2007'den Bugüne 92,309 Tavsiye, 28,219 Uzman ve 19,978 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Herşey Beyinde Başlar...
MAKALE #8338 © Yazan Psk.Mehmet CEYLAN | Yayın Şubat 2012 | 6,817 Okuyucu
Her şey Beyinde Başlar…

Bazen gece uyurken bir kâbus görür ve birden sıçrayarak uyanırsınız, kendinizi, kalbinizi hızlı hızlı atarken, kan ter içinde, tüyleriniz ürpermiş ve nefes nefese kalmış bir halde bulursunuz ve “iyi ki rüyaymış” deyip, şükredersiniz. Ya da tam tersi olur, sizi çok mutlu eden bir rüyadan uyandığınızda rüyadaki iyilik halini üzerinizde hisseder ve kendi kendinize “kahretsin, rüyaymış, keşke gerçek olsaydı” dersiniz. Hâlbuki bu iki durumda adı üstünde sadece bir rüya ve sizin zihninizin içinde oluyor, kafatasınızın içinde. Peki, gerçek olmayan, sadece zihninizin içinde gerçekleşen bu durumlar karşısında zihniniz ve bedeniniz niçin böyle gerçekmiş gibi yoğun tepkiler veriyor.

Beynimizin çok ilginç bir çalışma mekanizması var. Tıpkı rüyalarda olduğu gibi, bir olaya ait görüntü, ses ve duyguları yoğun olarak hissederek zihnimizde canlandırdığımızda beynimiz bunları gerçekmiş gibi algılıyor ve bu olaylar gerçekte olduğunda beyin vücudun nasıl tepkiler vermesini sağlıyorsa canlandırma esnasında da aynı tepkilerin verilmesini sağlıyor. Bunun gerçekliğini test edebileceğiniz tek durum rüyalarınız değil, örneğin sizi kaygılandıran ya da korkutan bir durumu düşünün, topluluk önünde yaptığınız başarısız bir konuşma gibi. Koltuğunuza oturun, gözlerinizi kapatın, tekrar o ana odaklanın, sanki gerçekten yaşıyormuş gibi, başından sonuna kadar bütün ayrıntılarıyla o anı tekrar hayal edin. Eğer cidden odaklanarak bu canlandırmayı yaptıysanız o gün hissettiğiniz bütün o kaygıyı, korkuyu, gerginliği vs neredeyse aynı yoğunlukta tekrar hissettiğinizi göreceksiniz. Tabi buna benzer geçmişte yaşanmış ya da gelecekte yaşanması muhtemel olaylarla ilgili örnekleri artırmak mümkün.
Bireyler gerçek bir nesneye baktıklarında ve aynı nesneyi zihinlerinde canlandırdıklarında beyinlerinin aynı bölgelerinde aktivasyon meydana gelmektedir. Bu da MRI’da görülmektedir. (Dr. Joe Dispenza)

Peki, beynin bu özelliği sadece olumsuz anılar, yaşantılar, duygular için mi geçerlidir. Tabiî ki hayır, bunu kendi amaçlarınız içinde kullanabilirsiniz. Bunun için başarmak istediğiniz şeyleri önce bütün ayrıntılarıyla zihninizde yaşamalısınız. Gireceğiniz bir sınav, yapacağınız bir konuşma ya da sunum, bir toplantı… Bütün bunları önce zihninizde canlandırmak, bütün ayrıntılarıyla hayal etmek beyninizin olumlu ve güçlü olmasını arzuladığınız yönde programlanmasını sağlayacaktır. Fakat bu etkiyi sağlamak için mümkün olduğunca beş duyunuzu ve duygularınızı kullanmalısınız.

“Ben en iyisiyim; bunun öyle olduğunu öğrenmeden önce de bunu söylüyordum.” Muhammed Ali


