2007'den Bugüne 76,197 Tavsiye, 24,874 Uzman ve 17,101 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kernberg’e Göre Sınır Kişilik Organizasyonu
MAKALE #19362 © Yazan Dr.İbrahim SARI | Yayın Şubat 2018 | 396 Okuyucu
Kernberg’e göre Sınır Kişilik Organizasyonu

Üç kriter mevcuttur.
1)Başta ayırma olmak üzere ilkel savunmaların yaygın ve sık kullanımı,
2)Kimlik karmaşası,
3)Gerçeklik sınamasının kaybolmamış olması.

Ayırma süreci, karşıt ego durumlarının değişimli olarak harekete geçmeleri ve kendilerini ifade etmeleridir. Bu mekanizmayla karşıt ego durumları ayrı tutulur ve çatışmalarla bağlantılı kaygı ve suçluluk yaşanmaz. Fakat egonun gelişmesini önler ve ego zayıflığına yol açar. Ego zayıflığı; kaygıyı tolere edememe, dürtüleri kontrol edememe, haz erteleyememe ve yüceltme potansiyelinin düşük olması gibi özelliklerle kendini gösterir.
Kerrnberg’e göre nevrotik yapı ile sınır kişilik organizasyonunu ayıran en önemli özellik kullanılan savunma mekanizmalarının farkıdır. Nevrotikler; bastırma, karşıt tepki kurma, yalıtma, yapma-bozma, düşünselleştirme, akla uygunlaştırma, savunmalarını, sko ‘u; ayırma, ilkel yüceleştirme, ilkel yansıtma çeşitleri, özelliklede yansıtmalı özdeşleşme, ret, her şeye gücü yetme, değersizleştirme savunmalarını kullanılır.

Sko’nda kullanılan savunmalar ile psikozda kullanılanlar benzerdir, ancak işlevleri ve gelişimsel çıkış noktaları farklıdır.

İlkel savunmaların yorumlanması sonucunda ortaya çıkan tablo ayırıcı tanıya yol gösterir. Sk’lerde, ilkel savunmaların yorumlanması ile ego bütünlüğünün, sosyal adaptasyonun öznel gerçeklik sınamasının arttığı görülür. Oysa bu durum psikotiklerde tam tersi etki yapar ve çözülmeler, geri çekilmeler, düşen sosyal adaptasyon ortaya çıkar.

Kimlik karmaşası benliğin ve önemli diğerlerinin zayıf şekilde bütünleşmiş temsilleri ile kendini gösterir. Kronik boşluk duygusu, karşıt benlik algılamaları, hastanın duygusal olarak anlamlı bir şekilde birleştiremediği, bütünleştiremediği karşıtlık taşıyan davranışlar, çevresindeki insanları fakirleşmiş, düz imgelerle algılayabilmesi, benlik temsilindeki tutarsızlıklar sonucu benlik algılamasındaki devamsızlık ve kesintiler, insanlarla ilişkilerde eş duyum, derinlik ve sıcaklık eksikliği, ilişkilerin dengesiz ve tutarsız seyretmesi yaygındır.

Çoğu kez terapist hastanın anlattığı kişileri gözünde canlandıramaz. Anlatılan kişiler karikatür imgeler halindedir.

Erken ego ilk başta iki önemli aşamayı gerçekleştirmek zorundadır;
1)Benlik imgeleriyle nesne imgelerini birbirinden ayırmak, farklılaştırmak,
2)Libidinal dürtü ve duygulanımlarla belirlenmiş benlik imgeleri ile saldırgan dürtü ve duygulanımlarla belirginleşmiş benlik imgelerini kendi içinde nesne imgelerini kendi içinde bütünlemek.

Bu iki aşama sağlıklı olarak gerçekleştiğinde ego kimliği ve nesne sabitliği oluşur. Freud’un üçlü yapısının (id, ego, süper ego) belirginleşmesi için ego kimliği ve nesne sabitliği oluşmalıdır. Ego kimliğinin ortaya çıkmaması, süper ego bütünleşmesini de sekteye uğratır. Süper ego öncülleri aşırı derecede yüceleştirilmiş veya aşırı derecede cezalandırıcı, sadist nesne temsillerinin değişimli algılamaları ve içselleştirmesinden oluşur. Bu öncüller sürekli ve uyumlu bir bütünleşme halinde değildir. Bu farklı temsillerin içselleştirilmeleri ve yansıtılmaları sonucunda sosyal olarak tutarsız tahmin edilmeyen davranışlar görülür. Bazen cezalandırılmaktan korkan ve ağır bir misilleme bekleyen ve neredeyse paranoyak davranan bir kişilik, bazen ise kurallara yasalara ve diğer insanların maddi ve manevi haklarına sürekli tecavüz eden bir karakter.

