2007'den Bugüne 92,577 Tavsiye, 28,263 Uzman ve 20,024 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!


Mesleki Anılar Kütüphanesi

TavsiyeEdiyorum.com üyesi uzmanların paylaştığı mesleki anılar kütüphanemize hoşgeldiniz. Üyelerimizin mesleki anılarını tarih sırasına göre aşağıda bulabilirsiniz. Eğer siz de site üyemizseniz, bu sayfada ilginç bir mesleki anınızı yayınlamak için ÜYE SAYFANIZ içinden MESLEKİ ANILAR bağlantısını seçiniz. Bu sayfada yayınlanan anılar yazarının isteği üzerine isimle veya isimsiz olarak yayınlanmaktadır. Tıp doktoru üyelerimizin anıları ise mesleki etik kuralları gereği her zaman isimsiz olarak yayınlanmaktadır.

Site Ana Sayfamıza Dönün - Tanıdığınız Bir Profesyonel Hakkında Tavsiye Yazın


Psk.Dnş.Elif Feyza KARATAŞOĞLU
İstanbul
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Ergen Psikolojik Destek Görüşmesi Yayın Tarihi : 01-01-1970 03:00
 
Bir ergen danışanım, ailesinin zoruyla görüşme sürecine dahil olmuştu. Kendisinde bir sorun olduğu çokça ifade edilmişti ve bu da kendisinde direnç oluşturmuştu. Sürece başladık ve terapi sürecinin bir yolculuk olduğunu, bu süreç içerisinde sabır ve istikrarın gerekli olduğunu konuştuk. Birkaç oturum sonrası aynı danışanın randevu saatlerine erkenden gelip beklediğini gördüm. Sürece aktif ve istekli katılmaya başladığını görmek bu mesleğin verdiği en güzel mesleki doyumlardan biri oldu benim için. Sonrasında arkadaşlarına da beni tavsiye ettiğini belirtti, yaşanan bu gelişmeler oldukça mutluluk verici oldu. Bu anımı sizlerle paylaşmak istedim. Farklı anılarda buluşmak dileğiyle.

Psk.Dnş.Elif Feyza KARATAŞOĞLU
İstanbul
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Psikososyal Destek Yayın Tarihi : 01-01-1970 03:00
 
Düzce ilinde Kasım/2022 tarihinde meydana gelen depremde depremzedelerle yaptığımız psikososyal destek çalışmalarında aralıksız olarak birkaç bireysel görüşmeyi üst üste almıştım. Görüşmelerden çıktığımda hocam çok uzun süre çalıştınız iyi misiniz dendiğinde ne kadar uzun süre görüşme yaptığımı fark ettim. İnsanlara sunduğum destek süreci benim için o kadar akıcı olmuş ki yorgunluğumu fark etmemişim bile. O insanların minnettar bakışları, görüşmelerden aldıkları verim sonrası psikososyal desteğe ihtiyaç duyan eş, dost, akrabalarını da koşa koşa görüşmeye getirmeleri hatırlanması çok hoş anılardan bazılarıydı. Bu anımı sizlerle paylaşmak istedim. Nice anılarda buluşmak dileğimle.

Betül Esra BABA Fotoğraf
Psk.Betül Esra BABA
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 5 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Geçilmesi Gereken Yol: Yas Yayın Tarihi : 10-07-2023 12:38
 
Her canlının ölümü tadacağını biliyor ve inanıyoruz. Fakat ölüme hazır olmak mümkün değil. Belki de en çok yakınlarımızın kaybı bizi korkutuyor. Özellikle aniden olan kayıplar yaşamımızı ve duygularımızı alt üst edebiliyor. Tanrı Misafiri, Sevgili Hakan Bir gün Psikosanat Aile ve Danışmanlık merkezimizin kapısı aniden çaldı. Kapıyı açtığımızda ne olduğunu anlayamadan Hakan çıktı karşımıza. Abisinin bıçaklandığını, yoğun bakımda olduğunu ve durumunun ağır olduğunu söyledi. Ben çok acı çekiyorum bir şey söyleyin dedi. Söylediklerini içimizden hissettik. Dilimizden sadece çok üzgünüz kelimeleri döküldü. Önce içeri buyur ettik Hakan’ı. Bir sihirli değneğimiz yoktu. Hiçbir alet ya da sözcük bu acıyı bitiremezdi. Abisinin vefat haberini alıncaya kadar yalnızca yanında olduk Hakan’ın. Onun acısını duyduk. Beraber acıdı içimiz. Vefat haberinden sonra Hakan evine gitmek istemedi. Ama olması gerek her şeye rağmen ailesi ile kalmasıydı. Son olarak ailesine götürdük onu. Abisinin 2 aylık bebeğini kucağına aldığında kuvvet buldu biraz daha. Bu acının ne tarifi ne ilacı vardı. Yas Tutmak Yas, tam olarak kayıp sonrası bu duygusal süreci ifade ediyor. Acının olduğu bir dönem yas. Acının en derinlerine kadar yaşandığı zaman dilimi. Ve aslında acının yaşanması ile iyileştiren bir dönem. Bu nedenle aslında yas iyileşme için geçilmesi gereken bir yoldur. Hakan’ın o gün bizim yanımıza gelmesi yas süreci için çok gerekliydi. Çünkü ailesinin yanında güçlü durabilmek için bir damla yaş dökemeyen Hakan bizim yanımızda hüngür hüngür ağlayabildi. Yas süreci bu ağlamadır. Eğer ağlamasaydı o acı duygusunu ifade edememiş olacaktı. Bizi yas sürecinin bir vesilesi kıldı. Yas tutmak ne zaman anormal olur? Çekilen ağır yas 1 yılı aşkın süredir hala devam ediyorsa uzamış bir yas durumu söz konusu olabilir. Bu durumda kişi hayatına devam edemiyorsa profesyonel yardım almak gerekecektir. Yas tam anlamıyla bitmez. İnsan bir sevdiğini kaybettiğinde içinde 100 mum yanar. Cayır cayır yakar içini. Zamanla, şifa olan zamanda her mum tek tek söner. Her sönüş yavaş ve serinleticidir. Fakat en son bir mum kalır. O mum asla sönmez bir daha. Yaşam boyunca yanar ve özlemle hatırlatır kaybı. Yaşama devam etmek artık ancak o son kalan mumun isinde mümkündür

