2007'den Bugüne 89,485 Tavsiye, 27,604 Uzman ve 19,643 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Çocuklarda Ruhsal Travma
MAKALE #13487 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Özgür TÖNBÜL | Yayın Ekim 2014 | 5,564 Okuyucu
ÇOCUKLARDA RUHSAL TRAVMA
Travma tıp dilinde yaralanma demektir. Psikolojide kullanılan anlamı ise ruhun yaralanması, örselenmesidir. Travma kişinin ruhsal ve bedensel varlığını değişik biçimlerde sarsan ve inciten her türlü olaylar bütünüdür.
Travmatik yaşantıların sarsıcı ve incitici olmasından dolayı erken yaşlarda yaşanan travmalar, çocukların hayatını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Çocukluk çağında travmatik etkiye sahip olabilecek en önemli etkenler; cinsel istismar, ihmal, ciddi kronik bir hastalığa sahip olma, anne-baba kayıpları, ölüme tanık olma sayılabilir. Çocukların da yetişkinler gibi travmatik yaşantı sonrası tepkiler geliştirme olasılığı vardır. Travma sonrası tepkiler her ne kadar yetişkinlerle benzer özellikler gösterse de çocuklar bu tepkileri oyunlarında, rüyalarında ve korkularında daha farklı biçimlerle yaşamaktadır. Çocuklarda ruhsal travma konusunda tanı koyduracak net bir karar olmasa da çocuklar için yetişkinlerde kullanılan DSM-IV-TR’ in TSSB kategorisi kullanılmaktadır.
DSM-IV’ te TSSB tanısı koymada kullanılan kriterlere ek olarak çocuklarda travma şu şekillerde kendini gösterebilir;
1. “Aşırı korku, çaresizlik ya da dehşete düşme” belirtilerinin eş değeri olarak “dezorganize davranışlar ya da ajite davranışlar” gösterilebilir
2. Çocuklarda “travmanın sürekli olarak yeniden yaşanması” travmayı konu alan oyunların tekrar tekrar oynanması biçiminde gerçekleşebilir
3. Travmatik olayın “sık sık, sıkıntı veren biçimde rüyada görülmesi” çocuklarda içeriği tam anlaşılamayan korkunç rüyalar şeklinde kendini gösterebilir (Demir,2008)

Çocukların yaşı, gelişimsel özellikleri, sosyal çevrelerinin travmaya tepkisi, travmayı algılayış biçimlerindeki kültürel farklılıklar, travmayı anlayabilmesi ve anlamlandırabilmesi, duygularını ifade edebilme becerisi çocuklarda travma sonrası dönemin gidişini önemli ölçüde belirler. Bu dönemde özellikle sosyal çevrenin travmatik yaşantılar sonucu oluşan duyguların yaşanmasını çok abartılı ya da çok yüzeysel şekilde gerçekleştirmesi çocukların da duygularını yaşama biçimleri açısından belirleyici olmaktadır.(Alıcı,2010)
Çocuklar travmatik olaya maruz kaldıklarında gelişimsel süreçleri zarar görür ve sonraki gelişim görevlerinde sorunlar ortaya çıkabilir. Olay öncesinde ve sırasında yaşanan stres ve gerilim çocuğun başa çıkma stratejilerini ve direncini tehdit eder. Ruhsal travmalar çocukluk çağında oluştuğunda ve doğru bir biçimde ele alınmadığında etkisi daha kalıcı ve uzun süreli olabilmektedir. (Alıcı, 2010)
Motavallı (1997) makalesinde Brett’in DSM-III’ e göre TSSB tanı kategorisini çocuklar için uyarlamasını yayınlamıştır. Buna göre çocukluk çağı travmaları içine gerekli ölçütler şöyledir:
A. Olağan Dışı Bir Travmaya Maruz Kalma: Çocukluk çağında ruhsal travma yaratabilecek faktörler şöyledir:
- Kaçırılma, rehin alınma
- Cinayete, terörizme maruz kalma
- İntihara şahit olma
- Cinsel ve fiziksel istismar
- Ciddi kazalar sonucu yaralanmalar
- Yaşamı ciddi biçimde tehdit eden fiziksel hastalık
- Büyük felaketler

B. Yeniden Yaşama Fenomeni: Bu fenomen çocuğun ruhsal yaşantısındaki travma izlerini yansıtmaktadır. Tekrarlayıcı ses, görüntü ve düşünceler çocuğun dünyasına hakim olmaktadır. Küçük yaş çocuklarda travmaya ait ayrıntılar geri plandadır, yaş ilerledikçe ayrıntılar artmaktadır. Canlı anılar sıklıkla oyun ve resimlerle dile gelebilir. Çocuklarda savunma mekanizmaları yetersiz kaldığında ise travmatik rüyalar ortaya çıkabilir.

