2007'den Bugüne 89,872 Tavsiye, 27,682 Uzman ve 19,693 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Sanat Terapisi
MAKALE #5637 © Yazan Dr.Sevilay ZORLU | Yayın Ekim 2010 | 7,579 Okuyucu
SANAT TERAPİSİ

Günümüzde stres faktörleri arttıkça psikiyatristlere ve psikologlara olan ihtiyaç da artmaktadır. Gittikçe bilinçlenen toplum psikiyatristlerin esasında "deli doktoru" olmadığı konusunda bilinçlenmektedirler.

Herkesin hayatında zaman zaman destek alması gereken durumlar olabilir. Stressiz yaşam ne yazık ki yok. Kafamızı dinlemek için mekan değişikliği bile yaparız bazen. Ancak kafamız ve içindekiler de bizimle gittikleri için çoğu zaman sonuç alamayız. İşte bu durumlarda psikoloji eğitimi almış uzmanlara danışmak hem süreci rahat aşmanıza hem de güvenilir biri ile sorununuzu paylaşmanıza yardımcı olur.
Travma açısından fazlasıyla risk taşıyan ülkemiz insanına götürülecek ruh sağlığı hizmetlerinin gerek koruma gerekse iyileştirme yönünde var olandan daha kapsamlı olmasına ihtiyaç vardır.

YARATICILIK NE ANLAMA GELİR?

YARATICILIK, kendi için kendi zamanını doğru kullanmak, kendi yaşam enerjisini istediği yönde üretken kılmak, ruhsal dinginlik, ruhsal ve bedensel sağlık için keyifli, esprili bir insan haline gelmek anlamındadır.

Yaratıcılık bireyin en büyük gizidir. Sanat terapistleri ve diğer ruh sağlığı profesyonelleri, yaratıcılık sürecinin doğal bir iyileşme sağladığına inanırlar. Çünkü mental sağlık için sanatın kullanılmasında, yaratıcılık süreci öncelikli öneme sahiptir

İnsan, doğası gereği toplumsal bir yapı içinde gelişebilir. Çevreye adaptasyon için geçirmesi gereken süre diğer canlılardan hem çok daha uzun ve hem de bir hayli zorludur. Dünyaya davet edilen yeni neslin türün devamını sağlamak yanında kültürün taşıyıcısı olmak gibi bir görevi vardır. İçinde doğup büyüdüğü çevrenin biçimlendirici, belirleyici etkisi ile insan, kendini yetiştirenlere benzemek durumunda kalır. Yine kültürün etkisi ile doğuştan getirdiği yaratıcı potansiyeli yavaş yavaş kaybeder. Konservatif kültürün önerdiği yolları yürür, aynı kültürün araçlarını benimser ve yalnızca çevresinde var olan olanakları kullanır. Aslında güvenli görünen bu uyum hali, bir yandan da yaratıcılığı kısıtlar ve hatta köreltir. Kişi, karşılaştığı yeni ve özel durumları algılama, tanımlama gibi yetilerini yavaş yavaş kaybeder. Problem çözme ve risk yönetimi becerileri zayıflar. Kendi gücüne olan güveni giderek kırılır. Yaşla birlikte ortaya çıkan depressif özellikler kişiliğe hakim olur. Yeni uyaranlara kapanma olarak kendini gösterebilen bu tablo yaşlılığa giderken hızla artar ve bir tür bunaklık hali yerleşir. Giderek daha sık rastlanan Alzheimer hastalığında biyolojik etmenler kadar, (belki onlardan daha çok) psikolojik ve sosyal koşullanmaların rolü vardır. Yaratıcılığı hiç ön görmeyen toplumsal beklentiler, moda, herkesin birbirine benzemesini öneren ve onaylayan kültür, insanın yavaş yavaş yok oluşudur aslında Yaratıcılık ile mental hastalıklar arasındaki olası bağlantılar 20. yy başında araştırılmaya başlanmıştır. Çünkü mental sağlık için sanatın kullanılmasında, yaratıcılık süreci öncelikli öneme sahiptir.

SANAT VE PSİKOTERAPİ

Sanat ve terapi arasında bir benzerlik vardır: Her ikisinde de İÇE ATILMIŞ veya İÇE ALINMIŞ YAŞANTILARIN, gerçek dünyadaki insanlarin, fikirlerin ve gerçekliğin yeniden var edilmesi veya yapilandirilmasidir. ŞİMDİ VE BURADAKİ yaşantıya etkileri, yansımaları vardır.

