2007'den Bugüne 79,684 Tavsiye, 25,520 Uzman ve 17,812 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!


Uzman Üyelerimizin Öykü ve Şiirleri

Site üyemiz uzmanlar tarafından yazılan şiir ve öyküleri tarih sırasında sırasına göre aşağıda bulabilirsiniz.

Neden Vurdun Bıçakladın Doktoru?
ŞİİR | © Yazan Barbaros İRDELMEN | Yayın Nisan 2019
Sakat kalacak

Belki ölecek

İşinin başında

İşini yapıyordu



Neden soruyorsun ki?



İşini aksatan

Herkes gibi

Bırak ölsün

Hak etti



Hiç hayvan sevgisi yok doktorun

Vahşi sanıyor bizi...



Barbaros İrdelmen

08 03 2019, İstanbul
 
     Beğenin    
Vapur
ŞİİR | © Yazan Barbaros İRDELMEN | Yayın Nisan 2019
Karşıya geçeceğiz
Fırtına var denizde
Kaptanlar endişeli
Fırtına geçince gideriz

Bir kaptan haykırıyor
Binin, dolunca kalkıyoruz
Bindim doldu tekne
Kalktık gidiyoruz

Rüzgar sert
Dalgalar yüksek
Bir sağa bir sola yatıyoruz
Şehadet getirerek

Kaptan haykırıyor
Eyyyt rüzgar
Eyyyt dalgalar
Siz kim oluyorsunuz

Biraz daha bağırsa
Sanırsın
Fırtına korkup sinecek

Tekne, battı batacak
Biri sordu kaptanlığın nereden
Kaptanlığa yeni atandım dedi
Hayvan Bahçesinde müdürdüm…


Barbaros İrdelmen
10 04 2019, İstanbul
 
     Beğenin    
Haber
ŞİİR | © Yazan Barbaros İRDELMEN | Yayın Nisan 2019
Haber

Bir seçim daha bitti
Dünyada en güvenilir sistemi bizde
Ne gam

Gözüm gazetede kulağım haberlerde
Kim kazandı kutlayacağım

Aa… Oyları sayamamışlar ki
Hay aksi, sayı saymayı bilmeyenleri
Kim kadrolara almış?

Ajans bir haber veriyor
Habere yalan haber deniyor
Yalan haber yalanlanıyor
Yalanlanan yalan, yeniden yalanlanıyor

Kafam karıştı
Olur mu hiç böyle haber
Dendiğine göre
Sayım yarım yamalakmış

Bu kez saymayı bilenler toplanmışlar
Tekrar saymaya başlamışlar
Saymaya doyamayınca
Geçersizleri de sayıp rahatlamışlar

Aynıları sayıp her seferinde
Sonucun farklı olması bekleniyormuş
Sayanlar her kişi rahatlayana kadar
Tekrar tekrar sayacağız diyor…

Barbaros İrdelmen
06 04 2019, İstanbul
 
     Beğenin    
Rubailer
ŞİİR | © Yazan Selçuk ONART | Yayın Mart 2019
Hayam şaraba vurmuş rubaide kendini
Böyle aşmış varlığının bendini
Ey Hayam,
Değişmedi, insanoğlu gelişmedi zamanla
Harap etmiş, tasa etmiş, boşa yormuşsun kendini.

-----------------------------------------------------------------

Yarab ne oldu bize her yerimiz satılık
Ne devlette mal kaldı, ne köşede akçamız
Nasıl düştük bu hale, nasıl oldu bu afet
Hepimiz şaşkın olduk, göklerde feryadımız.

-----------------------------------------------------------------

Allahım, gerçek dostu eksik etme başımdan
Akraban olsa dahi, dönüp bakmaz arkandan.
Kendine çok dikkat et, düşme yere makamdan
Soran olmaz sonra bak, ne uzak, ne yakından.


---------------------------------------------------------

Aradık sorduk beyi, bulamadık makamda
Dediler ki; şimdi o dolaşmada, talanda
Hokkabaza döndürmüş yaptığın işler seni
Duam; Allah saklasın, hem toplumu, hem beni
İttin kaktın başa geçtin, tüh tüh sana maşallah
Gezdin yedin başa gaçtin, tüh tüh sana maşallah
Her devirde boyun büktün, bel kırdın, takla attın
Bu ne surat, bu ne yüz, tüh tüh sana, maşallah
-----------------------------------------------------------

Bir sahte cilve ile, salınıp geliyorsun
Faal, yorgun, görünüp, bizi aldatıyorsun
İllizyon üstadısın, şirinlik yapıyorsun
Bizlere her dem komik ve ibret oluyorsun

------------------------------------------------------------

Bu yıl erken geldin ey güzel bülbül
Bütün bir kış hasret idim sesine
Ötte sesin duyulsun, ey güzel bülbül
Ezanı geçirmedin, hiç bir zamanda

-------------------------------------------------------------

Erbab-ı namus olmuş tüm düzenbazlar bu gün
Hepsinin kuyruk altı kir dolu bütün bütün
Böyle pislik ne şarkta, ne de garpta görüldü
Her birinin sırtı kalın, her biri cipli bugün

------------------------------------------------

Gel gitme buradan kardeş, devir artık değişti
Hile, hurda, haram, huram artık hepsi pekişti
Fuzuli dert yanmıştı zamanında bunlardan
Görseydi kahrolurdu, doğsaydı bugün baştan

--------------------------------------------------------

Aynı sancak altındayız, yaşıyoruz birlikte
Dinle neyden ki şikayet etmede
Müzik olur, yazı olur, söz olur
Taş atılmaz, gaz sıkılmaz, ar olur
Genç bir fidan, erişince dağ olur
Sözle, sazla, yola gelir gençliğim.

