2007'den Bugüne 80,266 Tavsiye, 25,603 Uzman ve 17,919 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Bağımlılık, Madde ve Aile
MAKALE #18227 © Yazan Uzm.Psk.Tuna KADIOĞLU | Yayın Nisan 2017 | 1,111 Okuyucu
Bağımlılık söz konusu olunca herkesin bir parça gerildiğini ve tereddüt ettiğini biliyoruz. Odak kişi çocuğunuz, küçük kardeşiniz ya da yaşça ufak bir akrabanızsa ani koruma iç güdüsü devreye girebiliyor.
Bağımlılığı düşünürken 3 boyutta değerlendirmemiz gerekiyor:
-Aile ve arkadaşların yaklaşımı
-Genetik yatkınlık
-Bağımlı ya da bağımsız çocuk yetiştiren aile stilleri

Bağımlılık üzerine yapılan hatrı sayılır ilk deneyi hepimiz biliyoruz. Bir kafes, bir fare ve iki tane su tankı. Bir tankta normal su diğerinde ise eroin/kokainli su. Fare iki suyu test eder sonra ELBETTE bağımlılık yapıcı madde içeren suyu içmeye başlar ve bağımlı olur. Oldukça basit bir deney ile uzun zaman önce bağımlılığı anladık. Ya da anladığımızı sandık. Alanda çalışan uzmanların size söyleyebileceği en garanti bilgi bağımlılıktan kurtulma yani rehabilitasyon seçeneğinin oldukça düşük bir şansı olduğudur. Bu rakamın %9 un üzerinde olmadığını belirtmek isterim. Maddi odaklı bazı merkezler rehabilitasyonun oldukça garanti bir yol olduğunu, bu yol ile kesinlikle bağımlığınızdan kurtulacağınızı söylerler. Bu masala inanabilirsiniz, ama kulağa fazla güzel gelmiyor mu?

Tüm bu zaman bağımlılığı bir farenin boş kafesinden öğrendik. Bu deneyin eksiklerini düşünmedik. Ve tamam o zaman dedik. Bunu diyen herkes anlamamayı, sorgulamamayı seçmiş ve hatanın bir ucundan tutmuştur. Aksi yönde bir deney Kanadalı doktor Bruce Alexandar tarafından yapılmıştır. Doktor Alexandar sadece farelerin kötü şöhretini kurtarmamış aynı zamanda ne kadar kolay sonuca varmaya meraklı olduğumuzu, kaç insanı anlamadan damgaladığımızı dile getirmiştir. Psikolojik suçlar kategorisi olsaydı bunlar kesinlikle o kategoride yer alırdı. Alternatif deneyde ise aynı ortam ve fare kullanıldı. Farklı olarak kafese başka fareler, eğlenceli parkurlar, kaydıraklar, renkli toplar ve farklı yiyecekler konuldu. Sonuç?? Farelerin bağımlılık yapıcı suyu tüketimleri BİLİMSEL OLARAK ANLAMLI bir oranda düştü. Ve yeni deneye göre bağımlılık aslında yalnızlık, izolasyon, tek başınalık gibi bireyin ruhsal ve sosyal çaresizliği olduğu noktalarda söz konusu oldu. Fareler o suyu içmektense kaydıraktan kaydılar, topları yuvarladılar, zıpladılar, yemek yediler, sosyalleştiler, iletişim kurdular ve çiftleştiler. O suya ihtiyaç duymadılar. Şimdi bilim sayesinde daha kaliteli bir fikre sahibiz. Bağımlı olarak değerlendirdiğimiz bir birey kafesteki yalnız bir fare. O kafese girip, kafesi renklendireceğimiz yerde o fareyi güvenli duvarların ardından inceleyip, içini açıyor ve onu öldürüyoruz. Bu noktada bağımlılık üzerine bildiklerinizden şüphe duymanız gerekiyor.

