2007'den Bugüne 81,391 Tavsiye, 25,858 Uzman ve 18,104 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!


Mesleki Anılar Kütüphanesi

TavsiyeEdiyorum.com üyesi uzmanların paylaştığı mesleki anılar kütüphanemize hoşgeldiniz. Üyelerimizin mesleki anılarını tarih sırasına göre aşağıda bulabilirsiniz. Eğer siz de site üyemizseniz, bu sayfada ilginç bir mesleki anınızı yayınlamak için ÜYE SAYFANIZ içinden MESLEKİ ANILAR bağlantısını seçiniz. Bu sayfada yayınlanan anılar yazarının isteği üzerine isimle veya isimsiz olarak yayınlanmaktadır. Tıp doktoru üyelerimizin anıları ise mesleki etik kuralları gereği her zaman isimsiz olarak yayınlanmaktadır.

Site Ana Sayfamıza Dönün - Tanıdığınız Bir Profesyonel Hakkında Tavsiye Yazın


Esra DEMİR Fotoğraf
Uzm.Psk.Esra DEMİR
İstanbul
Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi7 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 1 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Yetimhanede kalan çocuğuma..(Lütfen devam et abla..) Yayın Tarihi : 05-05-2019 16:59
 
Henüz meslekte çok taze olduğum yıllarda gönüllü bir proje var orada psikolog olarak çalışır mısınız? Diye bir teklif gelmesi üzerine değerlendirdim dururmu. Yetim çocuklar her zaman benim için ince bir nokta olmuştur, onlar söz konusu olunca bende akan tüm sular durulur. Bunun üzerine kabul ettim projeyi. Evime çok uzak olmasına rağmen her hafta giderdim ve benim önce bir sonradan iki tane oğlum oldu.. Onları gün geçtikçe daha çok seviyor ve yokluklarında özlüyor olmuştum. Bazen psikolog olduğumu unutup onlarla yemek yiyip sadece bir abla gibi ödevlerini yapardım lakin bu haz bu ruhun tatmini adeta anlatılamaz derecede bir güzellik. Gel zaman geç zaman derken ben alıştım Efeme ve Alime.. Onca paylaşımın ardından ben yine anlamamışım bir yetime, kurumda büyüyen bir çocuğa dokunmanın, onun sevildiğini, önemsendiğini, tebrik edildiğini göstermenin onlar için ne kadar kıymetli olduğunu.. Merakınızı daha fazla artırmadan bana tüm dünyamı alt üst eden durumu anlatayım. Yine günlerden birgün sevgi, mutluluk ve huzur dolu bir yürekle gittim Efemin yanına ve derse oturduk, ödev yaptırıyorum oğluma.. henüz 1. Sınıf öğrencisiydi kendisi ve algısı çok açık fakat sevgiye bir o kadar aç.. Beklemediğim bir şekilde Efe o günki dersini çok iyi yapmaya başladı ve ben gayri ihtiyari elimle başını okşadım hani sevimli çocuk görüp de başını sıvazlarız ya tıpkı öyle işte, ardından elimi dizimin üzerine koydum.. İşte beklemediğim ve görür görmez kalbimden birkez daha vurulup çok şey öğrendiğim o olayı yaşadım. Efem eliyle elimi tekrar tuttu ve başına doğru koydu ve bana;” Ne olur devam et abla...” diyince o an zaman benim için durdu, ne yapacağımı nasıl oğluma çaktırmadan ona duyguğum sevgiyle orantılı olan hüznümü nasıl atlatacağımı bilemedim.. Dersi bıraktım ve Efeye kocaman sarıldım.. ve sadece anı yaşaması için, sevildiğini görmesi için ona izin verdim... Bu olay buradan anlatılırken belki iki boyutlu lakin yaşayan için bir ömür derslik bir olaydır.. Hem kendi çocuklarınızı hem de KARNINIZDA DEĞİL DE KALBİNİZDE BÜYÜTTÜĞÜNÜZ tüm çocukları sevin, göz teması kurun, onlara sevgi ile merhamet ile dokunun.. Tüm çocuklar özel elbet lakin kendi yaşadığım anımdan da görüleceği gibi kurumlarda yaşayan çocuklar ayrı bir özel.. Lütfen onlara sadece zaman değil, sevgi ayırın, ömür ayırın.. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.. Şimdi aksiyon alma vakti, Haydi bir Efenin başını da sen okşa!! Olmaz mı???

Canan ÖRMECİ YILMAZ Fotoğraf
Dyt.Canan ÖRMECİ YILMAZ
Antalya
Diyetisyen
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : BİR DAMACANA KİLO VERMEK Yayın Tarihi : 02-04-2019 09:47
 