İçe atım, sanatın içeriğini, içe alım süreci ise biçim ve tarzını oluşturur. İçe atılmış yaşantılar bir yolla dışa vurulamazsa ruh sağlığı risk altındadır. Sanat, bu riske karşı koruyucu işlev görür

Sanat ögeleri simgeler yolu ile içte olanın dışavurumunu sağlar. Bilinç dışına itilmiş ve deforme olmuş yaşantı ve duygu içeriği sanatın renk, ses, biçim, hareket, ezgi, ritm, dil araçları ile dışa vurulur. Dışa vurulan bu içerik, ruhsal aygıtın iyileşmesi ve tekrar organizasyonu için terapiste imkan verir ve zengin ip uçları sağlar.

Giderilememiş ihtiyaçların simgesel yoldan gerçekleşmesini sağlamakla geçmişte yaşanan travmaların etkileri değişir. Hasta geçmişin etkisinden kurtulup şimdi ve burada olanı yaşama gücü kazanır.

Psikoterapi ve insan gelişimi ve sağaltımı alanında içe atılmış, birikmiş olanların üstüne sağlıklı bir yapı inşa edilemez. Gerek terapist gerekse eğitimci, öncelikle kişinin İÇ DÜNYASINI, DUYGU, DÜŞÜNCE VE DAVRANIŞ PATERNLERİNİ TANIMAK, GELİŞİMİ BU PATERNLERDEN YOLA ÇIKARAK TASARLAMAK durumundadır. İşte sanatla çalışma, bu tanıma sürecini kolaylaştırma ve hızlandırma işlevi görür.

Sanat terapisi sözün bittiği, yetersiz kaldığı yerde başlar. İnsanları iyileştirir, onarır, dönüştürür. Benzer bir yöntem olan psikodramada kişilerin problemleri doğrudan ortaya konmakta ve dolayısıyla daha sert geçişler yaşanmaktadır. Oysa ki sanat terapisinde geçişler çok daha yumuşaktır. Kişi kendisinin anlatmak istediği kadarını ortaya koyar. İstemediklerini ise kendisine saklar. Yani bu yöntemde doğrudan probleminiz hakkında konuşmak durumunda kalmazsınız. Bunun yerine, bu problemi sanat yoluyla, daha estetik, daha yumuşak bir şekilde ortaya dökersiniz.

Sanat terapisinde metaforlar ve semboller kullanılır. Yani ortaya dökülen şeyler problemi birebir yansıtmak zorunda değildir. Kişilerin kendi acılarıyla yüzleşmesi imkansız ya da çok zorsa bu yöntem etkin bir şekilde kullanılabilir. “Yaptığım şey bende değil, kağıt üzerinde. Benimle bir alakası yok. Sadece içimi döktüm, ama neye tekabül ettiğini bilmiyorum” düşüncesi insanların içindekileri daha rahat ortaya dökmesini sağlar.

Sanat terapisinde resim kullanımında malzemelerde renk seçeneğinin çok olması önemlidir. Siyah ve beyaz mutlaka bulunmalıdır. Ayrıca farklı renklerin çeşitli tonları olmalıdır. Renk çeşitliliği duyguların tam olarak ifade edilmeleri için önem taşır. Çünkü günlük dilde kalıpların dışına çıkmak kolay değildir. Sanat terapisi ise dili kalıplardan çıkarır. Bu yöntem kişinin problemini yansıttığı, iç dünyasının bir aynası olduğu ve içeriği yaratılan üründe saklı olduğu için etkili olmaktadır.

Sanat Terapisi grup halinde, bireysel olarak ya da çiftlere uygulanabilen, iletişimi kolaylaştıran ve eğlenceli hale getiren bir tekniktir..

Sanatla terapi grupları, birçok farklı amaçla oluşturulabilir. Örneğin öfke yönetilmesi, yoksunluk veya kayıp yaşamış insanların desteklenmesi, iki farklı ortamdan gelen insanların kaynaştırılması, yaşlıların kayıp veya yalıtım duygularının yatıştırılması veya ruh sağlığı çalışanlarına sanat terapisi tekniklerinin kazandırılması gibi amaçlarla grup çalışması düzenlenebilir. Bazı gruplar da ( örneğin cinsel suçlularla ), kişilerin kendi tutumlarını gözden geçirmesini sağlamak için direktif yaklaşımlara ihtiyaç duyulabilir. Sanatla terapinin temel esaslarından biri, kişinin kendisi hakkında yorumu kendisinin yapmasıdır. Kişi grup içinde kendini güvende hissettiğinde, diğer üyelerin görüşlerinden de yararlanarak kendi ürünlerinden daha iyi yararlanabilir. Bu süreçte duyarlılık önemlidir. Diğer üyeler, ona sorular sorup, onun kendi ürünü hakkında görüşünü aldıktan sonra yorum yaparlarsa, ona daha yararlı olabilirler. Bir dizi oturumun sonunda, aynı temada başka ürünlerin değerlendirilmesi de kişinin içgörüsünü güçlendirecektir,
SANAT, DIŞAVURUMCU NİTELİĞİ İLE YENİLENMEYİ VE KENDİNİ YENİDEN YARATMAYI SAĞLAR

