TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



iyileşmeye inanmak: İyileşmeye Giden Yol

Betül NAZLISÖZ Fotoğraf
Betül NAZLISÖZ
Konya
Psikolog / Psk.Danışman
Özel Statülü Üye!TavsiyeEdiyorum.com Üyesi52 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutÖzel Uzmanlığı VarKütüphanemizde Yayınlanan 4 Makalesi varKütüphanemizde Yayınlanan 1 Mesleki Anısı varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıÖzel Mesaj GönderilebilirAnahtar Kelimeler: vaginismus hipnoz hipnoterapi terapi eft terapisi evlilik terapisi grup terapisi cinsel terapi psikodrama danışma panik atak obsesyon erken boşalma psikolojik danışman psikolog analitik hipnoz konya terapi konya hipnoz konya hipnoterapi cinsellik cinsel işlev bozuklukları kaygı betül nazlısöz betül nazlısöz konya vaginismus konya iletişim iletişimsizlik değişim depresyon cinsel eğitim bayan cinsel terapist sınav kaygısı danışmanlık cinsel danışmanlıkKişisel Bilgileri Mevcutİnternet Sitesi VarTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 258,

* Yayın Tarihi : 22-09-2008 - 13:59 (73 gün önce),

* Ortalama Günde 3.49 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 7667 , Kelime Sayısı : 1017 , Boyut : 7.49 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Betül NAZLISÖZ hakkında söyledikleri:
Betül Hanımı Konya'daki Muayenehanesinden uzun zamandır tanıyorum. Genel anlamda Psikoloji üzerine kendini sürekli geliştiren hastaları ile yakından ilgilenen ve terapilerinde başarılı olmuş biridir. Bende bunu hastalarıyla yaptığım sohbetlerle daha iyi farkedebiliyorum. Psikojik sorunum olmasa bile Betül Hanım sohbet etmek bile içimi cok rahatlatıyor. Çalışma ortamı bile insana farklı bir hava veriyor. Kısaca Konya da terapi almak isteyen kişiler ilk tercih olarak Betül Hanımı düşünmeli bence. Teşekkürler
(adnan, Arkadaş/Tanıdık, 28-11-2008)

vajinusmus hastası bir bayandım.taki Betül Hanımı tanıyana dek.güzel bir düğünümüzün ardından güzel bir gece geçireceğimizi düşünerek otele geliyoruz. ikimizde büyük hayaller kurmuştuk ilk gecemiz için. ama olmamıştı kurduğumuz hayaller gerçekleşmemişti. sevdiğim insanla birlikte olamamıştım. ilk geceyi yorgunluğa yorarak balayına bırakmıştık artık bu işi. balayımızda da bir kaç kez denemiştik ama olmamıştı. kadın doğum uzmanına gitmeye karar verdik. doktor herhangi bir sorun olmadığını çok kolaylıkla ilişkiye girebileceğimi söylemişte eğer ilişkiye giremezsek bunun psikolojik bir durum olduğu... [DEVAMI..]
(Öznur , Danışan, 20-11-2008)

betül hanımla tanışmadan önce sanki cehennemdi hayatım nefes alamıyordum evimle çocuklarımla ilgilenemiyordum beni mutlu eden şeyler artık bana acı veriyordu iştahım kesildi uykularım kaçıyordu hele en acısı sabahları uyanınca çok kötü oluyordum sürekli ağlıyordum yüreğimdeki acı canımı çok yakıyordu en kötüsüde öz güvenimi kaybettiğimin farkında bile olmadığımdı coçuklarıma çok haksızlık ettiğimi düşünüyordum daha fazla dayanamadım ve eşime doktora gidelim dedim eşim araştırırken internetten gördük ve randövü aldı 2 ay öncesiydi ilk önce nasıl olacak hiç tanımadığım bir insanana hayatımı anla... [DEVAMI..]
(serif, Danışan, 15-11-2008)

Betül NAZLISÖZ Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
iyileşmeye inanmak: İyileşmeye Giden Yol