Süper ego bütünlüğünün sağlanamamış olması, sağlıklı gelişim örneklerinden bildiğimiz üzere tutarlı bir referans noktası olarak yarar sağlayamaması açısından, ego kimliğinin konsalidasyonu uğraşında bir zorluktur.

Kernberg için sko’unda görülen kimlik karmaşasının( yani ego kimliği ve süper ego konsalidasyonunun oluşmaması) en önemli sebebi yansıtmalar, içselleştirmeler ve özdeşleşmeler zinciriyle oluşan nesne benlik temsillerindeki aşırı ölçüde saldırgan dürtü bağlantılı duygulanımlardır. Bu saldırganlık pregenitaldir.
Kernberg bu saldırganlık fazlasını iki olasılıkla açıklar.
1)Kalıtımsal olarak getirilen adaptif olamayan saldırganlık eğilimi,
2)Pregenital devrede yaşanan büyük travmalar veya hayal kırıklıkları.
Kernberge göre hangi sebeble ortaya çıkarsa çıksın saldırgan dürtü ve bağlantılı duygulanımlar iki önemli sonuca yol açarlar.
1)İmgelerin içini doldururlar,
2)Bunun sonucunda tamamen iyi imgeler gelişir ve aşırı orandaki saldırgan imgelere savunma olarak gittikçe abartılı yüceleştirmeye uğrarlar.

Bu iki gelişme sonucunda ortaya çıkan zıt oluşumlar ego kimliğinin ve süper ego konsalidasyonunun oluşmasını olanaksız hale getirirler. Sağlıklı bir gelişim modelinde belli bir devrenin doğal sonucu olarak ortaya çıkmış iyi ve kötü temsiller birleşebilmektedir. Çünkü iki ucun özellikleri bu kadar aşırı bir zıtlık içinde değildir.
Kernberg Mahler’e dayanarak geliştirdiği gelişim modelinde sk oluşumu devresini, ikinci yılın ilk yarısı ve üçüncü yılın ikinci yarısı arasında tamamlanan tekrar yakınlaşma devresi olarak göstermektedir.

Kernberg’e göre sk tanısı için kimlik karmaşasını temel alan yaklaşım daha sağlıklıdır çünkü karışık savunma yapıları bazen terapisti yanıltabilmektedir.