Hastalar kuyruk olmuş, poliklinik kapısında bekliyorlardu. Hastaları tek tek alıyorumdum içeri ve diyetlerini yazıp eğitim verip uğurluyordum. Herkes sırayla gelip gidiyordu ama dışarıda kavga kıyamet gürültü bir türlü bitmiyordu. Yok sen benim sıramı kaptın, yok ben senin önündeydim, yok ben bayan olduğum için öncelikli hastayım... Kapıyı açıp bağırasım geldi; "Kavga edene bakmayacağım". Bağıramadım. Kavga devam etti. Bu arada içeride de hastalarımla öyle çok eğleniyorduk ki..Biri "Verdiğiniz mide koruma ve zayıflama diyeti ile hem midem düzeldi hem zayıfladım" diyordu, diğeri "Etli sebze yemeklerime tereyağ koymamaya başladım ve en yağsız etin içinde bile yağ olduğunu gördüm, tıpkı sizin söylediğiniz gibi" diyordu. Günün yoğunluğunda en çok dikkatimi çeken hasta ise şu oldu: -Diyetisyen hanım ben size ilk geldiğimde hedefim yoktu. Şimdi bir hedefim var. Bakın anlatayım. Geçen gün 19 litrelik bir damacana çıkardım zemin kattan 5. kata. Nefes nefese kaldım, sırtım ağrıdı. Sonra düşündüm de... Benim de 20 kg fazlam var ya hani... Vay be dedim, demek benim sırtımda da böyle 20 kg koca bir yük var. Yazık değil mi bana? Kilo vermek için daha büyük bir çaba sarf etmeye başladım. Hedefimi soruyordunuz ya... Hedefim belli artık. Hedefim; bir damacana kilo vermek. Damacana hedefli hastamla birkaç ay görüştük. Diyeti de sporu da çok iyi yapıyordu. Daha sonra benim tayinim çıktı ve başka bir ile gittim. Hastalarımın tamamını aynı hastanede birlikte çalıştığım diğer diyetisyen arkadaşıma emanet ettim. Tayinden birkaç ay sonra bir gün eski görev yerimden bir telefon geldi. 1 yıl boyunca birlikte çalıştığımız diyetisyen arkadaşım arıyordu. Telefonu açtım; -Alo. Yabancı bir ses duyuldu: -Merhaba diyetisyen hanım, ben Hacer. Şaşırdım. Diyetisyen arkadaşımın sesi değildi bu. Hacer de kimdi? Telefonu kafamdan uzaklaştırdım, arayana baktım. Sonra anladım ki diyetisyen arkadaşımın telefonundan başka biri arıyordu beni. -Pardon? Hacer mi? Telefondaki ses kendini hatırlatmak için hevesle devam etti konuşmaya: -Hatırlamadınız mı diyetisyen hanım beni? Ben Hacer. Hastanız Hacer. Damacana Hacer. "Damacana Hacer" hedefine ulaştığını söylemek için aramıştı beni. Türkiye'nin en doğusundan gelen bu telefon beni o kadar mutlu etmişti ki...

Canan ÖRMECİ YILMAZ Fotoğraf
Dyt.Canan ÖRMECİ YILMAZ
Antalya
Diyetisyen
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : KOMİK DİYALOGLAR Yayın Tarihi : 02-04-2019 09:47
 
Diyalog 1: -Siz beni anlayamazsınız diyetisyen hanım. -Sizi anlama gibi bir amacım yok zaten. Burada asıl amaç sizin beni, yani yazdığım diyeti anlamanız ve doğru şekilde uygulamanız. -Siz hiç şişman oldunuz mu ki beni anlayasınız... Şişman olmadan kimse şişmanları anlayamaz. Siz mutfağa girip bir bütün pastayı yedikten sonra üstüne bir tencere pilav, onun da üstüne beş paket cips yemenin nasıl bir şey biliyor musunuz diyetisyen hanım? -Biliyorum, binge eating bu. -Nasıl biliyorsunuz? -Kitaplarda yazıyor. Binge eating tıkınırcasına yemek demektir. Açlık hissetmeden, bir anda çok fazla miktarda besin tüketimidir. Yeme, ataklar şeklinde olur. Yediklerinizden suçluluk hissedebilirsiniz. Kontrolü kaybettiğinizi düşünebilirsiniz. Bu şekilde olmuyor mu? -Ayyy evet aynen böyle oluyor. -Safra kesesi ameliyatı yapmanız için sizin önce kendi safra kesenizi almanız gerekmez. Anlatabiliyor muyum? Diyalog 2: -Ceviz yiyecek miyim diyetisyen hanım? -Tabi ki... Günde 3-4 adet ceviz öneririm. -Ama Canan Karatay öyle demiyor. -Evet, doğru. Canan Karatay öyle demiyor. Canan Yılmaz öyle diyor. -Canan Yılmaz da kim? -Ben. Diyalog 3: -Hanımefendi sabah kaçta kahvaltı yapıyorsunuz? -Kahvaltı mı? Ben uyanınca midem bulanıyor. Midem bulandığı için su içemiyorum. -Kahvaltı saatinizi soruyorum. Sabah saat kaçta kahvaltı yapıyorsunuz? -Hee saat mi? 10 gibi kalkıyorum, 10'u 5 geçe başlıyor bulantı. Sonra kaynanam uyanıyor. Sonra gel gelin, git gelin, koş gelin... Canımdan bezdim valla. İşte böyle. -Üçüncü kez aynı soruyu soruyorum. Lütfen sadece soruma cevap verin. Sabah saat kaçta kahvaltı yapıyorsunuz? -Hıı kahvaltı.... Kahvaltı yapmıyorum ki ben. Diyalog 4: -Oh diyetisyen hanım sonunda gelebildiniz. -Kusura bakmayın, sizi beklettim hanımefendi ama hastane mutfağındaydım. Buyrun polikliniğe geçelim. -Mutfak mı? Ayyyy siz mutfakta ne yapıyorsunuz ki? -Diyetisyenlik.

Canan ÖRMECİ YILMAZ Fotoğraf
Dyt.Canan ÖRMECİ YILMAZ
Antalya
Diyetisyen
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : BAKLAVA Yayın Tarihi : 02-04-2019 09:47
 
