2007'den Bugüne 92,309 Tavsiye, 28,219 Uzman ve 19,978 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğu Tanı, Tedavi ve Terapi İlkeleri
MAKALE #23123 © Yazan Psk.Yahya Ahmed DOĞANAY | Yayın Şubat 2024 | 331 Okuyucu
BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU TANI, TEDAVİSİ VE TERAPİ İLKELERİ

Kişilik bozuklukları; başlangıcı ergenlik veya erken yetişkinlik dönemlerine kadar uzanan, biliş, duygulanım, kişilerarası işlevsellik ve dürtü denetiminde problemlerin yaşandığı, esnekliğin az olduğu, toplumsal konular, işle ilgili alanlar ve diğer meselelerde işlevselliğin azaldığı, içinde bulunulan kültürün normunun dışında kalan, uzun süreli bir içsel yaşantı veya davranış örüntüsüdür (çev. Köroğlu, 2014). Kişilik bozuklukları kendi içinde 3 ana gruba ayrılır. Bunlar sırasıyla; A kümesi (garip ve eksantrik), B kümesi (değişken ve dramatik) ve C kümesidir (korkulu ve kaygılı). A kümesi kişilik bozuklukları; Kuşkucu (Paranoid) kişilik bozukluğu, Şizoid kişilik bozukluğu ve Şizopital kişilik bozukluğudur. B kümesi kişilik bozuklukları; Antisosyal kişilik bozukluğu, Borderline (Sınır) kişilik bozukluğu, Narsistik kişilik bozukluğu ve Histriyonik kişilik bozukluğudur. C kümesi kişilik bozuklukları; Çekingen/Kaçıngan kişilik bozukluğu, Bağımlı kişilik bozukluğu ve Obsesif kompulsif kişilik bozukluğudur. Kişilik bozukluklarının uluslararası prevelansı %11 olup, klinik ortamda daha fazla görüldüğü tahmin edilmektedir. Bu makalede toplumda görülme prevelansı %1 olan ancak daha sık olduğu tahmin edilen Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğu’nun tanı, tedavi ve terapi ilkelerine değinilecektir. İlk bölümde, Borderline tanısının DSM’de yer almasının tarihsel sürecine ve patolojinin semptomlarına değinilecektir. İkinci bölümde BKB’de tercih edilen bazı tedavi yöntemlerinden bahsedilecektir. Üçüncü bölümde yalnızca TFP ekolünün terapi ilkelerine değinilmesi tercih edilmiştir.

Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğu: Tanı

Günümüzden çok uzun zaman önce şu anda “Borderline” olarak adlandırdığımız kişilik bozukluğu tedavi edilemez veya tedavi edilmesi en zor patolojilerden biri olarak görülüyordu. Psikanaliz nevrozlu hastaları tedavi edebiliyor ancak psikozlu hastaları analiz edemiyordu. Bu dönemde ortada kalan bir kişilik bozukluğu olarak Borderline “sınır bozukluk” olarak tanımlandı (Gunderson, 2009, s. 531). Kernberg, bir tarafı psikotik olan daha ağır hastalarla, bir tarafı nevrotik olan görece daha hafif hastaların ortasına bu “sınır” tanımını yerleştirdi ve bu hastaların psikanalitik yöntemle tedavi edilebileceğini iddia ederek “Aktarım Odaklı Terapi” modelini öne sürdü. Kernberg, sınır hastalardaki olumsuz terapötik tepkileri; bilinçdışı suçluluk, kıskançlık, ilkel ve sadist nesne ile özdeşim ile açıkladı (Gunderson, 2009, s. 532). Nihayet 1980 yılına gelindiğinde Borderline Kişilik Bozukluğu sendromunun depresyon ve şizofreniden farklı bir seyir gösteren kendi içinde tutarlı bir bozukluk olduğu görüldü ve DSM-III’de yerini aldı (Gunderson, 2009, s. 535). Borderline Kişilik Bozukluğu, belirgin dürtüsellik, ruh hali ve kişilerarası ilişkilerde dengesizlik, tıbbi bakımı zorlaştırabilecek intihar davranışlarıyla karakterize psikolojik bir bozukluktur (Paris, 2005, s. 1580). Borderline olan hastalar aynı zamanda intihar etme niyetinde olmasalar dahi kendilerini cezalandırmak için jiletle kollarını kesme, bedeninde sigara söndürme gibi davranışlarda bulunabilirler (akt. Kutlu, 2018, s. 12). Başkalarına karşı tutumları hızlı ve anlaşılmaz bir biçimde değişebilir, negatif ruh haline depresyondan daha hızlı ve ani geçiş yapabilirler, fazla dürtüsellik nedeniyle; kumar, aşırı yeme, madde kullanımı gibi uç noktalarda davranışlar sergileyebilir ve yoğun terk edilme kaygıları olduğundan dolayı yalnız kalmak istemeyebilirler (Kutlu, 2018, s. 12). Hastalığın etiyolojisine bakıldığında ise Borderline kişilik bozukluğuna sahip olan bireylerin yüksek oranlarda çocukluk çağı istismarı, anne tutarsızlığı ve ebeveyn düşmanlığı ile ilişkili olduğu bulunmuş ve bu etkenlerin şiddetli prognoza sebep olduğu görülmüştür (akt. Keyvan, Ceylan, Pamukcı, 2021; Paris ve Black, 2019, s. 1978). Mahler de psikanalitik bir bakışla bu araştırmayı destekler nitelikte çocukluk ve ebeveyn ilişkilerine atıfta bulunarak, BKB’de çocuğun anne ile ayrışma ve birleşme gayretleri arasında kararsız kalınan bir dönemde çözümsüzlükten dolayı çocukta aşırı öfke tepkileri gelişebileceğini ve iyi-kötü anne temsillerinin ayrışabileceğini aktarmıştır (akt. Tekin, 2021, s. 102). Yapılan genetik çalışmalar ise, duygusal dengesizlik ve dürtüsellik semptomunun kalıtsal bir yönü olabileceğine işaret etmektedirler. Bir başka biyolojik çalışma ise serotonerjik işlevlerde eksiklikle ilişkili olduğunu bildirmektedir (Paris, 2019, s. 1581). Kalıtsallık ve çocukluk çağı öğrenmeleri veya ilişkileri ile ilişkilendirilen Borderline kişilik bozukluğunun Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı V’e göre tanı kriterleri şöyledir:


Aşağıdakilerden beşi (ya da daha çoğu) ile belirli, erken erişkinlikte başlayan ve değişik bağlamlarda ortaya çıkan kişilerarası ilişkilerde, benlik algısında ve duygulanımda tutarsızlık ve belirgin dürtüsellik ile giden yaygın bir örüntü:
1) Terk edilmekten kaçınmak için çılgınca çaba gösterme
2) Gözünde aşırı büyütme ve yerin dibine sokma uçları arasında giden, tutarsız ve gergin kişiler arası ilişkiler
3) Kimlik karmaşası
4) Kendine kötülüğü dokunacak en az iki dürtüsellik (para harcama, cinsellik, madde kötüye kullanımı, güvensiz araç kullanma vb.)
5) Yineleyici intihar davranışları, girişimleri ya da göz korkutmalar
6) Duygulanımda tutarsızlık
7) Süreğen bir boşluk duygusu
8) Uygunsuz yoğun öfke, öfke denetiminde güçlük
9) Zorlanmayla ilişkili gelip geçici kuşkucu düşünceler ya da ağır çözülme belirtileri. (çev. Köroğlu, 2016)

Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğu: Tedavi

Borderline olan hastalarla çalışırken öncelikle ayırıcı tanılara ve komorbid hastalıklara dikkat etmek elzemdir. Araştırmalara göre Borderline tanısı alanların %39,2’lik kısmı bir duygu durum bozukluğu tanı kriterlerini karşılamaktadır. Bu dağılım; %31,3 majör depresyon, %16 distimi, %9,2 bipolar I, %4,1 bipolar II şeklindedir (Çalışır, 2008, s. 146). Aynı zamanda iyileşme mekanizması henüz tam olarak anlaşılamayan Borderline bozuklukta hastaların %90’ı artık 50 yaşına geldiklerinde bu tanıyı karşılamazlar. Bu durum dürtüselliğin azalması ve başa çıkmayı öğrenmekle açıklanmaktadır (Paris, 2005, s. 1982). Psikofarmakolojik tedavilere bakıldığında ise Benzodiazepinlerin pek yararlı olmadığı (Paris, 2005), bazı farmakolojik tedavilerin ise iyi yanıt verdiği bulunmuştur (Choi-Kain, Finch, Masland, Jenkins, Unruh, 2017). Borderline hastalarda kendini yaralama ve intihar girişimleri sıklığı yoğun olduğundan hastane yatışları da olabilmektedir. Yatan psikiyatri hastalarında %15-25 ve ayakta tedavi gören tüm psikiyatri hastalarında bu oran %10’ dur (Cattane, Rossi, Lanfredi, Cattaneo, 2017). Bateman ve Fonagy (1999) bilişsel tekniklerden de yararlanılan bir psikanaliz terapisinin uygulandığı araştırmalarında psikanalitik odaklı kısmi bir hastane yatışının, kısmi bir hastane yatışından daha üstün olduğunu bulmuşlardır (s. 1563) Günümüzde ise Borderline Kişilik Bozukluğu tedavisinde en etkin yöntem psikoterapidir. Kanıta dayalı olan bu psikoterapi yöntemleri; Aktarım odaklı terapi (TFP), Diyalektik davranışçı terapi (DBT), Şema terapi (SFT) ve Zihinselleştirme temelli terapi (MBT) olarak bilinmektedir. Her bir terapi yöntemini sırasıyla kısaca açıklamamız gerekirse Aktarım odaklı terapi, Otto Kernberg tarafıdan geliştirilmiş psikanalitik yönelimli bilişsel ağırlıklı bir tedavi yöntemidir. TFP yönteminde terapist, hastanın hayatındaki problemli kişilerarası dinamikler ve bunların sonucunda ortaya çıkan yoğun duygusal durumların, terapist ile kurulan ilişkiye aktarım olarak yansıması sonucunda hasta ile ilişkilerdeki istikrarsızlıklara yol açan duygulanımları ve iyi-kötü arasındaki ayrımları çözmeyi amaçlar. Burada hedef, danışanın daha gerçekçi, bütünlüklü bir bakış açısını farkındalıkla sağlayabilmesidir. (Choi-Kain, Finch, Masland, Jenkins, Unruh, 2017). TFP ile diğer ekollerin BKB üzerindeki etkisini araştıran bir çalışmada TFP, yalnızca intihar girişimlerinde, hastaneye yatışta veya tedaviyi bırakmada değil aynı zamanda psikososyal işlevsellikte, kişilik işleyişinde ve sınır semptomlarda da kapsamlı iyileşmeler sağlamıştır (Paris, 2005). Bir diğer tedavi yöntemi olan Diyalektik davranışçı terapi (DBT) ise Linehan tarafından davranışı şekillendirmeye, beceri edinimine