2007'den Bugüne 73,555 Tavsiye, 24,416 Uzman ve 16,661 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Yeme Bozuklukları
MAKALE #17467 © Yazan Yrd.Doç.Dr. Nüket İSİTEN | Yayın Kasım 2016 | 667 Okuyucu
YEME BOZUKLUKLARI

Yeme bozuklukları ölümcül bir hastalıktır. Yapılan istatistiksel raporlar son 30 yılda anoreksik hastaların %25’inin hayatını kaybettiğini göstermektedir. Ayrıca hastaların %25’inin hastalıkları aynı seyirde devam etmekte, %40’ının düzelmekte olduğu, diğer yüzdenin ise hafif semptomlarla yaşadıkları gözlenmiştir (Maner, 2001).

Yeme bozukluğu geliştiren bireylerde ortak olarak göze çarpan noktalar normalin dışında yemek yeme alışkanlığı geliştirme, beden kilosu üzerinde aşırı bir biçimde kaygılanma ve son olarak ta beden imajında önemli bir biçimde görülen çarpıklık olarak tarif edilmektedir (Köroğlu, 2009).

YEME BOZUKLUĞUNUN NEDENLERİ

.a. Genetik Yatkınlık
Aileler ve ikiz çocuklar arasında yapılan çalışmalar insanlar yeme bozukluğu geliştirmelerinin ailelerinden aktarılabileceğini kanıtlar niteliklerde olmuştur. Komorbidite açısından incelendiğinde ise genetik faktörlerin kısıtlayıcı tip anoreksiyanervozanınobsesifkompulsif kişilik bozukluğu ve madde kullanımına bağlı bulimianervoza durumlarında olabilmektedir (Kuruoğlu, 2000).
Bu duruma örnek teşkil eden bir çalışmada, genetik etkenlerin bulimianervoza gelişimdeki etiyolojisi araştırılmıştır. Ortaya çıkan sonuçlara göre; bulimianervozamonozigotik ikizler arasında %22,9 oranında görülmektedir. Dizigotik ikizler arasında bulimia görülme sıklığı ise %8,7 olmuştur. Yapılan bu çalışmanın gösterdiği sonuç ise genetik faktörlerin bulimiayı ne derece güçlü bir biçimde belirlediğidir. Bu araştırmayla birlikte her 25 kadından 1’nin hayatlarının bir döneminde bulimia ve bulimik semptomları yaşadığı ve genetik etkenlerin bunları güçlü bir oranda belirlediği sonucu çıkmıştır (Kendler et al. 1991).
Yapılan diğer bir araştırmada ise anoreksiyanervoza ve bulimia oranlarını belirlemek amacıyla hastaların birincil dereceden tanı almış yakınları ve sağlıklı olan akrabaları araştırılmıştır. Sonuçlara göre, sağlıklı olan akraba grubunda anoreksiyanervoza oranları nadir olarak görülmüştür. Ancak akrabaları daha önceden tanı almış kadın grupta anoreksiyanervoza riski 11,3 ve 12,3 oranında olmuştur. Kontrol grubunda bulimianervoza oranı anoreksiyanervoza oranına göre daha fazla görülmüştür. Akrabaları daha önce tanı almış grupta bulimianervoza görülme oranı ise 4,2 ve 4,4 oranında olmuştur. Bulgulardan elde edilen bilgiler anoreksiyanervoza ve bulimianervozanın aileden gelen rahatsızlıklar olduğu hipotezini kanıtlar niteliktedir (Strober ve diğer., 2000).
Yeme bozukluklarında kişinin üst soylarından kalıtımla aktarılan genetik etkenlerin ve aile ortamı, yetiştiği çevre gibi çevresel etkenlerin bazen ayırt edilmesi zordur. Örneğin farklı kültürlerdeki insanların farklı yeme alışkanlıkları onlar ile yetişen çocukların aynı yeme davranışı sergilemesine yol açabilmektedir. Yeme bozukluklarının genetik faktörlerle araştırılması için bilimsel çalışmalar sürmektedir. Ancak bahsedilen diğer çalışmaların da desteklediği gibi genetik faktörlerin yeme bozuklukları üzerinde çok büyük bir etkisi bulunmaktadır (Ertaş, 2006).