Bağlantılı bir tanı gurubu olan narsistik kişilik bozukluğunda ise klinisyen daha çok savunma mekanizmalarının irdelenmesiyle yolunu bulabilir. Çünkü narsistik kişiliklerde temeldeki borderline patolojiye tepki olarak geliştirilmiş grandiyöz, bükülmez ve sert bir kimlik vardır. Bu zaman zaman ego bütünlüğü ile karıştırılabilir.
Gerçeklik sınaması klinik olarak üç kriterde anlaşılır.
1)Halüsünasyon ve delüzyonların varlığı veya yokluğu,
2)Tümden uygun olmayan veya tuhaf duygulanım, düşünce veya davranışların varlığı veya yokluğu,
3)Hastanın terapistle oluşturduğu sosyal ortamda terapistin hastada gördüğü uygun olmayan veya şaşırtan davranış, duygulanım veya düşünceler üzerindeki gözlemlerine eş duyum duyabilmesi veya duyamaması.
Hastanın bu üç kriterden geçip sağlıklı bir gerçeklik sınamasına sahip olması için şu üç yetkinliğe ulaşmış olması gerekir.
1)Benlikte olanı olmayandan ayırabilme yetkinliği,
2)İntra-psişik olanı dışardan gelen algılama veya uyaranlardan ayırabilme yetkinliği,
3)Kendi düşünce, duygu ve hareketlerini ortalama sosyal kurallara göre gerçekçi olarak değerlendirebilme yetkinliği.
Kernberg’te kişilik patolojisinin üç düzeyi;
1)Düşük düzey
a)Süper ego entegrasyonu minimaldir, sadistik süper ego çekirdeği maksimal orandadır,
b)Çevresindeki insanlara ilgi ve sorumluluk/suçluluk zayıftır,
c)Paranoyak düşüncelere rastlanmaktadır,
d)Ego, süper ego arasındaki sınırın belirsizleşmesine rastlanır,
e)Yoğun pregenital saldırganlık dikkati çeker,
f)Aşırı tepkisel ödipal devre yaşantısı vardır.
g)Kimlik karmaşası söz konusudur.
h)İlkel savunmaların yoğun kullanımına rastlanır,
ı)Yüceltme savunması yokluğu dikkati çeker.
Bu grupta yer alan hastalar sınır kişilikler, dürtü yönelimliler, anti sosyaller, kendilerine zarar vericiler, pre-psikotikler, hipomanikler ve çocuksu kişiliklerdir.
2)Orta düzey;
a)Düşük düzeyden daha az, ama yüksek düzeye göre daha cezalandırıcı bir süper ego vardır,
b)Ego-süper ego sınırları birbirine her zaman olmasa da karışabilmektedir,
c)Ciddi duygulanım dalgalanmalarına rastlanır,
d)Sıkça karşıt tepki oluşturma mekanizması kullanılır,
e)Ödipal çağrışımlar söz konusu olduğunda üst düzey savunmaların kullanımına rastlanır,
f)Yoğun olarak ödipal krizi çağrıştıran durumlarda üst düzey savunmaları bırakıp geri çekilme savunmasını kullanılır,
g)Alt düzeye göre daha tutarlı nesne ilişkileri vardır.
Bu düzeyde rastlanılan tanılar karakter patolojilerinin oral özellikte olanları, pasif agresifler, bağımlı kişilikler, sado-mazohistler, depressif mazohistler, kristalize cinsel sapmalar, düşük düzey narsisistik ve üst düzey sınır kişiliklerdir.
3)Yüksek düzey;
a)İyi entegre olmuş ama mükemmeliyetçi ve zaman zaman gene cezalandırıcı süper egoya rastlanır,
b)Sadistik dürtülerin ani ortaya çıkışları ve kişinin bunları kendine çevirmesi, kendini cezalandırması görülür,
c)İyi bütünleşmiş ego, daha tutarlı ego kimliği dikkat çeker,
d)Kimlik karmaşasının göreceli azlığı söz konusudur,
e)Cinsel, saldırgan dürtülerde kısmi ketlenme vardır,
f)Aşırı bastırma, fobilerin, anksiyete ataklarının hakimiyetine rastlanır,
g)Suçluluğu, yası yaşayabilirler,
h)Duygusal tepkilerin uygunluğu yerindedir,
I)Ağır stressörler altında orta düzeye gerileyebilme ilkel savunmaların ortaya çıkışı görülür.

Kernberg’e göre bu düzeyin hastaları histerikler, obsesif kompulsifler ve üst düzey narsisistiklerdir.

İçe Alma, Özdeşleşme, Ego Kimliği

Sk hastasının ego durumları, bir duygulanım ile bir nesne temsiline bağlanması ile oluşur. Kernberg bunun metabolize olmamış içselleştirilmiş bir nesne ilişkisini temsil ettiğini söyler.

İçe alma, içselleştirme süreçlerinin organizasyonunda en erken, en ilkel ve temel seviyedir. Çevre ile interaksiyonun organize edilmiş bir bellek izleri kümesi yardımı ile yeniden üretilmesi ve sabitlenmesidir. Bellek izleri en az üç öge ifade eder. 1)Nesnenin imgesi, 2)Benliğin nesne ile interaksiyon içindeki imgesi, 3)İnteraksiyon sırasında mevcut olan dürtü temsilcisinin etkisi altındaki hem benlik imgesi hem de nesne imgesinin duygulanımsal rengi. Bu süreç ruhsal aygıtın büyüme mekanizması olduğu gibi ego tarafından savunma mekanizması olarak ta kullanılır.

En erken dönem içe almalarda nesne ve benlik imgeleri henüz birbirlerinden farklılaşmamıştır. İçe almanın duygulanımsal rengi, onun belirleyici bir yönüdür ve içe almanın aktif değerliliğini temsil eder. Bu da benzer değerlikli içe almaların organizasyonunu ve kaynaşmasını belirler. Böylece libidinal iç güdülerin doyumunun olumlu değerliği altında yer alan içe almalar, seven anne çocuk temasında olduğu gibi, kaynaşıp iyi iç nesne olarak organize olmaya yatkındırlar. Agresif dürtü türevlerinin olumsuz değerliği altında yer alan içe almalar benzer olumsuz değerlikli içe almalarla kaynaşarak kötü iç nesne olarak organize olmaya yönelirler.

