2007'den Bugüne 75,597 Tavsiye, 24,802 Uzman ve 17,010 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!


Mesleki Anılar Kütüphanesi

TavsiyeEdiyorum.com üyesi uzmanların paylaştığı mesleki anılar kütüphanemize hoşgeldiniz. Üyelerimizin mesleki anılarını tarih sırasına göre aşağıda bulabilirsiniz. Eğer siz de site üyemizseniz, bu sayfada ilginç bir mesleki anınızı yayınlamak için ÜYE SAYFANIZ içinden MESLEKİ ANILAR bağlantısını seçiniz. Bu sayfada yayınlanan anılar yazarının isteği üzerine isimle veya isimsiz olarak yayınlanmaktadır. Tıp doktoru üyelerimizin anıları ise mesleki etik kuralları gereği her zaman isimsiz olarak yayınlanmaktadır.

Site Ana Sayfamıza Dönün - Tanıdığınız Bir Profesyonel Hakkında Tavsiye Yazın


Doğancan GÖKÇE Fotoğraf
Psk.Dnş.Doğancan GÖKÇE
İstanbul
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Özel ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com Üyesi5 kez tavsiye edildiKütüphanemizde Yayınlanan 4 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : BİR TAKINTI ÖYKÜSÜ Yayın Tarihi : 03-04-2018 21:31
 
Danışanım geldiğinde; artık dayanamadığını çok yorulduğunu çok zorlandığını söyledi. Zorlandığı şey ise sayma takıntısıydı. Sandalye ayaklarını , dolap köşelerini , yolda gördüğü tabela köşelerini , mutfaktaki bardakları vb. birçok buna benzer şey. Problemi çözmek için ilk formulasyonu oluşturdum. Tipik bir obsesyon. Yani kaygı neticesinde ortaya çıkan bir durum. Danışanın geçmişi ve şu an ki durum incelendiğinde; danışanın geçmişten gelen mükemmelliyetçi yapısı etkiliydi. Yine bununla birlikte problemlerinden uzaklaşmak için kontol etme ihtiyacı duyuyordu, sayarak sorunlarından uzaklaştığını, rahatladığını düşünüyordu. Ailedeki sorunları da buna tuz biber oluyor sayma davranışları artıyordu. Danışan ile önce problemin bilişsel yönlerini incelemeyle başladık. Sayma davranışlarını gerçekleştirmeden önce neler hissettiği neler düşündüğünü sorguladık. Bu sorgulama bize önemli ipuçları verdi. Problemlerin kaynağına doğru ilerliyoduk. Sonraki seanslar bilişsel sorgulamaları danışana öğretme ve sorgulamalarla devam etti. Danışan hataları düşüncelerini belirlemeyi öğrendi bunların mantıklı olmadığını fark etti. Diğer seanslarda davranışçı müdahalerle devam ettik. Sayma davranışlarını azaltmaya yönelik bir yüzleşme merdiveni oluşturduk. Merdivendeki ilk basamak sandalye ayaklarını sayma davranışıydı. Şu an sandalye ayaklarını saymayı bıraktık. Danışan buna inanamadığını söyledi ve diğer basamaklar için cesaretlendi. Terapimiz devam ediyor , ilerleyen seanslarda Danışanın psikoanalitik yönden geçmiş yaşantılarını biraz daha irdeleyeceğim , bilişsel ve davranışçı egzersizlere devam edeceğiz.

Murat ÇAKIR Fotoğraf
Uzm.Psk.Dnş.Murat ÇAKIR
Ordu
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiKütüphanemizde Yayınlanan 12 Makalesi varFotoğrafı MevcutTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : BİR VAJİNUSMUS HİKAYESİ Yayın Tarihi : 31-10-2017 16:06
 
