2007'den Bugüne 84,588 Tavsiye, 26,449 Uzman ve 18,836 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Meme Kanseri Sonrası Meme Rekonstrüksiyonu (Yeniden Meme Yapılması)
MAKALE #3843 © Yazan Op.Dr.Onur GÜRBÜZ | Yayın Kasım 2009 | 10,516 Okuyucu
MEME KANSERİ SONRASI MEME REKONSTRÜKSİYONU (YENİDEN MEME YAPILMASI)

Kadın için ergenliğe geçildiği andan itibaren vücut imajında gözlenen en belirgin “dişilik” sembolü olan meme, sosyal kimlik ve kişilik imajı oluşumunda da son derece önemli bir görsel öğedir. Kadının anne olmasıyla bebek ile arasındaki fiziksel bağı sağlar. Aynı zamanda cinsel hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. Meme, insanlığın her döneminde ve her sosyal sınıfta önemini yitirmeden koruyan kuvvetli bir cinsel obje olmuştur. Nitekim Anadolu’da yapılan kazılarda çıkarılan ve Neolitik Döneme ( MÖ 6500-5800 ) ait ana tanrıça Kibele figüründe de geniş kalçalarla birlikte iri göğüsler ihtişamla sergilenir. Kadının hayatındaki bütün bu önemine rağmen, kanser nedeni ile memesini kaybeden kadınların sadece % 10’unun memelerini tekrar yaptırdıkları saptanmıştır. Yapılan araştırmalarda bunun en önemli üç nedenin yeniden meme yapımı sırasında birtakım cerrahi sorunlar yaşayacaklarından korkmaları, bu iş için kendilerini yaşlı hissetmeleri ve kendilerine böyle bir seçenek tanınmamış olması olduğu saptanmıştır. Bu bölümün amacı, meme kanseri sonucunda memelerini kaybeden kadınların yeniden meme yapımı konusunda akıllarına gelebilecek soruları cevaplamaktır.
Meme kanseri, kadınlarda sık rastlanan kanserlerden bir tanesidir. Meme kanseri tanısı alan bir hastanın tedavisi için uygulanan en temel yöntem cerrahi olup, memenin bir kısmının ya da tamamının alınmasından ibarettir. Cerrahi sonrasında ek olarak kanserin derecesine göre radyoterapi ve kemoterapi de tedaviye eklenebilir.
Meme kanseri teşhisi konulduktan sonra hastadaki “endişe” duygusu yerini “korku” ya bırakır. “Kanser” kelimesi her insanda “ölüm”ü akla getirir ve hastada olduğu gibi tüm yakınlarında da ruhsal bir çöküntü yaratır. İlk tanı aşamasındaki şok hali geçtikten sonra hasta bir an önce vücudunda barınan kanserli dokudan kurtulmak isteyecektir. Ancak diğer kanserlerden farklı olarak burada kaybedilecek doku memedir. Sosyal kimlik ve kişilik imajı oluşumunda meme son derece önemli görsel bir öğedir. Kadının hayatında bu kadar önemli bir yer tutan organın kaybı hasta hangi yaşta olursa olsun önemlidir.
İlerleyen cerrahi teknikler sayesinde günümüzde memesini yitiren bir kadına yeni bir meme görünümünü kazandırmak son derece başarılı bir şekilde uygulanabilmektedir. Yeni meme yapılması hemen hemen tüm hastalara yapılabilir. Ancak birkaç istisna durum mevcuttur. Bunlar ilerlemiş hastalığa sahip olanlar, ameliyattan hemen sonra güçlü kemoterapi ve radyoterapi ihtiyacı olabilecek hastalardır. Bu hastalara kemoterapi ve radyoterapi tedavilerinden sonra yeniden meme yapılabileceği kanser ameliyatından önce genel cerrahları tarafından söylenerek hastaların geleceğe pozitif bakmaları sağlanabilir.
