2007'den Bugüne 84,230 Tavsiye, 26,379 Uzman ve 18,827 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Ümit Yeniden (Depresyonu Anlamak)
MAKALE #10275 © Yazan Psk.Burcu ATATÜR | Yayın Ocak 2013 | 3,080 Okuyucu
Hayat, tüm hızıyla ve herşeye rağmen ilerler. Günler birbiri ardına hızla geçer. Özellikle ardınızda bıraktığınız her on yılda bir, zaman yaşınızın büyüklüğüyle doğru orantılı olarak hızlanır. Haftanın başıyla sonunu anlamazsınız, mevsim değişimlerini bile güç bela yakalarsınız. Güneş ve ay, gündüz ve gece, gözünüzün önünde değişen manzaralara yol açarlar. Günler ne zamandan beri hızlı çekimde yaşanmaktadır hatırlayamazsınız. Sanki hep böyledir, ilk adımınızdan beri koşmaktasınızdır ve gitgide hızlanmanıza rağmen frenleri sıkamazsınız. Sanki her bir virajda sürat de artmakta ve çarpmadan ilerleyebilmek için de insan üstü çaba sarf etmektesinizdir.

Hayat bir keşmekeştir, evet her anı mücadeledir. Keyifli anlarınız olsa bile çoğu genelde trajedidir. Başınıza kötü şeyler gelir, talihsiz şeyler, üzücü, yıkıcı şeyler. Aradığınız işi bulamazsınız, hakkettiğiniz başarıyı kazanamazsınız, beklediğiniz terfiyi alamaz ve hatta bir yeni yetme, çağı sizden daha iyi yakalayabiliyor diye yıllara malolmuş emeğinize bakmadan işten çıkarılırsınız. Paranız yoktur, ödemeleriniz ise çok. Hayat nankör bir gülümseme ile karşınızdadır ve siz hakkınızı arayacak ya da en azından isyan edecek bir muhatap bile bulamazsınız. Size sadece yutkunmak kalır, boğazınızı parçalayarak geçen o koskoca lokmayı yutmak.


Bu kadar da değildir insan başına düşen talihsizlik sayısı. Tüm bu kargaşanın arasında bir de aşık olursunuz. Üstelik hem şiddetli hem benzersizdir bu seferki. Kalbiniz çarpar, gözleriniz parlar, günleriniz renk, geceleriniz anlam kazanır. Ömrünüzce beklediğiniz eş ruhunuz gerçekten kollarınızdadır. Hayatta büyük aşklar yaşanır ve hatta kavuşulur da. İlla ki çok sevip de alamamanız gerekmez. Bilakis çoğu zaman verirler sevenleri birbirine. Dramsa ondan sonra yaşanır. Pespembe gözlüklerle başlar birliktelikler, biraz da romantikseniz büyük ümitler dolduruverir evinizi. Başta hayatın gerçekliğine dayanır ilişki, etkilenmez. Aşk, üzerine çullanan sorunları cesaretle taşır, ezilmez. Ama zaman hep istikrarlıdır ve yüklemeye devam eder. Çift olarak eşit gayretiniz ve ortak çabanız olmazsa, tüm ağırlık belli noktalara dayanır ve zaman en kara sevdalıları bile bıktırır. Kollar taşıyamaz olur, gücünü yitirir, bacaklar titremeye başlar, çaresizlik tüm haşmetiyle gelir. Birbirinize bakışınız yetmez olur, gülüşler parlaklığını yitirir. Beklentiler karşılanmadıkça birikir, hayaller tükenir, karamsarlık gölge olur yüreğinizi ele geçirir.