-------------------------------------------------

Kar mı yağdı tanrım memleketin üstüne
Hapisler doldu taştı, suçlu, suçlu üstüne
Bu devirde iki yılda, tahliye oluyorsun
Nazım’ı okuyunca, kahrolup ölüyorsun

-----------------------------------------------------
Evet dostlar bu dünyada AK Partinin işi iş
Sen de doldur torbanı Türkiyemiz çok geniş
Nasıl olsa zamanla bu düzen değişecek
Bulursun yeni parti, kurulup yerleşecek

--------------------------------------------------------

Gel gitme buradan kardeş, devir artık değişti
Hile, hurda, haram, huram artık hepsi pekişti
Fuzuli dert yanmıştı zamanında bunlardan
Görseydi kahrolurdu, doğsaydı bugün baştan

-------------------------------------------------------------------------

Kar mı yağdı tanrım, İnsanlığın üstüne
Ahlak, sevgi kalmadı,, suçlu, suçlu üstüne
Bu devirde her yerde, iyi insan arıyorsun
Arayıp bulamayınca, oturup kahroluyorsun
 
     Beğenin    
Hayat İşgalcileri
ŞİİR | © Yazan Osman Olcay YAMAN | Yayın Aralık 2018
Çok severiz birbirimizi
O kadar severiz ki
Bedenimiz olmuştur sevdiğimiz kişi

Bu kişi
Kiminin çocuğu
Kiminin kardeşi
Kiminin karısı ya da kocası
Kiminin arkadaşı
Kiminin anne ya da babası

Değişir elbet durum, zaman ve yere göre
Bu çok sevenler, çok düşünürler sevdiklerini
Sevdiklerine kıyamazlar
İri iri yutarlar onun için
Tek lokma tek beden olmuşlardır

Sevdikleri yerine karar alırlar
"Doğru" yola götürmek için
"Doğru" yere getirmek için
"Doğru" kıyafeti giydirmek için
"Doğru" mesleği vermek için
"Doğru" güzelliği göstermek için
"Doğru" yiyeceği sunmak için
"Doğru" kalbi bulmaları için

Doğruları tektir bu çok "sevenlerin"
Doğrusu yoktur bu çok "sevilenler"
Teslim olmuşsa eğer bu sevilen
İşgal edilmiştir artık hayatı
Sevenleri tarafından
Gözleri kapalı
Acıtmadan ve acımasızca.
 
     Beğenin    
Dip Kadın
ŞİİR | © Yazan Osman Olcay YAMAN | Yayın Aralık 2018
Dip boyası gelmişti kadının
Boyattı
Yüzünün en güzel mevsimindeydi
Ömründe o kadar güzel bir daha açmayacaktı
Kapattı

"Usluydu" kadın
Hem de o kadar usluydu ki
Kendini yok saydı
El alem için

Kadın, saçlarını boyatmıştı
Bakım da yaptırdı
Fön de çektirdi
Parlıyordu da saçları
Ama kuruydu
Ne yapsa ne etse o kuruluk gitmiyor

Ömrünün en güzel mevsimindeki kadın
Dip sevgisi gelmişti
O yoktu
Bulamazdı da
El alem aklıyla beraber
Arzusunu da almıştı
Kadın bitmişti
Kadın sönmüştü
Kadın olamadan.
 
     Beğenin    
Yürekle Kavga
ŞİİR | © Yazan Barbaros İRDELMEN | Yayın Aralık 2018
Yüreğim
Sen var ya
Seviyorum seni
Sözüm söz
Günümüzü gün edeceğiz

Biliyorum
Vaktimiz dar ikimizin
Dara sokmayacağım seni
Eğleneceğiz
Birlikte yaşadığımız sürece

Anlıyorum
Anlıyorum seni arkadaşım
Peki tamam
Önce yoğrulmak istiyorsun
Her duyguyla
Dün azap
Bu gün hüzün
Yarın ıstırap

Bildiğin halde sonunu
Aşk istiyorsun
İhtirasla

Ayrılık hasret umut ve özlem
Mutluluk aramıyorsun anladığım
Tatmak istiyorsun
Esaret eziyet vesaire

İyi de
Ben
Bağdaşmıyorum senin istediklerinle
Mutlu yaşamak istiyorum
Kırmasın kimse
İstemesin kimse para benden
İçelim birlikte sarhoş olalım
Keyif alalım yaşamaktan

Sıhhat saadet ve bereket
Eksik olmasın
Gezelim
Tadını çıkartalım
Birlikte olmanın

Şaşıyorum sana
Hiç sevmediğim şeyler istiyorsun benden
Kusura bakma ama
Burada ayrılıyoruz birbirimizden
Mazoşist misin nesin?
Arkadaş olmaz senden
Yeter, yeter be
Bıktım
Kriz mi
Ne geçireceksen geçir de
Ayrılalım birbirimizden…