Ayrıca aşırı şişman hastalar, sigara içen hastalar ve kalp hastalığı ve hipertansiyon gibi yandaş bir takım hastalığı olan kişilerde bu ameliyat için diğer adaylardan biraz daha yüksek riske sahip olan hastalardır. Sigaranın damarlar üzerine olan olumsuz etkilerinden ve yara iyileşmesine olumsuz etkilerinden dolayı , şişman hastaların ve kalp hastası olan kişilerinse anestezi ile ilgili yaratabileceği sıkıntılardan dolayı risk olarak kabul edilmektedir. Bu hastalar mevcut rahatsızlıkları kontrol altına alındıktan sonra, sigarayı 3 ay bıraktıktan sonra ve belli bir oranda kilo vermeleri sağlandıktan sonra güvenle yeniden meme oluşumu sağlanabilir.
Yeniden meme yapılması ameliyatının riskleri arasında tüm ameliyatlarda gözlenen risklerden olan kanama, yara yeri enfeksiyonu gibi riskler bulunmaktadır. Ancak steril ortamda çalışma ve kanamanın ameliyat boyunca kontrol altına alınması ile bu tür riskler günümüzde en aza indirilmiş durumdadır.
Ameliyat öncesi hasta değerlendirmesi multidisipliner yaklaşımla genel cerrah, plastik cerrah ve medikal onkoloğun ekip çalışmasıyla yapılmalıdır. Hastaya hangi teknikle memenin alınması ve plastik cerrahın hastaya ne tür bir meme rekonstrüksiyonu planlayacağı hastanın mevcut sağlık durumunun ve kanserin yerleşimi, tipi ve operasyondan sonra medikal onkolog tarafından planlanabilecek radyoterapi ve kemoterapiye bağlı değişiklik gösterir. Tüm bu değişken faktörlerin ortaya konması ile ekip ortak bir karar alarak meme yapılmasının zamanına karar verir, plastik cerrah ise hangi tekniği kullanacağına karar vererek hastaya hedefler hakkında detaylı bilgi verir.
Günümüzde meme cerrahisinde geldiğimiz nokta kanserli memenin alınmasından hemen sonra yeni memenin oluşturulması olan ‘eş zamanlı meme oluşturulması’ dır. Bu yöntemle hasta memesinin alınmasının eksikliğini asla hissetmeyecektir. Çünki uyandığında yeni memesiyle yaşama devam edecektir. Ameliyat sonrası memenin kaybından doğan psikolojik stresi yaşamamış olacaktır. Ayrıca hemen yapılacak meme rekonstrüksiyonunun teknik avantajları arasında cildin esnek olması, meme altı kıvrımın korunmuş olması, dokularda yapışıklıkların olmaması bulunmaktadır. Hasta için psikolojik avantajlar yanında tek operasyonda işin bitmesi ile anesteziden doğan riskler açısından ve hastane maliyeti açısından da avantajları bulunmaktadır.
Günümüzde genel cerrahideki gelişmelerle kanserin yerine ve tipine bağlı değişmekle birlikte meme koruyucu mastektomi (memenin alınması) yapılmaktadır. Bu teknikte hastalıklı kadran ve yerine göre meme ucu ve çevresinin alınması eklenerek meme cildinin önemli ölçüde korunması sağlanabilmektedir. Plastik cerrahi açısından meme cildinin korunmasının ameliyatın zorluğu veya kolaylığıyla bir ilgisi olmamakla birlikte orijinal meme cildinin bulunmasından dolayı estetik olarak sonuç daha iyi olmaktadır. Ancak tüm meme cildinin alındığı durumda da kullanılacak olan tekniğe bağlı olarak hastanın karın, sırt, kalça bölgesi gibi alanlardan getirilecek olan deri ile yeni meme oluşumu başarı ile sağlanmaktadır.
Yeni meme oluşumu temel olarak iki basamakta yapıulmaktadır. İlk basamakta memenin oluşturulması, bundan 2-3 ay sonra meme başının (nipple) yapılmasıdır. Meme başının yapılması işlemi nispeten basit bir işlem olup lokal anestezi ile yarım saat içerisinde yapılan bir operasyondur.
