2007'den Bugüne 80,886 Tavsiye, 25,753 Uzman ve 18,030 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocuklarımızdan Sorumlu Değiliz? Peki ya Neyiz?
MAKALE #20237 © Yazan Psk.Dnş.Erhan KOCA | Yayın Ocak 2019 | 280 Okuyucu
Bütün çocuklar yetişkin ve olgun bir anne-babaya sahip olmak isterler.Bu çocukların çok zengin, modayı yakından takip eden ebeveynler istediği anlamına gelmez yada iyi anne-baba olmak çocuklarımızın her istediğine izin vermek, onların etrafında ağzından ne çıksa da yapsam diye bekleyen ebeveyn beklediğini de hiç sanmıyorum.

Çoğu çocukla görüşmelerimde “Bana bağırmasından nefret ediyorum.”,” Sesini yükselttiğinde içimden uzaklaşmak geliyor.”,”Bazen hemen üniversiteye gitsem, evden ayrılmış olsam”,”Ailemden nefret ediyorum.” diye aklından geçirdiğini benimle paylaşıyorlar. Hatta bazen çocukla görüşme sonrasında ebeveyn terapistinde en çok neyi sevdin dediklerinde çocuklar “Gerçekten her zaman bu sakin mi acaba?”, “Ne kadar sakin ve sessiz konuşuyor.” diye ailelerine söyledikleri bana gelen geri bildirimler arasında.

Buradan anladığımız çocukların tek isteği işler kızıştığında sakin kalabilen ebeveyn profili, hatta özellikle işler kızıştığında sakin kalabilmek en önemli ayrıt bence. Çünkü “Ebeveynlik kriz zamanlarında anlaşılır.” Gözlemlediğim ebeveynlerin çoğu biz zaten normalde çok sorunsuz bir aileyiz işte tartışmaya başlayınca biraz ortalık karışıyor diye ifade ederek gelmeleri.

Eski nesil ebeveynlik anlayışında çocukları görmeme ve duymamaya yönelik bir sistem mevcuttu.Onların bireysel olarak değerli hissetmeleri çok önemli değil hatta önemsiz olarak görülmekteydi.İletişim organlarının, sosyal medyanın, internetin, bloger annelerin ve birçok yeniliğin hayatımıza girmesi ile yeni ebeveynlik yöntemleri noktasında bir sürü bilgi bombardımanına tutulduk. Her gördüğü öğrendiği yaptığını paylaşamaya, anlatmaya başaldı.Doğruluğu yanlışlığı göz önüne alınmadan her bilgiyi doğru kabul etmeye başladık.Ayrıca bunların çoğu çocuğu merkeze alan, sürekli kendinden veren helikopter ebeveynlik anlayışıyla donatılmış.Çocuklarımızın iyiliği için kendimizi feda etmemiz gerektiğini, tüm dikkatimizin onlara vermemiz gerektiğini ve daima yanlarında olmamız gerektiğini, hiçbir problemlerini kendileri çözmemeleri gerektiğini, problemlerini kendi çözmeye çalışan çocuklarının anne babalarının iyi anne baba olmadığı duygusu anlatıyorlar.Bu kadar –meli, -malı’ın yapılması gereken şeylerin için bir kısım ebeveyn zorda olsa bu kurallara uyar ama yorgun düşmüş olur, yapamayan ebeveynlerimiz ise şuçluluk ve yetersizlik duygusuyla baş başa kalmaktadır.Çocuklarımızı okula, antremana götürmek yetmez hale geliyor artık bizlere. Hep aklımızda o müthiş kaygı uyandıran soru. Başka neler yapabilirim? Sizce de biraz yorucu değil mi? Sanırım bu ve bunun türevleri bir çok durum, ebeveynler ile çocukları yaklaştırmak yerine aralarında mesafenin açılmasına sebep olmaktadır. Peki sorun, çocuklarımıza fazla odaklanmamız olabilir mi? Kesinlikle.Birazcık kendi başlarına kalmalarına, sıkılmalarına müsaade edilme ihtiyaçları ne olacak? Bunada hakları olduğunu düşünebilir miyiz?