İyileşmeye giden Yol

Aynı hastalığa sahip iki hasta düşünün...Aynı doktora gider, aynı ilaçları kullanır, aynı terapi ve uygulamaları görürler. Belli bir süre sonra yeniden kontrol edildiklerinde; birinin neredeyse tam şifaya kavuştuğu diğerininse, değil iyileşmek, daha kötüye gittiği görülür. Nedir bu iki kişi arasındaki farklar ki; aynı şeylerden farklı etkilenmişlerdir? Baktığınızda; maruz kaldıklar tıbbi etkenler birebir aynıdır. İşte bu nokta; günümüz batı tıbbının çaresiz kaldığı, açıklama getiremediği noktadır..

Dünya Sağlık Örgütü'nün tanımına göre sağlık; fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir. Şu halde hastalık da; bu üç faktörden biri, birkaçı veya hepsindeki kötülük hali veya basitçe 'sağlıklı olmama hali ' diye tanımlanabilir.

Bir hasta için en önemli iyileştirici etkilerin başında;' iyileşmeye inanç ' gelmektedir. Hastalığını umutsuzca kabullenmiş, çıkış yolu aramaktan vazgeçmiş kişiler, iyileşme yolunda ilerleyemezler. Bir düşünür demiş ki; ' Hayatı olduğu gibi kabul etmeliyiz ama iyileştirmek için de elimizden geleni yapmalıyız'. Umudunu yitirmiş bir kişi, karanlık bir zindanda yalnız başına oturuyor gibidir. Ne doktoru veya terapisti, ne de ailesi onu iyileşeceğine ikna edemez. Zaten gittiği doktorlardan hiç memnun kalmaz ve sürekli doktorunu değiştirir. Bu hastalıkla yaşamak onun için o kadar doğaldır ki; iyileştireceğini hissettiği ilaçları yan etki bahanesiyle bırakır, söylenen uygulamaları yapmazlar.

Louise Hay, 'Düşünce Gücüyle Tedavi' adlı kitabında düşüncelerimizin hayatımıza etkisini çok güzel dile getirir. Der ki; 'Neye inanmayı seçiyorsam, o benim için gerçek olur. Neye inanmayı seçiyorsanız , o sizin için gerçeğiniz olur. Örneğin, sık sık hastalanıyorsanız;
-Ailemde herkes sıkça hastalanır!
-Ben bu hayata acı çekmek için gelmişim!
-Bu adam beni hasta ediyor!
-Başım sıkıntıdan bir türlü kurtulmuyor!...vb. düşünceleriniz aktif olabilir.

Belki daha başka inançlara da sahipsiniz; hatta onların farkında da değilsiniz. Çoğu insan farkında olmuyor. Sorunlarının nedenlerinin dışarıdan görünen koşullar olduğunu sanıyorlar. Birisi size dışsal koşullarla içsel düşünceler arasındaki bağlantıyı gösterene kadar, hayatta kurban rolü oynamayı sürdürürsünüz. Sorun ne olursa olsun, kökeni bir düşünce kalıbında yatıyor ve düşünce kalıpları değiştirilebilir. Hayatınızdaki sorunlara bakın. Ve kendinize sorun; ' Hangi düşüncelerimle bu sorunu yaratıyorum?' Kendinize sessizce oturup bu soruyu sorma olanağı tanırsanız, içsel zekanız size yanıtı gösterecektir.'