Hastanede yatan hastalarımızdan birinin kan şekeri insülin tedavisine ve oral antidiyabetiklere rağmen düşmüyordu. Hastanın doktoru her gün diyetisyen konsültasyonu istiyordu. Hastayı her gün ziyaret ediyor, tekrar ve tekrar diyabette beslenme ilkelerini anlatıyordum. Sorular soruyor, adeta minik minik sınavlar yapıyordum. Hasta her şeyi benim kadar iyi biliyordu, bildiği her şeyi uyguladığını söylüyordu ama şekeri 300'ün altına bir türlü düşmüyordu. Bir haftadır yatmasına rağmen şekeri düşmeyen hastanın yiyeceği yyemekleri artık hastane mutfağında kendi ellerimle hazırlıyordum. Yemeklerin miktarlarına, ara öğün saatlerine kısacası her şeye dikkat ediyordum ama hastanın şekeri hala 300... Günlük ziyaretlerimin birinde artık dayanamadım ve hastanın omzuna elimi atıp samimi bir şekilde sordum; -Teyzeciğim. Gözünü seveyim, ne olur söyle... Bizim gönderdiğimiz yiyecekler dışında yediğin bir şey mi var? Hasta çok net bir şekilde "Hayır" dedi. Gözümle görmeden inanmayacaktım. Önce masaların üstünü inceledim, hiçbir şey göremedim. Sonra da hastanın kullandığı mini buzdolabına usul usul yaklaştım. -Bugün ara öğünün geldi mi bakalım, diye sordum. Ara öğününün buzdolabında olduğunu ve bakabileceğimi söyledi. Beklediğim cevaptı. Dolabın kapağını açmadan evvel yine de iznini aldım. Sonra buzdolabını açtım ve bir de ne göreyim? Elmaların ve sütlerin yani ara öğünlerinin yanında kocaman bir kutu baklava! -Teyzeciğim, bu kutu nedir? Hastanın yüzü kızardı. Hemen "Sadece bir tane baklava yedim" dedi. Sesindeki titremeden, yüzündeki kızarıklıktan anlamıştım yalan söylediğini... Gülümsemekle yetindim. -Baklavayı çok severim de... Bir tane de ben yiyebilir miyim, diye sordum. Tahmin ettiğim cevabı verdi: -Al canım kızım, hepsi senin olsun. Kutuyu aldığım gibi odadan çıktım. Hemşire odasına gittim. Önce hastadan sorumlu olan hemşirelere, daha sonra da doktorlara baklavaları gösterdim. 1 kilogramlık kutu içinde kalan 3 adet baklavayı gören herkes derin bir nefes aldı. Baklavaları yakaladığım o günden beri pek çok hemşire benimle "Uğur Dündar'ın diyetisyen hali" diye dalga geçti. Ben de adımın hakkını verdim ve bir şekilde hastanede yatan tüm şeker hastalarımın buzdolaplarını ve hatta tuz, şeker, reçel gibi minik kaçamaklarını sakladıkları başucu çekmecelerini bir yolunu bulup açtım. Kibarca, güler yüzle ve hastaların kalbini kırmadan yaptım bunu. Buzdolabı ve çekemece kontrolünü "Diyabette beslenme eğitimi"nin bir parçası haline getirdim. Çünkü "Tecrübe; yenilen kazıkların bileşkesidir.".

Yasemin POLAT
Malatya
Sosyal Hizmet Uzmanı
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : hayat nedir? Yayın Tarihi : 01-01-1970 02:00
 
Danışmanlığını yaptığım bir çiftin sorunları oldukça fazla,süreç kendileri açısından oldukça zorlayıcıydı.Her şeye rağmen olumlu tek tarafları her ikisin de ortak çocuklarına düşkünlüğüydü.Bu durumu ailenin geleceğini kurtarmak için bir ümit ışığı olarak gördüm. Ve çocuğa mucize soruyu sordum "hayatında neyi değiştirmek istersin? Çocuk cevap verdi "hayat=düzen" herşeyi düzene koymak istiyorum ondan sonra da düzenimi korumak istiyorum. Sadece 9 yaşında ki bir çocuğun omuzlarında ki yük oldukça ağırdı.Aile sadece bu cümleden sonra inanılmaz bir değişim içerisine girdi. Şu an tüm sorunlar düzelmedi ama bunun için muazzam bir çaba gösteren ebeveynler var karşımda.Bu aile ile gurur duyuyorum.Yeniden BİZ olmaya çalıştıkları için...

Emine MERMERKAYA Fotoğraf
Fzt.Emine MERMERKAYA
Konya
Fizyoterapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi22 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : 32 haftalık doğmuş ve epilepsi nöbetleri geçiriyormuş, Zeynep Şifa Yayın Tarihi : 15-03-2017 18:59
 
Bize geldiğinde 12.ayı doldurmak üzere idi,yüzüne bakmaya kıyamadığım bir bebekti Zeynep Şifa Oturamıyor du, dönmeleri de yoktu ,anneyi tanımıyor, göz kontağı kuramıyor,etrafa boş boş bakıyor du.. ..Tedaviye başlandıktan kısa bir süre sonra göz kontağı kurmaya anneyi tanımaya başladı. Daha önce farketmediği uzuvlarıyla ilgilenmeye ,ellerini izlemeye hemen sonrası kullanmaya başladı.. Dönmeleri hızlandı bir ay içinde, üç ay içerisinde yattığı yerden oturmaya gelebiliyor du.. ılk başta ayakta tutmamız imkansız dı, ayakları hiç basamıyordu.Sonraları bassa bile gövde dengesini sağlayamadığı için oturuyordu. 6 ay sonra ise ayakta durmaya ve bir destekle yürümeye başladı, Zeynep Şifa.. Sonrası dengesini sağlamakta zorlansa bile birkaç adım atmayı, kendisi bir yerlerden tutunup ayağa kalkıp sıralamayı başardı. Bu arada konuşması ve algılaması hızla gelişti...Anne ,baba,gel,gitti gibi iki heceli kelimeler kullanmaya ve söylenen komutları yerine getirmeyi öğrendi. Şimdi görseniz bu çocuk ,o, çocuk mu dersiniz..Fizyoterapisti olmama rağmen ben bile her görüşümde kendine bu soruyu soruyorum..Rabbim e hamdolsun..😊

Elif AKAR Fotoğraf
Uzm.Elif AKAR
Adana
Eğitimci - Psikoterapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi10 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Travmalar içinde gelişimi de barındırır Yayın Tarihi : 04-08-2018 23:03
 