İşinizi, eşinizi, evinizi, ailenizi, evladınızı, kaybedebilirsiniz hayatta. Sahip olunan herşey yok olma potansiyeli taşır. Siz herşeye rağmen yaşarsınız. Ümidin gidişi zordur, çok acıtır. Kolunuzun kopması bile tercih edilir. Üstelik ümit giderken nefesinizi de götürür yanında, gözünüzün ferini sizden alır. Düşünme gücünüz ise artık neredeyse hiç kalmamıştır. Tek tek girdiğiniz yolların hepsi çıkmaz sokaktır. Sağa sola koşar, telaşla bir geçit ararsınız, duvarlara her çarpışınız size kendinizden bir parça daha kaybettirir. Ufalırsınız, daralırsınız, korkunun eli gelir boğazınıza yapışır, çırpınır ve nefes alamazsınız. İdeali belki de ömrünüzün burada nihayetlenmesidir. Bari hayatınız bitse en azından acı da sona erecektir. Kederden kurtulma uğruna yaşamdan memnuniyetle vazgeçilebilir. O an bu bedel gözünüze cazip gelir. Buna daha terminolojik açıklama yapmamız gerekse biz psikologlar şöyle deriz: Yaşama dair edinilen umut gitmiştir ve onun bıraktığı büyük boşluğa depresyon işgalci bir tutumla yerleşmiştir.



Depresyon tek başına iktidar taraftarıdır. Yanına kimseyi istemez. Yönetimi ele alacaksa diktatörlük olacaktır. Size orada barınma şansı vermez. Aklınızı, fikrinizi, ruhunuzu ele geçirir. Bakışınıza, gülüşünüze çöreklenir. Düşünme, üretme, savaşma gücünüzü, azim ve iradenizi sizden teker teker alır. Size ise kendi bedeninizde hapis bir hayat kalır. Bu şekilde yaşarsınız. Dayanamayacağınızı, kaldıramayacağınızı, taşıyamayacağınızı sandığınız herşey başınıza gelir ve siz yaşarsınız. Elleriniz tutmaz olur, gözleriniz görmez, kalbiniz ise artık hiçbir şey hissetmez. Ruhunuz donar ve hayat yine de bildiği gibi devam eder.


Her zaman söylerim, insanın derdi de devası da insandır. Bahsettiğim tablo çok karamsar görünebilir, yepyeni bir yılı henüz karşılamış ve onlarca kıyamet senaryosundan sağ çıkmışken içinizi daraltabilir. Ama tam anlamıyla gerçekliğin kendisidir. Kişisel kıyametlerimizden bir kesittir sadece. Ancak tüm bunlar hayat içersinde defalarca yaşanmasına rağmen çoğunlukla da üstesinden gelinir. Birbirimize çare olabilme becerimizi geliştirdikçe hayatın ağırlığı el birliğiyle kuş tüyüymüşçesine kolaylıkla kaldırılıverir. İnsanın gücü sanıldığı gibi temelde bireyselliğinden geçmez benim inancıma göre. Birleşebilme, bütünleşebilme iradesinden geçer. Acılar de zevkler kadar hepimiz içindir ve enteresandır ki acılarımız ve kederlerimiz başkalarının kurtuluşu ve iyileşmesi için en etkili ilaçtan keskindir.


İnsan en büyük yalnızlık ve çaresizliğini boyundan büyük dertlerinin içine gömüldüğünde yaşar. O kadar derinleşir ki içine düştüğü kuyu, kimsesi olmadığına ve hayatın tamamen problemlerinden oluştuğuna ikna oluverir. Etrafı kendini küçük ama sorunlarını büyük gösteren aynalarla çevrili gibidir. Tüm yansımaları deforme olmuştur. Gördüğü kendisine ait ya; aslının da görüntüsündeki gibi bozuk olduğuna inanır. Nereye elini atsa, hangi yoldan gitmeye çalışsa sonuç vermez, kişisel lunaparkının en korkutucu bölmesinde kısılı kalır. İşte depresyon tam da bu yüzden yalnızlıktır, hem de en amansızından.