Eyüp TUNAHAN Fotoğraf
Psk.Eyüp TUNAHAN
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi12 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 16 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Psikoloji Nedir, Psikolog Kimdir? Yayın Tarihi : 22-04-2017 11:11
 
Yıllar önce öğrenci iken İstanbul Üniversitesinde bir konferansta; psikoloji nedir? psikolog kimdir? sorusunu sayın moderatör sormuştu. Orada şöyle bir cevap vermiştim: “Doluya koyarsın dolmaz, boşa koyarsın olmaz, oysa herşey yolunda ötekiler için, bu durumda ne yapılır, psikoloğa gidilir, psikolog ne yapacak, size kendinizi gösterecek, hem hasta olmakta gerekmiyor ki..!” Psikoloji en yalın hali ile bir denge sanatıdır. Özünü felsefeden yani düşünceden ve düşüncelerin sonuçlarından oluşturur. Biz öğrenci iken Türkiyemiz’de 16 tane psikoloji fakültesi vardı. Şimdi günümüze baktığımızda bir sürü fakülte ve bir sürü mezunumuz var. Kafamızı kaldırdığımızda etrafımızda bir sürü psikoloji merkezi ve psikolog tabelası var. Bu durum alanımız için hem güçlü bir yön hem de güçsüz bir yön oluşturmaktadır. Niye? 2009 yılında psikofizyoloji alanında rahmetli bir hocamız derdi ki: “çocuklar siz mezun olduktan sonra ve hala bu alanda ısrarla kalabilirseniz, 10 yıl sonra alanınızda kayda değer bir uzman olacaksınız” Tabi o zaman bu sözün kıymetini idrak etmemiştik. Aradan 10 yıl geçti ve biz üniversitedeki aynı heyecanla bu 10 yılımızı çocuk ve psikolojisi alanında değerlendirdik ve bugün bizden daha yetkin uzmanları dinlediğimiz de hala daha birşey bilmiyoruz diyoruz. Değerli olanın bir şey bilmediğimizi anlamak olduğu bu çağda herkes bir şeyleri bizden daha iyi bilir oldu, sosyal medyanın gücü ve şöhreti ile de psikoloji alanının bir ticari kaygı haline geldiği bu çağda biz ısrar ve inatla alanımıza yatırım yapmaya ve bildiklerimizi anlatmaya devam ediyoruz. Varsın alana katkısı olan ve çilesini çekenlerden daha cesurlar; mezun olur olmaz belediyelerden aldıkları veya alamadıkları ruhsatlarla orada burada meslek elemanlığı icrası ile meşgul olsunlar. Oturdukları yerlerden çile çekmeden, merak olmadan bizleri etik kaygısı gütmeden eleştirsinler. Ne demişler: “bilinçli müteşebbis kadar bilinçli talep edenler de bir zahmet ve nasip işidir” Tam o çağdayız. Reklamın ön planda olduğu, ahlakın arka planda kaldığı... Bir gün bir yerlerde karşılaşırsak; doğru bildiğimizi söylemekten çekinmeyeceğimizi ve bu kaygımızın olmadığını karşılıklı olarak anlayacağız. Bu sözlerimiz hem meslek elemanlarına hem de talep edenlerimize karşılık bir aydınlık olması hasebiyle ifade edilmiş ve bir mesleki anı olarak kayıt altına alınmıştır. Rahmetli hocamın sözü ile “saatinizin sesi size zamanın boş geçtiğini hatırlatıyor ve ömrünüz bir saattir siz onu çalışmakla geçiriniz.” İnsanlığın ve insan olmanın, çocuk olmanın her daim faydasına... 2023/Temmuz

Site Üyesi Bir Uzmanımız
Doktor "Kalp ve Damar Cerrahisi"
 
Mesleki Anı : Henüz vakit varken Yayın Tarihi : 10-09-2022 13:13
 
Bu anım her aklıma gldiğinde hayata bakış açımı kontrol etmemi sağlıyor. İzmir'de çalışırken bir nöbetimde 112 ambulansı kalp masajı yapılmakta olan ve aort damarı patlamış bir hasta ile yolda hastaneye gelmekte olduğunu bildirmişti. Ben de hızlıca ameliyathaneyi hazırlatıp acil servise hastayı karşılamaya gittim. Hasta 80 li yaşlarda ve batın damarı patladığı için kalbi durmuş ve yaklaşık 35 dakikadır kalp masajına yanıt alınamamış bir hasta idi. Biz hemen hastayı acil müdahale odasına aldık ve kalp masajına devam ettik ancak sürenin uzun olması ve kalp masajına yaklaşık yarım saat daha devam etmemize rağmen hiçbir yanıt alamamaız nedeniyle durumu vefat olarak kabul etmek zorunda kaldık. Hasta ile beraber hiçbir yakını yoktu. Cenaze morga kaldırıldı. Ertesi gün 40 lı yaşlarda bir beyefendi geldi ve o hastanın ismini vererk bilgi almak istediğini belirtti. Ben 'nesi oluyorsunuz' diye sorunca oğlu olduğunu ifade etti.HAsta yakınını bir odaya alıp uygun bir şekilde yaşanılan süreci anlattım. O beyefendi ağlamasını kontrol etmeye çalışarak hayatımda hiç unutmayacağım o cümleleri söyledi. - Doktor bey ben Almanya'da yaşıyorum. Komşular babamın kötüleştiğini haber verince ilk uçak ile İzmir'e geldim. Biz babamla 10 yıldan fazladır dargındık. Tek amacım O'na yetişip 'Baba seni çok seviyorum' demekti. Ama yetişemedim.....
Site Yönetiminin Notu: Tıp Doktoru üyelerimizin anıları mesleki etik kurallarına saygı duyularak isimsiz olarak yayınlanmaktadır.