Birçok çalışmanın gösterdiği sonuç bulimianervozası olan bireylerin birinci derecede yakınlarında da bulimia olmasının yanı sıra ayrıca hastalarda, duygu durum bozuklukları ve madde bağımlılığı gözlenmektedir. Anoreksiyanervozası bulunan bireyler de de aynı şekilde rahatsızlık akrabalarda da görülmekte ve özellikle tıkınırcasına yeme/çıkartma türü anoreksiyanervozası olan bireylerin ailelerinde duygu durum bozuklukları daha fazla görülmektedir (APA, 2014).
.b. Mizaç
Yeme bozukluklarına katkı sağlayan bazı genler belirli mizaç özellikleriyle ilişkilidir. Mizaç doğuştan gelir ve yeme bozukluğundan önce vardır ve yeme bozukluğu iyileştikten sonra da vardır (Wade ve Bulic, 2007; Wilksch, 2009). Nörotizm (duygusal dengesizlik ve aşırı duyarlılık) (Cervera et al., 2003), obsesif düşünce, mükemmeliyetçilik, ödül ve cezaya duyarlılık, acıdan kaçınma, özellikle bulimianervosadakidürtüsellik, anoreksiyanervosadaki katılık ve aşırı ısrarcılık gibi özellikler yeme bozukluğu geliştiren kimselerde ortak mizaç özellikleridir, ancak bu özellikler yeme bozukluğu olmadan da var olabilirler (Tyrka et al. 2002; Klump et al, 2004).
c. Biyolojik Yapı
Yeme bozukluğu bulunmayan sağlıklı bireylerde dahi yemekle ilgili obsesif davranışı, depresyonu, anksiyeteyi ve nörotizmi tetikleyen yarı açlık halinin açlık döngüsünün sürmesine neden olduğu gösterilmiştir (Keys et al, 1950). Diğer yandan beyin görüntüleme çalışmaları yeme bozukluğu olan kimselerin yeme bozukluğuna yol açan beyin döngüsünün değiştiğini göstermektedir (Kaye et al., 2011; Kaye, 2008). Biyolojik çalışmalarda anteriorinsulada, striatal alanda ve anteriorventralstriatal yolundaki farklılıklar ve serotonin yoluyla ilgili problemler tespit edilmiştir (BailerandKaye, 2011; Lee ve Lin, 2010). Bu farklılıklar anoreksiyanervosa geliştiren insanların nasıl olup da iştahlarını ketlediklerini, tıkanırcasına yeme bozukluğu geliştiren insanların aç olduklarında nasıl olup da aşırı yemek yemeye karşı dayanıksız olduklarını ve bulimianervosa geliştiren insanların dürtülerini nasıl olup da kontrol edemediklerinin açıklanmasına yardımcı olabilirler.

d. Travma
Fiziksel ya da cinsel istismar gibi tavmatik olaylar bazen yeme bozukluğunun gelişiminde rol oynayabilirler (Dansky et al., 1997; Innis, Steigerand Bruce, 2011; ReyesRodriguez et al., 2011). Travma mağdurları sıklıkla utanç, suçluluk, bedensel hoşnutsuzluk, kontrolünü kaybediyor olma hissi yaşarlar. Yeme bozukluğu kişinin yeniden kontrolünü kazanma ya da yoğun duygularla başa çıkma girişimi de olabilir. Bazı vakalarda, yeme bozukluğu travmatik olay nedeniyle kendini cezalandırma ya da yanlış yönlendirilmiş kendini cezalandırma ifadesi olarak ortaya çıkabilmektedir. Yeme bozukluğu olanların yaklaşık %50’si travma bozukluklarıyla da başa çıkmaya çalışıyor olabilir.


.e. Başa Çıkma Becerisi
Yeme bozukluğu olan kimselerin genellikle olumsuz deneyimleri tolere etmede beceri eksiklikleri bulunmaktadır. Sınırlama, kusma tıkanırcasına yeme ve aşırı egzersiz, gibi davranışlar genellikle çatışma, düşük benlik saygısı, anksiyete, depresyon stres ya da travma gibi duygusal acıya tepki olarak gelişebilir. Pozitif başa çıkma becerilerinin yokluğunda yeme bozukluğu davranışları akut rahatlama sağlayabilir ancak fiziksel ve psikolojik zarara da kolayca neden olabilir. Ancak bu davranışlar yardımcı olmak yerine duygusal düzensizliğin ve uyuşma hislerinin olduğu tehlikeli bir döngünün sürmesine hizmet eder(Bloks et al. 2004).
