2007'den Bugüne 83,115 Tavsiye, 26,206 Uzman ve 18,433 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Giden mi Kalan mı Terk Eden Mi
MAKALE #9564 © Yazan Psk.Burcu ATATÜR | Yayın Eylül 2012 | 4,866 Okuyucu
Bazen olur ya, terk ediliriz.
Her bırakılış anidir, ansızındır, amansızın…

Dünyada ne kadar insan varsa o kadar terk ediliş acısı vardır. Benzersizdir o, parmak izleri gibidir. Ama en farklısı, bizim yaşadığımızdır, o en yersiz, en anlamsız olanıdır. Daha söyleyeceklerimiz vardır, paylaşacaklarımız, planlarımız, tartışmalarımız… Her şey yarım kalır. Bir an tüm dünyadaki her şey birden durur, nefes durur, zaman durur, sonsuz bir an hayat havada asılı kalır. Ve bir diğer an, havada asılı kalan her şey düşer! Önce biz düşeriz. Yere öyle bir çarparız ki, neredeyse yerçekimi ona katlanır. Kalkmak isteriz, kalkamayız. Ağırlığımız hatırladığımızdan çok fazladır. Bizden sonra ise yarım kalan hayaller düşer. Hepsi tek tek ve hiç ıskalamadan tam üzerimize düşer. Peş peşe darbeler alırız.

Hiç bilmediğimiz acılar türer bedenimizin hiç bilmediğimiz noktalarında. Kalp yerini hemen belli eder, o çok acır mesela, böyle terk durumlarında. Organlar isyandadır, zannedersin en çok onlar bu duruma karşıdır. Mide ağrır, ciğerler sıkışır, içiniz tümden yanar, nefes nefes olmaktan çıkar, külçe halini alır. Gözler ise bakmaz olur, baksa da görmez. Kulaklar desen ayrı vınlar, burun desen feci sızlar. Neredeyse her hücre ayrı bir feverandadır.

İnsan hiç alışmaz, alışamaz bırakılmaya, vazgeçilmeye, istenmemeye. Kaç kere gelse de başına hiçbir bağışıklık kazanmaz. Öyle tanımlanamaz bir kederdir ki bu; suçlu aşk zannettiğinden, sevgileri sorumlu tuttuğundan sevmekten vazgeçer gerekirse, kendini kendine mahkûm eder de riski göze alamaz. Aşk acısı zordur demiştim bir keresinde. Yanılıyorsun demişti bir arkadaşım, aşk acıtmaz, sevilenin gidişi acıtır.

Ben terk edenle terk edilenin aynı kişi olduğunu düşünürüm. İkisi aynı kavramdır benim gözümde. Biri giderek vazgeçer ilişkisinden, biri kalırken vazgeçmiştir zaten. Bazen bırakılana kadar uğraşır insan bazen bırakır gider hiç istemeden. Ne kalan dur diyebilmiştir ne giden kalacak yer bulabilmiştir.

Sevginin dili zordur. Lisan engeline takılmamasının sebebi belki de lisanlar üstü, kültürler üstü olmasındandır. Aynı dili konuşmak aynı kelimelerle konuşmak anlamına gelmez konu sevgi olunca. Canım dersiniz canın çıksın anlar bazen karşınızdaki, hayırların ise en çok evet anlamına geldiği dil de sevginin dilidir. Öyle bir duyuşta anlaşılmaz, bir bakışta çözülemez oluşu bundandır. Gidenle kalan o sebepten aynıdır işte burada, sözcükler bir fark yaratmaz.

Mağdur edebiyatını, kurban mentalitesini severiz biz milletçe. Ya hep ya hiççiyizdir bir yandan. Kesin kurallar dâhilindedir hayata bakışımız, katılığı marifetten biliriz. Esneklikten hoşlanmayız, döneklikle falan karıştırılmasından çekiniriz. O sebepten ayırırız kendimizi biz ve diğerleri diye. Biz iyilik timsaliyizdir, karşımızdaki mutlak kötü; biz masumuzdur muhatabımız günahkâr; biz ahlaklıyızdır, o namussuz; biz mertizdir diğeri namert. Arası yoktur bunun, biraz ondan bazen şundan değildir. Hepimiz insanız belki ama biz kesinlikle daha insanızdır. Kendimize yontmada da ustalaşmışızdır. Tüm doğruları biz yapar, yanlışları karşı tarafa bırakırız. Bizim de kabahatimiz vardır elbet, o da olsa olsa iyi niyetimiz, saf kalbimizdir. Yoksa bizde fesat, zaaf, yanlış olmaz, olamaz.

Sona eren ilişkinin ardından var olabilmesi, acıyı tolere edebilmesi, yaşamını sürdürebilmesi için dengesini yeniden kurabilmesi gerekir insanın. Eldeki en pratik yöntem ise suçlamadır. Suç aranır, suçlu aranır. Suç varsa orada ceza da olacaktır. Kişinin kendini suçlaması çok kısa sürer. Kim hata yaptığını düşünür ki, hem de birçok kere. Kendisine az buçuk bakar, suya sabuna dokunmadan sorgular, kafasını karıştırmayacak kadar eleştirir ve masumiyetine karar verir. Olsa olsa kurbandır. İlişkisine her şeyini vermiş, bildiği her şekilde sevmiş, kendi ihtiyaç duyduğu türde sevgi ve şefkati eşine, eşi daha talep bile etmeden yağdırmıştır. Evet suçu vardır, o da nankör, kıymet bilmez, ne yapsa yaranılmaz birine emek vermiş olmasıdır. Bu belki kör talihinin bir oyunudur ama sonuçta vicdanı herşeyi iyi niyetiyle yapmasından ötürü son derece rahattır.

