendimi tek başıma birini bekliyor ya da asla gelmeyeceğini hissediyor gibi bir muammanın içindeyken gördüm. Yalnız olmak artık koymuyordu. Hissetmiyordum artık gidenin ardında bende kalan korkuyu, almıyordum yastığına sinmiş kokusunu ve acıtmıyordu parmağıma batan iğnedeki nefret. Dolaptaki süt kutusu ile tek kalmak bile endişelendirmiyordu artık beni çünkü ilk değildi tek kalışım ilk değildi kalbimin üzerindeki sökükleri dikmek.( 2002)
 
     2 Beğeni    
Ne Senin Yüzün Güldü, Ne İçime Sindi
ŞİİR | © Yazan Uveys Veysel BECERMAN | Yayın Haziran 2021
Hayatta inşa edip bir sarsıntı ile yok olan değerlerim varmış. Herşeyin inceldiği yerden kopması ve gerçekten olmayınca olmaması. Belki payımızda mutluluk vardı belki de yanlızlık bunu hiç anlayamadık ; aslında hiç anlamaya çalışmadık. Kaderin hep aynı yolda beni çizmesi ve herşeyin içime sinmemesi. işte bu yüzden nöbetçi sevgili olamam derim hep ve bu yüzden sevgilim sen uyanmadan sesizce hayatına girdiğim gibi sesizce giderim. Kaç yanlışdan doğru çıkar diye hesaplamalara gerek duymam. Anlamam çıkartmalardan, bölmelerden ve sağlamalardan sadece yanlızlar şehrine gidip unutmak payıma düşen gülücükleri. Alacakaranlığın ötesinde bir şehir de içinde biraz yorgun biraz ortamdan sıkılmış ve ışığa aşık olan floresan kelebeğinin ışıkla dans edişini sonra şok eden finalıni yani ölümünü seyretmekteyim. O kadar fazla ki duygu, üstümüzden geçen leyleklerin kanat seslerini bile işitiriz. (üniversite yıllarımdan yazdığım bir deneme)
 
     2 Beğeni    
Sen-Ben İlişkisi
ŞİİR | © Yazan Mehmet Şirin AKÇA | Yayın Haziran 2021
benimkisi tekrarı olmayan bir aynılığın ısrarı
seninkisi aynı ısrarın olmayan bir tekrarıydı hepsi bu...

baktığında sen bendeydin, benleydin, bendin
bense sendeydim, senleydim, sendim...

ben dediğin sende yeşeren, sen olunca ben oluveren
sen dediğin bende büyüyen, ben olunca sen oluveren bir var oluş değil mi?
 
     1 Beğeni    
Ne Kadar Gidersem O Kadar Kendime Geldim
ŞİİR | © Yazan Mehmet Şirin AKÇA | Yayın Nisan 2021
Sabah uyanıklığı anlamsızlığı sinmiş sanki bu şehre
Birazdan geçmeyecekmiş gibi bu boşluğun mahmurluğu
Nereye gitsem, ne kadar uzaklaşsam ve ne kadar kaçsam da
Tekrar döndüğüm yer kendim oluyorum...
Meğer bu anlamsızlık ve boşluk
Bulunduğum yerde, bulunduğum zamanda veya bulunduğum bedende değilmiş
Tam içimde, en derinimde
Beni ben yapan, ben dediğim yerde...
Meğer bu anlamsızlık, bu boşluk tam da benmişim
Haberim yok;
 
     2 Beğeni    
Ginlenmek
ÖYKÜ | © Yazan Zeynep BALKIZ | Yayın Mart 2021
Sen, senden bir tane daha olsun istedin. Aynı senin gibi düşünmemi ve aynı senin gibi hissetmemi, aynı şeylere gülüp aynı şeylere ağlamamı istedin... Bunu bir noktaya kadar yapabildim fakat yaptıkça da sınırlarımı yitiriyordum. Oynadığı rolün etkisinden çıkamayan oyuncu gibiydim.. Artık yaptığım, düşündüğüm, istediğim herşey bana mı ait yoksa sana mı çözemiyordum, kafam ve sınırlarım net değildi ve çıkmaza girmiştim. Ben sende kaybolmuştum ve kendime giden yolu bulamıyordum. Bunun sebebinin kendimden kaçmak olduğunu sonradan keşfettim.
Kendinden korkanlar ve kendinden gizlenenler başkalarının gölgesi olarak kalır. Kendinden kaçtıkça kaybolur kayboldukça kendine daha çok uzaklaşır ve başkalarına bağımlı kalır. Kendi kendini yok eder.. Bu denli gizlendiği için başkalarında kaybolmaya ve onların gölgesi olmaya mecbur bırakır kedini. Kendi içindeki acıya denk düşen acılar bulur başkalarında ve onlara ağlar. İçindeki yangını görmemek için dışardaki yangınlara su taşır. Başkalarının en iyi dert ortağıdır, herkes herşeyini ona anlatır ama ona kimse sormaz. Çünkü içindeki yangını kendinden bile gizliyordur. Neden peki? Yangını gizlerse yanmayacağını zannettiği için. Oysa her dakika her saniye yanıyor, yangının süresini uzatıyor. Bir kere olsun o yangının içinden geçmeye cesaret etse.. Zira içindeki nefret, öfke, yalnızlık yangınını ancak onu dibine kadar yaşayarak söndürebilecek. Uzun lafın kısası önce kendi yanacak ki sonra başkaları onun yangınına su taşısın.
 