2006 yılında 1 Nisan günü kızımın doğumuna 40 gün kala, annem trafik kazasında öldü, 48 yaşındaydı annem "her ölüm erken ölümdür"...ölümün travmasından 40 gün sonra kendim anne oldum, acı içinde lohusalık.. bunlardan 2 yıl sonra "kişiliğimiz uyuşmuyor"dedi eski eşim, boşandık..ölümü,ayrılığı ve doğumu 2 yıl içinde deneyimlemiş biri olarak ruh sağlığım çöktü...Psikoterapi desteği almaya başladım Ümit Ertem 'den ve o süreçte " Ben kimim? BU insanlar kim? Bundan sonra ne yapacağım? sorusunu soruyorsanız kişilik ,iletişim, gelişim ve psikoterapi kuramı olan Transaksiyonel Analiz ile tanışın"diye bir maille karşılaştım,dedim tam benim kafamdaki sorular ..13 yıl süren birliktelikte "kişilikte uyuşmayan nedir?" merakımın peşine düştüm...ve cevapları TA da buldum ve TA'yı felsefesini , psikoterapiyi çok sevdim yıllar içinde uluslarası eğitimlerimi tamamladım, farklı psikoterapistlerle yıllarca kendi psikoterapi sürecime devam ettim...yılmadım, integratif psikoterapi eğitimime başladım ve içimdeki çocugun elinden tutan Prof.Dr.Fusun Akkoyun ile kendi psikoterapi analizime girdim, 2. yüksek lisansımı psikolojide tamamladım, bilişsel davranışçı terapi eğitimleri aldım, bu kuramların süpervizyonalarını aldım. Mart 2019 Fransa' da uluslarası integratif psikoterapi kongresinde değerlendirmeye gireceğim Eski eşimle eş olmayı başaramadık ama kızımıza iyi bir anne baba olmayı başarabiliyoruz Geçirdiğim yas, ayrılık...süreçlerinden, yol arkadaşlarımın (danışanlarımın) içindeki çocuğun elinden "bende bu süreçten geçtim" diyerek sıkıca ve cesaretle tutabiliyorum, acının içinden birlikte geçiyoruz.. Bir metafor var; Psikolog, dağları denizleri, gölleri nasıl oluştuğunu bilen kişidir Psikoterapist, dağları, denizleri gölleri nasıl oluştuğunu bilen ve bende o dağlardan , denizlerden , göllerden geçtim diyebilendir Yaşadığım travmalar, benim kişisel ve mesleki dönüşümüm oldu.

Ayberk AYGÜN Fotoğraf
Ayberk AYGÜN
Zonguldak
Sosyolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Değişimi Öğrenmek Yayın Tarihi : 26-04-2018 10:37
 
Eğitimlerimi Aldıktan sonra bana gelen ilk profesyonel danışanım 21 yaşında sosyal fobisi olan aşırı derecede annesine bağımlı psikologlara da antipati duyan birisiydi. Tesadüf eseri onla uyum sağlamam zor olmadı. Seanslara başlamadan 3 gün önce askerlik şubesine dahi annesiyle giden birisiydi. Rahatısızlığı yüzünden elleri sürekli titriyordu. İlaçlarını alması için bile annesine bel bağlıyordu. Onunla yaklaşık 20 seans kadar çalıştık ve geldiğimiz noktada sosyal fobilerini yenmişti... Annesi "hocam allah sizden razı olsun; artık her işini kendisi yapıyor." demeye başlamıştı. Ve artık gelecekle ilgili planları ve hedefleri olan birisi olmuştu. Babasıyla birlikte çalışıyordu ve sürekli kavga ediyorlardı. gerektiğinde babasıyla da seanslar yaparak orta noktada buluşmalarına koçluk ettim. Ben artık seansları bitirmiş olan danışanlarımla iletişimi kesme taraftarı değilim ve geçenlerde bi halini hatrını sormak için aradığımda -ki 3-4 aydır görüşmüyorduk- arkadaşlarıyla voleybol maçı yapmaya gittiğini... bir sorun olmadığını, kendisini iyi hissettiğini ve askerlik durumu belli olduktan sonra gelecek planlarını faaliyete geçireceğinden bahsetti. Çok sevindim... Çünkü seanslarda yaşadığı değişimleri içselleştirmiş. bu da süreklilik anlamına geliyordu onun için.

Uzm.Psk.Dnş.Murat ÇAKIR
Ordu
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiKütüphanemizde Yayınlanan 12 Makalesi varTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : BİR VAJİNUSMUS HİKAYESİ Yayın Tarihi : 01-01-1970 02:00
 