Merve vajinusmus şikayeti ile terapiye geldi. 1.60 cm boylarında 75-80 kg ağırlığında olan Merve 26 yaşındadır. Terapiye 32 yaşındaki eşi Kubilay ile beraber geldiler. Merve çalışmıyor ve eşinin ailesi ile birlikte Ordu merkezde yaşıyor. Kubilay ise Ordu merkezde kendisine ait bir elektrik dükkanı işletiyor. Maddi durumları ise orta düzeydedir. Merve, Kubilay ile bir yakınları aracılı ile tanıştıktan sonra birbirlerinden hoşlanmış ve altı ay içerisinde evlenmişler. Merve, özsaygısı düşük, kendini fiziksel olarak beğenmeyen, sosyal açıdan kapalı bir kadındır. Eşi Kubilay ise Merve gibi içe kapanık, sosyal açıdan sınırlı, ön planda olmayı başaramamış bir kişidir. Ancak birbirleri ile uyumlu bir çift görünümündedirler. Çift, altı yıl önce evlenmişler ve şu ana kadar cinsel ilişkiye girememişler. Kubilay eşine karşı saygılı bir erkektir. Merve’nin cinsel korkularını anlayışla karşılamış ve onu bu konuda zorlamamıştır. Ancak öz saygısı düşük olduğundan dolayı sosyal baskılardan etkilenmektedir. Anne, baba ve akrabalarının çocuk baskısından dolayı evlendikten 2 yıl sonra ayrılmışlar. Fakat aralarındaki ilişki bitmemiştir. Sosyal açıdan destek göremedikleri için başka evlilik arayışına girmemişler ve 2 yıllık bir aradan sonra tekrar birleşmişlerdir. Fakat Merve’deki cinsel işlev bozukluğu halen devam etmektedir. Bu sorunun çözümü için birkaç girişimleri olmuş, Ordu Eğitim ve Araştırma Hastanesi psikiyatri polikliniğine başvurmuş ancak psikiyatristin yaklaşımından rahatsız olduğu için devam edememiş. Bunun yanında çevrelerinde güvendikleri kişilerden çeşitli telkin ve yöntemler dinlemişler fakat onlar da işe yaramamış. Bu telkinlerden biri; Kubilay’ın Merve’yi eter ile bayıltıp cinsel ilişkiye girmesiymiş. Fakat buna cesaret edememişler. Çift, ordu merkezde 2+1 bir dairede Kubilay’ın kanser hastası babası, annesi ve erkek kardeşi ile beraber yaşamaktadırlar. Merve, evde kendilerine ait yaşam alanının sadece yatak odaları olduğunu ve kendisini evde rahat hissedemediğini söylemektedir. Merve, bu sorun için neden şimdi buraya başvurdukları sorulduğunda; çevresel faktörlerin yine baskısı altında olduklarını, büyüklerin çocuk beklentisi olduğunu fakat Merve’nin vajinusmusu olduğunu kimse ile paylaşmadıklarını söylemektedir. Bu nedenle bu durumu tedavi edebilen bir merkezin Ankara’da olduğunu öğrendiklerini fakat tedavi için 8.000TL ücret istedikleri için bu seçenekten vazgeçmek zorunda kaldıklarını, burayı da internetten araştırma yaparken bulduklarını belirttiler. Yapılan ilk görüşmede çift birlikte alındı. Çiftin teker teker ailevi özellikleri hakkında bilgi alındı. Anne, baba ve kardeş ilişkileri, kaçıncı çocuk oldukları, eşinin ailesi ile olan ilişkiler, eşinin bu ilişkiden memnun olup olmadığı konularında bilgi alındı. Merve, gizil öğrenme yolu ile edindiği bilgiye dayanarak cinsel ilişkinin acı veren bir şey olduğunu düşünmektedir. Bu sebeple de cinsellik aklına geldiğinde dahi bir korku yaşamaktadır. Kubilay ise baskın olan annesinin fazla sorumluluk vermemesi sonucu içe kapanık ve güvensiz bir kişilik özelliği geliştirmiştir. Bu sebeple de vajinusmusun gelişmesine katkıda bulunmuştur. Kendilerine cinsellikle ilgili bilgilerini ölçen bir ölçek uygulandı. Ölçeğin sonucunda Kubilay Merve’ye göre cinsel bilgi yönünden daha iyi durumda olsa da her ikisinin de sınırlı cinsel bilgiye sahip oldukları görüldü. Yine bu görüşmede son cinsel deneyimleri hakkında bilgi alındı. Cinsel ilişki bir girişimden öteye geçmiyor. Her ikisi de yarı çıplak bir vaziyette, vücutlarında atletleri var ve yatakta uzanıyorlar. Aralarında pek konuşma olmuyor, dokunma, okşama ve öpüşme çok sınırlı olmak koşulu ile Kubilay, Merve’nin vajinasına penisini sürtmek sureti ile boşalıyor. Cinsel yaşantıları genellikle bu şekilde devam ediyor. Bu sırada Merve’ye nasıl hissettiği sorduğumda, kendisini bir kadın gibi hissetmediğini, işe yaramayan değersiz bir kişi gibi gördüğünü söyledi. Kubilay’ın bazen cinsel ilişkiye girmek istediğini ancak Merve’nin kendini sıkarak geri çektiğini, bacaklarını kapatarak elleri ile eşini ittiğini söyledi. İlk görüşmenin sonunda, bir vajinusmus vakası ile karşı karşıya olduğumuzu, bu durumun eşlerin ortak sorunu olduğunu bu nedenle de çiftlerin uyum içerisinde terapiye devam etmeleri gerektiğini, vajinusmusun çok yaygın bir cinsel işlev bozukluğu olduğunu ve tedavisinin psikoterapi ile yapılabildiğini açıkladım. Bu tedavide başarı oranının çok yüksek olduğunu yaklaşık 8-12 seansta başarıya ulaşılabildiğini ancak çiftler arasında ikincil problemler olması durumunda terapinin seyrinin değişebileceği konusunda bilgi verdim. Bu sırada Kubilay’ı Merve’nin yanında överek terapi sürecinde kendisine güven geliştirmesini sağlamaya çalıştım. Vajinusmusun erkekler için zor bir durum olduğunu ancak kendisinin tam bir erkek gibi davranarak eşinin istek ve korkularını anlamasının çok değerli taktir edilmesi gereken bir davranış olduğunu belirttim. Bir hafta sonra tekrar görüşmek üzere kendilerine randevu verildi. Bu bir hafta içerisinde Merve’ye spora başlaması önerildi. İkinci seansa Merve ve Kubilay birlikte geldiler. Merve hafta boyunca spor amaçlı yürüyüş yaptığını, benim önerim üzerine Fidangör’de kalabalığın içerisinde yürüdüğünü ve bu yürüyüşün kendisine iyi geldiğini söyledi. Merve’ye yürüdüğün zaman ne hissettin, dikkatini çeken bir şey oldu mu? Diye sordum. Merve, gezerken orada yürüyen bakımlı ve güzel kadınları fark ettim, kadınlar genellikle kendilerine dikkat ediyorlar, güzel kokuyorlar ve güzel görünüyorlardı. Ben de ister istemez kendimle onları kıyasladım. Sanırım ben güzel bir kadın değilim, onlara pek benzemiyorum. Tam da bu noktaya dikkat çekmek istemiştim ve bu noktanın üzerine gittim. Merve kendisini değeri bulmuyordu. Kendisini değerli bulmadığı için de kendisini iyi olan şeylere yakıştırmıyordu. Üçüncü seansa Merve yine Kubilay ile geldi. Fakat bugün biraz değişiklik sezmiştim. Merve saç modelini değiştirmiş, kıyafetleri ise daha feminendi. . Kubilay ise daha bakımlı görünüyordu. Saçları daha özenli, taranmış ve tıraş olmuştu. Kıyafeti ise daha tertipliydi. Merve hafta boyunca verilen egzersizleri yapmıştı. Seans boyunca oldukça dikkatli ve hevesliydi. Konuşulan konuları istekli ve meraklı bir şekilde dinliyor, eksikliğini hissettiği cinsellik konusunda ilgi düzeyi giderek yükseliyorduKubilay seans boyunca Merve’yi koridorda sükunetle bekledi. 3. Seansın sonunda Merve’nin istekli olduğu izlenimindeydim. Dördüncü seansa geldiklerinde ikisi de oldukça mutlu görünüyorlardı. Bu görüşmemizde Merve ve Kubilay’ı birlikte görüşmeye aldım. Artık verilecek egzersizler eşli olacağı için her ikisinin de seansta bulunması gerekecekti. Seans boyunca Merve daha istekli olsa da her ikisinin de ilgisinden memnundum. Yapılması gerekenler hakkında konuştuktan sonra görüşmeyi bitirdim. Son seansımız beşinci seanstı. Terapiye cevap veren bu ilgili çiftimiz vajinusmus probleminin üstesinden gelmişlerdi. Merve’ye ne hissettiğini sorduğumda; kendimi artık kadın gibi hissediyorum, 6 yıldır boşuna sıkıntı çekiyormuşum dedi….. Yaklaşık 3 ay sonra Merve 6 haftalık hamile olduğunu bildirdiğinde ise kendimi çok mutlu ve gururlu hissettiğimi hatırlıyorum.