Plastik cerrahide yeni meme oluşumu temel olarak iki şekilde yapılmaktadır. Birincisi hastanın kendi dokularının kullanıldığı otojen meme rekonstrüksiyonu, diğeri silikon esaslı protezlerin kullanıldığı alloplastik meme rekonstrüksiyonudur. Bazen silikon kullanılan teknikte hastanın kendi dokusuna da gereksinim duyulabilir, bu durumda otojen ve alloplastik rekonstrüksiyon birlikte yapılmaktadır.
Protezlerin kullanıldığı meme ameliyatlarının belirli endikasyonları vardır. Bu tip ameliyatı iki memenin birden alındığı durumda, tek meme alındığında karşı memenin küçük olduğu, sarkmanın çok az olduğu durumda ve hastanın genel durumunun uzunca bir ameliyata izin vermediği, hızlı bir şekilde ameliyatın bitirilmesi gerektiği durumlarda tercih edilir. Çünki protez konarak yapılan meme ameliyatı hastanın kendi dokusundan yapılan meme ameliyatına göre daha hızlı yapılır. Ancak bir takım dezavantajları mevcuttur. Bunlar arasında öncelikle bir yabancı cisim olmasından dolayı gelişebilecek dokunun reaksiyonu sonucu ileri dönemde kapsül gelişimi ile dokuda büzüşmeler, hatta konulan protezin çıkarılmasını gerektirecek kadar deformasyona neden olacak doku cevabı gözlenebilir. Çok yüksek bir oranda gözlenmemesine rağmen görülebilecek riskler arasındadır ve hastaya operasyon öncesi söylenmelidir. Diğer bir dezavantaj ise meme simetrisinin sağlanmasındaki zorluktur. Her iki memenin alınmasıyla iki memeye protez konulmasıyla son derece güzel simetri sağlanabilir. Ancak tek memeye protez yerleştirilmesi durumunda konulan protezde sarkma olmayacaktır, diğer memenin normal olan sarkmasından dolayı simetri sağlanmasında problem yaşanabilir.
Otolog meme rekonstrüksiyonu dediğimiz hastanın kendi dokusundan meme yapılmasında kullanılan yöntemler de temel olarak ikiye ayrılır. Birincisi etraftaki yakın dokulardan hazırlanan flep dediğimiz dokunun kaydırılarak meme yapılacak alana taşınmasıyla yapılan durum, ikincisi ise serbest flep olarak adlandırdığımız uzak bir bölgede hazırlanan dokunun damarları ile alınarak meme yapılacak bölgeye getirilerek o bölgedeki damarlara bağlanması ile yapılacak ameliyattır. İkinci yöntem mikrocerrahi tekniği gerektiren bir yöntem olup tamamen cerrahın deneyimine ve becerisine bağlı yapılabilen bir ameliyattır.
Etraftaki yakın dokuların kullanıldığı yöntemde doku alınan bölgeler; sırt bölgesindeki kaslar (latissimus dorsi kası), karın bölgesi kasları (TRAM kası) olup hastanın ihtiyacına göre üzerindeki ciltle birlikte hazırlanabilir ve karşı meme büyük ise simetri sağlanması amacıyla kasların altına protez yerleştirilerek iki yöntem birlikte de kullanılabilir.
Mikrocerrahi yöntem gerektirecek olan serbest doku nakillerinde doku alınan bölgeler arasında yine karın bölgesi vardır. Burada karın bölgesi kaslarına zarar verilmeden sadece karın yağlarının alınması ile meme oluşumu sağlanabilmektedir. (DİEP veya SİEP flepler). Bu yöntemde karın kaslarına ve kasları saran kılıfa zarar verilmemesinden dolayı karın bölgesinde bir zayıflık oluşmaz ve diğer teknikte (karın kaslarının alınarak yapılan meme oluşumu) ileride gözlenebilecek olan karın ön duvarı zayıflığından dolayı gözlenen fıtıklaşma görülmez. Ayrıca karın bölgesindeki yağların alınması ile hastanın karın bölgesi estetik açıdan düzelir. Ayrıca bu ameliyatta doğum sonrası karın ön duvarındaki kasları saran kılıflarda gözlenen esnemeden dolayı gözlenen karın sarkması durumuna da müdahale şansı doğmaktadır. Zayıflayan karın ön duvarındaki kasları kılıfları dikişlerle veya sentetik maddelerle (mesh denen malzemelerle) güçlendirilmektedir. (Fasya plikasyonu veya mesh ile rekonstrüksiyon).
