2007'den Bugüne 90,540 Tavsiye, 27,853 Uzman ve 19,764 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Sosyal Kaygı Bozukluğu
MAKALE #14010 © Yazan Psk.Bahar ÖZKAN | Yayın Ocak 2015 | 4,302 Okuyucu
SOSYAL KAYGI BOZUKLUĞU

İnsan sosyal bir varlıktır, doğduğumuz andan ölene kadar sosyalleşme ihtiyacı içerisindeyizdir. Aile ile başlayan sosyal ortam okul hayatı, iş yaşamı, evlilik, arkadaşlık ilişkileri gibi çeşitli alanlarda sürdürülür. Arkadaşlarımızla buluşmak, eve gelen misafirlere merhaba demek, bir konsere gitmek, komşumuza günaydın demek gibi gündelik, keyif veren, ve hatta rutine binen davranışlar bazı kişiler için hiç de kolay değildir. DSM-IV tanı sisteminde sosyal fobi veya sosyal anksiyete bozukluğu olarak tanımlanan bu durum "kişinin yabancılarla veya diğer bireylerin incelemesiyle karşı karşıya kaldığı, sosyal ve ya performans durumlarında belirgin ve sürekli bir şekilde korku duyması" temel belirtisi ile tanımlanmaktadır (APA 1994). Sosyal fobi bir yıllık yaygınlığını %7.9, yaşam boyu yaygınlığı ise %13.3 oranında olan ciddi ve yaygın bir bozukluktur. Yaygınlığı erkeklerde %2, kadınlarda %3 oranlarında bulunmuştur. Kadınlarda daha fazla olmasına rağmen tedaviye başvuranlarda kadın erkek oranı eşittir. Başlangıç yaşı literatürde 13 – 19 olarak belirtilmektedir. Eğitim düzeyi düşük olanlarda, bekar ve sosyoekonomik düzeyi düşük gruplarda daha sık yaşandığı ifade edilmektedir. Türkiyedeki yaygınlığına bakıldığında ise, kadınlarda %2.3, erkeklerde %1.1, tüm nüfusta %1.8 olarak görülmektedir.

Sosyal fobi kriterlerine bakıldığında, kişi sosyal ortamlarda ya da performans gerektiren durumlarda veya tanımadık insanlar önünde, belirgin ve inatçı bir korku yaşar. Kişi bu ortamlarda aşağılanmasına veya utanmasına neden olabilecek biçimde davranacağından ya da kaygı belirtileri göstereceğinden korkar. Korkulan toplumsal durumla her karşılaşıldığında yoğun kaygı duyar. Bu duruma bağlı olarak kişide panik atak belirtileri gözükebilir, hatta kişiler panik atak geçirebilirler. Tüm bu durumlar yaşanırken, kişi korkusunun aşırı veya anlamsız olduğunu bilir ancak bu korkuya engel olamaz. Yaşanan kaygı beklentisi kişinin olağan günlük işlerini, mesleki işlevselliğini (ya da eğitim ile ilgili olan), toplumsal etkinliklerini veya ilişkilerini bozar. Bu nedenle, sosyal kaygı yaşayan kişiler korkulan toplumsal veya performans durumlarından kaçınırlar. Ancak bilinmelidir ki, korku veya kaçınma bir maddenin (örneğin kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi amaçlı kullanılabilen bir ilaç) ile ilişkili değildir, ve başka bir mental hastalıkla açıklanamaz (örneğin, yaygın bir gelişimsel bozukluk ya da kişilik bozukluğu sebebi ile kaygı duyma ve kaçınma). Ayrıca, kişilerde genel bir tıbbi durum veya başka bir mental bozukluk varsa, sözü edilen korku bu bozukluklarla ilişkili ise, sosyal kaygı bozukluğu teşhisi koyulamaz. Örneğin kekemelik, parkinson hastalığındaki titreme konusunda yaşanan korku sözü edilen korku ile ilişkili değildir. (APA 1994)