Mükerrem Cahide SARAOĞLU Fotoğraf
Mükerrem Cahide SARAOĞLU
Kütahya
Sosyolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi8 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 3 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : TUTULAMAMIŞ YAS Yayın Tarihi : 15-07-2016 18:10
 
Özellikle ebeveyn kayıplarında, çocuğun yas sürecini etrafındakilerle birlikte yaşaması, hissetmesi, duygularını ifade edebilmesi çok önemli. Çoğu zaman, koruma amaçlı çocuğu yas ortamlarından uzak tutarken, ileriki hayatına yansıyacak duygu sıkışmalarına neden olabiliyoruz. Danışanım başarılı bir üniversite öğrencisiydi. Son zamanlarda etrafına karşı artan öfke, tahammülsüzlük, agresiflik yüzünden annesi tarafından terapiye getirildi. Hikayesini alırken babasından bahsetti. Küçükken kaybetmişti. Terapi öncesinde babasına olan duyguları oldukça olumsuzdu. Hayatını mahveden, ailede şiddet uygulayan, şizofren biriydi. Onlara çok çektirmişti. (Hipnoterapide giren benlik ile çıkan benlik arasındaki büyük değişim, kişinin hayatında da dönüm noktası olacak büyük dönüşümlere vesile olur. Danışanımla gerçekleştirdiğimiz bu tek seansla bu değişimi bire bir yaşadık) Terapiye girerken babasından nefretle bahseden genç, regresyon esnasında babasıyla olan hatıralarına gitti. Babası nasıl biri olursa olsun "o bir çocuktu" "ona ihtiyacı vardı" "baba desteği istiyordu" "babasının hep yanında olsundu" Gençliğe ilk adım attığı yıllarda babasını kaybetmişti. Ama etraftaki insanlar yüzünden babası öldükten sonra, baba eksikliğinin üzüntüsünü, özlemini, onu sevdiğini ifade edememişti. Hipnoterapi esnasında babasıyla buluştu ve ona samimi duygularını ifade etti. Sevdiğini, çok özlediğini, onsuz yalnız hissettiğini, hiç unutmayacağını, hep yanında hissedeceğini... Hipnoz altında gerçek hayatta yapamadıkları vedalaşmayı yaptılar ve yarım bırakılmış hikaye tamama erdirildi. Sonraki günlerde, annesi arayarak çok değiştiğini söyledi. Şaşırmadım. Çünkü geçmişte sıkışmış duygular ve enerji salıverilmiş ve bugünü iyileştirmişti. Bugüne ait sorunlarımızın nedenini şimdide ararız ama çoğu zaman geçmiştedir. Geçmişi iyileştirdiğimizde bugünümüz de iyileşir...

Mükerrem Cahide SARAOĞLU Fotoğraf
Mükerrem Cahide SARAOĞLU
Kütahya
Sosyolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi8 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 3 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : EŞİNLE OLAN SORUNUNUN NEDENİ ÇOCUKLUĞUNDA OLABİLİR Mİ? Yayın Tarihi : 15-07-2016 18:10
 
Çocuklukta yaşanan olumsuzluklar, sağlıksız ilişkiler, bazı toplumsal kabullenmişlikler gibi etkenlerle hayatımızda "sıkıştığımız" kısır döngüler oluşabilir. İşin kötüsü çözülmeyen bu problemler, tekrar tekrar hayat sahnemizde karşımıza çıkar ve bizi mahveder. Örneğin danışanım ilişkilerinde sorun yaşıyordu. En sonunda eşiyle ciddi derecede arası açılmıştı. Ona eşini değiştirmek gibi bir şansımızın olmadığını, ancak kendisini değiştirirse pekçok şeyin değişeceğini söyledim. Hipnoz esnasında çocukluğuna gitti. Küçük bir kız çocuğuyken yaşadığı birtakım olaylar sonucu "çirkinim" "değersizim" "sevilmeye layık değilim" kodlaması yapmıştı. Ve hayatında hep bu inancın yansımasını görüyor, sevilmiyordu. Farkına varıp bilinçaltı düzeyde kodları değiştirdik. Olumsuz duyguların yerine olumlularını yükledik. Terapiden birkaç gün sonra aradı. Eşini arayıp barışmıştı. Hatta eşi sonradan "o telefondaki sanki sen değildin" demiş, hayretini ifade etmişti. Tek seansla bu kadar değişim... Hipnoz gerçekten de güzel...