Görünür derecede isteksiz olanları ayırt etmek kolaydır. Asıl zor olan, bilinç dışı düzeyde iyileşmeye direnç geliştirenlerdir. Bilinçaltında şöyle bir kayıt vardır; ' Bulunduğun hal, her ne olursa olsun en iyisidir.' Değişikliği sevmeyen bilinçaltı, insanları durumu aynen korumaya, değişmemeye sevk eder. Biz terapistler, bu güdüyü aşmanın zorluğuyla kişisel gelişim çalışmalarında çok karşılaşırız. Bu aslında, kişinin kendi kendisiyle savaşıdır. Böyle durumlarda; kendi kendine telkin kalıpları ve hipnoz yardımcı olabilir. Hipnoz; sanıldığının aksine tam bir uyanıklık ve konsantrasyon halidir. Danışan, daha önce göremediği hastalık sebebini veya kendi direncinin kaynağını fark ederek, iyileşmeyi seçebilir. Kendi kendine telkin ise; NLP tekniklerindendir. Söylediklerimiz bir süre sonra duygularımıza, duygularımız düşüncelerimize, düşüncelerimizse inançlarımıza dönüşür. Sürekli ; sıkıntı ve mutsuzluğundan bahseden biri , kendisini mutsuz bir insan olduğuna iyice inandırmıştır. Bu kısır döngüyü aştığında, en başta sözlerini ve onlara yüklediği anlamı değiştirebilir; iyilik yönünde büyük bir adım atabilir. Bir yerden başlamak gerektiğini fark etmek bile önemli bir uyanıştır.

'Ben kendimi olduğum gibi seviyor ve onaylıyorum'
'Her gün her yönden daha iyiye gidiyorum'
'Hayatla uyum içindeyim,güvendeyim'
'Şifayı, iyileşmeyi seçiyorum'
'Geçmişimle ilgili her şeyi bağışlıyorum'
'Neşeyi ve huzuru seçiyorum', gibi kalıpları mümkün olduğunca çok tekrar etmek çok olumlu değişikliklere yol açabilir. Bilinçaltınızı yeniden programlamanın yolu çoklu tekrardan geçer. Atalarımızın dediği gibi;' Bir şeyi kırk kere söylerseniz olur'.

Çevrenin etkisi ve motive etmesi de çok önemli bir iyileştirici etkendir. Çevre desteğinden yoksun, ya da çabaları önemsenmeyen kişiler yaptıkları eylemi daha fazla sürdürmemeye meyledebilirler. Bu eylem, yalnızca kişinin kendi şahsını ilgilendiriyor olsa da; çoğu insan onaylanmaya ihtiyaç duyar. Gittiği yolun doğru olduğunu, sevildiğini, her haliyle kabul gördüğünü hissetmek, duymak, bilmek ister. Bu yüzden yurdumuzda; kullandığı ilacı komşusu gereksiz bulduğu için kesen; birisi falanca teknikle iyi olmuş diye ille o teknikten kendisine uygulansın isteyen, hastalığıyla hiç ilgisi olmadığı halde alakasız ilacı içerek iyileşen kişiler vardır. Yakınları, sevdiği ve güvendiği kişiler hangi yöntemi desteklerse; kişi o yöntemle daha kolay şifaya ulaşabilir.

İnsanlarla iletişimi iyi olan, sosyal yönü kuvvetli kişiler; diğerlerine nazaran hem daha az negatif duyguya sahiptirler; hem de iyileşme kabiliyetleri daha yüksektir. Yani olumlu sosyal yaşantısı olanlar, ilgilerini başka alanlara da rahatlıkla yöneltebilirler. Kişinin kendini iyi hissettiği arkadaş veya gruplarla birlikteliği,spor veya gezi aktivitelerine katılması; neredeyse tedavi kürleri kadar olumlu etkiler ortaya çıkarmaktadır. Zaten asıl olması gereken; günlük yaşam alışkanlıklarını değiştirmeden tedaviyle harmanlamaktır. Bu durum, değişiklikten hazzetmeyen bilinçaltını da rahatsız etmeyeceği için; karşımızda direnç göstermesini de engellemiş oluruz.