İlkay DİNGEÇ Fotoğraf
Uzm.Psk.İlkay DİNGEÇ
İstanbul
Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com ÜyesiÖzgeçmişi MevcutFotoğrafı MevcutMesleki Videoları MevcutTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Kıymetli Deneyimler, Güzel İnsanlar, Ruh Göçü Kavramı Yayın Tarihi : 28-08-2022 05:47
 
Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ndeki stajdan kalan fotoğraflar... Arşivde bulunca duygulandım. Ne hikayeler, ne deneyimler kazandım o süreçte bilemezsiniz. Etiketlenen insanların yaratıcı ve hassas ruhlarıyla tanıştım. Doğru dil kullanılırsa her kalple iletişim kurmanın yolu olduğunu öğrendim. Değerli sohbetlerimiz oldu. Hayatlarına ufacık da olsa katkım olan insanlar teşekkür etti ama ben de onlara teşekkürü borç bilirim. Neden mi? Bana yüreklerini açtıkları için... Ne kadar zordur bir insana yüreğini açmak bilemezsiniz; Ve ne kadar kıymetlidir. Beni en çok etkileyen şeylerin başında klinik girişi olmuştur. Oradan elinde bir valizle tek başına içeri geçeni de gördüm, gözünde yaşla evladını içeriye bırakan aileleri de... Ruh sağlığı sadece rahatsızlıktan muzdarip kişilerin problemi olmuyor. Sevenleri de bu problemle birlikte yaşıyor. O yüzden danışmanlıklarımda ailelerin duygularının da ele alınmasına büyük kıymet vermekteyim. Pek çok şey gözlemledim. Ve o insanları bir daha hiç görmeyecek olsam da deneyimlerimle beraber zihnimde bir yere oturttum. Ve nihayet kafamda ruh göçü dediğim bir kavram oluştu. "Deli" diye etiketlenen bu bireylerin kaçışını "Ruh Göçü" olarak nitelendiriyorum. Bu dünyanın zorlu yanlarından kaçan pek çok hassas ruh gördüm. Dünyadan kaçmak ve kendine özgü bir gerçeklikte yaşamak tek yolları gibiydi. Bu basit bir tanım gibi görünse de inanıyorum ki her insanın kaçışını hızlandıran noktayı bulmak, o insanın kendi gerçekliğiyle bu dünyanın gerçekliğini uyumlu bir şekilde kaynaştırmasını ve huzurlu bir hayat sürmesini sağlar. Hoşçakalın Klinik Psikolog İlkay Dingeç

Fadime AVCI Fotoğraf
Psk.Dnş.Fadime AVCI
Muğla
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi3 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutFotoğrafı MevcutTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Anlaşılmak Gerçek Bir İhtiyaç Yayın Tarihi : 15-04-2022 01:34
 
Bugün danışanım benimle bir şey paylaştı. Bana dedi ki: "Yaşadığım şeyi arkadaşlarımla paylaşınca bana tavsiye vermek istiyorlar ama benim tavsiyeye ihtiyacım yok ve kendimi rahatlamış hissetmiyorum. Kendimi rahatlamış hissedebilmek için size anlatmayı bekledim. Çünkü size anlatınca verdiğiniz tepkiler ve ya söylediğiniz cümleler, bazen de hiç bir şey söylemeden dinlemeniz beni çok rahatlatıyor. Gerçekten kendimi anlaşılmış hissediyorum ve ihtiyacım olan bu. Teşekkür ederim." Terapi nedir, nasıldır, neden almamız gerekir, alırsak ne olur vs. vs. Birçok soruya verilmiş bir cevap olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında terapi hakkında anlatacağım bir çok teknik konu var ama bu cümle hepsinden daha fazla anlam ve yaşantı barındırıyor. Ve biz terapistlerin en büyük motivasyonlarından birisi bu. Danışanının farkındalık ve iyileşme yolculuğuna eşlik ve şahitlik etmek💫 İyi ki terapistim🙏😊 Fadime..

Ramazan BOYACI Fotoğraf
Psk.Ramazan BOYACI
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com ÜyesiÖzgeçmişi MevcutFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : kendine güven Yayın Tarihi : 17-01-2021 09:27
 
Liseli bir kız öğrenci geldi. Üzgün, yüzü çok solmuş bir çiçek gibi. Kendine güveni hiç kalmamış...-Ben hiç şey yapamıyorum...elimden bir şey gelmiyor diye dertlerini anlattı. Ben de eline bir kalem ve kağıt verdim. Buraya -Ben hiç bir şey yapamıyorum. diye yaz dedim.... Sonra- Şimdi de bu yazıyı ben yazdım yaz. Sonra da -Şunu da yaz, bunu da yaz diyerek 20-30 tane cümle yazdırdıktan sonra ben çok şeyler yapabiliyor muşum. Diyerek mutluluktan yüzü çok güzel bir çiçek gibi oldu.Seans sonunda salona geçtiğinde sekreter büyük bir şaşkınlıkla bir seans da nasıl böyle değişti gibisinden baka kaldı. Psikolog Ramazan Boyacı

Şahin VURAL Fotoğraf
Psk.Şahin VURAL
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi3 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 1 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Türkiye Duygu Odaklı Terapi Sempozyumu Yayın Tarihi : 24-01-2020 14:07
 
Türkiye Duygu Odaklı Terapi Enstitüsü'nün düzenlediği 1. Duygu Odaklı Terapi Sempozyumuna konuşmacı olarak katılmak benim için heyecan vericiydi.

Site Üyesi Bir Uzmanımız
Doktor "Tıp Doktoru"
 
Mesleki Anı : Boğaziçi üniversitesini kazanmak Yayın Tarihi : 01-01-1970 03:00
 
Soğuk bir ocak ayı öğlenden sonra bir Türk kahvesi icerken telefon çaldı, açtım bir hanimefendi çocuğuyla ilgili bir derdi olduğunu yardim edip edemeyecegimi sordu. Her zaman yardim edebileceğim birseyse seve seve yaparım dedim.Cocuk cok zeki akıllı disiplinli bir çocuktu,sorumluluk sahibi olduğu anlaşılıyor du derdi sınav heyecanına yenik düşmesi nedeniyle hep düşük deneme sınavı puani almasiydi. IQ su cok yuksek ve odaklanma sorunu olan bir gençti.Odaklanma sorunun 9 lar kuralı denilen odaklanma stratejisi ile cozulebilecegini derece yapabileceğini söyledim güldü sizde dereceli öğrencisinin degilmi dedi bana.Bende hem universite hem de denemelerde Türkiye dereceli öğrenciydim. Bu kadar sezgi ve algisi yüksek bir genç en iyi fakülteyi hakkediyor.Zihin ayni anda yedi olguyu aklında tutar siz zorlarsaniz odaklanır, cocuk basket oynamayı seviyordu bende gözleri açık karşı duvarda bir basket NBA maçı hayalettirdim sporcuları yanyana dizdirdim zihnini zorladım ve odakladim. Burda yapmak istediğim 1 saat boyunca bir koltukta kıpırdamadan odaklı kalabilir olduğunu cocuga göstermek istedim.Bunu bilincalti gördü ve deneyimledi. Bilincalti bir şeyi deneyimlerse modelleme de yapar bunu sınava modellerimiz. Cocuk ilk universite sınavında derece yapip Boğaziçi Universite sini kazandı. Zaten mevcut olan potansiyeli odaklanma ile ortaya çıktı. Teknik ogrenilir ve pratik yapılırsa her sinav kazanılır....
Site Yönetiminin Notu: Tıp Doktoru üyelerimizin anıları mesleki etik kurallarına saygı duyularak isimsiz olarak yayınlanmaktadır.

