2007'den Bugüne 83,498 Tavsiye, 26,240 Uzman ve 18,616 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Corona Pandemi Günlüğü
MAKALE #21319 © Yazan Dr.Sevilay ZORLU | Yayın Nisan 2020 | 232 Okuyucu
KORKU VE KAYGISI KENDİSİNİN BULAŞMASINDAN DAHA HIZLI YAYILAN
COVID-19 KORONAVİRÜS HASTALIĞI
Yaşamı yavaşlattı ve durdurdu.
Hep şikayet ediyoruz, yetiştiremediğimiz işlerimiz, koşuşturmalı yaşamlarımız, dijital dünyada yaşarken ihmal edip unuttuğumuz birebir insani ilişkilerimiz. İhmal ettiğimiz ailelerimiz, eşlerimiz, anne, baba, kardeş ve çocuklarımız, arkadaşlarımız.
Çok yorulduk evde durabilsek, dinlenebilsek derken zorunlu olarak evde kalmamız gereken günlerdeyiz. Daha düne kadar ne planlar kurduk insanlarla ilişkilerimizde suçu başkalarında aradık, şikayet ettik mutlu olamadık.
Daha az yakınmayı öğrenmeliyiz. Çok şikayet ediyoruz insanlar insanları yargılıyor.
Tüm ülke ve insanlar eşit şartlarda geri kalmış gelişmiş, din dil, ırk, coğrafya fark etmeksizin tüm insanlığın sorunu. Herkes eşit şartlarda. İnsanın elinde hiçbir güç kuvvet yok. Kimin hastalanacağı kimin öleceği belli değil.
Aynı korku ve aynı mücadele içinde tüm ülkeler. Şartlar her insan için eşit. Dünya hastalığın getirdiği farkındalıkla tek vücut oldu. Genel bir sorun
Dünya bölünmüştü, aşırılıklar arttı, tüketim arttı, tüketim arttı, yardımlaşma azaldı, insanlar birbirinden nefret eder oldular.
Hastalıklar, felaketler, depremler bize bizim kim olduğumuzu gösterir.
Bazen böyle zor günler bizi güzel, iyi yerlere götürmek içindir. Dosttaki düşmanı, düşmanda ki dostla beraber görebilirsek bizim hayatlarımızı gözden geçirebilmemiz için bir fırsat olabilir.
Yaşamın perde aralarında daima ışık vardır. İstanbul işgal altındayken esnaf “bu da geçer“ diyerek teselli bulmuş. Ümitli olacağız neler yaşamadık ki nelerin üstesinden gelmedik.
Yaşadığımız birçok zorluk katılıktan kaynaklanır. Düşünce ve duygularımızda esnek olabilirsek yaşamlarımızı daha anlamlı bir hale dönüştürebiliriz. Bir fırsata dönüştürebiliriz. Bir fırsata çevirebilirim.
Ayrışmadan bütünleşmeyi öğrenmek ihtiyacımız olan. Daha az yargılamalıyız belki de. Hep şikayet edip başkalarını suçlayarak sevmeye vakit ve yer kalmıyor ne yazık ki. İnsanların kendi hakikatleriyle baş başa kaldığı bu dönemde vesvese, mutsuzluk, huzursuzluk, öfke, kırgınlık içindeyken kusuru hep başkalarında mı arıyoruz?
Duygularımız ne durumda? Şikayette miyiz? Kızıyor muyuz? Huzurda mıyız? Mutlulukta mıyız, yarın düşüncesinden uzakta mıyız?
Bir virüs geldi hayatımızın tek kişilik olmadığını, diğer insanlar için de sorumluluk almamız gerektiğini hatırlattı hepimize, yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla başkalarının yaşamlarını da etkileyebileceğimizi fark ettik. Neyin risk, neyin risk algısı, neyin gerçek, neyin hurafe olduğunu, bilimin insanlık için önemini fark ettik. Belki de birbirimize saygı, sevgi ve şefkati öğrenme zamanındayız.
Tüm insanlar ve toplumlar daha çok işbirliği ve dayanışma içinde olmalılar. Ayrışmak yerine bütünleşmeliyiz. Nazım Hikmet ne güzel tanımlıyor “ Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşçesine bu hasret bizim”
Teknoloji, yaşam tarzı, coğrafyalar. Kültürler, renk, dil ve dinler insanları ayrıştırabilir. Bu farklılıklara bakışımız, yüklediğimiz ortam önce bireylerin, sonra ülkelerin ve dünyanın yaşam kalitesini huzuru belirlemektedir.
Sürdürülebilir bir dünya için Oğuz Kağan Dedemizin asırlar önce “ Gökyüzü kubbemiz güneş bayrağımız dünya vatanımız” sözü ne kadar da anlamlı.