C. Psikolojik Uyuşukluk ve Kaçınma Davranışı: Çocuklarda egonun tam gelişmemesi travmatik yaşantıları daha zor tolere etmelerine yol açmaktadır. Travmatik yaşantıdan sonra çocukların duygularını ifade etmelerinde kısıtlılık görülebilir. Hatırlatıcılardan kaçmak istediklerinden travmanın gerçekleştiği mekandan geçmek istemezler. Travma sonrası günlük işlevlerinde kısıtlama ve azalma görülür, bu sadece depresif duygu durumun sonucu değildir, bir daha travmaya maruz kalmamak için genel bir inhibisyondur. Travmaya maruz kalmış çocuklarda daha fazla ebeveynlerine yapışma ve tutunma davranışı gözlemlenir.


D. Uyanıklıkta Artma: Genel felaketlerden sonra çocuklarda uyku bozuklukları görülebilmektedir. Ancak TSSB’de görülen uyku bozuklukları haftalar, aylar hatta yıllarca sürebilmektedir. Uyku bozukluklarına bağlı olarak çabuk öfkelenme, dikkatte sorunlar görülebilir. Travmaya maruz kalmış çocuklar adeta kendilerini savunmak için her zaman aşırı uyanık ve kaygılı görünürler. (Motavallı,1997)

Çocukluk çağında özellikle cinsel istismara maruz kalmak, çocukların gelişim düzeylerini olumsuz yönde etkileyebilmekte ve çocukların ileriki yaşlarda travmatik etkileri sürdürmelerinin temelini oluşturmaktadır. Çocuk yaşadığı olayı anlamlandıramamasının yanında korku duymakta, tedirgin olmaktadır. Yaşanan bu travma sürekli hale geldiğinde çocuk dissosiyasyon savunma mekanizmalarını sık kullanmaya başlayabilir. Dissosiyatif bozukluklara baktığımızda çocukluk çağı ruhsal travmalarının etkilerini görmek mümkündür.
Dünya Sağlık Örgütü 1999 yılında çocuk istismarı veya çocuğa karşı kötü muameleyi; “sorumluluk, güven ve yetenek ile ilgili genel durumunda çocuğun sağlığına, yaşamına, gelişimine ve değerine zarar verebilen, fiziksel ve/veya emosyonel kötü davranışı, ihmali, her türlü ticari çıkar için çocuğun kullanılmasını içeren davranışlar” olarak tanımlamıştır. (Ovayolu ve ark. , 2007)
Çocukluk çağı ruhsal travmaları içinde çocuk istismarı yinelenebilirliği, çocuğa genellikle en yakını tarafından yapılıyor olması, bu nedenle de tanımlanması ve tedavi edilmesi en zor olan travma şeklidir. Cinsel istismar çocuğun bir yetişkin tarafından; cinsel uyarı ve doyum için kullanılması, fuhuşa zorlanması, pornografi gibi suçlarda cinsel obje olarak kullanılmasıdır. Genital bölgeye dokunma, teşhircilik, pornografi, ırza geçmeye kadar çok geniş yelpazedeki davranışları kapsamaktadır. Cinsel istismarın mutlaka şiddet içermesi gerekmez, çocuğun rızası olup olmadığına bakılmaz. (Ovayolu ve ark. , 2007)
Çocukluk çağı cinsel istismarı genellikle tesadüfen fark edilir. Bazen fizik muayene ile fark edilebileceği gibi fark edilmeye de bilir. Çocuk cinsel istismar sırasında şiddet görmüşse ortaya çıkabilir. Ancak genellikle çocukluk çağı cinsel istismarı kimseye söylenememektedir. İstismardan bahsederken kendinde değilmiş bir arkadaşındaymış gibi olaydan bahseder. 0-3 yaş arasında yeme ve uyku bozuklukları, davranış değişiklikleri, yabancılardan korkma ve yaşına uygun olmayan cinsel oyunlarda bulunma görülebilir. 3-6 yaş arası çocuklarda bebek gibi konuşma, içe çekilme, birine yapışma, enürezis, enkoprezis, yeme ve uyku bozuklukları, agresyon, boyun eğme davranışı, sık ve devamlı cinsel oyun, mastürbasyon gözlenebilir. (Ovayolu ve ark. , 2007)
Cinsel istismara uğramış çocuklarda yüksek oranda depresyon gözlenmekte ve kurbanın benlik saygısı ciddi hasara uğramaktadır. Bu çocuklarda intihar düşünceleri ve girişimleri sık görülmektedir. Kişilerarası ilişki kurma ve sürdürme cinsel istismardan olumsuz olarak etkilenmektedir.(Taner ve Göker, 2004)
Çocuklarda ruhsal travmalara yol açan bir diğer istismar türü de fiziksel istismardır. Fiziksel istismar çocuğun kaza dışı nedenlerle yaralanması veya ailesi tarafından yeterince gözetilmemesine bağlı gelişen kazaları kapsar. Kaza dışı travmalar genellikle çocuk, anne babası tarafından cezalandırılmak istendiğinde veya anne baba kontrolünü kaybettiğinde ortaya çıkar. (Kara ve ark. , 2004)
Fiziksel istismar genellikle en yaygın rastlanan ve belirlenmesi en kolay istismar türüdür. Ülkemizde kültürel özellikler ve gelenekler, çocuğu dövme gibi istismar olarak kabul edilen davranışların toplum tarafından kabul edildiğini göstermektedir. Fiziksel istismara uğramış çocuklar sosyal işlevsellik alanında yetersizlik ve yakın ilişki kurma güçlüğü yaşamaktadır. Fiziksel istismar ve ihmale uğramış çocuklarda bilişsel yetilerde bozukluk ve akademik başarısızlığı sık rastlanılmaktadır. Madde kötüye kullanımı, kişilik bozuklukları, tehlikeli cinsel deneyimler gibi sorunların yanı sıra kaygı bozuklukları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu gibi psikiyatrik bozukluklarda görülebilmektedir. (Bahar ve ark. , 2009)
Çocuklarda görülen bir diğer istismar türü de duygusal istismardır. Duygusal istismar ve ihmal oldukça sık olmakla birlikte, fark edilmesinde, tanımlanmasında, anlaşılmasında ve yasal olarak kanıtlanmasında güçlük yaşanmaktadır. Duygusal istismar ve ihmal, çevredeki yetişkinler tarafından gerçekleştirilen, çocuğun kişiliğini zedeleyici, duygusal gelişimini engelleyici eylemler ya da eylemsizlikler olarak tanımlanır. Fiziksel ve cinsel istismar türlerinin çoğunda duygusal istismar ve ihmal de yer almaktadır. Duygusal istismar ve ihmale maruz kalmış çocuklarda birçok duygusal, davranışsal, gelişimsel ve sosyal bozukluklar ortaya çıkabilmektedir. Dışavurum ve içe atım sorunları, sosyal ilişkilerde bozukluk, kendine güvende azalma, intihar davranışı, çocukluk çağı mastürbasyonu ve başka birçok psikiyatrik bozukluk görülebilmektedir.(Taner ve Gökler, 2004)

