2007'den Bugüne 86,878 Tavsiye, 26,964 Uzman ve 19,242 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Sınır Kişilik Bozukluğu
MAKALE #22141 © Yazan Psk.Dnş.Seba Nur SARAL | Yayın Şubat 2021 | 180 Okuyucu
Karşımızda tanımlanması hem karmaşık hem de zor olan bir kişilik bozukluğu var. Çünkü sınır kişilik bozukluğu olan insanlar sadece benlik algısı sorunları yaşamazlar. Ayrışma-bireyselleşme sorunları ve kişisel bağlanma sorunları da vardır. Ayrıca duygu durumlarını da kontrol etmekte zorluk yaşarlar.
Sınır kişilik bozukluğunun görülme sıklığı %2’dir. Bu kişilik bozukluğunun en önemli nedenleri biyolojik kaynaklı olmakla birlikte birçok sosyal faktörde bu rahatsızlığa neden olabilmektedir. Özellikle çocukluk yıllarında yaşanan ebeveyn ayrılıkları, terk edilme, sözlü ya da duygusal çocukluk dönemi tacizleri sosyal nedenlerin en önemlileridir. Ayrıca yapılan araştırmalara göre, sınır kişilik bozukluğuna sahip kişilerin ailelerinde duygu durum ve madde kullanımı bozukluklarına daha çok rastlanmaktadır.
Tanı kriterlerine baktığımız da karşımıza şu maddeler çıkmaktadır: Terk edilmekten kaçınmak için aceleci gayretler sergilemek; başkalarını idealleştiren ya da değersizleştiren kişilerarası ilişkiler; İstikrarsız benlik duygusu; para harcama, seks, madde kullanımı, pervasızca araba kullanma ve aşırı yeme gibi en az iki alanda kendine zarar veren davranışlar; tekrarlayan intihar etme davranışı ya da kendi kendine zarar veren davranışlar; kronik boşluk hissi; işaretlenmiş ruh hali tepkiselliği; tekrarlayan yoğun ya da kötü kontrol edilmiş öfke nöbetleri; stresli ortamlarda geçici paranoyak düşünceler( Şahin. M. 2017. Anormal psikolojisi. S. 476 ). Sınır kişilik bozukluğu yukarıda verilen kriterlerden beş veya daha fazlasının olması ile belirli, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan bir kişilik bozukluğudur.
Bu kişilik bozukluğunun en çarpıcı özelliği duygularının yoğunluğu ve davranışlarının değişkenliğidir. Bir duygu durumdan diğerine veya bir tutumdan diğerine hızlı bir şekilde geçiş yapabilirler. Kendilerine zarar verici davranışlarda bulunabilirler. Daha sonra bu davranışı aptalca ve saçma bulabilirler. Hatta intihar bile edebilirler. Yalnız kalmaya katlanamazlar ve ilişkileri sürekli olarak düzensizdir. Bu kişilerin belki de hayatlarını zorlaştıran en büyük sorun, ‘kim’ olduklarına ilişkin kararlı bir algı sürdürmekte sorun çekmeleridir. Kim olduklarına karşın sürekli bir belirsizlik yaşarlar bu durum onların tutumlarını, davranışlarını, duygularını etkilemektedir. Ve bunlarda kararsızlığa neden olmaktadır. Bu kararsızlık onların belirli bir çerçevede güçlerini, yeteneklerini değerlendirmelerine engel olur ve kişi hayatında birçok başarısızlık yaşamaya başlar. Kimlik algılarında ki bu karasızlığın bir diğer sonucu, başka kişilere aşırı derecede bağlılıktır. Kişinin nesne sürekliliğinin kaybolması ve diğer kişilere aşırı bağlılık birleştiğinde bu kişilerde ayrılma kaygısı ortaya çıkar. Kişinin nesne sürekliliğin kaybolma nedeni çocukluk çağında yeteri kadar anne bakımı görmemesidir. Bu kişiler ayrılma karşısında aşırı derecede incinebilirler ve kırılabilirler.