Bağımlılık söz konusu olunca herkesin bir parça gerildiğini ve tereddüt ettiğini biliyoruz. Odak kişi çocuğunuz, küçük kardeşiniz ya da yaşça ufak bir akrabanızsa ani koruma iç güdüsü devreye girebiliyor.
Bağımlılığı düşünürken 3 boyutta değerlendirmemiz gerekiyor:
-Aile ve arkadaşların yaklaşımı
-Genetik yatkınlık
-Bağımlı ya da bağımsız çocuk yetiştiren aile stilleri

Bağımlılık üzerine yapılan hatrı sayılır ilk deneyi hepimiz biliyoruz. Bir kafes, bir fare ve iki tane su tankı. Bir tankta normal su diğerinde ise eroin/kokainli su. Fare iki suyu test eder sonra ELBETTE bağımlılık yapıcı madde içeren suyu içmeye başlar ve bağımlı olur. Oldukça basit bir deney ile uzun zaman önce bağımlılığı anladık. Ya da anladığımızı sandık. Alanda çalışan uzmanların size söyleyebileceği en garanti bilgi bağımlılıktan kurtulma yani rehabilitasyon seçeneğinin oldukça düşük bir şansı olduğudur. Bu rakamın %9 un üzerinde olmadığını belirtmek isterim. Maddi odaklı bazı merkezler rehabilitasyonun oldukça garanti bir yol olduğunu, bu yol ile kesinlikle bağımlığınızdan kurtulacağınızı söylerler. Bu masala inanabilirsiniz, ama kulağa fazla güzel gelmiyor mu?

Tüm bu zaman bağımlılığı bir farenin boş kafesinden öğrendik. Bu deneyin eksiklerini düşünmedik. Ve tamam o zaman dedik. Bunu diyen herkes anlamamayı, sorgulamamayı seçmiş ve hatanın bir ucundan tutmuştur. Aksi yönde bir deney Kanadalı doktor Bruce Alexandar tarafından yapılmıştır. Doktor Alexandar sadece farelerin kötü şöhretini kurtarmamış aynı zamanda ne kadar kolay sonuca varmaya meraklı olduğumuzu, kaç insanı anlamadan damgaladığımızı dile getirmiştir. Psikolojik suçlar kategorisi olsaydı bunlar kesinlikle o kategoride yer alırdı. Alternatif deneyde ise aynı ortam ve fare kullanıldı. Farklı olarak kafese başka fareler, eğlenceli parkurlar, kaydıraklar, renkli toplar ve farklı yiyecekler konuldu. Sonuç?? Farelerin bağımlılık yapıcı suyu tüketimleri BİLİMSEL OLARAK ANLAMLI bir oranda düştü. Ve yeni deneye göre bağımlılık aslında yalnızlık, izolasyon, tek başınalık gibi bireyin ruhsal ve sosyal çaresizliği olduğu noktalarda söz konusu oldu. Fareler o suyu içmektense kaydıraktan kaydılar, topları yuvarladılar, zıpladılar, yemek yediler, sosyalleştiler, iletişim kurdular ve çiftleştiler. O suya ihtiyaç duymadılar. Şimdi bilim sayesinde daha kaliteli bir fikre sahibiz. Bağımlı olarak değerlendirdiğimiz bir birey kafesteki yalnız bir fare. O kafese girip, kafesi renklendireceğimiz yerde o fareyi güvenli duvarların ardından inceleyip, içini açıyor ve onu öldürüyoruz. Bu noktada bağımlılık üzerine bildiklerinizden şüphe duymanız gerekiyor.