ve zayıflıkları geliştirmeye odaklı bir yöntem olarak ortaya çıkmıştır. Oldukça yoğun bir çalışma prensibine sahip olan DBT tedavisinde haftada bir seans yapılmakla birlikte, 2 saatlik grup becerileri oturumu, oturum dışı görevleri, farkındalık artırıcı, sıkıntı giderici ve ilişki düzenlemelerini sağlayıcı becerileri içeren kapsamlı bir yöntemdir. Tedavinin temel hedefi, bireysel hassasiyetler karşısında dürtüleri kontrol etmede daha başarılı, dikkatli ve kontrollü olma becerilerinin kazandırılması ve danışanın bunları günlük hayata genelleyebilmesidir. (Choi-Kain, Finch, Masland, Jenkins, Unruh, 2017). DBT’nin Borderline tedavisindeki etkililiğinin araştırıldığı bir derleme çalışmasında (Bayram Kuzgun, 2023) farklı psikoterapi ekollerine kıyasla tedaviden ayrılma oranının daha düşük olduğu, daha kısa sürede beceri geliştirdikleri, intihar girişimlerinde, dürtüsel kendine zarar verme davranışlarında, depresyon ve kaygı düzeylerinde anlamlı düşüşler olduğu görülmüştür (s. 424). Ancak DBT’nin BKB’de olan etkililiğinin uzun vadede sürüp sürmediği bilinmiyor (Paris, 2005). Diğer bir yöntem olan Şema Terapi (SFT) ise Young tarafından geliştirilmiş kişilik bozuklukları ile çalışan bütünleştirici bir bilişsel terapi yöntemidir. Bu terapide, terapist terapötik ilişkiye, terapi dışındaki yaşama ve geçmiş travmatik deneyimlere odaklanarak bilişsel, davranışsal ve yaşantısal teknikler kullanarak çalışır. Şema Terapi’de terapist hastasına “sınırlı yeniden ebeveynlik” ile hastanın gelişimsel sürecinin tıkandığı yerden yeniden onarılmasına ve başa çıkma becerileri geliştirilmesine destek olur. Borderline olan hastalarda dört şema moduna odaklanılır, bunlar; bağımsız/koruyucu, cezalandırıcı ebeveyn, terk edilmiş/istismar edilmiş çocuk ve kızgın çocuk modlarıdır. Bu modlar aslında belli başlı düşünce, duygu, davranış ve ilişki kalıplarını içeren kategorizasyonlardır (Choi-Kain, Finch, Masland, Jenkins, Unruh, 2017). Şema terapinin BKB olan hastalarla uygulanmasını araştıran bir derleme çalışmasında (Sohrabi ve Karaaziz, 2023), Şema terapinin BKB semptomlarını azaltma ve iyileştirmede etkili bir yöntem olduğu bulunmuştur. Tedaviyi devam ettirmede ve terapötik ittifakı sağlamada ise diğer tedavi yöntemlerinden daha etkili olduğu iddia edilmiştir (s. 1332). Son olarak Zihinsel temelli terapi (MBT) ise Peter Fonagy ve arkadaşları öncülüğünde kurulmuş destekleyici bir tedavi yöntemidir. Bu terapide, terapist danışanın bağlanma davranışının stresi altında zihinselleştirme kapasitesini güçlendirmeyi ve sorunları dengelemesini sağlamayı hedeflemektedir. Terapistler, danışanın kişilerarası durumlarını esnek ve yardımsever bir tutumla, meraklarını ve ilgilerini belli ederek dinlemeyi benimserler (Choi-Kain, Finch, Masland, Jenkins, Unruh, 2017).

Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğu: Terapi İlkeleri

Bu bölümde Aktarım odaklı terapi perspektifinde terapi ilkeleri incelenecek olup, AOP’un BKB hastalarıyla çalışma stratejisi değerlendirilecektir. Psikanalitik açıdan Borderline; dağılmış kimlik (kendine ve ötekilere dair tutarsız algı), ilkel savunma mekanizmaları (bölme, yansıtmalı özdeşim, tam güçlülük, idealleştirme, değersizleştirme, inkar vs.), genel anlamda bozulmamış ancak kırılgan gerçeklik testi (yoğun duygu ve stres altında psikotik düzleme geçebilme ve gerçekliği algılama konusunda yetersiz beceriler), duygu düzenlemede bozulmalar ile cinsel ve agresif dışa vurum (ani, dürtüsel duygu değişimleri, kendilerine ve çevrelerine zarar verici eylemler), tutarsız içselleştirilmiş değerler (çelişkili değerler, birbirine zıt davranış ve tutumlar) ve ötekilerle zayıf kalitedeki ilişkiler (sorunlu, kısa, niteliksiz ilişkiler) ile karakterize bir bozukluktur (Pulat, 2019, s. 122). Aktarım odaklı terapide danışanlara ağır kişilik bozukları bulunan, bölme savunma mekanizması ile kendilik ve ötekilere dair temsillerin sürekliliği bulunmayan, kimlik dağınıklığına sahip kişiler olarak bakılır. Tedavideki temel amaç hastanın içselleştirilmiş ve dağılmış veya bölünmüş nesne ilişkilerinin terapistle arasındaki ilişki içinde bütünleştirilmesidir (Pulat, 2019, s. 123). Örneğin, çocukluğunda annesinden bazen yoğun ilgi gören bazen de annesi tarafından görülmeyen bir çocuk zihninde iki tane anne temsili oluşturabilir; iyi anne ve kötü anne. Annesi ihtiyaçlarını karşıladığında anne hep en iyi özellikleri varmış gibi algılanırken, annesi istemediği bir davranışta bulunduğunda ise sadece kötü özellikleri ile algılanır. Burada iyi ve kötü anne “bölme” ile ayrılmış iki farklı nesne temsilidir ve tedavideki amaç bu iki uçtaki nesne temsillerini bütünleştirmektir. Bu yöntem kullanılırken yerinde yorum yapmak ve yüzleştirmek önemli stratejilerdir. Diğer bir tabirle “Borderline kişilik örgütlenmesi için geliştirilen aktarım odaklı psikoterapideki temel strateji; terapinin içselleştirilmiş bölünmüş (zalim ve idealize edilen) nesne ilişkilerinin (yeniden) etkinleşmesine ve bu ilişkilerin gözlemlenerek aktarım sırasında yorumlanmasının kolaylaştırılmasıdır” (Pulat, 2019, s. 124). Aktarım odaklı terapi geçmiş hakkında bilgi alsa da şimdiye odaklanır ve terapistin aktif olduğu bir süreç vardır. Tedavi üç evreden oluşur; başlangıç, gelişme ve sonuç. İlk evre hasta ile tanışma ve terapötik bir ittifak kurma, ikinci evre derinleşmeye başlama ve nesne ilişkileri hakkında hipotezler geliştirip yorum yapma, üçüncü evre ise terapinin sonlandığı ve semptomların anlamlı düzeyde azaldığı evredir (Pulat, 2019, s. 126). Aktarım odaklı terapinin ilkelerine bakıldığında ilk ilke, baskın nesne ilişkilerini tanımlamaktır. Bu ilke yerine getirilirken terapötik ittifakı kurmak, aktif bir şekilde danışanı dinlemek ve gözlemek önemlidir. Aktarım açığa çıktıkça danışanın iç dünyasındaki karmaşa da ortaya çıkar. Burada terapist bunu tolere edebilmeli, baskın nesne ilişkilerini tanımlamalı, ilişkideki figürleri isimlendirmeli ve danışanın tepkisinin sürmesini sağlamalıdır. İkinci evre ise danışanın rol değişimlerinin gözlemlenmesi ve yorumlanmasıdır. Danışan seanslarda sık sık rol değiştirebilmektedir. Rol değişimi, nesne ilişkilerinin değişmesi anlamına gelmektedir. Yani danışan kendini ezilen, terapisti otoriter ve ezici konuma koyduğu bir olay anlatırken veya duygu paylaşırken bir anda kendisi ezen bir konuma geçip terapiste kendini yetersiz hissettirecek ifadelerde bulunabilir. Terapist bu aktarımları iyi takip edebilmeli ve yorumlayabilmelidir. Üçüncü aşamada yukarıda örneği verildiği gibi birbirine zıt nesne ilişkilerinin bağlantısını gözlemek ve yorumlamaktır. Burada terapist danışanın iç dünyasını daha derinden kavramaya çalışır. Ardından yaptığı yorumlar ile danışanda yeni farkındalıklar oluşmasını sağlar. Dördünde adımda ise terapist bir ilişkiyi farklı bir şekilde deneyimleme kapasitesi üzerine çalışır. Terapistin danışan ile kurduğu sağlıklı ilişki, terapinin kattığı yorumlar ve farkındalıklarla danışana ideal bir ilişki örneği sunar. Danışan da bu becerileri zamanla geliştirip diğer insanlarla da sağlıklı ilişki kurmaya başlar (Pulat, 2019, s. 127). Aktarım odaklı terapi deneysel olarak incelenmiş, tedavi kılavuzları oluşturulmuş bir tekniktir. Teknik “ego gücünü” artırarak çocuklukta oluşmuş temsillerle ilişkili çarpıtılmış aktarımları derinlemesine çalışmaktadır ve BKB olan hastaların da tedavisinde sıkça tercih edilen bir yöntem olma özelliği taşımaktadır (Keyvan, Ceylan, Pamukcı, 2021, s. 1981).