Merve vajinusmus şikayeti ile terapiye geldi. 1.60 cm boylarında 75-80 kg ağırlığında olan Merve 26 yaşındadır. Terapiye 32 yaşındaki eşi Kubilay ile beraber geldiler. Merve çalışmıyor ve eşinin ailesi ile birlikte Ordu merkezde yaşıyor. Kubilay ise Ordu merkezde kendisine ait bir elektrik dükkanı işletiyor. Maddi durumları ise orta düzeydedir. Merve, Kubilay ile bir yakınları aracılı ile tanıştıktan sonra birbirlerinden hoşlanmış ve altı ay içerisinde evlenmişler. Merve, özsaygısı düşük, kendini fiziksel olarak beğenmeyen, sosyal açıdan kapalı bir kadındır. Eşi Kubilay ise Merve gibi içe kapanık, sosyal açıdan sınırlı, ön planda olmayı başaramamış bir kişidir. Ancak birbirleri ile uyumlu bir çift görünümündedirler. Çift, altı yıl önce evlenmişler ve şu ana kadar cinsel ilişkiye girememişler. Kubilay eşine karşı saygılı bir erkektir. Merve’nin cinsel korkularını anlayışla karşılamış ve onu bu konuda zorlamamıştır. Ancak öz saygısı düşük olduğundan dolayı sosyal baskılardan etkilenmektedir. Anne, baba ve akrabalarının çocuk baskısından dolayı evlendikten 2 yıl sonra ayrılmışlar. Fakat aralarındaki ilişki bitmemiştir. Sosyal açıdan destek göremedikleri için başka evlilik arayışına girmemişler ve 2 yıllık bir aradan sonra tekrar birleşmişlerdir. Fakat Merve’deki cinsel işlev bozukluğu halen devam etmektedir. Bu sorunun çözümü için birkaç girişimleri olmuş, Ordu Eğitim ve Araştırma Hastanesi psikiyatri polikliniğine başvurmuş ancak psikiyatristin yaklaşımından rahatsız olduğu için devam edememiş. Bunun yanında çevrelerinde güvendikleri kişilerden çeşitli telkin ve yöntemler dinlemişler fakat onlar da işe yaramamış. Bu telkinlerden biri; Kubilay’ın Merve’yi eter ile bayıltıp cinsel ilişkiye girmesiymiş. Fakat buna cesaret edememişler. Çift, ordu merkezde 2+1 bir dairede Kubilay’ın kanser hastası babası, annesi ve erkek kardeşi ile beraber yaşamaktadırlar. Merve, evde kendilerine ait yaşam alanının sadece yatak odaları olduğunu ve kendisini evde rahat hissedemediğini söylemektedir. Merve, bu sorun için neden şimdi buraya başvurdukları sorulduğunda; çevresel faktörlerin yine baskısı altında olduklarını, büyüklerin çocuk beklentisi olduğunu fakat Merve’nin vajinusmusu olduğunu kimse ile paylaşmadıklarını söylemektedir. Bu nedenle bu durumu tedavi edebilen bir merkezin Ankara’da olduğunu öğrendiklerini fakat tedavi için 8.000TL ücret istedikleri için bu seçenekten vazgeçmek zorunda kaldıklarını, burayı da internetten araştırma yaparken bulduklarını belirttiler. Yapılan ilk görüşmede çift birlikte alındı. Çiftin teker teker ailevi özellikleri hakkında bilgi alındı. Anne, baba ve kardeş ilişkileri, kaçıncı çocuk oldukları, eşinin ailesi ile olan ilişkiler, eşinin bu ilişkiden memnun olup olmadığı konularında bilgi alındı. Merve, gizil öğrenme yolu ile edindiği bilgiye dayanarak cinsel ilişkinin acı veren bir şey olduğunu düşünmektedir. Bu sebeple de cinsellik aklına geldiğinde dahi bir korku yaşamaktadır. Kubilay ise baskın olan annesinin fazla sorumluluk vermemesi sonucu içe kapanık ve güvensiz bir kişilik özelliği geliştirmiştir. Bu sebeple de vajinusmusun gelişmesine katkıda bulunmuştur. Kendilerine cinsellikle ilgili bilgilerini ölçen bir ölçek uygulandı. Ölçeğin sonucunda Kubilay Merve’ye göre cinsel bilgi yönünden daha iyi durumda olsa da her ikisinin de sınırlı cinsel bilgiye sahip oldukları görüldü. Yine bu görüşmede son cinsel deneyimleri hakkında bilgi alındı. Cinsel ilişki bir girişimden öteye geçmiyor. Her ikisi de yarı çıplak bir vaziyette, vücutlarında atletleri var ve yatakta uzanıyorlar. Aralarında pek konuşma olmuyor, dokunma, okşama ve öpüşme çok sınırlı olmak koşulu ile Kubilay, Merve’nin vajinasına penisini sürtmek sureti ile boşalıyor. Cinsel yaşantıları genellikle bu şekilde devam ediyor. Bu sırada Merve’ye nasıl hissettiği sorduğumda, kendisini bir kadın gibi hissetmediğini, işe yaramayan değersiz bir kişi gibi gördüğünü söyledi. Kubilay’ın bazen cinsel ilişkiye girmek istediğini ancak Merve’nin kendini sıkarak geri çektiğini, bacaklarını kapatarak elleri ile eşini ittiğini söyledi. İlk görüşmenin sonunda, bir vajinusmus vakası ile karşı karşıya olduğumuzu, bu durumun eşlerin ortak sorunu olduğunu bu nedenle de çiftlerin uyum içerisinde terapiye devam etmeleri gerektiğini, vajinusmusun çok yaygın bir cinsel işlev bozukluğu olduğunu ve tedavisinin psikoterapi ile yapılabildiğini açıkladım. Bu tedavide başarı oranının çok yüksek olduğunu yaklaşık 8-12 seansta başarıya ulaşılabildiğini ancak çiftler arasında ikincil problemler olması durumunda terapinin seyrinin değişebileceği konusunda bilgi verdim. Bu sırada Kubilay’ı Merve’nin yanında överek terapi sürecinde kendisine güven geliştirmesini sağlamaya çalıştım. Vajinusmusun erkekler için zor bir durum olduğunu ancak kendisinin tam bir erkek gibi davranarak eşinin istek ve korkularını anlamasının çok değerli taktir edilmesi gereken bir davranış olduğunu belirttim. Bir hafta sonra tekrar görüşmek üzere kendilerine randevu verildi. Bu bir hafta içerisinde Merve’ye spora başlaması önerildi. İkinci seansa Merve ve Kubilay birlikte geldiler. Merve hafta boyunca spor amaçlı yürüyüş yaptığını, benim önerim üzerine Fidangör’de kalabalığın içerisinde yürüdüğünü ve bu yürüyüşün kendisine iyi geldiğini söyledi. Merve’ye yürüdüğün zaman ne hissettin, dikkatini çeken bir şey oldu mu? Diye sordum. Merve, gezerken orada yürüyen bakımlı ve güzel kadınları fark ettim, kadınlar genellikle kendilerine dikkat ediyorlar, güzel kokuyorlar ve güzel görünüyorlardı. Ben de ister istemez kendimle onları kıyasladım. Sanırım ben güzel bir kadın değilim, onlara pek benzemiyorum. Tam da bu noktaya dikkat çekmek istemiştim ve bu noktanın üzerine gittim. Merve kendisini değeri bulmuyordu. Kendisini değerli bulmadığı için de kendisini iyi olan şeylere yakıştırmıyordu. Üçüncü seansa Merve yine Kubilay ile geldi. Fakat bugün biraz değişiklik sezmiştim. Merve saç modelini değiştirmiş, kıyafetleri ise daha feminendi. . Kubilay ise daha bakımlı görünüyordu. Saçları daha özenli, taranmış ve tıraş olmuştu. Kıyafeti ise daha tertipliydi. Merve hafta boyunca verilen egzersizleri yapmıştı. Seans boyunca oldukça dikkatli ve hevesliydi. Konuşulan konuları istekli ve meraklı bir şekilde dinliyor, eksikliğini hissettiği cinsellik konusunda ilgi düzeyi giderek yükseliyorduKubilay seans boyunca Merve’yi koridorda sükunetle bekledi. 3. Seansın sonunda Merve’nin istekli olduğu izlenimindeydim. Dördüncü seansa geldiklerinde ikisi de oldukça mutlu görünüyorlardı. Bu görüşmemizde Merve ve Kubilay’ı birlikte görüşmeye aldım. Artık verilecek egzersizler eşli olacağı için her ikisinin de seansta bulunması gerekecekti. Seans boyunca Merve daha istekli olsa da her ikisinin de ilgisinden memnundum. Yapılması gerekenler hakkında konuştuktan sonra görüşmeyi bitirdim. Son seansımız beşinci seanstı. Terapiye cevap veren bu ilgili çiftimiz vajinusmus probleminin üstesinden gelmişlerdi. Merve’ye ne hissettiğini sorduğumda; kendimi artık kadın gibi hissediyorum, 6 yıldır boşuna sıkıntı çekiyormuşum dedi….. Yaklaşık 3 ay sonra Merve 6 haftalık hamile olduğunu bildirdiğinde ise kendimi çok mutlu ve gururlu hissettiğimi hatırlıyorum.