Art terapi/sanatla tedavi ve/ya eğitim bireyin yaratıcılığını tetikleyip, ortaya çıkarırken aynı zamanda kişinin "BİR" ve "BİRLİKTE OLMA" kapasitesini geliştirebilir.
Sanatla çalışma KORUYUCU VE İYİLEŞTİRİCİ RUH SAĞLIĞI İşlevlerini içerir.
Ailelerden, okullara, öğretmenlerin yetiştirilmesinden iş ve çalışma ekiplerinin oluşumuna kadar her türlü kurumsal ortamda var olan bütün işleyiş korunurken insanın birey olarak mutluluğu ve ruhsal sağlığı da korunabilir.

Eğitim, yönetim, işleyiş, yapılanma ve yeniden yapılanmalarda durumsal analizler, veri toplama değerlendirme ve iyileştirici önlemlerin planlanıp uygulanması, art terapi yöntemleriyle sağlanabilir. Alışılagelmiş analiz ve değişim metotlarının aksine zaman tasarrufu sağlamak ve değişime dirençli yapıları eğlenceli bir çerçevede çözmek mümkündür.

Özellikle psikodinamik, fenomenolojik ve gelişimsel kuramları temel alan felsefi yaklaşımlar ve yönelimler içinde ve bu yönelimleri benimsemiş olan çalışmacıların kullanabileceği tekniklerle uygulanır.

Yaşamın resmi, geçmişin renkleri ve geleceğin ritmini birlikte yoğurup bizden sonraya kalacak değerli bir eser olabilir aslında…

İçimizde varolan yaratıcılık aslında günlük hayatın bir parçasıdır. Ancak, çoğu insan yaratıcılık gücünün farkına bile varmaz. Yaratıcılık, duyguları tanımayı ve ifade etmeyi, kendi ile iletişim kurmayı ve sorunlara farklı bir noktadan bakmayı sağlamaktadır. Sanatla terapi, içimizde varolan büyük gücün -yaratıcılığın- açığa çıkmasını ve bu güç sayesinde kendimizi ifade etmemizi, geliştirmemizi ve sorunlarla başa çıkabilmemizi sağlayan bir terapi tarzıdır. Resim, heykel, müzik, drama ve hikayeler yoluyla uygulanan sanat terapisi, kendimizi ve çevremizi farklı bir gözle algılamamıza, anlamamıza yardımcı olur.

1950’lerde ABD’de ortaya çıkan bu yöntem günümüzde de dünya çapında hızla yayılmaktadır. Sanat terapisinin bir terapi biçimi olarak ortaya çıkmasının hikayesi de oldukça ilginçtir. ABD’li psikologlar eski zamanlarda insanların mağaralarda çizdikleri resimleri incelemişler. Psikologların dikkatini bu kişilerin çeşitli katliamları, göçleri sanat yoluyla ifade ettikleri çekmiş. İlkbaharın ya da yazın başlangıcını neden kutladıkları, neden değişik ritüeller yaptıkları, dansın ne işe yaradığı gibi konular üzerine kafa yormuşlar. Ve bütün bunların insanları rahatlatıcı bir yönü olduğunu keşfetmişler. Sözle ifade edilemeyen bazı şeylerin sanat yoluyla ifade edilebildiğini görüp “neden bu yöntem terapide de kullanılmasın?” diye düşünmüşler.