Çocuklarımız için en harika şey, kendinize odaklanmayı öğrenmektir. Çünkü birçoğumuz ilişkilerimizi hatalı bir model ile yürütüyoruz. Bu ilişkilerimizin hatalı olduğu anlamına gelmiyor fakat ilişki biçimlerimizin hatalı olduğu anlamına geliyor. Sürekli aynı tarz insanlarla karşılaşan ve ayrılık veya problem yaşayan bireylerin kısırı döngüleri incelendiğinde aynı ilişki biçimini yarattığı, buna bağlı olarak aynı hatalı davranış örüntüleri oluşturduğu görülmektedir. Karşılarında ki insan değişmesine rağmen sorun aynıysa sanırım dokunulması gereken yer ilişkide insanlardan ziyade ilişki biçimleri.
İyi ilişki kurmak isteyenlerin en büyük düşmanı duygusal tepkileridir. Ebeveynlerin en büyük derdi televizyon değil, kötü bir sosyal çevre, maddi eksiklikler değil aslında bizim en önemli mücadelemiz duygusal tepkilerimiz. Bu sebeple çocukla ilişkimizde endişe içinde onlara odaklanmak yerine, kendimizde neyi kontrol edebileceğimize odaklanarak kendimizi sakinleştirmeliyiz.Öncelikle dünyada kontrol edebileceğimiz ve edemeyeceğimiz şeyler var.Şimdi kendimize şu soruyu sorun. Kontrol edemeyeceğimiz ve değiştiremeyeceğimiz bir konuya enerjimizi harcamak ne kadar akıllıca? Peki çocuklarımız hangi kategoriye giriyor? Çocuklarımız kontrol edebileceğimiz şeyler mi yoksa edemeyeceklerimizde mi? Bir de şu açıdan bakmamız lazım en genel tabloda çocuklarımızı kontrol edebiliyor olsak bile kontrol ederek mi büyütmeliyiz? Ebeveynlik bu mudur?

Kendimize odaklanmamızı etkileyen en önemli otomatik düşünce “Çocuklarımızda sorumluyuz.” Çoğu insan ebeveynliği böyle tanımlar. “Anne babalar olarak çocuklarımızın düşünmesi, hissetmesi ve özellikle doğru şekilde davranması görevimiz.Çocuklarımızın her şeyi ile kendimizi eşliyoruz. Bir tutuyoruz kafamızda bir tanım oluşturup o tanıma uydurmaya çabalıyoruz. Çabalarken tepkisel davranıyoruz.Bağırabiliyoruz, istediğimiz doğrultuda yönlendirmeye çalışıyoruz, hatta şiddete başvuranlarımız bile oluyor yada görmezden geliyoruz, yok sayıyor küsüyoruz, sevgimizden mahrum bırakıyoruz ve güvenli ilişkiyi zedeliyoruz. Bunların hepsi duygusal tepkilerimiz.