Mükerrem Cahide SARAOĞLU Fotoğraf
Mükerrem Cahide SARAOĞLU
Kütahya
Sosyolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi8 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 3 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : ANNE KARNINDA BAŞLAYAN SORUNLAR Yayın Tarihi : 15-07-2016 18:10
 
Danışanlarımızın hayatlarında köklü değişimlere vesile olabilmek güzel bir duygu. Onlardan gelen geribildirimler bizi ziyadesiyle mutlu ediyor. Danışanım bugüne ve bugündeki yakınlarına dair sorunlarla gelmişti. Oysa hipnoz esnasında birebir yaşadık ki, sorunların kaynağı daha o doğmadan yaşananlardı. Annesinin stresli hamileliğinden başladık, doğumunu bizzat yaşadık, bebeklikteki sıkıntıları çözümledik. Aile sistemindeki tıkanıklığı keşfederek akışı tekrar sağladık. Danışanım tarif edilemeyen bir güzel duygu durumu içinde olduğu, hayata bakışı değiştiği ve çevresindeki insanlar bile bu duruma ayak uydurduğu için çok mutlu :) Hipnoterapi hayatınıza hayat katar...

Mükerrem Cahide SARAOĞLU Fotoğraf
Mükerrem Cahide SARAOĞLU
Kütahya
Sosyolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi8 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 3 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : GÜRÜLTÜDEN RAHATSIZ GENÇ Yayın Tarihi : 15-07-2016 18:10
 
Bazen sorunlarımızın kaynağını şimdide ararız ama çözüm için geçmişe yolculuk yapmamız gerekebilir. Danışanım seslere karşı aşırı duyarlılık geliştirmişti ve bu hassasiyet çoğu zaman sevdiklerine öfke olarak yansıyordu. Regresyon terapisi sırasında geçmişinde, kavga gürültüyle geçen "gürültülü" bir çocukluğa şahit olduk. Artı olarak tutulamamış bir yas da vardı. Geçmişte gerekli düzeltmeleri yaptığımızda ve de ölen ebeveynle vedalaşıp, parçaları toparladığımızda büyük bir değişim ve iyileşme kendiliğinden geldi...

Mükerrem Cahide SARAOĞLU Fotoğraf
Mükerrem Cahide SARAOĞLU
Kütahya
Sosyolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi8 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 3 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : ÇOCUKLARINIZA SÖYLEDİKLERİNİZE DİKKAT EDİN, ZİRA SÖYLEMLERİNİZ ONLARIN İÇ SESİ HALİNE GELİR Yayın Tarihi : 15-07-2016 18:10
 
Dikkat edin! Çocuklarınızla yaptığımız konuşmalar, onların iç sesi haline gelir. Bir danışanımın annesi, ona henüz küçükken "yemek yemezsen hasta olursun" iç sesini ona yerleştirmişti. Ve danışanım bu iç sesle hep yemeye ve kilo almaya devam etti. Üstelik az yediği zamanlarda kendini hasta hissetti. Hava soğuksa hasta olursun, kimseye güvenmemek lazım, trafik çok tehlikeli, zenginlik kötüdür, hayvanlardan uzak dur, mikrop kaparsın, elimi tutmazsan kaçırırlar, sokaklar güvenli değil, erkekler kötüdür... Bunun gibi yüzlerce iç ses yerleştiriyoruz çocuklarımıza. Kendi korkularımızı, kaygılarımızı onlara aktarıyor ve onların ömür boyu bu olumsuz kodlamalarla yaşamasına neden oluyoruz. Sizce de büyük bir vebal değil mi :(

Elif BAYBUĞA Fotoğraf
Psk.Elif BAYBUĞA
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi8 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 5 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : XXXII. SEPİ KONGRESİ Yayın Tarihi : 27-07-2017 16:11
 
SEPİ Avrupa Bütüncül psikoterapistler Birliğinin bir üyesiyim. Uzun yıllar ergen ve yetişkin terapisti olarak XXXII. SEPİ irlanda kongresinde Ergenleri Masterson yaklaşımı ile anlatma fırsatı yakaladım. Dünyanın bir çok ülkesinden katılım sağlayan psikoterapistlerle bir arada olma ve sunum yapma fırsatı yakaladığım için kendimi şanslı hissediyorum.