Özellikle küçük yaş gruplarında ve ergenlerde çok iyi işleyen bir sistemdir. Türkçe’de bir söz vardır; Bir resim bin kelimeye bedeldir. Sanat Terapisi’nde bunun ne kadar doğru olduğunu anlıyoruz. İki-üç yaşında bazı takıntılı davranışları olan ya da cinsel istismar görmüş olan bir çocuk düşünün; bu çocukla oturup 45 dakika konuşmanızın imkanı var mı? Belki oyun terapisini deneyebiliriz ya da iç dünyasını net olarak algılamak için renkleri ve çizgileri kullanmak bize daha somut veri ulaştırır. Aynı şekilde ergenlik çağındaki sıkıntılardan dolayı bunalmış bir çocuk düşünün, herkes sürekli ona nasihat ediyor, oğlum/kızım sen böyle değildin ne oldu sana, kötü alışkanlıkların mı var gibi bir sürü soru sorulan bir ortamda bu genç zaten bunalmış... Rahatlama, deşarj olma ihtiyacı var. Patlamak üzere olan bir bombanın yanlış kablosunu keserseniz onu sonsuza kadar kaybedersiniz, parçalanır bir daha bir araya getiremeseniz ancak doğru işlemi uygularsanız hem bombayı patlamaktan kurtarır, hem de çevresindekilerin zarar görmesini engellemiş olursunuz. Resim ergenlere oldukça değişik gelen ancak hoşlarına da giden bir tekniktir. Karşılarında psikoterapi odasında oturan bir psikolog yerine,samimi bir ortamda resim malzemeleri eşliğinde onu bekleyen bir psikologun olması zaten ergenleri şaşırtıyor ve psikologa olan dirençlerini azaltıyor. Çiftlerde ve gruplardaki uygulamasındaki ana amaç ise paylaşımı arttırmak, iletişimi güçlendirmektir. Sanat Terapisi’nde kullanılan malzemeler çeşitlidir. Kalemler, renkli kalemler, boyalar, tebeşir, parmak boyası, duvar boyası hatta bilgisayardaki bazı yaratıcı sanat programları... Bunlar kullanılan malzemelerden sadece bazıları. Yaratıcılığın sınır olmadığı gibi, bu terapi tekniğinde kullanılan yöntemlerin de çeşitliliği fazladır. Önemli olan terapistin hem sanat hem psikoloji alanında eğitimli olmasıdır. Sadece sanat eğitimli bir terapi sakıncalı olur, sanattan anlamayan bir psikolog ise performans düşüklüğü gözlemlenir. Beş seansta sağlanan sonuçlar eğitimi eksik kişiler tarafından yürütüldüğünde daha uzun sürer ve danışanın süreçten sıkılması muhtemeldir. Ben bunu bir köprüye benzetiyorum. Köprünün bir ayağı sanat yakasında, diğer ayağı da psikoloji yakasında. Köprünün üzerinden işleyen süreç ise Sanat Terapisi sürecidir. Köprünün ayaklarından biri yoksa, ya da yetersizlikten yıkılırsa, Sanat Terapisi süreci de tamamıyla yok olur.

Terapotik ilişki ile destekleyici ilişkiler arasındaki paralellik bilinmektedir.(Scherler , 1996) Terapideki etkinlik ilişkisi ile çocukluktaki aile desteği benzerlik gösterir. Her ikisinde de benliğin ve benlik saygısının güçlendirildiği konusunda görüş birliği vardır. Winnicot, çocuk gelişiminde oyunun yerine ilişkin önemli saptamalarda bulunmaktadır. Oyun, çocukla ebeveyn (özellikle anne) arasında bir geçiş alanı yaratmaktadır.(Winnicot,1996 ) Sanatla terapide otistikler için iyileştirici süreç de otistikle terapist arasında oluşan bu geçiş alanında gerçekleşmektedir.

MÜZİĞİN BİYOLOJİK ETKİLERİ

Son yıllarda yapılan araştırmalar artık müziğin fiziksel etkilerini ve beynin gelişimine katkılarını ortaya koymaktadır. Müzik etkisini pasif ve aktif etkinlikler sayesinde gerçekleştirmektedir.

Pasif etkinliklerdeyse kişi pasif olarak müziği dinlemektedir. ‘Reseptif Müzikterapi’ adı verilen yaklaşımda dinleme yoluyla müzikten istifade edilmektedir. Titreşim özelliklerini kullanan ‘Vibrasyonel Terapi’, müzikle rahatlamayı hedef alan ‘Müzikle Neurobiofeedback’ bu yöntemlerden bazılarıdır .

Aktif etkinlikler çalgı çalma, şarkı söyleme ve müzikle hareket gibi kişinin aktif olarak sürece katıldığı etkinliklerdir. Klasik müzikterapi uygulamaları genelde aktif etkinliklerle gerçekleştirilmektedir. Müziğin coşturucu ve sakinleştirici niteliği bedende farklı etkiler yaratmaktadır. gevşetici müziğin stres hormonlarından olan kortizolü azalttığı bildirilmiştir . Müzik bütün insanlık tarihinde duygu, düşünce ve bilgilerin anlatım biçimi olarak bilinir. Müzikal sesleri diğer seslerden ayıran en önemli özellik, belirli bir ritm kalıbı içinde, birbirleriyle uyumlu sesler yumağı veya topluluğu olarak algılanmasıdır. İlkel topluluklarda ve Şamanizmde ilkel müziklerin tipik özellikleri hala görülmektedir. Melodi ve ritm birliği müzikal olgunun gereği olarak görülür. Günümüzde olduğu gibi geçmişte de ritm, dans, ve melodi birçok amaç için kullanılıyordu. Türklerde müzik ve dans ile tedavi yöntemi çok eskiye dayanır. Özellikle şamanik inanç çerçevesinde ayinlerin en önemli malzemeleri melodi, ritm ve danstı. Bu ayinler sırasında kullanılan müzik aletleri kutsal kabul edilirdi. Müzik eşliğinde icra edilen danslar genellikle bazı kutsal figürlerin taklidi şeklinde olurdu. Kazak, Kırgız ve Altay Türklerinde “Baksı dansı ya da baskı tedavi seansı” yıllardan beri Avrupa ülkelerinde kullanılmaktadır

