2007'den Bugüne 85,307 Tavsiye, 26,662 Uzman ve 18,981 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Gebelik Depresyonu Tedavi Edilmezse Ne Olur?
MAKALE #18280 © Yazan Psk.Meryem Gül EREN | Yayın Nisan 2017 | 1,889 Okuyucu
GEBELİK DEPRESYONU TEDAVİ EDİLMEZSE NE OLUR?

Gebelik; yaşam olayları içinde bir kadın ve bir çiftin hayatının en önemli, kırılgan ama aynı zamanda da en heyecanlı dönemidir. Gebeliğin başladığının öğrenildiği an; kadınlar ve erkekler için çok farklı anlamlara gelmektedir. Kadınlar gebelik haberini almadan önce de bedenlerinde bazı değişimlerin olduğunu fark ederler. Fark etme ile birlikte beklentiler oluşmaya başlar. Kadının içinde karışık duygular ortaya çıkar. Bir yanda korku, kaygı, bazen öfke, endişe, diğer yanda heyecan vardır. İdeal koşullarda bebeğin geleceği kadın ve erkek için sevinç kaynağıdır. Ailelerin de en çok beklediği haberlerden biridir bebek.

Gebeliğin başlaması kadının duygusal dünyasını sarsar. İçsel duyguların, heyecanların yeniden düzenlenmesi gereklidir. Bir taraftan da kadının bedenindeki hormonal değişimler, kadının duygusal dengesini bozmaya başlar. Fizyolojik değişimler de kadının bedensel dengesini sarsar. Hormonal etkiler; sıcaklık basması, terleme, nabız sayısında artış, kalp çarpıntısı, mide bulantısı, iştahsızlık, sindirim sistemi sorunları ortaya çıkar. Bazı kadınlarda gebeliğe bağlı fizyolojik sıkıntılar çok fazla rahatsız edici olmaz. Bazılarında ise; gebelik belirtileri aşırı rahatsız edici olabilir. Aşırı kusma, mide bulantısı, uykusuzluk, kalp çarpıntıları çok rahatsız edici düzeye gelebilir.
Gebeliğin özellikle ilk 3 ayında ortaya çıkan gebelik değişimleri kadın ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Gebeliğe bağlı fizyolojik değişimler, kadının ruhsal dünyasını çok fazla zorlayabilir.
Gebelikten önceki kadının ruh sağlığı, gebelik depresyonunu anlamada çok önemlidir. Eğer kadının daha önce herhangi bir duygu durum bozukluğu, depresyonu, Obsesif Kompulsif Bozukluğu (OKB yoksa, gebelik depresyonu açısından risk azdır. Kadın yaşanan değişim ve rahatsızlıkları daha kolay tolere edebilir. Ancak gebelik öncesi psikolojik sorunlar, kullanılan ilaçlar varsa, aile öyküsündeki kadın kuşağında depresyon, Bipolar gibi duygu durum bozuklukları, çocukluk dönemi ihmal, istismar, taciz, sözel, duygusal, fiziksel şiddete maruz kalma söz konusu ise dikkatli olunmalıdır.
Öncesindeki kişisel yatkınlıklar, zorlanmalar gebelikte kadının çok daha fazla zorlanmasına neden olabilir.