Sadık SUN Fotoğraf
Psk.Sadık SUN
Diyarbakır
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Özel ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com Üyesi58 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 15 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : DİYARBAKIR DA PSİKOLOG OLMAK Yayın Tarihi : 06-05-2017 15:53
 
Diyarbakır da mesleğime başladığım ilk yıllarda odamda beklerken bir danışanın kapıyı çalması ile içeri girmesi ve akabinde soluk soluğa kalarak bana "hocam beni kimse buraya girerken görmemeli tüm karizmam mahvolur, sanırım görmediler" deyişi halen gülümsetiyor beni. sonrası ne mi oldu onun aracılığıyla bana başvuran birçok danışan oldu. :)

Uzm.Psk.Hilal GÜNDÜZ
Kocaeli
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi10 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : Bir Nazlı Hilal :)) Yayın Tarihi : 01-01-1970 02:00
 
Minik danışanımla ilk seansım( hareketli,odaklanma sorunu var ) Süper enerjik seansın sonunda bir sonraki seans için konusuyoruz; Ben: Yeni bir oyun öğreticem,haftaya kadar adımı unutmazsın değil mi ? Cocuk:...(muzip bir bakış/çoktan unutmuş) Ben:Hilal.Bak hatırlamazsan istiklal marşından bulursun "Çatmaa kurban olayıım çehreni ey nazlı hilaaal !.. ;) Cocuk: tamam artık unutmamki zaten .(kendinden emin) Bir hafta sonra Ben :Neydi ismim? Cocuk: hızlıca mırıldanarak Çatma kurban olayiim ceyreni ey nazli ... Nazli Nazli ! Senin adın Nazlı :)))

Mustafa A. KILIÇ Fotoğraf
Fzt.Mustafa A. KILIÇ
Muğla
Fizyoterapist
TavsiyeEdiyorum.com ÜyesiFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Kısa sürede yürümenin önemi Yayın Tarihi : 31-05-2017 16:51
 
Uzun süre enfeksiyona bağlı hastanede yatan bir hastam oldu. ilk çalışmaya başladığımızda dizlerine çivi batar gibi ağrılarının olduğunu söyledi. hergün düzenli egzersiz ve azimle ayağa kaldırma çalışmalarımız sonunda artık hasta dizlerinin az ağrıdığını söledi. bizde hemen yürüme egzersizlerine başladık. özenli fizyoterapi sonrası 41.günde hastamız yardımsız yürümeye başladı. ben fizyoterapisti olarak çok mutlu oldum ve tabi kendisi ve ailesi de inanılmaz mutlu oldular.

Uzm.Fzt.Mehmet DURAY
Denizli
Fizyoterapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi24 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 8 Makalesi varMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : BİR PROFESÖRÜN FELÇ SONRASI YENİDEN KALEM TUTMAYA BAŞLAMASI Yayın Tarihi : 01-01-1970 02:00
 
Hastamız bir profesör hocaydı ve 6 yıllık bir felç öyküsü vardı. Ankara' da lisansüstü eğitim alıp aynı zamanda hasta takibi yaptığım zamanlarda tanıştık hocamla. Aktif olarak 6 yıl boyunca fizik tedavi almış. Durumu çok iyiydi. Yürümesinde hiç bir sıkıntısı yok, dengesi gayet iyi, estetik görüntüsü felç geçirdiğini kesinlikle ele vermiyordu. İlk geldiği zaman oturduk ve sadece konuştuk. Bu da değerlendirmemizin bir parçasıydı. Bir müddet sonra beklentilerini tam olarak öğrenmiştik. Hocam akademisyendi, mesleğinin gereği olarak düzenli bilimsel yayın yapıyor, tezler yürütüyor, doçentlik sınav jürilerinde yer alıyordu. Burda birçok fizyoterapistin veya fizik tedavi uzmanının gözünden kaçan çok önemli birşey vardı. Evet fiziksel olarak aktifti, transferini rahat sağlıyordu ancak yazamıyordu. 3. satırdan sonra yoruluyordu. Yazısı bozuluyor, bileğine kramp giriyor, kalemi elinde zor tutuyordu. Artık hedefimiz belliydi, daha önce kimsenin yaptırmadığını yaptıracaktık. Hocamın eline kalem verdik, bizim belirlediğim 4 satırlık bir paragrafı yazmasını istedik. Kaç saniyede yazdığını kaydettik ve müdahelelerimize başladık. Yaklaşık bir saatlik bir tedavinin sonunda aynı paragrafı aynı masada, aynı açıda, boş bir kağıdın aynı kısmına tekrar yazmasını istedik. Süre %50 artmış ve yazı kalitesi muazzam düzelmişti. Yorgunluğu çok az olan hastamız çok mutluydu. İnanmıyordu. NE YAPTINIZ SİZ BANA? Sorusunu hiç unutamıyacağım sanırım. Bir profesörün yaşam kalitesini yükseltmek için ilk adımı atmıştık. Bu arada unutmadan söylemeliyim. Kesinlikle klasik fizik tedavi yöntemi kullanmadık. Ne eline ağırlık verip çalıştırdık, ne de elini pozisyonlayıp 20 dk bekledik. Uyguladığımız tamamen MOTOR ÖĞRENME prensipleri, yani GÜNCELLENMİŞ BOBATH YAKLAŞIMIYDI. Hocamla ilerleyen zamanlarda tekrar görüşme fırsatı bulduk. Çok sıcaktı bize karşı, çünkü onun için birşeyler yapabilmiştik. Bunun verdiği hazzı anlatamam. Lütfen klasiğin dışına çıkalım, bilimin çok hızlı geliştiği milenyumda bizde seçimimizi doğru yapalım. SAĞLIKLA KALIN...