Site Üyesi Bir Uzmanımız
Doktor "Tıp Doktoru"
 
Mesleki Anı : Cinsellikte keleş gibi suda ateş etmek isteyen amca Yayın Tarihi : 01-01-1970 03:00
 
Nisan ayının ortalarında güzel bir sabahtı,gün bahar bahar gül kokuyordu kuş sesleri umarsızca sessiz çınlama gibi yankilanirken günün ne kadar büyük bir Allah vergisi olduğunu hissederek nefes aldım şükrettiğim... Tam uzun uzun manzarayi izlerken klinikte telefon çaldı açtım karsi tarafta orta yaşı gecmis ikinci dünya savaşı eski tank paletleri gibi yavas yavaş konusmaya başladı. "Doktor bey benim derdim büyük ne olur yardım edin bir cok hastane gezdim sende bir şey yok diyorlar neden olmuyor neden çalışmıyor diye sorduğumda birsey bulamadık diyorlar verilen ilaclar beni uyusturdu kafam bi dünya oldu ne olur beni kurtarın "dedi. Sana nasıl yardimci olabilirim ne olur bana derdini anlat deyince amca derin derin derinlerden bir offfffff çekti ki duvarlar yıkılacak sandım. Başladı anlatmata cinselligi korkunçtu zevk alamıyor tatmin olamıyor sert demir gibi olmak istesede bir turlu başaramıyorum diyordu.Nasil olmak istiyorsun dedim "Doktor bey CİNSEL OLARAK KELEŞ GİBİ OLMAK SUDA BİLE TAKILMADAN ATEŞ ETMEK İSTİYORUM "dedi.Önce bir anlam veremesemde jeton sonradan düştü amca her ortamda erkekliğini yasamak hayatin keyif ve zevkini çıkarmak istiyordu... Amcaya kadim Hint öğretilerinden TANTRA dan bahsettim.Tantra nin nefes teknigi ve odaklanması ile her türlü uzuv hatta güneş görmemiş organ ve uzuvlarin bile kontrol edilebildiği anlattım.. Kabul etti ve tantrik nefesi calismaya başladık daha ilk görüşme sonrası bile amcanın gece güreşleri doğmak için görüşmüştü...3-4gorusme sonrasi dil kök baskılama tantrik teknigini iyice öğrenmiş nefes ile vucudunu kontrolü sağlamıştı... Son görüşme sonrası amca telefon etti cok mutluydu ozguveni tam olmus bie erkek arslan gibi hissediyorum doktorum diyordu."Keleş ne ki uçaksavar gibi bixi makineli tüfek gibi oldum hayatımın anlamı değişti genç delikanlı gibi hissediyorum dedi" Çok sevindim amca sagdece benimle olan görüşme ile yetinmemis her bos zamanda zihinsel odaklanma ve nefes egzersizleri yapmış ve inancı onu ödüllendirmisti.
Site Yönetiminin Notu: Tıp Doktoru üyelerimizin anıları mesleki etik kurallarına saygı duyularak isimsiz olarak yayınlanmaktadır.

Site Üyesi Bir Uzmanımız
Doktor "Tıp Doktoru"
 
Mesleki Anı : Bergen den Rianna ya metamorfoz Yayın Tarihi : 01-01-1970 03:00
 
Bir düşünün eski zamanların acıların kadını Bergen nasıl olurda bir ikon olan Rianna ya dönüşür. Bu bir değişim bu bir kadının gücü bu bir azmin öyküsüdür. Bir gun klinikte otururken telefon çaldı açtım bir hanimefendi sesi ,o kadar kısık ve ince ki sanki yavru bir kedi miyavlaması gibi geldi. Telefonun sesini kontrol ettim normaldi,anladım ki hanimefendi o kadar bezgin ve korkmuştu ki sanki yüksek sesle konuşsa başına dünya yıkılacak izlenimi veriyordu... Buyrun size nasıl yardımcı olabilirim dedim,başladı ağlamaya hem ağlamaya hem anlatmaya,esi tarafından sürekli şiddet gören hanimefendi soluğu bir gece çocuklarını alıp İstanbul'a kaçmakta bulmuş. Çocuk bakıcısı olarak iş bulmus boş zamanlarında ev temizliği yapmakta... Kliniğe geldi senin icin ne yapabilirim dedim okumak istiyorum orta okul mezunuyum disardan okumak istiyorum ne olur konstrasyonum icin yardımcı olun dedi... Gördüğü şiddetten hala mor olan boynu gozu herseyi anlatıyordu aslında... Bilinçaltı kokularıyla bahsetmesi icin odaklanma nefes teknikleri çalıştık,sınava çalışmaya başladı uzun seanslar sonunda liseyi açıktan bitirdi ve üniversite sınavlarına çalışmaya başladı daha iyi bir ailenin ikizlerine bakmaya başladı... Üniversiteyi kazandi iki yıllık okulu derece ile bitirdi KPSS ye girdi derece yapti İstanbul'a atandı... Benim burda desteğim bitti derken aradan zaman geçti bir gün klinikten iceri kızıl saçlı bir bayan girdi tanıyamadım elimi öpmek istedi çektim hocam büyüksünüz dedi ve yardıma ihtiyacım var dedi... Konuştuk islerde yükselmiş bulunduğu kurumda mudur yardımcısı olmuş gurur duydum..Eski eşiyle bağıda koparmış iyiydi ama bir sorunu vardı, yeni çalıştığı yerde iğrenç bir adam asılıp duruyordu,geçmişten gelen şiddet hatirasi onun donup kalmasına neden oluyordu... Ona bir oyun oynamasını önerdim, asılan pisliği ki bu pislik evli ve 3 çocuklu imiş.,bir oyuna çekecekti.. Evden en buyuk ekmek bıçağını almasını çantasına koymasını istedim,beni dinledi yaptı, bu asılan pisliğe biraz yakin davranınca adamın onu yemeğe davet edeceğini kabul etmesini söyledim.Önce karşı çıktı ama oyunu anlatınca kabul etti... Adam yemeği ayarlanmıştı sunu dedim tam ana yemek gelince bıçağı çıkar masaya koy de ki ben bicaksiz yapamıyorum bu benim en iyi arkadaşım çokta iyi kullanirim babam kasap bana öğretti diye söyleyeceksin dedim... Bir kac kez prova yaptık sert vurgulu sözler keskin sosyopat bakışları çalıştık... Devirsi gün telefon etti yemeğin tam ortasında bıçak çıkıp kasap kızı olduğunu söylediğinde adamın rengi ördek kakasina dönmüş ani bir işi çıkmış kaçmıştı... Adam bu hanimefendiyi her Gördüğü yerde kacmis yol değiştirmiş sonra tayin istemiş ve gitmiştir. Son görüşmemizde hanimefendi müdür du ve yeniden düzgün bir insan bulup mutlu olmustu... Hayata gül ki içindeki gül bahçeleri açsın
Site Yönetiminin Notu: Tıp Doktoru üyelerimizin anıları mesleki etik kurallarına saygı duyularak isimsiz olarak yayınlanmaktadır.

