2007'den Bugüne 80,264 Tavsiye, 25,603 Uzman ve 17,918 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Sürekli Meşgul Olma Hastalığı
MAKALE #19970 © Yazan Psk.Ceren ERDUR | Yayın Ekim 2018 | 539 Okuyucu
Birkaç gün önce yolda çok sevdiğim bir arkadaşımı gördüm. Durup nasıl olduğunu, ailesinin nasıl olduğunu sordum. Bana baktı, alçak bir sesle sızlanmaya başladı: “Çok meşgulüm… Çok meşgulüm… Yapmam gereken o kadar çok şey var ki!”

Hemen ardından tesadüfen bir başka arkadaşıma daha rastladım. Ona da nasıl olduğunu sorduğumda aynı ses tonuyla, aynı cevabı verdi: “Çok meşgulüm… Yapmam gereken bir sürü şey var.”

Sinirli, yorgun ve hatta bitkinlerdi.

Ve bu durumda olan sadece yetişkinler değil.

On yıl önce büyük şehre taşındığımızda çok heyecanlıydık. Güzel bir mahalle ve okul bulduk. Her şey harikaydı. Taşındıktan sonra oldukça cana yakın komşularımızdan birine gidip, onların kızıyla bizim kızımızın birlikte oynayıp oynayamayacağını sorduk. Çok tatlı bir insan olan anne, telefonunu eline aldı ve takvimine baktı. Baktı, baktı… Nihayet bize dönüp: “İki buçuk hafta sonra 45 dakikalık bir boşluğu var. Kalan zamanı jimnastik, piyano ve şan dersleriyle dolu. Çok meşgul.”

Aşırı derecede yıkıcı alışkanlıklar erken yaşlarda ediniliyor, gerçekten erken.

Nasıl bu hale geldik biz? Bunu kendimize neden yapıyoruz? Bunu çocuklarımıza neden yapıyoruz?

Çocukların çamur ve kir içinde kaldığı, etrafı dağıtarak eğlendiği, sıkıldığı dünyaya ne oldu? Çocuklarımızı çok sevdiğimiz için mi onlara bu kadar yüklü programlar yapıp sürekli meşgul ve dolayısıyla stresli olmalarına sebep oluyoruz? Tıpkı bizim gibi mi yapmaya çalışıyoruz onları da?

Çok sevdiğimiz insanlarla oturup kalbimizin ve ruhumuzun durumu hakkında yaptığımız uzun sohbetlere ne oldu? Yavaş yavaş açılan, derinleşen, arada sessizlik çöken ve bundan hiç endişe etmediğimiz, aceleye getirmediğimiz sohbetlere?

Daha fazla ve sürekli daha fazla şey yapmak zorunda kaldığımız, ama boş zamana, oturup düşünmeye, arkadaşlarla zaman geçirmeye ya da sadece var olmaya çok az zaman ayırdığımız bir dünyayı nasıl yarattık biz?

Sokrates der ki, “Üzerinde düşünülmemiş, sorgulanmamış bir hayat yaşamaya değmez.” Bu kadar meşgulken bunu nasıl başarabiliriz?

“Meşgul” olma hastalığı, hem sağlığımız hem de ruhumuz için yıkıcı etkilere sahip. Çünkü sürekli meşgul olma hali, ailelerimizle, sevdiklerimizle dolu dolu zaman geçirebilmemizi ve aslında çok arzuladığımız bir şey olan küçük topluluklar yaratabilmemizi sürekli baltalar.

1950’lerden itibaren o kadar fazla yeni teknoloji girdi ki hayatımıza, bunların hayatlarımızı daha kolay, daha hızlı ve daha basit bir hale getireceğini düşündük ya da buna inandırıldık. Oysa bugün, eskiden sahip olduğumuz boş zamana sahip değiliz artık.

Ve bazı “ayrıcalıklı” olanlarımız için iş ve ev arasındaki çizgiler tamamen bulanıklaşmış durumda. Sürekli cihazlarımıza bakıyoruz. Ama sürekli.

Akıllı telefonlar ve laptoplar, ofis ve ev arasında hiçbir ayrım yok demek artık. Çocuklar uyuduğunda tekrar online oluyoruz.