İçinde sevgi barınan için bütün dünya tek bir ailedir. Birbiri için yaşamak doğanın kanunudur. Hayatta hiçbir şey yalnızca kendisi için var olmaz. Eğer ortada bir BİZ varsa BEN olabilirim. Eğer ortada bir SEN varsa ancak o zaman BEN var olabilirim.
KEDERİN HALLERİ
Kayıplar, krizler, şoklar, travmalar… Dönem dönem insanoğlunun kaçınılmazlarındandır. Geçmişinde travma yaşamamış insan bulunur mu bilmiyorum fakat ben hiç karşılaşmadım.
Fiziksel zarar gördüğümüzde bedenimiz nasıl ki bedenimizin tedavi mekanizmaları harekete geçiyorsa; ruhsal yaralanmalarda da ruhumuz kendini onarmaya çalışır. Bazen de kendimizi onaramayız ve psikiyatrik tedaviler gerekli olabilir. Ruh ve beden sağlığı bir bütündür. Birindeki bozulma diğerini etkiler ve tüm organizma sistemi dengesini kaybedebilir.
Travmaların bireysel ve toplumsal olma şekilleri kişilerin etkilenmelerini de değiştirebilir. Bireyin tek başına yaşadığı bir travma toplumsal travmalara göre daha fazla zarar verebilir. Travma şekilleri, şiddetleri, süreleri de sonuçlarını etkileyecektir.
Travmaların yönetilme şekli ve süreci kişiden kişiye değişir. Bazı insanlar çok bazıları daha az etkilenebilir. Bazı insanlar kısa sürede toparlanır bazıları daha uzun sürelerde. Bazı insanlarda süreç hemen başlar, bazıların da daha geç başlayabilir. İlk Kan filmindeki Rambo karakteri gibi yıllar sonra karşılaştığı kan, yıllar önceki savaş ortamındaymışçasına etrafındakileri düşman görerek savaşmasına sebep olabilir. Entellektüel, sosyokültürel kapasite, eğitim durumu, sosyal desteğinin olup olmaması, ekonomik ve fiziksel zorlukları, bireyin farkındalık düzeyi tüm bu aşamaları etkileyebilir.
Psikolojik zorlanmamıza sebep olabilecek bir travma ile karşılaştığımızda, evrensel olarak insanların acıya verdikleri tepkiler benzerdir. Tıpkı bir yas süreci gibi…
Sevilen birinin yaşamını kaybetmesi, durum kaybı, sağlık kaybı, statü kaybı, iş kaybı, boşanma, ayrılma, ekonomik kayıplar, engellenmişlikler, belirsizlik bir diğer deyişle belirlilik kaybı….
Peki böyle bir travmatik durum yaşarsak neler yaşayabiliriz?
İnkar, öfke, pazarlık, depresyon, kabul
Tüm bu aşamalar birbirinden ayrık ya da çok belirgin değildir. Çoğu kişi bu aşamaların hepsini tecrübe eder. Sabit bir sırayla da gelmeyebilir. Çoğu zaman hepsi bir anda gerçekleşebilir. Saatler, günler, haftalar, aylar sürebilir. Ortalama beklenti iki ay şiddetli olup altı ay gibi bir süreçte kontrol edilebilir hale gelmesidir. Altı ayı geçen ve işlevselliği bozan süreçler de psikiyatrik tedavi gerektirir. Tedavi edilmezse hasarlara sebep olabilir.
Çok büyük krizlerde bu aşamaların bir kısmından geçebilirsiniz.
1-İNKAR durumun gerçekliğini bilinçli ya da bilinçsiz olarak kabul edememe halidir. Durum ya da konu hakkında konuşmayı düşünmeyi istemezsiniz. Sanki her şey kötü bir rüyaymış gibi. Sanki böyle bir şey hiç olmamış gibi davranmak. Adeta gerçeklikten kopuş, bir şok halidir.
2-ÖFKE kendinize, başkalarına, hayatınıza kızarsınız. Öfkenin yakın duyguları ihanete ve haksızlığa uğramışlık hissi, gücenme, içerleme, hiddetlenme, nefret hisleridir.
3-PAZARLIK gerçeği değiştirmek için yapılır. Keşke şöyle olsaydı keşke böyle olmasaydı. Kişi alternatif gerçeklik hayalleri kurar.
4-DEPRESYON aslında hüzün, klinik depresyon olmayabilir yas tutma, korku, endişe, belirsizlik hissi kayıf ve travmaya verilen normal insani tepkilerdir.
5-KABUL gerçekle savaşı bırakıp olmasını istediğimiz gibi değil olduğu gibi görmektir.