Bu durumu daha kötü hale sokan bir diğer etmen kişinin kendisine karşın olan düşüncelerinin olumsuz olmasıdır. Kendine değer vermeyen bu kişiler diğer kişilerin de kendileri hakkında olumsuz düşüncelere sahip olduğunu düşünürler. Bunun sonucu olarak da başka kişilerin kendisini küçük ve değersiz görmesinden çok korkarlar. Bu kişilerdeki hem aşırı bağlanma duygusu hem de diğer kişilerin onu aşağılamakta olduğu düşüncesi, onun davranışlarını daha tutarsız hale getirmektedir. Yani durum giderek karmaşıklaşmakta ve kötüleşmektedir.
Bu tutarsız tavırlar ve düşünceler onda sürekli olarak bir kaygı yaratmaktadır. Sürekli olarak kendilerini terk edilmeye hazırlarlar. Kişinin yaşadığı bu korkular onun aslında var olmayanları düşüncelerinde var etmeye, kendine zarar vermeye, kendini ortaya koymaya, atılgan davranmaya, dürtüsel kızgınlık göstermesine ve aşırı ödünleme çabalarının doğmasına neden olmaktadır. Bu kişiler ayrılma kaygıları yüzünden, terk edilemeden önce erken davranıp, bu olayın önüne geçme ve savuşturma yoluyla daha fazla bağlanmaya başlarlar. Bu kişiler bağlandıkları kişilere çok özverili davranıyormuş gibi gözükerek kendilerini terk edilmeye karşı korurlar. Bunun yanında kendilerini feda ederek başkalarıyla ilişki kurmaya çalışırlar. Yaptıkları bir diğer olumsuzluk davranış ise diğer insanları ya aşırı derecede büyütmeleri -sürekli olarak onların iyi yanlarını görmeleri ya da onları övmeleri- ya da kişilerin sürekli olarak olumsuz yanlarını görerek onları aşırı derecede değersizleştirmeleridir. Kısacası onlarda gri yoktur. Onlara göre insanlar ya siyahtır ya da beyaz. Kişileri bu şekilde algılamaları onların çevresiyle olan ilişkisini olumsuz etkilemektedir. Ayrıca bu kişiler çevresindeki bir insanı överken aniden onu yermeye de başlayabilirler. Bu da onların tutarsız ve rahatsız edici davranışlarının bir diğer örneğidir. Bu karasız düşünceleri sadece çevresindeki insanlar için yaşamazlar. Bu ani düşünce değişiklikleri kendilerine karşı da vardır. Örneğin biranda kendini çok severken biranda kendinden nefret edebilir.
Sınır kişilik bozukluğu olanlar, öfkelenmemek ve gücenip içerlemek için kendini kınayan bir şekilde kendilerine dönerler. Kendileri aşağı görür, başkalarından kendisi için yapmasını bekledikleri ağır eleştirileri, doğruca kendilerine yöneltirler. Bu durum sonucunda sadece kendilerini küçümsemekle kalmayıp kaygı ve çatışma sergilerler.
Yukarıda söz edilen sorunlar onların hayatını oldukça zorlaştırmaktadır. Ancak yeterli terapi desteğiyle onların da hayatlarını normal yaşamaları mümkündür. Şuan da sınır kişilik bozukluğu için en sık kullanılan yöntem şema terapisidir.



Kaynakça:
Köroğlu. E. (2014). Kişilik bozuklukları. Ankara. Hyb
Küçük. G. (2017). Borderline-sınırda- kişilik bozukluğu. Libido.
Oruçlular. Y. (2016). Sınırda Kişilik Bozukluğu’nun Nedeni ve Sonucu Olarak Kişilerarası Travma: Gözden Geçirmeye Dayalı Bir Model Önerisi. Türk Psikoloji Yazıları 19 (37), 76-88
Şahin. M. (2017). Anormal psikolojisi. Ankara. Nobel
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sınır Kişilik Bozukluğu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Seba Nur SARAL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Seba Nur SARAL'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Seba Nur SARAL Fotoğraf
Psk.Dnş.Seba Nur SARAL
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Seba Nur SARAL'ın Makaleleri
► Sınır Kişilik Bozukluğu Nedir? Psk.Alpaslan KESKİN
► Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğu Dr.Psk.Dnş.Ayavar Cem KEÇE
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,242 uzman makalesi arasında 'Sınır Kişilik Bozukluğu' başlığıyla benzeşen toplam 26 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► İrade Terbiyesi Şubat 2021
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


00:13
Top