Bu teknikte doku serbest olark meme yapılacak olan bölgeye getirildiği için etraf dokularla bir bağlantı bölgesi olmadığı için şekil vermeye daha müsait olup cerraha simetrinin sağlanması açısından çok fazla hareket kabiliyeti kazandırır. Tek hareket sınırlayıcı mevzu, dokunun besleneceği damarların bağlantı noktası olmaktadır. Meme yapılması için hazırladığımız dokularda yeterince uzun damar bulunmasından dolayı aşılması kolay bir problemdir.
Karın dokusu meme yapılmasında yukarıda anlatılan avantajlarından dolayı plastik cerrahların en çok tercih ettikleri verici alan olmaktadır. Ancak karın dokusu bazı hastalarda aşırı zayıflıktan dolayı yetersiz bulunabilri veya daha önce geçirilmiş karın bölgesi ameliyatlarından dolayı damarları kesilmiş olabilir. Kadınlarda en çok gözlediğimiz karın bölgesi ameliyatı sezaryen operasyonudur. Ancak sezaryen operasyonu bu operasyon için çoğu zaman bir risk teşkil etmemektedir ve sezaryen operasyonu geçirmiş olanlarda bu operasyon başarı ile gerçekleştirilebilmektedir. Ameliyat öncesi hazırlık döneminde doopler ultrasonoğrafi yöntemiyle radyolojik olarak daha önce karın bölgesi operasyonu geçiren hastaların damarları kontrol edilebilir. Herhangi bir nedenden dolayı karın bölgesini kullanamadığımız hastalarda kalçadaki yağların kullanılması yöntemi (SGAP flep), sırt bölgesinin kullanıldığı teknik (TAP flep), uyluk bölgesinin kullanıldığı (ALT flep) gibi alternatif verici alanlar kullanılabilir.
Serbest doku aktarımı tekniği mikrocerrahi gerektirmesinden dolayı teknik ekipman ve cerrahi yeterlilik gerektirmektedir. Bu tekniğin avantajları arasında doku alınan bölgede oluşan hasarın en aza indirilmesi, doku serbest olarak taşındığı için şekillendirilmesinin daha kolay yapılarak karşı memeye benzerliğin daha güzel sağlanması bulunmaktadır. Dezavantajları arasında ameliyatın diğer yöntemlerle kıyaslandığında 2 saat kadar daha uzun sürmesi ve nakledilen dokunun damarı ile taşınmasından doğabilecek beslenme problemleri olabilmektedir. Burada hastanın sigara bağımlılığı oldukça önemlidir, çünkü sigaranın damarlarda oluştuğu sertlik ve ameliyattan sonraki dönemde damarın kasılarak kanın akışına izin vermemesinden dolayı dokunun beslenmesinde sıkıntı yaşanabilir. Bu nedenle hastanın ameliyattan önce en az 2-3 ay sigarayı bırakması sağlanmalıdır. Diğer riskler diğer tekniklerde gözlenen risklerle aynı olup, kanama, yara enfeksiyonu gibi risklerdir.
Yeniden meme yapılması ameliyatı sonrasında hasta ortalama 4-6 gün kadar hastanede yatmaktadır. Protez ile yapılan ameliyatlardan sonra 1-2 gün içinde hastaneden çıkabilmekle birlikte hastanın kendi dokusunun kullanıldığı tekniklerde hastanede kalış süresi biraz daha uzun olmaktadır. Bunun en önde gelen nedeni ise nakledilen dokunun doktor kontrolünde ameliyat sonrası birkaç gün gözlenmesidir.