Sonuç

Tarihsel olarak çözülemez ve çalışılması çok zor olarak nitelendirilen Borderline Kişilik Bozukluğu cesur atılımlar sayesinde günümüzde tedavi sürekliliği korunduğu müddetçe oldukça iyi prognoza sahip, çözülebilir bir kişilik bozukluğu olarak karşımıza çıkmaktadır. BKB olan danışanların tedavinin önündeki engel olarak nitelendirilen; dürtüsellik, ilkel savunma mekanizmaları ve ilişki kurma becerisindeki eksiklikler daha önceden bu kişilik bozukluğunun çalışılmasını güç olarak göstermiş olsa da güncel yaklaşımlar bu kaygıların üstesinden başarıyla gelmiş gibi görünmektedir. Makalede bahsedildiği üzere erken çocukluk travmalarıyla, ebeveyn problemleriyle ve kalıtsal özelliklerle açıklanan BKB psikoloji ve psikiyatri literatüründe hatrı sayılır bir öneme sahiptir. Özellikle Kernberg’in Aktarım odaklı terapi yönteminin BKB hastalarıyla olan tedavi çalışmalarının bilimsel yöntemlerle başarısının gösterilmiş olması bu kişilik bozukluğunun tedavisinin önünü açmıştır. Ayrıca Linehan’ın bilimsel olarak başarıya ulaşmış Diyalektik davranışçı terapisi klinisyenler tarafından sık tercih edilen ve hakkında araştırma yapılmış bir ekol olma özelliğini taşımaktadır. Yapılan literatür taramasında ise ülkemizde BKB ve tedavisine ilişkin yeterince kaynak olmadığı ve bu alanda daha çok çalışmaya ihtiyaç duyulduğu görülmüştür.

Kaynakça

Amerikan Psikiyatri Birliği, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı, Beşinci Baskı (DSM-5), Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabı’ndan çev. Köroğlu, E. Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 2014.
Bateman, A., Fonagy, P. (1999). Effectiveness of partial hospitalization in the treatment of borderline personality disorder: a randomized controlled trial. American journal of Psychiatry, 156(10), 1563-1569.
Bayram Kuzgun, T. (2023). Diyalektik Davranış Terapisinin Borderline Kişilik Bozukluğu Üzerindeki Etkililiğine İlişkin Sistematik Derleme Çalışması. Yalova Sosyal Bilimler Dergisi, 13 (2), 424-438.
Cattane, N., Rossi, R., Lanfredi, M., & Cattaneo, A. (2017). Borderline personality disorder and childhood trauma: exploring the affected biological systems and mechanisms. BMC psychiatry, 17, 1-14.
Choi-Kain, L. W., Finch, E. F., Masland, S. R., Jenkins, J. A., & Unruh, B. T. (2017). What works in the treatment of borderline personality disorder. Current Behavioral Neuroscience Reports, 4, 21-30.
Çalışır, M. (2008). Sınırda Kişilik Bozukluğu Aslında Bir Bipolar Spektrum Bozukluğu mudur?. Klinik Psikiyatri Dergisi, 11(3).
Gunderson, J. G. (2009). Borderline Personality Disorder: Ontogeny of a Diagnosis. The Ameciran Journal of Psychiarty, 166-5, s. 530-539
Keyvan, A., Ceylan, F., & Pamukcı, V. (2021). Borderline kişilik bozukluğu üzerie bir inceleme. Atlas Journal, 7(42), 1976-1985.
Kutlu, M. A. (2018). Borderline kişilik bozukluğu: Bir gözden geçirme. Medeniyet Araştırmaları Dergisi, 3(5), 11-20.
Paris, J. (2005). Borderline personality disorder. Cmaj, 172(12), 1579-1583.
Pulat, F. (2019). Aktarım Odaklı Psikoterapinin Borderline Patolojilere Bakışı. Türkiye Bütüncül Psikoterapi Dergisi, 3. Sayı, 117-130 .
Sohrabi, A. K., & Karaaziz, M. (2023). Borderline Kişilik Bozukluğu ve Şema Terapinin Uygulanması Üzerine Sistematik Bir Derleme. Sosyal, Beşeri Ve İdari Bilimler Dergisi, 6(9), 1123–1134.
Tekin, M. (2021). Borderline Kişilik Bozukluğunun Nedensellik ve Psikolojik Kuramlar Açısından Değerlendirilmesine Dair Bir Gözden Geçirme. Balkan ve Yakın Doğu Sosyal Bilimler Dergisi, 7(04), 100-105.



Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğu Tanı, Tedavi ve Terapi İlkeleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Yahya Ahmed DOĞANAY'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Yahya Ahmed DOĞANAY'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Yahya Ahmed DOĞANAY Fotoğraf
Psk.Yahya Ahmed DOĞANAY
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi9 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Yahya Ahmed DOĞANAY'ın Makaleleri
► Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğu Dr.Psk.Dnş.Ayavar Cem KEÇE
► Sınır Kişilik Bozukluğu Nedir? Psk.Alpaslan KESKİN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,978 uzman makalesi arasında 'Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğu Tanı, Tedavi ve Terapi İlkeleri' başlığıyla benzeşen toplam 39 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:25
Top