Aynı değerliliğe sahip içe almaların kaynaşmaları sırasında içe almanın eş gruplu unsurları yani benlik imgesi ile diğer benlik imgeleri ve nesne imgesi ile diğer nesne imgeleri kaynaşmaya yatkındırlar. Bu kaynaşma ile daha ayrıntılı benlik imgeleri ve nesne imgelerinin haritaları çıkarıldığına göre, bu süreç benlik ve nesnenin farklılaşmasına ve ego sınırlarının kesinleşmesine katkıda bulunur. Bu zamanla algı ve bellek aygıtlarını daha da fazla organize ve entegre eder. Böylece hem nesne hem de herhangi bir etkileşim içindeki benlik hakkında gittikçe artan karmaşıklıkta bilgi içerir.
Özdeşleşme içe almanın daha üst seviyesinde bir şeklidir ve ancak çocuğun algılama ve düşünsel becerileri, kişiler arası interaksiyonun rol yönünü tanıyabilecek noktaya eriştiği zaman gerçekleşebilir. Rol nesne tarafından ya da interaksiyondaki her iki katılımcı tarafından yürütülen, toplumca kabul edilmiş bir işlevi belirtir. Örneğin anne çocukla bir şey yapınca onunla yalnızca bir interaksiyona girmekle kalmaz, fakat aynı zamanda bir şekilde toplumun kabul ettiği annelik rolünü gerçekleştirir. Üstelik özdeşleşmenin duygusal unsuru içe almadakinden daha ayrıntılı ve geliştirilmiş bir niteliktedir.
Özdeşleşmeler ego aygıtına ait savunma amaçlı kullanılabilen bir büyüme mekanizması olarak düşünülür ve içe almalara benzer bir şekilde kaynaşırlar. Aslında içe almalar benzer ve ilgili özdeşleşmelerin özünü oluştururlar.

Çocuk başlangıçta daha pasif deneyimlediği kendine ait rollerini, özdeşleşmenin benlik imgesi unsurunun bir bölümü olarak öğrenir ve bir zaman geldiğinde bu rollerini yeniden canlandırabilir. Uzun dönemli depolama ve organizasyon ego kimliğinde rol gerçekleştirmesi adına tipiktir. Özdeşleşmeler çoğunlukla ilk yılın son aylarında ilk kez görünür fakat ikinci yıl içinde en gelişmiş halini alır. Çocuğun annenin davranışlarını taklit eden davranışsal tezahürleri özdeşleşmeler matrisinin göstergeleridir.

Ego kimliği içselleştirme süreçlerinin organizasyonundaki en yüksek seviyeyi temsil eder ve bu Erickson’un kavramsallaştırmasına çok yakındır. Ego kimliği, bütün içe almaların ve özdeşleşmelerin egonun sentezleyici prensibi altında kapsamlı bir organizasyonudur.

Kernberg ego kimliğinin en geniş anlamıyla nesne ilişkileri dünyasının ve hatta benliğinde en yüksek seviyedeki organizasyonu olduğunu belirtir. Bu çok karmaşık bir gelişimdir çünkü nesne ilişkileri sürekli içselleştirilirken aynı zamanda bu içselleştirilmiş nesne ilişkileri kişiden arındırılmıştır.

Normal bireyselleşme süreci, özdeşleşmelerden kısmi ve daha üstün özdeşleşmelere, iyi entegre olmuş ego kimliğinin altında olan geçiş ile belirlenir. Denilebilir ki içselleştirilmiş nesne ilişkilerinin kişiden arındırılması, bir kısmının gerçek nesnelere daha çok benzemelerine yol açacak şekilde yeniden şekillenmesi ve bireyselleşme birbiriyle yakın ilişkili süreçlerdir.

Öyleyse nesne temsilleri dünyası, dereceli olarak değişir ve çocukluk boyunca ve ileriki hayattaki anlamlı nesnelerin gerçekliğinin dışsal algılarına yakınlaşırken, hiçbir zaman çevresel dünyanın gerçek bir kopyası haline gelmez. İntra-psişik onaylama nesne temsilleri dünyasının gerçeklik prensibi, ego olgunlaşması ve büyümesinin etkileri altında yansıtma ve içe alma döngüleri yoluyla sürekli yeniden şekillenme sürecidir.
Metabolize olmamış erken dönem içe almaların kalıcılığı ileri derecede rahatsız, erken dönem nesne ilişkilerine patolojik bir saplanmanın sonucudur. Bu saplanma ayırma savunmasının patolojik gelişimi ile çok yakından ilişkilidir. Ayırma mekanizması benlik ve nesne imgelerinin entegrasyonu ve genel olarak içselleştirilmiş nesne ilişkilerinin kişiden arındırılmasına engel olur.

Temsili dünya kavramının sadece dışsal nesneler dünyasının gerçeğe yakın bir yeniden üretimi olarak kullanıldığı hatırda tutularak denilebilir ki ego kimliği, nesne ilişkileri dünyası organizasyonunun en yüksek seviyesidir. Bir yandan temsili dünya kavramını bir yandan da benlik kavramını kapsar.