Barbaros İrdelmen
 
     Beğenin    
Sağlık ve Spor
ŞİİR | © Yazan Barbaros İRDELMEN | Yayın Aralık 2018
İnsan sade şeyler yemeli,
Acı ekşi, tatlı tuzlu bozuyor dengeleri
Önce kızıyorsun, başka lezzet mi var
Ne yiyeceğim ben şimdi

Sonra vazgeçiyorsun,
Neyi nerde yemeli
Kimse söylemiyor doğruyu
Neyi, ne kadar yemeli

Kilo alıyor
Sığmıyorsun giyeceklerine
Azalıyor hareketin
Birkaç beden büyük giyiyorsun

Geçiyor seneler merak başlıyor
Sağlığım ne alemde

Tahlilde
Doktor diyor
Dikkat etmemişsin yediğine
Kanda yağın şekerin sınırın üzerinde
Tansiyon ilacı da vereceğim
Yutacaksın bundan böyle
Az yer spor yaparsan
Keseriz belki ilaçları
Gel üç ay sonra kontrole

Geçiriyorsun içinden
Spor yapmadık bilemedik
Yapsaydım olmazdım böyle

Üye oluyorsun, başlıyorsun
Yaşına göre fitnesse, tenise
Başlıyor dizin dirseğin ağrımaya
Doktor diyor, spor hiç yapmamışsın
Antrenmansız zorlamışsın
Bırak ikisini de,
Yapamazsın

Yürürüm ben de
Yürüyorsun
Topuğundan diken çıkıyor yürüdükçe
Doktor diyor, istirahat
Sakın yürüme

Bir yandan unutamıyorsun,
İçine işlemiş lezzetler
Balığı , kuruyemişi helvayı aldığın
Dondurmayı, tatlıyı
Eti kebabı pideyi yediğin yerleri

Ne yapsan beyhude
Büyütmüşsün mideni, diyor
Doktor , yeme bu kadar
Gazdan patlayacaksın

Bir gün doktor diyor aniden
Yağlar tıkamış kalbinin damarını
Onun için nefes alamıyor, tıkanıyorsun
Anjiyo yapılacak sonra stant takılacak
Yatacaksın pazartesi servise
Hepsi hastanede yapılacak

Korkmuşsun kalbinden
Pişmansın spor yapmadığına
İçinden geçiriyorsun
Valla çok yemeyeceğim bir daha
Yemin ediyorsun

Beklerken anjiyo için röntgende
Yanına bastonuyla zar zor yürüyerek gelen
Belli senden genç
Karşına oturan zayıf adama
Sohbet olsun, soruyorsun;
Sizin zorunuz ne?
Ben milli sporcuydum lisanslı
Ömrüm sporla geçti
Yıpratmışım belimi kalçamı dizimi
Röntgen istediler
Sırayla
Protez takacaklar hepsine…
 
     Beğenin    
Yeni Evli
ŞİİR | © Yazan Barbaros İRDELMEN | Yayın Aralık 2018
Yeni evliyiz
Ev açtık, İki koltuk bir kanepe
Masa dört sandalye
Pek yok bir şeyimiz
Dediler
Zamanla olur her şeyiniz

Tebrik için gelenler var
Nikaha gelemeyenler

Biri diyor, koysanıza
Kanepeyi koltuğun yanına
Bir diğeri,
Aa … Hiç olmamış, diyor
Neden koymadınız kanepeyi buraya

Eşya desen, zaten bir kaç parça
Bulamadılar yerlerini
Kanepe koltuk bir gün burada
Yarın orada

Tepem attı,
Koydum kanepeyi dikine
Şaşırdı gelenler
Bu ne?

Ne zormuş öğrenmek
Rahatladım sonunda,
Benim evim
Size ne…

Barbaros İrdelmen
 
     Beğenin    
Erken
ŞİİR | © Yazan Barbaros İRDELMEN | Yayın Aralık 2018
Bizim ailede

Erken vefat vardı hep

Ama şimdi tıp ileri

Korkmuyorum artık



Dedem, yüzü geçmişti sizlere ömür

Elli sene içip altmış beşinde bırakmıştı

Sigaradan öldü dedi tıp, yetersizdi o zaman

Bilinmiyordu çok şey



Eser element çinko yerine

Koenzim q verilmiş

Yanlış teşhisten gitti anneannem

Seksen sekiz yaşındaydı öldüğünde



Kayınvalide merdiveni görmedi

Doksan sekiz yaşında gitti

Sarı noktadan

Okuvit yoktu o zaman



Annem de erken gitti

Seksen altı yoktu düştü başını vurdu

Beyin kanaması

Aspirin yutulurdu o zaman



Babam doksan bir yaşındaydı

Aniden kaybettik

Omegasına kolesterolüne

Hiç dikkat etmemiş meğer



İlerledi tıp şimdi öyle mi?