İkinci prosedür olarak meme ucunun yapılması ilk ameliyattan sonra ortalama 2-3 ay sonra yapılmaktadır. Bu dönemde hasta alacaksa kemoterapisini almakta,radyoterapisini almakta ve yapılmış olan meme bir miktar sarkarak son halini almakta, yeni yapılacak meme ucunun yeri sağlıklı olarak planlanmaktadır. Planlanan yerinde hastanın kendi dokusundan hazırlanan ufak fleplerin birbiri üzerine dikilmesi ile meme ucu oluşturulur. Bu operasyondan 3-4 hafta sonra dövme yöntemi ile meme ucunun ve etrafının rengi karşı memeyle aynı olacak şekilde yapılmaktadır. Böylece karşı meme ile oldukça benzer bir meme sağlanmış olur.
Bu ameliyat öncesi en çok merak edilen konulardan bir tanesi de ameliyat izinin nekadar ve nerede olacağıdır. Burada kullanılacak yöntem önemlidir. Genel cerrah tarafından memenin alınmasıyla genellikle meme başını da içeren iğ şeklinde koltuk altına uzanan bir doku defekti oluşur. Karından planlanan operasyonda sezaryen kesisinden yanlara doğru uzanan bir iz iç çamaşırın içerisinde kalır. Böylece en az görülen verici bölge izi sağlanmış olur. Diğer alanlar olan sırt bölgesinde ise koltuk altının arkasından sırta uzanan oblik seyirli ince bir iz, kalça bölgesinde üst kısımda oblik uzanan iç çamaşırın içerisinde kalan ince bir iz, uylukta ön dış kısımda diğerlerine oranla daha çok göze çarpan biraz daha geniş bir iz gözlenebilir. Plastik cerrahın hastaya uygun olan tekniği belirledikten sonra ameliyatta bırakacağı iz hakkında hastayı operasyon öncesi bilgilendirmesi gerekmektedir.
Diğer önemli bir nokta hastanın günlük aktivitesine ne kadar süre sonra döneceğidir. Protez operasyonunda süre bir miktar daha kısa olmakla birlikte bu konu hastaya çok bağımlı bir değişkendir. Her insanın ağrıyı algılaması farklıdır. Bu nedenden ötürü ağrıdan dolayı hareketin kısıtlı yapılacağı düşünülürse günlük aktiviteyi kazanma kişiden kişiye değişecektir. Ortalama 2-3 haftada günlük aktivitenin büyük kısmı kazanılmaktadır.
Sık sorulan sorulardan bir tanesi de operasyon sonrası ağrı durumudur. Yukarıda bahsedildiği gibi ağrı eşiği değişmekle birlikte günümüzde ağrı bilimi (algoloji) oldukça gelişmiştir. Son derece güçlü ağrı kesiciler sayesinde ameliyat sonrası dönem oldukça konforlu bir şekilde atlatılmaktadır. Gerek sürekli kontrollü verilen ilaçlarla, gerekse hastanın elindeki bir tuşa basmasıyla ağrıyı kendi algılamasıyla kontrol edebildiği cihazlar sayesinde günümüzde ameliyat sonrası ağrılar oldukça azaltılmaktadır. Hastanın ameliyat öncesi geceyi ve ameliyathane stresinin yaşamaması amacıyla ameliyat öncesi dönemde kullanılan sakinleştirici ilaçlar ile ameliayt öncesi dönem de rahat atlatılabilmektedir. Bu durumun koordinasyonunu ameliyat öncesi sizleri değerlendirecek olan anestezi doktorunuz sağlamaktadır.
Ameliyattan sonraki dönemde ne yapılacağı da soru konusudur. Dikiş materyalleri ve tekniğe bağlı olarak bazı dikişlerimiz alınmamakta, vücutta kendisi erimektedir, bir takım dikişlerin ise ameliyattan sonra ortalama 7-10 günde alınması gerekmektedir. Dikişleriniz alındıktan sonra patoloji raporlarının tamamlanıp hastalığınızın evrelendirilmesi yapıldıktan sonra kemoterapi, radyoterapi veya hormon tedavisi için onkoloji doktoru ile temas gerekmektedir.