Site Üyesi Bir Uzmanımız
Doktor "Tıp Doktoru"
 
Mesleki Anı : 40 kilo veren hanımefendi Yayın Tarihi : 01-01-1970 03:00
 
Bir gün klinikte oturuyorum bir çift geldi. Hanimefendi cok kilolu eşi beyefendi ise hanımefendiye göre oldukça ince idi. Beyefendi söze başladı biraz üzgün biraz sinirli birazda suçluluk iceren titrek bir sesle evlendiğimde esim 60 kg di cok güzel bir kadın dı,uc çocuğumuz oldu ben cocuk cok seviyorum hatta bayılıyorum ,kısa aralarla olan üç bebeğimiz de her bebeğimizde 13 kg alip toplam 40 kilo aldı ve 100 kg oldu.Bunda benimde sucum büyük deyince hanimefendi ağlamaya başladı ama ne ağlamak durmuyor sesle acı acı inleyen yaralı bir disi aslanın inlemesi gibi ağladı... Bu durum beni çok etkiledi cok kısa birseyler söylemek istedim.Bilincalti kodlama tekniklerini kullanarak dikkatini hızla odakladım.Tek bir cümle söyledim defalarca ses tonlamasına dikkat ederek vurgulu YEDİĞİNİN YARISI,YÜRÜDÜĞÜNÜN İKİ KATI seklindeki cümleyi bir motto gibi,bir mantra gibi tekrarladım ve bilincalti temizlik ile bunu amnestik olarak unutturdum. Odaklanma ortadan kalktıktan sonra hanimefendi söylediklerimi pek hatırlamıyordu.Fikir ekmek bilincalti kodlama dediğimiz teknigi başarmıştım. Alti ay aradan sonra bir gün kliniğin kapısı çaldı actim bir aile beni ziyarete 3 cocukla gelmişti, birden içeri manken gibi alımlı bir hanimefendi girdi,uzun topukları,cok guzel kıyafeti ile içeri süzüldü ben daha konuşmadan taniyamadiniz di mi deyince gözüm eşine kaydı,orda bu çifti tanıdım, cok mutluydular ,cok neşeli enerjik hayat doluydular... Tek bir cümle bir hanımefendiyi aslında potansiyeli olana yaklaştırmisti.Konustuk gercekten tek yaptığı normal yediği tabağı doldurup yarisini çöpe dökmüş her gun yürüdüğü yolu iki kat yürümüş.. Sağdece bir cümle bu kadar etkili olur mu,tabiki olur odaklanan bir zihin bir ülkuye bağlı ise inancının önüne kimse geçemez 40 kilo 6 ayda verilir ozguven tam mutluluk bir ve tek olur. Bir cümle hayat değiştirir...
Site Yönetiminin Notu: Tıp Doktoru üyelerimizin anıları mesleki etik kurallarına saygı duyularak isimsiz olarak yayınlanmaktadır.

Site Üyesi Bir Uzmanımız
Doktor "Tıp Doktoru"
 
Mesleki Anı : Kazanovaya dönüşen tırtıl Yayın Tarihi : 01-01-1970 03:00
 
Burada gercekten bir tırtılin çapkın bir kelebeğe dönüşme hikayesini anlatacağım. Bir gün klinikte otururken birden telefon çaldı telefonun öbür ucunda 25 li yaşlarda genç bir erkek vardi.Hocam merhaba dediğinde sesindeki sıkıntısı hemen belli oluyordu , derdi önemli bir şey olmalıydı... Utana sıkıla bana hanimefendilerle olan yakınlaşma deneyimlerinden cok muzdarip olduğunu, hem mutlu olamadığını hem de mutlu edemediğini bunu bir futbol maçı gibi düşünürsek hakemin düdük çalmasıyla maçı bitirmesi bir oluyor dediğinde gülesim geldi ama ciddiyeti bozmadım... Elimde sihirli bir değnek olsa ne olmasını istersin dedim.efsane olmak bir kazanova olmak kadınların bana kral hosgeldin demesini telefonumun susmamasini istiyorum dedi.Dedim ki bir şeyi isterken gercekten isteyip istemediğini iyi düşün dedim,hocam sen bunu hallet dile benden ne dilersen dedi. Bilinçaltı temizlik calismasi yapip ozel tekniklerle kodlamasıni yaptım.Seans sonrasi delikanlının yürüyüşü bile değişmişti,konuşması tonlu,sesi daha karizmatik olmuştu. Aradan bir ay süre geçti telefonum çaldı açtım baktım bu genç, serzenişte bulunuyor hocam bana ne yaptıysanız Allah razı olsun ama kızlar arasında efsane oldum,beni geceleri uyutmuyorlar unum yayildi artık partilerin bir numaralı adami oldum kızlar benim için kavga ediyorlar. Ben dedim ki delikanlı bunda kotu olan nedir öyle deyince güldü yok hocam dua ediyorum size siz beni yeniden yarattınız deyince bir resmini yolla dedim. İnanılmaz bir değişim olmuştu o ezik, silik cocuk gitmis saci ,sakali tarzi olan vucut yapmış bir delikanlı gördüm.. Son görüşmemizde bir şirkette mudur olmus sirket sahibinin kızıyla nişanlandı çırağan sarayinda düğünü vardı... Bu değişim beni çok etkiledi...
Site Yönetiminin Notu: Tıp Doktoru üyelerimizin anıları mesleki etik kurallarına saygı duyularak isimsiz olarak yayınlanmaktadır.