Sizi oradan ancak bir dost eli kurtarır. Size kalan tek şey, ne olursa olsun dünya durdukça gerçek anlamda yalnız olamayacağınızı anlamaktır. Dertlerimizin tüm insanlık tarafından paylaşıldığını farketmek, hayatta olan herkesin payına düşen sıkıntıyı dönem dönem yaşadığını bilmek bizi kör kuyularımızdan kurtarır. Yanlış anlaşılmasın; başkalarının mutsuzluğuna sevinmeyiz, bu değildir bizim kederimizi katlanılır kılan. Herkesin hayatında bizim gibi problemler olduğunu, kendilerine göre kıyametler yaşadıklarını ve hayatın hiçbir konuda olmasa da bu konuda daha adil olduğunu görmek bizi rahatlatır.


Yaralı bir yüreğe en çok, başka bir yaralı yürek dokunabilir. Nereye, nasıl temas edeceğimizi ortak acıların dili bize öğretir. Kişisel kayıplarımız, başkalarının üzüntülerine panzehirdir aslında. Sihir, kendimizi değil ötekini iyileştirmektedir, şifalı ellerimiz ise birbirimiz içindir. Mucizenin dönüp bizi bulmasının tek yolu, bize ait olmayan dertlere çare bulma çabamızda gizlidir. Kendi yaramıza gerekirse tuz basmak ama bir diğerinin derdi için canını dişine takmak. İşte döngü bu şekilde başlar. Tüm içtenliğimizle uzattığımız yardım elimizin, günü geldiğinde bizi de uçurumun dibinden çekip çıkaracağını başta tahmin edemeyiz. Ama sonuçta insanlar kendilerine, sadece birbirleri aracılığıyla ulaşabilirler her zaman. Akıllarını başlarına alıp, yüreklerini ortaya açıp, ötekileştirmeden, dışlamadan, suçlamadan, yargılamadan, uzaklaştırmadan kenetlenebilirlerse günün birinde, beklenen algı kapıları sonuna kadar açılır. Tek bir kişideki iyileşme bütüne dalga dalga yayılır ve her bir dalga ile şifanın gücü defalarca katlanır.


Başlayan sadece yeni bir yıl değil, bahsedildiği gibi insanlık için yeni bir dönemse, ümit gittiği o yollardan gerisin geri hiç üşenmeden gelir. İnsanlık, bir olduğunu fark edebilecek, her varlığın, küçücük hücre kadar önemli ve bütünü oluşturmakta gerekli olduğu sonunda idrak edilebilecekse eğer, yalnızlık hastalığı olan depresyon da literatürdeki yerini terk edebilir. Bugüne dek birbirine dert olmuş, komşuna verdiği zarardan en çok kendisi hastalanmış olan insanoğlu, eğer ona verilen aklı ve duyuları hakkınca kullanma kararı alır, sevgiyi yerleştirebilirse bakışlarına, esas yaratılma sebebini bence sonunda bulabilir. Yaşama amacını kendi içinde ararken, ancak karşısındakinin gözlerine baktığında bulabileceğini ve berrak bir görüş elde etmek için önce niyetini saflaştırması gerektiğini anladığında çözüm de yine birbirimizden gelecektir ve birbirimizi var etme çabamız arttıkça ödülümüz hiç olmadığımız kadar kendimize dönüşebilmektir. Tek bir insanın derdi tüm insanlığın meselesidir ve o içten bir kahkahayla gülmedikçe korkarım ki kişisel kıyametlerimiz de bitmeyecektir...


Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ümit Yeniden (Depresyonu Anlamak)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Burcu ATATÜR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Burcu ATATÜR'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Burcu ATATÜR'ün Yazıları
► Depresyonu Anlamak Dr.Mehmet TEKNECİ
► Depresyonu Anlamak Psk.Orhan TARUK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,827 uzman makalesi arasında 'Ümit Yeniden (Depresyonu Anlamak)' başlığıyla benzeşen toplam 19 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kendin Olmak Kasım 2012
◊ İnsanlar Kötü mü? Kasım 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


20:16
Top