Mükerrem Cahide SARAOĞLU Fotoğraf
Mükerrem Cahide SARAOĞLU
Kütahya
Sosyolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi16 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 3 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : TUTULAMAMIŞ YAS Yayın Tarihi : 15-07-2016 18:10
 
Özellikle ebeveyn kayıplarında, çocuğun yas sürecini etrafındakilerle birlikte yaşaması, hissetmesi, duygularını ifade edebilmesi çok önemli. Çoğu zaman, koruma amaçlı çocuğu yas ortamlarından uzak tutarken, ileriki hayatına yansıyacak duygu sıkışmalarına neden olabiliyoruz. Danışanım başarılı bir üniversite öğrencisiydi. Son zamanlarda etrafına karşı artan öfke, tahammülsüzlük, agresiflik yüzünden annesi tarafından terapiye getirildi. Hikayesini alırken babasından bahsetti. Küçükken kaybetmişti. Terapi öncesinde babasına olan duyguları oldukça olumsuzdu. Hayatını mahveden, ailede şiddet uygulayan, şizofren biriydi. Onlara çok çektirmişti. (Hipnoterapide giren benlik ile çıkan benlik arasındaki büyük değişim, kişinin hayatında da dönüm noktası olacak büyük dönüşümlere vesile olur. Danışanımla gerçekleştirdiğimiz bu tek seansla bu değişimi bire bir yaşadık) Terapiye girerken babasından nefretle bahseden genç, regresyon esnasında babasıyla olan hatıralarına gitti. Babası nasıl biri olursa olsun "o bir çocuktu" "ona ihtiyacı vardı" "baba desteği istiyordu" "babasının hep yanında olsundu" Gençliğe ilk adım attığı yıllarda babasını kaybetmişti. Ama etraftaki insanlar yüzünden babası öldükten sonra, baba eksikliğinin üzüntüsünü, özlemini, onu sevdiğini ifade edememişti. Hipnoterapi esnasında babasıyla buluştu ve ona samimi duygularını ifade etti. Sevdiğini, çok özlediğini, onsuz yalnız hissettiğini, hiç unutmayacağını, hep yanında hissedeceğini... Hipnoz altında gerçek hayatta yapamadıkları vedalaşmayı yaptılar ve yarım bırakılmış hikaye tamama erdirildi. Sonraki günlerde, annesi arayarak çok değiştiğini söyledi. Şaşırmadım. Çünkü geçmişte sıkışmış duygular ve enerji salıverilmiş ve bugünü iyileştirmişti. Bugüne ait sorunlarımızın nedenini şimdide ararız ama çoğu zaman geçmiştedir. Geçmişi iyileştirdiğimizde bugünümüz de iyileşir...

Mükerrem Cahide SARAOĞLU Fotoğraf
Mükerrem Cahide SARAOĞLU
Kütahya
Sosyolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi16 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 3 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : EŞİNLE OLAN SORUNUNUN NEDENİ ÇOCUKLUĞUNDA OLABİLİR Mİ? Yayın Tarihi : 15-07-2016 18:10
 
Çocuklukta yaşanan olumsuzluklar, sağlıksız ilişkiler, bazı toplumsal kabullenmişlikler gibi etkenlerle hayatımızda "sıkıştığımız" kısır döngüler oluşabilir. İşin kötüsü çözülmeyen bu problemler, tekrar tekrar hayat sahnemizde karşımıza çıkar ve bizi mahveder. Örneğin danışanım ilişkilerinde sorun yaşıyordu. En sonunda eşiyle ciddi derecede arası açılmıştı. Ona eşini değiştirmek gibi bir şansımızın olmadığını, ancak kendisini değiştirirse pekçok şeyin değişeceğini söyledim. Hipnoz esnasında çocukluğuna gitti. Küçük bir kız çocuğuyken yaşadığı birtakım olaylar sonucu "çirkinim" "değersizim" "sevilmeye layık değilim" kodlaması yapmıştı. Ve hayatında hep bu inancın yansımasını görüyor, sevilmiyordu. Farkına varıp bilinçaltı düzeyde kodları değiştirdik. Olumsuz duyguların yerine olumlularını yükledik. Terapiden birkaç gün sonra aradı. Eşini arayıp barışmıştı. Hatta eşi sonradan "o telefondaki sanki sen değildin" demiş, hayretini ifade etmişti. Tek seansla bu kadar değişim... Hipnoz gerçekten de güzel...

Mükerrem Cahide SARAOĞLU Fotoğraf
Mükerrem Cahide SARAOĞLU
Kütahya
Sosyolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi16 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 3 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : ANNE KARNINDA BAŞLAYAN SORUNLAR Yayın Tarihi : 15-07-2016 18:10
 
Danışanlarımızın hayatlarında köklü değişimlere vesile olabilmek güzel bir duygu. Onlardan gelen geribildirimler bizi ziyadesiyle mutlu ediyor. Danışanım bugüne ve bugündeki yakınlarına dair sorunlarla gelmişti. Oysa hipnoz esnasında birebir yaşadık ki, sorunların kaynağı daha o doğmadan yaşananlardı. Annesinin stresli hamileliğinden başladık, doğumunu bizzat yaşadık, bebeklikteki sıkıntıları çözümledik. Aile sistemindeki tıkanıklığı keşfederek akışı tekrar sağladık. Danışanım tarif edilemeyen bir güzel duygu durumu içinde olduğu, hayata bakışı değiştiği ve çevresindeki insanlar bile bu duruma ayak uydurduğu için çok mutlu :) Hipnoterapi hayatınıza hayat katar...