Kendinize şu soruyu sorun ; “Bu krizde hangi taraftayım? Hayattan vazgeçmeliyim? Zamanı geri çeviremeyiz ya da kontrol edemeyiz. Fakat bu olaya karşı duruşumuzu belirleyebiliriz. Çektiğimiz acıyı anlamlı kılan bize yola devam etme cesaretini veren bir şey. Duruşunuzu belirlemek size yaşama gücü verecektir.

COVİD-19 PANDEMİSİ PSİKOLOJİK ETKİLERİ ARAŞTIRMALARI
Yetişme şeklimiz, sosyalleşme şeklimiz, davranış biçimlerimiz değişti ve tüm bu değişimler çok hızlı oldu. Bugüne geldiğimizde ise adeta dünya işgal altında. Hatta tıbbi olarak canlı olmayan bir virüs proteini nedeniyle. Yaşayabilmesi için insanları portör olarak kullanıyor. Hasta olmamak ve başkalarının hasta olmasına sebep olmamak için sosyal mesafelenme öneriliyor. İnsanların sosyalleşmeleri telekonferans sistemi ile gerçekleşiyor. Arayüzlerde bir araya gelip tartışıyorlar. Öğrenciler uzaktan eğitim alıyor. Psikoterapiler online terapi şeklinde yapılıyor. Erişkinlerin zor adapte olduğu bu süreçlere çocuklar ve ergenler, sınava girecek öğrenciler daha da zor adapte oluyorlar.
Çok hızlı kentleşiyoruz. Her 10 kişiden yalnızca 1’i büyük şehirlerde doğmuş olsa da nüfusun yarısı kentte yaşıyor. Son 10 yılda çiftçi sayısı %38 azaldı tarım alanları %15 küçüldü. Kaybettiğimiz en önemli kaynaklarımız duygusal hallerimiz. Regresif davranışlar arttı yetişkin gibi davranamayanların sayısı arttı.
Corona sonrası zihin formülü değişti korku geri geldi. Savaş ya da kaç tepkisi vücudumuz bir tehdit algılandığında ortaya çıkar. Hipotalamus harekete geçer, stres tepkisi algılanınca hormon salgıları başlar. Dışarıdan gelen bilinmeyen düşman insanların kontrol duygusunu harekete geçirir. Son günlerde toplumda savaşçı ruh harekete geçti. Yapılan ilk araştırma sonuçları da bütün bu verileri destekliyor.
Koronavirüs sonrası hayatım değişir(IPSOS)
- %70 Evet
- %16 Hayır
- %15 Fikrim yok
Koronavirüs endişe düzeyi analizi
13-16 Mart 2020 %79 endişe ediyorum %20 endişem yok
17-19 Mart %88 %12
26-30 Mart %94 %5
2-6 Nisan %92 %7
Koronavirüsün sona ermesine dair tahminler
- Virüs bugün itibariyle kontrol altına alınmış durumda %1
- Birkaç gün %2
- 1 ay %4
- Birkaç ay %40
- 6 aydan fazla %37
- Fikrim yok %16
Koronovirüs nedeniyle evde ne kadar kalabileceğinize inanıyorsunuz ?
- %2 Hiç
- %4 birkaç gün
- %4 1 hafta
- %15 birkaç hafta
- %22 1 ay
- %36 birkaç ay
- % 7 6 ay
- %1 1 yıl
- %10 1 yıldan fazla
Bireysel davranış değişiklikleri
- Bağışıklık sistemimi güçlendiriyorum %42
- Kapalı ortamlardan uzak duracağım %37
- Toplu taşımadan uzak duracağım %36
- Uzak doğu ürünlerden uzak duracağım %40
- Stoklama yaptım %24
- En büyük korkum çocuklarımın sağlığı %39
- Ekonomi uzun vadede darbe aldı %46
- Salgın etkisi bu yaz biter %31
- Alışverişi internete yönlendirdim %31
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Corona Pandemi Günlüğü" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Sevilay ZORLU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Sevilay ZORLU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Sevilay ZORLU Fotoğraf
Dr.Sevilay ZORLU
Antalya
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi113 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Sevilay ZORLU'nun Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,616 uzman makalesi arasında 'Corona Pandemi Günlüğü' başlığıyla benzeşen toplam 18 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Evlilikte Cinsel Yaşam Ağustos 2017
► Kadın Olmak, Anne Olmak … Haziran 2016
► Kaygı mı Korku mu? Mayıs 2016
► Boşanma ve Sonrası Kasım 2015
► Kolay İnciniyor Musunuz? Ağustos 2015
► Yaşlılarda Psikoterapiler Haziran 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


04:51
Top