Esra DEMİR Fotoğraf
Uzm.Psk.Esra DEMİR
İstanbul
Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi11 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 2 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Yetimhanede kalan çocuğuma..(Lütfen devam et abla..) Yayın Tarihi : 05-05-2019 16:59
 
Henüz meslekte çok taze olduğum yıllarda gönüllü bir proje var orada psikolog olarak çalışır mısınız? Diye bir teklif gelmesi üzerine değerlendirdim dururmu. Yetim çocuklar her zaman benim için ince bir nokta olmuştur, onlar söz konusu olunca bende akan tüm sular durulur. Bunun üzerine kabul ettim projeyi. Evime çok uzak olmasına rağmen her hafta giderdim ve benim önce bir sonradan iki tane oğlum oldu.. Onları gün geçtikçe daha çok seviyor ve yokluklarında özlüyor olmuştum. Bazen psikolog olduğumu unutup onlarla yemek yiyip sadece bir abla gibi ödevlerini yapardım lakin bu haz bu ruhun tatmini adeta anlatılamaz derecede bir güzellik. Gel zaman geç zaman derken ben alıştım Efeme ve Alime.. Onca paylaşımın ardından ben yine anlamamışım bir yetime, kurumda büyüyen bir çocuğa dokunmanın, onun sevildiğini, önemsendiğini, tebrik edildiğini göstermenin onlar için ne kadar kıymetli olduğunu.. Merakınızı daha fazla artırmadan bana tüm dünyamı alt üst eden durumu anlatayım. Yine günlerden birgün sevgi, mutluluk ve huzur dolu bir yürekle gittim Efemin yanına ve derse oturduk, ödev yaptırıyorum oğluma.. henüz 1. Sınıf öğrencisiydi kendisi ve algısı çok açık fakat sevgiye bir o kadar aç.. Beklemediğim bir şekilde Efe o günki dersini çok iyi yapmaya başladı ve ben gayri ihtiyari elimle başını okşadım hani sevimli çocuk görüp de başını sıvazlarız ya tıpkı öyle işte, ardından elimi dizimin üzerine koydum.. İşte beklemediğim ve görür görmez kalbimden birkez daha vurulup çok şey öğrendiğim o olayı yaşadım. Efem eliyle elimi tekrar tuttu ve başına doğru koydu ve bana;” Ne olur devam et abla...” diyince o an zaman benim için durdu, ne yapacağımı nasıl oğluma çaktırmadan ona duyguğum sevgiyle orantılı olan hüznümü nasıl atlatacağımı bilemedim.. Dersi bıraktım ve Efeye kocaman sarıldım.. ve sadece anı yaşaması için, sevildiğini görmesi için ona izin verdim... Bu olay buradan anlatılırken belki iki boyutlu lakin yaşayan için bir ömür derslik bir olaydır.. Hem kendi çocuklarınızı hem de KARNINIZDA DEĞİL DE KALBİNİZDE BÜYÜTTÜĞÜNÜZ tüm çocukları sevin, göz teması kurun, onlara sevgi ile merhamet ile dokunun.. Tüm çocuklar özel elbet lakin kendi yaşadığım anımdan da görüleceği gibi kurumlarda yaşayan çocuklar ayrı bir özel.. Lütfen onlara sadece zaman değil, sevgi ayırın, ömür ayırın.. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.. Şimdi aksiyon alma vakti, Haydi bir Efenin başını da sen okşa!! Olmaz mı???

Emine MERMERKAYA Fotoğraf
Fzt.Emine MERMERKAYA
Konya
Fizyoterapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi27 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : 32 haftalık doğmuş ve epilepsi nöbetleri geçiriyormuş, Zeynep Şifa Yayın Tarihi : 22-10-2020 11:29
 
Bize geldiğinde 12.ayı doldurmak üzere idi,yüzüne bakmaya kıyamadığım bir bebekti Zeynep Şifa Oturamıyor du, dönmeleri de yoktu ,anneyi tanımıyor, göz kontağı kuramıyor,etrafa boş boş bakıyor du.. ..Tedaviye başlandıktan kısa bir süre sonra göz kontağı kurmaya anneyi tanımaya başladı. Daha önce farketmediği uzuvlarıyla ilgilenmeye ,ellerini izlemeye hemen sonrası kullanmaya başladı.. Dönmeleri hızlandı bir ay içinde, üç ay içerisinde yattığı yerden oturmaya gelebiliyor du.. ılk başta ayakta tutmamız imkansız dı, ayakları hiç basamıyordu.Sonraları bassa bile gövde dengesini sağlayamadığı için oturuyordu. 6 ay sonra ise ayakta durmaya ve bir destekle yürümeye başladı, Zeynep Şifa.. Sonrası dengesini sağlamakta zorlansa bile birkaç adım atmayı, kendisi bir yerlerden tutunup ayağa kalkıp sıralamayı başardı. Bu arada konuşması ve algılaması hızla gelişti...Anne ,baba,gel,gitti gibi iki heceli kelimeler kullanmaya ve söylenen komutları yerine getirmeyi öğrendi. Şimdi görseniz bu çocuk ,o, çocuk mu dersiniz..Fizyoterapisti olmama rağmen ben bile her görüşümde kendine bu soruyu soruyorum..Rabbim e hamdolsun..😊

Elif AKAR GÜRSOY Fotoğraf
Uzm.Elif AKAR GÜRSOY
Adana
Eğitimci - Psikoterapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi10 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutFotoğrafı MevcutMesleki Videoları MevcutTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : "Biz ilişkiye doğarız...içinde kırılırız, yıpranız, vazgeçeriz, yine de bizi ilişki onarıŕ" Yayın Tarihi : 12-02-2024 23:48
 
Türküsü de varya "bir ayrılık, bir yoksulluk, bir de ölüm" ... Hepsinin içinden geçtim. Üstüne Kanser hastalığımı yendim ve bu süreçte iyileştiren ilişkiyi hem mesleki hem bireysel hayatımda deneyimliyorum.