Gebelik dönemi depresyonlarında, kadının kişisel geçmişi önemlidir. Ancak gebelik sırasındaki aile, eş, sosyal çevre desteği de bir o kadar önemlidir. Gebelikle birlikte karı kocanın arasına bebek girmiş olur. Kadının dikkati eşinden, karnındaki bebeğe ve kendi bedenine kayar. Bu tür durumlarda erkek olan eşin nasıl konumlanacağını anlaması zor olabilir. Erkek eş, koca, eşinin gebeliğini biliyor olsa da, bunun nasıl bir değişim yaşattığını bilemeyebilir. Eşinden önceki gibi davranmasını, kendisi ile ilgilenmesini, hizmet etmesini bekleyebilir. Genellikle kocaların, “her şey eskisi gibi olsun” beklentileri; çiftler arasında çatışma, uzaklaşma yaratabilmektedir. Karı koca arasındaki iletişimin kalitesi, kadının gebelik depresyonu üzerinde etkilidir. Yakın ve sevecen, kapsayıcı bir eşin varlığı; gebe kadının yaşanan değişimleri daha kolay tolere etmesine yardım eder.
Gebelik depresyonlarında bir diğer risk faktörü; bebeğin istenmeyen, beklenmeyen bir anda olmasıdır. Kadının yakınlarda ve zor bir doğum yapmış olması ciddi bir sorun teşkil eder. Eğer önceki gebelik çok sıkıntılı ve zor geçmişse; kadının kaygıları artar. “her şeyi yeniden yaşayacak olmanın” beklentisi ile gebelik değişimlerine zor uyum sağlar. Keza doğumun travmatik bir deneyim olarak yaşanması da, geçmişte kalmış sıkıntıları bir anda alevlendirebilir. Gebelik ve doğum; kadın ruh sağlığı açısından travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) yaratan en önemli yaşam olaylarıdır.
Önceki gebelik, doğum ve doğum sonrası zor ve sıkıntılı geçen hamile kadınların ve eşlerinin, ailelerin kadına karşı dikkatli, anlayışlı, hayatı kolaylaştırıcı olmaları gereklidir.
Halk arasında gebeliğin kadının ruhsal sorunlarına iyi geleceğine dair bir inanç vardır. “Eğer kadın bir çocuk doğurursa, kafasına takmayacak, vesveseye kapılmayacak, kendini çocuğa verecek”, biçiminde düşünülmektedir. Oysa gerçekler böyle değildir. Kadınların zaten erkeklere göre; 25-44 yaşlarında; depresyon ve anksiyete bozuklukları geliştirme riskleri yüksektir.

Türkiye de yapılan bir çalışmada 3 aylık dönemlere göre depresyon görülme sıklığı; ilk 3 ayda % 22, 3 ve 6.aylarda % 32, son 3 aylık dönemde ise %36 olarak bulunmuştur.(Karataylı 2007)

Gebelikte depresyon görülme olasılığını artıran başka faktörlere bakılacak olursa; Eş ile olan ilişkinin tatminkar olmaması, çatışmalı evlilik ilişkisi, eşin ve ya kadının işsiz olması, ekonomik kaygılar, kaynak/köken ailelerle ilgili sorunlar, küçük yaşlarda evlenmiş ve gebe kalmış olmak, evliliğin bitmek üzere olduğu bir zamanda gebeliğin yaşanması, yakın dönemde kadının sevdiklerini kaybetmiş, hastalanmış olmaları da gebe kadının depresyona girme olasılığını etkileyebilmektedir.
• Gebelik dönemindeki belirtilerle depresyonun belirtileri birçok bakımdan birbirine bezediği için ayırt etmek bazen güç olabilir.
Gebelikte olağan olan fizyolojik, duygusal, zihinsel ve bedensel değişimlerden farklı olan bir nokta vardır. Pek çok gebe kadın uykusuzluk, yorgunluk, enerjisizlik, halsizlik, üzüntü, sinirlilik yaşar. Ancak depresyondaki bir gebe kadında; keder, yoğun hüzün, gam, karamsar duygu durum kısacası çökkünlük, umutsuz, depresif dediğimiz bir durum söz konusudur. Depresyondaki bir gebe kadın; bebeğine dair olumlu hayaller kuramaz. Dünya başına yıkılmış gibi; kederlidir. İştahı azalır, içe döner. İnsanlardan uzaklaşmak ister. Kimsenin kendine yardım edemeyeceği, her şeyin kötüye gideceği gibi olumsuz, karamsar düşüncelere boğulur. Bazı durumlarda ölüm düşüncelerini de dile getirebilir.
• Gebelik dönemindeki depresyonlar tedavi edilmediğinde ne olur?
Gebelik döneminde herhangi bir destek, ilaç ve psikoterapi müdahalesi yapılmaz ise; doğum sonrası depresyonları ciddi bir sorun olarak ortaya çıkabilmektedir. Anne bebek ilişkisini olumsuz yönde etkilemekte, emzirme ve başka sağlık problemleri görülebilmektedir.
Gebelik dönemindeki depresyonların bir diğer olumsuz sonucu; annenin öz bakımının zayıflığına, depresyonuna bağlı olarak; erken doğum, düşük doğum ağırlığı olan bebek sorunu yaşanmaktadır. Düşük doğum ağırlığı olan bir bebeğin yaşamsal riskleri, anneyi çok fazla zorlayabilmektedir. Hatta, bu tür durumlar, çiftin hayat kalitesini de çok fazla etkileyip, bozmaktadır. Bebeğin düşük doğum ağırlığı nedeniyle, küvözde kalması, emzirme sorunları, annede yarattığı kaygı fazlaca olabilir.
11 yıllık boylamsal bir çalışmada; depresyonlu annelerin çocuklarının zeka testlerindeki performanslarının daha düşük ve şiddete yönelik davranışlarının daha fazla olduğu bulunmuştur. (Hay ve ark 2008)
Gebelik döneminde dikkate alınmayan depresyonlar, gebelikte ortaya çıkan tansiyon yükselmesi, kalp çarpıntısı, uykusuzluk gibi sorunları daha da ağırlaştırmaktadır. Preeklampsi gibi gebelik dönemi sağlık sorunlarını artırmaktadır.
•Gebelik döneminde depresyon nasıl tedavi edilir?

