2007'den Bugüne 88,749 Tavsiye, 27,437 Uzman ve 19,542 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kendi Kendime Konuşuyorum, Ne Tavsiye Edersiniz?
MAKALE #22625 © Yazan Prof.Dr.Sabri EYİGÜN | Yayın YENİ Ocak 2022 | 140 Okuyucu
“Ben kendi kendime konuşuyorum, istemsizce mırıldanıyorum. Bundan nasıl kurtulurum, ne yapmam gerekir?”
Kendi kendine konuşmanın iki nedeni var. Birisi ciddi psikolojik bir rahatsızlığın sonucudur. Burada kişi, kendisinin dış dünyadan soyutlamış olup, iç aleminde kendisine bir dünya kurar. Kişi kendi kendine konuştuğunun farkında değildir, ancak yakın çevresi bunu fark eder. Kendi kendine konuşmanın bir diğer nedeni ise, stres ve kaygı faktörüne karşı kişinin geliştirdiği normal bir rahatlama yöntemine dayanır. Burada kişi durumunun farkındadır. Bazıları geliştirdikleri bu rahatlama sisteminden rahatsızdır, bazıları değildir.
Kişinin hangi sıklıkla, ne ölçüde ve ne zamandan beri kendi kendine konuştuğunun bilinmesi önemlidir. Eğer günlük hayatını sıkıntıya sokacak düzeyde değilse bundan dolayı çok fazla kaygılanmaya gerek yoktur, sakin olunmasını tavsiye edriz.
İkinci grup kendi kendine konuşmanın altında yatan psikolojik faktör, stres ve kaygıdır. Muhtemelen geçmişte yaşadığınız strese karşı böyle bir rahatlama davranışı geliştirmişsiniz. Bu da sizde bir pekiştireç görevi görmüştür. Yani her strese girdiğinizde bu yolu seçtiniz. Bu durum size iyi geldiği için de her sıkıntılı durumda otomatikman aklınıza kendi kendinize konuşmak geldi.
Anladığımız kadarıyla bir zamanlar sizi rahatlatma görevi gören bir davranış, şimdi stres faktörü olmuş ve olay bir kısır döngüye dönüşmüştür. Yani streslenince kendi kendinize konuşuyor, kendi kendinize konuşmayı kafaya taktığınız için de bu durum sizde tekrar yeni bir strese neden oluyor.
-Sözünü ettiğiniz kendi kendine konuşmanın sizi rahatsız etmesinin nedeni takıntı haline getirmiş olmanız da olabilir. Bu durum, günlük hayatınızda çok sık gerçekleşmiyorsa, bunun normal insanı bir durum olduğunu, milyonlarca insanın günlük hayatında zaman zaman bunu yaptığını kabul edin ve üzerinde fazla durmayın.
-Kendi kendine konuşmanın olumlu tarafları da vardır. Çünkü yukarıda da belirttiğimiz gibi, strese karşı kişinin geliştirdiği bir nevi kendi kendine terapi şeklidir. Bu şekilde olumlu taraflarına daha fazla nazar edip, konuya zihninizde pozitif bir anlam yüklerseniz artık sizi fazla rahatsız etmeyecektir.
-Sözünü ettiğiniz rahatsızlığı zihninizde kontrol altına alırsanız ona hakim olmanız daha da kolaylaşır. Bunun için de konuya karşı bir farkındalık oluşturun. Günlük hayatınızda ne zaman, hangi durumlarda kendi kendinize konuştuğunuzu anlamaya çalışın. Örneğin bir stres yaşadığınızda mı, canınız sıkıldığında mı, birisine öfkelendiğinizde mi, kendinizi ifade edemediğinizde mi, yalnız kaldığınızda mı konuşuyorsunuz? Veya başka bir durum karşısında mi? Bu sorunun cevabını bulduğunuz anda sorun artık sizin kontrolünüze geçecektir. Kontrolünüzde olan bir şeyin çözümü de kolay olacaktır.
-Yukarıda da belirttiğimiz gibi, kendi kendine konuşma zamanla bir alışkanlık haline gelmiştir. Bir alışkanlığı değiştirmenin en etkili yolu ise onun yerine başka bir alışkanlık koymaktır. Bu çerçevede sizi kendi kendinize konuşmaya zorlayan sıkıntıyı fark ettikten sonra, o anda rahatlamak için, kendi kendinize konuşmak yerine başka bir şey yapın. Örneğin sıkıntılarınızı yazın, birisine telefon açın, dışarı çıkın, gevşeme egzersizleri yapın, derin derin nefes alıp verin vb.
-Kendi kendine konuşma biraz da kişinin kendisini toplumdan izole etmek ve yalnız kalmasından kaynaklanır. Bunun için toplumla daha fazla temas halinde olun. Arkadaş, dost çevrenizi genişletmeye çalışın. İletişim içinde olduğunuz insan sayısını artırın, aile ve akraba ile bağlarınızı daha da güçlendirin. Sohbet ve muhabbet ortamlarına daha fazla katılmaya çalışın. Sosyalleştikçe, dost çevresi arttıkça, kendi kendinize konuşma sorunu da yavaş yavaş kaybolacaktır. Daha doğrusu sizi rahatsız etmeyecek bir seviyeye gelecektir.
-Bir davranışın kazanılması ve kişinin bir parçası olması için nasıl uzun bir zaman geçmesi gerekiyorsa, kazanılan davranışın da sönmesi için belirli bir zaman geçmesi gerekir. Bundan dolayı sabırlı olun.
-Bu konu eğer günlük hayatınızı sarsıyor ve sizi ciddi anlamda huzursuz ediyorsa mutlaka bir ruh sağlığı uzmanına başvurun.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kendi Kendime Konuşuyorum, Ne Tavsiye Edersiniz?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Prof.Dr.Sabri EYİGÜN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Prof.Dr.Sabri EYİGÜN'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Sabri EYİGÜN Fotoğraf
Prof.Dr.Sabri EYİGÜN
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Sosyolog - Edebiyat Doktoru
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Prof.Dr.Sabri EYİGÜN'ün Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,542 uzman makalesi arasında 'Kendi Kendime Konuşuyorum, Ne Tavsiye Edersiniz?' başlığıyla benzeşen toplam 42 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:19
Top