Makineler koyuyor teşhisi

E Reçete yazmayı bilen

Kararnameyle doktor oluyor zaten



Yakın gelecek gösterecek

Erken vefat

Yanlış teşhis kalmayacak

E reçetesi doğru çıkan yaşayacak…



Barbaros İrdelmen

03 08 2018, İstanbul
 
     Beğenin    
İnsan
ŞİİR | © Yazan Barbaros İRDELMEN | Yayın Aralık 2018
İnsanca doğmalı

Büyümek
Okumak
İnsanca olmalı

Çalışırken
İnsanca doymalı insan

Saygı sevgi ve onurla
Sevenleriyle yaşamalı
Gezmeli ağzının tadıyla
İnsanca yaşlanmalı

İnsanlık
Hakkı olmalı insanın…

Barbaros İrdelmen
30 09 2018, İstanbul
 
     Beğenin    
Eğlenelim Bu Gece
ŞİİR | © Yazan Barbaros İRDELMEN | Yayın Aralık 2018
İçecek miyiz?
Bu fiyatlarla mümkün mü?
Maça mı gideceğiz?
Bu fiyatlarla mümkün mü?

Nasıl eğleneceğiz
Hastaneye gideceğiz
Nöbetçi doktoru döveceğiz
Direnirse alırız canını

Kafa atmayı
Yumruk atmayı bilmez
Kavga bile edemez
Kolay olur eğlenmesi

Karısı ailesi
Ya varsa çocuğu
Bize ne
Engel mi eğlenmemize?

Bedava, hadi gidelim eğlenmeye

Doktor nerede, hastaya bakıyor
Şurada sedyede yatan hastayı
Kurtarmaya çalışıyor

Sedyedeki!
Aha… Sedyedeki babam benim
Doktor kulun kölen olayım kurtar
Kurtar onu, hepimize o bakıyor…

Barbaros İrdelmen
13 10 2018, İstanbul
 
     Beğenin    
Terapi Öyküleri 1 Deprem
ÖYKÜ | © Yazan Şahnur KARAŞAHİN | Yayın Kasım 2018
Merhaba dedi psikolog bayan. Nasıl olduğumu sordu.
Hiç tanımadığım bilmediğim bir memlekette nasıl olabilirdim ki. Garip duygular içindeydim.. 45 yaşındaydım. Van'da doğmuştum. Erken yaşta evlenmiş, 4 çocuk babası olmuştum. Ev ve iş arasında geçip giden, çocukların ve evin ihtiyaçlarına yetişebilmek için didinip durduğum senelerim vardı benim.*İyiydi hanımım da sağolsun. Bir gün olsun incitmedik birbirimizi. Yok demez, kötü demez. Şükür ile kanaat ile yaşar giderdik.
23 Ekim günüydü. Eşimle beraber hastaneye götürmüştük küçük kızımı. Saat ikiye geliyordu. Bir sarsıntı başladı. Korktum. Ama kendim için bir korku değildi bu. Eşime baktım. Biri ölecekse o ben olmalıydım. Çocukların annelerine ihtiyaçları vardı. Onun kalması gerekiyordu. Ya kızım.. Önünde daha çok seneler vardı.

Koştuk. Hep beraber koştuk. Çıkmaya çalıştık. Herkeste korku ve panik hakimdi. Çıktık ama çok şükür. İyiydik. Mahalleye döndük. Mahalle yerle bir olmuştu. Şehir başka bir şehir olmuştu sanki artık.Evimiz yıkılmıştı. Soğuk günlerde kalabilecek bir yerimiz yoktu.
Kaybettiğim iki arkadaşıma son vazifemi yerine getirip uzun yolları geçerek Mersin'e Silifke Kampı'na gelmiştik.Hiç alışık olmadığımız anlar yaşıyorduk. İhtiyaçlarımızı başkaları karşılıyordu. Zordu. Ama hamd olsun hayattaydık.Ve üşümüyordu çocuklarım en azından..
Geçmişimi, 45 yıllık hayatımı, tüm anılarımı bırakıp gelmiştim buraya... Psikolog, depremde yakın birini kaybettiniz mi diye sordu.Dedim ki ben yakın birini kaybetmedim ama herkesimi kaybettim sanki.Mahallemi, arkadaşlarımı, memleketimi...
Acımı anlayamayacağını ama kampta kaldığımız bu süreçte psikolojik destek için görüşmelere devam edeceğimizi söyledi.Yasımı yaşamam gerektiği ve bunu yaşarken nelerden, kimlerden destek alabileceğimi anlattı.
Biraz o anlattı.
Çokça ben anlattım.

Anlattıkça konuşmayıp içime biriktirdiğim acılarım çıktı ortaya.

Hiç ağlamamıştım mesela bunca yaşanana. Bizim oralarda erkek adam ağlamazdı ya. Anlattıkça ağladım.
Ağladıkça rahatladım.
Bu acımı şu an geçiremezdi evet hiç kimse ama en azından artık bu acıyla nasıl yaşamam gerektiğini biliyordum..*
 
     1 Beğeni    
Bahar
ŞİİR | © Yazan Gülden ÖNDER | Yayın Ekim 2018
Bahar
Bir yanım ilkbahar, diğeri son...
Bilinmez ardı yaz mı kış mı!
Tazelenmenin coşkusu, bırakmanın hüznü...
Yaram merhemim baharın iki yüzü.
Eylül,2018.
 