Gebelerin ilaç kullanmasında hekimler çok titiz davranırlar. Çok fazla gerekmedikçe ilaç kullanımından kaçınırlar. Ancak mutlaka kullanılması gerekiyorsa, kadın doğum uzmanı, çocuk sağlığı uzmanı ile birlikte sıkı takip edilir. Çok düşük dozlarda ilaçlar kullanılır.
 Gebelik depresyonunda en çok önerilen; yan etkileri de olmayan psikoterapi yöntemleridir.
 Kadının depresif duygu ve düşüncelerini tanıması ve yönetmesi için Bilişsel Davranışçı Terapiler(BDT), Şema Terapi, İlişkiye yönelik çift/ aile terapileri en çok işe yarayan yöntemlerdir.
 Gebelik ve yaşanan değişimlere, yaşanabileceklere yönelik farkındalık temelli, psiko eğitim çalışmaları da fayda sağlamaktadır.
 Kadının eşi ve ailelerle olan ilişkisine yönelik başa çıkışını destekleyen yaklaşımlarda etkilidir.
 Kadın terapi sürecinde başına gelenleri anlamakta, kabullenmekte yeni başa çıkma becerileri edinebilmektedir.
 Özetle; bir kadının ruh sağlığı, ailedeki bütün bireyleri en önemlisi de; gelecek kuşakları etkiliyor. Bu nedenle kadın ruh sağlığına ülkeler, toplumlar, aileler, şirket ve eğitim kurumları özel bir önem vermelidir.

Meryem Gül Eren
Psikolog Çift/Aile/Yetişkin Terapisti
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Gebelik Depresyonu Tedavi Edilmezse Ne Olur?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Meryem Gül EREN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Meryem Gül EREN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Meryem Gül EREN Fotoğraf
Psk.Meryem Gül EREN
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
Psikolog /Çift/İlişki Terapisti /Aile Terapisti/EMDR Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi36 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Meryem Gül EREN'in Makaleleri
► Vajinusmus Nasıl Tedavi Olur ? Psk.Dnş.Serap ALTU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,981 uzman makalesi arasında 'Gebelik Depresyonu Tedavi Edilmezse Ne Olur?' başlığıyla benzeşen toplam 50 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:06
Top