Ayberk AYGÜN Fotoğraf
Ayberk AYGÜN
Zonguldak
Sosyolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : Değişimi Öğrenmek Yayın Tarihi : 26-04-2018 10:37
 
Eğitimlerimi Aldıktan sonra bana gelen ilk profesyonel danışanım 21 yaşında sosyal fobisi olan aşırı derecede annesine bağımlı psikologlara da antipati duyan birisiydi. Tesadüf eseri onla uyum sağlamam zor olmadı. Seanslara başlamadan 3 gün önce askerlik şubesine dahi annesiyle giden birisiydi. Rahatısızlığı yüzünden elleri sürekli titriyordu. İlaçlarını alması için bile annesine bel bağlıyordu. Onunla yaklaşık 20 seans kadar çalıştık ve geldiğimiz noktada sosyal fobilerini yenmişti... Annesi "hocam allah sizden razı olsun; artık her işini kendisi yapıyor." demeye başlamıştı. Ve artık gelecekle ilgili planları ve hedefleri olan birisi olmuştu. Babasıyla birlikte çalışıyordu ve sürekli kavga ediyorlardı. gerektiğinde babasıyla da seanslar yaparak orta noktada buluşmalarına koçluk ettim. Ben artık seansları bitirmiş olan danışanlarımla iletişimi kesme taraftarı değilim ve geçenlerde bi halini hatrını sormak için aradığımda -ki 3-4 aydır görüşmüyorduk- arkadaşlarıyla voleybol maçı yapmaya gittiğini... bir sorun olmadığını, kendisini iyi hissettiğini ve askerlik durumu belli olduktan sonra gelecek planlarını faaliyete geçireceğinden bahsetti. Çok sevindim... Çünkü seanslarda yaşadığı değişimleri içselleştirmiş. bu da süreklilik anlamına geliyordu onun için.

Uzm.Psk.Dnş.Murat ÇAKIR
Ordu
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiKütüphanemizde Yayınlanan 12 Makalesi var
Mesleki Anı : BİR VAJİNUSMUS HİKAYESİ Yayın Tarihi : 01-01-1970 03:00
 