Operasyon sonrası sık karşılaştığımız diğer bir soruda ne zaman banyo yapılacağıdır. Hijyen açısından ameliyattan sonraki birkaç gün banyo yapılamayacağından dolayı operasyon sabahı veya önceki gece hastanın banyo yapması sağlanmalıdır. Ameliyatın tipine göre değişmekle birlikte operasyon sonrası operasyon bölgesindeki biriken kanın boşaltılmasını sağlayan dren dediğimiz hortumların çekilmesi ile banyo yapılabilmektedir. Bazen protez ile yapılan operasyonlarda dren yerleştirilmeyebilir, bu durumda operasyondan 2 gün sonra banyo yapılabilir.
Sonuç olarak yeniden meme yapılandırılması kadın hayatında oldukça önemli yer kaplayan memenin kaybından sonra oldukça önemli bir durumdur. Ameliyat estetik bir operasyon olmaktan çok bir gereksinimdir. Bu nedenle her kadın yeni meme yapılması için adaydır. Yaşı, sosyoekonomik seviyesi, kültürü fark etmeksizin meme görünümünün sağlanması gerekir. Bu nedenle hasta popülasyonunun aydınlatılması gerekir. Birçok hasta operasyon öncesi plastik cerraha kendi isteğiyle gelmemektedir. Toplumumuzun bu konu hakkındaki bilgi seviyesinin arttırılması ile meme rekonstrüksiyonu oranlarında artış sağlanacağı düşüncesindeyim. Hastanın bu konuda ilk müracatının genel cerrahi olmasından dolayı genel cerrah meslektaşlarımızın konuya olan hassasiyetleri ile yeniden meme yapılması arasında çok yakın bir ilişki bulunmaktadır. Meme rekonstrüksiyonunun bir ekip işi olduğu asla unutulmamalıdır. Tanının konmasında genel cerrahideki muayene, radyoloji doktorunun mamografi ve ultrasonografik değerlendirmesi gerekmektedir. Yine ameliyat öncesi anestezi hazırlık aşaması ve ameliyatın konforlu bir şekilde devamını sağlayan, ameliyat sonrası dönemde ağrı kontrolüyle ilgilenen anestezi doktoru, kanserli memenin alınması ile koltuk altı lenf bezlerinin gerekirse temizliğini yapan genel cerrah, yeni memeyi yapan plastik cerrah, ameliyat sonrası kemoterapi veya radyoterapi verilmesi kararını alan ve kemoterapiyi düzenleyen medikal onkolog, radyoterapi alacak olan hastanın radyoterapisini veren radyasyon onkoloğu, ameliyattan sonra kolun kullanımı ile ilgili fizik tedavi programını düzenleyen fizik tedavi doktoru ile ameliyat öncesi ve sonrası hastanın duygudurumunu değerlendiren psikiyatri doktorlarının ortak çalışması gerekmektedir.
Sonuçta meme anneliğin, dişiliğin sembolüdür. Bu organın kaybı hasta hangi yaşta olursa olsun yeniden yapılmasını hak etmektedir.

Op. Dr. Onur GÜRBÜZ

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Meme Kanseri Sonrası Meme Rekonstrüksiyonu (Yeniden Meme Yapılması)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Op.Dr.Onur GÜRBÜZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Op.Dr.Onur GÜRBÜZ'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Onur GÜRBÜZ Fotoğraf
Op.Dr.Onur GÜRBÜZ
Kayseri
Doktor "Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi - Estetik"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi43 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Op.Dr.Onur GÜRBÜZ'ün Makaleleri
► Meme Kanseri Sonrası Meme Yapılması PDF Prof.Dr.Serdar ÖZTÜRK
► Meme Kanseri Sonrası Meme Ameliyatı Op.Dr.Alper BAYRAKTAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,836 uzman makalesi arasında 'Meme Kanseri Sonrası Meme Rekonstrüksiyonu (Yeniden Meme Yapılması)' başlığıyla benzeşen toplam 16 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:00
Top