Müziğin tam doğuşu bilinmemekle berber, onun tedavi süreçlerinde kullanılması çok eski bir uygulamadır. “Müzik ruhun gıdasıdır” atasözünden de anlaşılacağı gibi müziğin daha sonra hastalıkların tedavisinde büyük bir fayda sağladığı tespit edilerek, müzik hastalık tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Gerek Türk müziğindeki bir takım makamların, gerekse batı müziğinde bazı bestecilerin bestelerinin hastalıklar üzerinde yaptığı olumlu sonuçlar bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Büyük İslam bilgini ve filozoflarından bir olan İbn-i Sina (980- 1037) müziğin tıpta oynadığı rolü şöyle tanımlamaktadır. “… tedavinin en iyi yollarında, en etkililerinden biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini arttırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele için cesaret vermek, ona en iyi musikiyi dinletmek, onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir.”

Müzik

· İç ve dış dünyayla iletişimi artırır ve pekiştirir.
· Sözlü ya da sözsüz iletişimi sağlar.
· Vücut dilini geliştirir.
· Motor becerilerini geliştirir ve pekiştirir.
· Davranış bozukluklarının düzelmesine yardımcı olur.
· Bozuk motor gelişimlerinin düzelmesine yardımcı olur.
· Bireyin yaratıcı bir şekilde kendini ifade etmesini kolaylaştırır
· Bireyin duygusal tatmini gelişir, kolaylaşır ve ilerler.
· Bireyi mutlu ve özgür kılar.
· Bireyin yaratıcılığını arttırır.
· Ruhun eğitiminin yanında ruhun arınmasını sağlar.
· Müzik gerçek veya fantezi çağrışımları ve hafızayı uyandırır, böylece ifade kabiliyetini geliştirir.

MAKAMLARIN TEDAVİ EDİCİ ÖZELLİĞİ

Büyük Bilgin Farabi (870-950) makamların ruha etkisini şöyle sınıflandırır:
1) NİHAVEND MAKAMI:Oğlak Burcu (Yay Burcu). Satürn, Jüpiter. Toprak- Ateş tabiatlı. Sıcak-kuru yapıdadır. Öğleden sonra ( ikindi ) zamanı etkisi fazladır. Sarı safra, gündüz ve erkek bağlantılıdır. Kan dolaşımı, karın bölgesi, kalça, uyluk ve bacak bölgelerine etkilidir. Kulunç, bel ağrısı ve tansiyon rahatsızlıklarına faydalıdır. Kuvvet ve barış duygusu verir. Akıl hastalıklarına etkili olduğu konusunda önemli bilgiler vardır. En eski makamlardandır. Ebu-selik kelimesinden geldiği söylenmektedir (Güzel yazma ve söyleme yeteneği).

2) RAST MAKAMI: Koç Burcu Ateş tabiatlı, kuru-sıcak tabiatlı makam. Gece yarısı ve seher zamanları etkilidir. Soğuk organlar olan kemik, beyin ve yağlara etkilidir. Fazla uyumayı engeller. Düşük nabzın yükselmesine yardımcı olur. Özellikle çocuk bünyesinde nem hakim olduğu için; bu nedenle oluşan dengesizlikleri düzeltir. Akıl hastalıklarına iyidir. Sarı safra bağlantılıdır. Erkek karakter gösterir. Gündüz, Salı günleri etkisi fazladır. Oğlak burcu ve su ile ilişkilidir. Tedavi değeri yüksek olan dört esas makamdan birisidir. Sefa, neşe, iç huzuru ve rahatlık verir. Felç illetine devadır. Başa ve göze etkilidir. Kaslara tesiri vardır. En eski makamlardandır. Farsça "doğru" "dosdoğru" "sağ" ve "gerçek" demektir. Spazmı çözücü özelliği nedeniyle spastik ve otistik hastaların tedavisinde yararlıdır. Mars gezegeni ile bağlantılıdır.