Geçenlerde yurt dışında yaşayan eski bir danışanımla görüştük. Yıllık tatili esnasında, bir cinsel işlev bozukluğu teşhisiyle muayenehanemize başvurmuştu. Daha önce de çeşitli tedaviler görmüş ancak probleminden kurtulamamıştı. Cinsel terapinin rutin egzersizlerinin yanı sıra; gerek bu durumuna, gerekse diğer tüm negatif duygularına EFT(bknz; makaleler, EFT ile negatif düşüncelerden özgürleşmek iyileşmeyi kolaylaştırır) yapmıştık. Temelde EFT; rahatsızlık yaratan tüm olumsuz duygularınızın azalması için kullanılan bir yöntemdir. İki haftalık yoğunlaştırılmış bir görüşme sürecinin ardından, onu merakla bekleyen eşinin yanına, yurt dışına geri dönmüştü. Konuşmamızda; çok iyi olduğunu, herşeyin her geçen gün daha iyiye gittiğini söyledi. Beni asıl memnun edense eşinin gözlemiydi. Eşi, danışanıma; 'Türkiye' den döndüğünden beri seni tanıyamıyorum. Çok pozitif ve neşelisin, çok değiştin. Ve bu değişimden çok memnunum.' demiş. Bu danışanla, EFT' nin yanı sıra, olumlu telkin kalıplarıyla konuşmasına ağırlık vermiştik. Bu problemine rağmen kendini olduğu gibi kabul etmeyi, onaylamayı öğrenmişti aslında..Sosyal yönden de çok aktif, dernek çalışmalarına katılan, bir yandan okumaya devam eden bir bayandı. Bunun yanı sıra, kendine güveneni tam, insanlarla olumlu ilişkiler kurabiliyor, samimi arkadaşlar edinip, paylaşımda bulunuyordu. Sorunu ortak paylaştığı eşi ise; tam desteğini hiç esirgemiyordu. Tablo böyle olumlu olunca da; şifaya ulaşmak, tedaviden sonuç almak elbette daha kolay ve başarı kesindi.

Değişim insanoğlunun en zor kabullendiği şeylerden biridir. Bu, hastalık halinden iyiliğe dönmek bile olsa aynı açıdan değerlendirilir. Yine bir düşünürün dediği gibi; 'Herkes dünyayı değiştirmek ister ama, kimse kendini değiştirmekten bahsetmez'. Ama, kararlı ve gerçekten istekli, art niyetsiz ve çıkarsız değişim yolcuları; en kısa zamanda hedeflerine ulaşacak, aradıkları şifayı bulacak ve yollarına sağlıkla devam edebileceklerdir.

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"iyileşmeye inanmak: İyileşmeye Giden Yol" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Betül NAZLISÖZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Psikoterapi Nedir? , Emir Emre DOĞAN
  • Otizm , Emir Emre DOĞAN
  • Okul Fobisi , Emir Emre DOĞAN
  • Bir Cinsel Sapma: Teşhircilik , Emir Emre DOĞAN
  • Transseksüellik (Cinsel Kimlik Bozukluğu) , Emir Emre DOĞAN
  • Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu (Dehb) , Emir Emre DOĞAN
  • Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu , Emir Emre DOĞAN
  • Kişilik Ve Kişilik Bozuklukları , Emir Emre DOĞAN
  • Şimdiki Çocuklara Kitap Okuma Alışkanlığını Nasıl Kazandırırız? , Hülya TOPAL
  • Hiperaktivite Ve Dikkat Eksikliği (Hade) Hakkında Amerikan Psikoloji Birliği’ne Mektup , Üstün ÖNGEL
  • Merak Ve Öğrenme , Arzu GÜNEŞ
  • Kurban Bayramının Çocuklar Üzerindeki Etkisi , Ayhan ALTAŞ
  • Çocuklarımızın Sağlıklı Gelişimi İçin Tavsiyeler , Asım EREN
  • Doğal Farklılıklar Neden Hastalık Olarak Etiketleniyor? , Üstün ÖNGEL
  • Çocuk Gelişim Dönemi Ve Özelikleri , Abdullah TOPAL
  • Panik Atak Mıyım?... , Füsun BUDAK
  • Geleceğimize Yön Vermek , Selahattin ÖNER
  • Öfke Yönetimi , Gülçin Dönmez FİDAN
  • Boşanmada Çocuk Psikolojisi: Anne Babanın Ayrıldığını Durumlarda Çocukların Ruhsal Durumu , Füsun BUDAK
  • Engelli Hakları, Yasal Düzenlemeler Ve Yaşanan Sorunlar , Halil TÜRKMEN
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    01:27
    Top
    --> Sektör türkiye sektörler