UNICEF duygusal istismar ve ihmali çocuğun nitelik, kapasite ve arzularının sürekli kötülenmesi, sosyal ilişki ve kaynaklarla ilişkisinden sürekli yoksun bırakılması, çocuğun sürekli insan üstü güçlerle, sosyal açıdan ağır zararlar verme ya da terk etme ile tehdit edilmesi, çocuktan yaşına ve gücüne uygun olmayan taleplerde bulunulması ve çocuğun topluma aykırı düşen çocuk bakım yöntemleri ile yetiştirilmesi olarak tanımlanmıştır. Çocuğa bağırma, reddetme, aşağılama, küfretme, yalnız bırakma, korkutma, yıldırma, tehdit etme, duygusal ihtiyaçlarını karşılamama, yaşının üzerinde sorumluluklar bekleme, kardeş ayrımı yapma, değer vermeme, önemsememe, küçük düşürme, alaylı konuşma, aşırı baskı ve otorite kurma, lakap takma, bağımlı kılma ve aşırı koruma görülen duygusal istismar türleridir. (Bahar ve ark. , 2009)
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklarda Ruhsal Travma" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Özgür TÖNBÜL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Özgür TÖNBÜL'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Özgür TÖNBÜL Fotoğraf
Uzm.Psk.Dnş.Özgür TÖNBÜL
Çanakkale (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Özgür TÖNBÜL'ün Yazıları
► Ruhsal Travma Psk.Dnş.Esmanur BOLAT
► Ruhsal Travma Psk.Dnş.Özgür TÖNBÜL
► Ruhsal Travma ve Kuramlar Psk.Fuat BALSAK
► Çocuklarda ve Gençlerde Travma Psk.Eyüp TUNAHAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,643 uzman makalesi arasında 'Çocuklarda Ruhsal Travma' başlığıyla benzeşen toplam 18 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Sağlıklı Evlilik Şubat 2021
► Kişilik Bozuklukları Eylül 2016
► Kaygı Bozuklukları Mart 2016
◊ Yalnızlık Şarkıları Mayıs 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:56
Top