     Beğenin    
Jelibon Ağızlı Sevgilim
ŞİİR | © Yazan Şeyda KARA | Yayın Mart 2021
Jelibon ağızlı sevgilim

Seni ben sevdim
Simbat’ ın halısı yokken
Yoluna tuz serptim

Koynundaki hasrete
Hep yalınayak
İki gözü iki çeşme teşneydim

Antik yunan’ da fahişeydim

Jelibon ağızlı sevgilim
Müzikoloji dersinde mozart, Modonna’ yı bilmezken kraldım

Ah jelibon ağızlı sevgilim seni ben taaaa çocukken sevdim
 
     Beğenin    
Wanderful Life
ŞİİR | © Yazan Şeyda KARA | Yayın Mart 2021
Wanderful life

İpek böcekleri kozasını örüyordu
Karton kutuların içinde
sadece birkaç dut yaprağı yeterliydi işlerini yapmaya
Aza kanaat etmek nedir bilirler miydi?sanmam
sanki doğalarında gizliydi yetinmek
Karton kutuların içinde insan elinin gölgesinde yaşamaktı edimleri
Sahip çıkanları çocuklardı
Belki de bu yüzdendi süt beyazı ile yeşilin uyumu
Korku ve iğrenme arasında bir yerde, eski bi adresteydiler
Unutulmuş güneşli bi öğleden sonraydı
Şimdinin ipekli yalnızlığını örüp durduklarını bilmezdim...
Örümcek adam kadar uzağa atacağım ağlarım da yoktu henüz
Yalnızlık çocuk olmak gibi birşey değildi
Tanıklığım düpedüz bipolar aynadaki yokluktu
 
     Beğenin    
Seviyorum Seni
ŞİİR | © Yazan Şeyda KARA | Yayın Mart 2021
6-
Seviyorum seni

Saruhanlı’ da bir evin avlusu gibi seviyorum seni
İçimdeki domates çekirdeğinin yaşama çığlığı gibi
Gelecek düşlerini uzay mekiğine kaptırmış bir çocuk muyum yoksa?
Ay’ a ilk ayak basmış adamı bilmem ama
Elinden ekmek yediğim yer vatanımdır

Gün ağarmadan yapılan bir kahvaltıya yağan çiğ tanesiydin
Bağzı şeyler metal bi düğünün gerdek gecesinde başladı
Metro istasyonlarının acı ve soğuk loşluğunda kırmızı harflerle karaya yazılı bir yazgı gibiydin
Ama her şey gün ağarmadan ham br meyveyi dalından kopardığın o kahvaltı sabahının serinliğindeki gibiydi
Huzurlu ve çağlayan

İnek memesinin sıcaklığında

Üçyol metro istasyonunun derinliğinde uğraşıya isim (emek) vermekten ibaretti bu şiir
Sen ise sadece bir ses sadece iç sızısıydın....
 
     Beğenin    
Yıldızların Altında
ŞİİR | © Yazan Şeyda KARA | Yayın Mart 2021
Yıldızların altında

Asvalttan yüzüne çarpmış bir kendilik
Uçurtmayı da vurmasınlar emi
Yalnızlığın adı eski bir romans
Kuşlar da uçar de mi?

Demir parmaklıklı bir rezidansın
Okyanusa açılan kapısına
Kilit vurmasınlar emi

Aşk, bi defterde yazılı babam
Adına ağıtlar yakılmış öyle mi?
Babam ki Erken ölümlü bir yazgıyı dilek ağacına tutturmuş giderken
Türbe yapmasınlar emi
 
     Beğenin    
Mesuduz
ŞİİR | © Yazan Şeyda KARA | Yayın Mart 2021
Asfalt yollarda oyun oynarken yaralıydık

Yılkı atlarının bayırdan aşağı koşması gibi
Dağ başlarının sessizliğinde
İçimizin kişnemesine benzeyen bir korkuyla
Dut ağacında yoncaydık

yok yok hayır goncaydık

Hepimiz biraz goncaydık

Yok yok aslında en çok yoncaydık

Mesuduz

Apartman dairesinin beşinci katında
Kapana sıkışmış bir özgürlükte
Kanaviçe renginde bi sandıkta büyüttük çocukluğumuzu

Mesuttuk
Okyanus aşırı Polinezya’ daki ilk insanların yalnızlığı gibi
 
     Beğenin    

Bu sayfada yayınlanan öykü ve şiirlerin tüm hakları yazarlarına aittir ve üye yazarlarımız tarafından TavsiyeEdiyorum.com Öykü ve Şiirler kütüphanesinde yayınlanmak üzere gönderilmiştir. Burada yer alan eserler yazarlarından önceden izin alınmaksınız başka platformlarda yayınlamaz, sadece kaynak gösterilerek ve yazar ismi zikredilerek KISA ALINTILAR yapılabilir. Aksine davranış Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırılık teşkil edecektir.

18:05
Top