Mükerrem Cahide SARAOĞLU Fotoğraf
Mükerrem Cahide SARAOĞLU
Kütahya
Sosyolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi16 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 3 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : GÜRÜLTÜDEN RAHATSIZ GENÇ Yayın Tarihi : 15-07-2016 18:10
 
Bazen sorunlarımızın kaynağını şimdide ararız ama çözüm için geçmişe yolculuk yapmamız gerekebilir. Danışanım seslere karşı aşırı duyarlılık geliştirmişti ve bu hassasiyet çoğu zaman sevdiklerine öfke olarak yansıyordu. Regresyon terapisi sırasında geçmişinde, kavga gürültüyle geçen "gürültülü" bir çocukluğa şahit olduk. Artı olarak tutulamamış bir yas da vardı. Geçmişte gerekli düzeltmeleri yaptığımızda ve de ölen ebeveynle vedalaşıp, parçaları toparladığımızda büyük bir değişim ve iyileşme kendiliğinden geldi...

Mükerrem Cahide SARAOĞLU Fotoğraf
Mükerrem Cahide SARAOĞLU
Kütahya
Sosyolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi16 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 3 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : ÇOCUKLARINIZA SÖYLEDİKLERİNİZE DİKKAT EDİN, ZİRA SÖYLEMLERİNİZ ONLARIN İÇ SESİ HALİNE GELİR Yayın Tarihi : 15-07-2016 18:10
 
Dikkat edin! Çocuklarınızla yaptığımız konuşmalar, onların iç sesi haline gelir. Bir danışanımın annesi, ona henüz küçükken "yemek yemezsen hasta olursun" iç sesini ona yerleştirmişti. Ve danışanım bu iç sesle hep yemeye ve kilo almaya devam etti. Üstelik az yediği zamanlarda kendini hasta hissetti. Hava soğuksa hasta olursun, kimseye güvenmemek lazım, trafik çok tehlikeli, zenginlik kötüdür, hayvanlardan uzak dur, mikrop kaparsın, elimi tutmazsan kaçırırlar, sokaklar güvenli değil, erkekler kötüdür... Bunun gibi yüzlerce iç ses yerleştiriyoruz çocuklarımıza. Kendi korkularımızı, kaygılarımızı onlara aktarıyor ve onların ömür boyu bu olumsuz kodlamalarla yaşamasına neden oluyoruz. Sizce de büyük bir vebal değil mi :(

Elif BAYBUĞA Fotoğraf
Psk.Elif BAYBUĞA
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi8 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 5 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : XXXII. SEPİ KONGRESİ Yayın Tarihi : 27-07-2017 16:11
 
SEPİ Avrupa Bütüncül psikoterapistler Birliğinin bir üyesiyim. Uzun yıllar ergen ve yetişkin terapisti olarak XXXII. SEPİ irlanda kongresinde Ergenleri Masterson yaklaşımı ile anlatma fırsatı yakaladım. Dünyanın bir çok ülkesinden katılım sağlayan psikoterapistlerle bir arada olma ve sunum yapma fırsatı yakaladığım için kendimi şanslı hissediyorum.

Sadık SUN Fotoğraf
Psk.Sadık SUN
Diyarbakır
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Özel ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com Üyesi58 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 16 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Mesleki Anı : DİYARBAKIR DA PSİKOLOG OLMAK Yayın Tarihi : 06-05-2017 15:53
 
Diyarbakır da mesleğime başladığım ilk yıllarda odamda beklerken bir danışanın kapıyı çalması ile içeri girmesi ve akabinde soluk soluğa kalarak bana "hocam beni kimse buraya girerken görmemeli tüm karizmam mahvolur, sanırım görmediler" deyişi halen gülümsetiyor beni. sonrası ne mi oldu onun aracılığıyla bana başvuran birçok danışan oldu. :)

Uzm.Psk.Hilal GÜNDÜZ
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi10 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Bir Nazlı Hilal :)) Yayın Tarihi : 01-01-1970 02:00
 
Minik danışanımla ilk seansım( hareketli,odaklanma sorunu var ) Süper enerjik seansın sonunda bir sonraki seans için konusuyoruz; Ben: Yeni bir oyun öğreticem,haftaya kadar adımı unutmazsın değil mi ? Cocuk:...(muzip bir bakış/çoktan unutmuş) Ben:Hilal.Bak hatırlamazsan istiklal marşından bulursun "Çatmaa kurban olayıım çehreni ey nazlı hilaaal !.. ;) Cocuk: tamam artık unutmamki zaten .(kendinden emin) Bir hafta sonra Ben :Neydi ismim? Cocuk: hızlıca mırıldanarak Çatma kurban olayiim ceyreni ey nazli ... Nazli Nazli ! Senin adın Nazlı :)))

Mustafa A. KILIÇ Fotoğraf
Fzt.Mustafa A. KILIÇ
Muğla
Fizyoterapist
TavsiyeEdiyorum.com ÜyesiFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Kısa sürede yürümenin önemi Yayın Tarihi : 31-05-2017 16:51
 
Uzun süre enfeksiyona bağlı hastanede yatan bir hastam oldu. ilk çalışmaya başladığımızda dizlerine çivi batar gibi ağrılarının olduğunu söyledi. hergün düzenli egzersiz ve azimle ayağa kaldırma çalışmalarımız sonunda artık hasta dizlerinin az ağrıdığını söledi. bizde hemen yürüme egzersizlerine başladık. özenli fizyoterapi sonrası 41.günde hastamız yardımsız yürümeye başladı. ben fizyoterapisti olarak çok mutlu oldum ve tabi kendisi ve ailesi de inanılmaz mutlu oldular.