.f. Aile Yapısı
Aile yapısının yeme bozuklukları ve yeme tutumları üzerinde etkisi olduğu düşünülmektedir. Araştırmacıların dikkatini çeken bu iki olgu üzerine birçok çalışma yapılmıştır. Örneğin; yeme tutumları ve aile yapısı arasındaki ilişkiyi araştıran bir çalışmada yeme tutum testi puanları ortalamaları yüksek çıkan öğrencilerin %38,9’u annelerini aşırı koruyucu olarak tanımlamışlardır. Aynı zamanda yeme tutum testi puanları ortalamaları yüksek çıkan öğrencilerin %50,0’ı babalarını da aşırı koruyucu olarak tanımlamıştır. Aynı çalışmada travma öyküsüne sahip olan katılımcıların yeme tutum testi puan ortalamaları travma öyküsü olmayana kıyasla oldukça yüksek çıkmıştır (Toker, 2008).
Ayrıca, farmoterapi ile psikodrama tekniklerinin anoreksiyanervozayla tedavisini anlatan bir olgu çalınmasında, anorektik hastanın ailesinden etkilenerek yaşamı boyunca fiziksel güzelliğe aşırı önem verdiği, annesiyle olan bağlanma ilişkisinin yeterince iyi kurulamadığı yapılan psikodrama çalışmaları esnasında keşfedilmiştir. Yapılan çalışmalar hastanın içgörü kazanmasını sağlamış ve hastayı tedavi için işbirliği yapmaya yöneltmiştir (Özdel ve diğer., 2003).
Yeme bozukluğu olan hastaların genelde olumlu bir aile geçmişi yoktur. Yeme bozukluğu olan hastaların ailelerinde aile içi çatışmalara, depresyona, anksiyeteye, alkol bağımlılığına ve son olarak ta yeme bozukluklarına sıklıkla rastlanmaktadır. Ayrıca yeme bozukluğu geliştiren hastalar ailelerinin onlardan çok fazla başarı beklediğini, çok fazla eleştirel olduklarını ve anlayışlı olmadıklarını belirtmektedirler (Toker ve Hocaoğlu, 2009). Çocukluk ve ergenlik döneminde yaşanan travmayeme bozukluğu riskini arttırmaktadır. Özellikle bulimik hastalarda travma geçmişine rastlanmaktadır (Ağırman ve Maner, 2010).
Yeme bozukluğu hastalarının çoğunluk anne babaları tarafından aşırı baskı ve kontrol altına alındıkları belirtilmiştir bu durumda onları özerklik duygusundan yoksun bırakmaktadır (Köroğlu, 2009).
Yeme bozuklukları, anne baba tutumlarına bağlı olarak da ortaya çıkmaktadır. Çocuklukta başlayan yeme problemleri zaman içinde şekil değiştirebilir. Çocukluk döneminde görülen yemek seçme, az yeme, belli yiyeceklere takılıp kalma ya da aşırı yeme zamanla ortadan kaybolabildiği gibi ergenliğe doğru yeme problemlerine dönüşebilir. Obezitenin ortaya çıkışında anne baba tutumları oldukça etkilidir. Anne ve babaların çocuklarının fiziksel görünümleri ile ilgili yorumları, çocukların beden imajı ve psikolojik süreçlerini etkilemektedir (Schwartz, 1988).
g. Sosyokültürel Etkenler
Yeme bozukluklarının şüphesiz gelişmesindeki en önemli etken toplumun özellikle kadınları zayıf olmaya yönlendirmesidir. Zayıf olmayan insanlar kontrolsüz, güçsüz ve zayıf karakterli olarak anılmaktadır. Fiziksel görüntünün de insanlar arasında bu derece önemli hale gelmesi insanları daha formda olmaya itmektedir. Medyanın insanlar üzerindeki etkisi tartışılamayacak derecede büyüktür. Medyada başarılı insanların güzel ve zayıf olarak sunulması da günümüz gençlik ve yetişkinlerini baskı altına almaktadır (Ertaş, 2006).