Uzm.Fzt.Mehmet DURAY
Denizli
Fizyoterapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi24 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 8 Makalesi varMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : EPİLEPTİK BİR HASTADA BİR SEANSTA OTURMA DENGESİ NASIL GELİŞTİ? Yayın Tarihi : 01-01-1970 02:00
 
Güncellenmiş Bobath Terapisiyle Yeni Tanıştığım Zamanlarda Uygulamanın Etkinliği Konusunda Çok Ciddi Endişelerim Vardı. Acaba Etkili Olacak Mıydı? Öğrenmenin Yolu Denemekti. Çok Uzun Süre Geçmeden Kesin Bir Şekilde Etkili Olduğunu Kanıksadım. Artık Öğrencilerime Göstermek İstiyordum. Bu Tedaviye Olan İnançlarını Artırabilmem İçin Zor Bir Hasta Seçmeliydim. 1 Ay Önce Felç Geçirmiş Epileptik Bir Hastanın Odasına Gittik. 9 Lisans Öğrencimizin Yanında 2 De Romanyalı Erasmus Öğrencimiz Vardı. Hasta O Zamana Kadar Hiç Oturtulmamıştı. Maalesef Daha Önce Rehabilitasyon Kapsamında Hastanın Sadece Kol Ve Bacakları Çalışılmıştı. Stajyerlerimle İlk Önce Problem Analizi Yaptık. Bobath Düşünce Sistemiyle Zihinleri Çok Seri Çalışıyordu Ve Oturma Problemine Yol Açan Sorunu Bulmak İçin Müthiş Bir Arzu Hissettikleri Her Hallerinden Belliydi. Hastanın Vücut Algısının Oturma Dengesi Üzerinde En Önemli Role Sahip Olduğunu Düşündük Ve Buna Yönelik Tedaviye Başladık. Hastanın Algı Düzeyinin De Çok Düşük Olduğunu Düşünürseniz Problemin Ne Kadar Kompleks Olduğunu Öngörebilirsiniz. 1 Saatlik Tedavinin Sonunda Hastamız Artık 15 Sn Kadar Hafif Destekle Oturabiliyordu. Artık Stajyer Arkadaslarım Her Seans Hastayla İlgili Problem Çözmeye Başladılar. Geleneksel Kolunu 10 Defa Kaldır, 20 Dk Hastaya Elektrik Uygula Bakış Açısından Uzaklaşmışlardı. Ve Solina' nın Unutulmaz Sözü (Erasmuslu Stajyerimiz): Bobath is a Great Approach, I Want To Learn Bobath Therapy ( Bobath Muhteşem Bir Uygulama Ve Ben Bobath Yöntemini Öğrenmek İstiyorum.)..... SAĞLIKLA KALIN....:)

Medet YAKUT Fotoğraf
Fzt.Medet YAKUT
İstanbul
Fizyoterapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 1 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Pasif Germe Yapılan Teyze Yayın Tarihi : 07-10-2017 14:07
 
Mesleğe ilk adımlarım stajımdan bir anımdan bahsetmek istiyorum. Özel bir hastanede ilk stajımı yapmakta olduğum o günlerde bir gün yaşlı bir teyze gelmiş fizyoterapistimiz tarafından alt ekstremitede kontraktüre bağlı inatçı şekilde kasılan adalenin açılması için pasif germe yapmaktaydı. Sorun şuydu ki teyze yapılan bu germe esnasında bağırıp çağırmaktaydı öyle çok korkmuştum ki bu mesleği nereden seçtim diye kendi kendime sormuş hatta pişman bile olmuştum artık anlayın ne derece yaşlı teyzenin bağırdığından. Öğrencilik yıllarımın sonlarına doğru bunun yanlış bir uygulama olduğunu hocalarımdan öğrenmiştim. Bu zorlayıcı direncin hasta için ne derece tehlikeli olduğunu bu yöntemin eskiden kalma olduğunu. Üstelik bunun üzerinde çok duran sevdiğim hocalarımdan biride böyle bir şeyi asla yapmayın yaparsanız size hakkımı helal etmem demesi bana bu yazıyı yazdırdı. Bu anımı o hocama bahsettiğimde bir şeyi daha eklemek isterim ki bu germe ekstra olarak traksiyon cihazıda kullanıldı :( Demem o ki hastayı bağırta çağırta bir egzersiz yöntemi olamaz arkadaşlar o inatçı adalenin açılması için birçok yöntem varken böyle ilkel bir zorlamaya gerek yok.

Site Üyesi Bir Uzmanımız
Doktor "Nöroloji"
 
Mesleki Anı : 2016 YILINDAN BURUK BİR HATIRA Yayın Tarihi : 19-06-2017 16:52
 
2016 YILINDAN BURUK BİR HATIRA Biz hekimlerin meslek hayatları boyunca acı, tatlı pek çok hatıraları olur. Birazdan sizlerle paylaşacağım hatıram da 2016 Aralık ayının sonlarında başımdan geçen böyle bir buruk hatıra. Cumartesi günü, Urfa’dan Mehmet isimli 25 yaşında bir hastam randevu için aradı. Kendisinin beyin MR filminde bir sıkıntı olduğunu, her ne kadar oradaki doktorlar önemli bir şey değil deseler de, içinin rahat etmediğini, bu nedenle de bana muayene olmak istediğini söyledi. Bana mail ile MR raporunu da göndermesini istedim. Raporda şüpheli birtakım hasarlı bölgelerden bahsediyordu. Benim de içim rahat etmemişti. Kendisine telefon açtım “mutlaka gel seni muayene edip değerlendirelim, ayrıca MR filmlerini ben de görmek istiyorum” dedim. Salı günü için uygun olduğunu uçak biletini de aldığını söyledi. Ayrıca “doktor bey bizim buranın isot biberi meşhur, siz de Maraş’lıymışsınız size gelirken getireyim” dedi. Ben de tebessümle canın sağ olsun dedim. Salı günü saat 15’teki randevu öncesi, hastamı arayıp Ankara’ya gelip gelmediğini sormak istedim. Telefon çalmasına rağmen açan olmadı. Müsait değildir diye düşündüm. Saat 15.15’te randevuya gecikince de içimden “ insan en azından gelemeyeceğini bir haber verir” diye söylenmeye başladım. Tekrar telefon açtım. Telefon uzun uzun çaldıktan sonra yaşlı bir adam sesi telefonda “buyurun” dedi. Nihayet diyerek “ben Profesör Doktor Atilla İlhan, Mehmet’le görüşecektim, kendisi ile saat 15’te randevumuz vardı, ama gelmedi” diyerek telefona istedim. Karşıdaki ses “ben Mehmet’in babasıyım, demek sizinle randevusu vardı ha. Maalesef hocam Mehmet’i kaybettik. İki gün önce hastaneye kaldırdık, beyin kanaması dediler” dedi. O an donakaldım. İçimi bir sıkıntı kapladı. “ya öylemi başınız sağ olsun Allah rahmet eylesin, keşke daha önce görüşebilseydik” deyiverdim. Babası “keşke hocam keşke” dedi. O an daha iyi anladım gereksiz söylendiğimi, halbuki ben randevusunu unuttu diye boşu boşuna söylenmiştim...
Site Yönetiminin Notu: Tıp Doktoru üyelerimizin anıları mesleki etik kurallarına saygı duyularak isimsiz olarak yayınlanmaktadır.