3) REHAVİ MAKAMI: Terazi Burcu. Rüzgar tabiatlı. Sıcak ve kuru. Seher zamanı ve ikindiyle yatsı arası etkilidir. Aslan Burcu, Güneş ve Pazar günüyle ilgilidir. Nemli ve kuru, sarı safra, erkek, sağ omuz, baş ağrıları, burun kanamaları, ağız çarpıklığı ve balgamdan gelen hastalıklara, akıl hastalarına faydalıdır. Doğuma yardımcı olur. Göğüs, mide ve yan böğür (basen) için faydalıdır. Sonsuzluk ve yer çekiminden kurtulma duygusu verir. Urfalı; Urfaya ait demektir. X. Yüzyıldan önceye giden bir geçmişi vardır. İbn-i Sina ve Evliya Çelebi'de bahsi çok geçer. Sonraları Rast makamı, Rehavi makamının yerini almıştır. Diğer adı Ruhavi'dir.

4) HÜSEYNİ MAKAMI: Akrep Burcu ( Kova Burcu). Su tabiatlıdır. Satürn etkilidir. Nemli ve sıcak. Sabah ve gün ağarırken etkilidir. Sabah- öğlen arası etkisi fazladır. Cumartesi özel gündür. Güzellik, iyilik, sessizlik, rahatlık verir ve ferahlatıcı özelliği vardır. Karaciğer, kalp ve ruhların iltihabını söndürür ve yok eder. Mide hararetini giderici özelliği vardır. Büyük erkeklerde görülen gizli ateşli nöbeti ve günde bir kere gelen ateşli nöbetin giderilmesinde faydalıdır. Sol omuza etkilidir. Sıtma hastalığına iyidir. Barış duygusu verir. İç organlara etkilidir. Tabiat ile birleştirir. İçindeki, gizli pentatonik yapı sebebiyle, kendine güven ve kararlılık duygusu verir; bundan dolayı otistik ve spastik hastalara faydalıdır. En eski makamlardan biridir. En az altı asırlıktır. Mert bir ifadesi vardır. Kalp, karaciğer ve mide için faydalıdır. "Küçük sevgili" ve " Hüseyin ile ilgili" demektir.

5) HİCAZ MAKAMI: Yay Burcu. Ateş tabiatlı. Sıcak özellik gösterir. Jüpiter bağlantılıdır. Yatsıdan sabaha kadar olan zamanda etkisi fazladır. Kuru- soğuk nedenli hastalıklar için faydalıdır. Kemiklere, beyne ve çocuk hastalıklarına tedavi edici etkisi vardır. Üro-genital sisteme ve böbreklere etki gücü fazladır. Alçakgönüllülük duygusu verir. Düşük nabız atımını yükseltir ve göğüs bölgesi diğer önemli etki alanıdır. En eski makamlardandır. Zengüle ve Zirgüle makamları ile yakınlık gösterir. Adını Arabistan'daki Hicaz bölgesinden almıştır.

6) PENTATONİK MELODİLER: Pentatonik müzik, Asya kökenli Türk musikisinin en önemli ve karakteristik özelliğidir. Bir gam içindeki 7 sesten ikisinin azalması ile, 3 adet tam ve 2 adet 1,5 sesten olmak üzere 5 sesten oluşmuştur. Kendine güven ve kararlılık verir, rahatlık sağlar. Çocuklara, 9-10 yaşına kadar sadece pentatonik müzik dinletilmesi tavsiye edilmektedir. 1 dakikalık örnek mp3 dosyası (Sağ tıkayıp, 'hedefi farklı kaydet')

7) ACEMAŞİRAN MAKAMI: Ateş tabiatlıdır. Kuru-sıcak makamdır. Fecirden kuşluk vaktine kadar etkilidir. Kemiklere ve beyne etkilidir. Vücutta yağ dengesine yardım eder. Yaratıcılık duygusu ve ilham verir. Durgun düşünce ve duyguları canlandırır. Hanımlarda doğumu kolaylaştırır. Anne karnındaki çocuğun yanlış duruşlarının düzelmesine yardım eder. Ağrı giderici ve spazm çözücü özelliği vardır. Lezzet verir, gevşemeye yardımcı olur. En eski şed makamlardandır. 1 dakikalık örnek mp3 dosyası (Sağ tıkayıp, 'hedefi farklı kaydet')

8) UŞŞAK MAKAMI: Balık Burcu. Su tabiatlı. Soğuk-nemli. Jüpiter. Fecirden kuşluk vaktine kadar ve günbatımında etkisi fazladır. Beyaz balgam, gece ve dişi bağlantılı olup; Perşembe günü özellik gösterir. Kalp, ayak rahatsızlıkları, nikriz (damla) ağrılarına faydalıdır. Gülme, sevinç, kuvvet ve kahramanlık duyguları verir. Çocukların bütün organlarını etkileyen kuru ve sıcak yellerde ve büyük erkeklerde görülen ayak ağrılarına faydalıdır. Derin aşk ve mistik duyguların ifade vasıtasıdır. En eski makamlardandır. "Aşıklar" demektir. Uyku ve istirahat için faydalıdır, gevşeme hissi verir.