Yeme bozuklukları farklı kültürlerin yeme alışkanlıkları ve davranışlarına göre ve bireylerin etnik kökenlerine göre farklılıklar gösterebilmektedir. Örneğin 55 beyaz ve 11 siyah kadın baletin katılımcı olduğu bir araştırmada yeme bozuklukları oranları araştırılmıştır. Katılımcıların %12’si ideal vücut kilolarının altında olarak rapor edilmiştir. Siyah kadınlarda anoreksiyanervoza veya bulimianervoza bulgularına rastlanmamıştır. Ancak beyaz kadın dansçıların %15’inde anoreksiyanervosa bulgularına, %19’unda ise bulimianervoza bulgularına rastlanmıştır. Anorektik bulgulara rastlanan kadın dansçılarda daha fazla psikopatolojik semptomlar, düşük beden imajı ve düşük kilolara rastlanmaktadır. Bulimik bulguları taşıyan kadın dansçılarda ise iş motivasyonu daha düşük çıkmıştır.Kilo bakımından bulimiası olan grup farklılık göstermemektedir (Hamilton ve diğer., 1985).
Yeme bozukluklarında sosyokültürel değişkenlerin araştırıldığı bir diğer araştırmaya, 36 afrikan-amerikan, 34 asya-amerikan ve 28 beyaz ırktan üniversite öğrencisi katılımcı dahil edilmiştir. Siyah Amerikalıların beden kitle endeksi her iki gruptan da yüksek olarak belirtilmiştir. Ancak beyaz ırktan olan katılımcıların siyah Amerikalılar ve Asya kökenli Amerikalılara göre daha fazla yeme bozukluğu göstermiş oldukları, daha fazla diyet yaptıkları ve daha düşük beden imajına sahip oldukları belirtilmiştir. Düşük özgüvene ve yüksek toplum özbilincine sahip olan katılımcılar arasında yanlış yeme davranış ve tutumları gözlenirken aynı zamanda bu katılımcıların beden imajları da düşük olarak gözlenmiştir. Geçmiş yıllarda kilolarından ötürü diğer insanlar tarafından alay konusu olan katılımcılar arasında yeme bozukluğu riski bulunmuştur ancak bu ilişki Asya kökenli Amerikalılarda gözlenmemiştir. Bu çalışmadan çıkan sonuç diğer araştırmalar da olduğu gibi yeme bozukluklarının kültürler arasında ne denli farklılık gösterebileceği hipotezini desteklemektedir (Akan ve Grilo, 1995).
Yeme bozuklukları sıklıkla endüstrileşmiş toplumlarda daha sık görülmektedir. Örneğin anoreksiyanervoza genellikle Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Japonya, Avrupa ve Avustralya’da daha sık olarak görülmektedir. Az da olsa diğer kültürlerde de gözlenmektedir. Genelde endüstriyel toplumlara göç edip onların ideal vücut kültürünü benimsemiş diğer etnik kökenlerden bireylerde de gözlenebilmektedir. Kültürün yeme tutumları, yeme alışkanlıkları ve ideal vücut kavramına verdiği anlam anoreksiyanın o toplumlarda görülme olasılığını etkilemektedir. Bulimianervoza’da aynı şekilde gelişmiş milletlerde görülmektedir. İki bozukluk için de görülme sıklığı kadınlarda daha fazladır (APA, 2014).

KAYNAKÇA
Alantar, Z., Maner, F. (2008). Bağlanma kuramı açısından yeme bozuklukları. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 9 (2) 97-104.
Allaz, A. F., Bernstein M, Rouget P, Archinard M, Morabia (1998). A. Body weight preoccupation in middle-age and ageing women: A general population survey. International Journal of Eating Disorders 23: 287–294.
Andrews, B. (1995). Bodily shame as a mediator between abusive experiences and depression. Journal of abnormal psychology 1995; 104(2): 277-285.
Anon. (2002). T.C. Sağlık Bakanlığı toplumun beslenmede bilinçlendirilmesi. Ankara: T.C. Sağlık Bakanlığı Yayınları.