Günlük olarak verdiğim mücadelelerden biri de emaillerimin bir çığ gibi üzerime gelmesi. Onlarla gerçekten savaştığımı hissediyorum. Sürekli yüzlerce ve yüzlerce emailin altında kalıyorum ve bunu nasıl durdurabileceğim hakkında kesinlikle hiçbir fikrim yok. Bir sürü farklı yöntem denedim: Sadece akşamları cevaplamak, hafta sonları cevaplamamak, insanlardan daha fazla yüzyüze görüşme talep etmek… Gelmeye devam ediyorlar, hem de akıl sır ermez bir yoğunlukta. Ve herkes benden bir cevap bekliyor. Demek ki, diyorum, ben de çok meşgulüm.

Bazılarımız içinse hayat çok daha farklı. Ailelerini ayakta tutmak için iki işte birden çalışmak zorunda kalan, düşük maaşları nedeniyle ek işler yapmak zorunda kalan insanların sayısı da hiç az değil. Ve onlar da bu yüzden çok meşguller.

Bir ebeveynin dışarıda çalıştığı, eski çekirdek aile modeli de artık çok yaygın değil. Bugün tek ebeveynli ailelerin ya da her iki ebeveynin de çalıştığı ailelerin sayısında ciddi bir artış var. Ve onlar da çok meşguller.

Bazı kültürlerde ve dillerde (Farsça ya da Arapça) karşındaki insana nasıl olduğunu sorarken, o kişinin “kalbinin” tam o anda ne durumda olduğunu sorarsın. Yani, “Nasılsın?” diye sorarken, yapacaklar listende kaç madde olduğunu ya da email kutunun çok mu dolu olduğunu sormazsın. “Kalbin nasıl şu anda?” diye sorarsın. Bana kalbini anlat dersin. Kalbin neşeli mi, kalbin kırgın mı, kalbin üzgün mü, kalbin bir insanı mı özlüyor? Kalbine bak ve sorgula, ruhunu keşfet ve sonra bana kalbinle ve ruhunla ilgili bir şey söyle.

Sihirli çözümlerim yok elbette, ama “gerçek” bir insan gibi yaşamayı kaybediyoruz gibi hissediyorum. İşle ve teknolojiyle daha farklı bir ilişkiye ihtiyacımız var gibi geliyor bana. Hayatlarımızı, toplumlarımızı, ailelerimizi ve topluluklarımızı daha farklı bir modelde düzenlememiz gerektiğine inanıyorum.

Çocuklarımın kirli, dağınık ve hatta sıkılan çocuklar olmalarını istiyorum. Çünkü ancak bu şekilde insan olmayı öğrenebilecekler. Durabildiğimiz, birbirimizin gözlerine bakıp, birbirimize dokunup birlikte araştırabileceğimiz anların olduğu bir varoluşa sahip olmak istiyorum.

Bugün kalbin nasıl? Şu an kalbin ne durumda?

Artık bir arkadaşım daha “Çok meşgulüm,” dediğinde ona, “Biliyorum canım. Hepimiz öyleyiz. Ama kalbin nasıl onu merak ediyorum,” diyeceğim.


Kaynak: https://www.egitimpedia.com/surekli-mesgul-olma-hastaligi/

https://onbeing.org/blog/the-disease-of-being-busy/
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sürekli Meşgul Olma Hastalığı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Ceren ERDUR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Ceren ERDUR'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Ceren ERDUR'un Makaleleri
► YENİSürekli İyi Hissetmek Zorunda Değiliz Psk.Burçin KOYUNCU
► Çocuğum Sürekli Bilgisayar Başında Psk.Dnş.Gökçe SABANCI
► Çocuklar Sürekli Mutlu Olmak Zorunda mı? Uzm.Psk.Dnş.Hasan Ali GÖNCÜ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,918 uzman makalesi arasında 'Sürekli Meşgul Olma Hastalığı' başlığıyla benzeşen toplam 63 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Siber Zorbalık Kasım 2018
► Boşanma ve Çocuk Kasım 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


04:30
Top