9) SEGAH MAKAMI: Su ve toprak tabiatlıdır. Soğuk makamdır. Kuşluktan ikindiye kadar olan zamanda etkilidir. Hararetten meydana gelen şişmanlık, uykusuzluk, yüksek nabız, kalp, ciğer ve kas rahatsızlıklarına faydalıdır. Beyin nöronlarına etkisi vardır. Mistik duygular oluşturur. XIV. Yüzyıldan eskidir

10) SABA MAKAMI: Şecaat, cesaret, kuvvet ve rahatlık verir. Seher vaktinde daha etkilidir.

11) BUSELİK MAKAMI: Nihavend makamı ile benzer özelliği gösterir.

12) ISFAHAN MAKAMI: İkizler Burcu (Yengeç Burcu); Hava tabiatlı, ikindi ile yatsı arası etkilidir. Su bağlantısı vardır. Soğuk ve nemlidir. Beyaz balgam ile ilgilidir. Dişi, gece karakterli, Pazartesi bağlantılıdır. Soğuk tabiatlı olduğu gibi, ateşli hastalıklardan vücudu koruyucu özelliği vardır. Ense, boyun, omuzlar ve sol dirsek için etkilidir. Güven hissi, uyum sağlama, hareket yeteneği, zihin açıklığı, gönül yenileme, düzgünlük verme, zekayı açma ve hatıraları tazeleme özelliği vardır. En az yedi asırlık bir makamdır.

13) NEVA MAKAMI: Kova Burcu (Oğlak Burcu); Satürn. Hava tabiatlı, kuru-soğuk özellik gösterir. Kara safra bağlantılıdır. Dişi özellik gösterir. Gece ve kuşluktan ikindiye kadar olan zamanda etkisi fazladır. Göğsün sağ tarafına, böbreklere, omurilik, kalça ve uyluk bölgelerine etkisi vardır. Üzüntüyü giderir ve lezzet verir. Gönül okşayan makam adıyla bilinir. Kötü fikirleri kovduğu, cesaret ve yiğitlik verdiği, gönül sevinci oluşturduğu ileri sürülür. Kuvvet ve kahramanlık duyguları meydana getirir. Akıl hastalıklarının tedavisinde faydalıdır. En eski makamlardandır. Buluğ çağındaki kız çocuklarının kadın hastalıklarına tedavi etkisi vardır. "Ses, seda, makam ve ahenk" demektir. 1 dakikalık örnek mp3 dosyası (Sağ tıkayıp, 'hedefi farklı kaydet')

14) BAKSI DANSI: Eski Türklerde baksı adı verilen koruyucu hekimlerin, tedavi esnasında transa geçmek ve bilgi almak için kullandıkları dans. - İmprovize - Kılkopuz ve dombra ile yapılan improvize müzik uygulaması.

15) ARŞETİPİKAL HAREKETLER:
Kol omuz ve baş hareketleri ile hazırlık ve terapi sağlar.
İmaj Müzik: İmaj göstererek tedavinin kolaylaşması sağlar.

16) SEMA - SEMAH: Sema ve Semah örnekleri.

17) IRAK MAKAMI: Boğa Burcu; Venüs bağlantılıdır. Toprak tabiatlıdır. Kuşluk ve ikindi vakti etkilidir. Kuru-soğuk karakterdedir. Kara safra ile ilişkilidir. Karakteri dişi olup, etkisi Cuma günü ve geceleri fazladır. Menenjit, beyin ve akıl hastalıklarına faydalıdır. Omuz, kol, sol kol ve ellere etkilidir. Başın üst tarafına etkisi belirtilmektedir. Lezzet verir, düşünme ve kavrama konusunda etkilidir. Korku gidericidir. Saldırganlığı önleyici ve nevrotik hastaları tedavi edici etkisi vardır. Tarih olarak en az 7 asırlıktır. Spiritüel tesiri görülür. Irak-ı Acem'den gelmektedir.