     1 Beğeni    
Dişler ve İnciler
ŞİİR | © Yazan Ayşegül ÖZTÜRK | Yayın Ekim 2018
SAĞLIK ELBETTE DEĞERLİ,
DİŞLER SANKİ BİRÇOK İNCİ,
İNCİLERDEN DE DAHA GEREKLİ,
DEĞERİNİ ELBETTE BİLMELİ,
 
     Beğenin    
İnsanlik Hali
ŞİİR | © Yazan Büşra BUMİN | Yayın Ekim 2018
Öyle bir hale geldik ki artık;
Kimse kimseyi dinlemiyor ama
Herkes dinlenilmek istiyor.
Kimse kimseyi anlamıyor ama
Herkes anlaşılmak istiyor.
Kimse kimseyi mutlu etmiyor ama
Herkes mutlu olmak istiyor
Ve öyle bir hale geldik ki artık
Kimse sevmeyi bilmiyor ama
Herkes sevilmek istiyor.
Böyle bir hal işte insanlık hali
İnsan kalabilmek için bütün mücadelemiz.
 
     Beğenin    
Balat
ÖYKÜ | © Yazan Salime YILMAZ ALTUNBAY | Yayın Temmuz 2018
İstanbul’un yaz günlerinden bir Pazar. Oğlumuz anneannenin yanında. Evimizin neşesi gitti. O mutlu olduğu için biz de mutluyuz.Ayrılığa sabredeceğiz. Bedenim beni zorlamaya başladı. Ancak ruhum ve heyecanım hala İstanbul için çarpıyor. Ah canım Murat eşlik edemiyor bana . Birbirimizin özgürlüğüne saygıyla yola devam.Beni anladığı için ona binlerce teşekkürler. Dünkü sakin ve doğayla olan günden sonra aklimda kalan Balat’a yolculuğum başlıyor.
Arabamız yok. Üç toplu taşıma aracına bineceğim. Süprizler daha metroda başladı.Karadeniz ezgileri kemançe ve gitarla bizi karşıladı. İyi ki varlar sokak müzisyenleri.Ezgiler. İstanbul miyatürleri beni hep etkiler.Renkleriyle ve İstanbul görselleriyle.İçim açılır. Sirkeciye merdivenlerden çıkarken bedenim beni yarıyolda bırakmasın diye kendime bakmam gerektiğini birkez daha anladım. Aldığım hernefes için binşükür. Sevgili Bilge hanımın söylediği gibi hergünebinsukur.@bilgece12 Sirkeci garına adım attığımda ikinci sürpriz beni bekliyordu. Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu Tasarım festivalinin standlarını gördüm. Barış’a minik alışveriler yaptım. Sinoplu genç arkadaş burda daha mutlu olduğunu söylüyor.Okulu bittiği halde dönmemiş. Pozitif enerjisiyle İstanbulda daha kendi olduğunu söylüyor.Yola çıktığı liseden okul arkadaşıyla. Otomasyon ve grafik okuyan gençlerin yolu açık olsun.www.mycizim.com
Küçük şehirlerde herşey gözlenir.Gizli kurallar vardır. Özgür olamazsın.Ben de İstanbul’u kalabalıkta kayboluş için severim.Ankaradaki üniversite yıllarından sonra kendim olduğum şehir.
Eğlenceli çoraplar üreten @OneTwoSock dan bir çorap aldım. Tarihi Sirkeci garının tren seferlerini okudum. Aziz Nesin’in Silivri deki Nesin köyüne gitmiştim yıllar önce oradan. Kısmet belki Edirne, Sofya olur birgün.Trenleri ayrı severim .
Üçüncü araçla Balat’a vardım. Ucuz kira ve iş imkanı için yaşanan bu bölgede fakirleşme devam ediyor. Habitat zirvesinde ortaya atılan fikirle Fener-Balat semtlerinin rehabilitasyonu gündeme gelmişti. 2003 de hayata geçirilen proje devam ediyor. Merak ediyorum yeni Balat’ı.
Sokağın başında 1879 dan dededen toruna geçen “Merkez Şekerci” uzattı bir tarçınlı şeker, götürdü beni babama ve çocukluğuma. Bir türk kahvesi içtim. Yanında lokumu.Eskiden ahır olan yer restore edilmiş. Arkasında saray varmış.
Güler yüzlü evsahibim yolu tarif etti. Dar sokaklardan ilerlemeye başladım. Yerel halkı, amcaları, çocukları gördüm . Bir usta 15 yıldır oymacılık yapıyormuş. Onun dükkanından sonra küçük bir dükkanda kunduracı çalışıyordu. Bir taraftan renkli kafeler. Eski eşyalar satan antikacılar var.Terekeci gibi.Ama bazıları sanki biraz da bitpazarına dönüşmüş dükkanlar görüyorum.Harabe evler. Eski kapılar.Bir yerde eski plaklar.Hayranı olduğum Zeki Müren söylüyor. Babamın çocukluğumuzda arkadaşına hediye ettiği plaklar ve pikap geliyor aklıma. Rico cafeden canlı latin müzikleri çalıyor.İçerde dans ediyorlar.Ne güzel. Bedeni bırakmak müziğe.
Biraz ilerde Balat-Agora meyhanesi .İçerden gündüz haliyle gelen müzik İsmail Hakkı Demirci ve Erkan Oğurdan Zeynebim. İki değerli sanatçı.Eskiden meyhaneleriyle ünlü Balat şimdi değişmiş.