Peki bağımlılık dediğimizde aklımıza neler geliyor? Uyuşturucu maddeler, uyarıcı maddeler, marijuana ve diğer narkatik grupları. Bu maddelerin fiziksel mekanizmayı etkileyerek daha fazla istek yarattığını biliyoruz ama tıpkı fare gibi buna mahkum değiliz. Bu maddelerin bazıları oldukça güçlü fiziksel bağımlılık altyapılara sahiptir. Bu noktaya itiraz etmek mümkün değil. Ama hayır demek. Bunun gerçek bir duygu ve algı yaratmadığını kabul etmek neden bu kadar zor? Bu sorunun cevabını mantık bilgisi ile veremiyoruz. Duygudan gelen bilgiye bakmalıyız. Duygu durum halinin değişimi bu maddelerin başlıca kullanım sebebidir. Özetle dünya acı verir, karanlıktır, mutsuzdur ve madde sizi aniden başka bir dünyaya götürür. Maddeye göre bu dünya hızlı ve enerjik ya da yavaş ve sakin olabilir. Bu noktada maddenin kirliliğini unutmamak lazım. Kirlilik gitmek istediğiniz dünyanın belirsiz bir hal almasını sağlar. Bağımlı bireyin gerçeklikten acı çektiğini biliyoruz. Bu dünyadan kaçmak onun için bir numaralı hedef haline geliyor. Demek ki bu dünya onun için çok büyük bir acı kaynağı. Karşılaştırma yapmak doğal bir refleks olarak geliyor ama ipi elinize alıp otomatik bir tepki vererek sen zayıfsın, sen korkaksın deme isteğini bastırmamız faydalı hareket olacaktır. Bu basit bir ben güçlüyüm, haklıyımdan başka bir şey değildir. Size ucuz bir psikolojik tatminden başka bir şey vermez. Bizi bu dünyadan uzaklaştıran şeylerin sadece maddeler olmadığını anladığınız mı? Madde kullanan birisine bağımlı derken ne kadar dürüstsünüz? Bağımlılığın madde ötesindeki alanlarına baktığımızda hiç dürüst olamadığınızı söylemek mümkündür. Akıllı cep telefonunuz, tabletiniz, bir oturuşta fazla sayıda dizi izlediğiniz bir bilgisayarınız var mı? Bir ya da daha fazla sosyal medya hesabınız var mı? Bunlara her gün bakıyor musunuz? Baktığınızda yapılacak işleriniz aksıyor mu? Öncelik ayarınızı kaçırıyor musunuz? O zaman siz bir bağımlısınız. Telefonunuza, sanal kimliğinize, oyunlarınıza, tabletinize ve dizilerinize bağımlısınız. Sizde bir uyuşturucu bağımlısı gibi bunları kullanarak acı veren gerçek dünyadan kaçıyorsunuz. Sizin uyuşturucunuz yasal olması sizi bağımlı olmaktan kurtarmıyor. Çok daha komik objelere bağımlı olabilirsiniz. Arabanıza, partnerinize, kaşığınıza, evinize bağımlı olabilirsiniz. Bu anlamda önemli yasal uyuşturuculardan kahveyi, sigarayı ve en fazla fiziksel zararı rapor edilen alkolü unutmayalım. Dürüst ve bilimsel bir ortamda alkollü içkiler diğer uyuşturucu(narkotik) maddeler arasında sağlam bir yere sahiptir. Ama yıllardır marketlerde, evimizde, masamızda gördük ve alıştık.
Bir ilaç ve zehir arasındaki çok basit ve anlamlı bir fark vardır?
“Sola dosis facit venenum”, yani doz zehiri belirler. Buna günlük hayattan bir örnek verelim. Su. Belli bir miktar su olmadan yaşamak mümkün değildir. Su bir insanın en çok ihtiyacı olan sıvıdır-besindir. Günde 2-3 litre önerilen miktardır. Peki günde 15 litre içersek ne olur? Kurtuluşu zor bir yola gireriz ve büyük ihtimalle ölürüz. Alkol ya da eroin ile değil. Su ile. Bunun araştırmasını lütfen yapın. Su zehirlenmesi oldukça ciddi bir medikal durumdur ve fazlasıyla risklidir.

Geldiğimiz nokta şu; hepimiz bir şeylere bağımlıyız. Ama yasal olmayan maddelere bağımlı olanları itiyoruz. Bir yandan bu grup yardıma en çok ihtiyacı olan grup. Ve bağımlılığın nereden geldiğini bilmiyoruz. Tüm bu mantık kendi içinde çürüyor. Burada kendinizi sorgulamamanız güçlü bir inkar mekanizmasına sahip olduğunuzu gösteriyor olabilir. Tebrikler bu şekilde yaklaşmaya devam ederseniz gerçeğe bir kaç günde değil bir kaç yılda ulaşacaksınız. Ama binlerce yıl yaşadığımız için acele etmemeniz gayet mantıklı.