Hemen her kimse diğer insanların bakışları altında, incelendiğini hissettiğinde gerginlik yaşayıp, kaygılanabilir ancak sosyal kaygı bozukluğu olan kişiler sosyal ortamların birçoğunda olumsuz bir şekilde incelendiklerine dair gerçekle orantılı olmayan düşüncelere sahiptirler ve bu düşüncelerle kendilerine yoğun kaygı yaşatarak sosyal ortamlardan kaçınma ve ya kendilerini korumaya alma ihtiyacı hissederler. Topluluk içerisinde konuşma, söz alma, genel tuvaletleri kullanma, topluluk içerisinde yeni sohbet açma, başkalarının yanında yemek yeme, toplu taşıma araçlarına binmekte zorlanma, başkalarının olduğu ortamda yazı yazma, tanımadıkları ya da az tanıdıkları kişilerin sorularını yanıtlama gibi durumlar yoğun kaygı yaratan durumlara örnek oluşturabilir. Bu gibi durumlarla karşı karşıya gelindiğinde sosyal kaygı bozukluğu yaşayan kişilerde bazı belirtiler ortaya çıkar, bu belirtiler şu şekilde özetlenebilir:

Fizyolojik belirtiler:

Yüz kızarması, terleme, kalp çarpıntısı, nefes alamama hissi, titreme, konsantrasyon güçlüğü

Zihinsel/Düşünsel Belirtiler:

• Yetersiz, başarısız, güçsüz olmaya dair düşünceler ile başkalarının kendilerini olumsuz değerlendireceklerine dair inanışlar : "yanlış bir şey söylerim, saçmalarım herkes beceriksiz olduğumu düşünür, rezil olurum" "Derse geç giremem, öğretmen kimbilir ne söyler herkes bana bakar ve küçük duruma düşerim" "Hata yapacağım benimle dalga geçecekler"
• Sevilmemeye, değer görmemeye dair düşünceler: "İşe yaramaz biriyim, kimse beni sevmiyor" "Benden hoşlanmazlarsa bu benim değersizliğimi gösterir", "Benden hoşlandıklarını göstermiyorlar, beni sevmiyorlar, "kaygılı olduğumu anlayacaklar ve bana değer vermeyecekler"
• Mükemmel olmaya dair düşünceler: "Bu işi eksiksiz yapmalıyım yoksa rezil olurum, "hata yaparsam dalga geçerler, gülünç duruma düşerim"
• Yaşanılan kaygı ile ilgili düşünceler: "Yüzümün kızardığını fark edecekler, ellerimin titrediğini görecekler, rezil olacağım, endişelendiğimi belli etmemeliyim, sesim titreyecek benimle dalga geçecekler"
Davranışsal Belirtiler: Yaşanılan kaygı ile baş edilememesi durumunda, tehlike olarak algılanan ortamlardan ve durumlardan kaçınma, göz teması kuramama, hayallere dalma, geri planda kalmaya çalışma gibi davranışlar sergileyebilirler. Ya da kendilerini güvende hissedecekleri kişilere ya da davranışlara sığınabilirler. Örneğin, topluluk içinde konuşmak zorunda kaldıklarında ara vermeden hızlıca konuşmaya çalışmak, ellerinin titremesinden çekindikleri durumlarda ellerinde tuttukları şeyi sımsıkı tutmak gibi.

Tedavisi

Psikoterapi ve ilaç kullanımının birlikte en etkili sonucu verdiği bilinmektedir. Özellikle bilişsel davranışsal terapiler ile kaygı yaşayan birey içinde bulunduğu durumu tanır, kaygı yaratan düşüncelerini sınama ve onlar yerine işlevsel ve gerçekçi düşünme yöntemleri edinme becerisi kazanır, kayılarına karşı kaçınma değil de yüzleşme cesareti kazanarak kaygının azalan ve sonra da geçen bir durum olduğunu tecrübe eder. Seansların en önemli parçası da sosyal beceri eğitimidir, bu eğitim sosyal kaygı bozukluğu yaşayan kişilerin eksiklerini farketmesi, beceri bakımından donanım kazanması, ve insani beceriler açısından gelişimini esas alır ve sosyal kaygı bozukluğu tedavisinin en önemli parçasıdır.

Sosyal Beceri Nedir ve Eğitimi Nasıl Verilir?


Sosyal kaygı bozukluğu yaşayan kişilerin zayıf olduğu bir alan olan sosyal beceriler, bireyin sosyal yeterliliğe sahip olması, çevresi ile uygun şekilde etkileşim kurabilmesi, sosyal kabulunun artması, kendine olan güveninin yükselmesi için gerekli olan beceriler olarak açıklanabilir. Sosyal beceriler öğrenilmiş davranışlardır. Çocuklara küçük yaşlarda öğretmenler, ebeveynler ya da akranlarca verilen sosyal görevleri gerçekleştirmek, iletişim kurabilmek ve diğer insanlar tarafından kabul görmek için kullanılan bazı beceriler olarak değerlendirilir. Ayrıca, farklı kültürlerde farklı sosyal kuralların olması, her toplumda farklı sosyal davranışların kabul edilmesi, sosyal becerilerin öğrenilmiş davranışlar olduğunu göstermektedir. Bu da sosyal becerileri yetersiz olan bireylere bu becerilerin öğretilebileceği anlamına gelmektedir. Sosyal becerileri üç ana grup altında toplayabiliriz.