“Ben iyiyim, sen kötü” temel psikolojik savunma mekanizmalarından biridir. Hata yapmış olmak psikolojik olgunluğa erişmemiş yetişkini belki her şeyden çok korkutur. Yaramazlık yaptığında azarlanan çocuk haline geri döner. Annesi bardağı kırdığı için kızmış ve onu sanki yine, “Git, ben senin annen değilim, yaramaz seni!” diyerek cezalandırmıştır. Bu cezanın korkutucu kısmı azarlanmak değil, annenin hata yaptığı için çocuğundan sevgisini esirgemesidir. Bu belki bir terbiye yöntemidir ve kuşkusuz ki anne ne yaramazlık yaparsa yapsın çocuğunu aynı yoğunlukta sevmektedir. Ama henüz soyut düşünme yeteneği gelişmemiş olan çocuk, yaptığı her yaramazlık, işlediği her “kabahat” in ardından benzer bir sevgi mahrumiyeti geldikçe yanlış yapmaktan ölümüne korkar. Ama insan psikolojisi bu kadar düz bir mantıkla maalesef ki işlemez. Çocuk korksa da yaramazlığa devam eder belki ama ne zaman bir yetişkin olur, işte o zaman eleştiriye, sorgulanmaya ve hatta suçlanmaya tahammül edemez hale gelir. Yetişkin insan beğenilmemekten, tenkit edilmekten, suçlu bulunmaktan ve hatta gerçekten ciddi hataları yapmış olabileceği gerçeğinden neden iliklerine kadar korktuğunu bilmez. Hissettiğinin korku olduğunu bile fark etmez.

Bir çocuk için anne-baba gibi temel sevgi kaynakları tarafından sevilmeme ihtimali hayati bir risk anlamına gelir. Çocuk yaşamını sürdürebilmek için bakıcılarının ilgi ve sevgisine muhtaçtır. İnsan yavrusu, kendi başını kurtarabilecek yaşa çok geç gelir ve bazen de hiç gelmez. Anlaşılma ve onaylanma insan için vazgeçilmezdir. Ancak bunlara sahip olursa sevilebileceği inancını taşır. Dolayısıyla hata yapmamalı, kendini muhakkak aklamalıdır. Yanlış yapanları kimse sevmez diye düşünür, kaybedenlerden uzak durulur. Zaaflar gizlenmeli, ayıplar, yasaklar, günahlar akla bile getirilmemelidir. Kusursuzluk çabasıyla kendini garantiye almak ister insan. İlişkilerinde, işlerinde, seçimlerinde hata yapmamış olmak ister. Hep en doğru şekilde düşünmüş, hep en dürüst şekilde davranmış, hep kendine yakışanı yapmış, elinden gelen gayretin fazlasını tüm iyi niyetiyle göstermiş olmak ister.

Oysa ki insan, yürümeyi öğrenirken düşer. Bir kere iki kere değil, defalarca ve çeşitli şekillerde düşer. Aynı şekilde, “Sağlam bir kalp, en az 10 kere kırılmış olandır” der bir Zen atasözü de. Gün gelir, kalbimiz güçlenir, zihnimiz netleşir ve “kabahat”lerimiz bizi eskisi kadar korkutmaz hale gelir. Gün gelir, hata yapanları da sevmeyi, kendi hatalarımızdan öğreniriz.

Olur ya bazen, terk ediliriz. Ne ilk olacaktır bu insanlık tarihinde ne son. Ama ne zaman ki terk edilme korkumuzun üstesinden geliriz, o zaman kendimizi günah ve sevaplarımızla belki ilk kez gerçekten olduğumuz gibi görebiliriz. Ne üstüste yanlışlar yaparız sırf bırakılmamak adına, ne bağlılıklardan kaçarız ne de çaresizce suçu dışarılarda ararız. Ödünler, rüşvetler, ödüller vermeden de sevilebileceğimizi; eksiğimiz, çirkinimiz, ayıbımızla da kabul edilebileceğimizi hissetmeye başlarız. Bedenimiz dikleşir, gözlerimize afacan çocukların neşeli bakışları geri gelir, hüznümüz neşemizle el ele verir ve işte belki o gün, terk edip, terk edilebileceğimiz bilinciyle gerçek bir ilişki kurarız karşımızdakiyle.

Murathan Mungan’ın “Terkeden” şiiriyle bitirmek istiyorum sözlerimi. Korkularımızdan özgürleşebilmemiz, suçlu aramaktan vazgeçebilmemiz, seçimlerimizin ardındaki kendimizi daha net görebilmemiz ümidiyle:

Kimdi giden kimdi kalan / giden mi suçludur her zaman?

Ne zaman başlar ayrılıklar / dostluklar biter ne zaman?
Her geçen gün bir parça daha / aldı götürdü bizden.
Aynı kalmıyordu hiçbir şey / değişiyordu her şey / kendiliğinden.
Artık çözülmüştü ellerimiz / artık bölünmüştü yüreğimiz.
Birimiz söylemeliydi bunu / ötekini incitmeden.
Kimdi giden kimdi kalan / Aslında giden değil / kalandır terk eden.
Giden de / bu yüzden gitmiştir zaten…

Psk. Burcu Atatür


Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Giden mi Kalan mı Terk Eden Mi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Burcu ATATÜR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Burcu ATATÜR'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Burcu ATATÜR'ün Yazıları
► Terk Edilme Korkusu ÇOK OKUNUYOR Psk.Dnş.Sezen SALİHOĞLU
► Terk Edilmişlik Duygusu Psk.Dnş.İbrahim GÜLYAŞAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,433 uzman makalesi arasında 'Giden mi Kalan mı Terk Eden Mi' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kendin Olmak Kasım 2012
◊ İnsanlar Kötü mü? Kasım 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:45
Top