Ali İhsan YAKA Fotoğraf
Uzm.Psk.Ali İhsan YAKA
Ankara
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi27 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 6 Makalesi varFotoğrafı Mevcut
Mesleki Anı : YAŞAMA SANATI Yayın Tarihi : 20-05-2016 13:27
 
Yaşamımda ve meslek hayatımda en çok etkilenmiş olduğum kitaplardan biri yaklaşık 400 yıl önce yazılmış olan DENEMELER'dir (Monteigne). Denemelerde özellikle YAŞAMA SANATI'yla ilgili bölümün bazı cümlelerinde evrensel ilkeler olduğunu ve özellikle ruh sağlığı alanında psikoterapiyle yakından ilişkili olduğunu hep farketmişimdir. Burada özellikle YAŞAMA SANATI'nın şu paragrafını sizlerle paylaşmak istedim: Biz pek şaşkın varlıklarız: Filanca hayatını işsiz güçsüz geçirdi, deriz; bugün hiçbir şey yapmadım, deriz -Bir şey yapmadım ne demek? Yaşadınız ya! Bu sizin yalnız başlıca işiniz değil, en parlak, en onurlu işinizdir: Bana büyük işler çevirmek olanağını verselerdi, neler yapmaya gücüm olduğunu gösterirdim, deriz, önce siz kendi hayatınızı düşünmeyi, çevirmeyi bildiniz mi? Bildinizse bütün işlerin en büyüğünü görmek için büyük fırsatlara ihtiyaç yoktur hangi mevkide olursa olsun, perde arkasında da, perde önünde de insan kendini gösterir. Bizim işimiz kitap doldurmak değil, ahlakımızı yapmaktır; savaşmak ülke kazanmak değil, yaşayışımıza dirlik düzenlik getirmektir; en büyük en onurlu eserimiz doğru dürüst yaşamaktır. Geri kalan her şey, başa geçmek, para yapmak, binalar kurmak, nihayet ufak tefek eklentiler, yollardır. Bir komutanın, az sonra hücum edecek olduğu bir kalenin eteğinde dostlarıyla tümüyle serbest ve rahatça, kaygısızca sohbete dalması, Brutus’un herkesin kendisine ve Roma’nın özgürlüğüne karşı pusu kurduğu bir sırada gece dolaşmalarından birkaç saat çalarak tam bir sessizlik içinde Polybius’u okuyup notlar yazması ne güzel bir şey! Düşündükçe içim açılır Ancak küçük ruhlar işlerin ağırlığı altında ezilir; onlardan sıyrılmayı, bir yerde durup yeniden başlamayı bilmezler..

Selma DEMİRHAN TULPAR Fotoğraf
Selma DEMİRHAN TULPAR
Kocaeli
Pedagog
TavsiyeEdiyorum.com Özel ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com Üyesi45 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : Paylasımlardaki Bilgi Kirliligi Yayın Tarihi : 13-01-2015 20:53
 
Merhaba ben mesleğimize gereği olarak algıda seçicilik mi desem çocuklarla ilgili olan haber gruplarda çocuklarla ilgili konuşmalara karşı aşırı duyarlılık. Asla istemem ki bir çocuğun yanlış yönlendirilmesi şiddet görmesini. Bazen iyilik olarak düşündüğümüz veya kendi dogrularımızda şiddet içerebilir. Bugün sizlerle paylaşmak istediğim olay internette anne ve çocuk la ilgili bir sohbet ve bilgi paylaşım grubunda karşılaştım bir konuşma ve beni çok rahatsız eden bir konuşma.Bir anne yedi yaşında ki çocuğuyla ilgili bir soru soruyor soru şu oğlum yada kızım zaman zaman altına kaçırıyor ne yapmalıyım soruda bir şey yok asıl diğer annelerin verdikleri cevaplar çok ilginç ve hatta korkutucu şimdi bu olayın birçok nedeni olabilir fizyolojik olabilir,genetik olabilir veya psikolojik olabilir .Bu konuyla ilgili bilgi alınarak olayın nedeni anlaşıldığına üstesinden gelinmeyecek bir olay değil .Bilgi vermek amaçlı bir annenin yazdığı öneri bana göre korkunç hacamat yaptırın diye bir öneride bulunmuş muhtemelen ya kendisi yaptırdı yada yaptıran birini duydu ki böyle bir öneride bulundu .Birsüre 7 yaşındaki çocuğu düşündüm ve böyle bir olaya maruz kaldığını gözlerindeki korkuyu ki gerçeğini hayal bile edemiyorum umarım yaptırmamıstır. Birazcık araştıran bir uzmana danıssak çok daha sağlıklı olur. Bu şekilde paylaşılan bilgiler sağlıklı olmadığı gibi uygulandığı taktirde de büyük travmalar yaratabilir .Her insan bir defa çocuk olacak onuda sağlıklı geçirmelerini anne baba olarak lütfen rehberlik edelim