İlki kişilerarası davranışlardır. Otoriteyi kabul etme, ilişkiyi başlatma ve sürdürme, konuşma becerileri, işbirliği yapabilme, kişisel haklarını savunabilmesi, kendisine ters gelen istekleri geri çevirebilmesi, gerektiğinde başkalarından yardım isteyebilmesi, orta yolu bulabilme, problem çözme becerileri geliştirebilme, saldırgan davranışlar ile başedebilme, kişisel farklılıklara saygı duyma, önerilerde bulunma, espri şaka yapma/kaldırma becerilerinin gelişmesi, sosyalleşme adımları atabilme gibi davranışlardır. İkinicisi, kişinin kendiyle ilişkili davranışlar; duygularını ifade etme, jet mimiklerini kontrol etme, bedensel duruş, beden dili, ahlaki davranışlar, kişilere dokunma/temas davranışlarını değerlendirme, kendine karşı olan bedensel bakımı yerine getirebilme, ses tonu, konuşma hızı, kendine karşı olumlu tutum geliştirme gibi davranışlardan oluşmaktadır. Sonuncusu ise, görevle ilişkili davranışlardır, uyarılara dikkat etme, eleştirilere karşı tutum, görev ve sorumluluk üstlenebilme, sorumluluklarını yerine getirme, yönergeleri izleme, bağımsız olarak çalışma gibi davranışları kapsamaktadır. (Akkök, 1996)

Sosyal kaygı bozukluğu yaşayan kişiler sosyal beceri bakımından geride kalmış kişiler olarak görülebilirler. Tüm bu davranışları sergileyebilmek onlar için “rezil olmak, alay edilmek” anlamlarına gelebilir, bu nedenle de kaçınırlar ve sosyalleşmemek için ellerinden geleni yaparlar. Bu becerileri geliştirmeye karşı da tereddüt içerisindedirler çünkü tüm bu adımları denemek onlar için korkutucu ve kaygı verici olabilmektedir. Bu nedenle kendi kendilerine sosyal beceri kazanmaları ve bu sayede kaygılarını yenmeleri çok zordur. Psikoterapi seanslarında tüm bu becerilerin önemi üzerinde durulur ve kişilerde eksik görülen beceriler öğretilir, örnekler, rol oynama yöntemleri, maruz bırakma yöntemleri ve ödevler ile danışanın donanım sağlaması amaçlanır. Sosyal kaygı bozukluğu tedavisinin en önemli parçalarından biri olan sosyal beceri eğitimi ile kaygının azalmasında çok önemli yollar katledilmektedir.

Uzman Klinik Psikolog
Bahar Özkan Kerse


Referans

Akkök, F.(1996).İlköğretimde Sosyal Becerilerin Gelişmesi. Ankara: Meb Yayınları.

Sungur,M.Z. (2000). Bilişsel Davranışçı Yaklaşımlar ve Sosyal Fobi. Klinik Psikiyatri Dergisi. Ek 2, 27-32

American Psychiatric Association (1994). Statistical Manual of Mental Disorders. 4. Baskı (DSM-IV). Washington DC, American Psychiatry Association
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sosyal Kaygı Bozukluğu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Bahar ÖZKAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Bahar ÖZKAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Bahar ÖZKAN'ın Makaleleri
► Sosyal Kaygı Bozukluğu PDF Psk.Taşkın KARAMAN
► Sosyal Kaygı Bozukluğu Psk.Cemre ÖZCAN
► Sosyal Kaygı Bozukluğu Psk.Huriye ÇEVİK
► Sosyal Kaygı Bozukluğu Psk.Kumru ŞERİFOVA
► Sosyal Kaygı Bozukluğu Psk.Gonca BAĞLAR
► Sosyal Kaygı Bozukluğu Nedir? Psk.Serhat ÖNCÜLER
► Sosyal Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu Psk.Çiğdem KINIK
► Sosyal Kaygı (Fobi) Bozukluğu Psk.Ahmet YILMAZ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,764 uzman makalesi arasında 'Sosyal Kaygı Bozukluğu' başlığıyla benzeşen toplam 18 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Öfke Kontrol Ocak 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


11:52
Top