Kendini Gerçekleştiren Kehanet…


Bu anlattıklarımızı “Kendini Gerçekleştiren Kehanet” kavramı ile daha iyi açıklayabiliriz. “Kendini Gerçekleştiren Kehanet” olarak bilinen kavram, Kolombiya Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Robert K. Merton tarafından geliştirilmiştir. Bu kavrama göre, doğru ya da yanlış herhangi bir inanç ya da beklenti, içeriğini doğrulayacak yeni bir davranış ortaya çıkarmakta ve bu, olayın sonucunu veya kişinin davranışını etkilemektedir. Başka bir ifadeyle uygun olmasa bile herhangi bir beklenti oluştuğunda, kişiler beklentileri ile uyumlu hareket etmeye çalışırlar. Sonuçta bu beklentiler gerçek olur. Peki, neden böyle oluyor? Çünkü beklenti veya inançlar bir kez zihninizde oluştuktan sonra kişi bunu düşünürken çoğu kez farkında bile olmadan zihninde canlandırmalar yapar, bu canlandırmalar görsel bir imaj şeklinde de olabilir, işitsel de… Bu canlandırmalar yani hayaller de sinir sistemini etkiler ve bir süre sonra da bu etki kendisini davranışsal olarak göstermeye başlar. Tabi bu etki yapılan canlandırma olumlu ise faydalı, olumsuz ise zararlı olacaktır. Bu yüzden bize verilen zihinsel canlandırma yeteneği ya da hayal kurma becerisi başıboş bırakılmayacak kadar önemli ve gereklidir. Çevrenizde bu kavramı anlatan örneklere, “Bugün başıma kötü şeylerin geleceğini biliyordum.”, “Bu sınavı kazanacağımı biliyordum.”, Böyle olacağını söylemiştim.”, “Bütün aksiliklerde beni bulur zaten.” gibi sözlere mutlaka şahit olmuşsunuzdur.
Bu kavramı aşağıdaki örnek şüphesiz daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır:
Güçlü ve sağlıklı bir işçi olan Nick, demir yolu işletmesinin tamir-bakım bölümünde çalışıyor. Arkadaşlarıyla ilişkisi iyi, işini iyi yapan güvenilir bir insan. Ne var ki kötümser biri. Her şeyin en kötüsünü bekliyor ve başına kötü şeyler geleceğinden korkuyor. Bir yaz günü tren işçileri, ustabaşının doğum günü nedeniyle bir saat erken işten çıkıyorlar. Tamir için gelmiş olan bir soğutucu vagonun içine giren Nick, yanlışlıkla kapıyı kapatıyor ve kendini soğutucuya kilitliyor. Diğer işçiler ise onun kendilerinden önce çıktığını düşünerek çalışma alanından ayrılıyorlar. Nick kapıyı tekmeliyor, bağırıyor ama sesini kimseye duyuramıyor. Duyanlar da bu tür seslerin sürekli geldiği bir ortamda olduklarından kulak vermiyorlar. Nick burada donarak öleceğinden korkmaya başlıyor: “Eğer dışarı çıkamazsam, burada kaskatı donacağım.” diye düşünmeye başlıyor. İçerde yarısı yırtılmış bir karton kutunun içine girip titremeye başlıyor. Eline geçirdiği bir kâğıda ailesine son düşündüklerini yazmaya başlıyor: “Çok soğuk, bedenim hissizleşmeye başladı. Bir uyuyabilsem! Bunlar benim son sözlerim olabilir.”

Ertesi gün vagonun kapısını açan işçiler, Nick’in donmuş bedenini buluyorlar. Yapılan otopsi, Nick’in donarak öldüğünü gösteriyor. Fakat bu olayı olağanüstü yapan, vagonun soğutma motorunun bozuk ve çalışmıyor olması. Vagonun içindeki ısı 18 derece ve aynı zamanda vagonda bol hava var. Yani Nick’in donarak ölmesini gerektirecek bir durum söz konusu değil. Nick’in korkusu kendini gerçekleştiren kehanet olarak karşısına çıkacak biçimde bilinçaltına işleyince bilinçaltı da onu gerçeğe dönüştürüyor! (Denis Waitley, Empires Of The Mind)

Bu duruma olumlu bir örneği de Sylvie Berner’den (1984 Los Angeles Olimpiyatları Yüksek Atlama Şampiyonu) dinleyelim: “ Yatmadan önce atlayışlarımı kafamda canlandırırım. İlk atlayışım tıpkı bir olimpiyatta olması gereken gibiydi. Aynı atlayışı zihnimde yaşıyor gibiydim. Bütün duygularım aynıydı. Atlayışımda bir hata varsa hemen zihnimdeki filmi geri sarıp hatayı düzeltiyor ve mükemmel bir atlayışa geri dönüyordum. Bana sorarsanız, bu çalışma antrenmandan daha önemlidir. Bazen hafta sonları antrenmanlardan izin alır, gün beş kez, on dakikalık bir zihinde canlandırma çalışması yapardım. Gerçi mükemmel canlandırma yapmam uzun zaman aldı ama bu işi önce zihnimde başarmıştım. Bir yıldan uzun bir süre hep bunları yaptım. Önceleri atlayışımı hayal ederken zihnimde kendimi hiç göremezdim. Başkalarını ya da hata yapan kendimi görebiliyordum. Bir süre sonra başardım. Olimpiyatta mükemmel bir atlayış yapabildiğimi görebiliyor, hatta kalabalığın tezahüratını işitiyordum. Sonra tramplene çıktım ve arzu ettiğim atlayışı gerçekleştirdim. Bunun için çok çalıştım. Bütün atlayışlarımı kolaylaştırana kadar çalıştım. Bazen birileriyle sohbet ederken bile, olimpiyattaki mükemmel atlayışımı zihnimde canlandırıyordum.”