Merve vajinusmus şikayeti ile terapiye geldi. 1.60 cm boylarında 75-80 kg ağırlığında olan Merve 26 yaşındadır. Terapiye 32 yaşındaki eşi Kubilay ile beraber geldiler. Merve çalışmıyor ve eşinin ailesi ile birlikte Ordu merkezde yaşıyor. Kubilay ise Ordu merkezde kendisine ait bir elektrik dükkanı işletiyor. Maddi durumları ise orta düzeydedir. Merve, Kubilay ile bir yakınları aracılı ile tanıştıktan sonra birbirlerinden hoşlanmış ve altı ay içerisinde evlenmişler. Merve, özsaygısı düşük, kendini fiziksel olarak beğenmeyen, sosyal açıdan kapalı bir kadındır. Eşi Kubilay ise Merve gibi içe kapanık, sosyal açıdan sınırlı, ön planda olmayı başaramamış bir kişidir. Ancak birbirleri ile uyumlu bir çift görünümündedirler. Çift, altı yıl önce evlenmişler ve şu ana kadar cinsel ilişkiye girememişler. Kubilay eşine karşı saygılı bir erkektir. Merve’nin cinsel korkularını anlayışla karşılamış ve onu bu konuda zorlamamıştır. Ancak öz saygısı düşük olduğundan dolayı sosyal baskılardan etkilenmektedir. Anne, baba ve akrabalarının çocuk baskısından dolayı evlendikten 2 yıl sonra ayrılmışlar. Fakat aralarındaki ilişki bitmemiştir. Sosyal açıdan destek göremedikleri için başka evlilik arayışına girmemişler ve 2 yıllık bir aradan sonra tekrar birleşmişlerdir. Fakat Merve’deki cinsel işlev bozukluğu halen devam etmektedir. Bu sorunun çözümü için birkaç girişimleri olmuş, Ordu Eğitim ve Araştırma Hastanesi psikiyatri polikliniğine başvurmuş ancak psikiyatristin yaklaşımından rahatsız olduğu için devam edememiş. Bunun yanında çevrelerinde güvendikleri kişilerden çeşitli telkin ve yöntemler dinlemişler fakat onlar da işe yaramamış. Bu telkinlerden biri; Kubilay’ın Merve’yi eter ile bayıltıp cinsel ilişkiye girmesiymiş. Fakat buna cesaret edememişler. Çift, ordu merkezde 2+1 bir dairede Kubilay’ın kanser hastası babası, annesi ve erkek kardeşi ile beraber yaşamaktadırlar. Merve, evde kendilerine ait yaşam alanının sadece yatak odaları olduğunu ve kendisini evde rahat hissedemediğini söylemektedir. Merve, bu sorun için neden şimdi buraya başvurdukları sorulduğunda; çevresel faktörlerin yine baskısı altında olduklarını, büyüklerin çocuk beklentisi olduğunu fakat Merve’nin vajinusmusu olduğunu kimse ile paylaşmadıklarını söylemektedir. Bu nedenle bu durumu tedavi edebilen bir merkezin Ankara’da olduğunu öğrendiklerini fakat tedavi için 8.000TL ücret istedikleri için bu seçenekten vazgeçmek zorunda kaldıklarını, burayı da internetten araştırma yaparken bulduklarını belirttiler. Yapılan ilk görüşmede çift birlikte alındı. Çiftin teker teker ailevi özellikleri hakkında bilgi alındı. Anne, baba ve kardeş ilişkileri, kaçıncı çocuk oldukları, eşinin ailesi ile olan ilişkiler, eşinin bu ilişkiden memnun olup olmadığı konularında bilgi alındı. Merve, gizil öğrenme yolu ile edindiği bilgiye dayanarak cinsel ilişkinin acı veren bir şey olduğunu düşünmektedir. Bu sebeple de cinsellik aklına geldiğinde dahi bir korku yaşamaktadır. Kubilay ise baskın olan annesinin fazla sorumluluk vermemesi sonucu içe kapanık ve güvensiz bir kişilik özelliği geliştirmiştir. Bu sebeple de vajinusmusun gelişmesine katkıda bulunmuştur. Kendilerine cinsellikle ilgili bilgilerini ölçen bir ölçek uygulandı. Ölçeğin sonucunda Kubilay Merve’ye göre cinsel bilgi yönünden daha iyi durumda olsa da her ikisinin de sınırlı cinsel bilgiye sahip oldukları görüldü. Yine bu görüşmede son cinsel deneyimleri hakkında bilgi alındı. Cinsel ilişki bir girişimden öteye geçmiyor. Her ikisi de yarı çıplak bir vaziyette, vücutlarında atletleri var ve yatakta uzanıyorlar. Aralarında pek konuşma olmuyor, dokunma, okşama ve öpüşme çok sınırlı olmak koşulu ile Kubilay, Merve’nin vajinasına penisini sürtmek sureti ile boşalıyor. Cinsel yaşantıları genellikle bu şekilde devam ediyor. Bu sırada Merve’ye nasıl hissettiği sorduğumda, kendisini bir kadın gibi hissetmediğini, işe yaramayan değersiz bir kişi gibi gördüğünü söyledi. Kubilay’ın bazen cinsel ilişkiye girmek istediğini ancak Merve’nin kendini sıkarak geri çektiğini, bacaklarını kapatarak elleri ile eşini ittiğini söyledi. İlk görüşmenin sonunda, bir vajinusmus vakası ile karşı karşıya olduğumuzu, bu durumun eşlerin ortak sorunu olduğunu bu nedenle de çiftlerin uyum içerisinde terapiye devam etmeleri gerektiğini, vajinusmusun çok yaygın bir cinsel işlev bozukluğu olduğunu ve tedavisinin psikoterapi ile yapılabildiğini açıkladım. Bu tedavide başarı oranının çok yüksek olduğunu yaklaşık 8-12 seansta başarıya ulaşılabildiğini ancak çiftler arasında ikincil problemler olması durumunda terapinin seyrinin değişebileceği konusunda bilgi verdim. Bu sırada Kubilay’ı Merve’nin yanında överek terapi sürecinde kendisine güven geliştirmesini sağlamaya çalıştım. Vajinusmusun erkekler için zor bir durum olduğunu ancak kendisinin tam bir erkek gibi davranarak eşinin istek ve korkularını anlamasının çok değerli taktir edilmesi gereken bir davranış olduğunu belirttim. Bir hafta sonra tekrar görüşmek üzere kendilerine randevu verildi. Bu bir hafta içerisinde Merve’ye spora başlaması önerildi. İkinci seansa Merve ve Kubilay birlikte geldiler. Merve hafta boyunca spor amaçlı yürüyüş yaptığını, benim önerim üzerine Fidangör’de kalabalığın içerisinde yürüdüğünü ve bu yürüyüşün kendisine iyi geldiğini söyledi. Merve’ye yürüdüğün zaman ne hissettin, dikkatini çeken bir şey oldu mu? Diye sordum. Merve, gezerken orada yürüyen bakımlı ve güzel kadınları fark ettim, kadınlar genellikle kendilerine dikkat ediyorlar, güzel kokuyorlar ve güzel görünüyorlardı. Ben de ister istemez kendimle onları kıyasladım. Sanırım ben güzel bir kadın değilim, onlara pek benzemiyorum. Tam da bu noktaya dikkat çekmek istemiştim ve bu noktanın üzerine gittim. Merve kendisini değeri bulmuyordu. Kendisini değerli bulmadığı için de kendisini iyi olan şeylere yakıştırmıyordu. Üçüncü seansa Merve yine Kubilay ile geldi. Fakat bugün biraz değişiklik sezmiştim. Merve saç modelini değiştirmiş, kıyafetleri ise daha feminendi. . Kubilay ise daha bakımlı görünüyordu. Saçları daha özenli, taranmış ve tıraş olmuştu. Kıyafeti ise daha tertipliydi. Merve hafta boyunca verilen egzersizleri yapmıştı. Seans boyunca oldukça dikkatli ve hevesliydi. Konuşulan konuları istekli ve meraklı bir şekilde dinliyor, eksikliğini hissettiği cinsellik konusunda ilgi düzeyi giderek yükseliyorduKubilay seans boyunca Merve’yi koridorda sükunetle bekledi. 3. Seansın sonunda Merve’nin istekli olduğu izlenimindeydim. Dördüncü seansa geldiklerinde ikisi de oldukça mutlu görünüyorlardı. Bu görüşmemizde Merve ve Kubilay’ı birlikte görüşmeye aldım. Artık verilecek egzersizler eşli olacağı için her ikisinin de seansta bulunması gerekecekti. Seans boyunca Merve daha istekli olsa da her ikisinin de ilgisinden memnundum. Yapılması gerekenler hakkında konuştuktan sonra görüşmeyi bitirdim. Son seansımız beşinci seanstı. Terapiye cevap veren bu ilgili çiftimiz vajinusmus probleminin üstesinden gelmişlerdi. Merve’ye ne hissettiğini sorduğumda; kendimi artık kadın gibi hissediyorum, 6 yıldır boşuna sıkıntı çekiyormuşum dedi….. Yaklaşık 3 ay sonra Merve 6 haftalık hamile olduğunu bildirdiğinde ise kendimi çok mutlu ve gururlu hissettiğimi hatırlıyorum.

Elif BAYBUĞA Fotoğraf
Psk.Elif BAYBUĞA
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi8 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 5 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Mesleki Anı : XXXII. SEPİ KONGRESİ Yayın Tarihi : 27-07-2017 16:11
 
SEPİ Avrupa Bütüncül psikoterapistler Birliğinin bir üyesiyim. Uzun yıllar ergen ve yetişkin terapisti olarak XXXII. SEPİ irlanda kongresinde Ergenleri Masterson yaklaşımı ile anlatma fırsatı yakaladım. Dünyanın bir çok ülkesinden katılım sağlayan psikoterapistlerle bir arada olma ve sunum yapma fırsatı yakaladığım için kendimi şanslı hissediyorum.


08:22
Top