Balat Ekmek fırını ve simidi ünlü. Hala eskiye özlemle, aralarda bakkallar.
Bir Balat hatırası fotoğraf çekiniyorum.Sonra naneli bir limonatayla soluklanıyorum orda. Halice bakarak. Eski mutfak eşyaları, mutfak rafları ve kuzine soba.Evim olursa bu raflardan yapayım, Eskişehirde teyzemde gördüğüm çinko tabaklardan alıp, rafa dizeyim diye hayal kuruyorum.
Ordan yürümeye devam ettiğimde solda birsürü çiçeğin olduğu bir ev dikkatimi çekti. Tam çaprazında @minik.kalpler.balat-Çocuk İyilik ve Aşevi tabelası dikkatimi çekti. Evin sahipleri oradaydı. Çocuklar cıvıl cıvıl. Tahran’dan gelmiş Rıza beyle tanıştım.Güleryüzüyle ve sohbetiyle üç katı gezdim. Onun anlattıklarını dinledim.Yüzündeki gülüşü ve gözlerindeki ışıltıyla.Moldovyalı eşi Mariya ile tanıştım. Çiçeği seven oymuş.125 tane çiçeği varmış.Gözü gibi baktığı. Murat ve Barışla buraya yine gelmek istiyorum.Balatın 65 çocuğu için iyilikleri düşünen bu güzel insanlar beni çok duygulandırdı.Orta katta çocuk kitapları yani bir kütüphane var. Oyuncaklar var. Giysi ve oyuncak yardımı kabul ediliyor. Üst katta birşeyler yiyip içtiğinizde gönlünüzden geleni oraya bırakıyorsunuz.Çocuklara sabah çorbasını Mariya yapıyor. Çocukların en büyüklerinden 17 yaşında olan bir genç kız orda çalışıyor.Kötü alışkanlıklardan çocuklar uzak tutuluyor diyor Rıza bey. Aileler güveniyor onlara. Biraz sohbet ediyoruz. Masanın altında küçük yazılar var. Ziyaretçilerin yazdığı.Dünyanın heryerinden. İyilik bulaşıcıdır. Ben de bir not bırakıp vedalaştım.Tekrar gidebilmek umuduyla.
Geçmişte Yahudiler, Museviler, Ermeniler,Rumlar yaşamıştı buralarda. Sanayi yeri olacakken, atelyeler olacakken değişimler yaşamıştı Balat. 6-7 eylül olayları. Göçler, büyük Balat yangını. Değişmişti buralar. 1950 lerde Karadenizliler geliyor. Sonra 1980 sonrası Doğu ve Güneydoğu’dan buraya yerleştirilen aileler.
1990 larda Elimde fotoğraf makinesi Fener tarafından eski ahşap bir evde tanımıştım Cizreden gelen kalabalık aileyi. Birlikte çay içip sohbet etmiştik. Büyük oğlu askerdeydi. Evlerini, eşyalarını ve geçmişlerini bırakıp buralara gelmek zorunda kalmışlardı. Atölyelerde çalışmaya başladı küçük çocuklar ve okulu bırakmışlardı.Çok üzülmüştüm. Onlara daha sonra tiyatro bileti alıp bırakmıştım ya işte o kadar.Kalırlar kaderleriyle ve anılarımda.
Rengarenk İncir Ağacı Kahvesi dikkatimi çekti. İçerden Yeşilçam müzikleri çalıyor. İncir ağacının etrafı renkli sandalye ve masalarla donatılmış ve insan kalabalığı. Film afişleri ve şiirler.Çayımı yudumladım.Yukarı doğru uzayan merdiven. Merdivenli mektep sokak. Oraya çıkamadım. Karşıda sokak aralarında asılı çamaşırlar dikkatimi cekti.Yaşam devam ediyordu.Zıtlıklar arasında. Dimitrinin müzesinde renkli şemsiyeler açık hava müzesine-tarihi duvarlara eşlik ediyordu.
Aşağı geri döndüğümde Balat Mezatçısını gördüm. Biraz izledim satışı. Eğlenceliydi.İlerdiğim de yol beni Rum patrikanesine ve kiliseye götürdü. Sinagoglar ve camiler.Tarihin içersinde yerini almıştı. Yıllar önce içini gezdiğim Kırmız mektep-Fener Rum okulu tepelerde kalmıştı. Görkemli kırmızı tuğlalarıyla.
Kafam karışıyor. Renkli cafeler. Oranın yerlileri ve şimdi oraları alanlar. Kültürü korumak olmalı asıl olan sadece turizm yeri değil. Tuhaf duygular sardı beni. Halk kendini nasıl hissediyor. Kiracılar oradan gitmek zorunda kalacaklar mı? İş imkanları var mı? Gerçek sahipleri kimler? Merak ediyorum.
Sahile doğru ilerlediğimde daha bakımlı restore edilmiş evler devam ediyordu. Yavaş yavaş deniz yoluyla Kadıkoy üzerinden evime dönüş yoluna geçtim. Geride tarih , kültür, yaşam kaldı. Tüm kültürler birarada fakirlikle bile mutlu olunurken şimdi hayal oldu.Çocuklar için daha güzel olmalı dünya.
Akşam güneşinin kızıllığı gibi sevgi ısıtsın içimizi.
 