“Çocuklarımızın iyi olması bizim sorumluluğumuz.” Bu varsayımın doğruluğuna ne kadar inanıyorsak yukarda saydığım duygusal tepkileri hayatımızda o kadar çok görürüz. Sonuçta çocuklar ilk anlarından itibaren bize bağımlıdırlar.Ama bu cümleyi biraz düşündüğümüzde gerçekten büyük bir sorun var demektir.Onlar büyümenin doğası gereği yavaş yavaş kendi kararlarını vermeye başlarlar.Küçüklükten itibaren ne yapıp yapmayacakları, ne hissettikleri, ne düşündükleri ve nasıl davranacakları konusunda tercih yaparlar.Bu yaklaşım basit görünüyor fakat çocuk büyütürken hissettiğimiz öfkenin tohumlarını atıyor. Çocuklar yapmasını istediğimizden farklı olarak markette bağırmayı, ağlamayı ve çığlık atmayı seçerler.Ödevlerini yapmamayı, koyduğunuz kuralları uymamayı, eve geç gelmeyi, saatlerce tabletle telefonla oynamayı, televizyonun başında zamanı öldürmeyi tercih ederler.Çocuklarınızdan sorumluysanız, doğru kararlar verme konusunda onları programlama işini çözmeniz gerekiyor. Size göre doğru düşünme, hissetme ve davranmalarını sağlamak için doğru teknikleri öğrenmeniz gerekiyor.Bütün bunlar itaat etmeyi, sorgulamamayı, söyleneni olduğu gibi kabul eden bir sistemi çağrıştırıyor.Bu baskı sistemlerinde çocuklar iki yola başvurur.Ya ebeveynlerinin endişelerini azaltmak için kendi karar vermek mekanizmalarını baskılamaları ya da ebeveyn otoritesine karşı çıkmaları gerekir.Anne babalar çocuklardan sorumlu olma temeliyle hareket ettiklerinde çocuklar ya sisteme boyun eğip, uyum sağlıyor, bireysellikten vazgeçiyor ve “endişe yaratmayan çocuk” olurlar ya da “programa uymaz” ve sisteme karşı asi çocuklar olurlar.

Hayatlarından tamamen sorumlu olma yükünü almadan çocuklarımıza etkileyici izler bırakabildiğimiz bir başka bakış açısı mevcut.Baskı ve zorlamaya bırakmadan hayatlarını etkileyebileceğimiz.Çocuklardan sorumlu olmak yerine “Çocuklarımıza karşı sorumlu olmak” varsayımı. Çocuklarınıza, eşinize, ailenize ve arkadaşlarınıza karşı sorumlusunuz.Onlara karşı nasıl düşündüğünüz, hissettiğiniz ve davrandığınız konusunda sorumluyuz. Kontrolümüzde olan şeylerin kontrolünü kaybetmemelisiniz ve bu bizimle başlıyor yani kendimizle.Çocuklar nasıl davranırsa davransın,etrafımızdaki insanları nasıl davranırsa davransın onlara karşı nasıl davrandığımdan ben sorumluyum. Bu şekilde öncelikli olarak çocuklarımız aksini yaptığında bile doğru davranırsınız, onlar üzerinde olumlu etki bırakma ihtimaliniz her durumda artar. Bu bakış açısı ufak yada ergen olmasına bakılmaksızın kendi bütünlüğümüz içinde yeni, güvenli bir duruşla durumu ele almamızı sağlayacaktır. Bir durup düşündüğünüzde, çocuklarımız için de istediğimiz bu değil mi? Onların kendilerinin farkında, kendi yolunu çizen ve davranışlarının sorumluluğu alan bireyler olmasını istiyoruz. Bu konuda onlara örnek olmazsak asla istediğimiz noktaya varamayız. Arnold H. Glasgow adında psikoloğun dediği gibi “ Anne babalar anlattıklarını kendileri uygulamadıkça çocuklarına öğretemezler.” ya da “Sorun sende değil, bende” klişesinde olduğu gibi. Ebeveynlik genellikle çocuklar ilgili değil kendimizle ilgili.
Kaynak: Bağırmayan anne-baba olmak-Hal Edward Runkel
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklarımızdan Sorumlu Değiliz? Peki ya Neyiz?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Erhan KOCA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Erhan KOCA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Erhan KOCA Fotoğraf
Psk.Dnş.Erhan KOCA
İstanbul
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Erhan KOCA'nın Makaleleri
► Depresyonla Yaşamak Zorunda Değiliz Psk.Sema KAHVECİ KAANOĞLU
► Duygularımızdan Kim Sorumlu Uzm.Psk.Emine ÖZDEMİR
► İntihar: Peki Ama Neden? Uzm.Psk.Sezen ÖZÜTEK EREM
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,030 uzman makalesi arasında 'Çocuklarımızdan Sorumlu Değiliz? Peki ya Neyiz?' başlığıyla benzeşen toplam 13 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Depresyon Aralık 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:20
Top