Sk Hastalarının Tedavisinde Aktarım ve Karşı Aktarım


Kernberg’e göre sk hastalarının çoğunlukla olumsuz olan aktarımları sistematik bir şekilde şimdi ve burada yorumları ile ele alınmalıdır. Aktarım yorumlarında genetik bir rekonstrüksüyondan kaçınılmalıdır. Kernberg buna en geçerli sebeb olarak bu hastaların benlikleriyle nesnelerinin birbirleriyle yeterince farklılaşmamalarını gösterir. Bu hastalar içselleştirilmiş ilkel nesne ilişkilerinin yarattığı etkileri, bugün ilişkilerinin gerçeklerinden ayırmakta güçlüklere sahiptirler.

Kernberg’e göre sk hastalarının aktarım süreçleri harekete geçtiği zaman tipik savunmacı içerikleri hemen yorumlanmalıdır. Bu primitif savunmalar yorumlandığı zaman hastanın egosu kuvvetlendiği gibi savunmaları ortaya çıkaran yapısal şartlar farklılaşmaya başlar ve intra-psişik değişim oluşur.

Kernberg ısrarla sınır kişilik hastalarının aktarımlarında oluşan dışavurumların bloke edilmesinin üzerinde durur. Terapist hastanın terapiyi yaşamın zorluklarından kaçıp sığınacağı bir yer olarak görmesine, terapinin böyle bir olgu haline gelişini hazırlayan manipülasyonlarına izin vermemeli ve bunu cesaretlendirmemelidir. Cesaretlendirme durumu Kernberg’e göre karşı aktarımsal dışavurumdur. Çünkü böyle bir ortam ancak terapist tarafından hastanın ilkel patolojik gereksinimleri doyurulunca meydana gelir.
Hastanın en az primitif olarak görülebilecek olumlu aktarım yaşantıları yorumlanmamalıdır çünkü böylece terapötik işbirliği kuvvetlenir.

Hastanın gerçeği ve terapistin müdahalelerini çarpıtması sistemli olarak berraklaştırılmalıdır. Hastanın terapistin yorumlarını rasyonalite sınırlarında değil sihirli sözler olarak algılaması yorumla önlenmelidir.

Sk hastalarının aktarımları bir terapist için oldukça kafa karıştırıcı olabilir. Bu aktarımlar özellikle terapinin ilk aşamalarında en erken dönemdeki nesne ilişkilerinin yoğun etkisi altında çok kaotiktir, anlaşılmazdır ve boşluk içerir. Hasta zaman zaman supresyon ve çarpıtmalarla bu anlamsızlığı iyice artırır. Kernberg’e göre bu karışıklığın ana sebebi erken aktarım süreçlerinde parça nesne aktivasyonudur.

SK hastalarında aktarım, bölünmüş benlik imgelerinin ve nesne imgelerinin değişik şekillerde oluşan çok sayıda içselleştirilmiş nesne ilişkileri konfigrasyonunu yansıtır. Entegrasyon olmayınca yeterli kuvvette bir ego çekirdeği oluşmaz. Aşırı agresyona savunma amacıyla aşırı derecede idealize edilmiş bir benlik ve nesne imgeleri oluşur. İç dünya aşırı iyilik ve kötülükle bölünmüş durumdadır. Birbirinden bu kadar zıt yapıları ayıracak bir ilkel savunmaya ihtiyaç vardır. Bu da ayırmadır.

Kernberg’e göre sınır kişilik organizasyonunda uyguladığı psikoterapinin birincil amacı birbirinden ayrı tutulan benlik ve nesne temsillerini kendi içlerinde entegre etmektir. Bunu başarınca, hastaların içselleştirilmiş parça nesne ilişkilerinden kaynaklanan çarpıtmalı ve fantastik primitif aktarımı nesne ilişkilerine dönüşür. Bunu başarmak için hastalarla yıllarca haftada en az üç defa seans yapmak gerekir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kernberg’e Göre Sınır Kişilik Organizasyonu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.İbrahim SARI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.İbrahim SARI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
İbrahim SARI Fotoğraf
Dr.İbrahim SARI
İstanbul
Psikoterapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi13 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.İbrahim SARI'nın Makaleleri
► Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğu Dr.Psk.Dnş.Ayavar Cem KEÇE
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,101 uzman makalesi arasında 'Kernberg’e Göre Sınır Kişilik Organizasyonu' başlığıyla benzeşen toplam 42 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Dinamik Psikoterapi Nedir Şubat 2018
► Zor Hasta ile Psikoterapi Ağustos 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:42
Top