Babayiğit, Z., Alçalar, N., Bahadır, G. (2013). Obez Kadınlarda Tıkanırcasına Yeme Bozukluğunun Psikopatoloji ve Bilişsel Açıdan İncelenmesi. Türkiye Klinikleri J Med Sci, 33 (4) 1077-1087.
Bailer, U. F., Kaye, W. H. (2011). Serotonin: imaging findings in eating disorders. Curr Top Behav Neurosci, 6, 59-79.
Basdevant, A., Poullion, M. Lahlou, N. et al. (1995). Prevalence of binge eating disorder in different populations of French Women. Int J. Eat Disord, 18, 309-315.
Batur, S., Demir, H., Ulu, P., Güneş, H., Irmak, E. ve Aşkın, A.(2005). Yeme tutumu ve cinsiyet ile bağlanma biçimleriarasındaki ilişki. Türk Psikoloji Yazıları, 8 (15), 21-31.
Baumrind, D. (1968). Effects of authoritative control on child behavior. Child Development, 37, 887-907.
Beumont, P. J. V. (2002) Clinical presentation of anorexia nervosa and bulimia nervosa. In: Fairburn CG, Brownell KD, eds. Eating disorders and obesity: a comprehensive handbook, 2nd edn. New York: Guildford Press, 162–70.
Bouchard, C. (2001). The genetics of human obesity: Recent progress. Bull Mem Acad R Med Belg, 156, 455- 462.
Bowlby, J. (1973). Attachment and loss: Seperation: Anxietyand anger. New York:Basic Books.
Brady, S. S. (2008). Lifetime family violence exposure is associated with current symptoms of ED among both men and women. Journal of Traumatic Stress, 21, 34-351.
Brewerton, T. D. (2002). Bulimia in children and adolescents. Child and Adolescent Psychiatry Clinics of North America, 11, 237–256.
Brewerton, T. D. (2004). Eating disorders, victimization and comorbidity: Principles of treatment. In: Brewerton TD, editor. Clinical handbook of eating disorders: An integrated approach. New York: Marcel Dekker Inc., 509–545.
Brewerton, T. D. (2005). Psychological trauma and eating disorders. Review of Eating Disorders 1, 137–154.
Brewerton, T. D. (2006). Comorbid anxiety and depression and the role of trauma in children and adolescents with eating disorders. In: Jaffa T, McDermott B, editors. Eating disorders in children and adolescents 158–168.
Bruch, H. (1973). Eating Disorders: Obesity, Anorexia Nervosa, and the Person Within. New York: Basic Books.
Bulik, C. M., Sullivan, P. F., Kendler, K. S. (2002). Medical and psychiatric morbidity in obese women with and without binge eating. Int J Eat Disord 32 (1) 72-78.
Butcher, J. N., Gass, C. S., Cumella, E., Kally, Z., Williams, C. L. (2008). Potential for Bias in MMPI-2 Assessment Using the Fake Bad Scale (FBS). Psychol. Inj and. Law. 1-19.
Butcher, J. N., Mineka, S. M., Hooley, J. M. (2008). Abnormal Psycology: Core Concepts. Pearson. USA. ISBN-13: 9780205486830
Butterfield, P. S., Leclair, S. (1988) Cognitive characteristics of bulimic and drug-abusing women. Addict Behav 13(2) 131-138.
Cash, T. F., Szymanski, M. L. (1995). The development and validation of the body-image ideals questionnaire. Journal of Personelity Assessment, 64, 466-477.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yeme Bozuklukları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Yrd.Doç.Dr. Nüket İSİTEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Yrd.Doç.Dr. Nüket İSİTEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Nüket İSİTEN Fotoğraf
Yrd.Doç.Dr. Nüket İSİTEN
İstanbul
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
Çocuk ve Ergen - Yetişkin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi7 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Yrd.Doç.Dr. Nüket İSİTEN'in Makaleleri
► Gece Yeme Sendromu ve Polikistik Over Prof.Dr.Metin ÖZATA
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,661 uzman makalesi arasında 'Yeme Bozuklukları' başlığıyla benzeşen toplam 97 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:20
Top