Mehmet DURAY Fotoğraf
Uzm.Fzt.Mehmet DURAY
Denizli
Fizyoterapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi27 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 8 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : BİR PROFESÖRÜN FELÇ SONRASI YENİDEN KALEM TUTMAYA BAŞLAMASI Yayın Tarihi : 16-05-2018 16:08
 
Hastamız bir profesör hocaydı ve 6 yıllık bir felç öyküsü vardı. Ankara' da lisansüstü eğitim alıp aynı zamanda hasta takibi yaptığım zamanlarda tanıştık hocamla. Aktif olarak 6 yıl boyunca fizik tedavi almış. Durumu çok iyiydi. Yürümesinde hiç bir sıkıntısı yok, dengesi gayet iyi, estetik görüntüsü felç geçirdiğini kesinlikle ele vermiyordu. İlk geldiği zaman oturduk ve sadece konuştuk. Bu da değerlendirmemizin bir parçasıydı. Bir müddet sonra beklentilerini tam olarak öğrenmiştik. Hocam akademisyendi, mesleğinin gereği olarak düzenli bilimsel yayın yapıyor, tezler yürütüyor, doçentlik sınav jürilerinde yer alıyordu. Burda birçok fizyoterapistin veya fizik tedavi uzmanının gözünden kaçan çok önemli birşey vardı. Evet fiziksel olarak aktifti, transferini rahat sağlıyordu ancak yazamıyordu. 3. satırdan sonra yoruluyordu. Yazısı bozuluyor, bileğine kramp giriyor, kalemi elinde zor tutuyordu. Artık hedefimiz belliydi, daha önce kimsenin yaptırmadığını yaptıracaktık. Hocamın eline kalem verdik, bizim belirlediğim 4 satırlık bir paragrafı yazmasını istedik. Kaç saniyede yazdığını kaydettik ve müdahelelerimize başladık. Yaklaşık bir saatlik bir tedavinin sonunda aynı paragrafı aynı masada, aynı açıda, boş bir kağıdın aynı kısmına tekrar yazmasını istedik. Süre %50 artmış ve yazı kalitesi muazzam düzelmişti. Yorgunluğu çok az olan hastamız çok mutluydu. İnanmıyordu. NE YAPTINIZ SİZ BANA? Sorusunu hiç unutamıyacağım sanırım. Bir profesörün yaşam kalitesini yükseltmek için ilk adımı atmıştık. Bu arada unutmadan söylemeliyim. Kesinlikle klasik fizik tedavi yöntemi kullanmadık. Ne eline ağırlık verip çalıştırdık, ne de elini pozisyonlayıp 20 dk bekledik. Uyguladığımız tamamen MOTOR ÖĞRENME prensipleri, yani GÜNCELLENMİŞ BOBATH YAKLAŞIMIYDI. Hocamla ilerleyen zamanlarda tekrar görüşme fırsatı bulduk. Çok sıcaktı bize karşı, çünkü onun için birşeyler yapabilmiştik. Bunun verdiği hazzı anlatamam. Lütfen klasiğin dışına çıkalım, bilimin çok hızlı geliştiği milenyumda bizde seçimimizi doğru yapalım. SAĞLIKLA KALIN...

Mehmet DURAY Fotoğraf
Uzm.Fzt.Mehmet DURAY
Denizli
Fizyoterapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi27 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 8 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : EPİLEPTİK BİR HASTADA BİR SEANSTA OTURMA DENGESİ NASIL GELİŞTİ? Yayın Tarihi : 16-05-2018 16:08
 
Güncellenmiş Bobath Terapisiyle Yeni Tanıştığım Zamanlarda Uygulamanın Etkinliği Konusunda Çok Ciddi Endişelerim Vardı. Acaba Etkili Olacak Mıydı? Öğrenmenin Yolu Denemekti. Çok Uzun Süre Geçmeden Kesin Bir Şekilde Etkili Olduğunu Kanıksadım. Artık Öğrencilerime Göstermek İstiyordum. Bu Tedaviye Olan İnançlarını Artırabilmem İçin Zor Bir Hasta Seçmeliydim. 1 Ay Önce Felç Geçirmiş Epileptik Bir Hastanın Odasına Gittik. 9 Lisans Öğrencimizin Yanında 2 De Romanyalı Erasmus Öğrencimiz Vardı. Hasta O Zamana Kadar Hiç Oturtulmamıştı. Maalesef Daha Önce Rehabilitasyon Kapsamında Hastanın Sadece Kol Ve Bacakları Çalışılmıştı. Stajyerlerimle İlk Önce Problem Analizi Yaptık. Bobath Düşünce Sistemiyle Zihinleri Çok Seri Çalışıyordu Ve Oturma Problemine Yol Açan Sorunu Bulmak İçin Müthiş Bir Arzu Hissettikleri Her Hallerinden Belliydi. Hastanın Vücut Algısının Oturma Dengesi Üzerinde En Önemli Role Sahip Olduğunu Düşündük Ve Buna Yönelik Tedaviye Başladık. Hastanın Algı Düzeyinin De Çok Düşük Olduğunu Düşünürseniz Problemin Ne Kadar Kompleks Olduğunu Öngörebilirsiniz. 1 Saatlik Tedavinin Sonunda Hastamız Artık 15 Sn Kadar Hafif Destekle Oturabiliyordu. Artık Stajyer Arkadaslarım Her Seans Hastayla İlgili Problem Çözmeye Başladılar. Geleneksel Kolunu 10 Defa Kaldır, 20 Dk Hastaya Elektrik Uygula Bakış Açısından Uzaklaşmışlardı. Ve Solina' nın Unutulmaz Sözü (Erasmuslu Stajyerimiz): Bobath is a Great Approach, I Want To Learn Bobath Therapy ( Bobath Muhteşem Bir Uygulama Ve Ben Bobath Yöntemini Öğrenmek İstiyorum.)..... SAĞLIKLA KALIN....:)


23:54
Top