Birisi bağımlı olurken birisi neden olmuyor?
Aileler durum bariz olarak kötü bir hal alınca ya da işin içine maddeler girdiği zaman olayı anlıyorlar. Ama bu çocuk zaten hep bağımlı kişiliğe sahipti. Buna hazırmış. Bu eğilim ile saatli bomba gibi dolaşıyordu. Ve şimdi tüm sonucu maddeye bağlıyorsunuz. Sorumluluk almaktan kaçınıyorsunuz.
Bu ipin ucu nereye çıkacak? Çocuğun en önemli yıllarını geçirdiği ev ortamına elbette. Aileleri olarak sorumluluk sizin. Bu sonucu istemediğinizi söyleyebilirsiniz ve samimi olduğunuz sayısız makale ile doğrulanmıştır. Gerçekten istediğiniz bu değildi ama sonuç bu. İstemeden ve muhtemelen mekanizmayı anlamadan çocuğunuzun kritik yıllarını doldurdunuz. Şimdi çocuğunuz bağımlılığa eğilimli bir birey oldu. Peki bunu anlamadan nasıl yaptınız? Muhtemelen sizde bağımlılık eğilimli bir bireysiniz. Belki maddelere değil ama telefona, televizyona ya da alkole. Bir çocuk mekanizmaları çok iyi analiz eder, anlar ve taklit eder. Çocuğunuz bunu sizden gördü. Bir çocuğa dış bir cisimin etkisine nasıl girmeyeceğini oturup öğretmeniz gereklidir. Bu emek isteyen bir aşamadır. Kendiniz bu tip yasal uyuşturucuları kullanıyorsanız ve böyle bir eğitim vermediyseniz ciddi bir riske sahip bir çocuğunuz olabilir. Eve gelip televizyonun karşısında haftanın kaç günü ailecek zaman geçiriyorsunuz? Ne kadar sıklıkla sadece müzik dinliyorsunuz? Sohbet ediyorsunuz? Beraber otururken hepiniz telefonunuzu elinize alıp zaman geçiriyor musunuz? Alışveriş yaparken saatler geçiriyor, fazlaca para harcıyor musunuz?
Son bir ayınızı düşünün. Bir bağımlı olabilirsiniz. Ve çocuğunuzda muhtemel bunu öğrenmiş olabilir.

Peki yaraya parmak basmayalım ve ne yapabiliriz ona bakalım?
İlk olarak bu döngüyü acilen kırın. Rutininizi bozun. Her gününüzü aynı geçirmeyin. Belli şemalar olabilir ama haftanın her üç gününü farklı şeylerle doldurun. Yine doz zehiri belirler mantığı ile şunu söylemek mümkün, belli bir rutin size iyi gelir ancak sadece 1 tane rutininiz olmasın. Rutin seçenekleriniz bol olsun. Bu kırma işlemini ailecek yapın. Her gün televizyon izlemeyin. Resim çizin, beraber yemek yapın, çocuklarınız ile sohbet edin, dans edin, farklı filmler izleyin ve dinlemediğiniz müzikleri keşfedin. O televizyonun karşısına geçip uyuşmayın. Her gün eroin kullanan bir bireyden farkınız yok. Ve televizyonun erişiminin bu kadar kolay olması onu çok daha büyük risk haline getiriyor. En büyük risk ise cep telefonlarınız. Sürekli yanınızdalar. Tuvalete giderken bile yanınızdalar. Bunun hiç bir anlamı yoktur. Sürekli cebinizde sonsuz miktarda uyuşturucu taşıyorsunuz. Telefonunuzu kullanın ama akıllı telefon özelliğini her gün kullanmayın. Sosyal medyaya her gün bakmayın. Saçma videolar izlemeyin. Kısacık ve çoğunlukla eksik bilgileri paylaşmayın. Ona baktıkça düşünmüyoruz. Ve kesinlikle ileriye değil geriye gidiyoruz. Eğer madde kullanan bir çocuğunuz-akrabanız ya da arkadaşınız varsa tekrar düşünün. Onlara bağımlı diyip onları itmeye başlamadan tekrar düşünün. Onlara vereceğiniz zararı tekrar düşünün. Dünyayı bir parça daha acı verici yaptığınızı ve onu bağımlılığına daha bağımlı hale getirdiğinizi tekrar düşünün. Kendi egonuza bağımlı olmayın, onu pohpohlamanız gerekmiyor. Yardım elinizi uzatın, bir parça destek olun ve o insanı itmeyin...
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Bağımlılık, Madde ve Aile" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Tuna KADIOĞLU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Tuna KADIOĞLU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Tuna KADIOĞLU'nun Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,919 uzman makalesi arasında 'Bağımlılık, Madde ve Aile' başlığıyla benzeşen toplam 24 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


20:32
Top