“En derin korkumuz, yetersiz olmamız değildir. En derin korkumuz, ölçülemeyecek kadar güçlü olmamızdır. Bizi en çok korkutan şey karanlığımız değil, ışığımızdır. Kendimize “ben kim oluyorum da çok parlak, muhteşem, yetenekli, şaşırtıcı oluyorum?” diye sorarız. Aslında siz kimsiniz de bunların hiç biri değilsiniz?” Nelson Mandela


Plasebo Etkisi


İnsan zihninin, inancın davranışlarımız ve beklentilerimiz üzerinde yarattığı etkiye bir başka örnek de “Plasebo Etkisi”dir. Plasebo ilaç ya da deva niyetine alınan bir şeyin öznel olarak olumlu etkisini ifade eder. Daha anlaşılır bir ifadeyle ilaç diye verilen ama ilaç olmayan etkisiz maddelerin tıpkı ilaç gibi iyileştirici etki yapmasıdır.
Bugün herhangi bir hastalığın tedavisi sırasında moral ya da olumlu beklentilerin bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek süreci hızlandırabildiği biliniyor. Gerek tedavi süreci sırasında doktor ve hemşirelerden gördüğü ilgi, gerekse tedavi gördüğü düşüncesi hastaya aldığı ilaçların biyolojik etkilerinden bağımsız olarak güç kazandırabiliyor. Bu nedenle de bilim insanları herhangi bir ilacın kimyasal etkilerini sınarken ilaç görünümündeki şekerlemelerle ilaçların ayrı ayrı etkilerini gözlemleyip iki etkinin farkından ilacın iyileştirici gücüne dair çıkarımlarda bulunuyorlar. Eğer ki sıradan bir şeker bile yalnızca "ilaç" adı altında sunulduğu için aynı seviyede bir iyileşme gözlemleniyorsa ilaç başarısız kabul ediliyor. İşte, ilaç görünümündeki bu şekerlemeler "plasebo" adını alıyor. Plasebolar yalnızca biyolojik hastalıklara çare ararken yapılan araştırmalarda değil depresyon gibi psikolojik etmenlerin rol oynadığı hastalıkların tedavi araştırmalarında da etkili bir yöntem olarak ortaya çıkıyor.

Plasebo genellikle öyle kayda değer etkiler gösterebiliyor ki bazı bilim insanları psikoterapinin de yalnızca plasebo etkisinden ibaret olduğunu, farklı psikoterapi yöntemlerinin bir anlamda "aynı kapıya çıktıklarını" iddia ediyorlar. Ancak bilimsel çalışmalardan da bilindiği üzere hastanın tedaviye olan inancı her koşulda önem gösteriyor. Tedaviye umutla bağlanan hastalar daha çabuk iyileşiyor. Özellikle de psikolojik rahatsızlıklar söz konusu olduğunda terapinin işe yarayacağına gönülden inanan hastalar terapi sürecine daha aktif katılımda bulunup daha hızlı ilerleme kaydedebiliyorlar. Bu gerçek psikoterapinin yalnızca plasebo etkisinden ibaret olduğu anlamına gelmiyor.

Hayal gücünüz, zihniniz size istediğiniz şeyi zihninizde canlı bir şekilde deneyimleme imkânı veriyor. Bunu bir kez yaptıktan sonra hayal ettiğiniz şey gerçekleşene kadar, yani hedefinize ulaşana kadar bu çalışmayı düzenli olarak yapmayı ve zihninizi hedefinize programlamayı sürdürmelisiniz. Eğer bunu yapmaya devam edebilirseniz, beklentilerinizin gerçekleşeceğine dair inancınızı güçlü bir biçimde tutabilirseniz bilinçaltınız siz farkında olmasanız bile sizi hedefinize doğru yönlendirecektir. Tabi bütün bunlar istisnasız bütün hayallerinizin, hedeflerinizin gerçekleşeceğini göstermiyor. Hedeflerinizi her zaman gerçekçi ve potansiyellerinizi gözeten sınırlar içinde belirlemelisiniz.

Fakat siz yine de hayal etmekten vazgeçmeyin çünkü bugünün hayalleri, yarının gerçekleridir. Unutmayın, hayalleriniz sizi hedeflerinize götürecek olan uçan halılarınızdır. Carl Sandberg’in de dediği gibi “Önce hayal etmeden hiçbir şey olmaz.”
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Herşey Beyinde Başlar..." başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Mehmet CEYLAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Mehmet CEYLAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Psk.Mehmet CEYLAN
Aydın (Online hizmet de veriyor)
Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi47 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Mehmet CEYLAN'ın Yazıları
► Başarı Ailede Başlar Psk.Gülçin DÖNMEZ FİDAN
► Kendin Olmak Nerede Başlar ? Psk.Nihan DİKME
► Çocuk Eğitimi Hangi Yaşta Başlar? Psk.Ayşenur KARAKÜLAH
► Aşk Hakkında Herşey Psk.Nihan DİKME
► Herşey Yalan Psk.Dnş.Necdet GONCAGÜL
► Yalnızlık Hakkında Herşey Psk.Nihan DİKME
► Ygs Bitti, Fakat Herşey Bitmedi! Psk.Dnş.Metin KILIÇ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,978 uzman makalesi arasında 'Herşey Beyinde Başlar...' başlığıyla benzeşen toplam 35 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Öss’ye 1 Hafta Kala… Haziran 2009
► Barnum ya da Forer Etkisi Mayıs 2009
◊ Sorumluluk Üzerine… Mayıs 2009
◊ Şimdi Güçlüsün... Mayıs 2009
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


15:39
Top