18) BÜZÜRK MAKAMI: Aslan Burcu. Ateş, Güneş. Soğuk ve sıcak-kuru tabiatlıdır. Fecirden kuşluk vaktine kadar etkili olmaktadır. Kara safra, dişi ve gece bağlantılı olup, Merkür gezegeni ve Çarşamba günü ile ilgilidir. Zihni temizler, vesvese ve korkuyu def eder. Fikre yön verir. Kulunç ve beyin hasarı ile ortaya çıkan şiddetli hastalıklara yararlıdır. Güç kazandırır. Boyun, boğaz, göğüs, ciğer ve kalp ve yan böğür (basen) için etkilidir. Farsça "büyük" demektir. Yedi-sekiz asırlık bir makamdır.

19) ZİREFKEND MAKAMI: Yengeç Burcu. Merkür. Su tabiatlı. Uyku vakti etkilidir. Sıcak- nemli özelliğe sahiptir. Kan, erkek ve gündüz bağlantıları vardır; günü Çarşamba'dır. Sırt, mafsal ağrılarına ve kulunca faydalıdır. Beyinle ilgili ağız çarpılmasına, kalp, ciğer, göğüs, kalça ve sağ omuza etkilidir. Meclisin neşesini arttırır, derin duygu hissi verir. Farsça " döşek ( yatak)" demektir. XIII. asırdan önceye aittir.
20) ZENGÜLE MAKAMI: Başak Burcu ( Terazi Burcu). Venüs etkisi. Toprak tabiatlı, sıcak ve nemli. Günbatımından sonra etkilidir. Hava bağlantılıdır. Kan, erkek, gündüz ve Cuma günü ilişkisi vardır. Kalça eklemleri ve bacak içleri ile ilgisi bulunur. Kalp hastalıklarına, menenjit ve beyin hastalıklarına etkilidir. Beyin hastalıkları ve ruh hastalıklarının tedavisi için mide ve karaciğer ateşini yok eder. XIII. asırdan önce Hicaz makamından ayrılarak oluşmuştur. Hayal ve sırlar telkin eder, uyku verir masal duygusu verir. Farsça "çıngırak, def pulu, zil" demektir. İran mitolojisinde bir Türk kahramanın adıdır.

Hangi Saatte Hangi Makam

Eski Türk hekimlerinden Şuuri'nin 'Tadil-i Emzice' adlı eserinde müzik ile tedavi hakkında geniş bilgi vardır. Şuuri, 'Tadil-i Emzice'de belirli makamların günün belirli zamanlarında etkili olduğunu belirtmektedir. Ona göre:
· Rast ve Rehavi makamları: Seher zamanları etkilidir.
· Hüseyni makamı: Sabahleyin etkilidir.
· Irak makamı: Kuşlukta etkilidir.
· Nihavend makamı: Öğleyin etkilidir.
· Hicaz makamı: İki ezan arası etkilidir.
· Buselik makamı: İkindi zamanı etkilidir.
· Uşşak makamı: Gün batarken etkilidir.
· Zengüle makamı: Gurubdan sonra etkilidir.
· Muhalif makamları: Yatsıdan sonra etkilidir.
· Rast makamı: Gece yarısı etkilidir.
· Zirefkend makamı: Gece yarısından sonra etkilidir.
· Şuuri'ye göre musikinin meclis adamlarına olan etkileri de birbirlerinden farklıdır.
· Ulema ( Alimler ) Meclisine: Rast ve Tevabii makamları
· Ümera ( Emirler ) Meclisine: Isfahan ve Tevabii makamları
· Dervişler Meclisine: Hicaz ve Tevabii makamları
Sufiler Meclisine: Rehavi ve Tevabii makamları etkilidir.

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sanat Terapisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Sevilay ZORLU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Sevilay ZORLU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Sevilay ZORLU Fotoğraf
Dr.Sevilay ZORLU
Antalya
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi115 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Sevilay ZORLU'nun Makaleleri
► Estetik, Sanat ve Estetik Cerrahi Op.Dr.Esra ÇELİK
► Grup Terapisi Dr.İbrahim SÖYLEMEZ
► Evlilik Terapisi Dr.Yeşim GÜNDÜZ
► Psikodrama Grup Terapisi Dr.Sibel IŞIK DEVECİOĞLU
► Vajinismus Cinsel Terapisi Dr.Taner CANATAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,693 uzman makalesi arasında 'Sanat Terapisi' başlığıyla benzeşen toplam 92 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Evlilikte Cinsel Yaşam Ağustos 2017
► Kadın Olmak, Anne Olmak … Haziran 2016
► Kaygı mı Korku mu? Mayıs 2016
► Boşanma ve Sonrası Kasım 2015
► Kolay İnciniyor Musunuz? Ağustos 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


04:53
Top