     Beğenin    
İnsanın En Yalnız Hissettiği An Ne Zamandır
ÖYKÜ | © Yazan Nihan ARDA ALPMAN | Yayın Haziran 2018
Gerçekten yaslanacak bir omuz bulamadığında,sarılamadığında,kendini yatıştırmaya çalıştığında mı? Kötü bir günün ardından yanında olan kişilere “teşekkür etme” ihtiyacı duyduğunda mı? Şimdi onu arayıp işinden gücünden etmeyeyim diye aklından geçirdiğinde mi?
Bu liste bana göre çok uzayabilir çünkü hepsi yalnızlığın altını çiziyor..
İşte bu noktada kendinlesin, biliyorsun ya bu hiç kimseyle ilgili değil.İçindeki buhranın bir başkasıyla hiçbir bağlantısı yok. Bütün savaşın kendinle. Bir insan, bir eşya, bir olay değil. Kendi buhranın. Orada kim ne yapsa düğümü çözemeyecek, senin derin nefes alıp yavaş yavaş o buhranı dışarı çıkarman gerekecek. Önünden bir bir olaylar geçecek, herkes başka bir şeyden bahsediyor gibi gelecek, kalabalığın içine seni çıplak bırakmışlar sanki,öyle ürkekçe,öyle garip,öyle tuhaf hissedeceksin. Üstüne sinen sigara kokusu gibi hep bir “hak etmemişlik” hissi,”değersizlik” hissi üstüne yapışmış olacak. Kimseye söylemeyeceksin,susacaksın.Kendi içinde bozulacaksın,yorulacaksın,gün gelecek kopacaksın. O zaman kimseye surat asmaya hakkın olmaya hakkın olmayacak çünkü kimsenin bu yaşadıklarından haberi olmayacak. Kendi ellerinde güzel ilişkilerini,samimileşme ihtimali olan arkadaşlıkları, uzun yıllar sürecek olan dostlukları, iyikili anları, keşkesiz zamanları, son bakışları,o güzel gülüşleri bir kenara iteceksin. Ne zaman o güzel anları yaşasan kaşındıran yünlü kazak gibi bir an önce eve gidip çıkartmak isteyeceksin. Çünkü giydiğinde güzel görünecek ama vücudunu tahrişten,kaşıntıdan pul pul edecek. Bir daha da pek giymek istemeyeceksin.
İnsanın en yalnız hissettiği an ne zamandır?
Desteğe ihtiyacın varken,çok mu güçsüz görüneceğim diye aklından geçirdiğin zaman mı? Zaten istenmeyeceğini düşünüp hiç adım atmamak mıdır? Kendine tekrar tekrar değersiz hissettirecek şeyleri yaptığın zaman mıdır? “Anlaşılmadığını” hissettiğinde mi? Yeterince güvenemediğinde ya da güvenilmediğinde mi? Tüm bunlar sadece pekiştirmeye yarar. İnsan en çok kendine kızdığında,kendini anlayamadığında,kendini yatıştıramadığında,onca düşünceyle kendine haksızlık ettiğinde,denemekten vazgeçtiğinde,kendini suçladığında,kendini tamamen kötü gördüğünde,bir kazak kaşındırınca bütün kazaklarını attığında yalnızdır. Kendini sevmeye kabul etmeye başlayan insan,ayrılığın da ölümün de üstesinden daha kolay gelir. Karşısındakini daha az yorucu sevebilir,daha çok güvenebilir,daha huzurlu olabilir.
Bütün savaşın kendinle. Bir insan, bir eşya, bir olay değil. Kendi buhranın.Kimsenin uzattığı el yetmeyecek,kimsenin sırtını sıvazlaması oradan çıkmana yardımcı olmayacak.
Vakit kendine el uzatma vakti.
Kendine ulaş,
sev,
güven..
Hayat o zaman başlıyor.
 
     2 Beğeni    
Hep Kaybeden Olmak
ÖYKÜ | © Yazan Nihan ARDA ALPMAN | Yayın Haziran 2018
Sürekli kaybedince kaybetmeye alışıyor insan,kabullenme yaşıyor, daha fazlasını beklemiyor ya da zaten baştan yitik giriyor mücadeleye.Hüzün onun için normalleşiyor,belki de hüzün ve huzur birbirine giriyor.O kadar inanmıyor ki başaracağına,sevilmeyeceğine,yine yeniden kaybedeceğine zaten kazanma ihtimalini düşünmüyor en başından. Unutmamak gerekir aslında kaybetmek de kazanmak kadar efor sarf etmeyi gerektirir. Farklı bir şey deneyimlememiş insan, çok güzel giden bir evlilikten sorunlar çıkarabilir,ilişkisini bozabilir.İş yerinde mobbinge uğrayan,arkadaşlar arasında dışlanan,ailesinde dışarıda hisseden,yalnız ve mağdur olan olabilir ve işlerin böyle olması için de fark etmeden kendi yoluna taşlar koyar.
Sorun her zaman dışarıdadır,başkaları zalimdir,yeteri kadar ilgi göstermezler,kişiyi anlamazlar,başarısızlığının nedeni anne babasıdır, patronudur,sevgilisi,eşidir. Ona kendini gösterme şansı verilmemiştir.Kaybedenlerin eğer farklı bir hayatı olsa aslında çok mutlu,huzurlu olabilirlerdir.Farklı bir ailede büyümüş olsalar,başka iş bulabilseler,ilişki konusunda bu kadar şanssız olmasalar aslında onlar her şeyi başarırlar! Bir başka konu ise kaybeden insanın tavırlarıdır,anlatmaktan çok alınmaya,söylemek yerine söylenmeye yatkın olan kaybedenler,sürekli bir kurban-mağdur psikolojisinde kıvranır dururlar. Alındıkları,üzüldükleri şeyleri içlerinde biriktirir biriktirir kendilerine hüznü yaşatırlar.Hüznü hissedip işler bozulunca tarif edilemez bir huzur yaşanır!!