Şeyma YAŞAR Fotoğraf
Dyt.Şeyma YAŞAR
Eskişehir
Diyetisyen
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : kendi diyet serüvenim Yayın Tarihi : 18-01-2017 10:27
 
hep merak edilen birşeydir,diyetisyenler kendileri nasıl besleniyorlar acaba? :) 'terzi kendi söküğünü dikemezmiş' 'kelin ilacı olsa kendi başına sürermiş' lafları eğer ki kilolu bir diyetisyenseniz sık sık karşınıza çıkabilir. şöyle bir durum var ki diyetisyenler de insan ve her daim psikolojik olarak kendilerini diyete hazır hissetmeyebiliyorlar.çünkü sağlıklı beslenmede olay sadece zararlı besinleri tüketmemek değil aynı zamanda düzenli beslenmektir. benim kendi şahsım adıma meslek hayatıma alışmam yeni bir düzen kurmam yaklaşık iki yıl kadar sürdü ve bu süreçte bir beslenme tarzı oturtmakta çok zorlandım.ne zamanki hayat yoluna girdi beslenme de düzene girdi.sonuç olarak 1,5 yılda 20 kg verdim! işin özü sabırdı aslına bakarsanız,çok takıldığım zamanlar oldu aynı kiloda 2 ay gezdiğim zamanları biliyorum,zaman zaman vücudumu dinlendirdim ara verdim.çünkü biliyordum ki yol uzun.tüm kiloları bir gecede almadığım gibi bir gecede de vermeyecektim.bu telkinler beni ayata tuttu sanırım ve gerçekten işe yaradı. diyeceğim o ki sabrın sonu selamettir:) sağlıklı günler!

Site Üyesi Bir Uzmanımız
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
 
Mesleki Anı : Annelerin ilaç kaygısı Yayın Tarihi : 03-11-2016 11:19
 
Bu anı biraz geçmişe ait sayılır. Henüz SSK Hastaneleri kapatılmamıştı. Geçici görev ile SSK Dışkapı Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi Kliniğinde mevcut tek doktor olarak çalışıyordum. Kapıda uzun bir kuyruk; bir anne elinden tuttuğu çocuğu ile içeri girdi. Kapıyı kapatmadı ve kuyrukta duran hasta ve hasta yakınlarına duyuracak şekilde bana söylenmeye başladı. -"Bu çocuğun gece korkuları vardı , sen bir ilaç yazdın daha beter oldu!!!" Diğer hastalar da kulak kesilip bizi dinlemeye başladı.... Ben de düşünmeye. Allah allah versem versem T... 25 mg veya 10 mg tablet den veririm. Peki bu çocuk kaç kilo gelir? 25 civarı. 10mg verdim de yetmedi mi? Herhalde tedbirli davranıp küçük doz verdim. O da hastaya yetmedi ki annesi bana kızıyor. -"Annesi ilaç yanında mı? Kaç mg lık tan vermiştim ki? Cevap beni de kuyruktakileri de pes ettirdi..... -"ALMADIM Kİ!!!!" Yüzünüzden gülücük eksik olmasın.... Y. Doç. Dr. Nüket İŞİTEN
Site Yönetiminin Notu: Tıp Doktoru üyelerimizin anıları mesleki etik kurallarına saygı duyularak isimsiz olarak yayınlanmaktadır.

Uğur ÇAPULCUOĞLU Fotoğraf
Uzm.Psk.Dnş.Uğur ÇAPULCUOĞLU
İçel (Mersin)
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi3 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 2 Makalesi varFotoğrafı MevcutTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Özel eğitime sevgi dolu özel destek Yayın Tarihi : 20-02-2017 19:42
 
Hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan bir ana sınıfı öğrencisi daha önce sandalyeden düştüğü için annesinin yeni yaptırdığı kolçaklı sandalyeye oturmak istemiyordu. Sınıfa girdim ve tüm öğrencileri sandalyeye oturttum. O öğrenci yerde izliyordu olanı biteni. Önce meslek gruplarına dahil kişilerin nasıl oturduğunu sordum sınıfa. Cevaplar geldi. Daha sonra sandalyeden düşmek üzere olursak ne yaparız dedim. Tüm çocuklar yardım isteriz dediler. Hemen canlandırdık. O öğrenciler döndüm senin sandalyen hangisi dedim. Gösterdi. Sen de oturup yardım isteme oyunu oynamak ister misin dedim. Evet dedi. Kucağıma aldım sevgi ve güç dolu bir duygu ile sandalyeye oturttum. Şimdi düşmek üzeresin yardım iste dedim. Yardım istedi. Oynadık oyunu tüm çocukların katılımı ile. Sımsıkı tuttuğu sandalyeden önce ellerini gevşetti. Sonra rahatladı. Ve oturarak yemeğini yedi. Yüzünde kocaman bir gülümseme annenin gözünde iki damla yaş. Çocuk dünyası büyüktür ama girmesini bilene mükemmel bir macera...


19:41
Top