Bazen öyle ağır bir kaybetme korkusu yaşanır ki,o korku ilişkiye başlamanızı,işinizi bitirmenizi,projenizi tanımlamanızı engeller,hiç denemeden kaybedersiniz.Bu alışkanlık oldukça da denemeye cesaret edemezsiniz çünkü her zaman kaybetme korkusu daha ağır basar.Bir türlü net olmazlar,kendilerini sabote etmek üzere kurulmuş bir mekanizmaları vardır.Bir tarafları bir şeyleri halletmek isterken,mutlu olmak,başarılı olmak isterken diğer tarafları inşa edilen tüm güzel şeyleri yıkmaya yöneliktir. Tam yaklaşmış gibi olurken kendilerini bir enkazın içinde bulurlar.Temelde problem,aynı şeyler yaparak farklı sonuçlar beklemektir.Kendilerine yaşattıkları döngüyü fark etmeleri ve hayat hakkında yeni şeyler öğrenip deneyimlemeleri gerekmektedir.Ancak genelde kendi mağduriyet ezberlerini tekrarlayarak,yeniden kaybedeceklerine kendilerini inandırırlar.
 
     Beğenin    
Anlaşılmamak Tüm Kötülüklerin Anasıdır
ŞİİR | © Yazan Nihan ARDA ALPMAN | Yayın Haziran 2018
Ne büyük zanaat anlamak ve anlaşılmak.
O öfkeli,dikenli hallerimiz,en uzak kalışlarımız,bir sürü şeyi söyleyemeyişimiz,ağız dolusu susmalarımız..
Anlaşılmadığını hissetmek tüm olumsuz duyguların ana’sıdır! Çünkü anlaşılmadığını hisseden kişi,bir çok duyguya gidip gelebilir. Öfkelenebilir,incinebilir,kızabilir,küsebilir.Ve aslında hava gibi,su gibi en temel ihtiyaç olan anlaşılma isteği nihayete ulaşamadığında insan yalnız hisseder. Yalnızlaştıkça söylemez,söylemedikçe içinde daha da büyür.

Sen kendince iyiliğim için bir şey söylersin,
Ben istenmediğimi zanneder kırılırım.
Ben sana kızarım çünkü gitmenden,düşmenden,üzülmenden korkuyorumdur.
Sen uzaklaşırsın çünkü bunalırsın çünkü seni çok bunaltmışlardır.
Ben de senin gözünde “onlar” gibi olurum.
Sonra ben “onlar” gibi olmamak için çırpınırım.
Sonra benim çırpınıp değiştiğim kişi,sana bilindikten,tanıdıktan çok uzak gelir.
Sen de kalbini daha uzaklara taşımak istersin.

Sonra sen de ben de öylece kalırız kendimizle. Halbuki tüm öfkem,korkumdan ve senin tüm uzaklaşmaların yine aynı korkudanken. Aynı korkuyu,kaygıyı yaşarken nasıl da acımasız oluruz birbirimize fark etmeden.Bilsek,anlatsak derdimizi ne de şefkatli olabiliriz birbirimize,tabi bir o kadar da saygılı.
Biz ta en başından gerçek duygular nasıl ifade edilir hiç bilmiyoruz ki,ne hissediyorsak onu göstermesi daha kolay bize göre daha kabul edilebilir bir başka duyguyla çıkartıyoruz.
Mesela en başından; Kızmak,bağırmak yerine, “Oğlum,oradan düşmenden korkuyorum.” diyen anneler olsak, her şeyi kontrol etmeye çalışan değil de “seni kaybetmekten korktuğum için,neler yaptığını bilmek istiyorum” diyen sevgililer,eşler olsak. Hiç konuşmamak yerine,”bu söylediğin beni çok kırdı.” diyen arkadaşlar edinsek.İçimizden sarılmak geldiğinde sarılsak,üzülmek geldiğinde üzülsek,kızmak geldiğinde de kızsak ama nedenini anlamaya çalışarak ve anlatarak.

Biz rahatlasak,karşımızdaki rahatlasa.
Anlasak,anlaşılsak.
Ve hayat daha yaşanır olsa..
 
     1 Beğeni    

Bu sayfada yayınlanan öykü ve şiirlerin tüm hakları yazarlarına aittir ve üye yazarlarımız tarafından TavsiyeEdiyorum.com Öykü ve Şiirler kütüphanesinde yayınlanmak üzere gönderilmiştir. Burada yer alan eserler yazarlarından önceden izin alınmaksınız başka platformlarda yayınlamaz, sadece kaynak gösterilerek ve yazar ismi zikredilerek KISA ALINTILAR yapılabilir. Aksine davranış Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırılık teşkil edecektir.

03:46
Top